Güney Lübnan'daki savaş İran'ın silahlarını kesme girişiminden onları etkisiz hale getirme girişimine doğru ilerliyor

Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)
Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)
TT

Güney Lübnan'daki savaş İran'ın silahlarını kesme girişiminden onları etkisiz hale getirme girişimine doğru ilerliyor

Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)
Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)

Hizbullah'ın İsrail ordusuna karşı yürüttüğü son savaş temel bir değişkeni ortaya koydu. Bu değişken, gerilla savaşını takip eden bir güvenlik savaş sisteminden, İsrail ordusunun yürüttüğü teknolojik savaşın ortasında İsrail'in Hizbullah’ın liderlerini hedef almasını sağlayan bir ‘askeri savaş sistemine’ dönüşmesidir. Hizbullah, Temmuz 2006 savaşında bulunmayan güdümlü füzeler ve diğer ağır füzelerle karşılık verirken, savaşın coğrafi sınırları içerisinde her iki taraf da sürekli olarak gerilimi artırıyor.

dılo
Demir Kubbe, Hizbullah tarafından Kiryat Shmona’ya doğru fırlatılan füzeleri engellemeye çalışıyor. (AFP)

Hizbullah'ın saldırılarını arttırması ve İsrail ordusunun Lübnan topraklarının derinliklerine operasyonlar düzenlemesi nedeniyle son haftalarda karşılıklı çatışmalar daha da şiddetlendi. Şarku’l Avsat’a konuşan emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Hizbullah'ın 2006 Temmuz Savaşı'nda bulunmayan bubi tuzaklı insansız hava araçlarını (İHA) kullanmaya odaklandığını söyledi. Aynı zamanda İHA’lar ve savaş uçaklarına karşı Hizbullah’ın hava savunma sistemleri kullandığını söyleyen el-Hilu, İsrail'in ise önceki Lübnan savaşlarında bulunmayan yapay zeka destekli modern askeri sistemleri devreye soktuğunu belirtti.

Stratejik değişimler

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, Şarku’l Avsat’a stratejik düzeydeki temel değişkeni açıkladı. Fadi Davud’a göre önceki savaş Lübnan tarafından ve Lübnan için yapılırken, son savaş Gazze'ye destek olarak adlandırıldı. Davud, aynı zamanda yoğun İHA saldırılarına atıfta bulunarak, “Bugünkü savaş ile 2006 savaşı arasında bir benzerlik var. Çünkü İsrail ve diğer orduların üzerine inşa edildiği caydırıcılık kavramı paramparça oldu” dedi.

cdukıo
Golan Tepeleri'ndeki yerel halk, Hizbullah bombardımanı sonucu çıkan yangını söndürme çalışmalarına katıldı. (AFP)

Davud’a göre savaşlardaki büyük çıkarlar temelinde 2006 savaşının amacı yeni Ortadoğu'ya hazırlık için İran'ın bölgedeki silahlarını kesmekti. Şimdiki savaşın hedefleri ise İran'ın silahlarını etkisiz hale getirmek etrafında dönüyor. Bu durum ABD’li yetkililerin pozisyonlarında açıkça görülüyor. Davud, “İsrail, 2006 yılında bir tampon bölge oluşturmak amacıyla Lübnan'a girdi. Bu bölgeyi askeri yollarla dizayn etmeyi başaramayan İsrail, bu gayesini 1701 sayılı kararla diplomatik olarak gerçekleştirdi” diyerek süreci anlattı. Ancak şimdi, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyini bombalaması sonucunda İsrail'in içinde kalan ve İsrail'in kuzeyinde yaşayanların yerlerinden edilmesine yol açan tampon bölge konusunda denklem tersine döndü. En önemli sonucun Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyinde daha büyük bir güçle ve daha etkin bir şekilde konuşlanması olacağına inanan Hizbullah, ‘varacakları herhangi bir anlaşmada ordunun bu anlaşmanın teminatı olacağını’ vurguladı.

