Tüccarlar, Suriye’den gelen meyve kamyonlarının Ürdün'e girişinin engellendiğini söylüyor

Kaynaklar, Amman ile Şam arasında dolaylı mesajlardan bahsediyor.

 Captagon kaçakçılığını önlemek için yoğun aramaların yapıldığı Suriye ile Ürdün arasındaki Cabir Sınır Kapısı’nda bekleyen kamyonlar. (arşiv – Getty Images)
Captagon kaçakçılığını önlemek için yoğun aramaların yapıldığı Suriye ile Ürdün arasındaki Cabir Sınır Kapısı’nda bekleyen kamyonlar. (arşiv – Getty Images)
TT

Tüccarlar, Suriye’den gelen meyve kamyonlarının Ürdün'e girişinin engellendiğini söylüyor

 Captagon kaçakçılığını önlemek için yoğun aramaların yapıldığı Suriye ile Ürdün arasındaki Cabir Sınır Kapısı’nda bekleyen kamyonlar. (arşiv – Getty Images)
Captagon kaçakçılığını önlemek için yoğun aramaların yapıldığı Suriye ile Ürdün arasındaki Cabir Sınır Kapısı’nda bekleyen kamyonlar. (arşiv – Getty Images)

Şam'da yaz meyve ve sebzelerinin fiyatlarındaki düşüş, çoğu yüksek fiyatları nedeniyle son iki aydır bunları yemekten mahrum kalan Suriyeliler için bir bilmece oldu. Sezon başında bir kilo şeftali 75 bin Suriye lirasından satılırken, son zamanlarda 20 bin liraya, kiraz ise yaklaşık 50 bin liradan 12 bin liraya düşerek üretim maliyetinin altına indi.

Şam’daki Şeyh Muhyiddin meyve ve sebze pazarı (arşiv - AP) Şam’daki Şeyh Muhyiddin meyve ve sebze pazarı (Arşiv - AP)

Yerel basında yer alan haberlere göre bunun nedeni, ihracatın askıya alınmasından kaynaklanan arz fazlası ve son günlerdeki yüksek sıcaklıklar. El-Hal Pazar Komitesi üyesi Muhammed el-Akkad, Ürdün'ün, Suriye'den Ürdün'e ihraç edilen meyveleri taşıyan soğutuculu kamyonların girişini günde 150 araçtan 25 araca düşürerek engellediğini ve bu konuda Ürdün'ün açık bir kararı ya da talimatı olmadığını belirtti.

El-Akkad, yerel Şam FM radyosuna yaptığı açıklamada, şu anda meyve-sebze ihraç edildiğini ve Suriye araçlarının (soğutuculu kamyon) Ürdün topraklarına girişini engelleyen bir karar olmadığını belirterek, konunun ‘Ürdün tarafının engellemesinden başka bir şey olmadığını’ öne sürdü. “Suriye’den gelen araçlar, Ürdün'e girişlerine izin verilmeden önce 10 güne kadar Ürdün sınırında bekletiliyor ve bu süre zarfında mallar zarar görmüş oluyor” diyen el-Akkad, bir ihracatçının mallarının girişini hızlandırmak istemesi halinde, 25 milyon liraya kadar bir maliyetle malları Ürdün'e taşıyabileceğini kaydetti.

Suriye-Ürdün sınırındaki çiftliklerde saklanan büyük miktarda esrarın Suriye güvenlik birimleri tarafından paylaşılan fotoğrafı

Suriye-Ürdün sınırındaki çiftliklerde saklanan büyük miktarda esrarın Suriye güvenlik birimleri tarafından paylaşılan fotoğrafı

Şam'daki kaynaklar, Ürdün'ün Suriye'ye ait meyve kamyonlarını engellediğine dair haberleri, Ürdün'ün Suriye tarafına, Ürdün'ü endişelendiren uyuşturucu kaçakçılığı dosyasıyla ciddi bir şekilde ilgilenmesi için verdiği dolaylı bir mesaj olarak değerlendirirken, Şam'ın da Ürdün'e giden uyuşturucu sevkiyatlarına el koyduğunu duyurarak, bu konudaki ciddiyetini teyit ettiğini belirtti.

Kaynaklar, Amman ve Şam'ın doğrudan bir çatışmayı önlemek için ‘dolaylı mesajlar’ yöntemini kullandığını ifade etti. Amman’da, Şam'ın bu dosyada gerekli çabayı göstermediği inancı hâkim. Şam ise sınırda konuşlanmış kaçakçılık şebekelerinin faaliyetleri üzerinde tam bir kontrolü olmadığını söylüyor.

Suriye-Ürdün ilişkileri, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Hizbullah ve Suriye askeri ve güvenlik güçlerine bağlı milislerin bu ticarete karıştığı yönündeki suçlamalar nedeniyle uyuşturucu kaçakçılığı konusunda zaman zaman gerilime tanık oluyor. Ancak yerel kaynaklar, Dera ve Suveyda vilayetlerinin güney sınır bölgelerinde yüzlerce Bedevi'nin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını, kötüleşen ekonomik durum ve Bedevi topluluklarının hükümet tarafından marjinalleştirilmesi göz önüne alındığında,bunun gençler için cazip bir geçim kaynağı olduğunu belirtiyor.

