Ürdün parlamentosu feshedildi… Sosyal medya milletvekillerinin ayrılışını kutluyor

Parlamentoya dönme yarışı önümüzdeki salı günü aday belirleme aşamasının başlamasıyla start alıyor.

Ürdün parlamentosunun içeriden görünümü (Ürdün Kraliyet Divanı)
Ürdün parlamentosunun içeriden görünümü (Ürdün Kraliyet Divanı)
TT

Ürdün parlamentosu feshedildi… Sosyal medya milletvekillerinin ayrılışını kutluyor

Ürdün parlamentosunun içeriden görünümü (Ürdün Kraliyet Divanı)
Ürdün parlamentosunun içeriden görünümü (Ürdün Kraliyet Divanı)

Ürdün Kralı 2. Abdullah, çarşamba gecesi ülkeye dönüşünden saatler sonra, dün (perşembe) 19’uncu parlamentoyu feshetme kararı aldı. Sosyal medyadaki aktivistler, ‘önceki parlamentolar arasında en az katılımlı parlamentonun feshedilmesini’ memnuniyetle karşıladı.

Feshedilen parlamento, ekonomik kararlar üzerindeki etkisizliği ve Ürdünlülerin yaşamları üzerinde etkileri olan hükümet politikalarını ‘geçiştirmesi’ nedeniyle yerel kamuoyu yoklamalarında düşük güven seviyesine sahipti. Diğer yandan parlamentoyu izleyen bir dizi yerel toplum kuruluşu da yasama konseyinin rolü ve gözetim rolünün yokluğuna ilişkin ‘hayal kırıklığı yaratan’ değerlendirmelerde bulundu.

Ürdün'de 10 Eylül'de yapılacak olan parlamento seçimleri, partilere genel seçim bölgesinde 41, Krallık'taki 18 yerel seçim bölgesinde ise 97 sandalye verilmesini öngören yeni bir seçim yasası ile gerçekleştirilecek. Ayrıca, kadınlara ayrılan sandalye sayısı 18'e çıkarıldı ve her partiye, listesinde ilk üç veya ikinci üç isim sıralamasında bir kadının aday gösterilmesi şartı getirildi.

Yasa, yerel seçim bölgesi düzeyinde açık nispi liste sistemini (liste içinde rekabet) ve genel seçim bölgesi düzeyinde kapalı nispi liste sistemini (kazananların isimlerinin listedeki sıralamalarına göre kabul edilmesi) birleştiren karma bir seçim sistemi benimsiyor.

Yüzde 2,5'i barajını aşmakta zorlanan, çoğu milliyetçi, solcu ve sivil partiler olmak üzere ülkedeki 19 lisanslı partinin ittifakları sonucunda oluşturulan altı parti listesi de dahil olmak üzere yaklaşık 20 parti listesinin yarışması beklenen seçimler için aday belirleme aşaması önümüzdeki salı günü başlıyor.

Seçime katılım oranının, önceki seçim dönemlerinde ortalama katılım oranı olan yüzde 30 civarında seyredeceğine dair endişeler devam ediyor.

Gözlemciler, İslami Hareket Cephesi listelerinin yeni parlamentoda iyi bir sandalye payına sahip olmasını beklerken, resmi çizgiye yakın olan ve yeni kurulan el-Misak Partisi, Krallığın çeşitli bölgelerinde bir dizi aday göstererek rekabet etmeye çalışıyor.

Analistlerin rakip partilerden birinin şansında düşüş bildirdiği bir dönemde, Bağımsız Seçim Komisyonu, partinin listesinden sandalye satın alma şüphesiyle ilgili bir dava için Başsavcılık belgelerine başvurdu. Bu durum, adaylar arasındaki haksız rekabet tartışmalarını yeniden gündeme getirirken, sadece oy satın alınmasına değil, aynı zamanda kapalı nispi liste sistemine göre seçilecek parti listelerinde ön sıralarda yer alınmasına da olanak sağlıyor.

Sol ve milliyetçi partiler koalisyonu ile sivil partiler koalisyonu, İslamcı sağ karşısında yeni bir etkili akım yaratma arzusuyla yaklaşan seçimlerde barajı aşmaya çalışıyor. Ancak ittifaklar içindeki çatlakların bunu engelleyebileceğinden endişe ediliyor.

Gözlemciler, Bişr el-Hasene'nin hükümetinin kaderinin önümüzdeki birkaç hafta içinde belirlenmesini beklerken, eylül ayı ortalarında parlamento seçimlerinin sonuçları resmen açıklanana kadar hükümetinin başında kalmaya devam edeceği beklentisi hâkim. Bir sonraki hükümetin kaderi, yasama ve yürütme güçleri arasındaki denge denkleminde fark yaratabilecek parlamento bloklarını istikrara kavuşturması beklenen yeni parlamentonun şekli ve yönüyle bağlantılı.

Konuyla ilgili olarak, parlamentonun feshedilmesi kararından bu yana eski milletvekilleri seçmenlerine yönelik açıklamalar yapmakta aceleci davrandı. El-Hayat Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi (Rased) gibi yerel gözlemcilerin, feshedilen parlamentonun anayasal ömrü boyunca gösterdiği performansta önemli bir zayıflık olduğunu ortaya koyan bir değerlendirme yayınlamasının ardından, resmi adaylık açılışı öncesinde kendilerini yeniden konumlandırma ve yeniden destek kazanma çabası içine girdiler.

130 üyeli 19’uncu parlamentodan sadece 13 milletvekili önergelerin yüzde 50'sini sundu. Aktivist Anas Damra Facebook sayfasında son Meclis Başkanı’nın ‘2 bin 250 önergeyi sakladığını ve parlamento gündemine almadığını’ belirterek, kendisinin kısa süre önce yüksek madalya ile ödüllendirildiğini kaydetti.