Kullanılan silahlar

Son savaş, strateji ve taktiklerdeki gelişmenin yanı sıra, kullanılan silahların seviyesinde de değişiklikler olduğunu gösterdi. Üniversitede jeopolitik profesörü olan emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Hizbullah'ın 2006'da olduğu gibi Katyuşa roketlerini ateşlediğini söyledi. Hilu, “Temel bir değişken var. Bu da Demir Kubbe'nin varlığıyla beraber Hizbullah'ın Demir Kubbe sistemini atlatmak için onunla nasıl başa çıkacağını öğrenmesi” sözleriyle değişkeni açıkladı.

zxcdfvg
Lübnan ordusu ve UNIFIL mensupları sınır ormanlarını yakmak için kullanılan İsrail hortumlarını kaldırdı. (Rehberlik Müdürlüğü)

Mühimmatların boyutunun 2006'dakine kıyasla geliştirilmiş olması da dikkat çekicidir. Hilu, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu savaşta yeni olan şeyin Hizbullah'ın 300 ila 500 kilogram ağırlığında patlayıcı yüke sahip Burkan füzelerine sahip olması olduğunu ifade etti. Bu füzeler 250 kilogram ağırlığındaki uçak füzelerine benzer bir etkiye sahip olsa da Felak füzesi gibi değildir. Sıfırdan geliştirilmemiş başka bir füzeden yola çıkarak geliştirilmiş bir füze olan Felak füzeleri, Rus menşeili Grad füzelerinden geliştirilmiştir. Küçük platformlar kullanılarak tünellerin ortasından fırlatılan ‘107 mm’ füzelerine ek olarak bu füze 2006 yılındaki savaşta da kullanılmıştı.

Askeri taktikler

Değişiklikler askeri düzeye de yansıdı. İsrail, 2006'da niteliksel bir gelişme olan savaş uçaklarından atılan akıllı bombaların yanı sıra her türden İHA’yı da devreye soktu. Tuğgeneral Davud'a göre İsrail ordusu halen hava üstünlüğünü elinde tutuyor ama Hizbullah'ın taktiklerinde başka bir değişiklik gözlemleniyor. Davud bu değişikliği, “Hizbullah 2006 yılında halen bir ‘yeraltı direnişi’ olarak faaliyet gösteriyordu, yani operasyonları askeri değildi ve hazır olduğunu göstermiyordu. Ancak şu anda Hizbullah, Güney Lübnan'da bir güvenlik örgütü olarak değil askeri olarak faaliyet gösteriyor. İsrail'in liderlerini hedef alabilmesinin ana nedenlerinden biri de bu” ifadeleriyle açıkladı. Hizbullah'ın İHA kullandığını da sözlerine ekleyen Davud, “Hizbullah aynı zamanda İHA ve füzeler kullanıyor. Bu, sonunda stratejisini değiştirene ve yeraltı direnişi olarak çalışmaya dönene kadar saflarında büyük bir kayba yol açtı” dedi.

dfvbgrthn
Hizbullah tarafından yayınlanan ve Burkan füzelerinin fırlatılışını gösteren videodan ekran görüntüsü

İsrail, liderleri hedef alırken ‘baş kesme’ politikasını izliyor ve 2006'da benimsemiş olmasına rağmen şimdi bunu ‘ses izini takip ederek’ teknolojik olarak geliştirdi.

Bin Kornet füzesi

Hizbullah'ın 2006 yılında Kornet zırh savar füzelerini kullanmasına rağmen bu savaşta söz konusu füzelerin kullanımını yoğunlaştırdığını belirten Hilu, Hizbullah'ın bu türden yaklaşık bin füze ateşlediğini, Rus Konkurs gibi benzer Rus versiyonlarının yanı sıra yeni ve daha önce kullanılmamış olan, başında bir kamera bulunan İran yapımı Elmas güdümlü füzesini de kullandığını söyledi. Hilu, “Bu füzeler tahkimatlara, evlere ya da zırhlı araçlara karşı kullanıldığında durdurulamaz” dedi.

yjuık
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın kuzey sınırını ziyareti sırasında gösterdiği, İsrail tarafından öldürülen Hizbullah liderleri (İsrail medyası)

Bu savaşta Hizbullah tarafından kullanılan uçaksavar radarları ve füzeleri de yeni. Bunlar normal jetlere karşı etkisiz. Ancak Hizbullah tarafından fırlatılan İHA’ların yanı sıra üçü Hermes 900 İHA olmak üzere beş İHA’yı vurmayı başardı.

