Mikati siyasi bir şok yarattı: Cumhurbaşkanı seçimini içeren bir anlaşma ve Lübnan'ı kurtaracak bir harita

Çözüm, Doha Konferansı'nı toplamadan konferans kararlarını kabul etmek

TT

Mikati siyasi bir şok yarattı: Cumhurbaşkanı seçimini içeren bir anlaşma ve Lübnan'ı kurtaracak bir harita

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’u kabul etti. (Lübnan Başbakanlık Ofisi)
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’u kabul etti. (Lübnan Başbakanlık Ofisi)

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin ateşkes sağlanır sağlanmaz uzlaşmacı bir cumhurbaşkanı seçilmesi çağrısında bulunacağını açıklayarak eşi benzeri görülmemiş bir siyasi şoka neden oldu. Bu durum parlamentodaki blokların bir dizi soru sormasına yol açtı: Uluslararası ve yerel koşullar cumhurbaşkanının seçilmesi için uygun mu? Bir gecede ne değişti de şu anda iki yıllık bir boşluğun eşiğinde duran cumhurbaşkanlığı makamını krizden çıkarmak için harekete geçildi? Herkese aynı mesafede duran bir cumhurbaşkanı üzerinde anlaşmak için siyasi atmosfer nasıl yaratılabilir?

Direniş ve muhalefet eksenleri arasındaki iletişimin koptuğu ve milletvekillerinin parlamento çoğunluğunun desteğini alan aday arayışıyla seçim oturumuna gireceği bir ortamda cumhurbaşkanı konusunda uzlaşma sağlanabilir mi? Hizbullah, Mikati'nin Berri adına açıkladığı pozisyonun neresinde duruyor? Hizbullah, Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın İsrail tarafından öldürülmesinin şokunu atlatmak için durumunu yeniden düzenlemeye odaklanmışken, bu, kendisiyle yapılan istişareler sonucunda mı ortaya çıktı? Yoksa cumhurbaşkanlığı dosyası için Nasrallah'ın onayına mı güveniliyor?

Mikati'nin yarattığı olumlu anlamdaki cumhurbaşkanlığı şoku, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan'daki Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian tarafından desteklenen ve adayların isimlerine girmeden cumhurbaşkanı seçimini çıkmazdan kurtarmak için zorunlu bir yol olarak üçüncü cumhurbaşkanlığı seçeneğini tercih eden Beşli Komite elçilerinin vardığı sonuçla uyumlu.

cdfvgrth
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’u kabul etti. (Lübnan Başbakanlık Ofisi)

Ancak bu şoku uzlaşmacı bir cumhurbaşkanının seçilmesiyle sonuçlanacak somut bir adıma dönüştürmek için, bölünmüşlüğünü koruyan başlıca parlamento bloklarının öncülük etmesi gereken birleşmeye ihtiyaç var. Direniş ve muhalefetin bir cumhurbaşkanı dayatamayacağını ve bunun Franciye ve rakibi eski bakan Cihad Azur için de geçerli olduğu çoktan anlaşıldı. Bu nedenle eski İlerici Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolat, kısır döngüden kaçınmanın bir koşulu olarak anlayış çağrısına öncülük etti.

Uzlaşı, cumhurbaşkanlığı boşluğunun uzatılmasına son vermek yerine seçim oturumuyla bir kısır döngüye girmekten kaçınmak için parlamento blokları arasında önceden iletişim kurulmasını gerektiriyor. Bu da Berri'ye açılmalarını gerektiriyor ki, cumhurbaşkanı seçimini sekteye uğratma konusunda rekor kıran önceki seçim oturumlarının sonunu getirmesinler.

Bu bağlamda önde gelen bir siyasi kaynak, Berri ile direniş ekseni arasındaki siyasi uçurumu kapatmamak için özellikle muhalif güçlerin Berri'ye açılması gerektiğini belirtti. Özellikle Berri'nin müttefiki Marada Hareketi lideri eski milletvekili Süleyman Franciye'nin adaylığını desteklemekten vazgeçerek siyasi bir adım atmasının ardından, Hizbullah'ın nasıl bir tepki vereceği ve Meclis Başkanı'nın cumhurbaşkanı konusunda uzlaşı çağrısına uyup uymayacağı henüz bilinmiyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Berri'nin tutumunun esnek ve sorumlu bir şekilde ele alınması gerektiğine işaret ederek, Berri'nin tutumuyla muhalefetle yarı yolda buluşmak için bir adım atmak istediğini ve onlara da ön koşulsuz olarak benzer bir adım atmak kaldığını vurguladı.

