Moskova'nın Suriye'deki ‘taktiksel’ geri çekilişi ve değişen öncelikleri

Golan'daki Rus mevzilerinin aniden boşaltılmasına ilişkin veriler

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in fotoğrafının olduğu bir reklam panosu, Şam, Mart 2022. (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in fotoğrafının olduğu bir reklam panosu, Şam, Mart 2022. (Reuters)
TT

Moskova'nın Suriye'deki ‘taktiksel’ geri çekilişi ve değişen öncelikleri

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in fotoğrafının olduğu bir reklam panosu, Şam, Mart 2022. (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in fotoğrafının olduğu bir reklam panosu, Şam, Mart 2022. (Reuters)

Son günlerde Rus ordusunun işgal altındaki Suriye toprağı Golan'la temas hattı yakınlarındaki gözlem noktalarından art arda çekilmesi, Lübnan'da şiddetlenen ve hızla Suriye coğrafyasına yayılan çatışma bağlamında Rusya'nın konumlanışına ve İsrail ile ABD'nin ‘bölgesel durumun yeniden düzenlenmesi ve İran'ın bölgedeki etkisinin azaltılması’ olarak adlandırdığı beklenen gelişmeler açısından Rusya'nın bir sonraki aşamadaki önceliklerine ilişkin soru işaretleri yarattı.

Son günlerde Rus askeri güçlerinin İsrailli kaynakların stratejik olarak tanımladığı mevzileri aniden boşalttığına dair haberler geldi.

Kaynaklar, bunlardan en önemlisinin kuzey Dera kırsalındaki Tel el-Hara'daki bir gözlem noktası olduğunu bildirirken, Kuneytra kırsalındaki Tel eş-Şaar ve Tel Mashara'dan da benzer çekilmeler olduğuna dair ek veriler ortaya çıktı. Rus güçleri geri çekilmeden önce ekipmanlarını topladı ve Rus bayrağını bölgelerden kaldırdı.

İlginçtir ki Rus askeri kurumu bu bilgilerle ilgili yorum yapmaktan kaçındı ve özellikle İsrail güçlerinin bu bölgeleri çevreleyen alanlarda artan faaliyetleri ışığında birçok spekülasyona yol açan bu geri çekilmelerin nedenlerine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

xcd
İsrail askerleri geçtiğimiz mayıs ayında Lübnan ve Suriye sınırındaki Golan Tepeleri'nde eğitim tatbikatı sırasında (EPA)

Rusya'nın bu hamlesinin, İsrail güçlerinin birkaç gün önce Kuneytra vilayeti ile işgal altındaki Suriye toprağı Golan arasındaki sınır şeridi yakınlarında gerçekleştirdiği askeri hareketliliğin ardından geldiği biliniyor. Söz konusu askeri hareketlilik kapsamında çok sayıda İsrail tankı ve askeri aracı işgal altındaki Golan Tepeleri'nde konuşlanmıştı.

Son aylarda İsrail, Suriye topraklarındaki hedef almaların artmasına ve İsrail tarafından İranlı milislerin elit güçlerinin Suriye'nin güneyine geldiğine dair bilgilerin yayılmasına paralel olarak Suriye Golan'ında koridorlar açtı ve ateşkes hattı boyunca birkaç kez mayın patlattı.

zdsvfd
Rus güçleri bir süre önce işgal altındaki Golan Tepeleri sınırında yeni bir gözlem noktası kurdu. (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi)

Moskova daha önce Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilimi azaltmak için temas hatlarına yakın 17 askeri gözlem noktası ve devriye konuşlandırmıştı.

Bu da art arda gelen geri çekilmelerin bölgeyi gerilim dalgasına açık bıraktığı anlamına geliyor.

xcd
Suriye'nin işgal altındaki Golan bölgesinde bir Rus askeri (Arşiv - AFP)

Bu, Moskova'nın bir çatışmaya girmek ya da güçlerini fırtınanın ortasında tutmak istemediğinin ve devam eden kötüye gidişi durdurabilecek gibi görünmediğinin bir işaretidir.

