Bölge sakinlerine binaları boşaltmaları yönünde yapılan uyarıların ardından İsrail'in güney banliyölerine 6 saldırı düzenlendi

 İsrail'in güney Lübnan'daki bir köye düzenlediği baskının ardından dumanlar yükseliyor (DPA)
İsrail'in güney Lübnan'daki bir köye düzenlediği baskının ardından dumanlar yükseliyor (DPA)
TT

Bölge sakinlerine binaları boşaltmaları yönünde yapılan uyarıların ardından İsrail'in güney banliyölerine 6 saldırı düzenlendi

 İsrail'in güney Lübnan'daki bir köye düzenlediği baskının ardından dumanlar yükseliyor (DPA)
İsrail'in güney Lübnan'daki bir köye düzenlediği baskının ardından dumanlar yükseliyor (DPA)

İsrail ordusunun bölgedeki üç mahalle sakinlerine tahliye çağrısı yapmasından kısa bir süre sonra, dün gece (Pazartesi) en az altı İsrail saldırısı Beyrut'un güney banliyösünü hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre isminin gizli kalmasını isteyen bir güvenlik kaynağı "Altı veya yedi İsrail saldırısı Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı" dedi.

AFP muhabirleri ve görgü tanıkları daha önce Lübnan'ın başkentinde art arda büyük patlamalar duyduklarını, büyük bir duman bulutunun görüldüğünü ve banliyö üzerinde yer seviyesine yakın bir parıltı oluştuğunu belirttiler.

Lübnan Sağlık Bakanlığı dün, İsrail'in Lübnan'ın çeşitli bölgelerini hedef alan saldırılarında 95 kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, "İsrail düşmanının son yirmi dört saat içinde güney Lübnan'ın Nabatiye, Bekaa, Baalbek-Hermel ve başkent Beyrut'un kasaba ve köylerine düzenlediği baskınlarda toplam 95 kişinin şehit olduğunu, 172 kişinin de yaralandığını” ifade etti.

İsrail ordusu daha önce, Lübnan'ın başkentinin güneyinde yoğun nüfuslu bir bölge olan banliyödeki belirli binaları vuracağı konusunda uyarmıştı.

Ordu, Hizbullah'a ait olduğunu belirttiği hedeflere yönelik planlanan saldırılar nedeniyle Dahiye sakinlerine bölgeyi boşaltmaları uyarısında bulundu.

İsrail ordu sözcüsü Avichay Adraee, "X" platformunda, Beyrut'un güney banliyösündeki üç mahalle sakinlerine binaları boşaltma çağrısında bulunan bir gönderi yayınladı.

Adraei’nin açıklamasında, "Aşağıdaki mahallelerde ( El-Leyleki, Haret Hireyk ve Burc el-Baracine) işaretli haritalarda belirtilen binalarda ve onlara bitişik binalarda bulunan herkese, Hizbullah teröristlerinin çıkarları ve tesislerin yakınında bulunuyorsunuz, bu nedenle Savunma Ordusu onlara karşı güçlü bir şekilde hareket edecektir" ifadeleri yer aldı.

Adraei, vatandaşlara binaları boşaltmaları ve binalardan en az 500 metre uzak durmaları çağrısında bulundu.



İsrail, Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’yi hedef aldı

Dün İsrail'in hava saldırılarının yoğunlaştığı Gazze şehrinden güneye kaçan Filistinliler (AFP)
Dün İsrail'in hava saldırılarının yoğunlaştığı Gazze şehrinden güneye kaçan Filistinliler (AFP)
TT

İsrail, Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’yi hedef aldı

Dün İsrail'in hava saldırılarının yoğunlaştığı Gazze şehrinden güneye kaçan Filistinliler (AFP)
Dün İsrail'in hava saldırılarının yoğunlaştığı Gazze şehrinden güneye kaçan Filistinliler (AFP)

İsrail haber sitesi Ynet, İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'nın Sözcüsü Ebu Ubeyde’yi hedef aldığını bildirdi.