Kaynak, Berri ile anlaşmadan cumhurbaşkanlığı konusunda bir uzlaşmaya varmanın mümkün olmadığını, çünkü Berri'nin iletişim konusunda en yetenekli kişi olduğunu ve cumhurbaşkanının seçilmesiyle ilgilenen Batılı ülkelerin bu alanda Berri'nin rolüne güvendiğini, Hizbullah'ın ise kendi iç durumunu düzene koymaya odaklandığını ifade etti. Kaynak ayrıca, bazılarının Şiilere meydan okuyan bir cumhurbaşkanı getirmeyi planlaması halinde cumhurbaşkanlığı yetkisinin elde edilmesinin imkânsız olduğunu, çünkü Berri'nin cumhurbaşkanının seçilmesini kolaylaştıran kişi olduğunu söyledi. Aynı kaynağa göre, Hizbullah'ın hükümete dönmeden Hamas'ı destekleme yönündeki tek taraflı kararı ülkeye ağır maliyetler getirdi.

Dolayısıyla güneyde ateşkes sağlanır sağlanmaz parlamenter hareketin gündemindeki ilk madde cumhurbaşkanının seçilmesi olacak. Bu durum, cumhurbaşkanının seçilmesini kolaylaştırma çabalarına destek grubu oluşturan Beşli Komite ve cumhurbaşkanının seçilmesiyle ilgilenen ülkelerin yeniden harekete geçmesi için teşvik edici bir unsur. Bununla birlikte siyasi kaynak, uzlaşmacı cumhurbaşkanına destek seviyesini yükseltmek için parlamento içindeki kartları yeniden karıştırmak ve böylece seçiminin kesintiye uğramasının uzatılmasına son vermek için dışişleri bakanları düzeyinde harekete geçmelerini bekliyor.

Aynı kaynak, seçim oturumuna hazırlık için yapılan iletişimin, cumhurbaşkanının seçilmesini kolaylaştıracak bir anlayışa yol açacağını ve etkili bir hükümetin kurulmasından başlayarak bir sonraki aşama için ana siyasi adresler üzerinde anlaşmaya varılacağını iddia ediyor.

Başka bir deyişle kaynak, birikmiş meselelerin çözümünü tek bir sepete koyacak bir anlaşmaya varılması ve Lübnan'ı kurtaracak bir yol haritasına ihtiyaç olduğuna inanıyor. Bu, 2008 baharında Doha Konferansı’nda varılan anlaşmaya benziyor. Söz konusu anlaşma, Hizbullah'ın Beyrut'u işgali sonucu ortaya çıkan krizi sona erdirmenin arkasındaydı, ancak bu kez Katar'ın başkentinde yapılmayacak ve yerini Lübnan'ı aşamalı da olsa iyileşme yoluna sokacak uluslararası-Arap şemsiyeli yerel bir uzlaşıya bırakacak.



Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
TT

Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)

Bazı savaş ve çatışmalar uluslararası medya kuruluşlarının gündeminde üst sıralarda yer alırken, bazıları çok daha yıkıcı insani sonuçlar doğurmasına rağmen görünmez kalabiliyor. Uzmanlara göre bu durumun arkasında; Batı’nın medya üzerindeki hâkimiyeti, yoksul ülkelerdeki çatışmalara düşük ilgi, çatışmaların karmaşıklığı ve uzun sürmesi gibi çeşitli nedenler bulunuyor.

Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün yakın zamanda yayımladığı bir raporda, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmalar dışında diğer savaşların uluslararası medya tarafından geniş ölçüde takip edilme ihtimalinin düşük olduğu belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Barış ve Ekonomi Enstitüsü verilerinden aldığı bilgilere göre 2025 itibarıyla dünya genelinde 59 aktif devletler arası çatışma bulunduğu ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek sayı olduğu ifade edildi

Rapora göre Burkina Faso, Uganda ve Etiyopya’dan çatışma haberciliği yapmış üç gazeteciyle yapılan görüşmelerde, ciddi insani etkileri olan birçok hikâyenin yeterince haberleştirilmemesinden duyulan hayal kırıklığı dile getirildi.

