Haşim Safiyuddin Lübnan'ın Sinvar'ı mı?

Ateş ve kanla müzakereyi tercih eden biri

Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
TT

Haşim Safiyuddin Lübnan'ın Sinvar'ı mı?

Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)

Şadi Alaaddin

İsrail'in Hizbullah'ın güvenlik çemberine yönelik en şiddetli saldırılarının hedefinin Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah olduğunu açıklamasının ardından Lübnan ordusu Beyrut'un dışındaki Avkar ilçesinde bulunan ABD Büyükelçiliği çevresinde hızla bir güvenlik kordonu oluşturdu. İsrail tarafından suikastın başarıyla sonuçlandığının açıklanmasının hemen ardından Nasrallah'ın kuzeni ve ideolojik olarak ABD’ye düşman olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü’nün eski Komutanı Kasım Süleymani’nin dünürü olan Haşim Safiyuddin’in adının ortaya çıkması, Lübnan ordusunu ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği’ni koruma altına almaya itti.

Nasrallah'ın halefi olarak adı öne çıkan Safiyuddin, muhtemelen Hizbullah’ın kuruluşunun temelindeki ideolojik ivmeyi geri kazandırmayı amaçlayan, İran'ın çıkarlarıyla ilişkili, liderlik ve direniş için kapsamlı bir referans noktası olarak Velayet-i Fakih'e olan mutlak inancına dayanarak tüm slogancılığı ve sadakatiyle birlikte yeniden kuruluş mücadelesi veriyor.

Safiyuddin'in kişiliğine ve yaklaşımına dair ortaya çıkan bilgiler, onu Nasrallah sonrası dönemin adamı ve hem cihatçı hem de müzakereci olmak üzere çelişkili bir sahneyi yönetmeyi gerektiren İran standartlarına uygun kişi yapıyor. Aynı zamanda iki müzakere biçimini sentezleyebiliyor. Bunlardan biri İran tarzı halıların dokumasına benzer yumuşak diplomatik müzakere, diğeri ise ateş ve kanla müzakere.

İran, siyasi başlıkların yönetimini doğrudan kendisine, cihat ve savaş başlıklarının yönetimini ise vekillerine emanet ediyor. Müzakereler ABD ile yapıldığına göre cihat başlıkları da onlara yönelik olmalı. Bu yüzden İran bağlantılı silahlardan alınan sinyallerin Nasrallah suikastının mükemmel bir Amerikan operasyonu olduğunu vurgulaması dikkati çekiyor. İsrail bu operasyonda yönetici bir rol oynadı. İsrail'e en güçlü tahkimatları havaya uçurmasını sağlayan konvansiyonel olmayan silahlar (kitle imha silahları) veren ABD’nin benzersiz desteği olmasaydı bu mümkün olmazdı. İsrail, Nasrallah'ın beraberindeki çok sayıda Hizbullah lideri ve önde gelen İranlı askeri isimlerle birlikte gizlendiği komuta merkezini hedef almayı ve tamamen yok etmeyi başardı.

Safiyuddin, Lübnan’ın Sur şehrinin Deyr Kanun en-Nehr ilçesinde 1964 yılında doğdu. Radikal, kararlı ve tavizsiz Amerikan karşıtı söylemleri ve tutumlarıyla ateşli bir cihat ve savaş adamı olarak bilinen Safiyuddin’in katı, ciddi ve intikamcı karakteri, Nasrallah sonrası Lübnan arenasında Hüseyni cihatçı dönemin lideri olmasında belirleyici bir rol oynuyor.

İkinci adam düğümü

Haşim Safiyuddin, ikinci bir adama yer olmayan Hizbullah Hareketi’nin iki numarası olarak tanımlanıyor. Hizbullah içinde sahip olduğu söylenen nüfuzu, nominal ve geçici olmanın ötesine geçemedi ve günlük işleri, mali işlemleri ve Hizbullah’ın - doğrudan İran desteğinin yanı sıra - büyük getiriler sağlayan yatırım ağını yönetmekle yetindi. Ancak Hizbullah içindeki tüm bu işlevler kritik ve stratejik karar alma mekanizmalarından ayrıydı ve bunların hepsi bir numaranın elindeydi.

Nasrallah, bir suikast sonucu öldürülen eski Genel Sekreter Abbas el-Musavi'nin yerine geçti ve bilgiler, onun yerine seçilmesinin bir yılla sınırlı olacağını gösteriyordu. Ancak Nasrallah'ın sahip olduğu karizma, güçlü hitabeti ve İran'ın çıkar ağlarına uygun olan tutumları eğip bükme becerisine dayanan liderlik yetenekleri, İran’ın Dini Lider Ali Hamaney'in ömür boyu Hizbullah Genel Sekreteri olarak kalmasını tavsiye etmesine neden oldu.

xscdve
Hizbullah tarafından 21 Eylül 2024 tarihinde servis edilen ve İsrail tarafından kısa bir süre önce suikast sonucu öldürülen Hizbullah’ın önde gelen askeri yetkililerinden İbrahim Akil ile Haşim Safiyuddin’in aynı kareyi paylaştığı bir fotoğraf (AFP)

Haşim Safiyuddin, 1994 yılında Nasrallah'ın yerine geçmek için hazırlıklara başladı. 1995 yılında dini eğitim aldığı İran’ın Kum şehrindeki ilim havzasından Beyrut'a çağrılarak Hizbullah’ın yürütme konseyi başkanlığına getirildi. Bu sancılı yoldaki yolculuğuna, tüm varlık, rol ve statü savaşlarını kaybettiği Nasrallah'ın pelerini altında başladı. İran'ın ideolojik ve propaganda araçları, Nasrallah'ı sıradan, insani ve geleneksel bağlamlardan çıkarıp istisnai, kutsal ve stratejik biri haline getirmek için çok çalıştı.

