Uluslararası tarafların hesaplaşma arenası: Deyrizor

Suriye’nin Fırat'ın Gelini diye bilinen şehri, ABD, İran ve Rusya arasında bir hesaplaşma arenasına dönüştü

Deyrizor kırsalındaki el-Bağuz köyüne bakan bir tepede nöbet tutan bir SDG üyesi, 2021 (AFP)
Deyrizor kırsalındaki el-Bağuz köyüne bakan bir tepede nöbet tutan bir SDG üyesi, 2021 (AFP)
TT

Uluslararası tarafların hesaplaşma arenası: Deyrizor

Deyrizor kırsalındaki el-Bağuz köyüne bakan bir tepede nöbet tutan bir SDG üyesi, 2021 (AFP)
Deyrizor kırsalındaki el-Bağuz köyüne bakan bir tepede nöbet tutan bir SDG üyesi, 2021 (AFP)

Mustafa Rüstem

Suriyeliler, özellikle de Deyrizor halkı, 2013 yılının mayıs ayı başlarında şehirlerinin Fırat Nehri'nin iki yakası arasındaki köprü çöktüğünde yaşananları hala dün gibi hatırlıyor. Köprü 1930'lu yıllarda inşa edilmişti. Ama sonra köprü çöktü ve nehrin sularına gömüldü. Bir çöl şehri olan Deyrizor da onunla birlikte çöküp gitti. Şehir, sanki lanetlenmiş gibi, hala barut, petrol ve gaz kokuyor. Şiddetli çatışmaların ardından harap olmuş sokakları ve binalarıyla boy gösteriyor.

Suriye’de 2011 yılında savaşın patlak vermesinden sonra doğup büyüyen savaş kuşağı, Fırat Nehri üzerindeki köprünün hatıralarından habersiz. Duvarında ev sahiplerinin köprüde çekilmiş hatıra fotoğrafı olmayan ev yok. Şehirlerinin ve gururlarının sembolü, anılarının tanıdık mekânı, heyecanlı gezilerinin alanı ve her yüzücünün eviyken, üzerinden nehre atlayan her yüzücünün, maceraperestin ve üzerinden ya da yanından yürüyen her gelinin favori mekanıyken neden anılarında olmasın ki.

Şiddetli çatışmalar nedeniyle köprünün çökmesi, metal halatların kesilmesi ve yapısal kirişlerin çatlamasıyla Heyetu Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve DAEŞ terör örgütleri, Deyrizor Asma Köprüsü’nün yaşamına son vererek Fırat'ın iki yakası arasındaki son bağı da kopardı.

İki terör örgütü, Deyrizor Asma Köprüsü’nün yanı sıra Deyrizor kırsalındaki Elbukemal’de bulunan el-Bağuz ve es-Suveyiyye köprülerini, Rakka'daki eski ve yeni köprüleri ve Rakka'nın Maadan köyündeki el-Kalita, el-Abbara ve el-Muğlife köprülerini havaya uçurarak el-Cezire bölgesini Suriye'nin diğer şehirlerine bağlayan tüm köprülerin sonunu getirdi.

scdvf
Deyrizor'da Fırat Nehri'nin iki yakasını bir araya getiren asma köprünün yıkıldıktan sonraki görüntüsü (Independent Arabia)

DEAŞ, 2014 yılında kurulmasından sonra nehrin iki yakası arasındaki 600 kilometreden fazla bir alanda şehirleri parçalamak istedi ve 2019 yılında Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'un doğu kırsalındaki el-Bağuz köyünde uğradığı yenilgiye kadar tüm bölge en şiddetli çatışmalara tanık oldu. O tarihten bu yana Deyrizor bir yandan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) de aralarında bulunduğu yerel silahlı gruplar ile diğer yandan düzenli ordu ve İran destekli milisler arasında birbiriyle rekabet halindeki nüfuz alanlarına bölünmüş durumda. Buna DEAŞ’la mücadele için kurulan uluslararası koalisyona liderlik eden ABD’nin varlığı eşlik ediyor.

