Hamas ve İran Heniyye suikastına nasıl tepki verecek?

İran Dini Lideri Ali Hamaney, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye ile Tahran'da (DPA)
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye ile Tahran'da (DPA)
TT

Hamas ve İran Heniyye suikastına nasıl tepki verecek?

İran Dini Lideri Ali Hamaney, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye ile Tahran'da (DPA)
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye ile Tahran'da (DPA)

Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye, İsrail'in Beyrut'ta Hizbullah komutanı Fuad Şükür'ü hedef almasından birkaç saat sonra dün (çarşamba) Tahran'da suikasta uğradı.

Hem İran hem de Hamas Heniyye'nin ölümünden İsrail'i sorumlu tutarken, Tel Aviv yıllardır İran topraklarında çok sayıda üst düzey suikast gerçekleştirmiş ve Gazze Şeridi'ndeki Hamas liderlerini hedef almıştı.

Gazze Şeridi'nde Hamas ile savaş halinde olan İsrail, olayın sorumluluğunu ne kabul ne de inkâr etti.

İran, kendi topraklarında gerçekleşen bu suikasta sert bir yanıt verme sözü verdi. Bu ise bazılarının daha geniş çaplı bir bölgesel savaşın patlak verebileceği endişesine yol açarken, ABD ve diğer Batılı ülkelerin de bu savaşın yansımalarından muaf olamayacağını belirttiler.

Uluslararası Kriz Grubu'nun Kıdemli Filistin Analisti Tahani Mustafa ve Johns Hopkins Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler ve Ortadoğu çalışmaları profesörü olan Vali Nasır, Heniyye'nin ölümünden sonra neler olabileceği konusunda Politico'ya konuştu.

Tahani, “Kimse savaş istemiyor. Tahran geçtiğimiz dokuz ay boyunca bunu çok net bir şekilde ortaya koydu. Aynı şey Hizbullah ve Lübnan için de geçerli. Zira Lübnan, İsrail ile herhangi bir topyekûn savaşın sonuçlarına katlanabilecek durumda değil. Çünkü İsrail, sivil altyapıyı hedef alma eğiliminde. Bu yaptığı sistematik bir şey. Bunu 2006 yılında da yaptı” değerlendirmesinde bulundu.

Tahani sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak İsrail'in devam eden provokasyonlarının eninde sonunda bölgeyi savaşa itebileceğine inanıyorum. Ama asıl soru şu: Bu sonuca yol açabilecek kırılma noktası nedir? Heniyye'nin öldürülmesinin kırılma noktası olup olmadığını söylemek zor. Ancak İsrail bu yolda ilerlemeye devam ederse, kırmızı çizgiler çizilmezse ve bunu durdurmak için hiçbir şey yapılmazsa, işler daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşecektir.”

Prof. Dr. Vali Nasır ise “Heniyye'nin şu anda öldürülmesi, Hamas ile şimdiye kadar devam eden ateşkes görüşmelerini yok edecek. Ayrıca Hizbullah ile İsrail ve İsrail ile İran arasındaki çatışmayı da yoğunlaştıracak. Zira bu suikastla bölgede İsrail'in kasıtlı olarak daha geniş bir çatışma arayışında olduğu izlenimi doğdu” görüşünü dile getirdi.

Nasır sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sadece bir suikast değil, aynı zamanda İran ile daha geniş çaplı bir çatışma için provokasyondu. Saldırı, İran'ı küçük düşürmek için tasarlanmıştı. Özellikle de İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın yemin töreni gibi İran içinde çok önemli bir olayın ardından gerçekleştiği için aslında devlete yönelik bir saldırıydı. Heniyye diplomatik bir vizeyle ve diplomatik pasaportla, çok önemli bir etkinliğin konuğu olarak İran'daydı. Onu orada öldürmek özünde yeni cumhurbaşkanına bir saldırıdır.”

İran Heniyye'nin öldürülmesine karşılık verecek mi?

Nasır, “İronik bir şekilde, Batı şimdi Hizbullah ve İran'ın itidal göstereceğini ve çatışmayı bir sonraki seviyeye taşıyacak şekilde hareket etmeyeceğini umuyor. Eminim şu anda çok sayıda gizli diplomasi yürütülüyordur ama temelde nisan ayında İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna saldırmasından sonra yaşananlara çok benzer bir durumla karşı karşıyayız. Söz konusu saldırının ardından İran İsrail'e saldırdı ve dünya, iki hafta boyunca nefesini tuttu” ifadelerini kullandı.

