İran'ın ‘direniş ekseni’ İsrail saldırılarının ağırlığı altında çöküyor mu?

Aralık 2023'te Suriye'de öldürülen üç yoldaşları için Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah milisleri (AFP)
Aralık 2023'te Suriye'de öldürülen üç yoldaşları için Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah milisleri (AFP)
TT

İran'ın ‘direniş ekseni’ İsrail saldırılarının ağırlığı altında çöküyor mu?

Aralık 2023'te Suriye'de öldürülen üç yoldaşları için Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah milisleri (AFP)
Aralık 2023'te Suriye'de öldürülen üç yoldaşları için Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze törenine katılan Hizbullah milisleri (AFP)

İsrail'in Hizbullah ve İran'ın diğer müttefiklerine yönelik son saldırılarına dikkat çeken NBC, İsrail'in İran'ın ‘direniş eksenine’ eşi benzeri görülmemiş bir zarar verdiğini ve Tahran'ın bir ikilemle karşı karşıya olduğunu söyledi.

İran onlarca yıldır ilk savunma hattı olarak Hizbullah'a ve diğer vekil güçlerine güveniyordu. Ancak ABD'li eski istihbarat yetkilileri ve analistler, Hizbullah'ın üst düzey liderlerini ortadan kaldıran ve iç güvenliğini paramparça eden İsrail hava saldırılarının, İran'ın vekil güçleri aracılığıyla Ortadoğu'da nüfuz ve güç sahibi olma projesine yönelik yıkıcı bir darbe olduğunu belirtti.

Birkaç hafta içinde İran ve onun en önemli vekil gücü Hizbullah, feci güvenlik zaafları yaşadı. İsrail, Hizbullah'ın iletişim ağına sızarak çağrı cihazlarını imha etti, birçok üst düzey yetkilisini ortadan kaldırdı ve en önemlisi de Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ı öldürdü.

ABD'li yetkililer, İsrail hava saldırılarının Hizbullah liderlerinin çoğunu öldürdüğünü ve silah depolarını imha ederek daha önce görülmemiş bir hasara yol açtığını söyledi.

İran rejimi Hizbullah'ı, Tahran'ın ‘direniş ekseni’ olarak adlandırdığı İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından finanse edilen ve eğitilen silahlı vekil güçlerle askerî açıdan üstün rakipleri kuşatma stratejisinin temel taşı olarak görüyordu.

İran, Gazze Şeridi, Irak, Suriye ve Yemen'deki diğer gruplarla birlikte Hizbullah'a da roket ve füze cephaneliği sağlayarak İsrail ve ABD'yi zayıflatabileceğini ve kazanamayacağı doğrudan bir çatışmadan kaçınırken kaslarını esnetebileceğini iddia etti. Ancak İran'ın stratejisi, İsrail'in 7 Ekim'deki Hamas saldırısına ve Hizbullah'ın roket ateşine nasıl karşılık vereceğini hafife aldı.

xsz xs
Tahran'da Nasrallah’ın görselinin yer aldığı büyük bir poster (AFP)

Eski ABD istihbarat görevlileri ve terörle mücadele analistleri, Tahran'ın vekil ağının gücünü de abarttığını söylüyor.

Georgetown Üniversitesi'nden terörizm uzmanı Bruce Hoffman, İsrail istihbarat servislerini gafil avlayan Hamas saldırısına atıfta bulunarak, “Hesapları tamamen yerle bir oldu. İsrail için bu, neredeyse bir yıl önceki olaylardan çarpıcı bir geri dönüş. İsrail istihbaratı Ekim'deki felaketten sonra kaybettiği caydırıcılık havasını yeniden kazandı” ifadelerini kullandı.

İsrail geçtiğimiz yıl Gazze Şeridi'nde Hamas'a ağır kayıplar verdirdikten sonra dikkatini Hizbullah'a çevirdi.

Hizbullah son günlerde amansız bir saldırıya maruz kaldı. NBC’ye göre İran, Lübnan'daki müttefiklerini koruyamadığını ve belki de korumak istemediğini kanıtladı.

Eski istihbarat ve savunma yetkilileri bu durumun İran'a bağlı gruplardaki bazı savaşçılar arasında Tahran'ın güvenilir bir destekçi olup olmadığı konusunda soru işaretleri yaratabileceğini söyledi.

Londra merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) Askeri Bilimler Direktörü Matthew Saville, Tahran'ın vekil ağının İsrail'in İran'a yönelik doğrudan bir saldırısına karşı caydırıcı bir rol oynaması gerektiğini, ancak son olayların İran'ın stratejisinin ‘kalbindeki zayıflığı ortaya çıkardığını’ belirtti.

Saville, “İran kendini savunmak için ortaklarını kullanacak olsa da, bunun tersi mümkün değil. İran’ın ortaklarından birini kurtarmak için İsrail ile savaşa girmesi pek olası değil” dedi.

