Mısır’ın Somali'deki askerleri: Afrika stratejisi yeniden şekilleniyor

Etiyopya'da savaş tehlikesi artıyor

Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
TT

Mısır’ın Somali'deki askerleri: Afrika stratejisi yeniden şekilleniyor

Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)

Amr İmam

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı, hem Etiyopya ile Mısır arasında Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Hedasi) nedeniyle uzun zamandır devam eden rekabet ve düşmanlık açısından Addis Ababa için de bir güvenlik tehdidi oluşturuyor hem de Etiyopya hükümetinin prestijine zarar veriyor.

Bu durum özellikle Etiyopya'nın engebeli coğrafyası, yoğun nüfusu, askeri gücü ve başta Eritre olmak üzere komşu ülkelerle olan gerginlik dolu geçmişi nedeniyle bölge için bir korku kaynağı oldu. Nil Havzası'ndaki ülkelerden biri olan Etiyopya aynı zamanda Nil Nehri sularının yüzde 80'inden fazlasının çıktığı ülke olduğundan nehir sularını kontrol edebildiği düşünülüyor. Bu imaj, Etiyopya'nın tamamlanmak üzere olan Londra’nın yüzölçümüne eş değer büyüklükte bir rezervuara sahip milyarlarca dolarlık bir hidroelektrik barajı olan Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nı inşasıyla daha da güçlendi.

Ancak Mısır, bu yılın ocak ayından bu yana Addis Ababa ile çatışma halinde olan Somali'ye askerlerini göndererek bu imajı yıpratmaya çalışıyor. Etiyopya ile Somali arasındaki anlaşmazlık, Addis Ababa'nın ayrılıkçı Somaliland ile yaptığı ve bağımsızlığını tanıması karşılığında Kızıldeniz kıyılarına erişmesine olanak sağlayan bir mutabakat zaptı imzalamasının ardından başladı.

Kahire, en azından resmi düzeyde de olsa Somali'ye asker ve askeri teçhizat göndermesini bir savaş eylemi ya da askerileştirme sinyali olarak göstermese de askerlerinin Afrika Boynuzu'nun kalbine konuşlandırılması, kulislerde tartışılan ve övülen bir dizi stratejik ve güvenlik hedefine ulaşıldığını gösteriyor.

Ana kıtaya dönüş

Mısır'ın Somali'ye özel kuvvetler de dahil olmak üzere 10 bin asker ve askeri teçhizat gönderme kararı, Kahire ve Mogadişu arasında geçtiğimiz ayın ortalarında imzalanan ortak savunma anlaşmasına dayanıyor. Anlaşma, Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptına misilleme olarak görülürken Mısır'ın Etiyopya’nın Aden Körfezi yakınlarındaki olası bir varlığına ilişkin endişelerini yansıttı.

Bu yılın ocak ayında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Somali bir Doğu Afrika ülkesi olarak Arap Birliği (AL) üyesi olduğu için Mısır’ın her zaman Somali'yi savunmaya hazır olduğunu belirtti. Ancak Mısır'ın Somali'yi desteklemeyi istemesinin ardında Kahire'nin Afrika'da barış ve güvenliğin sağlanmasında merkezi bir rol oynama arzusu yatıyor. Mısırlı stratejistler kıtadaki güvenliğin ve istikrarın Mısır'ın güvenliğini arttıracağına ve Afrikalılar için müreffeh bir geleceğin kapılarını açacağına inanıyor.

Şarku’l Avsat Al Majalla’dan aktardığı habere göre Mısır'ın eski Dışişleri Bakan yardımcılarından Muhammed el-Şazeli, Mısır'ın ulusal güvenliğinin bölgenin güvenliğinden ve istikrarından ayrılamayacağını söyledi. Şazeli, “Somali'nin konumu, özellikle de Kahire’nin bu ülkedeki durumun Kızıldeniz'deki uluslararası seyrüsefer güvenliği üzerindeki etkisine ilişkin endişelerinden ötürü Mısır’ın ulusal güvenliği için büyük önem taşıyor” dedi.

Mısır önümüzdeki ekim ayında Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi'nin başkanlığını üstlenecek. Kahire'deki analistlere göre bu rol, özellikle Mısır'ın ulusal güvenliğini etkileyebilecek olası huzursuzluklar bakımından Mısır'ı kıtaya karşı sorumluluk üstlenmeye itiyor.

