Haşim Safiyuddin Lübnan'ın Sinvar'ı mı?

Ateş ve kanla müzakereyi tercih eden biri

Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
TT

Haşim Safiyuddin Lübnan'ın Sinvar'ı mı?

Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)

Şadi Alaaddin

İsrail'in Hizbullah'ın güvenlik çemberine yönelik en şiddetli saldırılarının hedefinin Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah olduğunu açıklamasının ardından Lübnan ordusu Beyrut'un dışındaki Avkar ilçesinde bulunan ABD Büyükelçiliği çevresinde hızla bir güvenlik kordonu oluşturdu. İsrail tarafından suikastın başarıyla sonuçlandığının açıklanmasının hemen ardından Nasrallah'ın kuzeni ve ideolojik olarak ABD’ye düşman olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü’nün eski Komutanı Kasım Süleymani’nin dünürü olan Haşim Safiyuddin’in adının ortaya çıkması, Lübnan ordusunu ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği’ni koruma altına almaya itti.

Nasrallah'ın halefi olarak adı öne çıkan Safiyuddin, muhtemelen Hizbullah’ın kuruluşunun temelindeki ideolojik ivmeyi geri kazandırmayı amaçlayan, İran'ın çıkarlarıyla ilişkili, liderlik ve direniş için kapsamlı bir referans noktası olarak Velayet-i Fakih'e olan mutlak inancına dayanarak tüm slogancılığı ve sadakatiyle birlikte yeniden kuruluş mücadelesi veriyor.

Safiyuddin'in kişiliğine ve yaklaşımına dair ortaya çıkan bilgiler, onu Nasrallah sonrası dönemin adamı ve hem cihatçı hem de müzakereci olmak üzere çelişkili bir sahneyi yönetmeyi gerektiren İran standartlarına uygun kişi yapıyor. Aynı zamanda iki müzakere biçimini sentezleyebiliyor. Bunlardan biri İran tarzı halıların dokumasına benzer yumuşak diplomatik müzakere, diğeri ise ateş ve kanla müzakere.

İran, siyasi başlıkların yönetimini doğrudan kendisine, cihat ve savaş başlıklarının yönetimini ise vekillerine emanet ediyor. Müzakereler ABD ile yapıldığına göre cihat başlıkları da onlara yönelik olmalı. Bu yüzden İran bağlantılı silahlardan alınan sinyallerin Nasrallah suikastının mükemmel bir Amerikan operasyonu olduğunu vurgulaması dikkati çekiyor. İsrail bu operasyonda yönetici bir rol oynadı. İsrail'e en güçlü tahkimatları havaya uçurmasını sağlayan konvansiyonel olmayan silahlar (kitle imha silahları) veren ABD’nin benzersiz desteği olmasaydı bu mümkün olmazdı. İsrail, Nasrallah'ın beraberindeki çok sayıda Hizbullah lideri ve önde gelen İranlı askeri isimlerle birlikte gizlendiği komuta merkezini hedef almayı ve tamamen yok etmeyi başardı.

Safiyuddin, Lübnan’ın Sur şehrinin Deyr Kanun en-Nehr ilçesinde 1964 yılında doğdu. Radikal, kararlı ve tavizsiz Amerikan karşıtı söylemleri ve tutumlarıyla ateşli bir cihat ve savaş adamı olarak bilinen Safiyuddin’in katı, ciddi ve intikamcı karakteri, Nasrallah sonrası Lübnan arenasında Hüseyni cihatçı dönemin lideri olmasında belirleyici bir rol oynuyor.

İkinci adam düğümü

Haşim Safiyuddin, ikinci bir adama yer olmayan Hizbullah Hareketi’nin iki numarası olarak tanımlanıyor. Hizbullah içinde sahip olduğu söylenen nüfuzu, nominal ve geçici olmanın ötesine geçemedi ve günlük işleri, mali işlemleri ve Hizbullah’ın - doğrudan İran desteğinin yanı sıra - büyük getiriler sağlayan yatırım ağını yönetmekle yetindi. Ancak Hizbullah içindeki tüm bu işlevler kritik ve stratejik karar alma mekanizmalarından ayrıydı ve bunların hepsi bir numaranın elindeydi.

