Suriye'nin kuzeyindeki çatışmasızlık bölgesi ve ‘küllerin altındaki kor’

Suriye'nin kuzeyinde silahlı muhalif grupların kontrolündeki Cerablus bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir askeri araç (AFP)
Suriye'nin kuzeyinde silahlı muhalif grupların kontrolündeki Cerablus bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir askeri araç (AFP)
TT

Suriye'nin kuzeyindeki çatışmasızlık bölgesi ve ‘küllerin altındaki kor’

Suriye'nin kuzeyinde silahlı muhalif grupların kontrolündeki Cerablus bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir askeri araç (AFP)
Suriye'nin kuzeyinde silahlı muhalif grupların kontrolündeki Cerablus bölgesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir askeri araç (AFP)

Mustafa Rüstem
Suriye'nin kuzeyindeki çatışmasızlık bölgesi, İdlib ve Halep kırsalında zeytin ağaçlarıyla bezeli yeşil bir alanken bir savaş alanına dönüştü. Silahlı muhalif grupların açtığı ateş yüzünden tükenmiş haldeki bölgede ufukta herhangi bir çözüm görünmüyor. Öte yandan Ankara ve Moskova, Suriye'nin kuzeyine yeni düzenlemeler dayatmak ve yeni bir tablo çizmek için baskıya devam ediyorlar.
Çatışmasızlık bölgesi, şiddetli çatışmaların patlak vermesinin ardından en kötü günlerini yaşadı. Türk güçleri, her ikisi de silahlı muhalif gruplar olan ‘Kuzey Şahinleri Tugayı’ adlı grubu dağıtmaya çalışıp silahlarını 'Müşterek Kuvvet' adlı gruba teslim etmeye zorlayarak çatışmaların fitilini ateşledi.
Gözlemciler, bölgedeki son gelişmeleri, Türkiye’nin Şam ve Ankara arasında aralarında güvenlik toplantılarının ve iki ülkenin dışişleri bakanları arasında Rusya'nın başkenti Moskova’da yapılan üst düzey diplomatik toplantının yer aldığı çok sayıda görüşmenin ardından Suriye-Türkiye normalleşmesine karşı çıkan tüm muhalif gruplara kaçınılmaz bir son vermeyi amaçlayan hamlesinden kaynaklandığı yorumunda bulundular.
Ankara endişeli 
Ankara, aslında desteklediği, ancak Türk askerinin konuşlu olduğu üslere saldıran, Türk kargo araçlarına ve Türk mallarını taşıyan araçlara zarar veren bazı silahlı muhalif grupların Şam ile normalleşmesine karşı olmalarının yarattığı tehlikeyi hissetti. Bu tehlike özellikle Halep'in kuzeydoğusunda, Halep'e 40 kilometre uzaklıktaki El Bab kenti yakınlarında bulunan Ebu ez- Zendin Sınır Kapısı dahil olmak üzere, muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri düzenli güçlerin kontrolündeki bölgelere bağlayan sınır kapılarının açılmasını engellediklerinde ve Türk bayraklarını yırttıklarında daha da belirgin hale geldi.
Gözlemciler Kefer Cenne ve Afrin'deki son gelişmelerin sebebinin, Ankara’nın Şam'la ilişkileri yeniden kurmadaki kararlılığının ardından aralarında Kuzey Şahinleri Tugayı’nın da olduğu muhalif grupların Türkiye'nin Suriye ordusuna yönelik saldırıların azaltılması yönündeki dayatmalarına boyun eğmeyerek Türk devriyelerine saldırmasından ve Türk askerlerinin muhalif grupların saldırılarına maruz kalmasından kaynaklandığını düşünüyorlar.
Kuzeyden gelen bilgiler Kuzey Şahinleri Tugayı’nın karargahını teslim ettiğine işaret ediyor olabilir. Konuyla ilgili bazı kaynaklar, Türkiye’nin yeni yaklaşımına karşı çıkan ve aralarında Şam Cephesi (Cebhe eş-Şamiye), Semerkant Tugayı, El-Mutasım Tugayı ve Ahrar eş-Şarkiye gibi grupların bulunduğu geniş çaplı bir çatışmaya girmesi muhtemel grupların hazır olduğundan ve Türkiye'nin muhalefetin iç saflarını ve askeri kanadını organize etmek için sadece Türkmen grupları tutacağını söylediler. 
 

