İsrail'in Batı Şeria'da tırmandırdığı gerilimi reddetme konusunda Mısır-Türkiye mutabakatı

Sisi ve Erdoğan paralı askerlerin Libya'yı terk etmesi ve Sudan'da siyasi çözümün hâkim olması gerektiğini vurguladı.

Mısır ve Türkiye, Gazze Şeridi'nde ateşkes ihtiyacını vurguluyor. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Gazze Şeridi'nde ateşkes ihtiyacını vurguluyor. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail'in Batı Şeria'da tırmandırdığı gerilimi reddetme konusunda Mısır-Türkiye mutabakatı

Mısır ve Türkiye, Gazze Şeridi'nde ateşkes ihtiyacını vurguluyor. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Gazze Şeridi'nde ateşkes ihtiyacını vurguluyor. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, ‘Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes sağlanması ve İsrail'in Batı Şeria'daki mevcut tırmanışının reddedilmesi’ gerektiği konusunda mutabık kaldı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dün (Çarşamba) Ankara'da yaptıkları görüşmede, ‘Somali'nin tehditlere karşı birliğinin korunması, paralı askerlerin Libya'dan çıkması ve Sudan'da siyasi çözümün önceliği’ konularında mutabık kaldılar. Görüşmede ayrıca Suriye krizi de ele alındı.

asdvbfrty
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'yi Ankara Esenboğa Havalimanı'nda karşıladı. (DPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şubat ayında Kahire'ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı davete icabetle Türkiye'ye ilk ziyaretini gerçekleştiren Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaretten ve Erdoğan ile görüşmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Sisi dün resmi Facebook sayfasında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Türkiye Cumhuriyeti'ne ilk ziyaretimden ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmemden büyük memnuniyet duyuyorum. Zira iki kadim ülke, kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından bu yana köklü tarihi bağlara ve güçlü siyasi ilişkilere sahiptir. Belki de benim bugünkü ziyaretim ve ondan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kahire ziyareti, Mısır ve Türkiye arasında, bölgesel ve uluslararası çevrelerdeki önemli rollerine dayalı olarak ve iki kardeş halkın arzu ve isteklerini karşılayacak şekilde yeni bir dostluk ve iş birliği dönemi başlatma yönündeki ortak iradeyi yansıtmaktadır.”

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed Fehmi tarafından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi'nin Türkiye'ye gerçekleştirdiği tarihi ziyaret, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz şubat ayında Mısır'a gerçekleştirdiği tarihi ziyaretin üzerine inşa edilen ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi sürecinde yeni bir kilometre taşını temsil etmekte, hem ikili hem de bölgesel düzeyde yeni bir dostluk ve ortak iş birliği aşamasını oluşturmaktadır.”

Mısır Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda resmî törenle karşılandı. Erdoğan, Sisi'yi Ankara Esenboğa Havalimanı'nda karşıladı ve beraberindeki heyetle birlikte Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçti.

Mısır-Türkiye ilişkileri, Ankara'nın 2013 sonundan bu yana Mısır'da yasaklı olan Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimin) verdiği destek nedeniyle on yıl süren kesinti ve gerginliğin ardından normalleşme yönünde artan bir eğilim gösterdi. Normalleşme süreci, Erdoğan ve Sisi'nin Katar'da düzenlenen 2022 Dünya Kupası'nın açılışında el sıkışmalarından bu yana hız kazandı. İki ülke geçen yıl Temmuz ayında diplomatik ilişkilerin büyükelçilik seviyesine yükseltildiğini duyurdu ve yakınlaşma Erdoğan'ın Kahire ziyaretiyle zirveye ulaştı.

Sisi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ben başta ticaret, yatırım, turizm, ulaştırma ve tarım olmak üzere tüm alanlarda niteliksel bir sıçrama yapmayı amaçlayan Mısır ve Türkiye arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin ilk toplantısına başkanlık etmekten memnuniyet duyduk. Bugün iki ülke arasında iş birliği için yeni bir kurumsal çerçeve oluşturmayı amaçlayan bir dizi mutabakat zaptının imzalanmasına tanık olduk” dedi.

