Müslüman Kardeşler neden Sisi'nin Türkiye ziyareti öncesinde yeni bir af girişiminde bulundu?

Ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olması bekleniyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)
TT

Müslüman Kardeşler neden Sisi'nin Türkiye ziyareti öncesinde yeni bir af girişiminde bulundu?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor (AFP)

Mısır’da yasaklı olan Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin), Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin 4 Eylül'de Türkiye'ye yapacağı ziyaret öncesinde yeni bir uzlaşı girişimiyle Mısır devletinden af talebinde bulundu. İhvan, tüm tutukluların serbest bırakılması karşılığında siyasi faaliyetlerini geçici olarak askıya alacağını açıkladı. Ancak bu girişimle ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

Türkiye'de yaşayan ve İstanbul'dan yayın yapan Müslüman Kardeşler'e ait Al Şark televizyonunda sunuculuk yapmış olan Macid Abdullah'ın aktardığına göre Londra'da yaşayan İhvan Genel Mürşidi Salah Abdulhak tarafından yardımcısı Hilmi el-Cezzar’ın YouTube kanalı üzerinden girişimi sunmak üzere görevlendirdi. Girişim çerçevesinde Mısır'da terör örgütü olarak sınıflandırılan İhvan, Mısırlı yetkililerden, 10 ile 15 yıl arasında değişen sürelerle siyasi faaliyetlerini geçici olarak askıya alması karşılığında, tüm tutuklu İhvan üyelerinin serbest bırakılacağı bir af talep etti.

İhvan’ın girişimleri

Abdullah, Cezzar’ın kendisinden İhvan'ın Mısır'daki yetkililerle ve siyasi güçlerle uzlaşmaya ve onların uzlaşı girişimlerini kabul etmeye hazır olduğunu iletmesini istediğini söyledi. Abdullah, İhvan'ın 10 ila 15 yıl arasında siyasi faaliyetlerini askıya alma ve 30 Haziran 2013 tarihindeki halk devrimiyle iktidardan düşürülmesinden bu yana geçen 11 yılda yaşananların ardından yeni bir sayfa açma sözü verdiğini belirtti.

İhvan'ın İstanbul cephesi, sosyal medya platformlarında yoğun tartışmalara yol açan ve resmiyet kazanması için şu anda feshedilmiş olan Şura Konseyi'nin onayına ihtiyaç duyan girişim hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.

Öte yandan bu gelişmeden sadece birkaç gün önce Mısır hapishanelerindeki İhvan üyesi mahkumlardan bazıları, tövbe edip gruptan ayrılma beyanı karşılığında beraatlerini talep eden bir mektubu yetkili makamlara göndermişlerdi.

Mektupta, İhvan liderlerinin emriyle gerçekleştirilmiş olmalarına rağmen yasaklı grubun daha önce inkâr ettiği bazı terör eylemlerine ilişkin itiraflar da yer aldı. Bunların başında 14 Ağustos 2013 tarihinde Rabia Meydanı’nda oturma eyleminin dağıtılması, eski Başsavcı Hişam Berakat'a suikast düzenlenmesi, huzursuzluk ve karışıklık yaratmak amacıyla yolların ve köprülerin kapatılması, elektrik santrallerinin havaya uçurulması, kanalizasyon kanallarının tıkanması ve toplumda bu tür sabotaj eylemlerinin arkasında devletin olduğu yanılsaması yaratılması geliyor.

xscvfbrg
Sisi ve Erdoğan geçtiğimiz yıl G20 zirvesi sırasında bir araya geldiler (Arşiv - Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı)

Müslüman Kardeşler’in gençlik kolu İhvan Gençliği 2019 yılında devletle uzlaşmak için bir girişim başlattı ve Mısır hapishanelerinde bulunan bin 350 üyesi yetkililere bir mektup göndererek af talebinde bulundu. Bu bin 350 kişi, örgüte katıldıklarında benimsedikleri fikirleri gözden geçirmeye istekli olduklarını ve bu fikirlerden, şiddetten, gruba ve liderlerine olan bağlılıklarından vazgeçmeye hazır olduklarını beyan ettiler. Gelecekte hiçbir eyleme karışmayacaklarını ve siyasete katılmayacaklarını taahhüt ettiler.

Mısır ve Türkiye arasında yakınlaşma sinyallerinin ardından Müslüman Kardeşler'in son Genel Mürşit Vekili İbrahim Münir, 2021 yılının Mart ayında Ankara'nın Kahire ile ilişkileri normalleştirmek üzere diplomatik temaslara başladığını duyurmasından birkaç gün sonra yaptığı açıklamada, İhvan’ın, Mısır halkının çıkarlarına hizmet edecek her türlü teklifi kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Girişimlerin hedefleri

Gözlemciler, İhvan tarafından başlatılan tüm girişimlerin amacının, saflarını yeniden düzenlemek ve gençlerle geleneksel liderler arasındaki gerginlik sürerken, Londra ve İstanbul cepheleri arasındaki bölünmeye son vermek için yeni bir ateşkese ulaşma girişimi olduğunu vurguladılar.