Nasrallah, bir suikast sonucu öldürülen eski Genel Sekreter Abbas el-Musavi'nin yerine geçti ve bilgiler, onun yerine seçilmesinin bir yılla sınırlı olacağını gösteriyordu. Ancak Nasrallah'ın sahip olduğu karizma, güçlü hitabeti ve İran'ın çıkar ağlarına uygun olan tutumları eğip bükme becerisine dayanan liderlik yetenekleri, İran’ın Dini Lider Ali Hamaney'in ömür boyu Hizbullah Genel Sekreteri olarak kalmasını tavsiye etmesine neden oldu.

xscdve
Hizbullah tarafından 21 Eylül 2024 tarihinde servis edilen ve İsrail tarafından kısa bir süre önce suikast sonucu öldürülen Hizbullah’ın önde gelen askeri yetkililerinden İbrahim Akil ile Haşim Safiyuddin’in aynı kareyi paylaştığı bir fotoğraf (AFP)

Haşim Safiyuddin, 1994 yılında Nasrallah'ın yerine geçmek için hazırlıklara başladı. 1995 yılında dini eğitim aldığı İran’ın Kum şehrindeki ilim havzasından Beyrut'a çağrılarak Hizbullah’ın yürütme konseyi başkanlığına getirildi. Bu sancılı yoldaki yolculuğuna, tüm varlık, rol ve statü savaşlarını kaybettiği Nasrallah'ın pelerini altında başladı. İran'ın ideolojik ve propaganda araçları, Nasrallah'ı sıradan, insani ve geleneksel bağlamlardan çıkarıp istisnai, kutsal ve stratejik biri haline getirmek için çok çalıştı.

Haşim Safiyuddin’in Hizbullah'ın Tahran'daki temsilcisi olan kardeşi Abdullah Safiyuddin, Lübnan Yüksek Şii İslam Konseyi'nin Şeriat Konseyi üyesi Şii din adamı Muhammed Ali el-Emin'in kızıyla evlendi.

1994 yılından bu yana Nasrallah'ın yerine geçmesi için hazırlanan Safiyuddin, 1995 yılında Kum’dan Beyrut'a çağrılarak Hizbullah’ın yürütme konseyi başkanlığına getirildi.

Safiyuddin, içtihat açısından Necef'teki Arap Şii dini merciiliğini ortadan kaldırıp Kum’daki Fars Şii dini merciiliğin dayatılmasının en önde gelen savunucularından biri. Zira bu, Şiiliğin Arap kökenlerini gizlemek ve İmamilik İslam'ın bir kolu olan Şiiliğin temel ilkelerinden biri olan İmametin Peygamberlikten önce gelmesine dayanan tamamen Farslardan oluşan bir soy yaratmak ve Veliyy-i Fakih'i tüm dinin sahibi yapan, onun yolundan gidenlerin mutlak ve bağlayıcı olarak biat etmelerini gerektiren ideolojik bir sadakat sistemi inşa etmek anlamına geliyor.

zxcsdvf
Safiyuddin, Hizbullah’ın önde gelen askeri yetkililerinden Muhammed Nasır için düzenlenen anma töreninde konuşurken, 4 Temmuz (Reuters)

Velayet-i Fakih teorisini direniş fikriyle ilişkilendiren Safiyuddin, İran rejimi tarafından açıkça ifade edilen Lübnan'da ve Lübnan'dan savaş seçeneğiyle tutarlı bir şekilde tırmandırma mantığını öne çıkarıyor. Bu aynı zamanda Hizbullah'ın hakimiyetini reddedenlerin ‘Siyonist’ ve ‘Amerikanlaşmış’ olarak damgalandığı içe kapanma projeleriyle de uyumlu.

Hasan Nasrallah'ın temsil ettiği yapıcılık, biriktirme, manipüle etme ve uzlaşmacılığın aksine, öfkeli ve intikamcı gücü temsil eden Haşim Safiyuddin, mevcut sürecin sahibi ve efendisi olarak karşımıza çıkıyor.