Hdhdhdh
Kuzey Şahinleri Tugayı, 11 yıl önce Suriye'nin kuzey bölgelerinde rejim güçlerine karşı kurulmuştu (Independent Arabia)

(Muhalif) Suriye Milli Ordusu'na (SMO) bağlı İkinci Kolordu'nun (27. Tümen) Kuzey Şahinleri Tugayı’nın geri çekildiğini duyurdu. SMO tarafından 17 Ekim'de yayınlanan açıklamaya göre yeniden yapılandırma çalışmaları iki yıldır devam eden SMO’da bazı askeri oluşumlara verilen roller ve faaliyetler yeniden dağıtıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Son dönemde sahadaki gereksinimler nedeniyle ve askeri gücü düşmanlarla savaşta daha etkili ve daha verimli hale getirmek amacıyla Kuzey Şahinleri Tugayı dağıtılarak Şam Cephesi’nden ayrıldığı duyuruldu. Birliğin yönetimi Savunma Bakanlığı'na devredildi.”
Kitlesel göç
Kefer Cenne’ye bağlı köyler de dahil olmak üzere Afrin kırsalındaki çatışma bölgelerinde yaşananları yakından takip eden kaynaklar, Kuzey Şahinleri Tugayı’nın Askeri Kolej'den çekildiğini bildirdi. İnsan hakları aktivisti Muhammed es-Seyid Ömer, Afrin'in Bülbül, Meryemeyn, Şeyhurze ve Kızılbaş köylerinde Türkiye yanlısı ve karşıtı gruplar arasında yaşanan çatışmalar ve bölge sakinlerinin sivillerin tarafsızlaştırılması çağrılarının ortasında yüzlerce ailenin Kefer Cenne köylerinden Afrin'e kitlesel göç ettiğini söyledi.
Ömer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Müşterek Kuvvet gruplarının (Hamzat Tugayı, Amşat Tugayı ve Sultan Murad Tugayı) başlattığı savaş karşısında Kuzeyin Şahinleri Tugayı’nın silahlarını teslim etmesinin ardından, Halep kırsalında Cerablus, El Bab ve Afrin kentlerinde teyakkuz halinde itidalli bir sükunetin hakim olması bekleniyor. Ancak Türkiye'nin planına karşı çıkan silahlı muhalif grupların sayısının fazla ve kuzeybatıda geniş bir alanı kontrol eden Heyetu Tahriru'ş Şam’ı (HTŞ) yatıştırmanın zor olması nedeniyle gerginlik henüz bitmiş değil.”
Çatışmasızlık bölgesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018 eylülünde Soçi'de Suriye ordusu ile muhalifler arasında 15 ila 25 kilometre büyüklüğünde silahtan arındırılmış bir bölge kurulması konusunda anlaşmaya varmaları ve bunu ilan etmelerinin ardından Putin-Erdoğan bölgesi olarak adlandırılmaya başladı. Bölgede geniş bir alanı silahlı muhaliflerin kontrolünde olan İdlib’teki durumu düzeltmek amacıyla Rus ve Türk güçleri tarafından ortak devriyeler düzenleniyor. 
Çatışmasızlık bölgesinin kurulmasını öngören Soçi Anlaşması ağır silahların bölgeden çıkarılmasını ve aralarında HTŞ’nin araların da olduğu savaşan muhalif grupların bu bölgenin dışına çekilmesini şart koşuyor. Ancak Suriye'de DEAŞ’tan sonra en büyük militan grup olan HTŞ özellikle kuzeybatıda askeri bir operasyona hazırlanıyor.
Uzmanlar HTŞ'nin 2019 nisanında Suriye ordusunun başlattığı askeri operasyonunun yanı sıra İdlib'in güney kırsalı ve Hama'nın doğu kırsalındaki bölgeleri kaybetmesinin ardından Gazze ve Lübnan'daki olaylar ve Hizbullah üyeleri ile komutanlarının Lübnan'ın güneyinden çekilmesinin yarattığı kaostan faydalanarak cephe hatlarına doğru ilerlemeye çalıştığını düşünüyor. Uzmanlara göre HTŞ, düzenli ordunun 2019 nisanında başlattığı askeri operasyonun ardından bu amaçla üyelerine üst düzey askeri eğitimler veriyor. 
Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), ağır ve gelişmiş toplar ve orta menzilli roketatarların yanı sıra askeri ve lojistik teçhizat, mühimmat ve asker araçlar taşıyan 70 tırlık bir askeri konvoyu Bab el-Heva Sınır Kapısı’ndan İdlib'in doğu ve güney kırsalındaki Türk mevzilerine doğru yola çıkardı. Bu arada Suriye ordusunun bölgeye büyük takviyeler gönderdiği ve seçkin güçler ile 25. Özel Görev Kuvvetleri Tümeni tarafından askeri bir harekât başlatıldığı bildiriliyor.
Ortak devriyeler
Rusya ve Türkiye arasında imzalanan mutabakatının uygulanması kapsamında, her iki ülkenin ordularından sekizer araçtan oluşan ortak devriyeler, 22 Ekim 2019 tarihinden bu yana devriye güzergâhı boyunca iki Rus helikopterinin hava desteği eşliğinde Halep kırsalındaki Ayn el-Arap bölgesinde düzenli olarak gerçekleştiriliyor. 
Diğer taraftan Rus savaş uçaklarının İdlib yakınlarında bir mobilya fabrikasını hedef alan saldırısında 10 kişi öldü, en az 30 kişi de yaralandı. Suriye'nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde Beyaz Baretliler olarak bilinen Suriye Sivil Savunma Örgütü, ‘ölenlerin hepsinin sivil olduğunu’ açıkladı. Suriye Sivil Savunma Örgütü’nün X platformundaki hesabından yapılan açıklamaya göre savaş uçakları bir kereste fabrikasını hedef aldı.
Çatışmasızlık bölgesi, Suriye hükümeti güçlerinin büyük askeri takviyelerinin yanında aylarca süren bir aranın ardından ilk kez Rusya’nın hava saldırılarına sahne oldu.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Cisr eş-Şuğur kırsalındaki el-Kende, eş-Şeyh, Sindiyan ve Keferiddin köyleri ile Lazkiye'nin kuzey kırsalındaki Kubane Tepeleri Hama'nın batı kırsalındaki Gap Ovası bölgesindeki el-Karkur köyü, Derkuş yakınlarındaki Ayn ez-Zerka bölgesi, İdlib kırsalındaki Bisengul ormanları, Şeyh Bahr bölgesi yakınlarındaki Maarat Misrin'in batısı ve Hareş Batanta bölgesi çevresine hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi. 
Suriye'nin kuzeyine yönelik tehdit sadece güvenlik ve askeri durumla ve muhalif gruplar arasındaki kaosla sınırlı değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Ekim'de İsrail'in Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarının buralarla sınırlı kalmayıp Suriye'nin kuzeyine doğru genişletmeyi planladığına dair uyardı.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de, Hamas ile Filistinli grupların heyetleri, arabulucular ve Gazze’yi “Barış Konseyi”nde temsil eden Nikolay Mladenov’un yanı sıra Amerikalı ve diğer bazı isimlerin katılımıyla yürütülen temaslar sürüyor. Görüşmeler, Filistinli grupların son sunulan öneriye verdiği olumlu yanıtın ardından ateşkes anlaşmasına odaklanıyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan kaynaklar, Kahire’deki müzakerelerin son durumuna ilişkin bilgi verdi.

