İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında işbirlikçiler nasıl rol oynuyor?

İsrail, sıradan Filistinlileri, silahlı grup üyelerini ve suikast hedeflerinin çevresindeki insanları iş birlikçi yapabiliyor

TT

İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında işbirlikçiler nasıl rol oynuyor?

İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında işbirlikçiler nasıl rol oynuyor?

Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Deyf'e yönelik Gazze Şeridi’nde düzenlenen suikast girişimi, otuz yılı aşkın bir süredir devam eden ve sonucu henüz netleşmeyen karmaşık bir insan avının ardından gerçekleşti. Bu süreçte şimdiye kadar Filistinli silahlı örgütlerin liderlerinin yanı sıra farklı milletlerden isimler hedef alındı.

İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad, Filistin devriminin üsleri yurtdışındayken on yıllar boyunca çeşitli ülkelerin başkentlerinde çok sayıda Filistinli lidere suikast düzenlemeyi başardı. İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin-Bet (Şabak) ise Filistin topraklarında Filistin Yönetimi'nin kurulmasından bu yana İsrail'in üstünlük sağladığı bir savaşta Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde daha fazla Filistinli lidere suikastlar düzenlemeyi başardı.

xtryn
Hamas'ın Gazze'deki lideri Yahya es-Sinvar (Reuters)

İsrail'in dokuz aydır yürüttüğü savaşta Gazze Şeridi'ndeki Hamas liderlerine ve komutanlarına ulaşmadaki başarısı halen tartışılıyor. Bazı çevreler dokuz aylık savaşın ardından Hamas'ın üst düzey isimlerine ulaşılamamasının başarısızlık olduğunu söylüyor. Zira İsrail'in ne Deyf’i öldürmeyi başardığı ne de Hamas Hareketi’nin Gazze'deki lideri Yahya es-Sinvar ya da kardeşi Muhammed es-Sinvar’a ulaştığı doğrulandı. Öte yandan eğer doğruysa Deyf'in yanı sıra yardımcısı Mervan İsa ve Kassam Tugayları komutanlarının öldürülmesinin İsrail için büyük bir başarı sayılabileceğini düşünenler de var.

İsrail, birkaç gün önce 30 yılı aşkın bir süredir peşinde bir hayalet olan Deyf’i öldürmeyi amaçlayan büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Bu operasyon sırasında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus yakınlarında nerede olduğuna dair İsrailliler tarafından büyük değeri nedeniyle ‘altın’ olarak nitelendirilen bilgiler aktı. Operasyonda yardımcısı Mervan İsa'nın yanı sıra Kassam Tugayları’nın Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi Selame (ed-Deyf'i hedef alan aynı saldırıda), Merkez Tugay Komutanı Eymen Nevfel, Kuzey Tugayı Komutanı Ahmed el-Gandur, füze birimi komutanı Eymen Siyam ve Hamas’ın Gazze'deki siyasi büro üyeleri Zekeriya Ebu Muammer, Cevad Ebu Şemala ve diğerleri öldürüldü.

as
Hamas liderlerinden Mervan İsa (Sosyal medya siteler)

İsrail’in, bazıları gerçekten öldürülmüş, bazıları ise hayatta kalmış ya da yaralanmış olan çok sayıda Hamas lideri ve saha komutanının yerini tespit etmeyi başardığına şüphe yok.

Peki İsrail, Gazze'deki silahlı grupların liderlerine nasıl ulaşıyor?

İsrail’in güvenlik ve istihbarat servisleri Hamas ve diğer silahlı grupların liderlerine ulaşmak için çeşitli kaynaklara sahip. Bu kaynaklardan biri de hedeflerin belirlenmesi ve izlenmesinin yanında saldırıların nerede ve ne zaman yapılacağını belirlemeye büyük ölçüde yardımcı olan insan faktörüdür. İsrail onlarca yıldır sahada ajanlar kullanıyor. Bu ajanların İsrail’e ‘aranan kişilerin izini sürmeye ve suikastlarını kolaylaştırmaya yardımcı olan büyük hizmetler verdiğini’ söyleyen bazı kaynaklara göre İsrail onlardan ‘adeta bir ordu’ kurdu.