Lübnan’ın Sinvar’ı

Safiyuddin, kısa bir süre önce Hizbullah'ın henüz angajman kurallarıyla orantılı olarak karşılık verdiği bir dönemde verdiği bir röportajda “Geçmişimiz, silahlarımız ve füzelerimiz sizinle” diyerek Filistin direnişine büyük destek verdiğini açıkladı. Ancak son gelişmelerle birlikte bu ifade, İran'ın ‘son kişi kalıncaya kadar savaş’ sloganı altında (İsmail Heniyye'nin yerine geçen Hamas lideri) Yahya Sinvar'ın ikinci bir versiyonuyla Lübnan-Filistin dengesini kurmadaki başarısını ilan eden gelecek için bir başlığa dönüşüyor. Hakkında basında yer alan haberlere ve Muhammed Sadık el-Hüseyni gibi onu yakından tanıyan kişilerle yapılan röportajlara göre maksimum tırmanma, açık ve sürekli cihat ve ne pahasına olursa olsun meydanları birbirine bağlama yoluyla her zaman öz savunma kavramını savunan Safiyuddin, ‘stratejik sabır’ ve ‘taktiksel geri çekilme’ politikalarının aksine, savaşı, sadece zafer ya da ölümle sonuçlanabilecek bir meydan okuma olarak görüyor.

Lübnan’ın Sinvarı’nın böylesine çılgınca bir yaklaşımdan hareketle gireceği bir savaş, belirli ve uygulanabilir sonuçlar elde etmeye ve siyasetin önünü açmaya yönelik değil, kendi içinde bir amaç olacaktır. Daha da ötesi, doktrinin sadece uygulanması değil, ta kendisidir.

Bu yüzden Gazze'deki katliamların ardından Lübnan'da eşi ve benzeri görülmemiş katliamların başlatılmasıyla Lübnan ve bölge için son derece kasvetli bir dönemin eşiğindeyiz. Öte yandan Safiyuddin, ABD’nin yaptırım uygulanan kişiler listesinde yer alıyor.

Safiyuddin'in Hizbullah lideri olması beklentilerinin gerçekleşmesi halinde bölge, Netanyahu, Yahya Sinvar ve Safiyuddin olmak üzere üç delinin savaş arenasına dönüşebilir. Lübnan ve onunla birlikte bölge, uzun ve zorlu bir yıkım sürecine girmiş durumda. İsrail'in Lübnan sınırlarını karadan işgal edeceğine dair işaretlerle tırmanma aşamasına gelen bu savaşın etkilerinin bölgenin geleceğine kara bir gölge gibi çökeceğine şüphe yok. Bu kara gölgenin kod adı da Haşim Safiyuddin.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafında Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Yemen ordusu Cevf muharebesini başlattı

Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)
Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)
TT

Yemen ordusu Cevf muharebesini başlattı

Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)
Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)

Yemen ordusu, Husilerin saldırılarını tırmandırmasının beşinci gününe girmesi ve hükümet güçlerinin bu saldırıları engellemekten ziyade onları takip etmeye ve yeni mevzileri geri almaya başlamasıyla sahadaki dikkat çekici bir değişimin ortasında, dün Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonları çeşitli cephelere genişletti.

En belirgin gelişme, hükümet güçlerinin ili kurtarmak için geniş çaplı bir askeri operasyon başlattığı Cevf ilinde yaşandı. Güçler, Husilerin saflarındaki çöküşler ve alınan esirlerle ilgili haberler gelirken, Lebanat kampı ve çevresi ile Hazm şehrinin doğusundaki diğer mevzileri geri almayı başardı.

Eş zamanlı olarak Yemen ordusu, Beyda ilinde yeni bir cephe açtı. Zahir cephesindeki askeri bir operasyon sırasında Hayd el-Hazzan ve el-Fuleyhan mevzilerini kurtarmayı başaran güçler, Husilerin saflarında çöküşler tüm hızıyla devam ederken, Uzlet el-Nasıfe bölgesine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Bu gelişmeler, askeri kaynaklara göre Husilerin onlarca ölü ve yaralı verdiği Batı Kıyısı ve Taiz'de, özellikle de Berh, Makbene, Sukm ve Kadha'da devam eden çatışmalarla aynı zamana denk geldi.


