Afrika Boynuzu'nda Mısır-Etiyopya gerginliği zemininde tansiyon yükseliyor

Mogadişu, Kahire'den askeri sevkiyatın geldiğini bildirdi

Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)
Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)
TT

Afrika Boynuzu'nda Mısır-Etiyopya gerginliği zemininde tansiyon yükseliyor

Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)
Somali Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur geminin yükünün boşaltılmasını izliyor. (Somali Başbakanlık Ofisi - X)

Mısır ile Somali arasında geçtiğimiz ağustos ayında imzalanan savunma iş birliği protokolünün ardından Kahire ile Addis Ababa arasında gerginlik arttı. Bu süreçte Somali hükümeti, askeri sevkiyatların sınırlarından geçmesine izin veren Etiyopya'yı eleştirdi. Söz konusu eleştiriden bir gün sonra Batılı medya kuruluşları, Mısır askeri varlığında yeni bir gelişme olarak askeri teçhizat taşıyan bir Mısır gemisinin Somali'nin başkenti Mogadişu'ya geldiğini bildirdi.

Mısırlı bir strateji uzmanı Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Somali ordusunun faaliyetlerini desteklemek ve terörist unsurlarla mücadele etmek için imzalanan savunma protokolünün ardından Somali'ye askeri sevkiyat yapılmasını normal olarak değerlendirdi. Uzman, Mısır'ın, Etiyopya'nın Kahire ile Mogadişu arasındaki iş birliği hakkında ne söylediğiyle ilgilenmediğini belirtti. Afrika konularında uzman olan başka bir araştırmacı, yeni gelişmenin, Addis Ababa ile Mısır'ın istemediği bir çatışmanın habercisi olduğu görüşünü dile getirdi.

zasdvf
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Somalili mevkidaşını geçtiğimiz ağustos ayında Kahire'de kabul etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Reuters’ın dün (Pazartesi) askeri yetkililere ve iki liman çalışanına dayandırdığı haberinde, “Bir Mısır savaş gemisi, iki ülke ve Etiyopya arasındaki gerilimi tırmandırması muhtemel bir hareketle Somali'ye uçaksavar ve topçu silahları da dâhil olmak üzere ikinci büyük silah sevkiyatını gerçekleştirdi” ifadesi yer aldı.

Somali Başbakanı Hamza Abdi Berri'nin ofisinde bir yetkili olan Nasra Beşir Ali, X platformundaki hesabında, Savunma Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur'un geminin yükünün boşaltılmasını izlediğini gösteren bir fotoğraf yayınladı. Konuya dair Mısır'dan herhangi bir yorum gelmedi.

Mısır ve Somali arasındaki ilişkiler 1960 yılına kadar uzanıyor ve son yıllarda istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Bu yıl Mısır ve Somali arasındaki ilişkiler, Etiyopya hükümetinin ocak ayında Somaliland bölgesi ile deniz limanı alacağı bir ön anlaşma imzalamasını reddetme konusundaki ortak tutumları zemininde arttı. O dönemde Kahire bu anlaşmayı ‘uluslararası hukukun ihlali ve Somali'nin egemenliğine saldırı’ olarak değerlendirmişti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud, geçtiğimiz ağustos ayında Kahire'de bir ‘savunma iş birliği protokolü’ imzaladı. Sisi ayrıca ülkesinin Ocak 2025'ten itibaren Afrika Birliği'nin (AfB) barışı koruma güçlerine katılmaya hazır olduğunu duyurdu.

svf
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud Mogadişu'daki ofisinde (Reuters)

Ağustos ayı sonunda Somali'nin Mısır Büyükelçisi Ali Abdi Avari yaptığı basın açıklamasında, savunma iş birliği protokolünün bir parçası olarak ‘Mısır askeri teçhizatının Somali'nin başkenti Mogadişu'ya gelmeye başladığını’ duyurdu. Askeri teçhizatın gelişi, Mısır ile su anlaşmazlıkları olan Etiyopya tarafından eleştirildi.

Etiyopya Dışişleri Bakanı Taye Atske Selassie geçtiğimiz ağustos ayında düzenlediği bir basın toplantısında Mogadişu'ya ‘Etiyopya'nın çıkarlarını hedef alan taraflarla hareketlerini durdurma’ çağrısında bulunarak, ülkesinin ‘sabrının sınırları’ olduğu uyarısında bulundu.

Mısır'ın askeri sevkiyatından önce Mogadişu, komşu Etiyopya'yı, ülkenin kuzeydoğusunda bu yıl bağımsızlık talebinde bulunan Puntland bölgesine silah göndermekle suçladı. Somali Dışişleri Bakanlığı cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında bu hareketi ‘Afrika Boynuzu'nda barışa yönelik ciddi bir tehdit’ olarak nitelendirdi ve Addis Ababa'yı bunu durdurmaya çağırdı.