Nasır şöyle devam etti: “Bu saldırı İran ve Hizbullah'a karşılık verme sorumluluğu yüklüyor. İran'ın karşılık vermemesi çok zor. Çünkü bu, başkentinde yeni bir cumhurbaşkanının yemin törenine denk gelen aleni bir eylem. Dolayısıyla İranlıların bunu görmezden gelmesini çok zor buluyorum. Yani asıl soru şu: Ne zaman ve nasıl karşılık verecekler?”

Nasır, “Bence İran ve Hizbullah Gazze'de ateşkes istiyor, daha büyük bir savaş istemiyorlar. Bence şu anda Gazze'deki savaşı sona erdirmek istemeyen, bölgede ateşle oynayan tek ülke İsrail. ABD dışında kimsenin İsrail üzerinde etkisi yok. Eğer ABD bu noktada İsrail'in karar alma mekanizmasını etkilemeye, İran ve Hizbullah ile aralarındaki gerilimi azaltmaya çalışmaz ya da bunu başaramazsa, bu çok daha büyük bir savaşa yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent'a konuşan siyasi analist Chris Stevenson şunları söyledi: “İsrail'in Beyrut'un güney banliyösünü vurmasının ardından İsrail ordusunun savunma pozisyonunda bir değişiklik olmayacağını ve İsraillilere siper almaları yönünde yeni bir talimat vermeyeceğini açıklaması, konunun kapandığını düşündüklerini ve Hizbullah'tan acil bir tepki beklemediklerini gösteriyor. İsmail Heniyye suikastı işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Suikastın İran topraklarında gerçekleşmiş olması, Hizbullah'ın İsrail'e vereceği yanıtı Tahran ya da Hamas ile koordine edebileceği anlamına geliyor. Eğer Hizbullah, İsrail'e hava savunmasını delecek ve muhtemelen sivilleri öldürecek şekilde saldırırsa, topyekûn bir savaş çok daha olası hale gelir.”

Stevenson şöyle devam etti: “Heniyye'nin İran topraklarında öldürülmesi Tahran için son derece utanç vericidir ve gözden kaçmayacaktır. İran tepkisini, Hizbullah ve Hamas ile koordine etme potansiyeline ek olarak, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki milisler de dahil olmak üzere bölgedeki vekil güçlerine de güvenebilir. Ayrıca İsrail'i insansız hava araçları (İHA) ya da füzelerle vurarak doğrudan tepki de verebilir.”

İran Dini Lideri Ali Hamaney suikastın ardından İsrail'e ‘en ağır karşılığı’ verme sözü verdi. Hamaney, “İsmail Heniyye'nin İran topraklarında dökülen kanının intikamını almayı görevimiz olarak görüyoruz” dedi.

Pezeşkiyan, “Siyonistler korkakça ve terörist eylemlerinin sonuçlarını yakında görecekler” ifadesini kullandı.

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, Heniyye'nin öldürülmesinin ‘İslami Direniş Cephesi'nin birliğini arttıracağını’ vurguladı.

İran'ın New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Tahran'ın suikast karşısında ‘failde derin pişmanlık yaratacak özel operasyonlar’ gerçekleştireceği uyarısında bulundu.

New York Times'a konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi olan üç İranlı yetkili, Hamaney'in, Heniyye'nin Tahran'da öldürülmesine karşılık olarak İsrail'in doğrudan vurulması emrini verdiğini söyledi.

Yetkililere göre Hamaney bu emri, İran'ın Heniyye'nin ölümünü duyurmasından kısa bir süre sonra, dün sabah İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin acil toplantısında verdi.

İran'ın cevabının ne kadar güçlü olacağı ve gerilimi tırmandırmamak için saldırısını yeniden düzenleyip düzenlemeyeceği belli değil. İranlı yetkililer, İranlı askeri komutanların Tel Aviv ve Hayfa çevresindeki askeri hedeflere İHA ve füzelerle yeni bir ortak saldırı düzenlemeyi düşündüklerini, ancak sivil hedefleri vurmaktan kaçınmaya dikkat edeceklerini bildirdi.

Düşünülen seçeneklerden birinin, etkiyi azami düzeye çıkarmak için Yemen, Suriye ve Irak'taki diğer cephelerden eşgüdümlü bir saldırı olduğunu söylediler.

Yetkililer, Hamaney'in Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve ordu komutanlarına savaşın genişlemesi durumunda saldırı ve savunma planları hazırlamaları talimatını verdiğini belirtti.