Çatışmalar ve nüfuz

Başkent Şam'ın 450 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Deyrizor, 2013 yılından bu yana şiddetli çatışmaların yükü altında eziliyor. Suriye’de 2011 yılında protesto hareketlerinin başlamasından Suriyeli silahlı muhalif grupların şehrin kontrolünü ele geçirmesine, ardından Suriye ordusunun 2017 yılında Rus ve İranlı müttefiklerinin desteği ve yardımıyla şehri kontrol etmesine kadar şiddetli çatışmalara tanık olan Deyrizor, başta DEAŞ olmak üzere zaman zaman terör örgütlerinin kontrolüne de geçti. ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), DEAŞ’ı 2019 yılında Deyrizor'un doğu kırsalında örgütün son kalesi olan el-Bağuz köyünde yenilgiye uğratmayı başardı.

Bugün ise Deyrizor’un kent ve kırsalı, Kürt ve Arap gruplar ile çeşitli etnik ve dini unsurlardan oluşan ve omurgasını Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu bir askeri ittifak olan SDG tarafından kontrol edilen çatışmaların yaşandığı bölgelere bölünmüş durumda. SDG, şu an Deyrizor’un yarısını kontrol ediyor. Suriye topraklarının yüzde 25,64'ünü kontrol eden SDG, Rakka, Haseke ve Halep illerinin bazı bölümlerinin yanı sıra, Fırat Nehri'nin doğu yakasında da yoğun olarak kontrol sağlıyor.

scdvf
Suriye'nin kuzeyindeki Deyrizor şehrinde yer alan el-Bağuz köyünden bir kare (AFP)

Kürt güçleri kontrol ettikleri bölgelerde özyönetim ilan etmeye çalışırken bir yandan Suriye ordusuyla, diğer yandan Türk ordusu ve Ankara destekli muhalif Suriye Milli Ordusdu (SMO) ile çatışmalara giriyorlar. Bölgedeki Amerikan askeri sayısının 900'e düşmesinin ve Washington'ın DEAŞ’a karşı mücadeleyi sona erdirmesinin ardından birkaç kez askerlerini geri çekme tehdidinde bulunmasına rağmen, ABD kuvvetleri 2015 yılındaki müdahalesinden bu yana Deyrizor'un el-Badiye (Çöl) bölgesindeki petrol ve gaz kaynaklarını kontrol etmeye ve el-Ömer, et-Tenef ve Koniko gibi askeri üslerde konuşlu kalmaya devam ediyorlar.

Öte yandan Suriye ordusu, Deyrizor’un diğer yarısını kontrol etmeyi sürdürüyor. Suriye ordusu, Türk ordusunun kuzeyde geniş çaplı bir operasyon başlatmasının ardından Rusya'nın himayesinde 2019 yılının ekim ayında iki taraf arasında imzalanan anlaşma kapsamında Suriye'nin kuzeydoğusunda SDG tarafından kontrol edilen bölgelere konuşlandı ve Deyrezzor'daki el-Verd, et-Tim, eş-Şula ve en-Nişan gibi petrol sahalarını kontrol altına aldı.

Gazze’deki savaş

Diğer taraftan ABD savaş uçaklarının geçtiğimiz şubat ayında Suriye-Ürdün sınırı yakınlarında düzenlenen saldırıda üç Amerikan askerinin öldürülmesine misilleme olarak İran'a ait mevzileri ve İran destekli grupları hedef almasından sonra bölgede göreceli sakinlik dönemi hüküm sürdü. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin geçtiğimiz temmuz ayı sonlarında Tahran'da öldürülmesine İran'ın misilleme tedidiyle birlikte Deyrizor’un mahalleleri ile İran destekli milislerin Elbukemal ve el-Meyadin beldelerindeki nüfuz bölgeleri arasında tansiyonun yükselmesi, sık sık çatışmaların yaşanması ve ABD’nin kullandığı askeri üslerin bombalanmasıyla gerginlik yeniden tırmanmaya başladı.