İsrailli bir yetkili, Ebu Ubeyde’nin hava saldırıs sırasında olay yerinde olsaydı ölmüş olacağını söyledi.

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet (Şabak) ve İsrail ordusu tarafından yapılan ortak açıklamada, en-Nasır Mahallesi’nde bir binayı hedef alarak Hamas’ın üst düzey bir yetkilisine suikast düzenlendiği ve saldırının sonuçlarını bekledikleri belirtildi. Öte yandan Hamas Hareketi saldırıyı kınadığına bir açıklamada bulundu. Açıklamada saldırının, Gazze şehrinin batısındaki yoğun nüfuslu er-Rimal Mahallesi’ndeki bir konut binasını hedef aldığı ve onlarca kişinin öldüğü ve yaralandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze'deki kaynaklar Ebu Ubeyde’nin öldürülmüş olabileceğini söyledi.

Gazze şehrini tamamen işgal etmek ve sakinlerini güneydeki Han Yunus'un batısındaki el-Mevasi bölgesine kaçmaya zorlamak için ‘Gideon'un Savaş Arabaları Operasyonu 2’ adlı büyük çaplı askeri operasyonu başlatılmak üzereyken, şehrin güney bölgeleri, özellikle ez-Zeytun ve es-Sabra mahalleleri, arka arkaya onlarca şiddetli hava saldırısına maruz kaldı. Saldırılar, Kassam Tugayları’nın düzenlediği ve birkaç İsrail askerinin ölümüne ve yaralanmasına, dördünün ise kaybolmasına neden olan pusu saldırısıyla eş zamanlı gerçekleşti. Daha sonra kaybolan askerlerin sağ salim bulundukları açıklandı.

Öte yandan İsrail, önümüzdeki ay Filistin devletinin tanınması beklentisine misilleme olarak, Batı Şeria'nın bazı bölgeleri üzerinde egemenlik hakkı uygulamak da dahil olmak üzere Filistin Yönetimi'ne yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor.


Menfi, Dibeybe ve askeri yetkililerle Trablus'ta tansiyonun düşürülmesini görüştü

Menfi ve Dibeybe geçtiğimiz hafta Trablus'ta bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi ve Dibeybe geçtiğimiz hafta Trablus'ta bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, Dibeybe ve askeri yetkililerle Trablus'ta tansiyonun düşürülmesini görüştü

Menfi ve Dibeybe geçtiğimiz hafta Trablus'ta bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi ve Dibeybe geçtiğimiz hafta Trablus'ta bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Al-Ahrar televizyonu, Libya Başkanlık Konseyi’nin başkent Trablus'taki gerginliği yatıştırmak için Muhammed el-Menfi başkanlığında, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe ve bazı askeri ve sivil yetkililerin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Toplantı, güvenlik kaynaklarının perşembe ve cuma günleri zırhlı araçlar, tanklar ve askeri personel taşıyıcılar da dahil olmak üzere yaklaşık bin silahlı aracın Misrata'dan Trablus'a geldiğini açıklamasının ardından, başkentte silahlı çatışmalara ilişkin endişelerin artmasıyla gerçekleştirildi.

Daha sonra, Libya merkezli televizyon kanalı Al-Masar, Başkanlık Konseyı Başkanı Menfi ve UBH Başbakanı Dibeybe’nin ülkede istikrarı teşvik etmek için genel bir çerçeve anlaşmasına vardıklarını ve şu an iki taraf arasında nihai bir anlaşma taslağı hazırlamak için çalışmaların sürdüğünü bildirdi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) bu sabah Trablus çevresinde devam eden asker ve ağır silah takviyelerinden derin endişe duyduğunu belirterek, bunu tehlikeli bir gelişme olarak nitelendirdi.