Filistin Yönetimi ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi'ndeki Filistinli örgütler tarafından son yıllarda yürütülen kapsamlı soruşturmalar, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki her suikastta bir şekilde Filistinli ajanların yer aldığı ve hatta bazılarının suikastların gerçekleştirilmesine bizzat katıldığını ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze Şeridi'nde sahadaki kaynaklar, insan faktörünün herhangi bir istihbarat teşkilatının casusluk sürecindeki en önemli faktörlerden biri olduğunu söyledi. Gazze'deki direniş ve hükümet güvenlik birimlerinin yıllar içinde İsrail güvenlik birimleriyle bağlantılı yüzlerce kişiyi ele geçirdiğini ve bu kişilerin kendilerini istihdam eden taraflara çeşitli değerlerde bilgi sağladığını belirten kaynaklar, İsrail’in bazen Filistinli örgütler içinde ve hedef kişinin çevresinde hem örgütsel hem de ailevi olarak ya da sosyal ilişkileri (akrabalar ve komşular gibi) aracılığıyla bile insanları kendisi adına çalışması için ajan yapmayı başardığını ekledi.

fvbg
Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri, 16 Temmuz 2024 (Reuters)

Kaynaklar, bu ajanların Filistinli örgütlerin ikinci ve üçüncü dereceden liderlerinin, üyelerinin, saha komutanlarının, silah ve füze üretim tesislerinin ve hatta tünellerin yerlerinin tespit edilmesine katkıda bulunduktan sonra İsrail ile olan ilişkileri nedeniyle ifşa edildiklerini de belirttiler.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı detaylara göre 2021 yılında idam edilen Gazze Şeridi’nin Gazze şehrinden A.Ş. adlı bir Filistinli, Hamas'a yakın küçük bir grubun askeri kanatlarından birinin önde gelen üyelerinden biriydi. Sadece aktif olduğu grup içinde değil, diğer grupların askeri kanatları içinde de tanınan biriydi ve bu grupların liderleriyle geniş kapsamlı ilişkileri vardı. A.Ş. silah ve füze üretimiyle ve bu alanda çalışan kişilere nasıl ulaşılabileceğiyle ilgili önemli sağladığını itiraf etti. Bu itirafın, baskı altında yapılıp yapılmadığı ise belirsizliğini koruyor. Aynı kaynaklara göre yine Gazze şehrinde ikamet eden ve roket üretimi alanında aktif çalışmalarda bulunan S.D. adlı bir başka Filistinlinin özel aracının anahtarına gizlenmiş küçük bir kamera olduğu anlaşıldı. S.D. bu kamerayla üretim faaliyetlerinde kullanılan önemli bir yeri belgeledi. Bu yer daha sonra İsrail tarafından bombalandı.

xcdvf
Muhammed ed-Deyf’in arşiv fotoğrafı

İsrail istihbaratı bir silahlı örgüt üyesini İsrail adına çalışmaya ikna etti. Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki farklı bölgelerde girdiği tünellerin taranmasına yardımcı olan casusluk için kullanılan çipler taşıdığı tespit edilen bu kişi yakalandı, ancak Gazze Şeridi'nden kaçmayı başardı. Tünel çalışmalarında yer alan bir başka işçi de İsrail'in tünellerin yerini tespit etmesine yardımcı oldu. Yapılan soruşturmalarda bu kişinin internet üzerinden bilgi aktardığı ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat’a 2015 yılında Gazze'nin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki bir binada Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Deyf'e yönelik suikast girişimine kısmen yardım ettiği tespit edilen bir kızın tutuklandığına dair ilginç bir bilgi aktardılar. Suikast girişiminde Deyf’in eşi ve iki çocuğu ölmüş, ancak kendisi hayatta kalmıştı. Kaynaklar, İsrailli istihbarat görevlilerinin kıza Deyf’in görünüşü hakkında yaklaşık bilgiler ilettiğini, kızdan Deyf’in eşinin kaldığı daireye gitmesini ve içeride erkek olup olmadığına bakmasını istediklerini, kızın da onlara içeride eşi ve çocukları dışında birinin daha sesini duyduğuna dair bir işaret verdiğini ve ardından İsrail’in orayı bombaladığını anlattılar.

frbtg
Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde İsrail bombardımanlarının neden olduğu yıkım, 11 Temmuz 2024 (AFP)

Bu olaydan önce, Filistinli örgütlerden birinde örgüt liderlerinin öldürülmesine katkıda bulunduğu ortaya çıkan üst düzey bir yetkili, örgütün üyeleri tarafından öldürdü.

Gazze'ye yönelik mevcut savaşta ‘casuslar ve ajanlar savaşının’ belki de en son ifşası, İsrailli rehineleri koruyan bir kişinin Şin-Bet adına çalışmaya başladıktan sonra rehinelerin yerlerine dair bilgi sızdırmasıydı. Gazze'deki aynı güvenlik kaynaklarına göre bu kişi, Gazze Şeridi'nden kaçmayı başardığından ne yaptığıyla ilgili detaylar henüz bilinmiyor.