Ayrıca, özellikle Afrika’daki yoksul ülkelerde yaşanan krizlerin daha az ilgi gördüğü vurgulandı. Norveç Mülteci Konseyi’nin 2024 verilerine göre en az haber yapılan büyük yerinden edilme krizlerinin sekizi Afrika’da yaşandı; Kamerun, Etiyopya ve Mozambik bu listenin başında yer aldı.

Jeopolitik öncelikler

Raporda, çatışma haberlerinin çoğunlukla insani aciliyet yerine jeopolitik önem tarafından şekillendirildiği belirtildi. Avrupa Gazetecilik Gözlemevi’nin bir çalışmasına göre Almanya, İsviçre ve Avusturya’daki ana haber bültenlerinde yayın süresinin yalnızca yaklaşık yüzde 10’u Küresel Güney ülkelerine ayrılıyor.

Sudanlı gazeteci ve eski uluslararası haber editörü Muhammed Abdülhamid Abdurrahman, medya, siyaset ve kamuoyu arasında karmaşık bir ilişki bulunduğunu belirterek savaş dönemlerinde medyanın gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine “önemli görülen veya anlatıya uygun olanı” aktardığını söyledi. Abdurrahman’a göre büyük güçlerin ve müttefiklerinin jeopolitik çıkarları, savaşların nasıl ve ne ölçüde haberleştirileceğini belirliyor.

Abdurrahman ayrıca uluslararası medyada savaşların görünürlüğünün, büyük güçlerin çıkarlarına etkisiyle doğru orantılı olduğunu ifade etti. Buna örnek olarak Sudan’daki savaşın Gazze çatışması nedeniyle geri plana düşmesini, Gazze’nin ise Ukrayna savaşının gölgesinde kalmasını gösterdi.

Gazeteci, coğrafi uzaklık ve erişim zorluklarının da haber seçiminde önemli rol oynadığını belirterek, karmaşık çatışmaların çoğu zaman basitleştirilemediği için haber değerinin düştüğünü söyledi.

Yeni olayların takibi ve uzayan savaşların göz ardı edilmesi

Abdurrahman’a göre medya kuruluşları genellikle “yeni olanı” takip ederken uzun süren savaşları gündemden düşürüyor. Her yeni kriz, bir öncekini gölgede bırakıyor. Ancak buna rağmen medya, kamuoyu oluşumu ve uluslararası baskı açısından kritik bir rol oynuyor.

Öte yandan, yoğun medya ilgisinin her zaman savaşların sona ermesine yol açmadığı; hatta bazı durumlarda “haber yorgunluğu” nedeniyle kamuoyunun ilgisinin azaldığı ifade ediliyor. Bu durumun özellikle Filistin-İsrail çatışmasında net biçimde görüldüğü belirtildi.

Rapora göre devletler arası çatışmalar, iç savaşlara kıyasla daha fazla haberleştiriliyor çünkü küresel siyaset ve ekonomik istikrar üzerinde daha geniş etkiye sahipler. Ekonomik etkisi düşük bölgelerdeki çatışmalar ise şiddet düzeyinden bağımsız olarak daha az görünür oluyor.

vefv
Gazze’de yıkım (AFP)

ABD’li medya araştırmacısı Joshua Eko, Batı’nın medya ve iletişim alanındaki hâkimiyetinin bu dengesizliği artırdığını, medya içeriklerinin büyük ölçüde tek tipleştiğini ve küresel eşitsizliği derinleştirdiğini belirtiyor.

Eko ayrıca 1977’de kurulan ve “McBride Raporu” olarak bilinen uluslararası iletişim komisyonuna atıfta bulunarak, Küresel Kuzey ile Güney arasındaki medya dengesizliğinin bugün hâlâ devam ettiğini vurguluyor.

1991’de yaptığı bir çalışmaya göre Batı medyası, özellikle CNN ve BBC, savaşlara ilişkin küresel anlatıyı büyük ölçüde belirliyordu ve bu durum günümüzde de önemli ölçüde değişmedi.

