7 Ekim’in yıldönümünde, Mısır ve İsrail arasındaki barış anlaşmasını tehdit eden riskler

Sina Yarımadası’nın İsrail işgalinden kurtarılması ahlaki değerini yitirebilir

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah Mülteci Kampı’nda Filistin-Mısır sınırı yakınlarında oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 29 Ocak 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah Mülteci Kampı’nda Filistin-Mısır sınırı yakınlarında oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 29 Ocak 2024 (AFP)
TT

7 Ekim’in yıldönümünde, Mısır ve İsrail arasındaki barış anlaşmasını tehdit eden riskler

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah Mülteci Kampı’nda Filistin-Mısır sınırı yakınlarında oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 29 Ocak 2024 (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah Mülteci Kampı’nda Filistin-Mısır sınırı yakınlarında oyun oynayan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 29 Ocak 2024 (AFP)

Amr İmam

Mısır, 6 Ekim 1973 tarihinde İsrail ile karşı karşıya geldiği Arap–İsrail Savaşı’nda (Yom Kippur Savaşı) elde ettiği zaferin 51’inci yıldönümünde güçlü ordusunun savaşa hazırlık durumunu artırmaya devam ediyor.

Mısır ordusu, askerlerin Ramazan ayı olması sebebiyle oruçlu oldukları öğle saatlerinde İsrail ordusunu gafil avladığı ve İsrail ve Gazze Şeridi ile sınırı olan Mısır'ın kuzeydoğusundaki Sina Yarımadası’nın İsrail işgalinden kurtarılmasını sağlayan bir askeri harekat başlattı. Bu harekat, Mısır ve Suriye ordularının İsrail ordusu karşısında uğradığı ve Sina Yarımadası’nın işgalinin yanı sıra İsrail’in Suriye'ye ait Golan Tepeleri’nin ve Batı Şeria'nın kontrolünü ele geçirmesiyle sonuçlanan acı yenilgiden yaklaşık altı yıl sonra, yeni bir bölgesel askeri ve jeopolitik düzenin ortaya çıkmasının yolunu açtı.

Mısırlıların Sina Yarımadası’nı geri almaları, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda Arap dünyasının her köşesine yayılan manevi bir galibiyetti. Mısır ve Suriye ordularının İsrail ordusu tarafından aşağılayıcı bir şekilde yenilgiye uğratıldığı 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı’nda moralleri bozulan on milyonlarca Mısırlı ve Arap özgüvenlerini yeniden kazandı.

Bugün hala hayatta olan emekli askerler, bu yenilginin acısını ve ordunun üzerine çöken utancı anlatırken bu yenilgiden sonra uzun bir süre insanların yüzlerine bakamadıklarını, sokaklarda onlarla konuşmaya cesaret edemediklerini söylüyorlar.

1973 Arap-İsrail Savaşı’nda İsraillilere karşı durmanın Mısır'ın kendine olan öz saygısını geri getirmesinin yanı sıra, İsrail'in kendisini yenilmez bir güç olarak tasvir ettiği ve Fırat Nehri'nden Akdeniz'e kadar uzanan toprakları işgal etmeyi planladığı bir bölgede önemli siyasi değişikliklere yol açmasının nedeni belki de bu utançtır.

İsrail'in bir gün yayılmacı hayallerinden vazgeçeceğini düşünenler, durumun gerçekliğinin tam olarak farkında değiller.

Başa mı döndük?

Mısır, 1973 zaferinden elli bir yıl sonra bugün, savaşın başında İsrail ordusunu ezerek ve işgal altındaki topraklarını kurtararak kurduğu bölgesel düzenin aşınmaya başladığının ve son bölgesel gelişmelerle birlikte yeni bir bölgesel düzenin şekillenmekte olduğunun farkında.

Bu durum özellikle İsrail'in, Gazze Şeridi'ni yöneten Hamas Hareketi’nin askeri altyapısının ve imkanlarının çoğunu yok ettikten sonra Gazze bataklığından kurtulma başarısında açıkça görülüyor. Yakın zamanda Lübnan'da İran destekli Hizbullah'ı yenilgiye uğratma olasılığı da buna eklenebilir.

Mısır'ın Filistinlilerin Gazze'den Sina'ya göç etmelerini engelleme çabaları bir dereceye kadar başarılı olsa da Kahire'deki analistlere göre Lübnan'daki durum sakinleşir sakinleşmez bu göçün başlayabileceğine dair endişeler halen devam ediyor.

sxcdvferb
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta yerinden edilenlerin için geçici olarak kurulan bir mülteci kampı, 27 Mart 2024 (AFP)

Süveyş Kanalı Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Cemal Selame Al Majalla’ya yaptığı açıklamada “Yerinden edilme senaryosu şu an İsrail'de masada. Bu senaryo, önümüzdeki yıllarda da masada olacak. İsrail'in bir gün yayılmacı hayallerinden vazgeçeceğini düşünenler, durumun gerçekliğinin tam olarak farkında değiller” ifadelerini kullandı.