Şam, geçtiğimiz pazar günü, Suriye-Ürdün sınırındaki çiftliklerde saklanmış ‘büyük miktarda’ esrar ele geçirildiğini duyurdu. Bir ton olduğu tahmin edilen esrarın, ‘eş-Şeyah bölgesindeki bir çöplükte gizlendiğini’ belirten devlet medyası, çöplüğün ‘uyuşturucu toplama merkezi olarak kullanıldığını’ yazdı.

Suriye'den uyuşturucu taşıyan bir insansız hava aracı, Temmuz 2023'te Ürdün ordusu tarafından düşürüldü. (Reuters)Suriye'den uyuşturucu taşıyan bir insansız hava aracı, Temmuz 2023'te Ürdün ordusu tarafından düşürüldü. (Reuters)

Şam'ın açıklaması, Ürdün ordusunun Suriye'den gelen büyük miktarda uyuşturucu maddeyi ülkeye sokma girişimini engellemesinden birkaç gün sonra geldi. Kaçakçılarla çıkan çatışmalarda kaçakçılardan biri ölürken diğerleri yaralandı. Yaralılar, Suriye topraklarına geri çekildi. Operasyonla ilgili bir açıklama yapan Ürdün ordusu, ‘Ürdün'ün ulusal güvenliğine müdahale etme cüretini gösteren herkesi vurmak için tüm imkân ve kapasitelerini kullandıklarını’ duyurdu. Daha önce Ürdün, 5 Haziran'da komşu ülkelere gitmekte olan 9,5 milyon Captagon hapı ve 143 kilogram esrar kaçakçılığını engellemiş ve bölgesel uyuşturucu kaçakçılığı şebekeleriyle bağlantılı iki çetenin üyelerini tutuklamıştı.

Mayıs 2023'te düzenlenen Suriye konulu Amman istişare toplantısı (Reuters) Mayıs 2023'te düzenlenen Suriye konulu Amman istişare toplantısı (Reuters)

Ürdün, Arap Birliği Temas Komitesi aracılığıyla Suriye tarafını kendisine yönelik uyuşturucu akışını engellemek için ciddi bir şekilde çalışmak zorunda bırakacak formüle ulaşılması için baskı yapıyor. Zira uyuşturucu dosyası, mültecilerin geri dönüşü ve Suriye'de siyasi bir çözüme ulaşılması için Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının uygulanması ile birlikte Arapların Şam ile yürüttüğü müzakerelerin temelini oluşturuyor.

Arap Birliği Temas Komitesi, Amman (Mayıs 2023) ve Cidde (Nisan 2023) bildirileri ile Arap Birliği'nin Şam'ı Birliğe geri döndürme kararı temelinde, BM'nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda Suriye'de çözüme yönelik adımlar atılması çerçevesinde oluşturuldu.



Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
TT

Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad, ABD Başkanı Donald Trump ile bölgesel durumdaki son gelişmeleri, özellikle de ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşması ve bu anlaşmanın pekiştirilmesine yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Şarku’l Avsat’ın QNA’dan aktardığına göre Şeyh Temim'in dün Başkan Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde iki taraf, durumun deniz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini ele aldı.

Katar Emiri, gerilimlerin azaltılması ve barışçıl çözümlerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, ülkesinin bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya katkıda bulunan Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklemek için bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyonunu sürdürdüğünü teyit etti.


Şara: Suriye, Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’ya bağlayan ‘güvenli bir koridor’

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
TT

Şara: Suriye, Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’ya bağlayan ‘güvenli bir koridor’

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) liderleri ile bölgesel ortakların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) başkenti Lefkoşa’da gerçekleştirdiği toplantının, geleneksel iş birliği çerçevelerini aşan yeni bir jeopolitik gerçekliği pekiştiren siyasi ve stratejik bir olgunluk anını temsil ettiğini belirtti. Şara, bu kapsamda ‘Dört Deniz Girişimi’ ve ‘Dokuz Koridor’ projelerini gündeme getirerek, Suriye’nin Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın merkezine bağlayan alternatif ve güvenli bir hat olabileceğini ifade etti.

Şara, Lefkoşa’da düzenlenen AB ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, “Ortak Akdeniz kıyısında bulunmak, Avrupa kıtasının güvenliği ile bölgenin istikrarının bölünemez bir jeopolitik denge oluşturduğunu teyit etmektedir. Bu durum, ortaklık ruhu ve kolektif sorumlulukla hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır” dedi.

Bölgedeki zorluklara dikkat çeken Şara sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sorumluluğun ağırlığı, bugün bölge halklarının güvenliğini ve toplumsal yapısını etkileyen ciddi tehditler karşısında daha da belirgin hale gelmektedir. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ticaret açısından büyük bir risk teşkil etmektedir. Bu da bizi, bölgemizin içinden yeni bir strateji geliştirmeyi gerektiren tarihî dönüm noktasıyla karşı karşıya bırakmaktadır.”