Gazze Savaşı ve Medya eşitsizliği

Reuters Enstitüsü raporuna göre Gazze savaşı yoğun biçimde haberleştirilmesine rağmen, bazı ölümler diğerlerine göre çok daha fazla görünürlük kazanıyor. BBC içeriklerinde bir İsrailli ölü için yapılan haber yoğunluğunun, bir Filistinli için yapılan haberden yaklaşık 33 kat fazla olduğu belirtildi.

Ürdün Gazeteciler Sendikası üyesi Halid el-Kudat ise medya tarafsızlığının pratikte tam anlamıyla mümkün olmadığını, birçok medya kuruluşunun uluslararası siyasi pozisyonlarla uyumlu yayın yaptığını ifade etti.

El-Kudat ayrıca çatışma haberlerinin hem yerel hem uluslararası düzeyde farklı şekillerde çerçevelendiğini, bu nedenle haber dilinde ve yaklaşımlarında daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.


Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
TT

Berri Şarku’l Avsat’a ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa’yı kabul etti. (Lübnan Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD’nin Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin uzatılmasına yönelik bir girişimi bulunduğunu açıkladı. Öte yandan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa, 10 günlük ateşkesin ilan edilmesinin ardından ilk kez Beyrut’a dönüşü kapsamında Avn ve Berri ile bir araya geldi. Ancak Issa herhangi bir basın açıklaması yapmadı. Berri ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Washington’ın ateşkesi uzatma yönünde bir çaba içinde olduğunu belirtti, ancak Avn’ın planladığı ‘doğrudan İsrail ile müzakere sürecine’ ilişkin tutumunu açıklamaktan kaçındı.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Lübnan’ın taleplerine tam anlayış ve destek gösterdiğini belirtti. Avn, Trump’ın İsrail nezdinde girişimde bulunarak ateşkesin sağlanması ve mevcut ‘anormal durumun’ sona erdirilmesine yönelik bir müzakere sürecinin başlatılması için adım attığını, bu sürecin Lübnan devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney bölgeler dahil olmak üzere ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini hedeflediğini ifade etti. Avn, temasların ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması amacıyla süreceğini, bu sürecin geniş bir ulusal destekle yürütülmesi gerektiğini ve böylece müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabileceğini vurguladı.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.


Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Avn: Müzakerelerin amacı savaşı durdurmak ve İsrail işgaline son vermek

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, müzakere seçeneğinin savaşın sona erdirilmesi, İsrail işgalinin bitirilmesi ve ülkede istikrarın sağlanması amacı taşıdığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre Avn, ikili müzakerelerin Lübnan adına Büyükelçi Simon Karam başkanlığındaki bir heyet tarafından yürütüleceğini, bu süreçte hiçbir tarafın Lübnan’ın yerini almayacağını veya ona eşlik etmeyeceğini ifade etti.

Avn, müzakere seçeneğinin hedefinin çatışmaların durdurulması, güneydeki İsrail varlığının sona erdirilmesi ve uluslararası olarak tanınan güney sınırına kadar Lübnan ordusunun konuşlandırılması olduğunu vurguladı.

Avn ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede, Trump’ın Lübnan’ın taleplerine anlayışla yaklaştığını ve ateşkesin sağlanması ile müzakere sürecinin başlatılması için İsrail nezdinde girişimde bulunduğunu söyledi. Avn, bu sürecin ‘mevcut anormal durumu sona erdirerek devlet otoritesinin ve egemenliğinin, özellikle güney başta olmak üzere, ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesini’ hedeflediğini dile getirdi.

Avn, ateşkesin korunması ve müzakerelerin başlatılması için temasların süreceğini belirterek, müzakere heyetinin hedeflerine ulaşabilmesi için geniş bir ulusal desteğin gerekli olduğunu ifade etti.

Yaklaşan müzakerelerin diğer süreçlerden bağımsız olacağını kaydeden Avn, Lübnan’ın iki seçenekle karşı karşıya olduğunu söyledi: “Ya savaşın insani, sosyal, ekonomik ve egemenlik açısından ağır sonuçlarıyla devam edilmesi ya da müzakere yoluyla bu savaşa son verilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması.” Avn, tercihinin müzakere olduğunu vurgulayarak, “Lübnan’ı kurtarabileceğimize inanıyorum” dedi.