Deyrizor'da aşiretlerin SDG'ye yönelik saldırılarının arka planında ne var?

Gözlemciler: İran destekli milisler, nüfuz alanlarında rejim güçlerinden açıkça destek almaya başladılar

SDG'ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi, saldırganların sayısının 400 civarında olduğunu tahmin ediyor (Sosyal medya platformları)
SDG'ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi, saldırganların sayısının 400 civarında olduğunu tahmin ediyor (Sosyal medya platformları)
TT

Deyrizor'da aşiretlerin SDG'ye yönelik saldırılarının arka planında ne var?

SDG'ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi, saldırganların sayısının 400 civarında olduğunu tahmin ediyor (Sosyal medya platformları)
SDG'ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi, saldırganların sayısının 400 civarında olduğunu tahmin ediyor (Sosyal medya platformları)

Abdulhalim Süleyman

Deyrizor'un doğu kırsalındaki aşiretlere bağlı silahlı kişiler, 7 Ağustos'ta İran destekli milisler ve Suriye hükümeti güçlerinin katılımıyla Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bazı köy ve beldelerindeki mevzilerine eş zamanlı bir saldırı başlattı. SDG, Suriye rejim güçleri ve Ulusal Savunma Güçleri'ni saldırıların arkasında olmakla ve Fırat Nehri'nin batı yakasındaki noktalardan topçularla destek vermekle suçladı.

SDG'ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi, bölgelerine sızan saldırganların sayısının 400 civarında olduğunu tahmin ettiğini açıkladı. Konsey, aralarında rütbeli subayların da bulunduğu rejime bağlı yaklaşık 25 silahlı kişinin öldürüldüğünü ve 10 kişinin yaralandığını vurguladı. Olayın ardından SDG, Şam yanlısı militanların sızdığı bölgeleri taramaya başladı. Bu esnada çıkan çatışmalarda iki SDG üyesi öldürülürken 10 SDG üyesi yaralandı. Militanlara bağlı medya kuruluşları da SDG savaşçılarının yakalandığını bildirdi, ancak SDG bu bilgilerin doğruluğunu henüz ne teyit etti ne de yalanladı.

Sivil kayıplar ve sızma

Fırat Nehri'nin batı yakasında rejim ve İran milisleri tarafından kontrol edilen bölgelerden Fırat'ın doğu yakasında SDG tarafından kontrol edilen bölgelere yönelik 9 Ağustos'ta düzenlenen saldırılarda, ed-Dahle ve Cedid el-Bekara köylerinde bir gecede 11 sivil öldü. Böylece öldürülen toplam sivil sayısı 13'e yükselirken, aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu 26 kişi de yaralandı. Suriye rejim güçleri ve Ulusal Savunma Milisleri, pazartesi günü, el-Meyadin yakınlarındaki ed-Duveyr ve Subeyhan köylerindeki üslerinden bombardımana yeniden başladı. Ağır topçu ateşi Ebu Hamam, el-Keşkiye ve el-Basira köylerini bombaladı. Bazı top mermileri sivillerin evlerine isabet etti. SDG medya merkezine göre yoğun bombardıman sonucunda çiftliklerde büyük yangınlar çıktı.

Şarku’l Avsat’ın Indepenent Arabia’dan aktardığı habere göre Deyrizor Askeri Konseyi güçleri, kendi bölgelerine yönelik son saldırılara karşılık olarak Fırat Nehri'nin batı yakasında rejim güçleri ve milislere ait üç noktaya sızarak misilleme operasyonu düzenlediğini duyurdu. Operasyon sonucu rejim güçlerinden 18’i öldürüldü, birçoğu yaralandı. Deyrizor Askeri Konseyi, pazartesi günü yapılan açıklamaya göre keskin nişancılar tarafından iki rejim unsurunun daha öldürüldüğünü ve operasyon sırasında 11 kalaşnikof silah ve bir miktar askeri teçhizat ele geçirdiklerini duyurdu..

Deyrizor Askeri Konseyi, operasyonun rejim güçleri ve milislerine bir uyarı olduğunu belirtti. Konseyden yapılan açıklamada “Halkımızın kararlı duruşuna ve rejimin tüm Suriye topraklarındaki politikalarını ve suçlarını reddetmesine misilleme olarak rejim tarafından gerçekleştirilen tüm saldırılara karşı meşru savunma hakkını kullandı” denildi.

Son saldırının nedenleri

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Tahran'da öldürülmesi de dâhil olmak üzere İsrail'in bölgede desteklenen liderleri hedef almasına İran'ın yapacağı misilleme beklenirken, İran destekli milislerin Deyrizor kırsalındaki nüfuz alanlarından başlatılan saldırılar beklenen bu misillemenin dışında görülüyor. Başta el-Ömer ve Koniko petrol sahalarındakiler olmak üzere ABD’nin Deyrizor kırsalındaki üslerine tıpkı Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rumeylan Askeri Üssü’ne İHA ile düzenlenen ve en az beş ABD askerinin yaralandığı saldırı gibi roketler ya da insansız hava araçlarıyla (İHA) uzaktan saldırıların gerçekleştirilebileceği tahmin ediliyor. Suriye'nin kuzeydoğusunda İsrail'e yönelik saldırıları caydırmak için Ortadoğu’da çok sayıda savunma mekanizmasını harekete geçiren İsrail ve destekçisi ABD’ye karşı İran'ın silahlı karşılık vereceği sahalardan biri haline gelme olasılığı da artıyor.

