Hamas'ın yeni lideri Halid Meşal mi?

Meşal, 1997 yılında İsrail'in suikast girişiminden kurtulmuş, 2004 yılından 2017 yılına kadar Hamas Siyasi Büro Başkanlığı görevini üstlenmişti

Halid Meşal (AP)
Halid Meşal (AP)
TT

Hamas'ın yeni lideri Halid Meşal mi?

Halid Meşal (AP)
Halid Meşal (AP)

Hamas Hareketi’in yeni lideri olmaya aday olan Halid Meşal, 1997 yılında Ürdün'ün başkenti Amman'da bulunan ofisinin önündeki bir sokakta İsrailli ajanların kendisine karşı zehir enjekte ederek düzenledikleri başarısız suikast girişiminden sağ kurtulmasının ardından tüm dünyada tanındı.

Dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun talimatıyla Filistinli hareketin üst düzey isimlerinden biri olan Meşal’e düzenlenen suikast girişimi, Ürdün Kralı Hüseyin'i o kadar öfkelendirdi ki, Meşal’e enjekte edilen zehrin panzehri Amman'a ulaştırılmadığı takdirde suikastçıları asmakla ve İsrail ile barış anlaşmasını feshetmekle tehdit etti.

İsrail istenileni yaptı. Bunun yanında Hamas Hareketi’nin kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin'i serbest bırakmayı da kabul etti. Ancak serbest bıraktıktan yedi yıl sonra onu Gazze'de düzenlediği suikastla öldürdü.

İsrailliler ve Batılı ülkeler, İran tarafından desteklenen Hamas Hareketi’ni ‘İsrail'i yok etmeyi amaçlayan bir terör örgütü’ olarak görüyor. Hamas, İsrail'de intihar saldırıları düzenlemekle ve İsrail'e karşı birçok operasyon gerçekleştirmekle suçlanıyor.

Filistinliler ise Meşal’i ve Hamas’ın diğer üst düzey liderlerini, Filistin topraklarının İsrail işgalinden kurtarılması için mücadele eden ve uluslararası diplomasinin başarısız olduğu bir dönemde, davalarını canlı tutan savaşçılar olarak görüyorlar.

Meşal, (68) İsrail'in suikast girişiminden bir yıl önce Hamas'ın yurt dışındaki lideri oldu. Bu görev ona, İsrail'in Hamas’ın diğer yetkililerine uyguladığı katı seyahat kısıtlamalarına maruz kalmadan dünyanın dört bir yanında ülkelerin hükümetleriyle yapılan toplantılarda Hamas Hareketi’ni temsil etme olanağı sağladı.

Hamas kaynakları, Meşal'in çarşamba sabahı İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast sonucu öldürülen İsmail Heniyye'nin yerine seçilmesinin beklendiğini söylediler. Heniyye suikastının ardından hem Tahran’dan hem de Hamas’tan ‘bunun karşılıksız kalmayacağına’ dair açıklamalar geldi.

Gazze'deki savaşta ateşkese varılması için İsrail ile dolaylı olarak yapılan müzakerelerde Hamas heyetine başkanlık eden Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye de İran ve İran’ın bölgedeki müttefiklerinin gözdesi olması ve Katar'da bulunması nedeniyle Hamas’ın liderliğini devralabilir.

Meşal'in İran ile ilişkileri, 2011 yılında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e karşı Sünnilerin öncülüğünde başlatılan ayaklanmaya verdiği destek nedeniyle gerilmişti.

İsrail, 1987 yılında İsrail'in Batı Şeria’yı ve Gazze'yi işgaline karşı Filistinlilerin başlattığı ilk ayaklanmada yani Birinci İntifada sırasında Hamas Hareketi’nin kurulmasından bu yana birçok Hamas liderine ve üyesine suikast düzenledi ya da suikast girişiminde bulundu.

Meşal, 1990'lı yılların sonlarından bu yana Hamas liderliğinin en tepesindeki isim olsa da İsrail Gazze'de Hamas'ın diğer üst düzey isimlerine suikast planları yaparken o çoğunlukla yurt dışında, görece güvende olduğu bir yerde çalışmalarını sürdürdü.

İsrail, Hamas’ın kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin'i 2004 yılının mart ayında Gazze'de düzenlediği bir hava saldırısında öldürülmesinden bir ay sonra halefi Abdulaziz Rantisi'yi  de öldürdü. Bunun üzerine Meşal, Hamas'ın liderliğini tamamen üstlendi.

Meşal, tıpkı diğer Hamas liderleri gibi bağımsız bir Filistin devleti kurulması için İsrail'e karşı daha pragmatik bir yaklaşım benimsemenin mi yoksa Hamas’ın 1988 tarihli tüzüğünde İsrail'in yok edilmesi çağrısı yapıldığı için savaşmaya devam etmenin mi daha iyi olacağı gibi hassas bir meseleyle karşı karşıya kaldı.

