İsrail, Hizbullah'ı boğmak için mi yoksa Suriye'yi kuşatmak için mi sınır kapılarını bombalıyor?

Bir ay içinde 23 kez hava saldırılarının hedefi olan yerinden edilen kişiler, iki ülke arasında uzun mesafeleri yürüyerek kat etmek zorunda kalıyor.

İsrail, Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydit Yabus-Masnaa Sınır Kapısı'nı ve çevre yolları bombalayarak tahrip etti (Independent Arabia)
İsrail, Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydit Yabus-Masnaa Sınır Kapısı'nı ve çevre yolları bombalayarak tahrip etti (Independent Arabia)
TT

İsrail, Hizbullah'ı boğmak için mi yoksa Suriye'yi kuşatmak için mi sınır kapılarını bombalıyor?

İsrail, Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydit Yabus-Masnaa Sınır Kapısı'nı ve çevre yolları bombalayarak tahrip etti (Independent Arabia)
İsrail, Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydit Yabus-Masnaa Sınır Kapısı'nı ve çevre yolları bombalayarak tahrip etti (Independent Arabia)

Tarık Ali

Independent Arabia 25 Eylül ile 27 Ekim tarihleri arasında, yani yaklaşık bir ay boyunca, İsrail'in Suriye ile Lübnan arasındaki sınır bölgelerine düzenlediği 23 hava saldırısını gözlemledi.

Bu saldırıların en dikkat çekeni Suriye ile Lübnan arasındaki Suriye tarafında Cdeydit Yabus ve Lübnan tarafında Masnaa adıyla bilinen sınır kapısını ve çevre yolları hedef alan saldırı oldu. Cdeydit Yabus-Masnaa Sınır Kapısı, Humus kırsalındaki Cussiye (Lübnan'da Elka) Sınır Kapısı ve yine Humus’taki Mutarba Sınır Kapısı gibi Lübnan ile Suriye arasındaki yasal üç sınır kapısından biri. Ancak saldırılar, kara yolları, köprüler ve sınır kapıları gibi altyapıyı kullanılamaz hale getirdi.

İsrail’in amacı ne?

İsrail neden yasal sınır kapılarına ve çevresindeki yollara yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken bu bombalamaların sayısı, niteliği ve hedefleri ile siviller ve Hizbullah arasında ne gibi bir bağlantı var? Bu tür sorular gözlemcilerin, ilgili tarafların ve iki ülke arasındaki uzun mesafeleri yıkım nedeniyle arabalarla seyahat edemedikleri için yaya olarak kat etmek zorunda kalan yerinden edilmiş kişilerin aklını kurcalıyor.

Analistlere, İsrail merkezli haber sitelerine ve basına sızan haberlere göre İsrail'in Suriye ve Lübnan sınırına yönelik bu daha önce eşi ve benzeri görülmemiş saldırıları, bir yandan muhtemelen Suriye'den yapılan tedariki durdurarak, diğer yandan da yerinden edilmiş çevresini zorlu koşullara iterek Hizbullah’ın boğmayı amaçlıyor.

Sert bir uyarı mesajı

Siyasi ilişkiler konusunda uzman bir akademisyen olan İbrahim Aziz, durmaksızın tekrarlanan saldırıların amacının Suriye ve Hizbullah üzerinde baskı kurmak, daha da önemlisi Hizbullah'ın Suriye’den tedarik yollarını kesmek, Hizbullah çevrelerine baskı yapmak ve Lübnan içinde ve çıkış noktalarında, hatta kısa bir süre önce Şam'ın iki mahallesi olan Mezze ve Kefer Susa'da olduğu gibi Şam ve diğer şehirlerde suikastlar ve saldırılar düzenleyerek onu kuşatmak olduğunu düşünüyor.

Azizi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başta Cussiye Sınır Kapısı’na olmak üzere sınır kapılarına yönelik son saldırılar bardağı taşırdı.  Çünkü bu saldırılar, sadece sınır kapısında değil, Suriye toprakları içinde gerçekleşti. Sivil merkezler hedef alındı. Başta Tel en-Nebi Mando bölgesindeki Asi Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlayan köprü olmak üzere hassas altyapıyı tahrip edildi. Ayrıca oradan gelen görüntülerden de anlaşılacağı üzere can kayıplarına ve büyük bir yıkıma neden oldu. Şam'daki güvenlik karargahlarını ve sivil merkezleri hedef alan ve başkentin kalbinde can kayıplarına neden olan bu saldırılar, güçlü bir uyarı mesajıdır. Dolayısıyla İsrail, savaşın kapsamını genişletirken tüm taraflara mesajlar gönderiyor. Bu mesajlar, savaşın sonuna kadar açık olduğu ve hiç kimsenin hiçbir yerde güvende olmadığını söylüyor. İsrail’in geçtiğimiz günlerde Tahran'a yönelik saldırısı sırasında Suriye'nin güneyindeki hava savunma sistemlerini nasıl hedef aldığını gördük. Bu da İsrail'in hükümet ve ordu düzeyinde tüm tehlikeleri bertaraf etme ve tehlike derecesi düşük olsa bile kendisine karşı tehdit olarak gördüğü ne varsa savaş açma kararı aldığını açıkça ortaya koyuyor.”