Feshedilen parlamentonun eski hukuk komitesi başkanı Gazi ez-Zuneybat, Ürdün devlet televizyonuna verdiği demeçte, parlamentonun performansını savundu. Ez-Zuneybat, parlamentoda 100'den fazla hassas yasanın tamamlandığını, denetim ve yasama çalışmaları arasında ayrım yapmanın ‘çok zor’ olduğunu söyledi.



Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
TT

Irak'ta düzenlenen hava saldırılarında 10 Haşdi Şabi üyesi öldürüldü

Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)
Irak Haşdi Şabi Güçleri'ne bağlı savaşçılar, askeri eğitim sırasında " Haşdi Şabi" bayrağını dalgalandırıyor (Haşdi Şabi Güçleri)

Güvenlik ve sağlık kaynakları, bugün Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde “Haşdi Şabi” güçlerinin karargahını hedef alan hava saldırıları sonucu, 30 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığı habere göre « Haşdi Şabi güçleri, yaptıkları açıklamada, Anbar Operasyonları Komutanı Saad Baici ile bazı yardımcılarını öldürüldüğünü doğruladı ve saldırıyı gerçekleştirmekle ABD’yi suçlayarak, «vatan görevlerini yerine getirirken komuta merkezinin» bir ABD hava saldırısı hedef alındığını belirtti.

Açıklamada, bu saldırıların “Irak'ın egemenliğinin açık bir ihlali ve Iraklıların kanına ciddi bir saygısızlık” olduğu belirtildi ve “uluslararası hukuka ve insani normlara hiç önem vermeyen saldırgan yaklaşımın doğasını bir kez daha ortaya koyduğu” ifade edildi.

Kaynaklar, “siyasi güçlerin, ABD’nin tekrarlanan bu ihlallerine karşı durma ve ülkenin egemenliğini koruyacak ve bu ciddi ihlallere son verecek açık ve kararlı tutumlar sergileme konusunda tam sorumluluk taşıdıklarını” belirtti.

Kaynaklar, saldırıların bir dizi üst düzey komutanın katıldığı güvenlik toplantısı sırasında “Haşdi Şabi” karargahını hedef aldığını ifade etti.

«Haşdi Şabi» güçleri, çoğu Şii olan yarı askeri grupları bünyesinde barındırmaktadır ve bu gruplar resmi olarak Irak güvenlik güçlerine dahil edilmiştir; bu gruplar arasında İran'a bağlı birçok örgüt de bulunmaktadır.

Şubat ayında ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Tahran destekli silahlı gruplar Irak'taki ABD üslerine saldırılar düzenliyor ve bu durum bölgede daha geniş çaplı bir tırmanma korkusunu artırıyor.


Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
TT

Berri: Bize karşı yürütülen savaşı durduracak bir anlaşmaya varılmasını umuyoruz

İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)
İsrail füze saldırısının hedefi olan, güneydeki Litani Nehri'ni Sur şehrine bağlayan Kasımiye Köprüsü (EPA)

Şarku’l Avsat’a bilgi veren, konuyu yakından takip eden Lübnanlı kaynaklar, İran'ın Beyrut'taki bazı liderlere, ABD ve İsrail ile süren savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmada Lübnan'ın da yer alacağına dair “açık bir taahhüt” verdiğini belirtti. Kaynaklar, Lübnanlı yetkililerin “diplomatik olmayan” kanallar aracılığıyla, Tahran'ın Lübnan'daki bazı müttefiklerine, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın “kesinlikle Lübnan'ı da kapsayacağını” bildirdiğini söyledi.

Lübnan, İran ile savaşın sona ermesinin ardından İsrail’in askeri gücünü ülkeye kaydırmasından endişe duyuyor; zira İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saha tatbikatları, Lübnan topraklarında daha geniş çaplı operasyonlar ve olası bir kara işgali için bir başlangıç noktası olabilecek “köprü başları” kurduğunu düşündürüyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat ile yaptığı görüşmede, sızan bu bilgilerin doğru olmasını umduğunu belirterek, “İsrail'in Lübnan'a karşı savaşının sona ermesini içeren kapsamlı bir anlaşma” istediğini ifade etti.


İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
TT

İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sahil yolunda bulunan Kastmiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu saldırı, Litani Nehri üzerindeki köprülerin yıkılacağına dair yapılan açıkntehditlerin ardından gerçekleşti ve sınır şeridindeki köyleri Sur şehrine bağlayan en hayati arterlerden birini doğrudan etkiledi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichaiy Adraee, "takviye birliklerinin ve savaş teçhizatının transferini engellemek için kıyı otoyolu köprüsü olan Kasımiye Köprüsü'ne saldırı düzenleneceğini" duyurdu ve bölge sakinlerini Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise bunu "bir tampon bölge oluşturma ve işgalin gerçekliğini pekiştirme yönündeki şüpheli planlar çerçevesinde gerçekleşen tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi.

Bu arada, Lübnan-Amerikan ateşkes görüşmeleri "uzun süreli askıya" alındı.

Bu bağlamda, emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Güney Lübnan'daki köprüleri hedef almanın "kesin bir askeri hedef sağlamadığını" söyledi. "Hizbullah, mühimmatı karayolları veya köprüler üzerinden taşımaya güvenmez, bunun yerine İsrail'in hava üstünlüğü altında açık hareket etmenin tehlikesini bilerek, konuşlandığı bölgelerdeki yeraltı depolarında depolar" diye açıkladı. "Köprülerin yıkılmasının askeri ikmal hatlarını kestiği iddiası yanlıştır, çünkü parti kolayca bozulabilecek geleneksel bir ikmal hattı modeline göre hareket etmez" diye vurguladı.