İsrail'e karşı tutumunu yumuşattı

Meşal, İsrail ile kalıcı bir barış anlaşması yapmaya karşı olsa da 1990'lı yılların sonu ve 2000'li yılların başında İsrail'e intihar bombacıları gönderen Hamas'ın uzun vadeli bir ateşkes karşılığında Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'ü kapsayan bağımsız bir Filistin devletini kabul edebileceğini söyledi.

Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'e düzenlediği saldırı, hareketin önceliklerini ortaya koydu. Şarku'l Avsat'ın İsrail kaynaklarından elde ettiği rakamlara göre saldırıda bin 200 kişi öldü, 250'den fazla kişi de rehin alındı.

İsrail, Hamas’ın bu saldırısına Gazze Şeridi’ne savaş açarak karşılık verdi. İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşta şimdiye kadar 39 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, yoğun bir nüfusa sahip olan Gazze’nin büyük bir kısmını enkaza dönüştü.

Meşal, Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının Filistin davasını yeniden dünyanın ilgi odağı haline getirdiği açıklamasında bulunmuştu. Araplara ve Müslümanlara İsrail'e karşı savaşa katılma çağrısında bulunan Meşal, Hamas'ı savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetiminden uzaklaştırmak isteyen İsrail ve ABD'ye karşı, mevcut savaşın sona ermesinden sonra Gazze'yi kimin yöneteceğine sadece Filistinlilerin karar verebileceğini söyleyerek rest çekti.

Müslüman Kardeşler’e katılması

Meşal, hayatının büyük bölümünü Filistin toprakları dışında geçirdi. Batı Şeria'nın Ramallah kenti yakınlarındaki Silvad kasabasında doğan Meşal, henüz çocukken ailesiyle birlikte Kuveyt'e taşınmıştı.

Meşal, 15 yaşındayken Ortadoğu'daki en köklü İslami grup olan Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimin) katıldı. Müslüman Kardeşler, 1980'li yılların sonunda İsrail işgaline karşı başlayan Birinci İntifada sırasında Hamas'ın kurulmasında etkili oldu.

Hamas'ın diğer liderleri uzun süreler İsrail hapishanelerinde çürürken Meşal, uzun yıllar öğretmen olarak çalıştı ve ardından yurt dışından Hamas'a destek toplamaya başlamadı. Suikasttan kıl payı kurtulduğunda Ürdün'de Hamas için yabancı ülkelerden bağış toplama işlerinden sorumluydu.

Netanyahu, 1997 yılında 16 kişinin öldüğü ve Hamas'ın sorumlu tutulduğu Kudüs'teki bir pazara düzenlenen bombalı saldırıya misilleme olarak İsrail İstihbarat Servisi Mossad ajanlarına Meşal'i öldürme talimatı verdiğinde tesadüfen Meşal'in konumunu sağlamlaştıran önemli bir rol oynadı.

Ürdün polisi, Meşal'e sokak ortasında zehir enjekte edilerek suikast girişiminde bulunan şüphelileri yakaladı. Bunun üzerine dönemin İsrail Başbakanı Netanyahu Meşal’in tedavisi için Ürdün’e panzehri göndermek zorunda kaldı. Bu olay, Meşal'i Filistin direnişinin bir kahramanı haline getirdi.

Ürdün sonunda Hamas’ın Amman'daki ofisini kapattı ve Meşal'i Katar'a sınır dışı etti. Meşal, 2001 yılında Suriye'ye taşındı.

Hamas'ı 2004 yılından 2012 yılının başlarına kadar Şam'dan yöneten Meşal, Suriye Devlet Başkanı Esed'in rejime karşı ayaklanmaya katılan Sünnilere yönelik acımasız uygulamaları nedeniyle ülkeyi terk etti. Meşal, şu an Doha ve Kahire arasında gidip geliyor.

Meşal’in Suriye'den ani şekilde ayrılmak zorunda kalması başlarda Hamas içindeki konumunu zayıflattı. Çünkü Hamas için büyük önem taşıyan Şam ve Tahran ile ilişkileri ona güç veriyordu. Bu bağlar zedelendikçe ya da koptukça rakipleri Gazze'de otorite kurmaya başladı.

Meşal, bu gelişmenin Hamas'ın başlıca finansman ve silah kaynağı olan İran ile ilişkileri etkilediğini söyledi. Bu arada İsrail, iddialı nükleer programı nedeniyle varlığına yönelik en büyük tehdidi İran'ın oluşturduğuna inanıyor.

Gazze Şeridi'ni ilk kez 2012 yılı sonlarında ziyaret eden ve Hamas'ın 25. yıldönümü kutlamalarının açılış konuşmasını yapan Meşal, 11 yaşındayken Batı Şeria'dan ayrıldığından beri Filistin topraklarını hiç ziyaret etmemişti.