Hamas’tan üç ve bir Filistinli gruptan bir kaynak, Filistin heyetinin çarşambadan perşembe akşamına kadar Kahire’de yapılan görüşmelerde arabuluculara ve Mladenov’a, 15 maddeden oluşan son teklifin ikinci aşamaya yönelik ciddi müzakerelerin başlatılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini ilettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat daha önce “yol haritası” olarak nitelendirilen teklifin detaylarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamada kalan hususların tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerine müzakerelerin yürütülmesini öngörüyor.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü tutuyor (AFP)

Hamas’tan biri Kahire’de olan iki kaynak, heyetin diğer grupların desteğiyle, birinci aşamanın istisnasız olarak uygulanması gerektiğini vurguladığını belirtti. Buna, Gazze’nin yönetimi için ulusal komitenin derhal göreve başlaması da dâhil.

Aynı kaynaklara göre Filistinli gruplar, arabuluculara ve Mladenov’a beş maddelik bir yanıt metni sundu. Metinde, birinci aşamanın eksiksiz uygulanması, İsrail’in tüm maddelere tam bağlılık göstermesi ve grupların yol haritasını kabul ederek kapsamlı müzakerelere hazır olduğu ifade edildi. Ayrıca planın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu çerçevenin en iyi şekilde uygulanmasını hedeflediği vurgulandı.

Metinde silah meselesinin, kapsamlı bir Filistin siyasi süreciyle bağlantılı ele alınacağı ve bu konudaki kararın yalnızca Hamas’a ait olmayıp, ulusal çerçevede verileceği belirtildi. Nihai hedefin ise uzun vadeli ateşkes sağlanması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına kavuşarak devletini kurması olduğu ifade edildi.

Kaynaklara göre Filistin heyeti, müzakerelere başlamadan önce İsrail’in sunulan belgeye ilişkin net bir tutum ortaya koymasını talep etti. Heyet ayrıca Gazze yönetim komitesine görevlerin devredilmesi konusunda tam hazırlık içinde olduğunu bildirdi.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü gösteriyor (AFP)

Filistinli grupların yanıtının ardından Mladenov’un bazı değişiklikler önerdiği ve bu değişikliklerin gruplar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Değişikliklerin; tarafların Trump planı çerçevesinde üzerinde uzlaşacağı bir metni kabul etmesi, Şarm eş-Şeyh’te varılan mutabakatlara tam bağlılık, son yol haritasının kabul edilerek hızlı bir şekilde müzakerelere başlanması ve silah konusunun ilgili plan ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı çerçevesinde ele alınmasını içerdiği kaydedildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in arabulucuların son önerisine verdiği ilk yanıtın olumsuz olduğunu ve özellikle ihlallerin durdurulması, “sarı hat”tan çekilme ve uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması gibi başlıklarda net taahhüt vermediğini ifade etti. Ayrıca İsrail’in günlük 600 yardım tırının girişine izin verme konusunda garanti vermediği de ifade edildi.

Görsel kaldırıldı.Yerinden edilmiş Filistinliler, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir kamyondan su alıyor (AP)

Mladenov’un İsrail’den görüşmelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’de 48 saatlik hava saldırısı durdurma talebinde bulunduğu, ancak buna resmi bir yanıt alamadığı da ifade edildi. Buna rağmen son günlerde hava saldırılarında görece bir azalma gözlemlendiği ve insani yardım tırlarının sayısının 200-280 seviyelerine çıktığı, ancak bunun yetersiz olduğu belirtildi.

Kaynaklar, Kahire’deki görüşmelerin planlanandan daha uzun süreceğini ve arabulucuların çözüm bulmak için yoğun çaba harcadığını ifade etti. ABD’nin İsrail üzerinde müzakereleri ilerletmeye yönelik baskı kurmaya başladığı, ancak bunun henüz yeterince etkili olmadığı dile getirildi.

Diğer yandan, Jared Kushner ekibinden bir ABD’li yetkilinin Hamas ile Mladenov arasındaki görüşmeye katıldığı ve Beyaz Saray’ın tarafların anlaşması hâlinde bunu memnuniyetle karşılayacağını bildirdiği iletildi. Yetkilinin, Kushner’in birinci aşamanın tüm maddelerinin uygulanması için İsrail üzerinde baskı kuracağını ifade ettiği de belirtildi.


Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
TT

Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)

Silahlı yerleşimciler bu sabah, Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kenti kuzeyindeki el-Arub bölgesinde sivillere ait evlere saldırdı. Aynı zamanda İsrail güçleri güney el Halil’de bir çocuğu gözaltına aldı.

Yerel kaynakların aktardığına göre silahlı yerleşimci gruplar, bu sabah erken saatlerde el-Arub’a bağlı Vadi eş-Şeyh bölgesindeki evlere saldırarak yoğun şekilde gerçek mermi kullandı. Filistin Haber Ajansı SAFA’ya göre saldırı, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında korku ve paniğe yol açtı. Olayda yaralanma olmadığı bildirildi.