İran'ın ‘sahaların birliği’ diye adlandırdığı, 7 Ekim 2023 tarihinde fitili ateşlenen Hamas Hareketi ile İsrail ordusu arasında devam eden savaştaki rolü ve desteği herkes tarafından biliniyor. Buna karşın Tel Aviv, savaşı başka bölgelere doğru yaymak ve İsrail’in iç bölgelerindeki etkisini azaltmak için Tahran’ı kasıtlı olarak kendi sınırları dışındaki bir savaşa sürüklüyor.

Gözlemcilere göre Deyrizor, başta İran ile ABD arasında olmak üzere uluslararası tarafların hesaplaşma sahasına dönmüş durumda. Zira ABD, İran’ın nüfuz bölgelerine çok yakın olan üslerinin, Washington ve diğer yabancı ülkelerin İran’ın beklenen misillemesine karşı İsrail'e yardım etmesi halinde, tıpkı geçtiğimiz nisan ayındaki saldırıda olduğu gibi hedef alınmasından endişe ediyor.

ABD güçleri ve İran destekli milisler, o tarihten bu yana güdümlü füzeler ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) karşılıklı olarak mevzileri ve üsleri bombalıyor. ABD, Fırat Nehri kıyısı boyunca İran'ın nüfuz bölgelerine bakan gözlem kuleleri inşa ederken, Irak’tan Suriye’ye havadan ve karadan lojistik malzeme, teçhizat ve gelişmiş füzeler içeren takviyelerde bulunuyor.

Washington'daki Reconnaissance Araştırma ve Çalışmalar Merkezi Başkanı Abdulaziz el-Anceri, ABD'nin önümüzdeki kasım ayında yapılması planlanan başkanlık seçimlerinden ötürü net bir politikasının olmadığı bir dönemden geçtiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Anceri, “ABD'nin askeri varlığı, dengeyi korumak, özellikle Gazze'de devam eden savaş ve Lübnan'a yayılma olasılıkları çerçevesinde İran'ın Suriye'de daha fazla bölgeye konuşlanmasını önlemek için son derece önemlidir. Bunun yanında savaş halinde olduğu sürece ABD'nin çekilmesini kabul etmeyecek olan İsrail'e karşı direniş ekseninden İran koridoru açılmasını engellemek de gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

İran tarafından 2017 yılından bu yana oluşturulan ve Suriye, Irak, İran ve Lübnan'ı birbirine bağlayan kara koridoru, İsrail ve ABD üsleri için en tehlikeli kara koridorlarından biri. Dolayısıyla, Irak, Suriye ve Ürdün sınır üçgeninde yer alan et-Tanf Askeri Üssü’ndeki ABD güçleri, Suriye’nin çöl bölgesinde rol oynaması beklenen ve Özgür Suriye Ordusu olarak adlandırılan Suriyeli muhalif gruplara bağlı olduğu bildirilen savaşçıları eğitiyor.

Yayılma haritası

İran'a ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı güçlerin Şam, Halep ve Humus kırsalındaki birçok bölgeye konuşlanmasına rağmen, Deyrizor, mevzi ve savaşçı sayısı bakımından İran'a bağlı en büyük askeri oluşuma sahip bölge olmaya devam ediyor. Suriye’nin doğusunda yer alan Deyrizor, Tahran'ın sadece askeri amaçlarla Lübnan'ın güneyine değil, aynı zamanda ekonomik amaçlarla Akdeniz'e ulaşmak için seçtiği stratejik rotayı güvence altına almak için kritik öneme sahip bir nokta ve bağlantı rolü de oynuyor.

zxvdf
Deyrizor, halen devam eden uluslararası taraflar arasındaki bir çatışmanın ardından hayat rutinini ve ruhunu kaybetti (Independent Arabia)

İran destekli milisler, Fırat Nehri’nin batı yakasındaki nüfuz alanlarını, şehrin merkezinden başlıca kaleleri olan Elbukemal ve el-Meyadin beldelerine kadar genişlettiler. Bu nüfuz alanında 130 civarında askeri mevzinin yanı sıra eğitim ve destek için kullanılan noktalar da yer alıyor.