Suriye hükümetinin 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze Şeridi’nde yaşananlara paralel bir askeri çabaya girmekten uzak durması ve ABD'nin bölgedeki konumu ile Batılı ülkelerin bölgedeki genel durumu ele alışı dahil olmak üzere bölgedeki değişimlerle birlikte Suriye rejimi, Rusya ve İran'ın bölgedeki dosyalara ilişkin taleplerini reddetmeye devam edemez. Rejim destekli milislerin askeri hamleleri hem İran hem de Rusya'nın Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesinde Demokratik Özerk Yönetim (KDSDÖY) ve ABD'nin bölgedeki, özellikle de İran için stratejik öneme sahip olan, Fırat Nehri'nin batı yakasında desteklediği milislerin konuşlandığı Deyrizor kırsalındaki varlığına yönelik tutumlarıyla uyumlu hale geldi. Berlin'deki Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Nevaf Halil’e göre Deyrizor kırsalındaki son silahlı saldırı, bölgede kamuoyunu KDSDÖY ve ABD güçlerine karşı kışkırtmak ve bunu en azından medyada kullanabilmek için bir fırsat teşkil ediyor.

Kürt araştırmacı Halil, geçtiğimiz yıl Deyrizor kırsalında aynı aşirete bağlı silahlı grupların askeri güçlerin kullandığı karargahlara, merkezlere ve KDSDÖY kontrolündeki şehir merkezlerine saldırdığını, aynı tarihlerde Türkiye destekli silahlı grupların Menbiç ve El Cezire kırsalında SDG ile temas hatlarına saldırdığını hatırlattı. Özellikle SDG'nin yarısından fazlasını Arap unsurların oluşturduğu Deyrizor'da bölge halkının bizzat bu saldırılara karşı durduğuna dikkati çeken Halil, “Eğer on binlerce Arap genç ve savaşçı Deyrizor'da hakim toplumsal ilişki ve güvenliğin yıkılmasına karşı çıkmasaydı, İran-Rusya mutabakatı ve Suriye rejim, Türkiye'nin bu hamlelere verdiği açık destekle birlikte başarıya ulaşacaktı” şeklinde konuştu.

Farklı bir bağlam

Ceyşu’l-Aşair (Aşiretler Ordusu) adıyla bilinen silahlı kişiler, geçtiğimiz çarşamba günü saldırılarını başlatarak SDG mevzilerine sızdı. Geçtiğimiz yıl yaşanan çatışmalardan Fırat'ın doğusundan Suriye rejim güçleri ve İran destekli milislerin kontrolündeki Deyrizor kırsalının batı yakasına kaçan Şeyh İbrahim Cedan el-Hafel’in aşiret mensuplarını SDG’ye karşı yeniden ayaklanmaya çağırdığı ses kaydını yayınladılar. Deyrizor kırsalındaki Hafel Şeyhlik Konseyi, Hafel’in mensubu olduğu Ukeydat Aşireti’nin yaşlıları ve ileri gelenleri tarafından SDG'yi desteklediklerini açıkladıkları bir bildiri yayınladı. Bildiride, ‘Suriye rejimi ile bağlantılı saldırı ve suç gruplarına karşı’ SDG'yi desteklediklerini duyurdular.

Sivil aktivist ve Yaşam için Adalet Örgütü Yönetici Direktörü Celal el-Hamad, İran’ın ABD'ye mesaj göndermek ve baskı uygulamak için bölgedeki vekillerini harekete geçirdiğini, çünkü gerek Şam'da gerek Tahran’da ve gerekse Beyrut'un güney banliyölerinde olsun İsrail’in saldırılarına karşılık veremediğini söyledi. Rejim güçlerinin ya da İran destekli milislerin bilgisi olmadan Fırat'ın batısında tek bir mermi bile atılamayacağını ifade eden Hamad, “Yaşananlar SDG bölgelerini hedef almak isteyen bir grubun saldırısı değil, ABD güçlerinin nüfuz alanlarında kaos yaratmak için düzenlenen organize bir operasyondur” dedi.

