Güney Lübnan ateşkesi Netanyahu'nun Washington'daki görüşmelerin sonuçlarını bekliyor

Lübnan’da cumhurbaşkanı seçimi gelecek yıla kadar olmasa da birkaç ay daha ‘ertelenecek’ mi?

Netanyahu'nun Washington'a yapacağı ziyaret, Gazze ve Güney Lübnan'daki çatışmaların duracağını mı, yoksa topyekûn bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek (Arşiv- Reuters)
Netanyahu'nun Washington'a yapacağı ziyaret, Gazze ve Güney Lübnan'daki çatışmaların duracağını mı, yoksa topyekûn bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek (Arşiv- Reuters)
TT

Güney Lübnan ateşkesi Netanyahu'nun Washington'daki görüşmelerin sonuçlarını bekliyor

Netanyahu'nun Washington'a yapacağı ziyaret, Gazze ve Güney Lübnan'daki çatışmaların duracağını mı, yoksa topyekûn bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek (Arşiv- Reuters)
Netanyahu'nun Washington'a yapacağı ziyaret, Gazze ve Güney Lübnan'daki çatışmaların duracağını mı, yoksa topyekûn bir savaşa mı dönüşeceğini belirleyecek (Arşiv- Reuters)

Lübnan'daki siyasi ve diplomatik çevreler içinde bulunduğumuz Temmuz ayını, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın genel seyrini ve Gazze Şeridi’nde ateşkese bağlı olan savaşın yayılmasını önlemek için uluslararası çabaların tansiyonu düşürüp düşürmeyeceğini belirleyecek bir gösterge olarak değerlendiriyor. Bu aynı zamanda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu ayın 24'ünde Washington'a gerçekleştireceği ziyaret sırasında ABD Kongresi’nde yapacağı konuşma ile de bağlantılı. Bu konuşmayı ise başkanlık yarışındaki rakibi eski Başkan Donald Trump’ın aralarındaki ilk münazarada kendisini geride bıraktığı ABD Başkanı Joe Biden ile arasındaki siyasi anlaşmazlık devam ederken yapacak. Bu durum onu mevcut ABD yönetimiyle arasını iyi tutmaya itiyor. Netanyahu’nun ABD’deki başkanlık yarışında Trump’ın bir kez daha seçilmesini desteklediği biliniyor.

Şu an Gazze Şeridi’nde ateşkes sonrası ‘ertesi güne’ hazırlanan Netanyahu, kendisine uygulanan baskılara karşılık olarak Gazze Şeridi'nde ateşkes için yeni şartlar öne sürmeye çalışacaktır. Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım, Gazze'de ateşkesin ardından Güney Lübnan'da çatışmaları durdurmaya hazır olduklarını açıklasa da Hizbullah, Netanyahu’nun öne sürdüğü şartları reddediyor.

Hizbullah: Önce Gazze

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklara göre Hizbullah, Güney Lübnan’da ateşkese varılmasını, Gazze Şeridi ve Refah'ta Filistinli grupları takip ettiği bahanesiyle İsrail'e istediği zaman askeri müdahale hakkı tanıyan koşullar olmaksızın önce Gazze'de yürürlüğe girmesine bağlıyor. Bu yüzden Hizbullah, ateşkesin genel çerçevesinin askeri operasyonların kesin olarak durdurulmasından geçtiğine inanıyor.

Hizbullah kaynakları, Hizbullah’ın İsrail'in yıldırma kampanyalarına ve baskılarına boyun eğmeyeceğini, Güney Lübnan’da köylerdeki yıkımın boyutuna ve bu bölgeleri yaşanması zor, kavrulmuş bir toprağa dönüştürmesine rağmen, Tel Aviv’in askeri olarak dayatamadığını siyasi olarak elde etmesine izin vermeyeceğini söylediler.

Öte yandan Batılı diplomatik kaynaklar, Tel Aviv’in, İsrail’in kuzeyindeki yerleşim birimlerinde güvenliği yeniden tesis edecek ve yerleşimcilerin ikamet ettikleri yerlere geri dönmelerini sağlayacak bir çözüme ulaşmadan, Güney Lübnan’da ateşkesi kabul etmeye ve sınırın her iki tarafına düzenlediği bombardımanları sona erdirmeye niyeti olmadığını öne sürdüler.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, İsrail ile Lübnan arasında arabulucu konumundaki ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein'ın, Tel Aviv ve Beyrut arasında mekik dokuyarak gerçekleştirdiği toplantılarda ve Hizbullah'tan aldığı yetkiyle müzakereleri yürüten Lübnan Temsilciler Meclisı Başkanı Nebih Berri ile zaman zaman bir araya geldiği görüşmelerde, çözüm arayışına hazırlık olarak iki taraf arasındaki askeri gerilimin yatıştırılması gerektiğini teyit ediyor.