Avrupa ile Suriye arasındaki karşılıklı ihtiyaca da değinen Şara, Avrupa’nın Suriye’ye, Suriye’nin de Avrupa’ya ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Avrupa-Arap-Akdeniz ortaklığı, enerji akışlarının sürdürülebilirliği ve küresel tedarik güvenliğinin sağlanması açısından kaçınılmaz bir yol ve güvenli bir liman haline gelmiştir” ifadesini kullandı.

 Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısında hatıra fotoğrafı çekilmeden önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile sohbet ediyor. (EPA)Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısında hatıra fotoğrafı çekilmeden önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile sohbet ediyor. (EPA)

Şara, İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik ihlalleri konusunda uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Şara, kara operasyonları, hava saldırıları ve Suriye toprakları ile hava sahasını neredeyse günlük olarak hedef alan ihlallerin, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na ve uluslararası hukukun temel kurallarına açıkça aykırı olduğunu belirtti. Bu saldırıların yalnızca Suriye’nin güvenliğini değil, aynı zamanda toparlanma ve yeniden inşa sürecini de hedef aldığını, bölgesel istikrarı zedelediğini ifade etti.

Şara, Avrupa ile ortaklığın temelini oluşturan bu istikrarın korunması için Avrupa tarafının net bir tutum sergilemesi gerektiğini belirterek, “Avrupalı ortakların Suriye’nin güvenliği ve istikrarına bağlılığı, İsrail’i saldırıları derhâl durdurmaya zorlayacak kararlı bir duruş gerektirir. Çünkü bugün başlatılan sürecin korunması, üzerinde yükseldiği toprağın korunmasıyla başlar” dedi.

Suriye’nin geçmişte diğer aktörlerin çatışma alanı olduğunu hatırlatan Şara, ülkesinin artık halkı ve kurumlarının iradesiyle bir güven köprüsü ve çözümün temel unsuru olmayı seçtiğini söyledi. Şara, “Coğrafya kaderimiz, ortaklık ise tercihimizdir. Bu doğrultuda, Akdeniz ve Körfez’deki ortaklarımızın hizmetine sunduğumuz ‘Dört Deniz Girişimi’ ve ‘Dokuz Koridor’, Suriye’yi Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın merkezine bağlayan alternatif ve güvenli bir hat haline getirmektedir” ifadelerini kullandı.

Lefkoşa’daki temasların ardından yaptığı açıklamada, elde edilen sonuçların 11 Mayıs’ta Brüksel’de düzenlenecek daha kapsamlı toplantıya zemin hazırladığını belirten Şara sözlerine şöyle devam etti: “Bugün elde ettiğimiz ilerleme, Brüksel’de gerçekleştirilecek üst düzey Suriye-Avrupa siyasi diyaloğunun güçlü bir başlangıcı. Önümüzde yoğun geçecek 17 gün bulunuyor. Bu süreçte Suriye’nin, Avrupa’nın geleceğinin inşasına katkı sunan stratejik bir ortak olarak konumunu pekiştirmek için kararlılıkla çalışacağız.”

Şarku'l Avsat'ın edindiğii bilgiye göre Şara, AB ve bölgesel ortakların Lefkoşa’da düzenlenen gayriresmi toplantısına, GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın davetiyle katıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, bölgesel istikrarın güçlendirilmesi ve ortak tehditlerle mücadele için uluslararası koordinasyonun artırılması gerektiğini vurguladı.


Lübnan'daki ateşkes, İsrail ve Hizbullah arasında bir sınavla karşı karşıya

İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
TT

Lübnan'daki ateşkes, İsrail ve Hizbullah arasında bir sınavla karşı karşıya

İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)

Güney Lübnan’da üç hafta daha uzatılan ateşkes, İsrail ile Hizbullah arasında sınanmaya başladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah’ı İsrail’in Lübnan’la bir barış anlaşmasına ulaşma çabalarını baltalamaya çalışmakla suçlayarak, “Her türlü tehdide karşı tam hareket özgürlüğümüzü koruyoruz” ifadesini kullandı.

Buna karşılık Hizbullah, “Herhangi bir Lübnan hedefine yönelik her İsrail saldırısı, niteliği ne olursa olsun, sahadaki koşullara göre orantılı şekilde karşılık verme hakkını direnişe tanır” açıklamasında bulundu.

Bu arada, “Şarku’l Avsat”ın edindiği bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yetkilileri, geçen hafta ön görüşmelerin ilk turunun sonunda ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan mutabakatları “genişletmeye” yönelik yeni bir belge hazırlamaya başladı. Söz konusu belgenin, Lübnan ve İsrail hükümetlerinin barış anlaşmasına ulaşmak için atması gereken “uygulama adımlarına ilişkin bir yol haritası”nın oluşturulmasına zemin hazırlaması hedefleniyor.