Rusya'nın geri çekilmesini açıklamak için iki hipotez ortaya atıldı: Birincisi, Moskova'nın İsrail tarafından bölgede yaklaşan aktif askeri operasyonlar konusunda uyarıldığı ve İsrail güçlerinin Hizbullah ve İran destekli diğer milislerin mevzilerini takip etmeye ve zayıflatmaya kararlı olduğu.

İkinci hipotez ise Şarku’l Avsat'ın görüştüğü Rus diplomatlardan geldi. Bir diplomatın sözlerine göre ‘Rusya'nın İsrail tarafından gelen uyarılara ya da diktelere tabi olmadığı ve bu geri çekilmelerin İsrail'e Suriye topraklarındaki operasyonlarının kapsamını genişletmesi için yeşil ışık yakmak anlamına gelmediği; aksine İran ve ona bağlı silahlı gruplara İsrail'e karşı askeri operasyonlarda bulunmaları için daha geniş alanlar vermeyi amaçlıyor olabileceği’ şeklinde bilgiden ziyade spekülasyon içeriyordu.

Her iki durumda da Moskova güçlerini olası gelişmelerden uzak tutmayı tercih etmiş gibi görünüyor. Bazı tahminler Rus güçlerinin durumun daha da kızıştığı bölgelerde konuşlandırdıkları gözlem noktalarını ve mevzileri tahliye etmeye devam edeceğini gösteriyor.

Ancak Rus gözlemcilerin deyimiyle bu ‘taktiksel geri çekilmeler’, Rusya'nın daha geniş kapsamlı adımlar atacağı anlamına gelmiyor. Şarku’l Avsat'a konuşan bir Rus analiste göre, Suriye'deki Rus askeri varlığı, Batı ile şiddetlenen çatışmanın arka planında önemini arttırdı.

Ancak bu analiz, özellikle İsrail'in Suriye coğrafyasındaki operasyonlarının kapsamını genişletmeye yönelik potansiyel planları açısından gelecekteki gelişmelerin doğasıyla bağlantılı görünüyor. Kremlin'in dün (Perşembe) Suriye'deki durumun daha da kötüye gitmesine karşı yaptığı uyarılar bunu açıkça ortaya koydu.

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitriy Peskov, “İsrail'in Suriye'deki düşmanca eylemlerinin coğrafyasının olası genişlemesi, Ortadoğu için feci sonuçlar doğuracaktır” dedi.

Ancak Peskov, gazetecilerin, gelişmelerin İsrail'in İran ve Hizbullah güçlerini takip etmek üzere Suriye içinde bir kara harekâtına yol açması halinde Rusya'nın olası tepkisine ilişkin sorularını yanıtlamaktan kaçındı. Peskov sadece, ‘sonraki gelişmeler hakkında spekülasyon yapmanın şu anda uygun olmadığı’ şeklinde muğlak bir göndermede bulundu.

Ateşli mesajlar

Aynı zamanda Moskova'nın İsrail'in Suriye'deki askeri hamlelerini eleştirirken kullandığı retoriğin yeni bir seviyeye ulaştığı görüldü. Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın Suriye'deki son saldırıları ‘sivilleri hedef alan ve uluslararası yasaları ağır bir şekilde ihlal eden saldırganlık’ olarak tanımlayan öfkeli tonu, Moskova'nın daha önce kullanmadığı güçlü bir kınama içeriyordu.

zxs
Hmeymim Hava Üssü yakınlarındaki bir Hizbullah deposunda meydana gelen patlamadan (sosyal medya siteleri)

Ancak gerilim sadece açıklamaların tonuyla sınırlı kalmadı; son zamanlarda İsrail ve Rusya'nın doğrudan ateşli mesajlar verdiği görüldü. Rus ordusunun 2015 sonbaharında Suriye'de konuşlanmaya başlamasından bu yana ilk kez Hmeymim Hava Üssü’ne ait tesislerin bombalanması bunun bir örneğiydi.