Ankara ve Kahire'nin ilişkilerini geliştirme sürecinde Türkiye'nin Müslüman Kardeşler’e karşı İstanbul'daki televizyon kanallarına getirilen bazı yayın yasakları gibi attığı birçok adımdan sonra, ihtilaflı konulara, özellikle de İhvan dosyasına odaklanmadıklarını savundular. Türkiye'nin Müslüman Kardeşler’e karşı attığı adımlar, bazılarının, Mısır devletine karşı kışkırtıcı söylemlerde bulunan bazı program sunucuları için bir sığınak haline gelen Londra'ya taşınmasına neden oldu.

vfbgrtny
Sisi, Ankara ziyaretine hazırlık amacıyla ağustos ayı başlarında Mısır'ı ziyaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kabul etti (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Bir grup gözlemci, İhvan liderlerinin yanı sıra grubun orta ve alt kademelerindeki üyelerinin birçoğunun, Türk vatandaşlığı aldığını ya da Türkiye'de yahut yurtdışında daimî ikamet hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Ancak bu gözlemciler, siyasi ve mali olarak yurtdışında yaşamaları zorlaşmış olabileceğinden ve özellikle Türkiye ile Mısır arasındaki yakınlaşmanın dayattığı bölgesel ve uluslararası koşullar çerçevesinde Mısır'a dönmek isteyebileceklerini düşünüyor.  

Sisi'nin Türkiye ziyareti merakla bekleniyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin yakında gerçekleştirmesi beklenen ziyareti Türkiye'de büyük bir merakla bekleniyor. Bu ziyaret, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'in iki önemli ülkesi arasında ‘büyük dostluğa’ doğru atılmış bir adım olarak görülüyor.

İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Asır gazetesi yazarı Bülent Erandaç'a göre Sisi'nin Türkiye'ye yapması beklenen bu ilk ziyaret, büyük bir önem taşıyor. İki ülke arasında üst düzey Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının da yapılacağı bu ziyaret, Ankara ile Kahire arasındaki ilişkilerde ‘büyük dostluğa’ geçişin bir sembolü olarak nitelendirilebilir.

Türkiye ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’de stratejik ölçekte birlikte hareket etmesi, ABD'nin bölgedeki ‘derin oyunlarını’ bozacağı gibi, Gazze'ye insani yardımların ulaştırılması, Sudan’da istikrarın sağlanması ve Libya'daki bölünmüşlüğün sona erdirilmesi için de birlikte çalışabileceklerini belirten Erandaç, “Ankara-Kahire ekseni geleceğe hazırlanmak anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

thyjnu
Sisi, 14 Şubat'ta Erdoğan'ı Kahire'de ağırladı (Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı)

Gazeteci-yazar Mustafa Kemal Erdemol ise Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Türkiye ziyaretinin 2013 yılından bu yana sorunlu olan ilişkilerde bir ‘dönüm noktası’ olacağı değerlendirmesinde bulundu. İlişkiler, Mısır ordusunun desteklediği bir halk ayaklanmasıyla iktidardan indirilen Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıkça desteklenmesinin ardından bozulmuştu.

Erdemol, Mısır’ın Türkiye ile iyi ilişkilerin gereğine inanmasına rağmen, ilişkileri geliştirmek için aceleci davranmadığını ve ilişkileri geliştirmek için inisiyatif alan tarafın Mursi krizi sırasında ağzına geleni söyleyen Erdoğan ve hükümeti olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Muhalif Halk TV internet sitesindeki makalesinden aktardığına göre Mısır'ın bunun için haklı sayılacak gerekçeleri olduğunu belirterek, “her şeyden önce iç işlerine pervasızca müdahale edilmişti Erdoğan tarafından. Müzakerelerin başlaması için Mısır’ın birtakım talepleri vardı. Bunlardan biri Türkiye’de yayın yapan muhalif Mısır medyasının durdurulmasıydı. Türkiye bunu yerine getirdi. Mısır’ın 12 maddeden oluştuğu söylenen talep listesinde hangilerinin Türkiye tarafından yerine getirildiğini uzunca bir süre bilemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Libya, Suriye, Irak ve Doğu Akdeniz'deki deniz ihtilafları konusunda Mısır ve Türkiye, karşıt cephelerde yer alsalar da iki ülke arasındaki ilişkilerin normale dönmesi bölgenin jeopolitik dinamiklerini değiştirebilir, ‘kemikleşmiş’ meseleleri çözebilir ve en azından Libya ve Sudan'da devam eden akut krizlerin ve Doğu Akdeniz'deki ihtilafın çözümüne yol açacak sonuçları olabilir.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.