Savaştan sonra Gazze: Beş senaryo

Filistin’in aydın ve nüfuz sahibi tarafları çeşitli nedenlerle savaş sonrasına dair tartışmada yer almadı

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera
TT

Savaştan sonra Gazze: Beş senaryo

İllüstrasyon: Nash Weerasekera
İllüstrasyon: Nash Weerasekera

Nasır el-Kudva

Sorulması gereken asıl soru ‘savaşın sona ermesinden sonra Gazze Şeridi'ndeki duruma hangi çözüm uygun olur?’ sorusudur. Bu soruya verilecek doğru yanıt, bölgeyi bir bütün olarak doğruya götürecektir. -Allah korusun- yanlış bir cevap verilmesi halinde ise bu sadece Gazze Şeridi ya da Filistin davası için değil, genel olarak bölge ve belki de ötesi için büyük felaketlere yol açacaktır.

Bazı Batılı taraflar Gazze Şeridi'nde savaş sonrasını ‘ertesi gün’ olarak adlandırırken, Filistin’in aydın ve nüfuz sahibi tarafları çeşitli nedenlerle savaş sonrasına dair tartışmada yer almadı. Sorunlardan biri, çok sayıda Batılı düşünce kuruluşunun Filistin'deki ya da Gazze'dekine benzer durumlarla ilgili uzmanlığa ve bilgiye sahip oldukları iddiasıyla bu sorunun cevabın vermeye çalışmalarıdır. Şimdiye kadar bu soruyu cevaplama girişimlerinde kasıtlı bir kafa karışıklığı ya da Filistinlilerin çıkarlarını göz ardı ederek İsrail’in aptalca ve hatta pratik olmayan tutumlarını savunmak için ortak bir çaba nedeniyle umut verici ilerlemeler kaydedilemedi. Tüm bu girişimlerde, bağımsız Filistin devletini desteklemek ve bu devletin İsrail ile istikrarlı bir barışa ulaşması için gerekli olan bir Filistin ekonomik, sosyal ve siyasi yapısının kurulması ihtiyacı görmezden gelindi.

Bu makalenin kaleme alınmasındaki amaç, Gazze Şeridi'nin öncelikle fiziksel ve sosyal olarak yeniden inşa edilmesi gerektiği gibi bariz konulara değinmekten ziyade, başarısız olanlar da dahil olmak üzere çeşitli olasılıkları incelemek ve bu olasılıkların neden başarısız olduklarını göstermektir. Böylece bir dereceye kadar farklılık ve değişiklik olsa da makul ve uygulanabilir bir olasılığın önünü açmaktır. Bu hususta beş temel olasılık söz konusu. Beraberlerinde de türettikleri alt olasılıklar bulunuyor.

“Gazze Şeridi'nin şu ya da bu şekilde işgal edilmesi, sadece zamanın ruhuna ve arzulanan siyasi çözüme aykırı olduğu için değil, aynı zamanda İsrail bunu uygulamaktan aciz olduğu için de son derece aptalcadır.

İlk olasılık, İsrail’in Gazze’de çeşitli şekillerde uzun bir süre daha askeri olarak kalmaya devam etmesi ve potansiyel olarak sivil veya yerel bir Filistin yönetiminin kurulması. Bu senaryo, İsrail'in Batı Şeria'yı işgal etmesini takip eden yıllarda yaptıklarına benziyor ve Batı Şeria’da yerleşim birimleri inşa etme, buraya akın akın yerleşimci taşıma, Oslo Anlaşmalarının uygulanmasını engelleme ve anlaşmayı tam tersine çevirme girimlerini yansıtıyor. Bu çözüm, Gazze Şeridi'nin etrafında bir tampon bölge kurulması, askeri olarak kontrol edilmesini kolaylaştırmak için çapraz yollar inşa edilmesi, nüfusun zorla yerinden edilmesi ve hatta Gazze Şeridi'nde yeniden İsrail yerleşim birimlerinin inşa edilmesi gibi umutsuz ve aşırı sağcı fikirlere hizmet ediyor.