Memleketi Deyrizor olan Hamad, geçtiğimiz yıl yaşananlar ile son saldırılar arasında büyük bir fark olduğunu vurgulayarak, “Geçtiğimiz yıl patlak veren aşiret ayaklanması, koşulları, bağlamı ve nedenleri bakımından mevcut saldırılardan tamamen farklıydı” dedi. Deyrizor kırsalında KDSDÖY’ün kontrolündeki bölgelerin saldırılara, kayıplara ve en ufak bir saldırıdan etkilenen zaten kırılgan olan altyapının hedef alınmasını kaldıramayacağına dikkati çeken Hamad, son günlerdeki saldırıların coğrafi açıdan sınırlı olmasına rağmen, KDSDÖY’ün kontrolü altındaki Deyrizor'un tüm bölgelerine endişe verici mesajlar gönderdiğini ve bunun da gerek saldırılara tanık olan bölgelerde gerekse bombalardan etkilenmeyen bölgelerde olsun bazı sakinlerin yerlerinden edilmesine ve yer değiştirmesine yol açtığının altını çizdi.

Diyalogun geleceği

Özellikle ed-Dahle ve Cedid el-Bekara köylerindeki sivil kayıplar, KDSDÖY ile Şam’ın karşılıklı olarak birbirlerini suçlamalarına neden oldu. Suriye Dışişleri Bakanlığı, SDG'yi ‘ABD'nin ajanları ve Suriye karşıtı planlarını uygulamak için ucuz bir araç olan ayrılıkçı milisler’ olarak tanımlarken aşiret üyesi silahlı kişileri ise ‘ailelerini, köylerini ve mülklerini savunan masum siviller’ olarak niteledi. KDSDÖY ise buna çeşitli kurumlarından yapılan ve hem sızmalara hem de Şam hükümetinin tutumuna yönelik öfkesini dile getiren çeşitli açıklamalarla karşılık verdi. KDSDÖY Dış İlişkiler Dairesi, Şam'ın gerçeklerden ‘kopuk’ olduğunu ve zihniyetinin ülkeyi şu anda bulunduğu noktaya getirdiğini vurguladı. Dış İlişkiler Dairesi, ‘bağımlılık ve bölücülükten en son rejimin bahsedebileceğini’ belirterek nefret ve tehdit içeren bir dil kullanılmasını reddetti.

Deyrizor ve diğer bölgelerdeki bu karşıt tutumlar, özellikle de Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed liderliğindeki Arap Sosyalist Baas Partisi’nin (Baas Partisi) geçtiğimiz mayıs ayındaki genel kurultayı sonrası Ulusal Diyalog Komitesi’ni kurmasının ardından Şam ile KDSDÖY arasındaki diyalog şansını azaltıyor.

Kürt araştırmacı Nevaf Halil, Baas Partisi'nin şu an Suriye Meclisi’ni, önceki Anayasa’nın 8. maddesine göre ‘devleti ve toplumu yönettiği’ dönemden daha fazla kontrol ettiğini savunarak Ulusal Diyalog Komitesi’ni kurması adımını küçümsedi. Suriye rejiminin zihniyetinin sadece daha kötüye doğru değiştiğini vurgulayan Halil, “Rejimle diyalog, iradenizi ona teslim etmeniz anlamına gelir ve bu iş burada biter" yorumunda bulundu.

 



Muhammed Mehdi Şemseddin: Şiilerin kendilerine özgü bir çıkar sistemi kurup bunu İran’a bağlamasında bir fayda yok

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin: Şiilerin kendilerine özgü bir çıkar sistemi kurup bunu İran’a bağlamasında bir fayda yok

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)

Şarku’l Avsat, bugün, Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında “Hizbullah çevresine yakın” isimler arasında yapılan uzun bir söyleşinin üçüncü ve son bölümünü yayımlıyor. Şemseddin bu söyleşide, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunuyor; kendilerine özgü bir çıkar düzeni oluşturmanın ve bunu İran’a bağlamanın tehlikelerine dikkat çekiyor.

Merhum Şeyh’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin’in, söz konusu söyleşi metnini “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlıklı bir kitapta yayımlaması planlanıyor. Şarku’l Avsat, Lübnanlı Şii din adamının vefatının 25. yıl dönümüne denk gelen 10 Ocak Cumartesi vesilesiyle metinden geniş alıntılar yayımlıyor.

Şemseddin ve “ateş topu”

Şemseddin’e, Şiilerin bir kesiminin kendisinden uzaklaşmasının siyasi ve fikrî tutumlarıyla bağlantılı olup olmadığı soruldu. Şemseddin şu yanıtı verdi:

“Eğer uzaklaşma bazı siyasi veya fikrî tutumlar nedeniyle olduysa, evet oldu; ama bu benden kaynaklanmadı… Benden uzaklaşanlar yanıltmanın kurbanı oldu. Benim itici fikirlerim ya da itici siyasi tutumlarım yok. Bugün sizinle üzerinde uzlaştığımız şey, geçmişte de savunduğum şeydi. Bir dönem Hizbullah’ın şeyhiydim; öyleyse neden değiştiler? Onlara hitap eden bendim, teorilerini ben kuruyordum. Ne oldu da bu noktaya gelindi?”