Moskova'nın bu gelişme hakkında hiçbir yorum yapmaması ve askeri sözcünün Suriye'deki durumla ilgili periyodik bilgilendirmelerde bulunurken bu konuya değinmekten kaçınması dikkat çekicidir. Ancak İsrail kaynaklarına göre bombalamanın Hizbullah için savaş ekipmanı ve mühimmat içerdiğine inanılan bir depoyu hedef aldığı ortaya çıktı. Moskova mesajı anladı ve olayla ilgili yorum yapmadı. Sadece benzer bir ateşli mesajı, ‘teröristleri’ hedef aldığını söyleyerek, Suriye'nin doğusunda bulunan et-Tanf Üssü yakınlarındaki yerleri bombaladığında tamamen farklı bir hedefe gönderdi.

nyjukıl
Suriye'nin Lazkiye kentinin güneydoğusundaki Hmeymim Hava Üssü’nde bir Rus savaş uçağı, Ekim 2015. (Sputnik)

Ukrayna'da savaşın başlamasından birkaç ay sonra, 2022 yazında Suriye'deki güçlerini azaltmaya başlayan Moskova'nın Suriye'de Hizbullah'a ve İran destekli bazı milislere geniş imkânlar sağladığı biliniyor. Rus güçleri, İran tarafından kontrol edilen Suriye havaalanlarının bombalanmasının ardından bu gruba silah ve teçhizat transferini kolaylaştırdı.

Moskova ayrıca, Hizbullah güçlerinin ve işbirlikçi milislerin Golan'dan Suriye'nin derinliklerine doğru 80 kilometre uzakta kalmasını öngören önceki anlaşmanın ihlal edilmesine rağmen, Hizbullah birliklerinin Suriye'nin güneyinde yeniden konuşlanmasına göz yumdu.

Veriler Rusya'nın binlerce asker ve subayını Suriye’den geri çekerek Ukrayna'ya kaydırdığını gösteriyor. Rus askeri çevreleri bu hamleyi “Rus kuvvetlerinin, özellikle de kara kuvvetlerinin, terörle mücadele ve Suriye hükümetinin mevzileri üzerindeki kontrolünü güçlendirme ana görevi başarıldıktan sonra Suriye'de artık özel bir görevi kalmadı” şeklinde gerekçelendirdi.

Ancak bir askeri yorumcuya göre kuvvetlerin azaltılması Moskova'nın Suriye'deki önceliklerinin azalması anlamına gelmiyor; zira ‘hava kuvvetlerinin stratejik varlığı ve uzun menzilli yetenekleri Suriye coğrafyasından daha geniş görevlere sahip ve Rusya'nın Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki varlığıyla ilgili.’

Değişen öncelikler

Bu değerlendirme elbette Gazze'de başlayan, Lübnan'a sıçrayan ve şimdi Suriye'yi ciddi şekilde tehdit eden gelişmelerden önceydi. Burada Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yaklaşık iki ay önce Suriyeli mevkidaşı Beşşar Esed'i Moskova'da kabul ettiği ve ‘bölgenin çok tehlikeli gelişmelere sahne olmak üzere olduğu ve Suriye'nin bu gelişmelerden izole edilmeyeceği’ uyarısında bulunduğu konuşmasına dönmemiz gerekiyor.

cvfbo8l
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında Kremlin'de gerçekleşen görüşmeden (AFP)

Putin'in uyarısı, Rusya'nın bölgedeki beklentilere ve Gazze Şeridi'ndeki savaşın genişlemesinin sadece bir zaman meselesi olduğuna dair ilk işaretiydi. Bu koşullar altında Moskova'nın yeni durumla başa çıkmak için planlarını formüle edip etmediği henüz net değil. Bazı önde gelen Rus uzmanlar daha önce Rusya'nın Suriye'ye yönelik her düzeyde kapsamlı bir stratejisinin olmamasını eleştirmişti. Bu, Moskova'nın nihai bir siyasi çözüme yönelik uzak vizyonu, Türkiye'ye yönelik tutumu ve kuzeydeki ve İdlib bölgesindeki hamleleri, ABD'nin varlığı ve son olarak Gazze çevresindeki durum kötüleşmeden ve savaş Lübnan ve Suriye'ye sıçramadan önce bile Suriye'de giderek artan İsrail etkinliği için geçerli.