Bu olasılığın temelleri, Gazze Şeridi'nin şu ya da bu şekilde yeniden işgal edilmesine dayanıyor. Sadece zamanın ruhuna ve arzulanan siyasi çözüme aykırı olduğu için değil, aynı zamanda İsrail bunu uygulamaktan aciz olmasının yanında, özellikle savaşın devam etmesine ve işgale karşı direnişin gelişmesine yol açacağı gerçeğinden dolayı da son derece aptalcadır. Direnişin gelişmesi yoğun bir askeri varlık ve büyük bir idari çaba gerektirecektir. Gazze Şeridi'nin tamamen harap olmuş halini düzeltme konusundaki büyük ikilemden bahsetmiyorum bile. İsrail bunu sağlayamaz, zaten hiçbir şekilde yapmak istemez. Bu olasılık, hayata geçirilmesinde iş birliği yapan her Filistinli bir ajan olarak görülecek ve hayatını tehlikeye sokacaktır.

Son olarak, bu olasılık İsrail için daha ciddi iç siyasi sorunlara yol açacaktır. İsrail, Gazze Şeridi’nde sadece sınırlı bir süre kalmak istese bile bu, uluslararası toplumla ek sorunlar yaşamasına neden olacaktır. Burada neredeyse İsrail'in tüm dostlarının, ona bu olasılıktan kaçınmasını tavsiye ettiğini hatırlatmakta fayda var.

İkinci olasılık ise Gazze Şeridi'nde kanun ve düzenin korunmasından sorumlu olacak ve özellikle de Hamas'ın askeri olarak yeniden toparlanmasını engelleyecek, çok uluslu bir gücün konuşlandırılmasıdır. Buna söz konusu çok uluslu güce katılan ülkelerin siyasi hedeflerine hizmet etmesi de eşlik edebilir. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı analize göre bu çok uluslu güç, bazı Filistinli kuruluşları veya kişileri yerel bir organ oluşturmak amacıyla kullanabilir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden (BMGK) söz konusu güç için karar çıkarma girişiminde bulunulabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi pek olası değildir. Zira bu güç, BMGK tarafından yetkilendirilse bile, BM barış gücünden farklı olacaktır, çünkü BM barış gücü muharip bir güç değildir. Bu gücün oluşturulma olasılığı en iyi ihtimalle ABD'nin doğrudan katılma isteğiyle bağlantılı olacaktır ki, ABD yönetimi bunu defalarca kez göz ardı etti. Ayrıca Filistinliler ve Arap ülkeleri halklarının büyük bir kısmı bu gücü, İsrail işgalinin sulandırılmış bir biçimi olarak görecektir. Bu yüzden söz konusu güce karşı silahlı direniş ortaya çıkabilir.

“Genel seçimler yapılana kadar Gazze Şeridi’ni inşa edecek ve yönetecek bir mekanizma oluşturulması gerekiyor. Bu mekanizma Filistin Yönetimi’ne bağlı ancak yetkinlik ve yolsuzluktan arınmışlık açısından ondan farklı olmalı.

Üçüncü olasılık, Hamas’ın Gazze Şeridi'ni kontrol etmeye bir şekilde devam etmesi. Fakat İsrail'in, hatta ABD'nin ve Batılı ülkelerin buna izin vereceğini düşünmek zor. Bazı bölge ülkeleri bile bu fikri kabullenemeyebilir. Dolayısıyla bu ihtimal gerçek bir olasılık olarak görünmüyor.

Dördüncü olasılık, Filistin Yönetimi'nin dışarıdan destek alarak Gazze Şeridi'nin yönetim sorumluluklarını yeniden üstlenmesi. Bazı güvenlik birimlerinde bu olasılığa yönelik birtakım hazırlıklar yapıldığına dair sinyaller görülmeye başladı. Mevcut İsrail hükümeti, Abbas'ı Batı Şeria'da tutsa da İsrailli bazı aşırı sağcı bakanların Filistin Yönetimi’ni devirmek ve Batı Şeria'yı ilhak etmek amacıyla son zamanlarda tutumlarını değiştirmelerine rağmen bu olasılığı reddediyor. Çünkü İsrail hükümeti bunun Filistin’in varlığına ve ulusal bağımsızlık fikrine doğru atılacak büyük bir adım olacağını düşünüyor.