Bu sorumluluk duygusu, özellikle 1995 yılının haziran ayında Addis Ababa'da merhum Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e düzenlenen suikast girişiminden sonra Afrika ülkeleriyle ilişkilerin gerilediği 2011 yılındaki halk devrimi öncesindeki politikalarından sıyrılıp radikal bir değişime gidildiğini gösteriyor. Ancak Mısır, kıtaya dönüşüyle birlikte güvenlik ve altyapı gibi üstün olduğu alanlarda destek arayışına da başladı.

Somali'nin konumu, Mısır'ın ulusal güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Mısır'ın kuzeydoğusunda, İsrail ve Gazze Şeridi sınırındaki Sina Yarımadası’nda DEAŞ’la bağlantılı örgütlere karşı on yıl süren mücadele Mısır'a gerilla savaşı konusunda eşsiz bir uzmanlık kazandırdı. Mısır bu uzmanlığını Somali ordusunun 2006 yılından beri Mogadişu'da büyük bir güvenlik sorunu oluşturan El Kaide bağlantılı eş-Şebab örgütünün tehdidine karşı koymasına yardımcı olmak için kullanmak niyetinde gibi görünüyor.

xcs s
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u Kahire'de ağırladı, 21 Ocak 2024 (AFP)

Kahire, altyapı projelerini hayata geçirme konusundaki uzmanlığıyla yeni adımlar atarken kıta genelinde bu alandaki ihaleleri kazanmaya çalışıyor. Mısırlı şirketler birçok Afrika ülkesinde barajlar, yollar ve köprüler inşa ediyor ve kanallar kazıyor. Bu durum, Çin gibi ülkelerin zorlu rakipleriyle rekabet ederek kıtanın altyapı ve kalkınma projelerinden pay alma hırsını yansıtıyor.

Caydırıcılık ve ilan edilen düşmanın kontrol altında tutulması

Kısa süre önce Somali'ye gönderilen Mısır askerlerinin yaklaşık yarısı, ülkedeki Afrika Birliği (AfB) Barışı Koruma Gücü’nün bir parçası olan binlerce Etiyopyalı askerin yerini alacak. Mısır ayrıca Somaliland ve Etiyopya arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından Mogadişu ile ortak savunma anlaşması imzalayan bir diğer ülke olan Türkiye ile iş birliği içinde Somali kıyı şeridinin güvenliğinin sağlanmasında görev alacak.

Etiyopya'nın Kızıldeniz’e erişme arzusundan endişe duyan Mısır, Somali'nin Kızıldeniz kıyısına özel bir ilgi gösteriyor. Mısır, Addis Ababa ile geçmişten beridir devam eden düşmanlıkları nedeniyle Etiyopya'nın bölgedeki varlığını güçlendirme girişimlerine şüpheyle yaklaşıyor.

Analistlere göre Etiyopya'nın Kızıldeniz’e erişme arzusu, özellikle Gazze’deki savaş ve Husilerin Aden Körfezi'nden ya da Yemen kıyılarından geçen gemileri hedef alan saldırıları nedeniyle uluslararası seyrüsefer faaliyetleri açısından hassas geçen bir döneme denk geliyor.

Al Majalla’ya değerlendirmede bulunan bağımsız bir ulusal güvenlik uzmanı olan Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Etiyopya'nın özellikle yıllardır komşularıyla sürtüşmeler yaşaması ve Kızıldeniz'e erişmeyi arzulamasından dolayı bölgedeki hırsları konusunda ciddi endişeler olduğunu söyledi. Abdulvahid, “Bu yüzden Mısır, Etiyopya'nın niyetlerine güvenmiyor” dedi.

Kızıldeniz'deki gerilimin Mısır'a pahalıya mal olduğunu belirten Abdulvahid, “Nakit sıkıntısı çeken Mısır, Husi saldırıları ve uluslararası seyrüsefer rotalarının Süveyş Kanalı'nı atlayıp başka rotaları kullanma kararları nedeniyle ayda yaklaşık 550 milyon dolar kaybediyor” diye konuştu.

Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı sadece bir su yolu olmaktan çıkarıp uluslararası bir yatırım merkezine dönüştürmek için uzun vadeli bir planının da olduğunu söyleyen bağımsız ulusal güvenlik uzmanı, “Süveyş Kanalı tarihinde ilk kez çift yönlü trafiğe izin verecek paralel bir kanal kazmak için milyarlarca dolarlık yatırım yapan Mısır, on milyarlarca dolar değerinde yatırım çekmek ve burayı uluslararası bir yakıt ikmal ve hizmet merkezi haline getirmek amacıyla bölgede sanayi bölgeleri ve devasa yakıt depoları inşa ediyor” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki huzursuzluk devam ederse tüm bu planların kolayca tehlikeye girebileceğini söyleyen uzmanlar, Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarına erişiminin işleri daha da kötüleştirebileceğini düşünüyorlar.