Bir katılımcının “Artık ‘ateş topu’ yok mu?” sorusu üzerine Şemseddin şöyle konuştu:

“Bu ‘ateş topu’ ifadesini ben kullandım ve sorumluluğunu ben üstlendim. 1982 işgali sırasında Tahran’daydım ve derhal Lübnan’a dönmeye karar verdim. Sayın Hamaney benden birkaç gün Tahran’da kalmamı rica etti. ‘Ne yapacağım, haber mi dinleyeceğim?’ dedim. Şam’a geldim. Abdülhalim Haddam da tam işgal altındaki Lübnan’a dönmeme şaşırdı. Vadide, yanmış Suriye askerlerinin kokusu hâlâ hissediliyordu. Önce Şiyah’ta babam Şeyh Abdülkerim’in evine gittim, sonra kuşatma altındaki Beyrut’un içine geçtim. O gün şunu söyledim: Şiiler Beyrut’tan çıkmayacak; onurlarını Sünniler ve Filistinlilerle birlikte kuşatma altında kalarak koruyacaklar. Bu ateş topunun dünyevî ve uhrevî sorumluluğunu ben taşıdım; ondan hiçbir ganimet yemedim. Bana ‘Bu haramdır, kendini tehlikeye atmaktır’ diyenler bugün direnişin sultanları ve ateş topunun sahipleri oldular. İran’a da Hizbullah’a da bu tavırda bereket vermesin!”

“Şiiler için tehlike dışarıdan değil, içeriden gelir”

Şemseddin, Şiiler arasında birlik çağrısının önemini vurgulayarak, kendisinin hem Emel Hareketi hem de Hizbullah arasında uzlaşının en güçlü savunucularından biri olduğunu söyledi. Ancak Şiilerin “tehlike altında olduğu” söylemine katılmadığını da ekledi:

“Şiiler tehlikede değil. Eğer bir tehlike varsa, bu başkalarından değil, Şiilerin kendi içlerinden gelir. Şiilerin yalnızca kendi içine kapanması ve başkalarına karşı blok oluşturması son derece tehlikelidir.”

jcsdfgt
Hizbullah destekçileri, örgütün merhum lideri Hasan Nasrallah’ın 19 Ağustos 2022’de Lübnan’ın doğusundaki Canta köyünde yaptığı konuşmayı dinlerken

(AFP)

Şemseddin, direnişin yalnızca Şiilere indirgenmesinin de yanlış olduğunu belirterek, bunun tarihsel ve siyasal nedenlerle ortaya çıktığını, ancak kalıcı ve sağlıklı olmadığını ifade etti.

Kana şehitleri ve İran’ın özellikle anılmaması

1996’daki Nisan saldırıları sırasında Kana’da hayatını kaybedenlerin cenazesinde İran’ı ve direnişi anmamasıyla ilgili eleştirilere de değinen Şemseddin, tutumunun bilinçli olduğunu vurguladı: “Eğer Kana tekrar yaşansaydı, yine İran’dan söz etmezdim. Bu İran’ı inkâr ettiğim için değil, Lübnan Şiilerini korumak için. İsrail, direnişi ‘İran’ın Arapça konuşan bir kolu’ gibi göstermeye çalıştı ve bu söylem dünyaya yayıldı. Eğer o konuşmada İran’ı öne çıkarsaydım, İsrail’in iddialarını doğrulamış olurdum.”

cfvgthy
Birleşmiş Milletler’e bağlı bir görevli, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Kana’da bombaladığı bir binanın enkazı önünde

(Getty)

Şemseddin, kendisini “Şiilerin sorumlu lideri” olarak gördüğünü ve Şiilerin İran’ın bir uzantısı gibi algılanmasına izin vermek istemediğini söyledi.

“İran, Şiilerin siyasi ya da dinî mercii değildir”

İran’ın “Şii devleti” olarak tanımlanmasına karşı çıkan Şemseddin, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İran’ın Şii Cumhuriyeti olduğu söyleminde ne İran’ın ne de Şiilerin menfaati vardır. İran bölgedeki bir İslam devletidir; Allah onu güçlü kılsın. Ancak İran, Şiilerin ne siyasi ne de dinî merciidir. Şiiler ile İran arasında tek bir çıkar sistemi olduğunu varsaymak, Şiilerin bölgesel ölçekte gizli bir çıkar ağı kurmasını gerektirir ki ben bunu kabul etmiyorum.”

cdfrgthy
Birleşmiş Milletler’e bağlı bir görevli, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Kana’da bombaladığı bir binanın enkazı önünde (Getty)

Şemseddin, Şiilerin çıkarlarının, yaşadıkları ülkelerin genel çıkarlarıyla iç içe olması gerektiğini vurguladı ve İran’a bağlılık temelinde bir siyasal gölgenin Lübnan’daki Şiilere zarar vereceğini ifade etti.