Askeri uzman Tümgeneral Semir Ferec, “Mısır, ulusal güvenliğini koruyabilmesi ve terörizmle mücadele edebilmesi için Somali silahlı kuvvetlerini desteklemek, eğitmek ve silahlandırmak amacıyla Somali ile bir savunma iş birliği protokolü imzaladı. Mısır gemisinin Mogadişu'ya gelişi, yükümlülükleri ve taahhütleri olan iki ülke arasındaki iş birliği çerçevesinde gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

xz
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud geçtiğimiz ağustos ayında Kahire'de askeri iş birliği protokolünün imza törenine katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ferec, ‘Mısır'ın Somali'yi desteklediğini, çünkü Somali'nin güvenlik ve istikrarının Mısır için Kızıldeniz'de ulusal güvenlik meselesi olarak kabul edilen Babu'l Mendeb Boğazı’nı güvence altına aldığını’ vurguladı. Ferec, Mısır'ın Etiyopya ile çatışmadığını ya da onunla omuz omuza vermediğini ve onun ne dediğiyle ilgilenmediğini, ancak ulusal güvenliğini her zaman ve her şekilde koruyabileceğini belirtti.

Ferec'e göre Somali'de bilinen bir varlığı olan Mısır, yasalar ve tüzükler uyarınca Arap Birliği'ndeki kardeş bir devleti desteklemek için barışı koruma güçleri aracılığıyla asker ve eğitim desteği vermeye devam edecek. Ayrıca savaş etkinliğini arttırma ve terörizmi ortadan kaldırma çerçevesinde çabasını sürdürecek.

Nairobi'deki Doğu Afrika Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi tarafından cumartesi günü yayınlanan yeni bir çalışmaya göre Mısır'ın Somali ile ilişkileri 1960 yılına kadar uzanıyor. Mısır, Mogadişu'nun bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri. Kahire yönetimi, 1991'de savaşın patlak vermesinden bu yana, özellikle barış konferansları ve müzakereleri olmak üzere, barış ve güvenliği müzakere etmek için diplomatik çabalara aktif olarak katıldı. Mısır ayrıca, AfB ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gibi diğer bölgesel örgütlerle de sık sık iş birliği yaptı.

Kahire yönetimi, Somali federal hükümetine son yıllarda devlet kurumlarını yeniden inşa etme çabalarında (özellikle altyapı geliştirme, ticaret ve güvenlik gibi sektörlerde) destek sağladı. Kıtlık, kuraklık ve şiddet dönemlerinde Somali'ye yaptığı insani yardım desteğine ek olarak tıbbi yardım da gönderen Mısır, Somalili öğrencilere burs da sağlıyor.

Doğu Afrika Araştırma ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Direktörü Dr. Abdullah İbrahim, Mısır-Somali ilişkilerinin gücü ışığında, ‘durumu kontrol altına almanın zor olduğuna ve Etiyopya'nın ekim ayında harekete geçebileceğine’ inanıyor.

İbrahim, askeri teçhizat taşıyan bir Mısır gemisinin gelişini doğruladı. ‘Etiyopya ve Mısır'ın doğrudan çatışmayacağını’ öne süren İbrahim, ‘Mısır'ın Etiyopya ile doğrudan bir savaşa girmesine gerek olmadığını ve çoğu komşu ülkeye düşman olan Addis Ababa'nın sahip olmadığı çeşitli seçeneklere sahip olduğunu’ belirtti.

İbrahim, bir yandan Mısır ve Somali diğer yandan Etiyopya krizleri gibi meselerin çözümünde arabuluculuğun önemine inandığını, ancak arabuluculuğun önünde, özellikle Rönesans Barajı ve Somali'deki askeri mevzi sorunlarının yer aldığını ifade etti. İbrahim'e göre bu sorunların dışında üç ülkenin farklı ulusal çıkarları da çatışıyor. İbrahim, “Kenya ve Cibuti tarafından daha önce sarf edilen çabalar, genellikle çıkmaza yol açan bu rekabet halindeki ulusal çıkarlar nedeniyle başarılı olamadı” dedi.

Bu durum, Mısır ile Somaliland bölgesi arasındaki gerginliğin tırmandığı bir döneme denk geldi. Bu, son zamanlarda yapılan açıklamalara ve alınan kararlara da yansıdı. Son olarak Mısır, vatandaşlarına güvenlik istikrarsızlığı nedeniyle ayrılıkçı Somaliland bölgesini terk etme çağrısı yaptı. Bu çağrı, bölgenin başkanı Musa Abdi'nin bölgenin ayrılmasını reddeden Mısır tutumunu eleştiren bir televizyon konuşması yapmasından bir gün sonra gerçekleşti. Bölgede resmi bir Mısır kütüphanesinin kapatılmasından günler sonra uzmanlar, anlaşmazlığı körüklemede Etiyopya'nın rolünü de göz ardı etmedi.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.