WFP Sudan'daki faaliyetlerinde ‘dolandırıcılık şüphesini’ soruşturuyor

Müfettişler yardımların engellenmesinde ordunun olası rolünü araştırıyor

Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)
Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)
TT

WFP Sudan'daki faaliyetlerinde ‘dolandırıcılık şüphesini’ soruşturuyor

Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)
Sudan'ın Omdurman kentinde bir mahallede yiyecek dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)

Reuters'in haberine göre Dünya Gıda Programı (WFP) Sudan'da çalışan iki üst düzey yetkilisi hakkında, Sudanlı sivillere gıda yardımı ulaştırma kabiliyeti konusunda bağışçılardan bilgi gizledikleri ve dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla soruşturma başlatırken, Sudan ordusunun ülkedeki ciddi açlık krizinin ortasında ihtiyaç sahiplerine yardımı engellemede rol oynadığından şüpheleniliyor.

Bu arada, ordu yanlısı hükümetin geçici başkenti olan liman kenti Port Sudan'da, pazarlara ‘yardım malzemelerinin sızdığı’ haberleri yoğun bir şekilde dolaşıyor. Medya kuruluşları, ambalajlarının üzerinde ‘satılık değildir’ yazan ve dükkanların raflarında sergilenen yardım mallarının fotoğraflarını yayınlıyor. Hükümet ve ordu destekçileri, söz konusu malların dükkanlarda bulunmasını, bazı faydalanıcıların nakit para elde etmek için bazen istihkaklarını satmak zorunda kalmaları gerçeğine bağlıyor.

WFP Genel Müfettişliği tarafından yürütülen soruşturma, Birleşmiş Milletler'in (BM) gıda yardım kolunun, yıllardır dünyanın en ciddi gıda kıtlıklarından birini yaşayan, savaşın parçaladığı Sudan'da milyonlarca insana gıda sağlamak için mücadele ettiği bir döneme denk geldi.

sxcdvfbg
Sudan'ın başkentinde 3 Eylül 2023 tarihinde gıda dağıtan gönüllüler (Arşiv - Reuters)

Dolandırıcılık iddialarına ilişkin yoğun bir soruşturma yürütüldüğünü doğrulayan 11 kaynaktan alıntı yapan Reuters, kaynaklardan beşinin, müfettişlerin, WFP personelinin Sudan ordusunun yardımların engellenmesindeki şüpheli rolünü örtbas etmeye çalışıp çalışmadığını araştırdığını söylediğini aktardı.

Reuters'a göre altı kaynak, soruşturulanlar arasında Sudan'daki WFP müdür yardımcısı H. Osman’ın da bulunduğunu ve bu şahsın görevinin fiilen askıya alındığını bildirdi. Dört kaynağa göre ise Sudan'ın Kosti kentindeki WFP ofisinin müdürü olan ikinci bir üst düzey yetkili M. Ali de kentteki 200 bin litreden fazla WFP yakıtının kaybolmasıyla bağlantılı olarak soruşturuluyor. Reuters Ali'nin halen görevde olup olmadığını teyit edemedi.

Reuters, her iki ismin de telefonlara yanıt vermeyi reddettiğini bildirdi. WFP'nin medya ofisi ise “Genel Müfettişlik, Sudan'daki operasyonlarda bireysel suiistimal iddialarına ilişkin acil bir inceleme yürütüyor” cevabını veriyor, ancak iddia edilen suiistimalin niteliği ya da soruşturulan personelin durumu hakkında bilgi vermiyor. Reuters, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) 20 Ağustos'ta WFP'den ‘Sudan'daki WFP operasyonlarını etkileyen olası dolandırıcılık olaylarına’ ilişkin bir bildirim aldığına ve suçlamaların kapsamlı bir soruşturma gerektiren ciddi endişelere yol açtığına ve bu nedenle suçlamaları derhal ajansın Genel Müfettişlik Ofisi'ne yönlendirdiğine dair bir açıklamadan alıntı yaptı.

Port Sudan'da satılan yardım malları

Port Sudan'daki görgü tanıkları Şarku’l Avsat'a yardım malzemelerinin dükkân raflarında satışa sunulduğunu söyledi. Şehirde yerinden edilmiş bir kadın ‘yolsuzluk ve yardım manipülasyonu’ olarak adlandırdığı duruma atıfta bulunarak, “Biz açlıkla yüzleşirken, tahsis edilen yardımların dükkân raflarında ve pazarlarda satıldığını görüyoruz” dedi.