Bu çözüm ve belki de diğer bazı tarafların bu çözüme verdiği destek, yüzeysel olarak mantıklı görünse de iki açıdan sorunlu. Bunlardan birincisi, mevcut yetkililerin Gazze Şeridi'nde gerekli çalışmaları etkili ve kabul edilebilir bir şekilde yürütememesi. İkincisi ve en önemlisi, Hamas ve Gazze Şeridi'ndeki müttefiklerinin bu fikri kabul etmelerini hayal etmenin zor olması. Çünkü bu fikre katı bir bakış açısıyla yaklaşacaklarını ve hedeflerinin siyasi olarak bile olsa Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmak olacağını biliyorlar. Buna bir de Ramallah’taki Filistin Yönetimi'nin Filistinlilerin büyük bir kısmı tarafından kabul görmemesi ve hatta önde gelen isimlerinden nefret edilmesi ekleniyor.

Bu yüzden yukarıdaki dört temel olasılığın başarısızlıkla sonuçlanacağı neredeyse kesin olmasından dolayı, gerçekliğe ve başlıca tarafların tutumlarına hitap eden ve Gazze Şeridi'ndeki mevcut zor görevleri tamamladıktan sonra sonraki aşamalara geçmeyi kolaylaştıran beşinci bir çözüm düşünmek gerekiyor. Bu elbette sihirli bir çözüm olmayacak. Ancak bu çözüme ulaşmak için bazı önkoşullar da bulunuyor. Bunların ilki, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesi. Bu, Gazze Şeridi'nin, uluslararası toplumun ciddi bir katılım göstermesiyle yeniden inşasına olanak sağlayacaktır. Bu geri çekilmenin, rehinelerin serbest bırakılmasına olanak tanıyacak makul bir takas anlaşması gerektirdiği anlaşılıyor. İkinci olarak genel seçimler yapılana kadar Gazze Şeridi’ni inşa edecek ve yönetecek bir mekanizma oluşturulması gerekiyor. Bu mekanizma Filistin Yönetimi’ne bağlı, ancak yetkinlik ve yolsuzluktan arınmışlık açısından ondan farklı olmalı. Aynı zamanda ne Hamas'ın ne de diğer grupların doğrudan dahil olduğu, ancak Hamas'ın kendisine karşı düşmanca bir yapı olarak görmediği, yeni bir Filistin güvenlik yapısının kurulmasına yönelik adımları başlatması gereken bir mekanizma olmalı.

“Binyamin Netanyahu ve hükümetinin bir çözüme izin vermeyeceği açık. Çünkü Netanyahu savaşı kendini kurtarmak için sürdürmek istiyor. Hem o hem de hükümeti mümkün olan tek siyasi çözüme karşılar.

Üçüncü olarak geçici bir güvenlik yapısı oluşturulmalı. Tercihen Araplar yer almalı ve her halükârda geçici olmalı. Bu yapı ne Gazze Şeridi'ni yönetecek ne de idare edecek. Yalnızca Filistin mekanizmasına ve onun güvenlik yapısına yardımcı olmalı. Ön şartlarının başında ise İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi yer almalı. Bu oluşum aynı zamanda 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını ve belirli bir takvim çerçevesinde, İsrail ile birbirlerini tanımalarını öngören ve taraflarca üzerinde mutabık kalınan bir siyasi çerçeve ile bağlantılıdır.

Başka bir deyişle, bu çözüm Gazze Şeridi’ndeki daha geniş kapsamlı bir çözümle, yani Filistin ve İsrail'den oluşan iki devletin yan yana yaşamasına dayalı siyasi bir çözümle bağlantılıdır. Burada kapsamlı katılımın ve gerçek bir uygulamanın sağlanması için Gazze'nin yeniden inşasına yönelik uluslararası bir bağışçılar konferansının düzenlenmesi gerektiğini, ayrıca uluslararası toplumun, sürecin ulusal niteliğini ortadan kaldırmadan süreci takip etmesine ve incelemesine olanak tanıyacak gerekli mekanizmaları bulabileceğini de not ediyoruz.