Eski bir üst düzey CIA yetkilisi olan Glenn Corn da Saville ile aynı görüşte. Corn, “İran vekil güçlerini desteklemek için henüz kayda değer bir şey yapabilmiş değil” ifadesini kullandı.

Corn ve diğer eski istihbarat görevlileri, İsrail'in Hizbullah'ın yakın çevresini başarılı bir şekilde vurabilmesinin, İsrail'in Nasrallah'ı öldürmeyi ve grubu kalıcı olarak yenilgiye uğratmayı denediği ve başarısız olduğu 2006 yılından bu yana yıllarca süren istihbarat çalışmalarının ardından geldiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın NBC’den aktardığına göre İsrail'in başarılı operasyonları İran ve Hizbullah'ı can sıkıcı bir soruyla yüzleşmek zorunda bıraktı: Daha fazla aksilik yaşamadan nasıl ve ne zaman karşılık verilecek?

İran ya da Hizbullah şimdi İsrail'e roket ve füze yağdırmayı seçerse, İsrail'in büyük bir misilleme yapacağı ve Tahran'ın kazanacak donanıma sahip olmadığı topyekûn bir savaş riski doğar.

Ayrıca İran'ın İsrail'e 300'den fazla insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlattığı nisan ayında olduğu gibi bölgedeki İsrail ve ABD güçlerinin füzelerin çoğunu düşürme riski de var.

Hükümetinin Batı ile nükleer diplomasiyi canlandırmaya hazır olduğunu söyleyen yeni İran cumhurbaşkanı için İsrail ile artan çatışma, müzakere şansını ya da İran ekonomisini canlandırmak için gereken yaptırımların hafifletilmesini torpilleyecektir.

Ancak Tahran karşılık vermemeyi seçerse, İsrail karşısında zayıf ve geri çekilen bir ülke olarak görülecek.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nda kıdemli araştırmacı olan analist Karim Sadjadpour, Dini Lider Ali Hamaney'in ‘şimdi kendi yarattığı bir ikilemle karşı karşıya olduğunu, güçlü bir karşılık vermeyerek itibarını kaybetmeye devam ettiğini ve çok güçlü bir karşılık vererek de kellesini kaybedebileceğini’ söyledi. Sadjadpour, “Bu aşağılamalar Tahran'da haleflik tartışmalarını körükleyecek” dedi.

Eski yetkililer, İran ve Hizbullah için bir başka seçeneğin de yurtdışında saldırılar düzenlemek ve dünya çapında İsrail ve ABD ile ilişkili daha savunmasız hedeflere yönelmek olduğunu belirtti.

Eski bir CIA yetkilisi olan Marc Polymeropoulos, “Tek endişemiz eski tip terör operasyonlarına, İsrail ya da Amerikan elçilikleri gibi kolay hedeflere saldırılması… Bu senaryo kesinlikle daha olası” ifadelerini kullandı.

sxcdsdvsd
Beyrut'un güney banliyösündeki bir binada asılı Nasrallah görselleri (EPA)

Eski istihbarat subaylarına göre İsrail'in Lübnan'a daha önceki askeri saldırıları, en son 2006 yılında olduğu gibi geri tepti. Şimdi de İsrail birliklerinin Lübnan topraklarında görülmesi Hizbullah'ın güçlerine ve davasına büyük bir destek sağlayabilir.

Corn, Hizbullah içindeki kaosun ve güçlü bir liderin yokluğunun Beyrut'ta bir boşluk yaratacağını ve Lübnan hükümetinin yıllarca Hizbullah'ın hakimiyetinde kaldıktan sonra yeniden kendini göstermeye çalışıp çalışmayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Corn şu ifadeleri kullandı: “Bu boşluğu kim dolduracak? Lübnan devleti mi, DEAŞ mı, başka bir grup mu? Asıl soru Lübnan silahlı kuvvetlerinin devreye girip ülkelerinin kontrolünü ele almaya hazır olup olmadığı, ki bunu şimdiye kadar yapamadılar. Çünkü Hizbullah Lübnan'ın bir numaralı askeri ve siyasi gücü oldu.”

CIA'de 34 yıl çalışmış ve İran'a yönelik istihbarat operasyonlarını yönetmiş olan Norman Roule, İran'ın ilk görevinin Hizbullah'ı ve diğer vekil güçlerini yeniden inşa etmek olacağını ifade etti. Roule, büyük hasara rağmen ‘grupların halen hayatta olduğunu, coğrafi bölgeleri üzerindeki kontrollerinin hayatta kalmalarını şüpheye düşürecek kadar azalmadığını ve İran'ın öncelikli hedefinin bu grupların hayatta kalmasına ve toparlanmasına yardımcı olmak olacağını’ söyledi.

Roule, “İsrail bir dizi Hizbullah liderini ortadan kaldırdı. İsrail saldırıları devam ederse Hizbullah'ın karar alma süreci kargaşa içinde olacak. Ancak grup halen büyük bir güç. Hâlâ onlarca, hatta yüzlerce alt ve orta düzey lider ve çoğu silahlı binlerce destekçi var” ifadelerini kullandı.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.