Uzmanlar Moskova'nın Suriye'de stratejik bir askeri varlık sürdürmenin öneminden hareket ettiğini, ancak bunun Moskova için çok maliyetli olmayacağını belirtiyor.

x cvfdbg
Rusya Savunma Bakanlığı'nın bir videosundan alınan görüntüde, Suriye'nin Tartus kenti açıklarında Akdeniz'de yapılan stratejik komuta ve personel tatbikatı sırasında Rus fırkateyni Admiral Grigorovich ve bir Kamov Ka-27 helikopteri havalanırken görülüyor. (AP)

Bu bağlamda, Rusya Devlet Başkanı'nın geçen yılın sonunda ülkesinin Suriye'deki güçlerinin varlığının ‘geçici olduğunu ve Rusya için faydalı olduğu sürece devam edeceğini’ söylediğini hatırlamakta fayda var.

Söz konusu açıklamada “Rus askeri güçleri, bize çok yakın olan dünyanın bu hayati bölgesinde Rusya'nın çıkarlarını sağlamak için oradalar” diyen Putin, Moskova'nın ‘bu askeri birlikleri Suriye'den çekmeyi henüz planlamadığını’ vurgulamıştı.

İlginç bir şekilde Putin, Suriye'deki Rus mevzilerini ‘üs’ değil ‘nokta’ olarak nitelendirdi ve Moskova'nın orada ‘uzun vadeli yapılar’ inşa etmediğini belirtti. Putin, ülkesinin gerekirse tüm askeri personelini ‘yeterince hızlı bir şekilde’, herhangi bir maddi kayıp olmadan geri çekebileceğini de sözlerine ekledi.

cdsvfg
Golan Tepeleri'nde Hizbullah tarafından bombalanan bir İsrail mevzisi, 26 Haziran. (AP)

Uzmanlar Putin'in konuşmasının, durumun daha da kötüleşmesi ve Rus güçlerinin Suriye'deki varlıklarının stratejik avantajını kaybetmesi halinde Rusya'nın atacağı adımların seviyesini doğru bir şekilde tanımladığına inanıyor.

Ancak bazı uzmanlara göre bu durum, Moskova'nın genelde bölgede, özelde ise Suriye ve Irak'ta ABD çıkarlarına karşı çeşitli güçleri destekleme anlamında Washington için durumu zorlaştırma politikasını sürdürmesini engellemiyor. Bu durum İsrail'in Suriye ve çevresindeki hareketlerinin bir sonraki aşamasına da yansıyabilir. Analistlere göre bu politika, Moskova gelişen sahnenin mekanizmalarına dayanarak bölgedeki hareketleri için yeni planlar geliştirene kadar devam edecek.



Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor

Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor
TT

Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor

Yemen güçleri Batı Sahili'ndeki kazanımlarını pekiştiriyor, Babülmendeb'deki mevzilerini güçlendiriyor

Yemen Silahlı Kuvvetleri, Batı Sahili'nde elde ettiği kazanımları pekiştirirken Babülmendeb Boğazı'na hakim bölgedeki mevzilerini güçlendirdi. Bu gelişmeler, Yemen'in batısındaki Taiz vilayetine bağlı el-Vaziye ilçesinde ilerleyişin sürdürülmesiyle eş zamanlı olarak yaşandı. Operasyonlar, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülürken Taiz'in güney kırsalında ve kent çevresindeki cephelerde Husilerle çatışmalar devam ediyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, son saatlerde 1.800'den fazla Husi unsurunun etkisiz hale getirildiğini açıklarken orduya ait verilere göre Husilerin son iki hafta içinde farklı cephelerde düzenlenen hava ve kara saldırıları sonucunda yaklaşık 10 bin ölü ve yaralı verdiği bildirildi.