“Şiiler İran’ın takipçisi olmasın”

Şemseddin, Şiilerin kendi ülkelerinde bütünleşmesini savunurken, bunun mezhepsel erime anlamına gelmediğini belirtti:

“Ben siyasi ve toplumsal bütünleşmeden söz ediyorum, mezhepsel erimeden değil. Şii, fıkhını ve inancını korur; ama siyasette ve toplumda gerçek bir yurttaş olur.”

cvfgthy
İmam Musa Sadr’ın basın toplantısından bir kare; ortada Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, milletvekili Hüseyin el-Hüseyni ve Basın Sendikası Başkanı Riyad Taha yer alıyor (İmam Musa Sadr Araştırma ve İnceleme Merkezi)

Devlet mallarının çalınmasının ya da yasaların ihlal edilmesinin haram olduğunu açıkça dile getiren Şemseddin, modern devletin meşru bir mülkiyet ve düzen yapısına sahip olduğunu savundu.

“Gelecek, sahici yurttaşlıkta”

Şemseddin, konuşmasının sonunda Şiilerin gücünün, ayrı bir cemaat ya da İran’a bağlı bir yapı olmaktan değil, İslam dünyası ve kendi toplumlarıyla bütünleşmekten geçtiğini vurguladı:

“Şiilerin gücü, İslam’ın bütününde yer almalarıdır; İran’a bağlı bir cemaat haline gelmeleri değil. İran güçlü olsun isterim; ama bizim aramızda hastalıklı bir ilişki olmasını istemem.”

Bu yaklaşım, Şemseddin’in düşüncesinde Şiiliğin geleceğinin mezhepsel kapanmada değil, şeffaf yurttaşlık, ortak çıkar ve siyasal bütünleşme çizgisinde şekillendiğini ortaya koyuyor.

DÜNYA Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah…

Şarku’l Avsat (Londra)


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Husilerle mücadeleye odaklanmak için silahları devlete sınırlandırmak

Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Husilerle mücadeleye odaklanmak için silahları devlete sınırlandırmak

Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün yaptığı açıklamada, ülkesinin devlet kurumlarını yeniden kurma ve silahlı darbeleri sona erdirme konusunda belirleyici bir aşamaya girdiğini söyledi. Alimi, Hadramut ve Mahra vilayetlerindeki askeri kampların devri, silahların devlete teslim edilmesi ve devlet kurumlarının çalışmalarını yeniden başlatmasının önünü açan temel bir adım olduğunu vurguladı.

Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile yaptığı görüşmede Alimi, Yüksek Askeri Komite'nin kurulmasının, iç cepheyi korumak ve devletin İran destekli Husilerin darbesiyle barışçıl veya zorla mücadeleye odaklanmasını sürdürmek amacıyla tüm askeri ve güvenlik güçlerini ve oluşumlarını Savunma ve İçişleri bakanlıklarının çatısı altında yeniden bir araya getireceğini de sözlerine ekledi.

Resmi basında yer alan haberlere göre görüşmede, Londra ile ikili ilişkiler, yerel gelişmeler, durumu normalleştirmek için yapılan çabalar, kurtarılan illerdeki toparlanmayı yeniden sağlamak ve meşru kurumların güvenlik ve istikrarı sağlama ve barışı inşa etme kapasitesini güçlendirmek için alınacak önlemler ele alındı. Ayrıca, Yemen'de umut verici bir ortaklık döneminin başlangıcında, uluslararası toplumun bu süreci desteklemeye devam etmesinden beklenen role de değinildi.

xcdfvgh
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (resmi medya)

Yemen resmi haber ajansı SABA, Alimi'nin İngiltere’nin Yemen'in birliğini, anayasal meşruiyetini, barış çabalarını ve Yemen halkının acılarını hafifletmek için hayati öneme sahip insani müdahaleleri desteklemede oynadığı olumlu rolü övdüğünü bildirdi. Alimi, Yemen devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması, terörle mücadele, bölgesel istikrar ve uluslararası deniz güvenliği çabalarını destekleme konusunda Londra ile ortaklığın önemini vurguladı. Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordineli olarak durumu normalleştirmek için alınan başkanlık önlemlerine atıfta bulunan Alimi, sivilleri ve devletin yasal statüsünü korumak için alınan son egemenlik kararları da dahil tüm kararların iktidarın devrinin ilanı ve Başkanlık Konseyi'nin çalışmalarını düzenleyen kurallara uygun olarak alındığını söyledi.

