Hizbullah cihazlarının hacklenmesi tedarik zincirlerinin karanlık noktalarını ortaya çıkardı

Beyrut'un güney banliyösünde patlamış bir çağrı cihazının kalıntıları, 18 Eylül 2024. (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde patlamış bir çağrı cihazının kalıntıları, 18 Eylül 2024. (AFP)
TT

Hizbullah cihazlarının hacklenmesi tedarik zincirlerinin karanlık noktalarını ortaya çıkardı

Beyrut'un güney banliyösünde patlamış bir çağrı cihazının kalıntıları, 18 Eylül 2024. (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde patlamış bir çağrı cihazının kalıntıları, 18 Eylül 2024. (AFP)

Hizbullah mensupları tarafından kullanılan Asya menşeli çağrı cihazlarının hacklenmesi, söz konusu cihazların rotasına ilişkin yoğun araştırmalara yol açtı. Bu durum, eski teknolojiye sahip cihazların satıldığı ve alıcıların satın aldıkları cihazlar için çok az garanti alabildiği ya da hiç alamadığı şeffaf olmayan bir pazarı ortaya çıkardı.

Analistler ve danışmanlar, daha yeni ve sofistike ürünlerin tedarik zincirleri ve dağıtım kanalları sıkı bir şekilde yönetilirken, Asya'dan gelen eski elektronik ürünler için durumun böyle olmadığını, sahtecilik, fazla stoklar ve fason üretim anlaşmalarının karmaşık doğasının bazen ürünün kaynağını belirlemeyi imkânsız hale getirdiğini söyledi.

Geçtiğimiz hafta Lübnan'da 37 kişinin ölümüne ve yaklaşık 3 bin kişinin yaralanmasına neden olan cihazlarla isimleri ilişkilendirilen şirketlerin tepkileri, bunların nasıl ve ne zaman silah haline getirildiğini belirlemenin zorluğunu ortaya koydu.

Tayvan merkezli Gold Apollo, sorumluluğu Avrupa'da ticari markasını kullanma lisansına sahip olan bir şirkete yükledi. Bunun üzerine Macaristan, Bulgaristan, Norveç ve Romanya'da cihazların kökenine ilişkin soruşturmalar başlatıldı.

Japon ICOM firması ise başlangıçta kendi adını taşıyan telsizlerin orijinal olup olmadığını belirleyemediğini, çünkü piyasanın sahte ürünlerle dolu olduğunu belirtti. Ancak firma dün (Cuma) bir açıklama yayınlayarak, Lübnan'da patlayan telsizlerin kendi ürünleri olmama ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.

ICOM, Lübnan İletişim Bakanı Johnny el-Karm'ın cihazların bir distribütör aracılığıyla ithal edilmediğini ve aynı model numarasına sahip sahte ürünlerin başka ülkelerden ithal edildiğini söylediğini aktardı.

Japon şirket, patlayan cihazların kendisi tarafından üretilmediğinin teyit edilmesi için incelenmesi gerektiğini, ancak ‘ortaya çıkan çok sayıda bilgi çerçevesinde, bu cihazların ICOM tarafımızdan üretilmiş olma ihtimalinin son derece düşük olduğunu’ bildirdi.

Teknoloji uzmanı ve danışman David Fincher ise “Eğer cihazların içine patlayıcı koymak için tedarik zinciri tehlikeye atıldıysa bu inanılmaz bir planlama. Ancak mevcut tedarik zincirine sızmak zor değil ve muhtemelen yapılacak en kolay şey de bu” değerlendirmesinde bulundu.

Sahte ürünlerin, özellikle de sahte bileşenlerin kolayca üretilebildiği Çin gibi büyük üretim merkezlerinde yaygın olduğunu belirten Fincher, “Bir teknoloji uzmanı olarak, kablosuz iletişim cihazlarına küçük miktarlarda patlayıcı yerleştirmenin zor olmadığını söyleyebilirim” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre bir güvenlik kaynağı, Hizbullah'ın cihazları yaklaşık beş ay önce Gold Apollo'dan satın aldığını söyledi.

Görsel kaldırıldı.Hizbullah destekçileri Beyrut'ta bir kafede Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın televizyonda yayınlanan konuşmasını dinliyor. (DPA)

Patlamadan sonra bir cihazın fotoğrafları, telsizlerin üzerinde ICOM'un adının ve ‘Made in Japan’ ifadelerinin yer aldığı etiketler olduğunu gösterdi.

Her iki şirket de ölümcül bileşenlerden herhangi birinin iki ülke topraklarındaki kendi fabrikalarında üretilmiş olma ihtimalini dışladı.

Tayvan Ekonomi Bakanı Kyu Jih-hui, Lübnan'daki patlayan cihazların bileşenlerinin Tayvan'da üretilmediğini söyledi.

