Iraklı silahlı gruplar, üçüncü tarafları ABD güçlerine saldırmakla suçluyor

Ketaib Seyyid eş-Şuheda, ateşkesin devamı konusundaki kararlılığını yineledi.

Irak İçişleri Bakanlığı'na ait zırhlı bir araç, Amerikan restoranlarına yapılan saldırıların ardından Bağdat'ın doğusundaki Filistin Caddesi'nde konuşlandırıldı. (AFP)
Irak İçişleri Bakanlığı'na ait zırhlı bir araç, Amerikan restoranlarına yapılan saldırıların ardından Bağdat'ın doğusundaki Filistin Caddesi'nde konuşlandırıldı. (AFP)
TT

Iraklı silahlı gruplar, üçüncü tarafları ABD güçlerine saldırmakla suçluyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na ait zırhlı bir araç, Amerikan restoranlarına yapılan saldırıların ardından Bağdat'ın doğusundaki Filistin Caddesi'nde konuşlandırıldı. (AFP)
Irak İçişleri Bakanlığı'na ait zırhlı bir araç, Amerikan restoranlarına yapılan saldırıların ardından Bağdat'ın doğusundaki Filistin Caddesi'nde konuşlandırıldı. (AFP)

Irak’ta dikkat çekici bir gelişme daha yaşandı. İran yanlısı silahlı gruplar, Amerikan güçleriyle ateşkesi sona erdirme yönünde bir dizi tehditte bulundu. Bu grupların en önde gelenlerinden biri olan Ketaib Seyyid eş-Şuheda ise Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin geçtiğimiz şubat ayından bu yana sonuçlandırmayı ve tesis etmeyi başardığı ateşkese halen bağlı olduğunu açıkladı.

Irak İslami Direnişi oluşumu içindeki en büyük gruplardan biri olan Ketaib Seyyid eş-Şuheda, ateşkese bağlılıklarının devam ettiğini yineledi. Ketaib Seyyid eş-Şuheda, Anbar vilayetindeki Aynu’l Esed Üssü’nde bulunan Amerikan güçlerini ve Suriye'deki üslerde bulunan güçleri hedef alan tarafın kimliği hakkında bilgi sahibi olmadığını kaydetti.

Ketaib Seyyid eş-Şuheda’nın önde gelen liderlerinden birinin pazar günü yaptığı açıklamaya göre, Irak İslami Direnişi ve Irak Direniş Grupları Koordinasyon Komitesi, Amerikan güçlerini bombalayan ve hedef alanların hangi taraf ya da grup olduğunu bilmiyor. Aynı şekilde bu operasyonların sorumluluğunu da reddediyor. Ketaib Seyyid eş-Şuheda’nın şu ana kadar sükunete bağlı olduğunu dile getiren lider, baskı kurmak için bu operasyonlar üzerinde bireysel olarak çalışan bir grup olabileceğini ifade etti. Ancak lider, bu grubun kim olduğunu bilmediklerini belirtti.

asxdcfg
Irak'ta faaliyet gösteren İsrail destekçisi Amerikan şirketlerine boykot çağrısında bulunan pankartlar taşıyan Iraklılar (EPA)

Irak'ın batısındaki Anbar vilayetinde bulunan Aynu’l Esed Üssü bir füze saldırısına maruz kaldı. Ancak Irak'taki Amerikan varlığını reddeden hiçbir taraf bu saldırının sorumluluğunu üstlenmedi. Bu gelişmeler, söz konusun olaydan yaklaşık dört gün sonra gerçekleşti. Aynı zamanda bu gelişmeler, Irak Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi başkanlığındaki üst düzey bir Irak heyetinin, Bağdat ve Washington arasında Irak'taki Amerikan varlığını düzenlemeye yönelik üst düzey görüşmelerin üçüncü turunu temsil eden Washington'daki görüşmeleri tamamlamasının ardından geldi.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, ABD öncülüğünde DEAŞ'la mücadele için kurulan Uluslararası Koalisyon’un sona erdirilmesini talep ediyor. Washington yönetiminin toplantı sonrasında yaptığı açıklamaya ve ABD’nin Irak Büyükelçisi Elena Romansky'nin X platformunda yazdıklarına göre bu varlığın yeniden düzenlenmesi isteniyor. ABD'nin Irak'taki varlığına karşı çıkan taraflar, tüm bu olan bitenleri Amerikan tarafının Irak'ta ve bölgede güç bulundurmak amacıyla yaptığı bir oyalamadan ibaret olarak değerlendirdi.

