İran, Halk Meclisi seçimleri yoluyla Suriye'deki kollarını güçlendiriyor

Gözlemciler: Uyuşturucu ve silah tüccarları ile yandaşlarına 'milletvekili dokunulmazlığı' kazanacak

Deyrizor'a giden ana yol (Şarku’l Avsat)
Deyrizor'a giden ana yol (Şarku’l Avsat)
TT

İran, Halk Meclisi seçimleri yoluyla Suriye'deki kollarını güçlendiriyor

Deyrizor'a giden ana yol (Şarku’l Avsat)
Deyrizor'a giden ana yol (Şarku’l Avsat)

Suriyeli seçmenler, gözlemcilerin ‘sürprizlerin olmadığını’ söylediği Halk Meclisi seçimlerinde kendilerini temsil edecek milletvekillerini seçmek üzere bugün sandık başına gidiyor. Güvenlik, askeri ve kültürel nüfuz açısından Suriye'deki ezici bir varlığa ve nüfuza sahip olan İran, çıkarlarını korumak için yumuşak bir güç görevi gören bazı Suriyeli isimleri desteklemeye devam ediyor. İran, Suriye’de 2011 yılının mart ayında başlayan halk protestolarından bu yana Suriye'deki krizden faydalanarak ülke üzerindeki hegemonyasını pekiştirmek için bilinçli bir süreç yürütüyor.

Ancak İran, pek çok kişinin ciddi ya da şeffaf bulmadığı seçimlerde ve kendi kararı olmayan sahte bir parlamentoda adayları desteklemekten gerçekten fayda sağlıyor mu, yoksa Irak, Lübnan ve Yemen'de yaptığı gibi askeri olarak nüfuza sahip olduğu yerlerde kendisi için yerel bir yüz olacak ‘Suriyeli yüzlere’ mi ihtiyaç duyuyor?

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin (SOHR) yakın tarihli bir raporuna göre İran'a yakın isimlerin Suriye Halk Meclisi'ne sokulması, Suriye'de alınan resmi kararları ‘anayasaya uygun olarak’ kontrol etmeyi amaçlıyor. İran, Suriye’ye gerçekte Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve onun yurtdışı kolu Kudüs Gücü komutanları olan sözde ‘danışmanlar’ göndererek nüfuzunu genişletirken Pakistan ve Afganistan’dan gelen Şii milislerle Zeynebiyyun ve Fatımiyyun tugaylar oluşturup Şiiler için kutsal olan türbeleri savunma bahanesiyle çıkarlarını korumak için Suriye'de konuşlandırıyor. Bu yüzden sadece Suriye rejiminin resmi kurumlarına sızmakla yetinmiyor.

SOHR kısa süre önce DMO'ya bağlı ‘Usud el-Ukeydat’ adlı bir grubun lideri olan Haşim el-Mesud es-Satam'ın önde gelen adaylar listesinin başında yer aldığını bildirdi. Mesud es-Satam, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelerde sahip olduğu nüfuzu, aldığı mali destek ve milis toplama hücrelerini yönetmesiyle tanınıyor. O ve oğlu Bessam es-Satam İran destekli milislerin gruba katılımını organize etmekten ve Siyasi Güvenlik Direktörlüğü'ne bağlı yerel isimlerle koordinasyon sağlamaktan sorumlu. SOHR’a göre Mesud es-Satam, güçlü bir siyasi, sivil ve aşiret varlığına sahip.

xscdfv
Suriye Halk Meclisi (SANA)

Mesud es-Satam’ın yanı sıra, Ulusal Savunma Güçleri (USG) Komutanı Firas el-Ceham da ‘Baas’ın uysallaştırılması’ olarak adlandırılan sürecin başarılı adaylarından biri ve Suriye’nin çeşitli illerindeki Baas Partisi’nin şubeleri tarafından aday gösteriliyor ve destekleniyor. Listeye el-Bakır Tugayı’na bağlı grupların liderleri Fadi el-Afis ve Muhammed el-Beşir'i de ekleyen SOHR’un raporuna göre Ceham, faaliyet gösterdiği illerin sakinleri tarafından bilinen uyuşturucu kaçakçılığı geçmişinin yanı sıra rejimle birlikte onlarca savaş suçu işlemekle suçlanıyor.

Suriye Halk Meclisi

Suriye Anayasası uyarınca, Halk Meclisi genel bütçeyi onaylama, savaş ve barış ilan etme ve yabancı anlaşmaları onaylama yetkisinin yanında hükümet üzerinde gözetim yetkisine sahiptir. Halk Meclisi, hükümetteki bakanlardan birine ya da tamamına güvenoyu verebilir ya da vermeyebilir.

Halk Meclisi ülkenin yasama organıdır. Fakat ülkenin cumhurbaşkanı kanun hükmünde kararnameler çıkararak yetkilerini Halk Meclisi ile paylaşır.

Askeri çöküşlerden yararlanma

Jusoor Araştırmalar Merkezi araştırmacılarından Vael Elvan, “İran, Suriye'deki kaos ve askeri çöküşlerle birlikte rejim lehine doğrudan müdahalesi olmasaydı, bu ülkede nüfuzunu böyle genişletemezdi” değerlendirmesinde bulundu.

