Sudan ve açık sorular

Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nin anlatıları arasındaki farklılıklar ve savaşın uzatılması olasılığı

Doğu Nil Eyaletinde iki Hızlı Destek Kuvvetleri üyesi (AP)
Doğu Nil Eyaletinde iki Hızlı Destek Kuvvetleri üyesi (AP)
TT

Sudan ve açık sorular

Doğu Nil Eyaletinde iki Hızlı Destek Kuvvetleri üyesi (AP)
Doğu Nil Eyaletinde iki Hızlı Destek Kuvvetleri üyesi (AP)

Amani el-Tavil

Savaş sonucunda Sudan'da yaşanan sivil kayıpların boyutu ve çöllerden kaçmaya çalışanların yaşadığı insani trajedilere dair anlatılanlar, bu insani kanamayı durdurmanın olası yolları ve Sudan Devleti'nin 2000'lerde stratejik düzeyde uğradığı kritik kayıplar konusunda açık sorular dayatıyor.

Bu savaşta ve yarattığı kaosun bir sonucu olarak Sudan Silahlı Kuvvetleri, bugün Sudan'ı var eden tek kurum olması nedeniyle devletin sembolüdür. Bildiğim kadarıyla, ülkeler veya kuruluşlar tarafından resmi düzeyde bu değerlendirme üzerinde mutabık kalınmış. Buradan yola çıkarak Sudan ordusu, bölgesel ve uluslararası kabul görüyor. Sudan halkı arasında Silahlı Kuvvetleri bekleyen, insani trajedilerin devam etmesine değil, kanın durmasına katkıda bulunmasını uman geniş bir kuluçka merkezi bulunuyor. Sudan Silahlı Kuvvetlerinden ayrıca, çok sayıda kültürel ve etnik tezahürü olan büyük ölçekli bir iç savaşta, ayakta kalma veya tamamen çökme açısından devletin kendisinin karşı karşıya olduğu varoluşsal meydan okumalar ile yüzleşmeye çalışması da isteniyor.

Buradan yola çıkarak, bu yazıda ordunun ve Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) mevcut çatışmaya ilişkin anlatıları ve tezleri, savaşı durdurma isteği bağlamında siyasi tarafların anlatılara yönelik tutumu hakkında birtakım soruları gündeme getireceğiz.

 Ordunun anlatısı ve tezleri

Ordunun ilk tezi, çatışma durumunu genel olarak "anavatanı ve vatandaşı, diğer ülkelerden gelen teröristler" olarak adlandırdığı kişilerin saldırılardan korumak olarak sınıflandırıyor. Bu, ordunun düşman ile ilgili bu sınıflandırmasına bakılmaksızın henüz ulaşamadığı bir hedef. Zira HDK’nin eline geçen şehir ve bölgelerin, yüz binlerce insan için güvenli sığınak olan şehirlerde, ülke içinde ve dışında yerinden edilenlerin sayısı artıyor.

Öne sürülen tezlerden bir diğeri de ordunun karşı tarafı yok edecek bir zafere ulaşmasını sağlayacak askeri kapasitesinin bulunduğudur. Bu bağlamda ordu, silah desteği elde etmek ve özellikle Batı Afrika'dan savaşçı akışını durdurmak için liderlerinin İran, Rusya veya Afrika Sahel ülkeleri nezdindeki temaslarına güveniyor.

Ordunun tezlerinden üçüncüsü ise HDK tarafından işlenen ihlaller, soykırım suçları, vatandaşların evlerinin işgal edilmesi ile birlikte müzakere sürecine girilemeyeceğini söylüyor. Çünkü bunlardan kaynaklanan intikam duygusu devam ediyor ve ordu bunu iki konuda kullanıyor; intikam almak amacıyla savaşın sürdürülmesine tahrik etmek, ne zaman biteceği belli olmayan bir savaşta halk desteğinin ordunun etrafında birleşmesini sağlamak.

Sudanlı çocuklar, ordu ile HDK arasında devam eden savaş nedeniyle yetersiz beslenme sorunu yaşıyor (AP)Sudanlı çocuklar, ordu ile HDK arasında devam eden savaş nedeniyle yetersiz beslenme sorunu yaşıyor (AP)

Eski rejime ait kesimler

İttifaklar ve siyasi kuluçka merkezleri açısından ordunun müttefikleri arasında eski rejimin bazı kesimleri bulunuyor ve bunların öncüsü, Ulusal İslami Cephe’ye bağlı silahlı gruplardır. Tüm çelişkileri, anlaşmazlıkları ve halihazırda geri çekilmiş kesimleriyle eski rejimin iktidar partisi Ulusal Kongre Partisi'ne bağlı hiziplere ek olarak, Darfur'daki silahlı gruplar da var. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre son gruplar askeri rollerine ek olarak, Sudan’da siyasal İslam’a bağlı gruplara karşı gerekli dengeyi sağlamakla bağlantılı siyasi işlevler de yerine getiriyorlar.