Ancak verdiği bilgilerin, İsrail Özel Kuvvetleri’nin (Gazze'nin merkezi) Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki dört İsrailli rehineye ulaşıp onları kurtarmasına yardımcı olduğu ve şüphelinin İsrail güvenlik servisiyle iş birliği içinde İsrailli rehine Noa Argamani'nin nasıl korunduğuna dair ayrıntıları bildiği anlaşılıyor.

sdfe b
Kudüs'te Hamas tarafından alıkonulan İsrailli rehinelerin resimlerinin asılı olduğu bir duvar, 26 Şubat 2024 (AP)

İsrail, savaşın başlarında Hamas liderlerinin ya da İsrailli rehinelerin nerede olduğuna dair verilecek her türlü bilgi karşılığında büyük miktarlarda para ödülü vereceğini açıkladı.

Ancak bazı Filistinlileri bunu yapmaya iten tek neden kesinlikle para değildi.

İsrail kendi adına çalışacak ajanlar bulmak için cinsel zorlama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemlere başvuruyordu. Öyle ki bu yöntemler birçok vakada başarılı oldu. Zira bu kişiler haklarında bir skandalın patlak vermesi korkusuyla iş birliği yapmak zorunda kaldı. İsrail ayrıca Filistinlilerin içinde bulundukları ekonomik durumu kullanmaya çalışarak iş birliği karşılığında para ödüyor ya da küçük projeleri finanse ediyor. Ayrıca bazılarının çalışma, ticaret, seyahat izni ve hatta tıbbi tedavi alma ihtiyacı gibi içinde bulundukları belirli sosyal koşulları istismar ediyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak, daha önce yapılan soruşturmalarda Erez Sınır Kapısı’ndan Batı Şeria ya da İsrail'e seyahat eden en az 30 kişinin ajan olduğunun ve bu kişilerden geçiş izni verilmesi karşılığında Hamas hakkında bilgi toplamalarının istendiğinin ortaya çıktığını söyledi.

İsrail, bilgi toplamak için sadece insan faktöründen değil, aynı zamanda yapay zeka ve çeşitli teknolojik araçlardan da yararlanıyor.

Gazze'deki Filistinli güvenlik kaynaklarına göre Gazze Şeridi semalarında durmaksızın faaliyet gösteren casus uçaklar, yapay zekaya kaynaklı teknolojisiyle bir kilometrekarelik bir coğrafi alan içinde örgüt liderlerinin yüzlerini ve seslerini tespit edebiliyor. Görünüşe göre geçtiğimiz yıl mayıs ayında suikasta uğrayan İslami Cihad Hareketi lideri İyad el-Hasani'nin başına bu geldi. Hasani, ‘güvenli’ olarak tanımlanan bir hattan telefon görüşmesi yapmıştı. Daha sonra derinlemesine yapılan araştırmalarla İsrail'in ses izini tespit etmeyi başardığı ve onu hemen öldürdüğü ortaya çıktı.

İsrail, Gazze'ye karşı yürüttüğü ve büyük tartışmalara yol açan savaşta yapay zekâ kullandığını doğruladı.

dfvrbg
Gazze'nin Şucaiyye Mahallesi’nde kullanılamaz hale getirilen bir İsrail aracı, 10 Temmuz 2024 (AFP)

İsrail’in Gazze'deki cep telefonlarının yanı sıra kablosuz iletişim cihazlarını da takip ettiği biliniyor. İsrail, birçok örgüt üyesini bu cihazları kullanırken bombaladı. Bu durum Hamas'ı son yıllarda kendi karasal iletişim ağını kurmaya itti.

İsrail tünellerin tespit edilmesi ve yok edilmesinde de teknolojik araçlara başvuruyor.

Hamas'ın geçmişte onlara karşı başlattığı pek çok kampanyaya rağmen mevcut savaşta İsrail işbirlikçileri var olmaya devam ediyor. Bu kişilerden bazıları Hamas tarafından infaz edildi, bazıları da tövbe etti.

Hamaslı kaynaklar, her zaman bilgi sızdırıldığını kabul ediyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, şunları söyledi:

“Bu İsrail için bir başarı değil. Biz bunun (sızmanın) her an mümkün olabileceği kuralıyla hareket ediyoruz ve önlemler alıyoruz. Karmaşık bir güvenlik yaklaşımımız var. Kimsenin (herhangi bir lider) ister yer altında ister yer üstünde uzun süre kaldığı tek bir yer yok. Güvenlik ihlalleri olabilir. Sadece Filistinli grupların içinde ya da dışında değil. Çok sayıda kabiliyete sahip bir güvenlik ve istihbarat sisteminden bahsediyoruz. Nihayetinde direnişe katılan her lider ve direnişçi olası kaderi bilir ya da sonunda bununla yüzleşir. Bir örgütün kaderi, hiç kimseye bağlı değildir. Direniş dersini almıştır ve çalışmaları belirli ilkelere göre yönetebilecek hiyerarşik bir örgütsel yapı piramidine sahiptir.”



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.