Sisi, Erdoğan ile birlikte düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Görüşmelerimizde ikili ticaretin kolaylaştırılması ve Mısır ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının kapsamının genişletilmesinin önemi ele alındı. Önümüzdeki yıllarda ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılmasının yanı sıra, iki ülke arasında ortak yatırımların teşvik edilmesi ve Mısır'daki seçkin yatırım ortamı ışığında Türk iş adamlarına mümkün olan kolaylıkların sağlanması hedeflendi” ifadelerini kullandı.

Sisi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün bölgemizin ve dünyanın karşı karşıya olduğu krizler, Mısır ve Türkiye arasındaki yakın koordinasyon ve iş birliğinin önemini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgesel krizlerin, özellikle de Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin neredeyse bir yıldır eşi benzeri görülmemiş bir felaketle karşı karşıya olduğu insani trajedinin ele alınmasına katkıda bulunmak üzere, koordinasyon ve birlikte çalışma yollarını görüştük. Bu bağlamda, Mısır ve Türkiye'nin acil ateşkes talebi, İsrail'in Batı Şeria'daki mevcut tırmanışını reddetme ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletini uluslararası meşruiyetin ilgili kararlarına uygun olarak kurma özlemlerini gerçekleştirecek bir yol çağrısında bulunma konusundaki tutum birliğinin altını çizmek isterim. Ayrıca krizin başlangıcından bu yana, İsrail'in sürekli engellemelerine rağmen Gazze'ye insani yardım ulaştırılması için sürekli iş birliği içindeyiz.”

Sisi, Libya'daki krizle ilgili olarak ise şunları söyledi: “Libya krizi hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Libya'da güvenlik ve siyasi istikrarın sağlanması için kurumlarımız arasında istişarelerde bulunma konusunda mutabık kaldık. Kardeş Libya'nın bölünmüşlük belirtilerini sona erdirmesi, güvenlik ve istikrara kavuşması için eşzamanlı başkanlık ve yasama seçimlerinin yapılması, yasadışı yabancı güçlerin ve paralı askerlerin ülkeden çekilmesi, silahlı milis olgusunun sona erdirilmesi suretiyle bu uzun süreli krizde yeni bir sayfa açılmasının önemini vurguladık.”

Sisi sözlerine şöyle devam etti: “Suriye'deki durumu da ele aldık. Suriye halkını eşi benzeri görülmemiş bir şekilde etkileyen bu krize çözüm bulunması yönündeki arzumuzu vurguladık. Suriye devletinin birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyarak ve terörizmi ortadan kaldırarak, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin bu konudaki kararı uyarınca siyasi bir çözüme ulaşmayı ve Suriye halkının acılarına son vermeyi amaçladığımız için Türkiye ve Suriye'yi birbirine yakınlaştırma çabalarını memnuniyetle karşılıyorum. Ayrıca Sudan'daki krizi ve Mısır'ın çeşitli taraflarla iş birliği içerisinde ateşkesi durdurmak ve siyasi çözümü teşvik etmek için sarf ettiği çabaları ele aldık. Afrika Boynuzu'ndaki, özellikle de Somali'deki durumu enine boyuna görüştük. Somali'nin karşı karşıya olduğu tehditlere karşı birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma ihtiyacı konusunda mutabık kaldık.”

xzascdvb
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasında bir dizi anlaşmaya imza attı. (EPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi ile Ankara'da gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Mısır ile doğalgaz ve nükleer enerji sektörlerindeki bağlarını güçlendirmek istediğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre Erdoğan, Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, iki ülkenin ticaret, savunma, sağlık, enerji ve çevre dahil olmak üzere çeşitli alanlarda ilişkileri geliştirme arzusunu yinelediklerini belirtti.

Sisi ve Erdoğan dün bir dizi iş birliği anlaşması ve mutabakat zaptının imzalanmasına tanıklık etti. Mısır resmi haber ajansı MENA’ya göre iş birliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları arasında, yeni idari başkentte bir sanayi bölgesi geliştirmek üzere Türkiye'nin Polaris Parks şirketiyle bir mutabakat zaptı imzalanması da vardı.

Mutabakat zaptı Türkiye tarafında Polaris Parks Genel Müdürü Osman Evren Arıkan, Mısır tarafında ise Endüstriyel kalkınmadan sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Sanayi ve Ulaştırma Bakanı Kâmil el-Vezir tarafından imzalandı.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.