Mısır, Somali’deki askeri varlığını savundu

Mısır, askerlerini Etiyopya sınırı yakınlarında konuşlandırarak son on yıldır diplomasiyle ulaşamadığı başarıya ulaşmayı umuyor.

Mısır, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın ana tatlı su kaynağı olan Nil Nehri’nin akışını etkilememesi için 2014 yılından bu yana Etiyopya ile iyi niyetle müzakereleri sürdürmeye çalıştığını savunuyor. Ancak Etiyorya’nın barajın inşası tamamlanana ve rezervuarı dolana kadar zaman kazanmak için müzakereleri istismar ettiğini ve bir oldu-bitti dayattığını vurguluyor.

Bu yüzden bazı uzmanlara göre Kahire, Addis Ababa'nın, on milyarlarca metreküp su depolayan bir barajla nehrin akışını durdurmadan önce iki kez düşünmesini sağlamak için artık başka yollara başvuruyor.

dvdfev
Mogadişu'da eş-Şebab tarafından düzenlenen intihar saldırısında ölen 37 kişinin cenaze töreninde yapılan protestodan bir kare, 3 Ağustos (AFP)

Al Majalla’ya konuşan Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Uzmanı Prof. Tarık Fehmi, “Mısır, kendisi için son derece önemli bir bölge olan Afrika Boynuzu'ndaki stratejilerini yeniden şekillendiriyor ve bunu yaparak Etiyopya'ya ve Mısır'ın ulusal güvenliğine zarar vermeyi düşünebilecek uluslararası güçlere açık açık caydırıcı mesajlar göndermeyi amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır, askerlerini Etiyopya sınırı yakınlarında konuşlandırarak son on yıldır diplomasiyle ulaşamadığı başarıya ulaşmayı umuyor.

Mısır, Etiyopya'nın Rönesans Barajı rezervuarının beşinci ve son dolumunu tamamlamasından sadece birkaç gün sonra Somali'ye asker ve askeri teçhizat gönderdi. Somali'ye gönderilen askeri gücün yaklaşık yarısı Somali ordusuna eğitim verecek ve muhtemelen burada kalıcı bir askeri varlık oluşturmak için kullanılacak.

Böylece Mısır'ın son yıllarda başta Kenya ve Eritre olmak üzere Etiyopya'nın komşularıyla imzaladığı savunma iş birliği anlaşmalarını destekleyecek. Mısır, Nil Nehri sularının akmasını hiçbir ceza almadan durdurabileceğini düşünmesi halinde Etiyopya'yı kol mesafesinde tutmak için bu anlaşmaları yapmış gibi görünüyor.



İsrail ordusu: Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlangıcından bu yana 350 militan öldürüldü

 İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
TT

İsrail ordusu: Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlangıcından bu yana 350 militan öldürüldü

 İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ordunun, Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlamasından bu yana 350’den fazla militanı öldürdüğünü açıkladı. Adraee, öldürülenler arasında Hizbullah’tan 15 üst düzey komutanın da bulunduğunu söyledi.

Adraee yazılı açıklamasında, “Öldürülen komutanlar, örgüt içinde farklı birimlerde görev yapıyordu ve son dönemde İsrail’e yönelik saldırı girişimlerinde yer almışlardı” ifadesini kullandı.

İsrail ordusunun geçen hafta boyunca hava, deniz ve kara unsurlarının katılımıyla bir dizi hedefli operasyon düzenlediğini belirten Adraee, bu saldırılarda Lübnan topraklarından faaliyet gösteren çeşitli gruplara mensup militanların ve aralarında üst düzey isimlerin de bulunduğu kişilerin öldürüldüğünü kaydetti.

Adraee, öldürülen önde gelen komutanlar arasında şu isimlerin bulunduğunu belirtti:

Zeyd Ali Cuma, Hizbullah’ın ateş gücü yönetiminden sorumlu yetkili.

Ali Rıza Bi Azer, Kudüs Gücü’ne bağlı Lübnan Kolordusu’nun istihbarat birimi komutanı.

Ahmed Resuli, yine Kudüs Gücü’ne bağlı Filistin Kolordusu’nun istihbarat sorumlusu.

Ali Müslim Tabace, İmam Hüseyin Tümeni’nin komutanı.