O yurt dışındayken, Hamas 2007 yılında laik görüşlü rakibi Fetih Hareketi’ni (El Fetih) kısa süren bir iç savaşta yenilgiye uğrattı. Gazze Şeridi’nin yönetimini, İsrail ile barış görüşmelerine açık olan Batı destekli Filistin Yönetimi'nin başı Mahmud Abbas'ın liderliğindeki El Fetih’ten aldı.

Meşal ile Gazze'deki Hamas liderleri arasında, Abbas ile uzlaşı girişimleri konusunda görüş ayrılığı ortaya çıktı.

Meşal daha sonra bu anlaşmazlık nedeniyle istifa etmek istediğini açıkladı. Ardından 2017 yılında yerine Gazze'deki Yardımcısı İsmail Heniyye, Hamas Siyasi Büro Başkanı olarak seçildi.  Meşal de çalışmalarını yurt dışından sürdürmeye devam etti.

Meşal, 2021 yılında Hamas'ın yurt dışı sorumlusu olarak seçilmişti.



Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
TT

Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ve İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’nın genişletilmesi, konteyner terminallerinin işletilmesi, geliştirilmesi ve yeni yatırımlar yapılmasına yönelik bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Dün akşam başkent Trablus’un 200 kilometre doğusunda bulunan Misrata’da gerçekleştirilen imza töreni öncesinde Dibeybe, Tajani’nin başkanlık ettiği İtalyan heyetiyle bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle ekonomi ve hizmet alanlarında geliştirilmesi ele alındı. Ayrıca Akdeniz bölgesinde ortak bir meydan okuma olarak öne çıkan düzensiz göç dosyası da gündeme geldi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)

Dibeybe, imza törenine katılmak üzere Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’na gelen Katar Başbakanı’nı karşılayanlar arasında yer aldı. Dibeybe, Libya ile Katar arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti.

Dibeybe, Katar Başbakanı ile yaptığı resmi görüşmede iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesi, yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve ortak çıkarlara hizmet edecek adımların ele alındığını, ayrıca karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyaların görüşüldüğünü belirtti.

Dibeybe’nin ofisi, Katar’ın Libya halkına verdiği destekten duyulan memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki kardeşçe ilişkilerin altyapı, enerji ve hizmet sektörü alanlarında somut program ve projelere dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)

Dibeybe ile Katar Başbakanı arasında yapılan görüşmede, petrol sektöründeki iş birliği olanaklarının yanı sıra ulaştırma projeleri de ele alındı. Bu alanlardaki iş birliğinin, hizmetlerin verimliliğinin artırılmasına, altyapının hazırlık seviyesinin iyileştirilmesine ve ulusal ekonominin desteklenmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Görüşmenin sonunda taraflar, önümüzdeki dönemde koordinasyonun sürdürülmesi ve ortak iş birliği kanallarının güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Açıklamada, bu sürecin istikrar ve kalkınmayı destekleyeceği ve iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edeceği ifade edildi.

Öte yandan Dibeybe, hastaneden taburcu olmasının ardından dün sabah gerçekleştirdiği ilk toplantıda Roma ve Avrupa Birliği’nden (AB), düzensiz göçle mücadelede UBH’ye doğrudan ve açık destek verilmesini talep etti. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Dibeybe, Libya’nın bu konuda hem güvenlik hem de insani açıdan ağır yükler taşıdığını belirtti.

Dibeybe’nin ofisinden yapılan açıklamada, Libya’nın düzensiz göç için bir yerleşim ülkesi ya da göçmenler için kalıcı bir durak olmayı reddettiği vurgulandı. Açıklamada, krizin çözümü için temel bir yol olarak sınır dışı ve geri dönüş planının desteklenmesi gerektiği, bunun sorumlulukların adil şekilde paylaşılmasını sağlayacağı ve Libya kentleri üzerindeki baskıyı azaltacağı kaydedildi.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)

Ekonomik iş birliği kapsamında Dibeybe, devam eden stratejik ortaklıklara ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. Dibeybe, Misrata kentinde serbest ticaret bölgesi liman terminalinin geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik, toplam 2,7 milyar dolara ulaşan yatırımla bir anlaşmanın imzalandığını belirtti. Anlaşmaya Katarlı, İtalyan ve İsviçreli şirketlerin katıldığını kaydeden Dibeybe, İtalyan MSC şirketinin de projede yer aldığını ifade etti. Proje kapsamında limanın yıllık kapasitesinin 4 milyon konteynıra çıkarılmasının hedeflendiği, yıllık yaklaşık 500 milyon dolar işletme geliri öngörüldüğü ve 8 bin 400’ü doğrudan olmak üzere toplam 62 bin kişilik istihdam sağlanmasının beklendiği aktarıldı.