UNSMIL açıklamasında, Libyalı tüm taraflara, tartışmalı konuları bir an önce çözmek için diyaloğu sürdürmeleri ve tansiyonun yükselmesini veya sivillerin hayatlarının tehlikeye girmesini önlemek için azami itidal göstermeleri çağrısında bulundu.

Ayrıca güç kullanılan herhangi bir eylemin şiddetli çatışmalara yol açabileceği konusunda uyaran UNSMIL, yetkililerden olası çatışmaları önlemelerini istedi.

Arabuluculuk çabalarını desteklemeye devam ettiğinin altını çizen UNSMIL, zorlukları aşmak ve ateşkesin sürdürülebilirliğini sağlamak için kilit öneme sahip taraflarla birlikte çalıştığını vurguladı.


Washington ve Tahran arasında Irak: Oyunun kurallarında bir değişiklik mi yoksa yeni bir dönem mi?

Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023
Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023
TT

Washington ve Tahran arasında Irak: Oyunun kurallarında bir değişiklik mi yoksa yeni bir dönem mi?

Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023
Iraklı kadınlar, Bağdat'ın Anbari mahallesinde evlerin duvarlarına çizilmiş resimlerin önünden geçiyor 10 Nisan 2023

İyad el-Anbar

Iraklı siyasetçiler bugünlerde seçim yarışının polemikleri ile meşgulken, Irak vatandaşları daha çok bölgesel gelişmeler çerçevesinde Irak'ın önümüzdeki günlerde karşılaşabileceği tehditler, her yıl tekrarlanan kesintiler sebebiyle sıkıntı çektikleri elektrik gibi kesintiye uğrayan hizmetlere ilişkin sorulara yanıt bulmakla ilgileniyorlar.

Belki de vatandaşların acil ihtiyaçları ile bilinmeyen bir gelecekten duyulan korku arasında bu düşünce farkını yaratan, yetkililerin körlüğüdür. Yetkililer, yaklaşan seçimler için tüm enerjilerini seferber ederek, siyasi alanda etkilerini sürdürmek için rakiplerini devirmek ve taraftar kitlesini genişletmek için rekabet etmektedirler.

Buna ilave olarak, Tahran ve Tel Aviv arasında yeni bir savaş dalgası hipotezi ve Irak'ın bu savaşın alevlerinden kaçınmak için henüz tehlike bölgesinden ayrılmadığı yönündeki görüşler sık ​​sık tekrarlanmaya başlandı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan verilen ve Bağdat'taki ABD Maslahatgüzarı tarafından da yinelenen açık Amerikan mesajları, Haşdi Şabi Güçleri yasasının kabulünün reddedildiğini gösteriyor. Buna karşılık, Hamaney'in Danışmanı’ndan, İran'ın Irak'ta Haşdi Şabi Güçleri’nin silahsızlandırılmasını reddettiğini duyurduğu açıklamalar geldi. Böylece Haşdi Şabi yasası meselesi Irak içinde ve dışında siyasi bir tartışmaya ve Şii siyasi partileri arasında bir seçim kampanyasına dönüştü. Sonuç olarak anlaşmazlık, Haşdi Şabi’ye Şii çoğunluk yönetiminde somutlaşan bir siyasi sistem ve demokrasinin koruyucusu olarak yeni bir kimlik kazandırmayı amaçlayan bir yasanın kabulü üzerinedir! Öte yandan, Koordinasyon Çerçevesi liderliğindeki anlaşmazlıklar, Haşdi Şabi üyelerinin emeklilik haklarını güvence altına alan hizmet ve emeklilik yasasının geçirilmesini geciktirdi.