Gazze Şeridi'nde yaklaşık on aydır devam eden savaş boyunca İran, müttefiklerinin ve bölgedeki vekil güçlerinin saldırılarını keskin bir şekilde arttırarak İsrail üzerinde baskı oluştururken, iki devlet arasında topyekûn bir savaştan kaçınarak denge kurmaya çalıştı.

Nisan ayında İran, İsrail'in Suriye'nin başkenti Şam'daki büyükelçilik yerleşkesine düzenlediği ve çok sayıda İranlı komutanın ölümüne yol açan saldırıya karşılık olarak yüzlerce roket ve İHA ateşleyerek İsrail'e yönelik son yıllardaki en büyük saldırısını gerçekleştirdi.



Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, ABD ile İran arasındaki savaşta yaşanabilecek yeni bir tırmanışın daha büyük yıkıma ve ciddi sonuçlara yol açmasından “son derece endişeli” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Diyaloğu Zirvesi'nde konuşan Abdülati, “Bir sonraki çatışma turu daha tehlikeli ve daha yıkıcı olacak, hiçbir sonuç getirmeyecek. Geçmişten ders çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında varılan geçici anlaşma, İran'la yaşanan savaşta kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını veya Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının normale dönmesini mümkün kılmadı. O tarihten bu yana İran, Washington'un İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında Tahran'ın yedi gün içinde aksayan deniz geçişini yeniden açmasını önerdi.

Yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla Katar arabuluculuk heyeti dün yeniden Tahran'a döndü. Ancak taraflar, önce nükleer müzakerelerin mi yoksa ablukanın ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin mi gündeme alınması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlık yaşıyor.


Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
TT

Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevden alınması ve Başbakan Ali ez-Zeydi’nin kurumun yönetimini bizzat üstlenmesi, ülkenin en önemli güvenlik kurumlarından birindeki görev değişikliğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu gelişme, hassas makamların siyasi güçler arasında nasıl paylaştırıldığı ve bu güçlerin güvenlik kurumları üzerindeki nüfuzunun sınırları konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Ez-Zeydi, eş-Şatri’yi görevden alma kararından üç gün sonra, perşembe akşamı ülkenin en hassas makamlarından birinin yönetimini devraldı. Aralık 2024’te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Raid Cuhî’nin yerine atanan eş-Şatri, yaklaşık bir buçuk yıl görevde kaldı.

Hükümet, görevden alma kararını egemenliğin pekiştirilmesi ve bölgesel tehditlerle mücadele kapsamında atılmış bir adım olarak nitelendirdi. Ancak söz konusu tehditlerin niteliği veya ez-Zeydi’nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği konusunda ayrıntı vermedi.

Bu adım, güvenlik kurumunun yönetiminde istisnai bir uygulama olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kurum başkanının değiştirilmesinin ötesine geçen siyasi boyutlar taşıyor.

Ez-Zeydi, istihbarat teşkilatının “bütün Iraklılara ait” olduğunu ve partizan, mezhepsel ya da hizipsel paylaşımın dışında tutulması gerektiğini belirtti. Ancak yeni bir başkan atamak yerine görevi bizzat üstlenmesi, makamı iktidar ortakları arasında yürürlükte olduğu varsayılan yazılı olmayan siyasi paylaşım düzeninin dışında bırakıyor.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)

Güvenlik yapılanması

Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, makamların paylaşımına ilişkin mutabakatlar çerçevesinde istihbarat teşkilatı başkanlığının Sünni Arapların kontenjanına ayrıldığını, ancak bu düzenlemenin henüz Sünni bir ismin göreve getirilmesiyle sonuçlanmadığını belirtti.

Kaynaklara göre ez-Zeydi’nin teşkilatın başına geçmesi, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde yeni istihbarat başkanlığını siyasi çekişmelerden korumayı amaçlıyor olabilir. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi güçlerin kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını ifade etti.

2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, Şii partilerle bağlantılı isimler yer aldı. Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi teşkilatın önemli kademelerinde görev yaptı. Söz konusu makam, İran yanlısı silahlı grupların kışkırtma kampanyalarına da hedef olmuştu.

Bağdat'ın Mansur bölgesindeki teşkilat merkezinin çevresi, Mart 2026'da insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybederken, merkezde maddi hasar meydana geldi.

Resmî olmayan güvenlik raporlarında, saldırının İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim nedeniyle yasa dışı faaliyet gösteren silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Adının açıklanmasını istemeyen Sünni bir siyasetçi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Irak'taki mevcut mezhepsel ve etnik güç paylaşımı düzenine göre istihbarat teşkilatının Sünni Arapların kontenjanında bulunduğunu söyledi.