Yemen askeri medyasına göre Ulusal Kalkan Güçleri, Amalika Tugayları ve Müşterek Kuvvetler, Kahbub cephesinde kontrolü tamamen sağladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendeb'e hakim yüksek kesimlerdeki konumunu güçlendirirken stratejik öneme sahip bu hattın güvenliğini sağlama kapasitesini de artırdı. Operasyonlar Batı Sahili'nde devam ediyor.

Yemen'in Taiz vilayetindeki Acil Durum Komitesi, Husilerin kontrolüne geçen ilçelerde güvenlik koşullarının olağanüstü boyutlara ulaşması nedeniyle okullar, enstitüler ile kamu, vakıf ve özel üniversitelerde eğitime ara verdi. Komite ayrıca söz konusu bölgelerdeki kamu kurumlarında çalışan personele geçici izin verdi.

Birleşmiş Milletler ise Husi saldırılarının, yerinden edilmelerin ve insani yardımların bölgeye ulaştırılmasına yönelik kısıtlamaların artmasıyla Taiz'deki insani durumun daha da kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Ana yolların kapalı kalması, sınırlı hizmet ve kaynaklar üzerindeki baskının artmasıyla birlikte bölgedeki insani koşullar ağırlaşıyor.

Birleşmiş Milletler, yayımladığı son raporda Taiz kentine doğudan ulaşan yolun hâlâ kapalı olduğunu belirtti. Aden ile Taiz arasındaki yolların kesilmesi ise Aden depolarından gelen başlıca ikmal hatlarından birinin devre dışı kalmasına yol açtı. Bu durum, insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşma ve giderek artan ihtiyaçlara yanıt verme kapasitesini sınırlıyor.


Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu

Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu
TT

Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu

Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu

Yemen'de Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, Riyad'a düzenlenen saldırıda kullanılan bir balistik füze fırlatma rampasının imha edildiğini duyurdu.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, imha operasyonunun Suudi Arabistan'a yönelik eli kulağında bir saldırının hazırlıkları sürerken, Sana'da gerçekleştirildiğini bildirdi.

Koalisyon daha önce dün, Husi milisler tarafından fırlatılan bir balistik füzenin Riyad şehrinin kuzeyinde engellenerek imha edildiğini açıklamıştı.

Tümgeneral el-Maliki, "Fırlatma rampasını Koalisyonun istihbarat sistemiyle Sana semalarında takip ediyoruz ve imha edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Süveyda'da el-Hicri yandaşlarının 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail'e destek vermesi kınandı

Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
TT

Süveyda'da el-Hicri yandaşlarının 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail'e destek vermesi kınandı

Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)

Suriye'nin Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Süveyda vilayetindeki kaynaklar, Ruhani Lider (Şeyh el-Akl) Hikmet el-Hicri'nin takipçileri tarafından çarşamba günü 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde İsrail ile dayanışma amacıyla düzenlenen etkinlikleri kınadı. Suriye hükümeti ile Dürziler arasında arabuluculuk yürüten Dürzi bir isim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Hicri hareketine karşı "alternatif bir akımın" oluşumunun tamamlandığını açıkladı.

Süveyda kentinde bugün, İsrail bayraklarının yanı sıra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile vilayetin büyük bölümünde (Süveyda kenti dahil) kontrolü elinde tutan "Ulusal Muhafızlar" grubunun lideri Şeyh Hicri'nin fotoğraflarının taşındığı bir gösteri ve konvoy düzenlendi. Kendisine bağlı güçlerle daha önce "Başan Devleti" adını verdiği yapının kuruluşunu ilan eden Hicri kanadı, bu gösteriyi 2023'ten bu yana Gazze savaşını başlatan 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde İsrail ile dayanışma amacıyla gerçekleştirdi.