Lübnan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Misyonu'nun BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği mektuba göre, Lübnanlı yetkililer tarafından cihazlarla ilgili olarak yapılan ön soruşturmada, cihazlara ülkeye gelmeden önce patlayıcı yerleştirildiği sonucuna varıldı.

Sahte ürünler

Ancak şu anda kesin bir bilgi bulunmuyor. Çağrı cihazlarının ve telsizlerin uzaktan patlatılabilecek şekilde nasıl ve ne zaman ayarlandığı henüz belli değil.

Çinli fikri mülkiyet hizmetleri firması East IP'nin ortaklarından Joe Simon, sorunun bir kısmının da küçük markaların, kısmen kârlarını etkileyebilecek maliyetler nedeniyle, sahte ürünlerin denetlenmesine büyük yatırım yapmama eğiliminde olmaları olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan Simon, “Yetkililer düşük teknolojili taklit ürünlerle uğraşmayı önemsemiyor, ancak fikri mülkiyet sahiplerinin izlemesi, araştırması ve şikâyet etmesi gerekiyor. Bu her zaman daha büyük, yüksek teknolojili markalarda olduğu kadar sık gerçekleşmiyor” ifadelerini kullandı.

ICOM'a göre sorunlardan biri, söz konusu IC-V82 modelinin üretimini yaklaşık 10 yıl önce, sahte ürünlere karşı koruma sağlamak amacıyla holografik etiketlemeye başladığı dönemde durdurmuş olması.

Şirket, başta eski modelleri olmak üzere sahte ürünlere karşı defalarca uyarıda bulunmuş.

Japonya Patent Ofisi'nin mevcut en son raporuna göre, Japonya'daki şirketlerin yüzde yedisinden fazlası, 2020 yılında ürün sahteciliği nedeniyle iş kayıpları yaşadıklarını bildirirken, vakaların yaklaşık üçte biri Çin ile bağlantılı.

ICOM, müşterilerini orijinal ürün satın aldıklarından emin olmak için yalnızca yetkili distribütör ağını kullanmaya çağırdı.

Ancak Reuters tarafından yapılan araştırma, Çin'de onlarca mağazanın Alibaba, Taobao, JD ve Pinduoduo gibi e-ticaret platformlarında IC-V82 modeli de dahil olmak üzere ICOM markalı telsizler sattığını ortaya koydu.

Alibaba'da ICOM markalı ürünler satan ve hiçbiri ICOM'un web sitesinde resmi tedarikçi olarak listelenmeyen Çin merkezli üç satıcıdan Guangzhou Minxing Communication Equipment ve Shandong Pengcheng Technology orijinal ürünler sattıklarını söylerken, Guangzhou Yixin Trading Co. orijinal ürünlere ek olarak ‘Çin yapımı sahte ürünler’ sattığını itiraf etti.

ICOM, tüm ürünlerini Japonya'daki fabrikalarında ürettiğini söylüyor.

Reuters tarafından yapılan bir kontrol, üretimi durdurulan IC-V82 modelinin Vietnam'da e-ticaret platformu Shopee'de de satıldığını ve yaygın olarak bulunduğunu gösterdi.

Markası Budapeşte merkezli BAC'ye lisanslı olan Gold Apollo için tedarik zinciri, çeşitli ülkelerdeki yetkililerin şimdi tanımlamaya çalıştığı gizemli bir üretim rotasına dönüştü.

Sahte elektronik ürünleri inceleyen Maryland Üniversitesi İleri Yaşam Döngüsü Mühendisliği Merkezi'nden Diganta Das, “Ucuz ikinci el üretim ekipmanının yaygın olarak bulunması, sahte ürün üreticilerinin sadece bir bileşen üretmekten daha fazlasını, hatta tüm ürünleri üretebilmeyi başardıkları anlamına geliyor. Ben buna artık taklit demezdim, daha çok yasadışı sanayileşme derdim” şeklinde konuştu.



İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
TT

İsrail saldırısında Filistinli sağlık çalışanı hayatını kaybetti

Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde, sağlık görevlilerine göre İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenazesine katılan yas tutanlar (Reuters)

Gazze Şeridi’nin kuzeyine bugün (Çarşamba) İsrail güçlerince düzenlenen hava saldırısında bir Filistinli sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bir kadın da yaralandı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sağlık görevlisi İbrahim Sakr, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan et-Tevam kavşağı yakınlarında düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi.

Kaynaklar ayrıca, Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya beldesinde bir kadının İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını aktardı.

Son 24 saat içinde aralarında naaşı enkaz altından çıkarılan bir kişinin de bulunduğu beş kişinin hayatını kaybettiği, yedi kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkesten bu yana can kaybı 823’e, yaralı sayısı ise 2 bin 308’e yükseldi. Aynı dönemde 763 kişinin cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı kaydedildi.


