Heniyye'nin Tahran'da öldürüldüğü yerle ilgili çelişkili açıklamalar ve resmî gizlilik

Hamaney İsrail'den intikam alma sözü verdi

TT

Heniyye'nin Tahran'da öldürüldüğü yerle ilgili çelişkili açıklamalar ve resmî gizlilik

Heniyye'nin Tahran'da öldürüldüğü yerle ilgili çelişkili açıklamalar ve resmî gizlilik

Hamas lideri İsmail Heniyye'nin başkent Tahran'da uğradığı suikastın ayrıntıları konusunda İran'ın resmî gizliliği sürerken, saldırının yeri konusunda da çelişkili haberler geliyor. Yetkililer ise İsrail'den intikam alma sözü veriyor.

Heniyye, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın parlamento önündeki yemin törenine katılmak üzere Tahran'a gitmişti. 80'e yakın ülkeden siyasîler İran'ın başkentine akın ederken, yetkililer sıkı güvenlik önlemleri almıştı.

İranlı internet siteleri erken saatlerde resmi olmayan kaynaklara dayanarak Heniyye'nin Sadabad Sarayı yakınlarında İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu öldüğünü bildirirken, diğer kaynaklar olayın Tahran'ın batısındaki bir bölgede meydana geldiğini belirtti.

Patlama sesinin şiddeti o kadar büyüktü ki tüm arabaların alarmları çaldı ve ses Tahran'ın kuzeyinden duyuldu. Patlamadan çıkan duman ve toz bölgeyi kapladı.

Kudüs Gücü'nün faaliyetlerine ilişkin haberleri yayınlanan Sabrin Haber Kanalı, Heniyye'nin suikasta uğradığını ilk olarak saat 1:45'te duyurdu. Aynı saatlerde X platformundaki İranlı hesaplar, Tahran'ın batısında, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından kontrol edilen yerleşim yerlerinin bulunduğu ve Tahran'la bağlantılı bazı silahlı grupların lider ve üyelerinin ikamet ettiği bölgeye atıfta bulunarak büyük bir patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

Olayla ilgili soruşturma

DMO tarafından açıklamada, Heniyye ve bir korumasının Tahran'daki evlerinin hedef alınması sonucu öldürüldüğü belirtilirken, daha fazla ayrıntı verilmedi. DMO'ya bağlı Tasnim ve Fars haber ajansları, Heniyye'nin ‘bir hava füzesiyle vurulduktan sonra gece saat 2'de öldürüldüğünü’ duyurdu.

İki ajansa göre İran Cumhurbaşkanı'nın yemin törenine katılmak üzere İran'a gelen Heniyye, Tahran'ın kuzeyinde gazilerin kaldığı bir yerde kalıyordu.

dcvferbt
Hamas lideri İsmail Heniyye, İran Cumhurbaşkanı'nın dün (salı) meclisteki yemin töreni sırasında Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami'ye sarıldı. (Reuters)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani yetkili makamların olayın boyutlarını ve ayrıntılarını araştırdığını söyledi. Kenani, Heniyye'nin İran'ın başkentindeki ölümünün ‘İran İslam Cumhuriyeti ile Filistin ve direniş arasındaki derin ve güçlü bağları güçlendireceğini’ belirtti.

DMO tarafından bugün (çarşamba) yapılan açıklamada, Heniyye'nin Tahran'da öldürülmesine ‘sert bir karşılıkla cevap verileceği’ ifade edildi. Ayrıca Ortadoğu'da İran ile müttefik olan militan hareketlere atıfta bulunularak ‘İran ve direniş ekseninin bu suça karşılık vereceği’ sözü verildi.

İntikam yemini

İran Dini Lideri Ali Hamaney bugün yaptığı açıklamada, Heniyye suikastının İran topraklarında gerçekleşmesi nedeniyle misillemenin ‘Tahran için zorunlu’ olduğunu söyledi. Hamaney, “Suçlu ve terörist Siyonist varlık sert bir karşılık için zemin hazırladı” dedi.

Yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, Heniyye'nin Tahran'da öldürülmesinin arkasında İsrail'in olduğunu iddia etti ve İsrail'i ‘pişman’ etme sözü verdi.

scdfevrgt
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif bu sabah Tahran'da Heniyye suikastıyla ilgili acil hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Pezeşkiyan X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti toprak bütünlüğünü, onurunu, şerefini ve haysiyetini savunacak ve terörist işgalcileri korkakça eylemlerinden pişman edecektir” ifadesini kullandı.

Heniyye'nin fotoğrafını önüne koyan İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetinden bakanların da yer aldığı geçici hükümetin acil toplantısına başkanlık etti.

Reuters'in İranlı bir kaynaktan aktardığına göre İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi bu sabah erken saatlerde üst düzey DMO komutanlarıyla Heniyye suikastını görüşmek üzere bir toplantı yaptı.

İranlı internet siteleri de parlamentonun Ulusal Güvenlik Komitesi'nin Heniyye suikastının yansımalarını görüşmek üzere acil bir toplantı düzenlediğini bildirdi. Bir parlamento sözcüsü, “Büyük Filistin direniş lideri, şehit İsmail Heniyye'nin suikast sonucu öldürülmesini şiddetle kınıyoruz. Bu olayın sorumluları ve onların ajanları işledikleri kötülük ve suçların hesabını vereceklerdir” şeklinde konuştu.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin medya platformu Nur News tarafından yayınlanan raporda, İsmail Heniyye'nin Tahran'da hedef alınmasına atıfta bulunularak, “İran'ın kırmızı çizgilerini aşmak düşmanlar için her zaman pahalıya mal olmuştur. Heniyye'ye Tahran'da düzenlenen suikast İran İslam Cumhuriyeti'nin caydırıcılık kapasitesine zarar vermeyi amaçlayan tehlikeli bir kumardır” denildi.

xsdvfrb
Hamas lideri İsmail Heniyye, Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım, İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale ve Yemen'deki Husilerin Sözcüsü Muhammed Abdusselam İran Cumhurbaşkanı'nın yemin törenine katıldı. (Reuters)

Eski DMO Komutanı General Hüseyin Alayi ise “ABD'nin İsmail Heniyye suikastının gerçekleştirilmesinde Siyonist işgal rejimiyle gerek operasyonel gerekse bilgi düzeyinde yakın iş birliği içinde olduğu kesindir” ifadesini kullandı.

Jamaran internet sitesine konuşan Alayi, “Bu suikastın amacı dünyanın hiçbir yerinde Filistinli gruplar için güvenli bir yer olmadığını ve Gazze'deki durumun hem Gazze halkı hem de işgale karşı çıkan diğer ülkeler için güvenli olmadığını göstermektir” dedi.

Alayi sözlerini şöyle sürdürdü: “İşgal rejiminin dünyadaki tüm İsrail karşıtı direniş örgütlerinin liderlerine yönelik suikast planlarına ek olarak, bu suikast İran hükümetine, İran halkının barış içinde yaşamasını ve diğer ülkelerle iyi ilişkiler kurmasını sağlayacak değişikliklerin İran'da gerçekleşmesine izin verilmeyeceği mesajını vermektir.”

‘Ağır bedel’ tehdidi

DMO komutanlarında Muhsin Rızai, “İsrail ağır bir bedel ödeyecek” dedi.

İranlı yetkililer ise yetkililerin önemli olaylar sırasında haberleri yönetme politikası bağlamında medyaya uyarıda bulunmakta gecikmedi. İran Başsavcısı, Heniyye’ye yönelik ‘terörist’ saldırının ardından gazetecileri ve medya aktivistlerini toplumun psikolojik güvenliğini bozabilecek ‘sorumsuz açıklamalar yapmamaları ya da gerçek dışı içerikler, söylentiler ve hakaretler yayınlamamaları’ konusunda uyardı.

İran Başsavcılığı, ‘ilgili makamlara’ sosyal medya ağlarını ve medya kuruluşlarını izleyerek ‘söylenti yayan veya toplumun psikolojik güvenliğini bozan’ kişileri kovuşturmaları talimatını verdi.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.