Yerinden edilme senaryosu gerçekleşirse, Sina Yarımadası’nın zorlu bir mücadeleyle İsrail’in işgalinden kurtarılmasının hiçbir anlamı kalmayacak ve Mısır'ın 51 yıl önce elde ettiği tüm askeri zaferleri tek kalemde silecek. Bu durum aynı zamanda Mısır'ın 1979 yılında İsrail ile imzaladığı ve bölgesel istikrarın temel yapı taşı olarak görülen barış anlaşmasına da doğrudan bir tehdit oluşturacak. Bu da Mısır'ın Filistinlileri kendi topraklarına yerleştirme girişimlerine müsamaha göstermeyeceğine dair sık sık yaptığı uyarıları da bunu yansıtıyor.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsrail'in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşın geçtiğimiz yıl ekim ayında başlamasından bu yana birkaç kez Gazzelilerin Sina'ya sürülmesinin Mısır için aşılamayacak bir ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.

İsrail'in yerleşimci ideolojisi, mevcut İsrail hükümetini devletin sınırlarını genişletecek adımlar atmaya teşvik edebilir.

Kırılmaz parmaklık

İsrail'in Lübnan, Suriye, Yemen ve Irak'ta İran destekli silahlı gruplarla girdiği çatışmalarda gösterdiği askeri üstünlüğün yanı sıra Hamas'ı yenilgiye uğratması ve belki de İran'ın nükleer tesislerine yönelik potansiyel saldırılar düzenleyebileceği imasıyla İran’dan gelen tehditleri etkisiz hale getirme becerisi, bölgesel gerçeklerde radikal bir değişime işaret ediyor.

ABD’de başkan adaylarından Donald Trump'ın 16 Ağustos'ta yaptığı “İsrail, Ortadoğu'daki diğer ülkelere kıyasla haritada çok küçük görünüyor” açıklaması Tel Aviv'de yankı bulmuş olabilir.

Bu açıklama, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da devam eden yerleşim yeri inşaatlarını ve toprak gasplarını besleyen yayılmacı ideolojisiyle gayet uyumlu. Bununla birlikte İsrail’in Lübnan'ın güneyindeki bazı bölgeleri yeniden işgal etme planları da var.

Öte yandan Lübnan'daki mevcut savaş, İsrail'in 3,2 milyon Filistinliyi Batı Şeria'dan Ürdün'e ve 2,4 milyon Filistinliyi de Gazze'den Sina Yarımadası’na sürerek Filistin davasını tamamen tasfiye etme planını yavaşlatmış olabilir.

Bunun yanında Donald Trump'ın başkanlık seçimlerini kazanması ve İsrail'in Lübnan'daki askeri bir zafer elde etmesi, Tel Aviv'in Gazze'yi yeniden işgal etmesi ve Filistinlileri Gazze'den Sina'ya sürmek de dahil olmak üzere ek yayılmacı adımlar atması için itici güç oluşturabilir.

Bu yüzden Mısır, 1973 Arap-İsrail Savaşı’nın 51’inci yıldönümünü topraklarını her türlü ihlale karşı savunma kabiliyetini vurgulamak için kullanıyor. Mısır ordusunun 28 Eylül'de Mısır’daki adı açıklanmayan bir çöl bölgesinde gerçekleştirdiği askeri tatbikatlar da bu savunma kabiliyetinin bir kısmını ortaya koydu.

Mısır’ın televizyon kanallarındaki yorumculara göre Sina’ya çok benzeyen bir çöl bölgesinde gerçekleştirilen tatbikatlara Hava Kuvvetleri başta olmak üzere Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin birçok kolu katıldı.

Mısır Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları 3 Ekim’de Sina Yarımadası üzerinde uçarak hava sahasının kontrolünün tamamen kendisinde olduğunu gösterirken çok sayıda askeri okul öğrencisinin mezuniyet töreni öncesinde düzenlenen büyük bir askeri geçit töreninde gövde gösterisinde bulundu.

Askeri gözlemcilere göre askeri tatbikatlar, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli kollarının savaşa hazırlık durumunun yükseltildiğine dair güçlü mesajlar verdi.