Süveyda kentindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a yaptıkları değerlendirmede, "Hicri'nin çeteleri" olarak nitelendirdikleri grubun katıldığı bu etkinliklerin İsrail'in kucağına atılmak için izlenen yöntemlerden biri olduğunu belirterek, bunun yerine İsrail tarafından katledilen binlerce Gazzeli çocukla dayanışma gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

vfgbhj
Süveyda'da Hikmet el-Hicri yanlısı grubun, 7 Ekim olaylarında İsrail işgaliyle dayanışma amacıyla düzenlediği yürüyüş (Hicri yanlısı web siteleri)

Diğer yandan, Süveyda vilayetinde Temmuz 2025'teki kanlı olaylardan bu yana süren krizi çözmek amacıyla "Suriye hükümeti ile Dürziler arasında arabuluculuk" yürüten Dürzi bir kaynak, 15 üyeden oluşan ve Süveyda'daki aileleri, şeyhleri, akademisyenleri ile entelektüel kesimleri temsil eden geniş bir danışma kuruluna sahip "Acil Durum Komitesi"nin kurulduğunu açıkladı. Kaynağımız, bu aşamada arabuluculuk sürecinin gizliliğini ve katılanların güvenliğini sağlamak adına isminin açıklanmamasını tercih etti.

Kaynak, komitenin Süveyda içinden ve dışından Dürzi şahsiyetlerin yanı sıra yurt dışındaki Suriyeli Dürzi toplumundan isimleri de barındırdığını kaydetti.

Suriye içi çözüm

Kaynak; hükümet ile Süveyda halkı arasında, Şeyh Hicri'nin artık çözümün değil sorunun bir parçası haline geldiği yönünde zımni bir uzlaşma ve yüksek bir bilincin bulunduğunu belirtti. İki taraf arasında "her türlü çözümün Suriyeliler arasında (Suriye içi) olması gerektiği ve bundan taviz verilmeyeceği" konusunda prensip anlaşması sağlandığı ifade edildi.

Süveyda halkının tamamının, hükümetin Temmuz 2025 olaylarından önce Süveyda halkı tarafından sunulan neredeyse tüm talepleri kabul ettiğinin ve vilayet halkının güvenliğini ve onurunu güvence altına alacak şekilde hâlen pek çok şey sunmaya hazır olduğunun bilincinde olduğunu belirten kaynak, iki tarafın çıkarının ortak olduğunu vurguladı: Tüm ülke topraklarında Suriye egemenliğinin sağlanması ve özellikle kendi bölgeleriyle ilgili konularda Dürzilerin ulusal karar alma süreçlerinde temsil edilmesi.

Ancak sözcü, Suriye hükümetinin Dürzilerle çalışırken "vatansever olan fakat Süveyda'daki çözümlerin niteliği konusunda hükümetle kısmen ayrışan güçlü Dürzi ulusal figürleri göz ardı etme ve ötekileştirme eğiliminde olduğu" eleştirisinde bulundu.

Sözcü, "Suriye hükümeti, vilayetteki Dürzilerin Şam karşısında kendilerini kararlı bir şekilde temsil edemeyeceğini ve haklarını talep edemeyeceğini düşündüğü kişileri destekledi. Dolayısıyla toplumun kaygılarını, çıkarlarını ve endişelerini temsil eden liderlerle temas kurmadı" dedi.

Bu durumun hükümet tarafından düzeltilmesi gereken bir sorun olduğunu vurgulayan sözcü; dış güçlerin piyonu olmayan, hükümet karşısında eğilmeyen, aynı zamanda hem vatanın hem de toplumun çıkarlarını kararlılıkla savunan Dürzi şahsiyetlerle iş birliği yapılması gerektiğini ifade etti.

cvfg
Süveyda'dan Suriye vatandaşları günlük işlerini kolaylaştırmak adına valilik binasında işlemleriyle ilgileniyor (Süveyda Valiliği)

Sözcü, "Süveyda krizini çözmek için büyük bir umut var, ancak asıl sorun İsrail'de. Bu iki konu birbiriyle yakından bağlantılı; bunların birbirinden ayrılması ve Süveyda sorununun Suriyeliler arasında çözülmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arabuluculuk sürecinin şu anda hükümetin ne sunacağı ve Süveyda halkının neyi kabul edeceği üzerine odaklandığını kaydedederek, hükümet tarafının bu taleplere olumlu cevap verdiğini belirtti.