Askeri kampların devri

Yemen resmi basını, Alimi'nin İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Şerif’e Hadramut ve Mahra vilayetlerindeki askeri kampların başarılı bir şekilde devredildiğini ve geçici başkent Aden ile kurtarılan diğer vilayetlerdeki koşulların normalleşmeye devam ettiğini garanti ettiğini bildirdi. Bu sürecin ‘silahların yeniden devletin kontrolüne geçmesini sağlayacağını ve tüm kurumların içinden normal faaliyetlerine devam etmesinin önünü açacağını’ söyleyen Alimi, “Bu başarı, insani durumun iyileştirilmesine, yardım akışının kolaylaştırılmasına ve uluslararası toplumla güvenin güçlendirilmesine katkıda bulunacak” diye ekledi. Başkanlık Konseyi Başkanı, askeri kampların başarılı bir şekilde devredilmesinin, askeri ve güvenlikle ilgili karar alma süreçlerinin açık kurumsal temeller üzerinde yeniden birleştirilmesi yolunda atılmış temel bir adım olduğunu vurguladı.

hyjukı
Feshedilen GGK’nın Aden'deki genel merkezi önünde toplanan askerler (Reuters)

Alimi, Yüksek Askeri Komite'nin kurulduğunun duyurulmasını, tüm askeri ve güvenlik güçlerini ve oluşumlarını birleştirecek ve bunları Savunma ve İçişleri bakanlıklarının çatısı altında yeniden düzenleyecek kapsamlı bir profesyonel çerçeve olarak nitelendirdi.

Ayrıca, bu komitenin kurulmasının Yemen devletinin ulusal önceliklerinden sapmadığının açık bir mesajı olduğunu ifade eden Alimi, askeri kampların devrinin iç cepheyi korumak ve devlet kurumlarını yeniden kurmak ve İran rejiminin desteklediği Husi darbesini barış ya da savaş yoluyla sona erdirmek için verilen mücadeleye odaklanmak için önemli bir düzeltici önlem olduğunu vurguladı.

Sorumlu karar

İngiliz Büyükelçi ile yaptığı görüşmede, Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) feshinin duyurulmasına değinen Alimi, “Bu, kritik bir anda alınan cesur ve sorumlu bir karardı. Durumun hassasiyetinin ve gerçek tehdit karşısında iç cepheyi zayıflatacak iç çatışmalara sürüklenme tehlikesinin farkında olunduğunu gösteriyordu” dedi.

Alimi, bu kararın sonuçlarıyla sorumlu bir şekilde, intikam ruhuyla değil, devlet zihniyetiyle başa çıkılması ve dışlanmaya ve marjinalleşmeye yol açan geçmiş hataların tekrarlanmasının veya siyasi hayatı militarize etmek için haklı nedenlerin istismar edilmesinin önlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkanlık Konseyi Başkanı, önümüzdeki aşamada, devlet ve meşru kurumları ile hukukun üstünlüğü çerçevesinde, sivil ve askeri tüm ulusal enerjilerin kullanılması gerektiğini vurguladı.

gthyu
Alimi, feshedilen GGK’nın kontrolündeki askeri kampların yeniden kurulduğunu açıkladı (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, Suudi Arabistan'ın çeşitli alanlarda sağladığı cömert ekonomik destek, insani yardım ve kalkınma müdahalelerinin bir uzantısı olarak, gerilimin azaltılmasında ve güneydeki diyaloğun desteklenmesinde oynadığı önemli rolü bir kez daha övdü.

Ayrıca, önümüzdeki aşamadaki önceliklere de değinen Alimi, bunların başında, hükümet ve devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçmesi, temel hizmetlerin iyileştirilmesi, yargının bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, yatırım için güvenli bir ortam yaratılması ve yeniden inşanın yer aldığını ifade etti.

Devletin istikrar yolunda ilerlemeye devam edeceğini ve meşru kurumların güvenliği sağlama ve barışı inşa etme kapasitesini güçlendireceğini vurgulayan Alimi, İngiltere ve uluslararası topluma, ülkedeki siyasi süreci engellemeye yönelik her türlü girişimi caydırmak da dahil olmak üzere, bu yolu desteklemeye devam etmeleri çağrısında bulundu.


Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Suriye ve Mısır arasındaki stratejik çıkarlar ‘büyük ölçüde’ uyumlu

Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
TT

Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Suriye ve Mısır arasındaki stratejik çıkarlar ‘büyük ölçüde’ uyumlu

Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da Mısır Ticaret Odaları Federasyonu (FEDCOC) heyetiyle yaptığı görüşmede, ülkesinin yatırım ve yeniden inşa aşamasına girmeye hazır olduğunu teyit etti.

Görüşmenin başında Şara, şunları söyledi:

“Savaş sırasında Suriyeli mültecilere sıcak bir şekilde karşılayan Mısır halkına derin şükranlarımı sunmak istiyorum. Mısırlı kardeşlerimizin doğası gereği bu hiç de şaşırtıcı değil.”

Mısır'ın Suriyelilerin kendilerini en çok evlerinde hissettikleri yerlerden biri olduğunu, çünkü orada kendi halkları arasında olduklarını belirten Şara, Suriye ve Mısır arasında stratejik çıkarların önemli ölçüde örtüştüğünü vurguladı ve bu durumun ekonomik, siyasi ve güvenlik konularının ele alınmasında karşılıklı güveni gerektirdiğini söyledi.

