Afrika Boynuzu'nda Mısır-Etiyopya gerginliği zemininde tansiyon yükseliyor

Mogadişu, Kahire'den askeri sevkiyatın geldiğini bildirdi

Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)
Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)
TT

Afrika Boynuzu'nda Mısır-Etiyopya gerginliği zemininde tansiyon yükseliyor

Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)
Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)

Mısır ile Somali arasında geçtiğimiz ağustos ayında imzalanan savunma iş birliği protokolünün ardından Kahire ile Addis Ababa arasında gerginlik arttı. Bu süreçte Somali hükümeti, askeri sevkiyatların sınırlarından geçmesine izin veren Etiyopya'yı eleştirdi. Söz konusu eleştiriden bir gün sonra Batılı medya kuruluşları, Mısır askeri varlığında yeni bir gelişme olarak askeri teçhizat taşıyan bir Mısır gemisinin Somali'nin başkenti Mogadişu'ya geldiğini bildirdi.

Mısırlı bir strateji uzmanı Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Somali ordusunun faaliyetlerini desteklemek ve terörist unsurlarla mücadele etmek için imzalanan savunma protokolünün ardından Somali'ye askeri sevkiyat yapılmasını normal olarak değerlendirdi. Uzman, Mısır'ın, Etiyopya'nın Kahire ile Mogadişu arasındaki iş birliği hakkında ne söylediğiyle ilgilenmediğini belirtti. Afrika konularında uzman olan başka bir araştırmacı, yeni gelişmenin, Addis Ababa ile Mısır'ın istemediği bir çatışmanın habercisi olduğu görüşünü dile getirdi.

zasdvf
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Somalili mevkidaşını geçtiğimiz ağustos ayında Kahire'de kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Reuters’ın dün (Pazartesi) askeri yetkililere ve iki liman çalışanına dayandırdığı haberinde, “Bir Mısır savaş gemisi, iki ülke ve Etiyopya arasındaki gerilimi tırmandırması muhtemel bir hareketle Somali'ye uçaksavar ve topçu silahları da dâhil olmak üzere ikinci büyük silah sevkiyatını gerçekleştirdi” ifadesi yer aldı.

Somali Başbakanı Hamza Abdi Berri'nin ofisinde bir yetkili olan Nasra Beşir Ali, X platformundaki hesabında, Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur'un geminin yükünün boşaltılmasını izlediğini gösteren bir fotoğraf yayınladı. Konuya dair Mısır'dan herhangi bir yorum gelmedi.

Mısır ve Somali arasındaki ilişkiler 1960 yılına kadar uzanıyor ve son yıllarda istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Bu yıl Mısır ve Somali arasındaki ilişkiler, Etiyopya hükümetinin ocak ayında Somaliland bölgesi ile deniz limanı alacağı bir ön anlaşma imzalamasını reddetme konusundaki ortak tutumları zemininde arttı. O dönemde Kahire bu anlaşmayı ‘uluslararası hukukun ihlali ve Somali'nin egemenliğine saldırı’ olarak değerlendirmişti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud, geçtiğimiz ağustos ayında Kahire'de bir ‘savunma iş birliği protokolü’ imzaladı. Sisi ayrıca ülkesinin Ocak 2025'ten itibaren Afrika Birliği'nin (AfB) barışı koruma güçlerine katılmaya hazır olduğunu duyurdu.

svf
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud Mogadişu'daki ofisinde (Reuters)

Ağustos ayı sonunda Somali'nin Mısır Büyükelçisi Ali Abdi Avari yaptığı basın açıklamasında, savunma iş birliği protokolünün bir parçası olarak ‘Mısır askeri teçhizatının Somali'nin başkenti Mogadişu'ya gelmeye başladığını’ duyurdu. Askeri teçhizatın gelişi, Mısır ile su anlaşmazlıkları olan Etiyopya tarafından eleştirildi.

Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie geçtiğimiz ağustos ayında düzenlediği bir basın toplantısında Mogadişu'ya ‘Etiyopya'nın çıkarlarını hedef alan taraflarla hareketlerini durdurma’ çağrısında bulunarak, ülkesinin ‘sabrının sınırları’ olduğu uyarısında bulundu.

Mısır'ın askeri sevkiyatından önce Mogadişu, komşu Etiyopya'yı, ülkenin kuzeydoğusunda bu yıl bağımsızlık talebinde bulunan Puntland bölgesine silah göndermekle suçladı. Somali Dışişleri Bakanlığı cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında bu hareketi ‘Afrika Boynuzu'nda barışa yönelik ciddi bir tehdit’ olarak nitelendirdi ve Addis Ababa'yı bunu durdurmaya çağırdı.