İran destekli milislerin en ünlülerinden biri olan Fatımiyyun Tugayı unsurları şehrin içinde konuşlanmışken, Zeynebiyyun Tugayı askeri hava üssü ve çevresinde konuşlanmış durumda. Birim 313 olarak bilinen Lübnan’daki Hizbullah Hareketi’nden yüzlerce unsur ise şehrin içindeki karargâhlarda konuşlandırıldılar. Iraklıların ve Lübnanlıların yanı sıra Pakistanlılar, Afganlar ve İranlılar da dahil olmak üzere yabancı uyruklu unsurların varlığıyla birlikte, Ebu Fazıl el-Abbas ve Hüseyin gruplarının karargahları da burada bulunuyor. DMO’nun Suriye'de ve çeşitli sahalarda kullandığı ve son yılların en önemli silahı olan İHA’lar için kullanılanlar da dahil son derece gizli ve hassas askeri üsler de yer alıyor.

Basında yer alan haberlerde, özellikle sonuncusu Haseke kırsalındaki Harab el-Ceyr Havaalanı’ndaki üsse düzenlenen İHA’lı saldırı olmak üzere saldırıların daha yoğun ve daha isabetli hale gelmesinin ardından, acil durum operasyonlarına hazırlanan ABD’nin bölgedeki üslerinde alarm düzeyinin yükseldiği, lojistik takviyelerin yapıldığı ve Ulusal Muhafızlardan 230 askerinin Suriye’ye ve Irak'a gönderildiği bildirildi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Patrick Ryder, düzenlediği basın toplantısında, son saldırıda sekiz askerin yaralandığını açıkladı. Yaralıların beyin sarsıntısı ve duman soluma nedeniyle tedavi gördüklerini ve saldırıda İran destekli milislerin parmağı olduğunun düşünüldüğünü belirtti. Saldırıda İran destekli milislerin parmağı olduğuna işaret eden Ryder, Deyrizor kırsalında bulunan Ömer Petrol Sahası'nda ABD'nin bölgedeki en önemli üslerinden biri olduğunu, bir İHA, bir helikopter pisti ve bir gözaltı merkezinin bulunduğunu ve Deyrizor'daki petrol sahaları çevresindeki en hassas üsleri arasında bulunduğunu belirtti.

xcvf
Deyrizor şehrinin içinden geçen Fırat Nehri (Independent Arabia)

Tüm bunlar, İran tarafından desteklendiğine inanılan bölgedeki Arap aşiretleri ile ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon destekli SDG arasındaki çatışmaların, aşiret ayaklanmalarının durmasının üzerinden bir yılı aşkın bir süre ve iki taraf arasındaki çatışmalarla sınırlı kalmasının ardından, Washington için utanç verici bir zamanda gerçekleşiyor.

Suriye’nin sadece iç çatışmalardan değil, uluslararası taraflar arasındaki çatışmalardan da en çok etkilenen şehir olmaya devam eden Deyrizor, petrol ve doğalgaz açısından zengin bir şehir olması ve İran'ın İsrail ve ABD’ye karşı savaşında ileri mevzilere ulaşmasında köprü görevi gören hassas konumu nedeniyle yıllardır nüfuz mücadelesinin arenası haline geldi. Hüzünlü Fırat Nehri kıyısındaki Deyrizor Asma Köprüsü de artık yok.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.