Sudani'nin baskıları

Açıklamaların ardından bir sükûnet havası hâkim oldu. Aynu’l Esed Üssü’nün bombalanmasının yalanlanması göz önüne alındığında, Başbakan'ın ortalığı yatıştırma çabalarının başarıya ulaştığı görülüyor. Bu da Irak'ın daha önce 2008 yılında ABD ile imzaladığı ve parlamento tarafından onaylanan stratejik çerçeve anlaşmasına geri dönülmesi de dâhil olmak üzere Amerikan varlığını düzenleme çabalarının devam edeceği anlamına geliyor. Diğer taraftan İran'ın Sudani'nin isteği üzerine gruplarla sükûnet hattına girmesi hakkında söylentiler çıktı. Özellikle de Mecdel Şems kasabasının bombalanmasıyla ortaya çıkan ani gelişmeden ve İsrail'in Hizbullah'a saldırma ihtimalinden sonra yaşananlar, İran'ı savaşın genişlemesini önlemek için bölgedeki vekillerine angajman kuralları içerisinde kalmaları yönünde baskı yapmaya sevk etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Irak Başbakanı Danışmanı Hüseyin Allavi şunları söyledi: “Başbakan'ın Irak'taki Uluslararası Koalisyon dosyasını yönetme çabaları çerçevesinde koalisyonun misyonlarının sona erdirilmesi ve koalisyon ülkeleriyle mevcut ilişkilerin ikili ilişkilere aktarılması sağlandı. Aynı şekilde Irak-ABD ilişkilerinin kapsamlı perspektifi ışığında, Irak'ın ulusal çıkarları ve Stratejik Çerçeve Anlaşması'na uygun olarak güvenlik ilişkilerinin niteliği için bir yol haritası geliştirildi. Bu açıdan Sudani, büyük başarılar elde etti.”

zascdve
Irak'taki ABD güçleri (Reuters)

Allavi sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak heyetinin öncülük ettiği Washington toplantısının sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz: Irak-ABD ilişkilerinin özellikle Irak operasyonel sahasındaki terörizm riskleri değerlendirildi. Savaş kabiliyeti ve savaşa hazırlık durumu değerlendirildi. Silahlı kuvvetlerin geliştirilmesi ve inşası için silahlanma dosyası incelendi. Askeri sözleşmelerin geliştirilmesi alanındaki beklentiler görüşüldü. Toplantılarda ayrıca askeri havacılık, tankların geliştirilmesi, izleme ve takip için kullanılan istihbarat cihazları, eğitim programları konuşuldu. Son olarak Irak silahlı kuvvetlerinin güçlendirilmesi adına Başbakan Sudani'nin ABD ziyaretinden elde ettiği sonuçları nasıl uyguladığı ele alındı.”

Allavi, “Ortak açıklamada Irak'ın Uluslararası Koalisyon ülkeleriyle ilişkilerini devam ettirme çabalarının devam ettiği açıkça belirtildi. Daha sonra bu yolu net bir şekilde ortaya koyan ayrıntılı bir açıklama yapılacak. Açıklamada ayrıca, Uluslararası Koalisyon’un görevlerinin kesin olarak sona erdirilmesi hedefine bağlılığın sürdürüleceği kaydedildi. Odak noktası, koalisyon ülkeleriyle var olan ilişkilerin Musul'un düşmesinden önceki aşamaya döndürülmesi olacak” diyerek sözlerini noktaladı.



Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
TT

Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'tan beri yürüttüğü İran savaşı, Suriye yönetimini de tehdit ediyor.

Irak'taki Şii milislerin ve Tahran destekli Hizbullah'ın saldırılarının hedefindeki Suriye, İran savaşında tarafsız kalmaya çalışıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşik Krallık'a (BK) gerçekleştirdiği bu haftaki ziyaretinde Başbakanı Keir Starmer'la bir araya geldi.

Londra yönetiminden yapılan açıklamada, iki ülkenin de Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasite faaliyet göstermesi için uygulanabilir bir planın gerekliliği üzerinde durduğu belirtildi.