Adraee, operasyonlar sonucunda ayrıca Hizbullah’tan yedi üst düzey komutanın, Kudüs Gücü’ne bağlı Filistin ve Lübnan kolordularından beş komutanın ve İmam Hüseyin Tümeni’nden üç komutanın öldürüldüğünü söyledi. Ölenler arasında tümen komutanının yanı sıra İslami Cihad Hareketi’nden üst düzey bir komutanın da bulunduğu ifade edildi.

Adraee, İsrail ordusunun ‘İran rejimiyle bağlantılı askeri liderlik kademesine ağır darbeler indirdiğini’ belirterek, bunun Tahran’ın Lübnan ve bölgedeki nüfuzunu zayıflattığını savundu.

Silahlı örgütleri Lübnan’da yerleşim bölgelerinden faaliyet göstermekle suçlayan Adraee, bu grupların İsrail’e yönelik operasyonlar yürütürken ‘sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını’ öne sürdü.


Hamas, İran'ı komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı

Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
TT

Hamas, İran'ı komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı

Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)

Hamas bugün yaptığı açıklamada, İran'ı, ABD ve İsrail'in kendisine yönelik saldırılarına karşılık olarak Körfez bölgesindeki komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı ve bölge ülkelerini savaşı durdurmak için iş birliği yapmaya davet etti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Hamas, İran'ın bu saldırıya uluslararası normlar ve yasalara uygun olarak bütün araçlarla karşılık verme hakkını teyit ederken, İran'daki kardeşlerine komşu ülkeleri hedef almamaları çağrısında bulundu.

Hareket ayrıca, bölgedeki bütün ülkeleri bu saldırıyı durdurmak ve aralarındaki kardeşlik bağlarını korumak için iş birliği yapmaya davet etti.

Bu açıklama, İran'ın müttefiki olarak kabul edilen ve Tahran'dan askeri ve mali destek alan Hamas'ın tutumunda önemli bir değişimi temsil ediyor.

Hamas, "bu savaşı durdurmanın İslam ümmetinin ve bölgenin çıkarına olduğunu" vurgulayarak, tüm ülkeleri ve uluslararası kuruluşları "derhal savaşı durdurmak için çalışmaya" çağırdı.

"Çeşitli ülkelerin salgının yayılmasını önlemek ve diyalog ile diplomasiye öncelik verme konusunda gösterdiği tüm çabaları takdir ettiğini" ifade etti.

İran'a karşı "Amerikan-Siyonist saldırganlığını" şiddetle kınadığını yineleyerek, bunun "uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk kurallarını ihlal ettiğini ve bölgede ve dünyada güvenlik ve barışı tehdit ettiğini" belirtti.


Bağdat'ta Ketaib Hizbullah'ı hedef alan saldırılarda iki kişi öldü

Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)
Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)
TT

Bağdat'ta Ketaib Hizbullah'ı hedef alan saldırılarda iki kişi öldü

Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)
Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında öldürülen Irak Hizbullah üyeleri için düzenlenen cenaze töreni (Arşiv- Reuters)

AFP'nin güvenlik yetkililerine dayandırdığı habere göre bu sabah Bağdat'ta düzenlenen iki saldırıda, İran yanlısı Irak Hizbullah Tugayları'nın iki üyesi öldürüldü; bunlardan biri "önemli bir şahsiyetti." Bu saldırılar, Ortadoğu'daki savaşın başlamasından sonra Irak başkentinde düzenlenen ilk saldırılar oldu.

Güvenlik yetkilisi, “Bu sabah 2:15’te Ketaib Hizbullah'ın karargahı olarak kullanılan bir eve füze saldırısı düzenlendi ve saldırıda önde gelen bir şahsiyet hayatını kaybetti (...) ve iki kişi de yaralanarak hastaneye kaldırıldı” dedi.

Bugün erken saatlerde Bağdat'ın merkezinde patlamalar meydana geldi ve ardından ambulans sirenleri duyuldu. Görgü tanıkları, İran'a bağlı Irak silahlı gruplarının karargahların bulunduğu Arasat bölgesinden duman yükseldiğini bildirdi.

Bir güvenlik yetkilisi, "Bağdat'ın doğusundaki Nehrevan bölgesinde Halk Haşdi Şabi mensubu bir kişinin, bulunduğu araca düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiğini" bildirdi.

Bir başka güvenlik yetkilisi ölü sayısını doğrularken, Haşdi Şabi yetkilisi ölen kişinin Ketaib Hizbullah üyesi olduğunu belirtti.

28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail-İran savaşı başından bu yana, İran yanlısı gruplara ait Irak üsleri, Haşdi Şabi üslerine yönelik saldırıların hedefi oldu.

Washington bu grupların birçoğunu "terörist" olarak sınıflandırıyor.