Yemen’de Husilere karşı yeni cepheler açılıyor: İkmal yolları hedefte

Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)
Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)
TT

Yemen’de Husilere karşı yeni cepheler açılıyor: İkmal yolları hedefte

Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)
Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)

Yemen ordusu ve Ulusal Direniş, Husilerin saflarında art arda yaşanan kırılmalar ve geri çekilmeler devam ederken dün Taiz, Beyda ve Cevf illerindeki cephelerde nitelikli bir ilerleme kaydetti. Diğer yandan Cevf ili, sahada ilerleme kaydeden hükümet güçlerini destekleyen kabile hareketliliğine sahne oluyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, hükümet güçlerinin Beyda (ülkenin orta kesimi) cephesinde sahada önemli bir ilerleme (yarma) gerçekleştirdiğini duyurdu. Nitekim güçler, "Hayd el-Hazzan ve el-Fuleyhan mevzilerini kurtararak Nasıfe bölgesine ve ilk köyü olan Zi Emahşeb köyüne kadar ulaşmayı" başardı. Bu adım, güçlere Husilerin orta ve güney illeri arasındaki ikmal yollarını kesmek için coğrafi bir üstünlük sağlıyor.

Bu ilerleme, Zahir ilçesine hakim olan tüm tepe ve platoların kontrol altına alınmasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşiyor.

Beyda İli Medya Müdürü Arif el-Ömeri, silahlı kuvvetlerin Zahir ilçesine hakim stratejik yüksekliklerin kontrolünü sağladığını ve hükümet güçlerinin ildeki konumunu güçlendiren bir gelişme olarak, ‘Zi Naim’ bölgesine ilerlemeye hazırlık amacıyla halihazırda Nasıfe bölgesinde arama tarama faaliyetleri yürüttüğünü teyit etti.

vfghyju
Yemen Hava Kuvvetleri, Beyda ilinin Zahir ilçesinde hava saldırısı düzenledi (X platformu)

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nuzeyli ise silahlı kuvvetlerin, ‘devlet kurumlarını geri alma ve Husi darbesini sona erdirme amaçlı operasyonlar çerçevesinde’ Cevf ve Beyda cephelerinde eş zamanlı ilerleme ve zaferler elde ettiğini belirterek, grup unsurlarını can güvenliklerini korumak için ilerleme hatlarından ayrılmaya ve hafif silahlarıyla birlikte mevzilerini terk etmeye çağırdı.

Batı ekseninde ise Ortak Güçler, hakim tepelerde konuşlanan Husi ceplerini püskürttükten sonra Taiz’i Batı Kıyısı'na bağlayan hayati bir bağlantı yolunu güvence altına almayı başardı. Medya Merkezi, ‘Taiz'in batısındaki Kadha cephesinde yer alan Nakil ve Kura Dağı'nda tam kontrolün sağlandığını’ teyit etti.

Hükümet güçleri ayrıca, şehrin batısındaki Şer'ab kavşağında yer alan Ravd okulu yakınları ile Ruba'i bölgesinde büyük bir Husi askeri takviye gücünü hedef aldı. Berh ve Makbene cephelerini desteklemek ve ‘Han Dağı’na saldırmak üzere yola çıkan 21'den fazla askeri aracı barındıran bu hedefin vurulması, personel ve teçhizat açısından ağır kayıplara yol açtı.

Cevf ilinde, hükümetin askeri operasyonlarına paralel bir saha gelişmesi olarak, güçlerin ildeki çeşitli cephelerde devam eden ilerlemesiyle eş zamanlı şekilde, Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin Husi grubuna karşı yürüttüğü askeri operasyonları desteklemek üzere hareketlilik başladı.

Yerel kaynaklara göre kabileler, bölgede devam eden askeri operasyonlar sırasında hükümet güçlerinin birçok bölge, mevzi ve stratejik kampı kontrol altına almasının ardından, güçlere destek vermek ve kırılmaya başlayan grubun mevzileri üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla ilin kuzeyindeki Yetime ilçesine doğru harekete geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri dün, ildeki Hazm şehrine doğru ilerleyerek çevresindeki stratejik mevzileri kontrol altına aldı. Bununla birlikte Lebanat kampında ilerleme kaydetti ve kurtarılan bölgeleri güvence altına alma operasyonlarını sürdürdü.