Bize öyle geliyor ki, gerek tezleri gerekse ittifakları açısından ordunun şu anda karşı karşıya olduğu sorunlar iki nokta ile özetlenebilir; birinci nokta, intikam tezinin hedeflerine ulaşmada, yani insanların terk ettikleri evlerine dönmesi veya HDK’nin siyasi emellerinin kontrol altına alınması hedefinde ne kadar inandırıcı olduğudur. Zira ordu ve müttefiklerinin sahadaki mevcut askeri performansı, bırakın bölgelerine ve evlerine dönmeyi sağlama, insanlar için güvenlik ve emniyeti sağlama gücüne ilişkin hiçbir gerçekçi gösterge sunmuyor.

Paralel bir bağlamda, ordu liderlerinin dış taraflardan zamanında ve çok geç olmadan silah tedarik etme becerisinin boyutuna ilişkin de soru işaretleri bulunuyor. Ordunun, HDK’nin doğu Sudan'a ulaşmasını ve Sudan’ın yağmurlu bölgesinin tamamını kontrol etmesini engellemeye yönelik askeri hedefini yerine getirmek için bu desteğe gereksinimi var. Zira HDK’nin bahsi geçen bölgeleri ele geçirmesi ona Etiyopya üzerinden yeni bir lojistik tedarik noktası sağlayacak. Bu, HDK için arzu edilen bir hayat öpücüğü ve kendisine çeşitli noktalarda lojistik destek sağlayarak her türlü baskıdan kurtarıp, çatışmalardaki kapsamlı gücünü destekleyecek.

Silah takviyesi hesapları

Ancak ordunun silah taleplerinin İranlılar ve Ruslar tarafından karşılanması kritik dengelerle bağlantılı olduğundan, orduya silah tedarik edecek dış tarafların da hesapları var. İran, Gazze'deki çatışmayı çevreleyen mevcut denklemleri etkileyecek ve etkileşimlerinin kapsamını genişleterek bölgesel bir savaşa dönüştürebilecek şekilde Sudan ordusuna verdiği desteği genişletmek istemiyor. Ruslar, Ukrayna'daki savaşları ve Avrupa dengeleriyle meşgul. Aynı zamanda Rusya üzerindeki Batı baskısını artırmamak için Afrika bağlamındaki ihtiyaçlarını dikkatle hesaplanmış bir genişleme yoluyla karşılıyor.

HDK’nin tezleri

Öte yandan HDK’nin tezleri, anlatıları ve askeri genişlemeleri aynı zamanda liderlerinin ve destekçisi kabilelerin Sudan'ı yönetme emellerini gerçekleştirme gücünün boyutunu belirleyen soruları gündeme getiriyor. Çünkü Yeni Sudan Projesi’nin ayrıntılarına göre HDK’nin, Sudan'da demokratik dönüşümün ve eşit vatandaşlık devletinin gerçekleştirilmesine ilişkin fikirleri benimsediği tezinin, HDK’nın siyasi ve sosyal kuluçka merkezleri arasında bile inandırıcılığı yok. Zira bunların inşa ve kalkınma umutları olan spesifik bir siyasi projeden ziyade ırkçı ve intikamcı eğilimleri bulunuyor.

Askeri düzeyde HDK’nın Sudan Devleti'nin varlığını sürdürecek kurumsal anlamda orduya alternatif olma yeteneği yok denecek kadar az. Burada iki zorluk ortaya çıkıyor; birincisi, HDK liderliğinin tüm kuvvetleri askeri olarak kontrol edebilme seviyesi. İkincisi ise bu güçlerin savaş boyunca işledikleri ihlallerin boyutu. Bu ise onu Sudan'da kabile ve sosyal düzeyde büyük bir intikam birikimiyle karşı karşıya bırakıyor. Hem iç hem de dış düzeylerde HDK’nin siyasi kabul elde edememesinin temellerini atıyor.

Sonuç olarak bize öyle geliyor ki, çatışan iki tarafın anlatıları, şu anda yaşadığımız insanlık trajedileri dışında bir gerçekliğe ulaşmayı sağlayacak araçlara sahip değil. Öte yandan, her kesimden sivil taraflar, iki tarafın da herhangi bir anlatısının veya tezinin gerçekliğinin olmadığının tamamen farkında görünüyor. Ama aynı zamanda ilk adım olan ateşkes ile savaşı sonlandıracak bir yol haritasına sahip olmaktan da tamamen aciz.