Adını vermek istemeyen bölge sakini, birçok yardım malzemesinin marketlerde satıldığını ve 230 binden fazla yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapan barınaklara ulaşmadığını iddia etti. Bölge sakini, “Yardım eksikliğinden dolayı acı çekiyoruz. Çadırları kökünden söken şiddetli yağmurlar ve seller acımızı arttırdı. Temiz içme suyuna bile ulaşamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Mart ayı ortasında Ayin Network, yardımların pazarlara sızmasının ‘artık bir sır olmadığını’ ve ‘pirinç, şeker ve buğday unu’ gibi gıda ürünlerinin Port Sudan ve diğer bölgelerdeki mağazaların raflarında bulunduğunu, ambalajlarında ‘ücretsiz yardım ürünleri’ olduğu belirtilmesine rağmen mağazalarda açıkça satıldığını bildirdi.

sdvf
El Cezire ve Sennar eyaletlerinden yerinden edilmiş aileler, Kassala eyaletindeki bir kampta (Reuters)

Soruşturma, kendisini dünyanın en büyük insani yardım kuruluşu olarak tanımlayan WFP için kritik bir zamanda geldi. Program, açlıkla mücadele ve barışın desteklenmesindeki rolü nedeniyle 2020 Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. WFP, Sudan, Gazze, Güney Sudan ve Mali'de 1,3 milyonu kıtlığın eşiğinde olan 157 milyon insana yardım sağlamak için 22,7 milyar dolar toplayarak bir dizi cephede akut açlıkla mücadele etmeyi amaçlıyor. Reuters'a konuşan yardımseverler ve diplomatlar, WFP'nin Sudan'daki ofisinin kötü yönetiminin Sudan'daki ihtiyaç sahiplerine yeterli yardım ulaştırılamamasına sebep olmasından endişe duyduklarını belirttiler. Reuters'e göre Sudan'ın bazı bölgelerinde insanlar hayatta kalabilmek için yaprak yemek zorunda kalırken, uydu görüntülerinin analizi ‘açlık ve hastalık yayıldıkça mezarlıkların hızla genişlediğini’ doğruladı.

Reuters'in kaynaklarına göre soruşturma, Sudan'daki üst düzey WFP personelinin, Sudan ordusunun Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından kontrol edilen bölgelere yardım ulaştırılmasını engellemedeki rolünü küçümseyerek BM Güvenlik Konseyi üye ülkeleri de dahil olmak üzere ‘bağışçıları yanlış yönlendirmiş olabileceği’ şüphelerini de içeriyor. Kaynaklar, WFP’nin Sudan’daki müdür yardımcısının, Port Sudan'daki askeri yetkililerin Güney Darfur'da HDK'nin kontrolündeki Nyala şehrine temel yardımları taşıyacak 15 tıra izin vermediğini ve tırların hareket izni alabilmek için yedi hafta beklemek zorunda kaldığını gizlediğini ifade etti.

Seyahat zorluğu

Reuters, Sudan’daki WFP ofisinde alışılmadık bir hızla terfi eden müdür yardımcısının ordu ile üst düzey bağları olduğunu, bu sayede meslektaşlarının Sudan'a vize erişimini kontrol edebildiğini, malzemelere kısıtlı erişim sağladığını ve ordunun yardım yönetiminin sınırlı bir şekilde denetlenebildiğini belirtti.

Reuters, yetkiliye yönelik suçlamaları ya da bağışçıları yanlış yönlendirmek için sahip olabileceği olası nedenleri bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi. Diğer taraftan WFP, Sudan'daki operasyonlarını güçlendirmek için hızlı bir şekilde harekete geçtiğini duyurdu. Ayıca hayat kurtaran operasyonlarının güvenliğini ve sürekliliğini sağlamak için derhal işe alım prosedürleri başlatıldığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre WFP ve diğer BM kuruluşları, ulaşımın zor olmasının Hartum, Darfur ve Kordofan bölgelerinde HDK'nin kontrolündeki alanlarda ihtiyaç sahiplerine ulaşma kabiliyetlerine olumsuz etkisi olduğunu ifade ettiler. Kuruluşlar ayrıca, ordunun kendilerini Port Sudan'dan atmasına ve açlığın yaygın olduğu HDK kontrolündeki bölgelere erişimlerini engellemesine yol açabilecek suçlayıcı açıklamalar yapmaktan korktukları için çatışmanın herhangi bir tarafını kamuoyu önünde suçlamaktan büyük ölçüde kaçındıklarından şikâyet ettiler.

Sudan Ordu Sözcüsü Nebil Abdullah, ordunun açlık krizindeki rolüne ilişkin yorum talebine cevaben, “Ordu, halkımızın acılarını hafifletmek amacıyla yardımı kolaylaştırmak için elinden geleni yapıyor” dedi. HDK Sözcüsü de soruşturmanın iyi bir adım olduğunu ve tüm insani yardımları kapsaması gerektiğini belirtti.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.