Tüm bu gelişmeler; hükümet güçleri ve Ortak Güçler’in Batı Kıyısı'ndaki Husi saldırısının seyrini inisiyatifi yeniden ele aldıkları bir karşı saldırıya dönüştürmeyi başarmalarının ardından, Yemen güçlerinin Hudeyde ilindeki Hays ilçesinin tamamını kurtardığını ve kuzeydeki Cerrahi ilçesine doğru ilerlemeye başladığını duyurmasının hemen ertesinde meydana geldi. Bu durum, Yemen dosyasını nüfuz haritasını yeniden çizen bir dönüm noktasına taşıyor.


İsrail Savunma Bakanı Katz’dan Filistin yönetimine “Kapsamlı savaş” tehdidi

Filistinli bir çocuk, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail yerleşimcileri tarafından öldürülen 20 yaşındaki diş hekimliği öğrencisi Ömer Tobasi'nin cenaze töreninde ağlıyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail yerleşimcileri tarafından öldürülen 20 yaşındaki diş hekimliği öğrencisi Ömer Tobasi'nin cenaze töreninde ağlıyor (AFP)
TT

İsrail Savunma Bakanı Katz’dan Filistin yönetimine “Kapsamlı savaş” tehdidi

Filistinli bir çocuk, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail yerleşimcileri tarafından öldürülen 20 yaşındaki diş hekimliği öğrencisi Ömer Tobasi'nin cenaze töreninde ağlıyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail yerleşimcileri tarafından öldürülen 20 yaşındaki diş hekimliği öğrencisi Ömer Tobasi'nin cenaze töreninde ağlıyor (AFP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Batı Şeria’daki herhangi bir tırmanışa katılması veya Filistin yönetiminin “Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıya benzer bir saldırı planladığının” tespit edilmesi halinde, Filistin yönetimini kapsamlı bir savaş başlatmakla tehdit etti.

Katz, dün Batı Şeria’nın kuzeyinde bir İsrailli yerleşimcinin bıçaklanması olayına ilişkin yaptığı açıklamada, “Yahudiye ve Samiriye’deki (Siyonistlerin Batı Şeria için kullandığı adlandırma) politikamız açık: Filistin terörünü güçlü şekilde takip etmek, Yahudi yerleşimlerini geliştirmek ve güçlendirmek ve güvenlik istikrarını korumak” dedi. Bununla birlikte Katz, “Filistinlilerin silahlı faaliyetlerinin şu anda son birkaç on yılın en düşük seviyesinde olduğunu” belirtti.

Katz, “Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin veya bunlarla bağlantılı unsurların taraf olduğu çatışma ve karışıklıkların yaşanması ya da bunların İsrail ordu güçlerine ve Yahudi yerleşimlerine yönelik 7 Ekim tarzı bir saldırı hazırlığında olduğunun anlaşılması halinde, Başbakan Binyamin Netanyahu ile birlikte İsrail ordusuna yönetimin üst düzey yetkililerine, güvenlik birimlerine ve bunlarla bağlantılı unsurlara karşı kapsamlı bir savaş başlatmaya hazırlıklı olma talimatı verdiklerini” söyledi. Bu savaşın “Yahudiye ve Samiriye’deki bütün terör altyapısını” da hedef alacağını ifade etti.

İsrail medyasının haberine göre Katz, Filistin yönetimine yönelik olası savaşın ayrıntılarını da gizlemedi. Gerilimin artması halinde uygulanmak üzere, “onları mümkün olan en kısa sürede ezici bir yenilgiye uğratmayı” amaçlayan bir plan açıkladı.

Katz’a göre plan, “Filistin yönetiminin üst düzey yetkililerine yönelik hedefli suikastları, altyapının imha edilmesini ve operasyonların başlatılacağı Filistin kent ve köylerinden halkın tahliye edilmesini” kapsayacak. Buna karşılık İsrail ordusunun tahliye edilen bölgelerde kalacağını belirtti.

Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria’da Nablus kentinin batısındaki bir köyde İsrailli yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu öldürülen 20 yaşındaki diş hekimliği öğrencisi Ömer Tubasi’nin cenazesini taşıyor. (EPA)
Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria’da Nablus kentinin batısındaki bir köyde İsrailli yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu öldürülen 20 yaşındaki diş hekimliği öğrencisi Ömer Tubasi’nin cenazesini taşıyor. (EPA)

Katz bu açıklamaları, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus çevresinde bir Filistinlinin İsrailli bir yerleşimciyi bıçaklayarak ağır yaralaması ve ardından olay yerinden kaçması üzerine yaptı. İsrail ordusu, bir süre devam eden takibin ardından saldırganı öldürdü. Katz’ın neden Filistin yönetimini kapsamlı bir savaşla tehdit ettiği ise açıklığa kavuşmadı.

Seçim kampanyası

Filistin yönetimi Katz’ın tehditlerine hemen cevap vermezken, Filistinli bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunun “seçim kampanyasının bir parçası” olduğunu söyledi.

Kaynak, “7 Ekim’den bu yana Filistin yönetiminin bu saldırıyı desteklediğini ve benzer bir saldırı planladığını söylüyorlar... Bunlar asılsız ve boş sözler. Katz bunu söyleyen ilk yetkili değil. Filistin yönetiminin devrilmesi, devlet hayalinin ortadan kaldırılması, Filistinlilerin sürülmesi, hatta kentlerin, köylerin ve mülteci kamplarının işgal edilmesi çağrısında bulunuyorlar” dedi.

Kaynak, bunun “kuşatma altında tutulan ve zayıflatılan Filistin yönetimine yönelik geniş çaplı ve devam eden bir kışkırtma kampanyasının devamı” olduğunu belirterek, “Gazze Şeridi’ni Filistin davasını tasfiye etmeye yönelik sistematik bir kampanya kapsamında yok ettikten sonra Batı Şeria’da da kaos istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “Filistinlilerin kanı üzerinden seçim rekabetinin yürütüldüğü bir dönemde bu tür açıklamaları daha fazla duyacağımızı düşünüyoruz. Bunun seçim kampanyası ateşi olduğunu biz de herkes de biliyor.”

Batı Şeria’nın kuzeyindeki saldırı, bölgede gerilimin tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. İsrail güvenlik teşkilatı, bayram dönemi ve seçimler öncesinde “bir dizi saldırı” yaşanmasından endişe ediyor.

Filistinli gençler, pazartesi günü Batı Şeria’daki Filistin köyü Osrin’in karşısında bulunan İsrail yerleşim karakoluna bakıyor. (AFP)
Filistinli gençler, pazartesi günü Batı Şeria’daki Filistin köyü Osrin’in karşısında bulunan İsrail yerleşim karakoluna bakıyor. (AFP)

İsrail ordusu bu hafta Batı Şeria’daki operasyonlarını yoğunlaştırdı. Ordu, bölgede düzenlediği özel operasyonlarda saldırı hazırlığında bulunan aranan kişileri ve silahlı kişileri, silah üretim atölyesi sahiplerini ve silah tüccarlarını gözaltına aldığını açıkladı.

İsrail ordusu pazar günü yaptığı açıklamada, Batı Şeria’nın kuzey ve merkezindeki “silahlı hücrelerin etkisiz hale getirildiğini” ve Tubas yakınlarında fırlatma rampası bulunmayan bir roket mühimmatının tespit edilerek derhal imha edildiğini bildirdi.

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, bıçaklı saldırının ardından Batı Şeria’daki gerilimin artış eğiliminde olduğunu yazdı. Gazeteye göre sahadaki gerilim, yerleşimcilerin tutumu ve hem Filistin yönetiminde hem de İsrail’de yapılması planlanan seçimler Batı Şeria’da yeni bir çatışmayı tetikleyebilir.

İsrail ordusunun tüm operasyon ve önlemleri yerleşimcileri ve liderlerini ise ikna etmiş değil. Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşim konseyi başkanı Yossi Dagan, bıçaklı saldırının ardından, “Bu çok ciddi bir saldırı. İsrail ordusu askerlerinin elini sıkıyor ve yaralının iyileşmesi için dua ediyorum. Ancak bölgeye tam bir abluka uygulanmasını, geniş çaplı askeri operasyon başlatılmasını, silahların toplanması için ev ev arama yapılmasını ve altyapının dağıtılmasını bekliyorum” ifadelerini kullandı.