Han Yunus'ta ‘olağandışı’ bir saldırıyla Deyf ve yardımcısını hedef alan İsrail yeni bir katliam gerçekleştirdi

İsrail, bölgeyi 5 adet ağır zırh delici bomba ile bombaladı. Filistin Devlet Başkanlığı, saldırıyı kınarken Hamas, yalan olduğunu söylediği iddiaları reddetti. Tel Aviv, olayın sonuçları bekliyor

İsrail'in cumartesi günü Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi bölgesine düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde Filistinli bir kadın (Reuters)
İsrail'in cumartesi günü Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi bölgesine düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde Filistinli bir kadın (Reuters)
TT

Han Yunus'ta ‘olağandışı’ bir saldırıyla Deyf ve yardımcısını hedef alan İsrail yeni bir katliam gerçekleştirdi

İsrail'in cumartesi günü Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi bölgesine düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde Filistinli bir kadın (Reuters)
İsrail'in cumartesi günü Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi bölgesine düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde Filistinli bir kadın (Reuters)

İsrail'in 30 yılı aşkın bir süredir arananlar listesinin bir numarası olarak peşinde olduğu İzzettin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Deyf'in akıbeti, dün Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi bölgesinde düzenlenen ‘olağandışı’ bir bombardımanla hedef alınmasının ardından bilinmezliğini korurken, saldırı onlarca kurbanın öldürüldüğü korkunç bir katliama neden oldu. Böylece İsrail, gerçekte istediğine ulaşmayı başardı.

Saldırının ilk saatlerinde kafa karışıklığı hakimdi. İsrail ordusunun Deyf ile beraber yardımcısı Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi'i Selame’yi de hedef aldığını duyurmasının ardından açıklama geri çekildi ve yapılan ikinci açıklamada sadece ‘Hamas’ın iki önemli komutanının hedef alındığı' belirtildi. İsrail televizyonu Kanal 12, ilk değerlendirmenin Deyf ve Selame’nin gerçekten suikasta uğradığı yönünde olduğunu bildirdi. Ardından Kanal 12, İsrail’de bu yöndeki ‘iyimserliğin’ yerini ‘kötümserliğin’ almaya başladığını ve sadece Selame’nin öldürülmüş olabileceğini kaydetti. İsrail'in en çok aranan adamlarından biri olan Deyf uzun yıllar Kassam Tugayları'nın lider kadrosunda bir hayalet olarak kaldı. İsrail ordusu geçtiğimiz yıl daha önceleri sadece eski bir fotoğrafı yayınlanan Deyf'e ait olduğu iddia edilen iki yeni fotoğrafı yayınladı.

Bndn
Dün İsrail’in Han Yunus’un el-Mevasi bölgesine düzenlediği saldırının neden olduğu yıkım (Reuters)

Saldırı tünellerde değil yer üstünde gerçekleştiği için Deyf ve yardımcısına ulaştıklarını teyit etmek için bir güne daha ihtiyaç duyabileceklerini düşünen İsrailli yetkililerin resmi bir açıklama yapmaları bekleniyor. İsrail basını, ordu ve hava kuvvetlerinin değerlendirmelerinin Deyf'in en azından ciddi şekilde yaralandığını gösterdiğini, ancak akıbetinin henüz teyit edilmediğini bildirdi.

İsrail savaş uçakları Han Yunus yakınlarındaki el-Mevasi’de bir yerleşim bölgesine saldırdı. İsrail ordusu, yerinden edilen kişilerin kaldığı çadırlardan yaklaşık 200 metre uzakta gerçekleşen saldırı sırasında orada bulunan ve bölgeye ulaşmaya çalışan herkesin öldürüldüğünden emin olma amacıyla peş peşe bombalar fırlattı.

İsrail ordusu sözcüsü, Hava Kuvvetleri ve Güney Komutanlığı'nın İsrail ordusu askeri istihbarat birimi AMAN ve iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet'e (Şabak) gelen bilgilere dayanarak ortak bir operasyonla Tastra yerleşkesinde siviller arasındaki Hamas’ın üst düzey iki komutanını ve birkaç sabotajcıyı hedef aldığını söyledi. Sözcü, hedef alınan yerleşkenin çok sayıda bina ve baraka içeren açık ve engebeli bir alan olduğunu da sözlerine ekledi.