İsrail'in teknolojik üstünlüğü

Öte yandan Hilu'ya göre İsrail, özellikle Merkava 4 ve Tiger zırhlı personel taşıyıcılarına yerleştirilen sistemler gibi teknolojik gelişmelerin yanı sıra, Hermes 900 ve Hermes 450 İHA’lar gibi geçmişte kullanılmayan ancak günümüzde yoğun bir şekilde kullanılan yeni silahlar konusunda da üstünlük sağladı. Hilu, “Bir arabaya, eve ya da motosiklete yönlendirildiklerinde çok etkili oldukları için özel suikastlarda bu İHA’lar çok sayıda kullanıldı” dedi.

dfgbhtn
İsrail uçağının hedef alınmasının ardından Hizbullah medyası tarafından yayınlanan bir fotoğraf (Sosyal medya)

Hilu sözlerini şöyle sürdürdü: “İsrail İHA’ları artık yapay zekâ ile donatılmış durumda. Bu İHA’lar 2006 yılında bu kadar gelişmiş değildi. HIMARS füzelerine ek olarak İsrail, F-35 hayalet savaş uçaklarını da tanıttı. İsrail 2006'da sahip olmadığı bu silahlara şimdi sahip ve muhtemelen Lübnan'daki bazı hedeflere karşı kullanılacak.”

Kömürleşmiş cesetler… Ölü sayısı yaralı sayısından fazla

Güneydeki bir hastanede yaralıları ve cesetleri muayene eden bir doktor, 2006 savaşının aksine, sivil kayıpların askeri kayıplardan daha az olduğunu belirterek, Hizbullah hastanelerine nakledildikleri için askeri kayıp görmediğini kaydetti.

Adını açıklamak istemeyen doktor, “Bu savaşta şaşırtıcı olan bir başka şey de, daha önceki savaşların aksine, yaralı sayısının ölü sayısına kıyasla çok az olması. 2006'daki savaşta ölü sayısı bin 200'e ulaşırken, 5 bin yaralı ya da sakat vardı. Bugünkü savaşta ise uzun bir savaş olmasına rağmen çok az kayıp var” ifadelerini kullandı.

Doktor, incelediği cesetlerden elde ettiği verilere göre, ölülerin bedenlerinde ‘ciddi yanıklar olduğunu ve cesetlerin sağlam kaldığı Temmuz savaşının aksine, bu savaşta İsrail tarafından kullanılan gelişmiş silahlar nedeniyle ölülerin çoğunun bedenlerinin kömürleştiğini’ söyledi.



Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, Gazze ile ilgili yeni önerinin ayrıntılarına ulaştı: Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 madde

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda su temin etmeye çalışan Filistinliler (AFP)

Şarku’l Avsat, Gazze Barış Kurulu temsilcileri tarafından hazırlanan öneriye ilişkin ayrıntılara ulaştı. Söz konusu temsilciler arasında Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların yanı sıra ABD de yer alıyor. Öneri, özellikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanıyor.

‘Yol haritası’ başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamayı amaçlıyor. Belgede, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesine yönelik 15 madde yer alıyor.

Hamas’tan üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu önerinin İsrail’e de iletildiğini belirtti. Kaynak, tüm tarafların teklif hakkındaki yanıtlarının ele alınacağı toplantıların bugün Kahire’de başlayabileceğini ifade etti.

Kaynak, Hamas’ın konuya ilişkin iç istişareler yürüttüğünü söyledi, ancak sunacakları nihai tutuma dair ayrıntı vermekten kaçındı.

Diğer kaynaklar, Mladenov’un dün Mısır’a geçmeden önce İsrail’i ziyaret ederek sunulan belgeye ilişkin İsrail’in tutumu hakkında görüşmeler yapacağını bildirmişti.

Belgede, ‘Uygulamanın Doğrulanması’ adı verilen bir komitenin kurulması öngörülüyor. Söz konusu komitenin, Mladenov tarafından oluşturulacağı; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Kurulu temsilcilerinden oluşacağı belirtiliyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamakla görevli olacağı ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla destekleneceği ifade ediliyor.

sdfvfr
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov (Reuters)