Şara, BK merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un düzenlediği etkinlikte ülkesini savaşın dışında tutmak istediğini yineleyerek, "Yeterince savaş yaşadık. Başka bir savaş deneyimine hazır değiliz" dedi.

14 yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Suriye'yi yeni bir çatışmanın içine sokmak istemediğini vurgulayan lider, şöyle devam etti:

Suriye herhangi bir tarafın hedefi haline gelmedikçe, herhangi bir çatışmaya dahil olmayacak. Suriye'nin bir savaş alanı haline gelmesini istemiyoruz. Ancak ne yazık ki bugün işler akıllı kişiler tarafından yönetilmiyor. Durum istikrarsız ve öngörülemez.

Ancak Financial Times'ın analizinde, İran savaşının başından bu yana Suriye topraklarına düzenlenen saldırıların ülkenin tarafsızlık politikasını zora soktuğuna dikkat çekiliyor.

Beyrut'taki düşüne kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi'nden Suriye uzmanı Kheder Khaddour, savaşın uzamasıyla Şam yönetiminin çatışmalara çekilebileceğine işaret ediyor:

Suriye ne kadar süre tarafsız kalabilir? Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çatışma ne kadar yayılırsa Suriye'ye sıçrama riski de o kadar artar.

Reuters'ın geçen ay yayımladığı haberde, ABD'nin Lübnan'daki Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik operasyonlara katılması için Şara yönetimine baskı yaptığı öne sürülmüştü.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise iddiaları yalanlayarak "ABD'nin, Suriye'yi Lübnan'a asker göndermeye teşvik ettiği yönündeki haberler yanlış ve gerçeğe aykırıdır" demişti.

Khaddour da "Suriye silahlı kuvvetlerinin böyle bir şey yapma imkanı yok. Kendi topraklarını zar zor koruyacak kadar güce sahipler" diyor.  

Diğer yandan Şam yönetimi, İran savaşının yarattığı krizi kullanarak yatırım çekmeyi de amaçlıyor.

Avrupa temaslarında Almanya'yı da ziyaret eden Şara, Berlin'deki iş insanlarının yer aldığı toplantıda, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun yarattığı enerji krizinde Suriye'nin "güvenli bir alternatif rota" oluşturduğunu söyledi:

Suriye güvenli bir liman işlevi görebilir. Stratejik konumu sayesinde tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlayabileceği gibi, Akdeniz kıyıları üzerinden enerji tedarikini de güvence altına alabilir.

Irak da yıllar sonra Suriye üzerinden karayoluyla petrol ihracatına bu hafta başladı. Politico'nun aktardığına göre Iraklı yetkililer, kamyonlarla sevkıyatın başarılı olması halinde Kerkük-Baniyas boru hattının tamir edilerek yeniden kullanılabileceğini söylüyor.

Analizde, İran savaşının yarattığı krizde Şara'nın "farklı bir yol çizmeye çalıştığı" yazılıyor. Medya kuruluşuna konuşan kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Savaş, Ortadoğu'yu farklı şekilde düşünmeye zorluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico, SANA


"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
TT

"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)

Cezayir-Fransa ilişkileri, dün Fransa'daki Ulusal Terörle Mücadele Birimi Başsavcı Yardımcısı Olivier Christen'in kışkırtıcı bir basın açıklaması yapmasıyla, zaten gergin olan bir kriz ve gerilim dönemine girdi. Bu açıklama, Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in, iki ülke arasında, haklarında idari sınır dışı kararı çıkarılmış düzensiz Cezayirli göçmenlerin kabulü konusunda güvenlik iş birliği ve koordinasyonunun yeniden başlatıldığını duyurmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

 Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)

France Info radyosuna verdiği röportajda Olivier Christen, "devlet terörizmi" olarak nitelendirdiği konularla ilgili devam eden soruşturmalara değinerek özellikle Cezayir, Rusya ve İran'ı örnek gösterdi. Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı'nda şu anda bu üç ülkeyi hedef alan sekiz açık "devlet terörizmi" davası bulunduğunu belirtti.

Fransız yargı yetkilisi, Fransa'da yoğun bir şekilde gündeme gelen konulara yanıt verirken, savcılık Bank of America'nın Paris'teki genel merkezine yönelik saldırı planına karışmakla suçlanan dört kişiye dava açtı.