Hhdb
İsrail'in dün el-Mevasi'ye düzenlediği hava saldırısında İsrail tarafından babaları öldürülen çocuklar (EPA)

İsrail televizyonu Kanal 13, ordunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, Deyf ve Selame’yi ortadan kaldırmak için bir ton ağırlığında en az 5 ağır bomba kullanılarak ‘olağandışı saldırılar’ gerçekleştirdiğini bildirdi.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, bazıları zırh delici olan beş büyük bombanın Deyf’in bulunduğu yere atıldığını bildirdi.

İsrail Ordu Radyosu, Deyf'in hedeflenen yerde bulunduğuna dair alınan kesin istihbarat sonucunda buraya sekiz bomba atıldığını, Deyf'in yerleşkede uzun süre kalmayacağının tahmin edildiğini ve bombaların atılmaları sırasında zaman aralığının çok kısa olduğunu açıkladı.

İsrailli üst düzey yetkililer, “Deyfi ortadan kaldırmaya çalıştık ve bu fırsat elimize geçti” açıklamasında bulundular.

Ancak Filistin Devlet Başkanlığı, Hamas Hareketi ve Gazze'deki Hükümet Medya Ofisi gibi Filistinli kurumlar, İsrail'i el-Mevasi bölgesinde yeni bir katliam yapmakla suçladı.

İsrail tarafından geçtiğimiz yıl dağıtılan ve Deyf’e ait olduğu öne sürülen bir fotoğraf

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, Mevasi bölgesine düzenlenen saldırıda 71 Filistinlinin öldüğünü, 289 kişinin yaralandığını açıkladı.

Saldırı sonrasına ait görüntülerde Filistinliler paniklemiş halde bölgeden kaçarken bölgenin üzerinde yoğun dumanların yükseldiği görüldü.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne katliamı kınayarak bunun soykırım savaşının devamı olduğunu söyledi ve yaşananlardan ABD yönetimini sorumlu tuttu. Hamas Hareketi, Deyf suikastını ‘asılsız bir iddia’ olarak değerlendirdi. Han Yunus'ta yaşanan korkunç katliamı kınayan Hamas, tüm Filistinlileri İsrail'e yönelik saldırıları artırmaya çağırdı.

Kanal 12'ye göre İsrail buna, öldürülenlerin çoğunun Deyf ve Selame’nin çevresindeki güvenlik görevlileri ve hareket üyeleri olduğunu teyit ederek karşılık verdi ve ABD'yi bu konuda bilgilendirdi.

Bdbbd
İsrail tarafından geçtiğimiz yıl dağıtılan ve Deyf’e ait olduğu öne sürülen bir fotoğraf

İsrail'in saldırıdan kısa bir süre önce Deyf’in bölgeye geldiğine dair istihbarat aldığı anlaşılıyor. Üst düzey bir güvenlik yetkilisi, saldırıdan sadece birkaç saat önce Deyf’i ortadan kaldırmak için bir fırsatın ele geçirilmiş olabileceği tahmininde bulundu.

Kanal 12 televizyonu Deyf'i ortadan kaldırmaya yönelik operasyonel fırsatın son gün ortaya çıktığını ve İsrail ordusu ve Şin-Bet yetkilileri arasında İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın da katılımıyla cumayı cumartesiye bağlayan gece boyunca toplantılar yapıldığını bildirdi.

Kanal 13, bu kez yakalanan fırsatın aylardır kollanan fırsat olduğunu vurguladı.

Yedioth Ahronoth'a göre Deyf ve Selame’nin yerlerine ilişkin bilgi AMAN ve Şin-Bet'ten aynı anda geldi.

İsrail televizyonu Kanal 14, gece yarısından sonra Şin-Bet Direktörü ve AMAN yetkilisinin Başbakan Binyamin Netanyahu'yu arayarak durumdan haberdar ettiğini ve Netanyahu'nun birkaç soru sorduğunu aktardı. Kanal 14’e göre Netanyahu, Deyf ve yardımcısının etrafında İsrailli rehineler olmadığı bilgisi doğrulanınca suikastları için yeşil ışık yaktı.