Suriye'nin, özellikle yaptırımların kaldırılmasının ardından yatırım fırsatları da dahil olmak üzere çok sayıda kapının açılmasını sağlayan aşamadan geçtiğini açıklayan Şara, Mısırlı şirketlerin Suriye'nin yeniden inşasına katkıda bulunan ilk şirketler arasında olması gerektiğini belirtti.

Son on yılda, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin liderliğinde Mısır'ın, özellikle altyapı, enerji ve diğer sektörlerde ekonomik büyüme ve gelişme sürecinden geçtiğini ve bu sürecin bundan sonra da devam edeceğini kaydeden Şara, Irak pazarı ile yakın bir bağlantı olduğunu ve sanayi ve tarımsal üretimde bununla ilgilenilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye, Mısır ve Irak'ın entegrasyonu sağlamak için ortak bir gıda sepetine ihtiyaç duyduğunu ve bunu geliştirmeleri gerektiğini belirten Suriye Cumhurbaşkanı, Körfez ve Mısır'daki tarımsal fazlalığın, Suriye'deki üretimi desteklemek için sermayeye dönüştürülebileceğini ifade etti.

Suriye'nin başkenti Şam dün, Mısır ve Suriye’den yetkililer ve iş dünyası liderlerinin katılımıyla ilk ‘Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yaptı. Gözlemciler, bu adımın iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerdeki ‘çıkmaza son vermeye’ yardımcı olabileceğini düşünüyor. Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu'na göre Suriye-Mısır Ekonomi Forumu ‘ticaret ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve iki ülke arasında ortak projeler kurmayı’ amaçlıyor. Federasyon tarafından dün yapılan açıklamada, forumun Kahire ve Şam arasında yatırım fırsatlarını tartışmak ve ticari ortaklıklar geliştirmek için resmi bir platform sağladığı belirtildi.

Suriye-Mısır Ekonomi Forumu, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin düşmesinden ve Ahmed eş-Şara'nın cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinden bu yana iki ülke arasında düzenlenen en önemli etkinlik oldu. Forum, Mısır ve Suriye hükümetlerinin geçtiğimiz hafta enerji alanında iki mutabakat zaptı imzalamasının ardından düzenleniyor. İlk mutabakat zaptı, ‘Mısır altyapısını, doğalgaz tankerleri veya doğalgaz boru hatları gibi, elektrik üretimi amacıyla kullanarak Suriye'ye Mısır gazı tedarikinde iş birliği yapılmasını’, ikincisi ise ‘Suriye’nin petrol ürünleri ihtiyacının karşılanmasını’ öngörüyor.

u78ıo9
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu'ndan bir kare (FEDCOC)

Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın göreve gelmesinden bu yana Mısır'ın Suriye ile siyasi işbirliği ihtiyatlı bir seyir izliyor. İki ülke yetkilileri arasındaki görüşmeler resmi uluslararası etkinliklerle sınırlı kalırken, Mısır Suriye toplumunun tüm bileşenlerini kapsayan kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması çağrısında bulunuyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Suriye’deki gelişmelere ilişkin ülkesinin kararlı bir tutum sergilediğini ve Suriye devletini destekleme, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu birçok kez dile getirdi.

Yakınlaşma penceresi

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yusuf eş-Şarkavi’ye göre ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi, Mısır-Suriye ilişkilerinin tüm alanlarda ilerlemesine ve ‘siyasi çıkmazın aşılmasına’ katkıda bulunacak.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şarkavi, ‘forumun iki ülke arasındaki yakınlaşmayı ve siyasi anlayışı desteklemek için bir pencere olduğunu’ belirterek iki ülke arasında iş birliğini genişletmek için birçok fırsat olduğunu, bunların başında da yeniden inşa sürecinde Mısır'ın uzmanlığının paylaşılması geldiğini ekledi.  Mısır’da ikamet eden Suriyeli yatırımcılar tarafından, ekonomik iş birliğini derinleştirmek için güvenilir ortak yatırımlar gerçekleştiriliyor.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal eş-Şa’ar, forumda yaptığı konuşmada, Suriye ve Mısır arasındaki ekonomik iş birliğini ‘iki ülke arasındaki üretim ve tüketim kalıpları, insan kaynaklarının niteliği ve her iki ülkede sanayi, tarım ve hizmetlerin oynadığı merkezi rol açısından benzerlikler göz önüne alındığında doğal bir tamamlayıcı’ olarak değerlendirdi. Bu ekonomik iş birliğinin, mal alışverişiyle sınırlı olmadığının altını çizen Suriyeli Bakan, ‘ iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin, başarı ve sürdürülebilirlik şansını artıran ortak projelere dayandığını’ söyledi.

Öte yandan Mısır heyeti başkanı ve FEDCOC Başkanı Ahmed el-Vekil, Kahire'nin Şam'a ‘elektrik, yollar, limanlar ve sanitasyon dahil olmak üzere altyapıyı iyileştirmek, dördüncü nesil yeni şehirler, sanayi bölgeleri ve lojistik merkezleri kurmak ve fabrikaları modernize etmek ve rehabilite etmek için acil planlarda deneyimini aktarmak’ amacıyla tüm uzmanlığını ve kapasitesini sunacağını söyledi.