Tahran'ın Şii siyasi kararı üzerindeki kontrolü ve birçok Sünni siyasi lideri yanına çekmesi göz önüne alındığında, İran'ın Irak'taki nüfuzunu azaltmaya çalışmak neredeyse imkânsız bir görev haline geldi

Gerçek şu ki, ABD askeri kuvvetlerinin Ayn el-Esed Üssü ile Bağdat Havalimanı’ndan çekilip Erbil'deki Harir üssüne yeniden konuşlandırılması, Bağdat ve Washington arasındaki ilişkiler hakkında birçok spekülasyona yol açan bir hamle. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı'ndan yapılan açıklamada bu gelişme, “hükümetin bir başarısı ve Irak'ın terör ile mücadele etme ve başkalarından yardım almadan güvenlik ve istikrarı sağlama gücünün bir göstergesi” olarak nitelendirildi. ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada ise Uluslararası Askeri Koalisyonun Irak misyonunda “daha geleneksel bir ikili güvenlik ortaklığına” geçiş adımı olarak nitelendirildi.

Bu açıklamalara rağmen, askeri çekilme duyurusu sürpriz bir hamleydi! Zira Uluslararası Koalisyonun Irak'taki görevinin sona ereceği tarih olarak 2026 yılı sonu belirlenmişti. Yaşanan ise ABD askeri kuvvetlerinin Irak'tan tamamen çekilmesi değil, Erbil'e kaydırılmasıydı.

ABD askeri varlığının Irak Kürdistan Bölgesi'ne taşınması yönündeki hamleyi açıklayabilecek üç hipotez var. İlk hipotez, federal hükümetin nüfuzu altındaki bölgelerin, özellikle 11 Ekim 2023'ten bu yana bu kuvvetlerin tekrar tekrar hedef alınması ve Bağdat hükümetinin onları koruyamaması göz önüne alındığında, artık bu kuvvetlerin varlığı için güvenli olmamasıdır. Bu hamle, ABD'nin yoğun bir şekilde dahil olacağı İran ve İsrail arasında yeni bir savaş dalgası olasılığının ve bu nedenle, ABD’nin Irak'taki askeri varlığını güvence altına almaya çalıştığının bir göstergesi de olabilir.

 Bağdat'taki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen yas töreni sırasında İsrail tarafından öldürülen İranlı ve Lübnanlı yetkililere ait posterler taşındı 28 Haziran (AFP)Bağdat'taki İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen yas töreni sırasında İsrail tarafından öldürülen İranlı ve Lübnanlı yetkililere ait posterler taşındı 28 Haziran (AFP)

İkinci hipotez, İran'ın Şii siyasi kararı üzerindeki kontrolü, birçok Sünni siyasi lideri kendisine çekmesi ve sahadaki silahlı vekillerinin nüfuzu göz önüne alındığında, Irak'taki İran nüfuzunu azaltmanın neredeyse imkânsız bir görev haline geldiğini öne sürüyor.

Üçüncü hipotez ise Husilerle birlikte İran’ın bölgede kalan son silahlı vekilleri oldukları göz önüne alındığında, Irak'taki silahlı gruplara karşı askeri bir saldırı düzenlemeye hazırlık olarak bu kuvvetlerin nakledildiği olasılığını öne sürüyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre Ortadoğu yeniden yapılandırılırken Irak'ın bunun dışında kalacağına, ister askeri güçle Irak'a baskı yaparak, ister yaklaşan seçimlerden sonra siyasi nüfuz düzenlemesine müdahale ederek Irak’ın yeniden yapılandırılmayacağına inanan herkes, kendini kandırıyor.

Haşdi Şabi Güçleri yasasının kabulü konusunda hükümete ve meclise yönelik son Amerikan tehditleri, ABD'ye düşmanlık bayrağını yükselten Şii siyasi güçler için bir meydan okuma oluşturuyor olabilir