İsrail ihlalleri krizi derinleştiriyor: Hamas’tan uyarı

Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)
Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)
TT

İsrail ihlalleri krizi derinleştiriyor: Hamas’tan uyarı

Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)
Gazze kentindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesi başında yas tutanlar (AFP)

Hamas yakın kaynaklar, hareketin İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki ihlallerinin sürmesi nedeniyle arabuluculara tepki gösterdiğini açıkladı. Son olarak, Kassam Tugayları’nın (hareketin askeri kanadı) önde gelen isimlerinden İyad eş-Şenberi’nin öldürülmesi bu tepkinin odağında yer aldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre Hamas, bu ihlallerin ve özellikle güvenlik alanındaki liderlerin hedef alınmasının, arabulucuların İsrail’i yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacak açık bir anlaşma tesis etme çabalarına darbe vurduğunu değerlendirdi. Hareket, arabulucuları “ciddi ve kararlı” şekilde müdahale etmeye çağırdı. Kaynaklar, ateşkesin 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmesinden bu yana süren ihlallerin yaklaşık bin Filistinlinin ölümüne yol açtığını belirtti. Arabulucuların ise ihlalleri durdurmak için çabalarını sürdürdüklerini belirtti.

Gazze Yönetim Komitesi ile temas halinde olan bir Filistinli kaynağın verdiği bilgiye göre, “Barış Konseyi”nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov, pazartesi günü İsrail’den Kahire’de yürütülen müzakerelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’ye yönelik hava saldırılarını 48 saat durdurmasını talep etti. Ancak bu çağrıya İsrail’den yanıt gelmedi. Hamas kaynakları ise bu talepten haberdar olmadıklarını söyledi.

fgrthy
Filistin Sivil Savunma ekipleri, Gazze kentinin batısında İsrail hava saldırısıyla hedef alınan bir aracı inceliyor (EPA)

Arabulucular ve “Barış Konseyi” tarafından sunulan yeni önerinin ardından Hamas’ın, plana ilişkin not ve değişiklik taleplerini içeren bir yanıt hazırladığı ve müzakere heyetinin bunu Mladenov ile arabuluculara ileteceği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın daha önce ulaştığı taslağa göre, “Barış Konseyi” temsilcileri ile Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucular ve ABD’nin katkısıyla hazırlanan yeni öneri, özellikle Gazze’nin silahsızlandırılması başlığına odaklanıyor. “Yol haritası” başlığını taşıyan belge, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için öngördüğü kapsamlı barış planının uygulanmasını tamamlamaya yönelik 15 maddeden oluşuyor ve ateşkesin ikinci aşamasının hayata geçirilmesini ele alıyor.

Kaynaklara göre Hamas’ın vereceği yanıt; İsrail’in çekilmesi için net bir takvim belirlenmesi, İsrail’i yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlayacak uluslararası garantilerin sağlanması, yeniden inşa sürecinin silahsızlandırma şartına bağlanmaması ve Filistinli grupların siyasi faaliyetlerini kısıtlama olmaksızın sürdürebilmesinin güvence altına alınması gibi talepleri içerecek.

Yeni belgede ayrıca, “Uygulamanın Doğrulanması (Teyidi) Komitesi” adıyla bir yapı kurulması öngörülüyor. Gazze’den sorumlu üst temsilci tarafından oluşturulacak bu komitenin; garantör ülkeler, uluslararası istikrar gücü ve Barış Konseyi’nden oluşması planlanıyor. Komitenin, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini denetlemesi ve güçlendirilmiş bir izleme mekanizmasıyla desteklenmesi hedefleniyor.

Belgenin ilk maddesinde, tüm tarafların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı ile Trump’ın kapsamlı planına tam bağlılık göstermesinin önemi vurgulanıyor. Bu iki çerçevenin, sürecin uygulanmasında temel referans olacağı belirtilirken; sivil yaşamın yeniden tesis edilmesi, Filistin yönetiminin güçlendirilmesi, yeniden inşa, güvenlik ve ekonomik toparlanmanın sağlanması ile Filistin halkının kendi kaderini tayin edebileceği güvenilir bir sürece ulaşılmasının hedeflendiği ifade ediliyor.


İki Guta’nın Düşmanı’nın itirafları: Hedefleri rastgele vurduk… Bombalama emirleri Esed’den geliyordu

 ‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
TT

İki Guta’nın Düşmanı’nın itirafları: Hedefleri rastgele vurduk… Bombalama emirleri Esed’den geliyordu

 ‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan

Suriye İçişleri Bakanlığı dün akşam, ‘İki Guta’nın Düşmanı’ olarak bilinen Mizer Suvan’a ait itirafları içeren bir video yayımladı. Suvan, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere uluslararası yaptırım listelerine alınmıştı ve Doğu Guta ile Batı Guta’ya yapılan hava saldırılarından sorumlu tutuluyordu.