Uluslararası çatışma

Şu anda önerilen, Sudanlı sivil taraflar arasında koordinasyonun sağlanmasıdır. Bunun amacı, Temmuz’un ilk haftasında savaşın ertesi günü ile ilgili bir konferans düzenlemesi beklenen Kahire'nin çabaları doğrultusunda, savaşın ertesi gününün denklemleri üzerinde anlaşmaya varmaktır. Koordinasyon çabaları, Kahire toplantısının ardından Addis Ababa ve Cenevre'de Afrika ve Avrupa Birliği tarafından düzenlenecek toplantılar tarafından rehin alınacaklar. Zira Sudan'daki barış girişimleri nasıl bölgesel çekişme ve çatışma kaynağı ise Sudan sivil güçleri arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik koordinasyon da uluslararası taraflar arasında çekişme kaynağı oluşturuyor, çünkü herkes denklemde yer almak istiyor.

Bu durumun ortasında uluslararası toplumun Sudan kriziyle Güvenlik Konseyi çerçevesinde etkileşim kurma yönünde ilerlediğini düşünüyorum. Bu ise BM Sözleşmesi’nin 7’inci maddesinin yetkisi altında kararların alınması kapısını açıyor. Benim tahminime göre, bu adımın beklenen sonuçları Sudan'daki çatışmanın sona ermesi değil, belki de hem Mali'de hem de Somali'de olduğu gibi onlarca yıl devam edecek çatışmanın yönetilmesi olacaktır. Bu, hükümet, seçkinler ve belki de halk olarak Kahire’nin direndiği bir husus. Ancak bunun için ister Tekaddum Koordinasyonu içinde ister dışında olsun, Sudanlı elitlerin en büyük kesiminin desteğine ihtiyacı var. Böylelikle savaşın uzamasını engelleme ve kıtamızda hiçbir faydasını görmediğimiz 7’inci maddenin sonuçlarından kaçınma iradeleri varsa farklı bir yol seçebilirler. Zira söz konusu madde açık sorular durumunun devam etmesine ve "bu tartışmanın kazananı kim?" sorusuna kimse cevap veremezken, ülkelerin çökmesine katkıda bulundu

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
TT

Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suriye’nin Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş’ın (Ebu Yahya) pazartesi gecesi aniden ayrılıp Dera iline doğru yola çıkmasının ardından, Suriyeli resmi bir kaynak, bu ayrılmanın ardından Cebel el-Arab'da Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri'nin kontrolündeki bölgelerden kaçanların olacağı tahminini açıkladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Suveyda Medya Müdürlüğü Medya İlişkileri Birimi'nden Kuteybe Azzam, Emir Hasan el-Atraş'ın şu anda Şam'da olduğunu ve önde gelen bir figür olarak ‘birçok gerçeği açıklığa kavuşturabileceğini ve Cebel el-Arab'da dengeleri değiştirebileceğini’ söyledi.

Azzam, Emir Hasan'ın ayrılmasını sağlayan taraftan bahsetmedi. Ancak Suveyda'nın Suriye devletinin kontrolü dışındaki bölgelerde izlenen politika nedeniyle geniş çaplı bir kaosa tanık olduğunu belirten Azzam, “Silahlar, suikastlar ve kaçırmalar yoluyla ulusal sesleri sindirme, şantaj ve susturma politikası izleniyor” diye ekledi.

dfvbdf
Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş (İnternet siteleri)

Öte yandan, Suveyda şehrinde ikamet eden Dürzi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a, ‘Emir Hasan'ın akrabalarının kendileriyle yaptıkları görüşmede, onun pazartesi günü evinden ayrıldığını, beraberindekilerin kendisine eşlik ettiğini ve daha sonra eve dönmediğini’ söylediklerini aktardı.

Edinilen bilgilere göre Dera kırsalından biri Emir Hasan’ı ağırladı ve Şam'a ulaşmasını sağladı.

Dürzi kaynaklar, Suriye hükümetiyle temas halinde olan isimsiz bir kişiden söz ederek, ‘Emir Hasan'ın ayrılmasının, Suveyda'daki krizi çözmek için yeni bir planın parçası olduğunu’ söylediler.