Ateşkes ve savaş yarışı

Diplomatik kaynaklar, Lübnan ile İsrail arasında tansiyonun düşmesi için diplomatik çözümün askeri seçeneğe tercih edilmesini amaçlayan uluslararası çabalara bağlı olan genel gidişatı şu an tahmin etmenin mümkün olmadığına işaret ettiler. Aynı kaynaklara göre Lübnan'da müzakerelerle ilgilenen taraf, yani Meclis Başkanı Berri, Netanyahu’nun Washington ziyaretinin sonuçları belli olmadıkça, ihtiyaç duyduğu ortamı oluşturamayacak.

Aynı kaynaklar, ABD'li arabulucu Amos Hochstein'ın Paris'te, başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Özel Lübnan Temsilcisi Jean-Yves Le Drian ile olmak üzere yaptığı görüşmeleri, Fransa'nın İran ve Hizbullah'ı Gazze ve Güney Lübnan'daki gerilimi yatıştırmaya yönelik aktif çabalara dahil etme hamlesinin bir parçası olarak görüyorlar. İran'ın Tel Aviv'i Hizbullah'a karşı topyekûn bir savaş başlatması halinde cehennemle yüzleşeceği konusunda uyarması, İran yönetiminin müzakerelerde müttefiklerinin şartlarını iyileştirme konusundaki ısrarı, savaşa müdahil olmaması ve bölgedeki vekillerine güvenmesi açısından ele alınıyor. Hizbullah'ın Hamas'a destek vermeye başlamasından beri de bu oluyor.

Diplomatik çözümün savaşın yayılmasına üstün gelmesi için hala bir fırsat olduğuna inanan kaynaklar, bu fırsatın içinde bulunduğumuz ay boyunca var olmaya devam edeceğini ve daha sonra bu fırsatın bulunamayabileceğini, çünkü Lübnan'ın istikrarıyla ilgilenen uluslararası güçlerin kendi seçim maratonlarıyla meşgul olacağını söylediler. Kaynaklar, İsrail'in ve Hizbullah’ın, Hockstein'ın da İsrail'in birçok bölgede Lübnan’ın egemenliğine yönelik ihlallerini gidermek için üzerinde çalıştığı, Lübnan ile İsrail arasındaki uluslararası sınırların çizilmesine yol açacak bir anlaşmaya varmaya hazır olup olmadıklarını sorguladılar.

Ertelenen cumhurbaşkanı seçimi

Ancak Lübnan’da cumhurbaşkanının seçilmesini kolaylaştırma umudunun zayıf olduğunu düşünen diplomatik kaynaklar, Beşli Komite’nin temsilcilerinden birinin, cumhurbaşkanı makamındaki boşluğun sona ereceğine dair bir ışık olmadığını, komite tarafından yürütülen temasların bir ilerleme sağlamayı başaramadığını ve bunun sorumlusunun da tekerlerine çomak sokan Temsilciler Meclisi’ndeki bazı partiler olduğunu söylediğini aktardılar.

Kaynaklar, cumhurbaşkanı seçimi sürecinin yeniden başlatılması ihtimalini reddetseler de güneyde ateşkes sağlandığında küçük de olsa bir ilerleme kaydedilebileceğini, aksi takdirde boş olan cumhurbaşkanlığı makamının zorunlu bir tatile gireceğini ve bunun da cumhurbaşkanı seçimini gelecek yıla kadar olmasa bile, birkaç ay daha erteleyeceğini iddia ediyorlar.

Adının açıklanmasını istemeyen bir diplomatik kaynak, Beşli Komite üyeleri olan ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Lisa Johnson, Fransa’nın Beyrut Büyükelçisi Herve Magro, Suudi Arabistan’ın Beyrut Büyükelçisi Velid el-Buhari, Mısır’ın Beyrut Büyükelçisi Alaa Musa ve Katar’ın Beyrut Büyükelçisi Abdulrahman bin Suud Al Sani'nin ufukta görünen bu çıkmaz karşısında uygun gördükleri adımları atmak amacıyla istişarelerde bulunmak üzere bir araya gelme ihtimalini göz ardı etmeyeceklerini söyledi.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.