Ayrıca, Ali Laricani'nin İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olarak atanmasının ardından Irak'a yaptığı ziyaret, İranlı siyasi karar vericilerin Irak'taki nüfuzlarını sergileme girişimlerinin bir yansımasıydı. Laricani'nin Irak ve İran arasında güvenlik anlaşması imzalandığı hakkındaki açıklamaları, Irak'ın kendisine saldırmak isteyen herkese karşı İran'ın yanında yer alacağına işaret ediyordu. Tesnim Haber Ajansı, Laricani'nin katıldığı bir televizyon programında söylediği şu sözleri aktardı: “İran ve Irak arasındaki güvenlik anlaşmasının temel noktası, her iki ülkenin de bireylerin, grupların veya üçüncü ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmalara ve güvenliklerine müdahale etmesine, topraklarını birbirlerine karşı kullanmamasına veya başka bir ülkenin iki ülkenin iç güvenlik işlerine müdahale etmesine izin vermeme taahhüdüdür.” Buna karşılık, Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı, Irak ve İran arasında bir güvenlik anlaşması imzalanmadığını, “sadece İran-Kürt muhalefetine ilişkin bir mutabakat zaptı” imzalandığını belirterek, bu anlaşmanın önemini küçümsedi.

 21 Haziran'da İran'da İsrail hava saldırısında öldürülen Hizbullah Genel Sekreteri’nin  “Ebu Ali” lakaplı koruması Hüseyin Halil'in cenaze töreni sırasında Bağdat'ta Irak Haşdi Şabi Güçleri, (AFP)21 Haziran'da İran'da İsrail hava saldırısında öldürülen Hizbullah Genel Sekreteri’nin  “Ebu Ali” lakaplı koruması Hüseyin Halil'in cenaze töreni sırasında Bağdat'ta Irak Haşdi Şabi Güçleri, (AFP)

Bugüne kadar, Trump yönetimi içinde Irak'a yönelik net bir Amerikan stratejisinin varlığını öngörmek imkânsız. ABD'nin Irak Büyükelçiliği makamı boş kalmaya devam ediyor; bu da en azından şimdilik böyle bir stratejinin yokluğunun göstergesi. Ancak Amerikalılar, Irak'ın en önemli ekonomik sorunları olan petrol ihracatı ve dolar sorununa karşı ekonomik yaptırımlar uygulama tehdidinde bulunmaktan çekinmiyor.

Bağdat'taki politikacılara gelince, ABD yönetimiyle ilişkilerin geleceğine dair kritik sorulara henüz bir cevap vermiş değiller. ABD’ye düşmanlık ve Irak'taki askeri varlığını reddetme sloganını benimseyen hükümet ve Koordinasyon Çerçevesi Güçleri, Irak ve ABD arasındaki ilişkinin yeni özelliklerini çizmek için herhangi bir seçenek sunmaktan kaçınıyor. Bu ilişki stratejik bir ortaklık veya dostça ilişkiler çerçevesinde mi olacak, yoksa dost ve düşman olarak nitelendirmeye devam mı edeceğiz?

Ancak Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti, elbette Koordinasyon Çerçevesi Güçleri'nin de onayıyla, Amerikan şirketlerinin, özellikle de petrol şirketlerinin Irak'a dönüp yeniden yatırım yapması için harekete geçti. Hükümet, Petrol Bakanlığı ile Amerikan şirketi Chevron arasında belirlenen bir dizi bloğun geliştirilmesi için ön anlaşma imzaladı. Sudani hükümeti de şirketin Irak'a dönüşünü memnuniyetle karşıladı. Irak'ın ABD ile ilişkisinin “stratejik bir ilişki” olduğu vurgulandı. Hükümet, petrol sektörünün durumunu iyileştirmeye verdiği önemin yanı sıra, Irak'ta çalışacak şirketleri de cezbetmeye çalıştı.