İran'ın Suriye'de sivil hükümet ve toplumun çeşitli kesimlerine müdahalesi yıllar önce başladı Bunu güvenlik ve askeri alanlara yönelik kapsamlı müdahaleler izledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Suriyeli araştırmacı Elvan’a göre İran, yürütme ve yargı kurumlarında çok sayıda çalışanı ve nüfuzlu kişiyi bünyesine katmayı başardı. Bu kişiler, sivil toplum örgütleri ve dini kurumlar da dahil olmak üzere birçok alanda mülklerin devredilmesine ve İran’ın çıkarlarının korunmasına katkıda bulundular ve eğitim müfredatına müdahale ettiler.

İran’ın Suriye’deki hegemonyasını sürdürmek ve çıkarlarını garanti altına almak için yasama organı içinde kendisinin doğrudan yönlendirdiği ve finanse ettiği yandaşlar yaratmaya çalıştığını söyleyen Elvan, İran’ın şimdi de seçim yasasının değiştirilmesi ve Halk Meclisi'nin parlamentoya katılmasının ardından nüfuzunu genişletme sürecinde olduğunu belirtti. Elvan’a göre İran'ın ayrıca yerel yönetimlerde hem belediye hem de il yönetimlerinde kendisine bağlı adayları desteklemesi ve finanse etmesi bekleniyor.

Şansı en yüksek olan isimler

Deyrizor ilinin yerlisi ve ‘eş-Şark’ adlı haber sitesinin genel yayın yönetmeni Firas Allavi, bölgedeki İran destekli milislerin liderlerinden olan adayların Halk Meclisi'ne girme olasılığının çok yüksek olduğunu düşünüyor. Allavi’ye göre finansman faktörü ve bölgede nüfuz sahibi İran destekli milislerin verdiği destek bunun başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Milletvekili dokunulmazlığı

Allavi, (özellikle) Deyrizor'un 2018 yılı sonlarında İran'ın kontrolüne geçmesinden bu yana İran'ın nüfuz alanı olduğunu belirtti. Suriye'nin doğusunda Irak sınırına komşu olan ve İran destekli milislerin Suriye'ye giriş yaptığı bu bölge İran’ın projesi için önemli bir stratejik alan. Bu nedenle İran burayı çeşitli siyasi, ekonomik ve sosyal açılardan kontrol etmeye çalışıyor.

asxdf
Deyrizor'da DMO'ya bağlı bir grup milis (Arşiv-SOHR)

Allavi sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran kendisi için yerel kollar meydana getirdi. Bunların çoğunu silahlı grupların ve milislerin liderleri ile silah ve uyuşturucu kaçakçıları oluşturuyor.

Allavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İran'ın Deyrizor ilinin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Halk Meclisi seçimlerinde vekillerini desteklediğini, çünkü böylece ‘daha özgürce hareket etmelerini sağlayan bir varlığa ve dokunulmazlığa sahip olduklarını’ söyledi.

Allavi, İran'ın bölgedeki en önemli adaylarıyla ilgili olarak ise şunları söyledi:

Bu isimler arasında belki de en öne çıkanı ‘Firas el-Iraki’ olarak bilinen Firas el-Ceham'dır. Kendisi Ulusal Savunma Güçleri’nin komutanıdır. Uyuşturucu kaçakçılığı ve başka ihlallerle suçlanan Ceham’ın 2011 öncesine ait bir sabıka kaydı var. Eğitimsiz ve İran'ın bölgedeki silahlı kollarından biri olarak görülüyor.

asdcfrgt
El-Futuvva Spor Kulübü Başkanı Medlul el-Aziz (Sosyal medya)

İran'a yakın isimler listesinde ‘sorunlu bir kişilik’ olarak görülen Medlul el-Aziz de var. Geçtiğimiz yıllarda birçok tarafta yer aldı. DEAŞ ve SDG'de liderlik rolleri oynadı. Daha sonra yeniden rejimin saflarına döndü. Şimdiyse İran'ın mali kollarından biri. Önceki dönemde Halk Meclisi üyesiydi. El-Futuvva Spor Kulübü Başkanı olan Aziz, yolsuzlukla suçlanmasına rağmen milletvekilliği için yeniden aday oldu.

axsdcfergt
İran'a yakınlığıyla bilinen Usud el-Ukeydat lideri Haşim el-Mesud es-Satam (Sosyal medya)

Usud el-Ukeydat lideri Haşim el-Mesud es-Satam, İran'a yakın bir isim ve Suriyeli unsurların İran destekli milislere katılmasında rol oynuyor.

İran'ın adamı ve ekonomik paravanı olan Ferhan el-Mersumi'nin kardeşi Halife Muhammed Hamad el-Mersumi, Deyrizor’dan milletvekili adayı oldu. Firas Allavi’ye göre Halife Muhammed Hamad el-Mersumi, Ferhan el-Mersumi’nin paravan şirketleri çatısı altında aracılar ve emlak şirketleri aracılığıyla özellikle Şam'ın batı kırsalında İran destekli milisler için gayrimenkul ve mülk satın almaya çalışıyor ve kardeşiyle birlikte silah ve sigara kaçakçılığı yapıyor.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.