Beşinci olasılık, yukarıdaki ilgili tüm bu hususlar, tüm gereklilikleri birbiriyle ilişkilendirme becerisi gerektiriyor. Bu nedenle büyük bir güç, ilgili taraflar arasında geniş anlayış ve tarafların bir dereceye kadar tatmin olması da buna ekleniyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin bir çözüme izin vermeyeceği açık. Çünkü Netanyahu savaşı, kendini kurtarmak için sürdürmek istiyor. Hem o hem de hükümeti mümkün olan tek siyasi çözüme karşı çıkıyorlar. Özellikle ABD Başkanı Joe Biden'ın savaşı sona erdirme ve esir takası anlaşmasına ulaşma girişimi için bizzat ağırlığını koymasının ardından neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafında Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
TT

Dürzi ileri gelenlerinden Emir Hasan el-Atraş'ın Suveyda'dan ani ayrılışı dengeleri değiştirebilir

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)
Emir Hasan el-Atraş, Suveyda Valisi Mustafa Bakur ile tokalaşırken, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suriye’nin Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş’ın (Ebu Yahya) pazartesi gecesi aniden ayrılıp Dera iline doğru yola çıkmasının ardından, Suriyeli resmi bir kaynak, bu ayrılmanın ardından Cebel el-Arab'da Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri'nin kontrolündeki bölgelerden kaçanların olacağı tahminini açıkladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Suveyda Medya Müdürlüğü Medya İlişkileri Birimi'nden Kuteybe Azzam, Emir Hasan el-Atraş'ın şu anda Şam'da olduğunu ve önde gelen bir figür olarak ‘birçok gerçeği açıklığa kavuşturabileceğini ve Cebel el-Arab'da dengeleri değiştirebileceğini’ söyledi.

Azzam, Emir Hasan'ın ayrılmasını sağlayan taraftan bahsetmedi. Ancak Suveyda'nın Suriye devletinin kontrolü dışındaki bölgelerde izlenen politika nedeniyle geniş çaplı bir kaosa tanık olduğunu belirten Azzam, “Silahlar, suikastlar ve kaçırmalar yoluyla ulusal sesleri sindirme, şantaj ve susturma politikası izleniyor” diye ekledi.

dfvbdf
Suveyda ilindeki Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş (İnternet siteleri)

Öte yandan, Suveyda şehrinde ikamet eden Dürzi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a, ‘Emir Hasan'ın akrabalarının kendileriyle yaptıkları görüşmede, onun pazartesi günü evinden ayrıldığını, beraberindekilerin kendisine eşlik ettiğini ve daha sonra eve dönmediğini’ söylediklerini aktardı.

Edinilen bilgilere göre Dera kırsalından biri Emir Hasan’ı ağırladı ve Şam'a ulaşmasını sağladı.

Dürzi kaynaklar, Suriye hükümetiyle temas halinde olan isimsiz bir kişiden söz ederek, ‘Emir Hasan'ın ayrılmasının, Suveyda'daki krizi çözmek için yeni bir planın parçası olduğunu’ söylediler.

Suriye'nin güneyindeki Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Suveyda ilinden haberler yayınlayan internet siteleri, ‘Suveyda’nın önde gelen isimlerinden Emir Hasan el-Atraş’ın, ilin güneybatı kırsalından güvenli bir şekilde beraberindekilerin eşliğinde Dera’ya ulaştığını’ bildirdi.

sdcds
Dar 'Arra Emiri Hasan el-Atraş ve Şeyh el-Akil Hikmet el-Hicri’nin Suveyda’da birlikte çekilmiş bir arşiv fotoğrafı

Aynı haber siteleri, Emir Hasan’ın Suveyda’dan çıkışını sağlayan taraf hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Aynı zamanda, olanları “Suveyda'da bu kadar önemli bir sosyal figürün dahil olduğu bir emsal” olarak nitelendirdiler. Emir Hasan, Atraş ailesinin geleneksel liderlerinden biri olarak kabul ediliyor ve yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan el-Atraş’ın Suveyda'dan, Şeyh Hicri ve ona bağlı Dürzi bir paramiliter grup Ulusal Muhafızlar, Dar 'Arra’nın bulunduğu Arra köyü de dahil olmak üzere Suveyda'nın büyük bir bölümünü kontrol ettiği bir dönemde ayrıldı. Bu gelişme, İsrail'in desteğiyle, Suveyda’da sözde ‘Başan Devleti’nin kurulması çabaları çerçevesinde Şeyh Hicri’nin, Şam'ın geçtiğimiz eylül ayında Suveyda krizini çözmek için ABD ve Ürdün’ün desteğiyle açıkladığı ‘yol haritasını’ ve Suveyda Valisi Mustafa Bakur tarafından daha sonra başlatılan çözüm girişimlerini reddetmesinin ardından yaşandı.