Belgenin ilk maddesinde ise tüm tarafların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan kapsamlı planı eksiksiz uygulamasının önemi vurgulanıyor. Bu iki unsurun, uluslararası düzeyde mutabık kalınmış bir çerçeve oluşturduğu ve sürecin yürütülmesinde rehber alınacağı kaydediliyor. Ayrıca bunun; sivil yaşamın yeniden tesisi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden imar, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile kendi kaderini tayin hakkı ve Filistin devletine giden güvenilir bir sürecin oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belge, Hamas ve diğer Filistinli gruplar tarafından kısa süre önce dile getirilen taleplerin karşılanmasını öngörüyor. Buna göre İsrail’in, anlaşmanın ilk aşamasından kalan tüm yükümlülükleri eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirmesi şart koşuluyor. Bu sürecin, ikinci aşamaya geçilmeden önce Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından denetleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, ikinci aşamanın herhangi bir maddesine geçiş, bir önceki aşamaya ilişkin tüm yükümlülüklerin tamamlanmasına bağlı olacak. Bu süreç, komitenin gözetim ve denetimi altında yürütülecek.

Belge ayrıca, Barış Kurulu’na Gazze Şeridi’nin yönetimi, yeniden inşası ve kalkınmasının denetlenmesi için yetki verilmesini öngörüyor. Bu yetkinin, reformdan geçirilmiş bir Filistin yönetiminin sorumlulukları devralmasına kadar geçerli olacağı ve Filistin devletinin kendi kaderini tayin sürecine giden güvenilir bir yolun oluşturulmasına zemin hazırlayacağı ifade ediliyor.

Belgede, Barış Kurulu’nun ayrıca, uluslararası istikrar gücünün kurulması ve planın hedeflerinin hayata geçirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapma yetkisine sahip olacağı kaydediliyor.

Belge, Hamas veya diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi’nin yönetiminde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir rol üstlenmeyeceğini açıkça vurguluyor. Buna karşılık, sivil bakanlıklarda görev yapan mevcut çalışanların (Hamas kadroları) yasal ve adil biçimde ele alınacağı, tüm haklarına saygı gösterileceği belirtiliyor.

Belge, Gazze Şeridi’nin ‘tek otorite, tek yasa ve tek silah’ ilkesi doğrultusunda yönetilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu kapsamda, silah bulundurmanın yalnızca Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından yetkilendirilen kişilerle sınırlı olacağı, tüm silahlı grupların ise askeri faaliyetlerini durduracağı ifade ediliyor.

Ayrıca, yeni eğitilmiş polis unsurlarının mevcut polis teşkilatına entegre edileceği ve tamamının güvenlik taramasından geçirileceği belirtiliyor. Gerekli kriterleri karşılamayanlara silahsız alternatif görevler veya tazminat paketleri sunulacağı, polis envanterindeki tüm silahların ise komitenin Gazze’ye girişinin ardından onun kontrolüne devredileceği kaydediliyor.

fdv
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (DPA)

Belgede, silahların sınırlandırılması konusunun kademeli ve aşamalı bir süreçle ele alınacağı belirtiliyor. Bu sürecin, üzerinde mutabık kalınan uygulama takvimine uygun şekilde yürütüleceği; Barış Kurulu ile Uygulamanın Doğrulanması Komitesi tarafından izlenip destekleneceği ifade ediliyor.

Belgede, söz konusu sürecin Filistin liderliğinde yürütüleceği ve silahların Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne devredileceği kaydediliyor. Tüm silahlı grupların altyapının kayıt altına alınması ve silahların toplanması sürecine katılacağı, ancak silahların İsrail’e teslim edilmesinin şart koşulmadığı vurgulanıyor. Sürecin, ilgili komite tarafından denetleneceği ve izleneceği belirtiliyor.

Belgeye göre, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi; silahların kaydı, ruhsatlandırılması, iptali ve ruhsatsız silahların toplanması konusunda tek yetkili merci olacak. Bu düzenlemelerin ağırlıklı olarak bireysel silahları kapsadığı ifade ediliyor.

Ayrıca, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kademeli bir süreç içinde geri satın alma programları, yeniden entegrasyon ve sosyal destek mekanizmalarını devreye alacağı; Filistinli grupların da bu süreçte komiteyle iş birliği yapmasının beklendiği belirtiliyor.