Mısır'ın Irak ve Libya'nın yeniden inşasına katılımını örnek gösteren Vekil’e göre Mısır ve Suriye, ticaret odalarının ve özel sektörden üyelerinin aktif rolüyle iki ülke arasındaki ‘ekonomik birliği yeniden tesis etmeye’ çalışıyor. Hedefin ‘iç ticareti ve ortak yatırımları geliştirmek ve istihdam olanakları yaratmak’ olduğunu belirten Vekil, siyasi iradenin halkın iradesiyle uyumlu olduğuna inandığını belirtirken, iş adamları, sermaye, mal ve hizmetler için hareket özgürlüğünün sağlanmasının hızlandırılması ve her iki ülkede Suriyeli ve Mısırlı şirketlere tercihli muamele gösterilmesi çağrısında bulundu.

İş birliği beklentileri

FEDCOC Gıda Departmanı üyesi Hazım el-Menufi'ye göre forum iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini teşvik etmek için gerçek bir fırsat sunuyor. Forumun amacının, her iki ülkedeki kamu ve özel sektör arasında ortaklıklar geliştirmek olduğunu belirten Menufi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, forumun Kahire ve Şam arasındaki ticaret ve yatırım ortaklığını derinleştirmeye katkıda bulunduğunu ve Suriye'nin yeniden inşasında, özellikle sanayi, altyapı ve hizmetler alanlarında Mısır'ın uzmanlığından yararlanıldığını ekledi.

cdfgthyu
Sisi, geçtiğimiz mart ayında Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi sırasında Şara ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Forumun ‘Mısırlı ve Suriyeli iş adamları arasında elektrik, petrol ve gaz, tarım, ulaştırma ve lojistik alanlarını kapsayan ticari ve stratejik ortaklıklar kurulması’ gibi olumlu yönleri olduğunu düşünen Menufi, “Akdeniz Odalar Birliği ve Afrika Odalar Birliği aracılığıyla çabaların birleştirilmesiyle uluslararası ve Avrupa’daki kurumlarla iş birliği için daha geniş perspektiflerin ortaya koyulması, her iki ülkenin bölgesel pazarlardaki rolünü güçlendiriyor” ifadelerini kullandı. Mısır ticaret, finans ve iş odalarından 26 önde gelen ismin yer aldığı Mısır heyeti, enerji, ulaştırma, lojistik, altyapı, tarım ve atıl durumdaki fabrikaların rehabilitasyonu alanlarında iş birliğini görüşecek. Ayrıca, Suriye'nin yeniden inşasına destek olmak, Mısır'ın acil altyapı planlarındaki deneyimini aktarmak ve 22 yeni dördüncü nesil şehir, sanayi şehri ve lojistik merkezi kurulması da ele alınacak konular arasında. FEDCOC’a göre sekiz bin kilometre otoyol, köprü, tünel ve limanın inşası da gündemde.

Mısır Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Nurhan eş-Şeyh'e göre siyasi çıkmaza rağmen Kahire ve Şam arasında ticari ve ekonomik açılım arzusu var. Şarku’l Avsat’a konuşan Şeyh, “İki taraf arasında ekonomik alanı siyasi iş birliğinden ayırma konusunda anlaşma var. Mısır-Suriye iş birliğinin yolunda çıkarlar ön plana çıkıyor. Mısır'ın Suriye'ye yönelik siyasi açıklığında ihtiyatlılık söz konusu. İki taraf arasında iletişim kanalları kurulu, ancak tam açıklık, Suriye'deki siyasi haritanın tamamlanması ve iç durumun istikrara kavuşmasına bağlı” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2025 martında Kahire'de düzenlenen Arap Birliği Olağanüstü Zirvesi sırasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya gelmiş, Dışişleri Bakanı Abdulati ise geçtiğimiz eylül ayında New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları sırasında Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani ile görüşmüştü.

Mısır'da yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli yaşıyor. Bunların arasında 15 binden fazlası Mısır Ticaret Odası üyesi ve yatırımları yaklaşık 1 milyar doları buluyor. FEDCOC Başkanı Vekil, ‘ikili ilişkiler aşamasını aşarak, yabancı pazarları fethetmek ve iki ülkenin karşılaştırmalı avantajlarını ve ayırt edici konumlarını mevcut serbest ticaret alanlarına ortak ihracat için kullanmak üzere derhal ortak çalışmalara başlanması gerektiğini’ vurguladı.

Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları Başkanı Alaa Ömer el-Ali, forumun oturum aralarında Mısır heyetini kabul etti. Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları tarafından yapılan açıklamaya göre Başkan Ali, forumun ‘Suriye ve Mısır iş dünyaları arasında ekonomik ve ticari işbirliğini güçlendirme ve ortaklıklar için yeni ufuklar açma’ açısından önemini vurguladı.