vcdv
Emir Hasan el-Atraş ile Suveyda Valisi Mustafa Bakur görüşmesinden bir kare, Şubat 2025 (İnternet siteleri)

Suveyda’dan Dürzi kaynaklar, görüşmeleri sırasında Emir Hasan'ın ayrılmasının, Dar ’Arra’nın tarihi olarak Cebel el-Arab'da karar alma merkezi olması nedeniyle Şeyn Hicri'nin kontrolündeki bölgelerdeki statükoyu etkileyebileceğini belirttiler. Ayrıca tarihi olarak Suveyda'da siyasi liderliği temsil ederken, Şeyh Hicri Dürzilerin dini liderliğini temsil ediyor. Ancak bu, siyasi liderlikten daha düşük bir rütbe.

Kaynaklar, Dar ‘Arra’nın son derece sembolik bir yer ve Emir Hasan’ın da yerel sosyal ve siyasi sahnede önemli bir figür olduğunu, ancak Suveyda’yı terk ettiğini, eğer bir açıklama yaparsa, kamuoyunda tanınan bir kişi olduğu için birçok gerçeği ortaya çıkarabileceğini ve dengeleri değiştirebileceğini söylediler. Suveyda'da büyük bir sosyal konuma sahip olan Emir Hasan, 1920'lerde Fransız sömürgeciliğine karşı Büyük Suriye Devrimi'nin lideri Sultan Paşa el-Atraş’ın torunu olduğundan Suveyda’nın yerel sosyal ve siyasi sahnesinde önemli bir rol oynuyor. Emir Hasan, 8 Aralık 2024 tarihinde Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye liderliğine ve hükümetine açıkça destek verdi.

vcfv df
Emir Hasan el-Atraş'ın, en önde gelen Dürzi siyasi figürlerden biri olan dedesi Sultan Paşa el-Atraş'ın tablosunun yanında çektiği bir fotoğraf (İnternet siteleri)

Emir Hasan el-Atraş, Suveyda’da geçtiğimiz yıl temmuz ayı ortalarında krizin patlak vermesiyle, çatışmaların sona ermesi ve insanların çatışmaya sürüklenmemesi çağrısında bulunarak, herkesi tatmin edecek bir çözüme ulaşmak için devlet, dini liderler ve bölgedeki önde gelen şahsiyetlerle iletişim kurulması gerektiğini vurguladı.

Şeyh Hicri ise Suriye'deki yeni rejime karşı çıkan bir lider olarak ortaya çıkıp Suveyda'daki bölgelerin kontrolünü ele geçirdiğinden beri, nüfuz alanındaki karar alma sürecini tekelleştirmeye çalışarak diğer Dürzi dini otoriteler (Şeyh Yusuf Cerbu ve Hamud el-Hanavi) ile kültürel ve entelektüel seçkin isimleri ötekileştirdi.

Dürzi kaynaklar, Dar ‘Arra'nın sembolik ve tarihi olarak Şeyh Hicri'nin ikamet ettiği ve Dürzi topluluğunun manevi merkezi olarak kabul edilen Dar Kanavat'tan daha yüksek bir otorite ve statüye sahip olduğunu belirtti.

Öte yandan Şeyh Hicri'nin destekçileri, Emir Hasan el-Atraş'ın Cebel el-Arab’tan ayrılışının ve Şam'a sığınmasının önemini küçümsedi. Gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilere göre Emir Hasan’a yönelik saldırı, bu konunun proje için ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Emir Hasan'ın Cebel el-Arab'dan ayrılırken, Suveyda İç Güvenlik Şefi Suleyman Abdulbaki Facebook hesabında, Suriye iç güvenlik güçlerinin ‘yakında’ Suveyda'ya gireceğini duyurdu ve operasyonun amacının ‘yok etmek değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve şehri korumak’ olduğunu açıkladı.


Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
TT

Gazze'de Ramazan... Yıkıntılar ve çadırlar arasında, zorlu yaşam koşulları altında yapılan süslemeler

 Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)
Ramazan ayının başlamasına saatler kala Gazze'nin Han Yunus bölgesinde ışıklar parıldıyor ve çocuklar oyun oynuyor (EPA)

Gazze Şeridi'nin merkezinde Deyr el-Belah'taki bir çadırda, aileler günlük hayatın zorluklarına rağmen Ramazan'ın neşesini korumaya çalışıyor. 11 yaşındaki Cuana ve kız kardeşi Tima, anneleri Safa el-Hasanat'ın yardımıyla, gıda yardımı kutularından kurtardıkları kartonlardan Ramazan süsleri ve kartondan bir hilalin etrafına ince kağıttan beyaz güller yaptılar.

Dört çocuk annesi el-Hasanat, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, "Gazze'de Ramazan ayını karşılamak ve atmosferini yaşamak, zorlu insani ve yaşam koşulları göz önüne alındığında ulaşılması zor bir lüks. Özellikle kışın soğuğundan veya yazın sıcağından koruyamayan harap çadırlarda yaşayan binlerce insan için fenerler, ışık vermeyen karanlık kağıt parçalarına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.Safa el-Hasanat’ın Deyr el-Belah'taki çadırında, kağıttan yapılmış hilal ve mendillerden yapılmış süslemeler.

Gazze Şeridi'ndeki savaş, haftalarca süren bombardıman ve yıkımın ardından 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesle birlikte duraklama dönemine girdi. Göreceli sakinlik, bölge sakinlerine nefes alma fırsatı verse de Şerit ciddi zorluklarla karşı karşıya olmaya devam ediyor. İnsanlar temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlık, sık sık yaşanan elektrik kesintileri ve temiz içme suyu kriziyle boğuşuyor. Bütün bunların yanı sıra, evlerin ve altyapının yıkımı günlük yaşamın zorluklarını daha da artırıyor.

Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)Han Yunus'ta elindeki fenerle Ramazan ayını karşılamaya hazırlanan bir kız çocuğu (EPA)

Gazze'de elektrik sınırlı olduğundan, çocuklar Ramazan süslemelerini çalıştırmak için küçük bir bataryaya ihtiyaç duyarken, aileler de ekonomik krizi hafifletmek için kağıt süslemeler ve mevcut malzemelerle çocuklara biraz neşe getirmeye çalışıyor.

Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık ve yüksek fiyatlar

El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef Gazze Şeridi halkı Ramazan ayını acı, kayıp ve zorluklarla karşılıyor… İsrail işgali, halka yardımın ulaşmasını engelliyor. Hayat şartları felaket durumda. Binlerce kişi işini kaybetti, işsizlik oranları arttı ve nüfusun yüzde 90'ından fazlası temel ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlara bağımlı hale geldi.”

Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)Filistinliler, Han Yunus'ta Ramazan ayını karşılamaya hazırlanırken yıkılan evlerinin kalıntıları üzerine süsler asıyor, (EPA)

Anne ayrıca Gazze'deki temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarındaki sürekli artıştan da şikayetçi. El-Hasanat şöyle diyor: “Maalesef fiyatlar hala yüksek, özellikle de halkın temel ihtiyaçları söz konusu olduğunda, hatta bu ihtiyaçlar karşılanamıyorsa bile, çünkü işgal yönetimi kasıtlı olarak şeker, yağ ve karbonhidrat gibi lüks ürünleri halkın ihtiyaç ve gereksinimlerinden uzaklaştırıp, et, sebze, önemli meyveler ve yemeklik gaz gibi temel ihtiyaç maddelerini azaltıyor. Bu nedenle, mevcut olanlar, halkın ekonomik koşulları ve sınırlı gelir kaynaklarıyla karşılaştırıldığında pahalı.”

Savaş sona erdi, ancak acılar devam ediyor

Kırklı yaşlarındaki anne, önceki yıllara kıyasla mübarek ay için yapılan hazırlıklardaki değişikliklerle ilgili olarak şunları söylüyor: “Elbette farklı. Ateşkes ilanına rağmen devam eden bombardımanlar nedeniyle çadırlar, sakinlerin güvensiz bir şekilde yaşadığı sığınak haline geldi ve ev sahiplerinin ayrılmasıyla ailelerin sofraları hüzünlendi; ayrıca sakinler, savaştan önceki her yıl olduğu gibi Ramazan'ın yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar.”

Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)Gazze'nin Han Yunus kentinde Ramazan hazırlıkları (EPA)

Al-Hasanat, Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanın bu yıl azaldığını ancak durmadığını söylüyor. Sözlerine şöyle devam ediyor: "Geçen Ramazan, İsrail'in savaşını yeniden başlatmasıyla başladı; bu savaş, öncekinden daha da yoğundu ve geçiş noktaları tamamen kapatılmıştı. Ziyaret edilebilecek mezar sayısı da farklıydı; sayılar hayal edilemezdi."

Serbest çalışan fotoğrafçı Attia Darwish (38 yaşında) da onunla aynı fikirde olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Ramazan, duygular ve koşullar açısından farklı. Savaştan önce, kuşatmaya rağmen hayat nispeten daha istikrarlıydı. Bugün Ramazan, kayıp ve sabır duygularının hakim olduğu daha derin bir insani karaktere sahip.”

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)Filistinliler, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta yıkılan evlerin arasına süsler asıyor (EPA)

Darwish, Gazze Şeridi'ndeki Ramazan geleneklerinin savaş sonrasında değiştiğini, önceliğin temel ihtiyaçların karşılanması haline geldiğini, süslemelerin ve büyük ziyafetlerin azaldığını ve konut koşulları ve yerinden edilme nedeniyle aile toplantılarının daha seyrek hale geldiğini belirtiyor.

İnsani yardıma bağımlılık

Darwish, Gazze halkının Ramazan ayını temkinli bir rahatlama ve acı karışımıyla karşıladığını gözlemliyor. Ateşkes insanlara nefes alma fırsatı verdi, ancak savaşın izleri yıkılmış evlerde, sevdiklerinin kaybında ve zor yaşam koşullarında hala mevcut. Buna rağmen, birçok kişi ayın ruhunu güçlü bir inanç ve dayanışma duygusuyla yaşamak istiyor.

Darwish şöyle devam ediyor: “Durum hâlâ zor; ailelerin büyük bir yüzdesi gelir kaybı veya gelir azalması yaşıyor. Elektrik, su ve hizmetlerle ilgili sürekli sorunlarla karşılaşıyor. Yeniden yapılanma süreci de yavaş ilerliyor ve bu durum ailelerin günlük yaşantısına da yansıyor.”

Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)Gazze Şeridi'ndeki zorlu yaşam koşulları, sakinlerinin Ramazan ayını karşılamaya hazırlanmalarına engel olmadı (EPA)

Temel ihtiyaç maddelerinin bulunabilirliği konusunda Darwish şunları söylüyor: “Malların büyük bir kısmı mevcut, ancak her zaman yeterli miktarda veya herkesin karşılayabileceği fiyatlarda değil. Özellikle et ve bazı ithal ürünlerde geçici kıtlıklar yaşanabilirken, sebze ve diğer temel ihtiyaç maddeleri nispeten daha kolay bulunabiliyor. Bazı temel ihtiyaç maddelerinde, ulaşım maliyetleri ve belirli zamanlardaki sınırlı arz nedeniyle önceki yıllara kıyasla belirgin bir fiyat artışı görüldü.” Darwish, Gazze'deki ailelerin, eğer bulabilirlerse, temel ihtiyaç maddelerine odaklandığını, çünkü birçok ailenin insani yardıma bağımlı olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, 11 Ekim'de yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde İsrail bombardımanı sonucu 601 kişi öldü ve bin 607 kişi yaralandı.


Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
TT

Mısır parlamentosu askerlikten kaçanlara yönelik cezaları ağırlaştırdı

Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)
Mısır ordusuna yeni katılan askerler tatbikat sırasında (Mısır askeri sözcüsü)

Mısır Temsilciler Meclisi, dün, Mısır hükümeti tarafından sunulan ve "Askerlik ve Milli Hizmet" mevzuatının bazı maddelerini değiştirmeyi öngören yasa tasarısını nihai olarak onayladı. Bu değişiklikler arasında, "geçerli bir mazeret olmaksızın askere alınmaktan veya çağrıdan kaçmanın cezasının artırılması" da yer alıyor. Askeri personel bu adımı, askerlik sürecini sosyal ve ekonomik değişikliklere uygun hale getirmek için gerekli görüyor.