Sonuç olarak her iki taraf arasında büyük bir uzlaşı ve Suriyeliler olarak çıkarlarının ortak olduğuna dair bir bilinç bulunuyor. Dürzi toplumuna zarar veren şey Suriye'ye de zarar verir; Suriye'ye zarar veren şey Dürzi toplumuna da zarar verir. Ancak süreç, vilayette her türlü çözümü engelleyen odaklarla —yani Hicri'nin oğlu Selman tarafından yönetilen 'Güvenlik Ofisi' liderliğiyle— nasıl bir çözüm izleneceğine bağlı.

Tamamen güvenlik odaklı bir engel

Sözcü, masada pek çok çözümün bulunduğunu ancak bunlar üzerinde uzlaşmanın, arabuluculuk aşamasından tek masa etrafındaki doğrudan müzakereler aşamasına geçildiğinde gerçekleşeceğini vurguladı.

Sözcü şöyle devam etti: "Müzakerelerde siyasi ve sosyal boyutun çözüldüğü, birçok konuda anlaşmaya varıldığı görüldü. Geride kalan tek engel tamamen güvenlik odaklı; o da vatansever bir unsur olduğu için 'çetelerle' mücadele edecek, para, mühimmat ve medya desteğiyle güçlendirilecek tarafın kim olacağı meselesidir."

Komitenin gün yüzüne çıkması için ABD Elçisi ve uluslararası toplum tarafından "çete" olarak nitelendirilen yapıların nüfuzuna son verilmesi gerektiğini belirten kaynak, "Şu anda üzerinde çalışılan ve incelenen sorun bu; burada İsrail faktörü devreye giriyor" dedi.

Sözcü, "2026 yılı başından bu yana İsrail'in Hicri'ye maddi destek göndermediğini" belirterek, ABD'nin genel olarak Suriye konusunda İsrail üzerinde muazzam bir baskı uyguladığına ve Süveyda'nın Suriye-ABD-İsrail ilişkilerinde küçük bir detay olduğuna dikkat çekti.

Sözcü konuşması sırasında, ellerine ihanet, doğrudan ajanlık ve vatana komplo bulaşmamış kişiler ile "çete ve çapulcu" olarak nitelendirilenler arasında ayrım yapılması gerektiğini, birinci gruptakilerin Süveyda'da ve gelecekte devlet kurumlarında yeri olacağını vurguladı.

"Ulusal Muhafızlar" içindeki anlaşmazlıklar artıyor

"Ulusal Muhafızlar" bünyesindeki gruplar arasında artan anlaşmazlıkların bir göstergesi olarak, Süveyda'daki en büyük yerel silahlı gruplardan biri olan (yaklaşık 8 bin savaşçıya sahip) "Rical el-Kerame" (Onurlu Adamlar Hareketi) liderlerinden Basım Ebu Fahr, isim vermeden Hicri ve destekçilerini, vilayet halkını bir "kan projesine" sürüklemekle suçladı.

Ebu Fahr, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "İnsanları bir kan projesinin içine soktular; bunun için başkalarını kışkırtan, aşağılıkları öne çıkaran ve şerefli insanları arkadan bıçaklayan yüzlerce hesap görevlendirdiler. Sonunda kandırılanların zihninde hakkı batıl, batılı da hak yaptılar."

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre Ebu Fahr ailesinden paylaşılan bu ifadeleri kınamaları ve reddetmeleri istendi; ancak ailenin çoğunluğu bu metni reddetmeyi kabul etmedi.