Haniye suikastı sonrasında Biden ve Netanyahu'nun neler konuştuğu ortaya çıktı

Gergin görüşmede ABD Başkanı, İsrail Başbakanı'na "Palavra sıkmayı bırak" demiş

Ateşkes ve esir takası anlaşmasıyla Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin istifasını isteyen İsrailliler, gösterilerini sürdürüyor (AP/Arşiv)
Ateşkes ve esir takası anlaşmasıyla Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin istifasını isteyen İsrailliler, gösterilerini sürdürüyor (AP/Arşiv)
TT

Haniye suikastı sonrasında Biden ve Netanyahu'nun neler konuştuğu ortaya çıktı

Ateşkes ve esir takası anlaşmasıyla Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin istifasını isteyen İsrailliler, gösterilerini sürdürüyor (AP/Arşiv)
Ateşkes ve esir takası anlaşmasıyla Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin istifasını isteyen İsrailliler, gösterilerini sürdürüyor (AP/Arşiv)

Hamas lideri İsmail Haniye'ye Tahran'da 31 Temmuz'da düzenlenen suikastın ardından İran'ın nasıl bir misilleme yapacağı merakla beklenirken ABD ve İsrail gazeteleri, Joe Biden ve Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkinin daha da gerildiğini açıkladı. 

ABD Başkanı'nın, İsrail Başbakanı'nın rehine anlaşması konusunda kendisine yalan söylediğini bu suikasttan sonra fark ettiğini, Haaretz'in Washington'daki kaynağı bildirdi:

Henüz halkın önünde bunu dile getirmese de yaptıkları görüşmede ona açıkça 'Bana palavra sıkmayı bırak' dedi.

Adını ve görevini gizli tutmak isteyen üst düzey ABD yetkilisi, 10 aydır süren Gazze savaşındaki tüm yardımlarına rağmen, Netanyahu'nun kendilerine "nankörce" davrandığını savundu. Biri yaklaşık 10 gün önce, diğeriyse geçen hafta yapılan iki Biden-Netanyahu görüşmesinde havanın gergin olduğunu duyurdu.  

İran ve Lübnan Hizbullahı'nın misillemesine karşı ABD'nin İsrail'in yanında olacağını vurgulayan yetkili, Tel Aviv'in ateşe benzin dökecek yeni hamleleriniyse desteklemeyeceklerini savundu:

Netanyahu rehine anlaşmasını sağlamaya odaklanacağına savaşı uzatmaya çalışıyor. Zaman ilerledikçe İsrail'e desteğimizi sürdürmek bizim için zorlaşıyor.

New York Times da Amerika ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberde benzer iddialara yer verdi. 

Perşembe gerçekleşen görüşmede Netanyahu'nun, Haniye suikastının ateşkes ve rehine anlaşmasına engel olmak bir kenara, bilakis Hamas'ın üstünde baskı oluşturarak işleri kolaylaştıracağını savunduğu bildirildi. 

Biden'ın ise suikastın zamanlamasını yerdiği ve savaşın bölgeye yayılması riskine işaret ettiği vurgulandı. 

İsrail'in müzakere ekibindeki üst düzey bir isim de, Netanyahu'nun ateşkes ya da rehine anlaşması istediğine ülkenin savunmasını sağlamakla yükümlü kurumlardaki yetkililerin inanmadığını cuma günü Haaretz'e doğrulamıştı. 

Kanal 12 de çarşamba günkü zirvede İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet Başkanı Ronen Bar'ın Netanyahu'ya "Başbakan masadaki çerçeveyi istemiyor gibi duruyor. Eğer durum buysa bize söylemelisiniz" dediğini bildirmişti.

Mossad lideri David Barnea'nın aynı zirvede "Masada anlaşma var. Ertelersek fırsatı kaçırırız" demesi üzerine Netanyahu'nun yetkilileri "yumuşaklıkla" suçladığı da İsrail kanalının haberinde öne sürülmüştü. 

İsrail Başbakanlığı bu haberi yalanlamıştı. 

Biden-Netanyahu ilişkisinin gerildiği haberleri üzerine İsrail Başbakanlığı, cumartesi gecesi bir açıklama daha yayımladı:

Başbakan, Amerikan siyasetine karışmıyor ve kim seçilirse onunla çalışacaktır. Ancak o da Amerikalıların İsrail siyasetine karışmamasını bekliyor.

İki yönetimin açıklamalarına göre İsrailliler, Haniye suikastından önce ABD'yi bilgilendirmedi. 

Independent Türkçe, Haaretz, New York Times



Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.


Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
TT

Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)

Libya Kızılayı çalışanı dün AFP’ye verdiği demeçte, Libya'nın başkenti Trablus'un doğusundaki bir plajda Sahra altı ülkelerden gelen 7 kaçak göçmenin cesetlerinin bulunduğunu söyledi.

Kaynak, kurbanlardan üçünün çocuk olduğunu belirterek, birçok göçmenin hala kayıp olabileceğini belirtti. Libya Kızılayı, ölümlerin koşullarını açıklamadı.

Kurum yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Libya Kızılayı - Al-Hums şubesinden gönüllüler, Kasr el-Akyar bölgesindeki plajdan, yasadışı göç etmeye çalışan göçmenlere ait yedi ceset çıkardı.”

Kıyı kasabası Kasr el-Akyar, Trablus'un yaklaşık 73 kilometre doğusunda yer almaktadır.

Libya, her yıl Avrupa'ya ulaşmaya çalışan binlerce göçmen için önemli bir geçiş ülkesidir ve sık sık göçmen ölümleri bildirilmektedir.

Şarku’l Avsat’ın Uluslararası Göç Örgütü verilerinden aktardığına göre, geçen yıl 2 bin 100'den fazla yasadışı göçmen Akdeniz'i geçerek Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken öldü veya kayboldu.