Değişiklikler ayrıca, "şehitlerin ve terör operasyonlarında yaralananların" ailelerinin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını da içeriyordu; bu, "insani boyut" taşıyan bir adımdı.

Değişiklikler, 7. Maddeyi "hem kalıcı hem de geçici zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet için kriter olarak, askeri ve terör operasyonları arasında eşitlik" öngörecek şekilde değiştirmeyi de içeriyordu.

Parlamento oturumu sırasında, Temsilciler Meclisi Savunma ve Milli Güvenlik Komitesi Başkanı Korgeneral Abbas Hilmi, “Askerlik hizmetine ilişkin değişiklik, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörist operasyonlardaki fedakarlıklarını ve masum sivillere verilen zararları takdir etmek amacıyla, terörist operasyonları da askerlik hizmetinden muafiyet için ek bir kriter olarak eklemeyi amaçlamaktadır; bu değişiklik, halkın insani ve sosyal boyutlarını dikkate almaktadır” dedi.

dsvdsv
Mısır Temsilciler Meclisi'nin bir oturumu (Arşiv-Mısır Kabinesi)

Değişiklikler, askerlikten kaçma veya geçerli bir mazeret olmaksızın askerlik hizmetine katılmama suçlarına yönelik cezaların da artırılmasını içeriyordu. Parlamento oturumu sırasında Hilmi, 49. maddenin "30 yaşından sonra askerlik hizmetine katılmayan herkesin hapis cezası ve en az 20 bin Mısır lirası ve en fazla 100 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı" şeklinde değiştirildiğini belirtti. (Bir ABD doları yaklaşık 47 Mısır lirasına eşittir.)

1980 tarihli 127 sayılı Kanun hükümlerine göre, yasa değişikliğinden önce askerlik hizmetine katılmamanın cezası iki yıl hapis ve en az 2 bin pound para cezası veya bu iki cezadan biriydi.

Mısır Parlamentosu tarafından onaylanan değişiklikler arasında, “yedek askerlik görevine çağrılan ve geçerli bir mazereti olmaksızın göreve gelmeyen herkesin hapis cezası ve en az 10 bin, en fazla 20 bin Mısır lirası para cezası veya bu iki cezadan biriyle cezalandırılacağı” hükmünü getiren “52” numaralı maddenin değiştirilmesi de yer almaktadır.

Parlamento ve Hukuk İşleri Bakanlığı, Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki değişikliklerin "askerlikten kaçma veya göreve gelmeme durumunda uygulanan mali cezaları artırmayı ve mali cezalarla ilgili ekonomik değişikliklerin etkilerini ele almayı amaçladığını" belirtti. Bakanlık dün yaptığı açıklamada, cezaların "hem genel hem de özel caydırıcılığı yeniden sağladığını ve ceza adaletini gerçekleştirdiğini" belirtti.

Mısır askeri uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, askerlikten kaçmaya yönelik cezaların artırılmasının genel caydırıcılığı sağlamak ve "ülke içindeki süreci daha da düzenlemek" için gerekli olduğuna inanıyor. Ferec, "Önceki cezalar mevcut gerçekliğe artık uygun değildi ve güncel değişikliklere ayak uydurmak için askerlikten kaçmanın şiddetinin artırılması gerekiyordu" değerlendirmesinde bulundu.

 Ferec Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Askerlik Hizmeti Kanunu'ndaki yeni değişikliklerin "hem insani hem de sosyal boyutları dikkate alarak terör operasyonu mağdurlarının muaf tutulmasına yönelik yasal hükümler getirdiğini" belirtti.

Mısır Milletvekili Mecdi Murşid'e göre yasa değişikliklerinin "önemli bir insani boyutu" da bulunuyor. Muşid, "yasa, silahlı kuvvetler ve polis mensuplarının askeri veya terörle mücadele operasyonlarındaki fedakarlıklarını dikkate alarak, oğullarını askerlik hizmetinden muaf tutuyor" dedi ve bunu "devletin, kendisi için fedakarlık yapanlara bir takdir mesajı" olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamalarda Murşid, yasanın öneminin "askerlikten kaçma cezalarının artırılmasının yanı sıra, insani muafiyet meselesini de kanunlaştırmasında" yattığını belirterek, "bu tür düzenlemelerin askerlik hizmetinin ve askerlik yapmanın değerini pekiştirdiğini" kaydetti.