Kristen, “İran devlet terörizmiyle ilgili olarak, şu anda soruşturma altında olan üç vakamız var” dedi ve “başta Rusya ve Cezayir olmak üzere beş vaka daha var” diye ekledi. Devam eden soruşturmaların “aynı mantık çerçevesinde” olduğunu belirten Kristen, “bu yabancı devletler Fransız nüfusuna karşı doğrudan operasyonlar yürütmek yerine, Fransız topraklarında yaşayan muhaliflerini hedef alıyorlar. Fransız nüfusunun açıkça hedef alındığı tek durum İran'dır; İran, özellikle Yahudi topluluğu olmak üzere, düşman olarak gördüğü Fransız toplumunun bir kesimini hedef alıyor” şeklinde açıklama yaptı.

 Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın Cezayirli gözlemcilerden aktardığına göre Cezayir'e yöneltilen suçlamalar ciddi ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayarak, tarihi ve siyasi anlaşmazlıkların ateşine benzin dökebilir. Cezayirli gözlemciler, Cezayir'e atıfta bulunarak "devlet terörizmi" teriminin kullanılmasının, ilişkileri geri dönüşü olmayan bir noktaya itebilecek yasal ve medya açısından bir emsal oluşturduğuna inanıyorlar.

Geri dönüşü olmayan bir noktaya

Fransa terörle mücadele savcısı, Fransa'da bulunan ve ülke yetkilileri tarafından hedef alındığı iddia edilen Cezayirli "muhaliflerin" isimlerini açıklamadı; ancak bir yıldır süregelen tartışmaya bakılırsa, bunun Fransız-Cezayir ilişkilerinde "kriz içinde kriz" oluşturan muhalif YouTuber Amir Boukhors ile ilgili olması muhtemel.     

Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)

Nisan 2025'te Fransız savcılar, Paris'te görevli bir Cezayir konsolosluk çalışanını, Nisan 2024'te "Amir DZ" olarak bilinen Boukhors'un kaçırılması ve alıkonulmasıyla bağlantılı olarak "terörizm"le suçladı. Soruşturma süresince gözaltında tutulmasına karar verildi. Geçen hafta, Paris'teki bir soruşturma hakimi, gözaltı süresini bir yıl daha uzattı; bu durum Cezayir'i öfkelendirdi ve iki ülke arasındaki son yakınlaşmayı, özellikle Sahel'deki terörizmle ilgili güvenlik iş birliğine getirilen yasağın kaldırılması konusunda, resmen baltalamakla tehdit etti. Cezayir ayrıca, Fransa'dan sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan vatandaşlarının ülkeye girişini reddetme kararını geri almakla da tehdit etti.

Fransa'nın bu yeni gerilime karşılık olarak, Fransa'daki terörle mücadeleden sorumlu adli makamların başkanının açıklamalarından 24 saat sonra Cezayir tarafından tam bir resmi sessizlik olması dikkat çekicidir.

Herhangi bir acil tepkinin olmaması göz önüne alındığında, gözlemciler Cezayir makamlarının sessizliğinin, özellikle çözülmemiş sorunların birikmesi ve ardı ardına gelen krizleri kontrol altına alma konusunda ortak arzuya dair gerçek bir işaretin olmaması nedeniyle, fırtına öncesi sessizlik olabileceğine inanmaktadır.

Paris ile eski sömürgesi Cezayir arasındaki gelişen anlaşmazlıkları yakından takip eden Cezayirli gazeteci Ali Boukhalef'e göre "Devlet terörizmiyle ilgili bu açıklamalar, özellikle ciddi sonuçları göz önüne alındığında, iki ülke arasındaki gerilimi daha da artıracaktır." Fransız Le Point dergisinin Cezayir muhabiri Adlane Meddi ise Fransız yetkililerin "Emir DZ'nin tarafını seçtiklerini ve şimdi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorunda olduklarını" ifade etti.

Cezayir haber sitesi Interlignes ise şu ifadeleri kullandı: "Cezayir ve Paris arasındaki ilişkileri iyileştirme girişimlerinin her biri bir engelle karşılaşıyor. İlginçtir ki, bu engel her zaman aynı kaynaktan geliyor." Ayrıca, Olivier Christen'in devlet terörizmiyle ilgili soruşturmalar, özellikle de Cezayir'i ilgilendiren açıklamalar, "durumu sakinleştirmeye katkıda bulunmayacaktır."