Haşim Safiyuddin’in Hizbullah'ın Tahran'daki temsilcisi olan kardeşi Abdullah Safiyuddin, Lübnan Yüksek Şii İslam Konseyi'nin Şeriat Konseyi üyesi Şii din adamı Muhammed Ali el-Emin'in kızıyla evlendi.

1994 yılından bu yana Nasrallah'ın yerine geçmesi için hazırlanan Safiyuddin, 1995 yılında Kum’dan Beyrut'a çağrılarak Hizbullah’ın yürütme konseyi başkanlığına getirildi.

Safiyuddin, içtihat açısından Necef'teki Arap Şii dini merciiliğini ortadan kaldırıp Kum’daki Fars Şii dini merciiliğin dayatılmasının en önde gelen savunucularından biri. Zira bu, Şiiliğin Arap kökenlerini gizlemek ve İmamilik İslam'ın bir kolu olan Şiiliğin temel ilkelerinden biri olan İmametin Peygamberlikten önce gelmesine dayanan tamamen Farslardan oluşan bir soy yaratmak ve Veliyy-i Fakih'i tüm dinin sahibi yapan, onun yolundan gidenlerin mutlak ve bağlayıcı olarak biat etmelerini gerektiren ideolojik bir sadakat sistemi inşa etmek anlamına geliyor.

zxcsdvf
Safiyuddin, Hizbullah’ın önde gelen askeri yetkililerinden Muhammed Nasır için düzenlenen anma töreninde konuşurken, 4 Temmuz (Reuters)

Velayet-i Fakih teorisini direniş fikriyle ilişkilendiren Safiyuddin, İran rejimi tarafından açıkça ifade edilen Lübnan'da ve Lübnan'dan savaş seçeneğiyle tutarlı bir şekilde tırmandırma mantığını öne çıkarıyor. Bu aynı zamanda Hizbullah'ın hakimiyetini reddedenlerin ‘Siyonist’ ve ‘Amerikanlaşmış’ olarak damgalandığı içe kapanma projeleriyle de uyumlu.

Hasan Nasrallah'ın temsil ettiği yapıcılık, biriktirme, manipüle etme ve uzlaşmacılığın aksine, öfkeli ve intikamcı gücü temsil eden Haşim Safiyuddin, mevcut sürecin sahibi ve efendisi olarak karşımıza çıkıyor.

Lübnan’ın Sinvar’ı

Safiyuddin, kısa bir süre önce Hizbullah'ın henüz angajman kurallarıyla orantılı olarak karşılık verdiği bir dönemde verdiği bir röportajda “Geçmişimiz, silahlarımız ve füzelerimiz sizinle” diyerek Filistin direnişine büyük destek verdiğini açıkladı. Ancak son gelişmelerle birlikte bu ifade, İran'ın ‘son kişi kalıncaya kadar savaş’ sloganı altında (İsmail Heniyye'nin yerine geçen Hamas lideri) Yahya Sinvar'ın ikinci bir versiyonuyla Lübnan-Filistin dengesini kurmadaki başarısını ilan eden gelecek için bir başlığa dönüşüyor. Hakkında basında yer alan haberlere ve Muhammed Sadık el-Hüseyni gibi onu yakından tanıyan kişilerle yapılan röportajlara göre maksimum tırmanma, açık ve sürekli cihat ve ne pahasına olursa olsun meydanları birbirine bağlama yoluyla her zaman öz savunma kavramını savunan Safiyuddin, ‘stratejik sabır’ ve ‘taktiksel geri çekilme’ politikalarının aksine, savaşı, sadece zafer ya da ölümle sonuçlanabilecek bir meydan okuma olarak görüyor.

Lübnan’ın Sinvarı’nın böylesine çılgınca bir yaklaşımdan hareketle gireceği bir savaş, belirli ve uygulanabilir sonuçlar elde etmeye ve siyasetin önünü açmaya yönelik değil, kendi içinde bir amaç olacaktır. Daha da ötesi, doktrinin sadece uygulanması değil, ta kendisidir.

Bu yüzden Gazze'deki katliamların ardından Lübnan'da eşi ve benzeri görülmemiş katliamların başlatılmasıyla Lübnan ve bölge için son derece kasvetli bir dönemin eşiğindeyiz. Öte yandan Safiyuddin, ABD’nin yaptırım uygulanan kişiler listesinde yer alıyor.

Safiyuddin'in Hizbullah lideri olması beklentilerinin gerçekleşmesi halinde bölge, Netanyahu, Yahya Sinvar ve Safiyuddin olmak üzere üç delinin savaş arenasına dönüşebilir. Lübnan ve onunla birlikte bölge, uzun ve zorlu bir yıkım sürecine girmiş durumda. İsrail'in Lübnan sınırlarını karadan işgal edeceğine dair işaretlerle tırmanma aşamasına gelen bu savaşın etkilerinin bölgenin geleceğine kara bir gölge gibi çökeceğine şüphe yok. Bu kara gölgenin kod adı da Haşim Safiyuddin.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafında Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.