Bu mesajlar, özellikle İsrail'in 30 Eylül'de kendisini hedef alan İran’ın füzeli saldırısına misillemede bulunması halinde, tam anlamıyla bölgesel bir çatışmaya dönüşme tehdidi taşıyan Lübnan'daki savaşla birlikte daha karmaşık ve kaotik hale gelen mevcut bölgesel duruma Mısır'ın nasıl baktığını gösteriyor. Ayrıca bir zamanlar düşmanken şimdi aralarında bir barış anlaşması bulunan iki ülkenin savaşın fitilini yeniden ateşleyebilecek bir gerilimin eşiğindeyken gelecekteki ilişkilerinin hatlarını da yansıtıyor.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
TT

Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik krizi yaşandı. Irak’ın başkentinin orta kesimlerinde bulunan Mansur bölgesinde yer alan Milli İstihbarat Teşkilatı Servisi merkezine düzenlenen saldırıda, bir insansız hava aracı (İHA) iletişim kulesini ve sunucu sistemlerini vurdu. Saldırı sonucunda bir istihbarat subayı hayatını kaybetti, bazıları ise ağır yaralandı.

Irak İstihbarat Servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subay için taziye mesajı yayınlarken, saldırıyı ‘bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi ve bunun kanun dışı unsurlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Irak İstihbarat Servisi, bu eylemin çalışmalarını engellemeye yönelik başarısız bir girişim olduğunu vurgulayarak, sorumluları yakalayıp adalete teslim edeceğine dair söz verdi.

Öte yandan ‘Ashab-ı Kehf’ adlı silahlı bir grup, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki Victory Askeri Üssü’nü hedef aldığını açıkladı. Bu, Hizbullah Tugayları’nın iki gün önce duyurduğu ve sadece ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Bir diğer gelişmede ise Tuzhurmatu ilçesindeki el-Helva Askeri Havaalanı’nda Haşdi Şabi’ye bağlı birimlere yönelik saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar sonucunda bir Haşdi Şabi üyesi öldü, diğerleri yaralandı.


İsrail, Lübnan'ın Nakura beldesi sınırlarında

İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'ın Nakura beldesi sınırlarında

İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)
İsrail tankları Lübnan'ın kuzey sınırında konuşlandırılıyor (EPA)

İsrail'in Güney Lübnan'daki kara harekâtı dün, bu eksende gerçekleştirilen ilk saldırılarda, sahil kasabası Nakura’nın eteklerine kadar ulaştı. Beldenin çevresinde İsrail ordusu ile Hizbullah üyeleri arasında hafif ve orta kalibreli makineli tüfekler ve roketlerle doğrudan çatışmalar çıktı.

Nakura'nın yanı sıra Lübnan'ın güneyindeki çatışmalar, el-Hayam kenti cephesinde de ‘doğrudan temas’ aşamasına ulaştı. Şarku’l Avsat’a konuşan Merciyun ilçesindeki saha kaynakları, çatışmaların orta ve hafif makineli tüfeklerle şiddetlendiğini ve bölgede bu yoğunlukta çatışma seslerinin duyulmasının nadir görülen durumlardan biri olduğunu belirtti.

Öte yandan savaşı durdurmaya yönelik diplomatik çabalar sonuçsuz kaldı. Fransa, Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou’nun Lübnan ve İsrail’e yaptığı kısa ziyaretin somut bir sonuç getirmediğini değerlendirdi. Fransız kaynaklar, “Müzakere zamanı henüz gelmedi” açıklamasında bulundu.


Ulusal İstihbarat Servisi karargahına düzenlenen İHA saldırısı Bağdat'taki ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor
Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor
TT

Ulusal İstihbarat Servisi karargahına düzenlenen İHA saldırısı Bağdat'taki ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor
Irak İstihbarat Servisi tarafından yayınlanan fotoğrafta, dün İHA saldırısında öldürülen bir subayın cenazesi görülüyor

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik gerilimi yaşandı. Başkentin merkezindeki Mansur bölgesinde bulunan Ulusal İstihbarat Servisi karargahına düzenlenen İHA saldırısında iletişim kulesi ve sunucu sistemleri vuruldu. Saldırıda bir görevli hayatını kaybetti, bazı kişiler ise ağır yaralandı.

İstihbarat servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subayının ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, olayı kanunsuz unsurlar tarafından gerçekleştirilen bir "terörist" eylem olarak nitelendirdi ve operasyonun, istihbarat servisini engelleme girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını vurgulayarak, sorumluların yakalanıp, adalete teslim edileceği sözünü verdi.

Buna paralel olarak, "Mağara Yoldaşları" grubu, Bağdat havaalanı yakınlarındaki «Victoria» üssünü hedef aldığını duyurdu. Bu, "Ketaib Hizbullah" tarafından iki gün önce ilan edilen ve yalnızca ABD Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Tuzhurmatu’daki Hileve askeri üssünde, Haşdi Şabi” birliklerine yönelik saldırılar yaşandı; bu saldırılarda bir savaşçı hayatını kaybetti, birçok kişi de yaralandı.