Söz konusu siyasetçi, bu kesimin özellikle hassas ve güvenlikle ilgili makamlarda güç paylaşımı sistemi nedeniyle sık sık haksızlığa uğradığını belirterek, Sünnilerin bu tür görevlerde temsil edilmemesinin, vatandaşlık ve geçmişin mirasını aşma söylemiyle siyasi uygulamalar arasındaki uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak aynı siyasetçi, eş-Şatri'nin görevden alınmasıyla ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini birbirinden ayrı değerlendirdi. Başbakanın mevcut aşamada teşkilatı yönetmesinin, makam üzerindeki anlaşmazlığın siyasi güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini önleyebileceğini belirtti. Görev için adaylık sürecinin başlatılmasının, siyasi çekişmelerin yoğunluğu nedeniyle uzlaşmayı zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)
Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)

İstihbarat teşkilatı: Merkezî yönetim ile siyasi paylaşım arasında

2003'ten bu yana Irak İstihbarat Teşkilatı, devlet kurumlarının inşasına damgasını vuran mesleki ve siyasi çıkarların iç içe geçmesinden bağımsız kalamadı. Güvenlik kurumları, sivil kurumlardan farklı bir yapıya sahip olmalarına rağmen, üst düzey görevler çoğu zaman siyasi güçler arasında pazarlık ve rekabet konusu oldu.

Siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların iç içe geçtiğini, bunun da kurumların rolünü sınırlandırarak bağımsızlıklarını zayıflattığını ifade etti.

Abbud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu iç içe geçişin idari görevlerden hassas güvenlik kurumlarına kadar uzanan bir siyasi nüfuz mücadelesine yol açtığını söyledi. Başbakanın teşkilatı siyasi paylaşım düzeninin dışında tutma yönündeki açıklamalarına rağmen, istihbarat kurumunun da bu rekabetin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.

Burada öne çıkan soru, ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini siyasi liderlikle güvenlik kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemeye yönelik bir adıma dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve yönetiminin eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'ye verilmesi, güvenlik yapılanmasının denetimini başbakanın liderliğinde merkezileştirmeye yönelik açıklanmış bir eğilimi yansıtıyor.

Ancak denetimin merkezîleştirilmesi, atama ve hesap verebilirlik konusunda açık kurallar oluşturulmadığı ve yetki sınırları belirlenmediği sürece kurumların mesleki bağımsızlığını güçlendireceği anlamına gelmiyor.

Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim, Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmalardan korunabilmesi için stratejik gelişmeleri okuyabilen, çatışmaların yönünü ve bunların güvenlik, egemenlik ve ekonomik çıkarlar üzerindeki etkilerini öngörebilen bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Kerim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu hedefin gerçekleştirilmesi için teşkilatın siyasi çekişmelerden bağımsız bir mesleki yapıya kavuşması, güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışması ve kurumu siyasi güçlerin hesaplarına göre değil, ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetecek yetki ve vizyona sahip bir liderlik tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı.


Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
TT

Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi ve dışarıdan dayatmalar olmaksızın barışın tesis edilmesi için ülkesinin yardıma hazır olduğunu açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknik iş birliğini geliştirmeye yönelik bir yol haritası sundu.

Putin, ülkesinin çatışmaların durdurulmasını ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini vurgulayarak, savaşın insani ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre önerilen yol haritası, ticaret, sanayi, teknoloji ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Burhan ise Rusya ile stratejik ortaklık kurulması çağrısında bulunarak Kızıldeniz kıyısında, Rusya’ya ait akaryakıt ve buğday depolarının da yer alacağı serbest ekonomik bölge oluşturulmasını önerdi. Sudan hükümetinin, demokratik bir sivil geçiş sürecinin ve özgür seçimlerin önünü açacak, “tamamen Sudan’a özgü” bir barış sürecine bağlı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, Ukraynalı askerlerin Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında savaştığını ve birliklerine insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı konusunda eğitim verdiğini öne sürdü. Hartum yönetiminin Ukraynalı, Kolombiyalı ve diğer yabancı uyruklu kişilerin savaşa katılımına ilişkin kanıtlara sahip olduğunu belirten Salim, geçen yıl ABD yönetimine Ukrayna üzerinden Sudan’a Amerikan silahlarının ulaştırıldığını gösteren belgeler sunduğunu açıkladı.