Haşdi Şabi Güçleri yasasının kabulü konusunda hükümete ve meclise yönelik son Amerikan tehditleri, ABD’ye düşmanlık bayrağını yükselten Şii siyasi güçleri için bir meydan okuma oluşturuyor olabilir. Zira Amerikalılarla çatışmanın tırmanmasında en büyük kaybedenlerin muhtemelen Şii siyasi güçleri olacağını anlamalılar, çünkü Kürt siyasetçiler Amerikalılarla stratejik bir ittifak kurma konusunda kesin kararlarını verdiler. Kazanımlarını korumanın, bölgedeki varlıklarını reddeden bölgesel güçlere karşı Amerikan korumasına bağlı olduğuna tamamen ikna olmuş durumdalar. Öte yandan Sünni siyasi güçler, Amerikalılarla ilişkilerde gerilimi tırmandırma veya ilişkileri kesme kararına katılmayı kabul etmeyecektir. Bu arada, Şii siyasi güçleri zorlu bir meydan okumayla karşı karşıya kalacaklar, çünkü Amerikalılarla yüzleşme kararından öncelikli olarak onlar sorumlu olacak ve bunun ekonomik ve askeri sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaklar. Bu rejim Amerikan himayesini kaybettiğinde ise orta ve güney bölgelerde nüfuz ve kazanımlar konusunda bir Şii-Şii çatışması aşamasına geçebilir.

Irak'taki çatışma ve rekabetin iki tarafı, yani Tahran ve Washington arasında siyasi düzeyde oyunun kurallarını değiştirmeye yönelik söylemlerle tutarlı yeni bir Amerikan stratejisinin benimsendiğine dair bugüne kadar hiçbir gösterge yok

Irak'ta İran ve ABD arasındaki oyunun kuralları, İran'ın en üst düzeylerde ve siyasi karar alma düzeyindeki siyasi nüfuzuna, ona paralel olarak İran ile ideolojik olarak bağlantılı askeri figürlerin varlığı aracılığıyla resmi olmayan askeri nüfuzuna işaret ediyordu. Buna karşılık, Amerikan kuvvetlerinin resmi bir askeri varlığı mevcut; ancak siyasi nüfuz düzeyinde, Başkan Barack Obama'dan Başkan Joe Biden'a kadar önceki Amerikan yönetimlerinin hataları birikmiş durumda. Başkan Donald Trump'ın ilk döneminde bile, Irak'a yönelik net bir Amerikan stratejisi yoktu. Görünen o ki, Irak'taki çatışma ve rekabetin iki tarafı, yani Tahran ve Washington arasında siyasi düzeyde oyunun kurallarını değiştirmeye yönelik söylemlerle tutarlı yeni bir Amerikan stratejisinin benimsendiğine dair bugüne kadar hiçbir gösterge yok.

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından yayımlanan bir fotoğrafta, Başbakan Muhammed Şiya Sudani (ortada), İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani (solda) ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci'nin 11 Ağustos'ta Bağdat'ta ikili bir güvenlik anlaşması imzalamasını izliyor (AFP)Irak Başbakanlık Ofisi tarafından yayımlanan bir fotoğrafta, Başbakan Muhammed Şiya Sudani (ortada), İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani (solda) ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci'nin 11 Ağustos'ta Bağdat'ta ikili bir güvenlik anlaşması imzalamasını izliyor (AFP)

Ancak siyasi güçlerin duruşu ile ilgili en büyük sorun, özellikle Şii siyasi güçlerin, Tahran ve Washington arasındaki çatışma döngüsünden kendilerini uzaklaştıracak bir siyasi duruş sergilemek istememeleri. Bu nedenle, Irak'taki siyasi güçler bu döngüden kaçamaz. Çünkü Amerikalılara yönelik duruşları yalnızca Irak meseleleriyle ilgili değil, aynı zamanda İran-Amerikan ilişkilerindeki gerginlik veya sükunetle, hatta bölgedeki hararetli gelişmelerle de tamamen örtüşüyor. İşleri Irak'taki siyasi partilerin arzularından daha karmaşık hale getiren ise Irak'ın, ister yatıştırma ister gerilimi artırma yoluyla olsun, Amerikan çıkarlarına ve oradaki varlığına karşı mesajlar göndermek için en etkili arena olduğuna inanan Tahran'daki siyasi karar vericiler ile Irak'taki bazı siyasi aktörlerdir.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Malalla dergiisinden çevrilmiştir.