Aynı bağlamda, İsrail güçlerinin ana yoldan geçmekte olan 15 yaşındaki bir çocuğu gözaltına aldığı, ardından el Halil’lin güneyindeki el-Alka bölgesinde ailesine ait eve baskın düzenlediği ve evi arayarak içindeki eşyaları tahrip ettiği belirtildi.

İsrail güçlerinin ayrıca e Halil kenti ile İdna ve Beyt Ula beldelerinde çok sayıda eve baskın düzenlediği, ev sahiplerine kötü muamelede bulunduğu, evleri aradıktan sonra evleri bilinçli olarak tahrip ettiği, ancak herhangi bir gözaltı yapılmadığı ifade edildi.

Öte yandan, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ın, Batı Şeria’da Filistinli topluluklara yönelik şiddet nedeniyle “radikal İsrailli gruplara” yönelik ilave yaptırımlar uyguladığı hatırlatıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Batı Şeria’daki yerleşimlerde yaklaşık 500 bin İsraillinin yaşadığı, bu yerleşimlerin uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasa dışı kabul edildiği ve barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüldüğü belirtiliyor.


Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
TT

Lübnan'ın güneyine düzenlenen İsrail saldırısında bir Lübnan askeri hayatını kaybetti

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, 30 Nisan 2026'da Güney Lübnan'ın Nabatiye bölgesindeki Kfar Rumman kasabasında İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Çavuş Ali Rifat Cabir görülüyor (Ordu "X" sayfası)

Lübnan ordusu, dün Güney Lübnan'daki Kfar Rumman - Nabatiye kasabasında bulunan evlerine düzenlenen İsrail saldırısı sonucu bir asker ve ailesinin bazı üyelerinin öldürüldüğünü "X" platformunda duyurdu.

Lübnan ordusu, baskının ailenin Nabatiye bölgesindeki evini hedef aldığını belirtti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre dün akşam ülkenin güneyine yönelik çok sayıda hava saldırısı düzenlendi.

Ajans, “düşman savaş uçakları ve insansız hava araçlarının (İHA), güneydeki Batı ve Orta kesimlerde yer alan Sur ve Bint Cubeyl ilçelerini 70’ten fazla hava saldırısıyla hedef aldığını, bununla eş zamanlı olarak topçu atışlarının da yapıldığını” bildirdi. Söz konusu saldırıların çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına, ayrıca evlerin, altyapının ve yolların tahrip olmasına yol açtığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Acil Durum Operasyon Merkezi’nden aktardığına göre  2 Mart ile 30 Nisan tarihleri arasındaki saldırıların toplam bilançosu, 2 bin 586 ölü ve 8 bin 20 yaralı oldu.

Öte yandan, İsrail ordusu dün güney Lübnan’da bir İsrail askerinin öldüğünü açıkladı. Yerel medya, askerin “Hizbullah” tarafından SİHA ile gerçekleştirilen saldırıda öldüğünü bildirdi. Ordu ayrıca bir askerin de yaralandığını duyurdu.

İsrail ordusu, dün akşam Lübnan’dan fırlatılan bir mühimmatın İsrail’in kuzeyindeki açık bir alana düştüğünü, ayrıca İsrail hava sahasına girmeden önce “şüpheli bir hava aracının” engellendiğini açıkladı. Bu gelişmeler nedeniyle ülkenin kuzeyinde sirenlerin çaldığı belirtildi.

Ordu ayrıca, Lübnan’ın güneyinde “Hizbullah”a ait yaklaşık 140 metre uzunluğunda bir tünelin imha edildiğini de duyurdu.

İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki çatışmalar, ABD ve İsrail’in İran’la savaşa başlamasının ardından yeniden tırmandı. Haftalar süren savaşın ardından İsrail ile Lübnan hükümeti arasında bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Ancak buna rağmen İsrail ordusu ile Hizbullah karşılıklı saldırılarını sürdürürken, İsrail güçlerinin hâlen Lübnan’ın güneyinde konuşlu olduğu bildiriliyor.