Dibeybe dün sabah X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu projenin hayata geçirildiğini duyurdu. Açıklamasında projenin, Libya’nın bölgedeki en büyük limanlar arasında kapasite ve ölçek açısından konumunu güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda entegre bir uluslararası ortaklık çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanına dayandığını vurguladı.

Dibeybe, söz konusu projenin açık geliştirme ve işletme düzenlemeleri çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanlarıyla hayata geçirildiğini, böylece devlet bütçesine ilave yük getirmeden uygulanmasının güvence altına alındığını söyledi.

Dibeybe, İtalyan heyetiyle yaptığı görüşmelerde enerji sektöründeki mevcut iş birliğini de ele aldı. Bu kapsamda, İtalyan enerji şirketi ENI’nın, Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC), BP ve Libya Yatırım Ajansı ortaklığıyla, Sirte Körfezi’nin derin sularında ilk keşif kuyusunun sondaj çalışmalarına iki gün önce başladığını açıklamasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Görüşmenin sonunda taraflar, istikrar ve kalkınmaya hizmet edecek şekilde Libya-İtalya ortaklığının güçlendirilmesi ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Açıklamada, düzensiz göç başta olmak üzere ortak zorlukların ele alınmasına katkı sağlanacağı kaydedildi.

Bu arada Dibeybe, dün Misrata kentinde Birleşik Krallık’ın Libya Büyükelçisi Martin Reynolds’u kabul etti. Reynolds, ülkesinin selamlarını ileterek UBH Başbakanı’na sağlık ve esenlik dileklerini sundu.

Görüşmede, Libya ile Birleşik Krallık arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyalarda eş güdümün artırılması ele alındı.


Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
TT

Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)

Yemen'de yeni bir siyasi gelişme olarak, Suudi Arabistan'ın himayesinde, güneyli liderlerin ve önde gelen isimlerin geniş katılımıyla dün Riyad'da ‘Güney Danışma Toplantısı’ düzenlendi. Bu toplantı, diyalogu temel seçenek olarak benimseyen ortak bir vizyonun oluşturulmasının teyit edilmesi üzerine, ‘Güney Diyalog Konferansı’na hazırlık amacıyla gerçekleştirildi. Bu vizyon, şiddetten ve iç kutuplaşmadan uzak olup, güneydeki tüm bileşenlerin haklarını garanti altına alıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mehrami tarafından okunan nihai bildiride, yaklaşan Güney Diyalog Konferansı'nın, güney halkının dış müdahale ya da tek taraflı temsil olmaksızın siyasi geleceğini belirleme hakkına saygı göstererek, güney meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm getirmeyi amaçladığını vurguladı. Mehrami, Suudi Arabistan'ın kapsamlı siyasi, ekonomik ve güvenlik desteğine dikkati çekti.

Bildiride ayrıca güney güçlerine yaklaşan diyaloga sorumlu bir şekilde katılmaları çağrısı yapılırken, halk protestolarını kişisel çıkarlar için kullanmamaları konusunda uyarıda bulunuldu. Suudi Arabistan'ın desteğinin, siyasi süreci yeniden düzenlemek ve güneyde, Yemen'de ve bölgede güvenlik ve istikrarı korumak için tarihi bir fırsat sunduğu vurgulandı. Şarku’l Avsatın aldığı bilgiye göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bölünmeleri ve kaosu daha da şiddetlendiren müdahaleleri eleştirildi.


Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
TT

Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında entegrasyon ve ateşkes konusunda bir anlaşma imzalandığını duyurdu. Şara, SDG ile ilgili tüm sorunların çözüleceğini vurguladı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi'nin imzalarını taşıyordu. Suriye’nin resmi haber ajansları, Şara'nın “SDG ile ilgili çözülmemiş tüm sorunlar çözülecek” dediğini aktardı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, ateşkes anlaşmasının tüm SDG savaşçılarının Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle birlikte uygulanacağını gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın belgeden aktardığına göre ‘Suriye hükümet güçleri ile SDG arasındaki tüm cephelerde ve temas noktalarında kapsamlı ve acil bir ateşkesin sağlanması ve bunun yanında yeniden konuşlandırma için bir ön adım olarak tüm SDG askeri birliklerinin Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesi’ öngörülüyor.

Öte yandan ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşma ve ateşkesin ‘eski düşmanların bölünme yerine ortaklığı tercih etmesiyle birlikte önemli bir dönüm noktası’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Barrack, ‘Birleşik Suriye için yeniden diyalog ve iş birliğinin önünü açtığını’ söylediği bu anlaşmayı imzalamak için her iki tarafın da ‘yapıcı’ çabalarda bulunmasını övdü.