Suriye'nin güneyindeki Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Suveyda ilinden haberler yayınlayan internet siteleri, ‘Suveyda’nın önde gelen isimlerinden Emir Hasan el-Atraş’ın, ilin güneybatı kırsalından güvenli bir şekilde beraberindekilerin eşliğinde Dera’ya ulaştığını’ bildirdi.

sdcds
Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş ve Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri’nin Suveyda’da birlikte çekilmiş bir arşiv fotoğrafı

Aynı haber siteleri, Emir Hasan’ın Suveyda’dan çıkışını sağlayan taraf hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Aynı zamanda, olanları “Suveyda'da bu kadar önemli bir sosyal figürün dahil olduğu bir emsal” olarak nitelendirdiler. Emir Hasan, Atraş ailesinin geleneksel liderlerinden biri olarak kabul ediliyor ve yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan el-Atraş’ın Suveyda'dan, Şeyh Hicri ve ona bağlı Dürzi bir paramiliter grup Ulusal Muhafızlar, Dar 'Arra’nın bulunduğu Arra köyü de dahil olmak üzere Suveyda'nın büyük bir bölümünü kontrol ettiği bir dönemde ayrıldı. Bu gelişme, İsrail'in desteğiyle, Suveyda’da sözde ‘Başan Devleti’nin kurulması çabaları çerçevesinde Şeyh Hicri’nin, Şam'ın geçtiğimiz eylül ayında Suveyda krizini çözmek için ABD ve Ürdün’ün desteğiyle açıkladığı ‘yol haritasını’ ve Suveyda Valisi Mustafa Bakur tarafından daha sonra başlatılan çözüm girişimlerini reddetmesinin ardından yaşandı.

vcdv
Emir Hasan el-Atraş ile Suveyda Valisi Mustafa Bakur görüşmesinden bir kare, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suveyda’dan Dürzi kaynaklar, görüşmeleri sırasında Emir Hasan'ın ayrılmasının, Dar ’Arra’nın tarihi olarak Cebel el-Arab'da karar alma merkezi olması nedeniyle Şeyn Hicri'nin kontrolündeki bölgelerdeki statükoyu etkileyebileceğini belirttiler. Ayrıca tarihi olarak Suveyda'da siyasi liderliği temsil ederken, Şeyh Hicri Dürzilerin dini liderliğini temsil ediyor. Ancak bu, siyasi liderlikten daha düşük bir rütbe.

Kaynaklar, Dar ‘Arra’nın son derece sembolik bir yer ve Emir Hasan’ın da yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir figür olduğunu, ancak Suveyda’yı terk ettiğini, eğer bir açıklama yaparsa, kamuoyunda tanınan bir kişi olduğu için birçok gerçeği ortaya çıkarabileceğini ve dengeleri değiştirebileceğini söylediler. Suveyda'da büyük bir sosyal konuma sahip olan Emir Hasan, 1920'lerde Fransız sömürgeciliğine karşı Büyük Suriye Devrimi'nin lideri Sultan Paşa el-Atraş’ın torunu olduğundan Suveyda’nın yerel sosyal ve siyasi sahnesinde önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan, 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye liderliğine ve hükümetine açıkça destek verdi.

vcfv df
Emir Hasan el-Atraş'ın, en önde gelen Dürzi siyasi figürlerden biri olan dedesi Sultan Paşa el-Atraş'ın tablosunun yanında çektiği bir fotoğraf (İnternet siteleri)

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda’da geçtiğimiz yıl temmuz ayı ortalarında krizin patlak vermesiyle, çatışmaların sona ermesi ve insanların çatışmaya sürüklenmemesi çağrısında bulunarak, herkesi tatmin edecek bir çözüme ulaşmak için devlet, dini liderler ve bölgedeki önde gelen şahsiyetlerle iletişim kurulması gerektiğini vurguladı.

Şeyh Hicri ise Suriye'deki yeni rejime karşı çıkan bir lider olarak ortaya çıkıp Suveyda'daki bölgelerin kontrolünü ele geçirdiğinden beri, nüfuz alanındaki karar alma sürecini tekelleştirmeye çalışarak diğer Dürzi dini otoriteler (Şeyh Yusuf Cerbu ve Hamud el-Hanavi) ile kültürel ve entelektüel seçkin isimleri ötekileştirdi.

Dürzi kaynaklar, Dar ‘Arra'nın sembolik ve tarihi olarak Şeyh Hicri'nin ikamet ettiği ve Dürzi topluluğunun manevi merkezi olarak kabul edilen Dar Kanavat'tan daha yüksek bir otorite ve statüye sahip olduğunu belirtti.

Öte yandan Şeyh Hicri'nin destekçileri, Emir Hasan el-Atraş'ın Cebel el-Arab’tan ayrılışının ve Şam'a sığınmasının önemini küçümsedi. Gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilere göre Emir Hasan’a yönelik saldırı, bu konunun proje için ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Emir Hasan'ın Cebel el-Arab'dan ayrılırken, Suveyda İç Güvenlik Şefi Suleyman Abdulbaki Facebook hesabında, Suriye iç güvenlik güçlerinin ‘yakında’ Suveyda'ya gireceğini duyurdu ve operasyonun amacının ‘yok etmek değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve şehri korumak’ olduğunu açıkladı.


Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.