Askeri uzman Tümgeneral Semir Ferec, “Mısır, ulusal güvenliğini koruyabilmesi ve terörizmle mücadele edebilmesi için Somali silahlı kuvvetlerini desteklemek, eğitmek ve silahlandırmak amacıyla Somali ile bir savunma iş birliği protokolü imzaladı. Mısır gemisinin Mogadişu'ya gelişi, yükümlülükleri ve taahhütleri olan iki ülke arasındaki iş birliği çerçevesinde gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

xz
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud geçtiğimiz ağustos ayında Kahire'de askeri iş birliği protokolünün imza törenine katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ferec, ‘Mısır'ın Somali'yi desteklediğini, çünkü Somali'nin güvenlik ve istikrarının Mısır için Kızıldeniz'de ulusal güvenlik meselesi olarak kabul edilen Babu'l Mendeb Boğazı’nı güvence altına aldığını’ vurguladı. Ferec, Mısır'ın Etiyopya ile çatışmadığını ya da onunla omuz omuza vermediğini ve onun ne dediğiyle ilgilenmediğini, ancak ulusal güvenliğini her zaman ve her şekilde koruyabileceğini belirtti.

Ferec'e göre Somali'de bilinen bir varlığı olan Mısır, yasalar ve tüzükler uyarınca Arap Birliği'ndeki kardeş bir devleti desteklemek için barışı koruma güçleri aracılığıyla asker ve eğitim desteği vermeye devam edecek. Ayrıca savaş etkinliğini arttırma ve terörizmi ortadan kaldırma çerçevesinde çabasını sürdürecek.

Nairobi'deki Doğu Afrika Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi tarafından cumartesi günü yayınlanan yeni bir çalışmaya göre Mısır'ın Somali ile ilişkileri 1960 yılına kadar uzanıyor. Mısır, Mogadişu'nun bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri. Kahire yönetimi, 1991'de savaşın patlak vermesinden bu yana, özellikle barış konferansları ve müzakereleri olmak üzere, barış ve güvenliği müzakere etmek için diplomatik çabalara aktif olarak katıldı. Mısır ayrıca, AfB ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gibi diğer bölgesel örgütlerle de sık sık iş birliği yaptı.

Kahire yönetimi, Somali federal hükümetine son yıllarda devlet kurumlarını yeniden inşa etme çabalarında (özellikle altyapı geliştirme, ticaret ve güvenlik gibi sektörlerde) destek sağladı. Kıtlık, kuraklık ve şiddet dönemlerinde Somali'ye yaptığı insani yardım desteğine ek olarak tıbbi yardım da gönderen Mısır, Somalili öğrencilere burs da sağlıyor.

Doğu Afrika Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Direktörü Dr. Abdullah İbrahim, Mısır-Somali ilişkilerinin gücü ışığında, ‘durumu kontrol altına almanın zor olduğuna ve Etiyopya'nın ekim ayında harekete geçebileceğine’ inanıyor.

İbrahim, askeri teçhizat taşıyan bir Mısır gemisinin gelişini doğruladı. ‘Etiyopya ve Mısır'ın doğrudan çatışmayacağını’ öne süren İbrahim, ‘Mısır'ın Etiyopya ile doğrudan bir savaşa girmesine gerek olmadığını ve çoğu komşu ülkeye düşman olan Addis Ababa'nın sahip olmadığı çeşitli seçeneklere sahip olduğunu’ belirtti.

İbrahim, bir yandan Mısır ve Somali diğer yandan Etiyopya krizleri gibi meselerin çözümünde arabuluculuğun önemine inandığını, ancak arabuluculuğun önünde, özellikle Rönesans Barajı ve Somali'deki askeri mevzi sorunlarının yer aldığını ifade etti. İbrahim'e göre bu sorunların dışında üç ülkenin farklı ulusal çıkarları da çatışıyor. İbrahim, “Kenya ve Cibuti tarafından daha önce sarf edilen çabalar, genellikle çıkmaza yol açan bu rekabet halindeki ulusal çıkarlar nedeniyle başarılı olamadı” dedi.

Bu durum, Mısır ile Somaliland bölgesi arasındaki gerginliğin tırmandığı bir döneme denk geldi. Bu, son zamanlarda yapılan açıklamalara ve alınan kararlara da yansıdı. Son olarak Mısır, vatandaşlarına güvenlik istikrarsızlığı nedeniyle ayrılıkçı Somaliland bölgesini terk etme çağrısı yaptı. Bu çağrı, bölgenin başkanı Musa Abdi'nin bölgenin ayrılmasını reddeden Mısır tutumunu eleştiren bir televizyon konuşması yapmasından bir gün sonra gerçekleşti. Bölgede resmi bir Mısır kütüphanesinin kapatılmasından günler sonra uzmanlar, anlaşmazlığı körüklemede Etiyopya'nın rolünü de göz ardı etmedi.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.