Söz konusu video, daha önce rejim güçlerinde görev yapmış 3 eski pilotun sorgularını içeriyor. Bu 3 pilottan biri olan Suvan, hava saldırılarına dair emirlerin Beşşar Esed’den geldiğini doğruladı.

Videoda Suvan’ın yanı sıra, Abdulkerim Aliya ve Rami Süleyman yer aldı.

Suvan, askeri alanda çeşitli görevlerde bulunmuş ve özellikle Dumeyr Hava Üssü’nde 20. Hava Tümeni’nin komutanlığını yapmıştı. Esed’in devrilmesinin ardından, Guta’daki halk ayaklanmalarına karşı savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırılara dair emir veren kişiler arasında yer alıyordu. Guta yıllarca muhalif grupların en önemli kalesi olarak biliniyordu.

Suvan’ın, geçtiğimiz haziran ayında, devrik yönetim sonrasında başlayan tutuklamalar çerçevesinde gözaltına alınması, eski rejim üyeleri ve Esed ailesine yakın isimleri kapsayan bir dizi tutuklamanın parçasıydı. Bu tutuklamaların en sonuncusu, Beşşar Esed’in kuzeni ve uyuşturucu ticaretine karıştığı iddia edilen isimlerden biri olan Vesim Esed’di.

Kameraya kaydedilen sorgulamada Suvan, “Bombardıman emri bize Beşşar Esed’den geliyordu” dedi.

dvevf
15 Aralık 2024’te çekilen bu fotoğrafta, Doğu Guta’daki Suriye kasabası Cuber’de yıkılmış binalar görülüyor. (AFP)

Suvan açıklamalarına şöyle devam etti: “2013’ün başlarında, savaş uçakları güneydeki geniş bölgeleri, özellikle Dera ve Guta’yı bombalamaya başladı. Bazı pilotlar ise özel ayrıcalıklara sahipti ve bu onlar için farklı bir statüydü.”

Bombalama emirlerinin nasıl alındığına dair ise “Emirler, faks yoluyla iletiliyordu. Faksla, uçuş sayıları ve koordinatlar belirleniyor, ardından bu emirler hava üslerine dağıtılıp uygulanıyordu” dedi.

Suvan, pilotların görevlerini ‘hedefleri bilmeden ve rastgele’ yerine getirdiklerini de belirtti. Bir soru üzerine “Hedefi bilmiyordum, seçmedim. Sadece verilen emirleri yerine getiriyordum, çünkü reddedemezdim. Reddedersem, hem benim hem de ailemin sonu idam olurdu” şeklinde konuştu.

yju
2013’teki kimyasal saldırıda hayatını kaybeden eşinin fotoğrafını taşıyan Suriyeli bir kadın… Geçtiğimiz ağustos ayında düzenlenen anma töreninden (EPA)

Birleşik Krallık, ‘Beşşar Esed rejiminin politikalarına hizmet eden’ Mizer Suvan’ı Suriye’ye yönelik yaptırım listesine dahil etti.

AB de Suvan’ı, ‘sivillere yönelik şiddetli baskı uygulamakla, özellikle de sivil alanlara hava saldırıları düzenlemekle’ suçladı.

Diğer taraftan Suriyeli pilot Rami Süleyman, Duma’ya iki vakum bombası attığını anlattı. Süleyman, “Ne içerdiğini bilmiyordum, belki kimyasal bombalardı. Guta üzerinde 50 metre yükseklikten uçtum, bir insansız hava aracı (İHA) da saldırıyı kaydediyordu… Ertesi gün, medyada kimyasal saldırı haberi yayıldı” ifadelerini kullandı.

fdvfv
2013’teki kimyasal saldırıda hayatını kaybeden eşinin fotoğrafını taşıyan Suriyeli bir kadın… Geçtiğimiz ağustos ayında düzenlenen anma töreninden (EPA)

21 Ağustos 2013’te gerçekleşen ve rejim güçlerine atfedilen kimyasal saldırıda, bin 400’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 10 binden fazla kişi ise yaralanmıştı. Çoğu kurban, çocuklar ve kadınlar olarak kayıtlara geçti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) o dönemdeki Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından 16 Eylül 2013’te yayımlanan raporuna göre, “Kimyasal silahların, Suriye’deki çatışmada, özellikle sivillere ve çocuklara karşı yaygın şekilde kullanıldığı” sonucuna varıldı. Raporda, bu bulguların kesin ve tartışmasız olduğu vurgulandı.