Resmi gerilimi azaltma ile medyanın gerilimi tırmandırması arasındaki fark

Hükümet yanlısı haber sitesi "Algeria 54", Cezayir'in adının İsrail ve Amerikan müttefiki tarafından yürütülen bir savaşla işaretlenen jeopolitik bir bağlama sürüklenmesinin, "Fransız derin devletinin Cezayir'e karşı beslediği açık düşmanlığın bir parçası" olduğunu belirtti. Bu yeni hedef alma olayı, bizi Fransız derin devleti ve sömürge dönemine duyulan nostaljinin kalıntıları tarafından Cezayir halkına ve kurumlarına karşı yürütülen Kara On Yıl'da tanık olunan düşmanlık kampanyalarına geri götürüyor."

Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)

Aynı kaynak şöyle devam etti: “Olivier Christen’in bu bariz ihlali, Cezayir ve halkına yönelik neo-kolonyal modelinin kurbanı olan, ölmekte olan bir Fransız rejiminin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Bu durum Belçika, İsviçre, Portekiz, İspanya ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinin, Ortadoğu'daki devam eden savaşın sonuçları bağlamında Cezayir gazına yönelik artan Avrupa talebine atıfta bulunarak, Cezayir ile ilişkilerini güçlendirme ve sağlamlaştırma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşmektedir.”

İronik bir şekilde bu yeni gerilim dönemi, İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in geçen şubat ayındaki Cezayir ziyaretinin olumlu sonuçlar vermeye başladığını teyit ettiği gün yaşandı. Nunez, Fransız BFM TV kanalına verdiği röportajda, Elysee Sarayı'nın Fas'ın Sahra üzerindeki egemenliğini tanımasının ardından patlak veren ve 18 aydan fazla süren ciddi diplomatik krizin ardından Cezayir ile ilişkilerin "kademeli olarak yeniden başlama aşamasına girdiğini" belirtti.

Fransız yetkili, ikili iş birliğinin omurgasını oluşturan üç stratejik eksen olan güvenlik, adalet ve düzensiz göçle mücadele alanlarında etkin koordinasyonun yeniden başlatılmasını ele aldı. Bu yönde bir açıklama yapan Nunez, "Polis ve adli iş birliğiyle Cezayir ile göç konusunda koordinasyon yeniden ilerlemeye başlıyor" dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Bu açıklığın aksine, Nunez, Cezayir'de "terörizmi yüceltmek" suçlamasıyla hapsedilen Fransız gazeteci Christophe Gleize'nin davası gibi son derece hassas siyasi dosyaların ayrıntılarına girmekten kaçındı ve bunları "Dışişleri Bakanlığı'nın münhasır yetki alanına giren egemen dosyalar" olarak değerlendirdi.


Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
TT

Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, "Suriye'de akredite edilmiş büyükelçiliklere ve diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı veya yaklaşma girişimini kesin ve kararlı bir şekilde reddettiğini" teyit ederek, bu misyonların "uluslararası hukuk ve diplomatik anlaşmalar kapsamında korunduğunu ve devletler ile halklar arasındaki ilişkilerin sembolü olduğunu" vurguladı.

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre bakanlık ayrıca "ülkelere hakaret eden veya sembollerini zedeleyen her türlü slogan veya eylemi kategorik olarak reddettiğini ve kınadığını" ifade ederek, bu davranışın karşılıklı saygı ve uluslararası iş birliği ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Vatandaşların görüşlerini ifade etme haklarına saygı çerçevesinde, Bakanlık, kamu güvenliğinin korunmasına tam bağlılıkla, yürürlükteki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde bu hakkın kullanılmasının önemini teyit eder ve istikrarı bozabilecek veya elçilikleri ve akredite diplomatik merkezleri etkileyebilecek veya bunlara yaklaşabilecek her türlü uygulamadan uzak durulmasını şart koşar.”

Bu açıklama, İslamcı bir fraksiyonun destekçilerinin, eski rejime karşı ayaklanma sırasında silahlı bir gruba komuta eden Suriyeli bir liderin tutuklanmasını protesto etmek için Şam'daki BAE büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemesinden bir gün sonra yapıldı. Protesto sırasında büyükelçilik binasına taş atıldı.