İsrail, en çok arananlar listesinin 1 numarası olarak onlarca yıldır Deyf'in peşinde

Netanyahu saldırı hakkında yorum yapmasa da Hamas’ın üst düzey isimlerinin ortadan kaldırılmasına zaten yetki vermiş olması nedeniyle ‘bu başarıda’ rolü olduğunu ima etti. Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada Netanyahu'nun savaşın başında Hamas’ın üst düzey isimlerinin ortadan kaldırılması talimatı verdiği ve el-Mevasi’ye düzenlenen saldırı öncesindeki ve sonrasındaki tüm gelişmeler hakkında bilgilendirildiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca Netanyahu’nun gelişmeleri ve sonraki adımları görüşmek üzere tüm güvenlik yetkililerinin katılacağı bir oturumla durumu değerlendireceği ifade edildi.

Gallant, daha önce Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve Şin-Bet Direktörü Bar ile operasyonel durum değerlendirmesi yaptığını açıklamıştı.

Netanyahu ve Gallant liderliğinde yapılan toplantılarda savaşın geleceği de ele alındı.

Deyf’e suikast düzenlenmesi kararı, taraflar arasındaki ateşkes görüşmelerinde ilerleme kaydedilmesine rağmen alınırken İsrail tarafı söz konusu ilerlemenin kendilerine bir şekilde yardımcı olduğuna inanıyor.

Bir güvenlik yetkilisi, ateşkes anlaşmasıyla ilgili müzakerelerin ilerlemiş olması nedeniyle Deyf’in gizlendiği yerden çıkmaya karar vermiş olabileceğini söyledi.

Bdndn
Dün Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah'ta İsrail’in düzenlediği bombardımanda hayatını kaybedenlerin ardından ağlayan Filistinliler (AFP)

İsrail'deki gözlemcilere göre mevcut aşamada Deyf'e düzenlenen suikastın doğrulanması halinde ateşkes anlaşmasına ilişkin kaydedilen ilerlemede ne gibi sonuçları olacağını bilmek için henüz çok erken.

İsrail’de, Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi'ndeki liderlerinin yarısının öldürülmesinin hareketin karar alma sürecini etkileyebileceği ve savaşı sona erdirebilecek bir anlaşma için iç baskı yaratabileceği iddia ediliyor.

İsrailli askeri analist Ron Ben-Yishai, Yediot Aharonot'taki yazısında yaptığı işin çok ötesinde anlamlar taşıyan sembolik bir isim olan Deyf'in gerçekten tasfiye edilmiş olması halinde bunun Hamas Hareketi ve genel olarak Gazze halkı için ağır bir darbe olacağını belirtti. Ben-Yishai’ye göre morallerin bozulmasına neden olacak olan bu durum Hamas üyelerinin Gazze'deki İsrail ordusuna karşı direnişinde önemli bir gerilemeye yol açabilir. İsrailli askeri analist, Deyf'in uzun süredir birlikte çalıştığı ve kendisi gibi Han Yunus’taki bir mülteci kampında büyümüş olan Hamas’ın Gazze'deki lideri Yahya Sinvar üzerinde psikolojik bir etkisi olacağını da sözlerine ekledi.

İsrailli kaynaklara göre bu olay, ilk aşamada ateşkes için yapılan görüşmeler ertelense ya da durdurulsa bile uzun vadede anlaşma şansını arttırabilir.

Yedioth Ahronoth gazetesi, suikastın Hamas üzerindeki baskıyı artırarak lider kadrosunun zayıflamasını sağlayacak bir ateşkesi kabul etmek zorunda bırakacağı tahmininde bulunurken, Kanal 12 televizyonu, İsrail'de saldırının rehinelerin iadesi amacıyla Hamas üzerinde askeri baskı yaratmaya devam etme stratejisine hizmet edeceğini gösterdiği değerlendirmelerinin yapıldığını bildirdi. Kanal 12’nin aktardığına göre yetkililer, suikastın taktiksel olarak şu anda bir anlaşmaya varmak için yapılan müzakerelere zarar verse bile, uzun vadede rehinelerin iadesi hedefi için stratejik olarak son derece yararlı olduğunu açıkladılar.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.