Belgede, silahlı unsurların kişisel silahlarını teslim etmesinin, milis güçlere ait silahların teslimiyle eş zamanlı gerçekleşeceği kaydediliyor. Bunun, uygun güvenlik koşullarının sağlanması ve polisin bireysel güvenliği teminat altına alabilecek kapasiteye ulaşmasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, iç çatışma ve şiddeti önlemek amacıyla bir ‘toplumsal barış anlaşması’ imzalanacak. Bu kapsamda güç gösterileri, askeri geçit törenleri ve silahlı gösteriler yasaklanacak, ayrıca her türlü misilleme eyleminin önüne geçilecek.

Uluslararası istikrar gücünün rolüne ilişkin olarak belge, bu gücün İsrail kontrolündeki bölgeler ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kontrolündeki alanlar arasında konuşlandırılacağını belirtiyor. Söz konusu gücün polislik faaliyetlerinde bulunmayacağı, ancak silahların sınırlandırılması sürecine, insani operasyonlara destek verebileceği ve bu faaliyetlerin korunmasını sağlayabileceği ifade ediliyor.

Belgede ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi sınırlarına doğru aşamalı olarak çekilmesinin öngörüldüğü, bunun ise üzerinde mutabakata varılacak ve uygulanabilir bir takvime bağlanacağı kaydediliyor. Bu çekilmenin, silahların sınırlandırılması sürecinde kaydedilen ve doğrulanan ilerlemeye bağlı olacağı vurgulanıyor.

Belgeye göre, silahların sınırlandırıldığı bölgelerde meydana gelebilecek güvenlik ihlalleri Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi tarafından ele alınacak.

Ayrıca belge, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının, bu sürecin uygulandığı ve fiilen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yönetimi altında bulunan bölgelere inşaat malzemelerinin girişine izin verilmesiyle gerçekleştirileceğini öngörüyor.


Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
TT

Irak’ta bakanlık koltukları maratonu başladı

Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)
Ali ez-Zeydi'nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhuriyet Başkanlığını)

Irak’ta yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, nüfuz için yoğun rekabet içindeki siyasi güçler arasında bakanlık dağılımı sürecini başlattı.

Iraklı kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi İttifakı tarafından seçilen ve belirgin bir siyasi profili bulunmayan Zeydi’nin, hükümeti 30 gün içinde kurmak üzere ön görüşmelere başladığını aktardı. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a “Resmî görevlendirme yazısını aldığı andan itibaren destek görmesine rağmen bu görevi başarıyla tamamlayıp tamamlayamayacağını söylemek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynaklara göre Zeydi’nin adaylığı, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında varılan bir uzlaşının sonucu olarak ortaya çıktı.

Londra ve Paris, dün Zeydi’nin görevlendirilmesini memnuniyetle karşıladı. Ancak Amerikan kaynaklarına göre Washington, Bağdat’a yönelik tutumunu, başta grupların silahları olmak üzere temel dosyalarda ilerleme sağlanmasına bağlayarak, “kişilerin geçmişinden ziyade bu konuların çözümüne” odaklanıyor.


BM, Sudan savaşında cinsel şiddetin bir silah olarak kullanılmasının sonuçları konusunda uyardı

 Sudanlı bir kadın, Sudan'daki savaşın dördüncü yıl dönümü anısına Kenya'nın Nairobi kentinde düzenlenen bir etkinlikte pankart taşıyor, 15 Nisan 2026 (AP)
Sudanlı bir kadın, Sudan'daki savaşın dördüncü yıl dönümü anısına Kenya'nın Nairobi kentinde düzenlenen bir etkinlikte pankart taşıyor, 15 Nisan 2026 (AP)
TT

BM, Sudan savaşında cinsel şiddetin bir silah olarak kullanılmasının sonuçları konusunda uyardı

 Sudanlı bir kadın, Sudan'daki savaşın dördüncü yıl dönümü anısına Kenya'nın Nairobi kentinde düzenlenen bir etkinlikte pankart taşıyor, 15 Nisan 2026 (AP)
Sudanlı bir kadın, Sudan'daki savaşın dördüncü yıl dönümü anısına Kenya'nın Nairobi kentinde düzenlenen bir etkinlikte pankart taşıyor, 15 Nisan 2026 (AP)

Birleşmiş Milletler’e bağlı kuruluşlar ve yerel sivil toplum örgütleri, Sudan’da tecavüz ve diğer cinsel şiddet türlerinin yaygın biçimde savaş silahı olarak kullanılmasının, özellikle mağdurların ruh sağlığı üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu uyarısında bulundu.

Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren çatışmalar, on binlerce kişinin ölümüne ve yaklaşık 11 milyon insanın yerinden edilmesine yol açtı. Çatışmalarla birlikte cinsel şiddet vakalarında da keskin bir artış yaşandığı bildiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün (MSF), geçen ay yayımladığı rapordan aktardığına göre, Ocak 2024 ile Kasım 2025 arasında Kuzey ve Güney Darfur’da örgütün destek verdiği sağlık merkezlerine cinsel şiddet mağduru en az 3 bin 396 kişinin başvurdu. Kuruluş, bu suçların Sudan’daki çatışmanın “ayırt edici bir özelliği” haline geldiğini vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise mevcut verilerin “yalnızca buzdağının görünen kısmı” olduğuna dikkat çekti.

WHO’da toplumsal cinsiyete dayalı şiddet birimi sorumlusu Avni Amin, Cenevre’de BM merkezinde düzenlenen etkinlikte yaptığı açıklamada, tecavüz sonrası destek hizmetlerine erişimin son derece zor olduğunu belirtti. Amin, güvensizlik, çalışan sağlık tesislerine erişimde yaşanan zorluklar, mağdurları çevreleyen ağır damgalama ve yeterli eğitimli sağlık personeli eksikliğine dikkat çekti.

Amin, “Konuşan her bir kadına karşılık, muhtemelen sessizce acı çeken sekiz ya da dokuz kadın daha var” ifadesini kullandı.

Sudan, dünyanın en büyük iç göç dalgasını kaydetti (Reuters)Sudan, dünyanın en büyük iç göç dalgasını kaydetti (Reuters)

Hiçbir güvenlik yok

Darfur Kadınlar Çalışma Grubu’ndan Nimet Ahmedi, mağdurların toplu tecavüzler sonrası tıbbi yardım ararken karşılaştıkları korkunç koşulları anlattı. Ahmedi, bu saldırıların çoğu zaman ciddi tıbbi komplikasyonlara yol açtığını söyledi.

Darfur’da barış zamanlarında bile bu tür vakalara müdahale edebilecek az sayıda doktor bulunduğunu hatırlatan Ahmed, “Bugün neredeyse hiç yoklar” dedi.

Ahmedi, sağlık merkezlerine ulaşmak zorunda kalanların da “hiçbir güvenliğe sahip olmadığını” belirterek, hastanelerin çoğunun çatışan tarafların kontrolünde olması nedeniyle mağdurların tedavi aramaktan çekindiğini ifade etti.

Ayrıca Darfur’da bir hastaneye giren HDK mensuplarının bir sağlık çalışanını tecavüz ettikten sonra öldürdüğünü ifade etti.

Güvenlik sorunları ve insani yardım bütçelerindeki kesintiler nedeniyle uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeden çekilmesinin durumu daha da kötüleştirdiğini belirten Ahmedi, kadınların yönettiği küçük kuruluşların kaynak bulmakta zorlandığını ve “insanların hayatını kaybettiğini” söyledi.

Tecavüz korkusuyla intihar

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu İnsani Müdahale Direktörü Shoko Arakaki, cinsel şiddet mağdurlarının 72 saat içinde tıbbi bakım almasının “son derece hayati” olduğunu vurguladı.

Ancak Sudan’da ne yeterli hizmet ne de gerekli ilaçların bulunduğunu belirten Arakaki, mağdurlar için psikososyal desteğin de acil bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Arakaki, intihar oranlarının yüksek olduğuna dikkat çekerken, resmi verilere ulaşmanın zor olduğunu kaydetti. Ahmedi de özellikle Cezire eyaletinde birçok kadının tecavüze uğrama korkusuyla intihar ettiğine dair bilgilere sahip olduğunu söyledi.

WHO’dan Amin ise ruh sağlığı desteğinin sistematik biçimde entegre edilmesi gerektiğini belirterek, bu tür şiddetin hem mağdurlar hem de tanıklar üzerinde uzun vadeli etkiler bıraktığını vurguladı.

Amin, “Diğer çatışmalardan biliyoruz ki etkiler sadece uzun vadeli değil, nesilden nesile aktarılıyor. Buna hazırlıklı olmalıyız” ifadelerini kullandı.