Aşırı güç boşaltımı

Berlin'de yaşayan Suriyeli siyasi danışman Mahmud İtani, yaşananların güçlü baskı enerjisinin boşalmasından kaynaklanan askeri bir güç gösterisi olduğunu düşünüyor. İtani’ye göre İsrail, Suriyelilere, Hizbullah'ın Lübnan'daki çevresine ve genel olarak Lübnanlılara karşı, Batılı ülkelerin Suriye halkına karşı izlediği, onları boşluğa, muhtaçlığa ve kalıcı yoksulluğa sürükleme ve ardından öncelikleri ve arzuları değiştirme politikasının aynısını izliyor.

scdfv
Sınır kapılarının ve çevre yolların bombalanması yerinden edilenlerin çektiği zorlukları katladı (Independent Arabia)

İtani, değerlendirmesine şöyle devam etti:

“Suriyeliler yıllar önce, inançlarını savunmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve tüm cephelere gitmeye hazır ve istekliydi. Ancak onları zihinsel, mekansal ve finansal olarak boşluğa itmek ve en büyük endişesini tüp gaz, ekmek ve benzin alabilmek haline getirmek için bir plan yapıldı. Bu yüzden Suriyeliler artık savaş peşinde değil, o gün yiyecekleri ekmeğin peşindeler. İsrail'in bugün istediği de bu. Herkesin sadece hayatta kalmayı düşünmesi ve ellerindekileri bırakıp Suriye'de alternatif bir barınak ve yeni bir hayat kurmakla meşgul olmasını istiyor. Eğer ülkelerine geri dönerlerse, savaşmayı ve intikam almayı değil, sadece evlerini yeniden inşa etmeyi ve kaybettiklerini yeniden elde etmeyi düşünmeliler. Aşırı güç kullanmasının gerekçesi de bu.”

Açık talimatlar

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre göç ve pasaport yetkilisi, Cdeydit Yabus Sınır Kapısı'nı önündeki yolun iki kez üst üste hedef alındığını ve bunun sınır kapısının yasallığına karşı bir meydan okuma olduğunu söyledi. Şam kırsalındaki tek sınır kapısı olan Cdeydit Yabus Sınır Kapısı'nın Lübnan'dan gelenlere ne kadar dayanabileceği ve hizmet verebileceğini sorgulayan yetkili, “Direktiflerimiz ve talimatlarımız açıktır. İçişleri Bakanlığı'nın kararına göre geçiş işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla Lübnan'a giriş yapan Suriyeliler için 100 dolarlık döviz alım satımı askıya alındı. Bunun yanında özellikle şimdiye kadar 500 binden fazla Suriyeli ve Lübnanlının ülkenin çeşitli sınır kapılarından giriş yapmasıyla birlikte hazırlık durumumuzu güçlendirdik. Olası her türlü gelişmeye karşı hazırlığımızı arttırmaya devam etmeliyiz” şeklinde konuştu.

xzcdvfdv
Cdeydit Yabus-Masnaa Sınır Kapısı'nda bekleyen yerinden edilmiş kişiler (Independent Arabia)

Sınırda doğum vakaları olduğunu belirten yetkili, “En üst düzeyde tıbbi bakım, hazır bekleyen hastaneler ve yerinden edilmiş kişiler olarak kabul edilemeyecek gurbetçi kardeşlerimiz için gerekli olan ne varsa ülkemin politikasında ve bize verilen talimatlarda yer alıyor” ifadelerini kullandı.

İnsan taşımacılığı işi

İsrail’in Cdeydit Yabus ile Masnaa arasındaki yaklaşık iki kilometrelik alanda büyük bir yıkıma yol açan ilk saldırısından sonra yolcu başına beş ila yedi dolar karşılığında insanları arabayla hasar gören bölgenin ötesine taşıma işine başlandı. Ancak her halükarda genç olsun yaşlı olsun herkes yürümek zorunda kalıyor.

scdvf
İsrail'in Cussiye-Humus Sınır Kapısı’na düzenlediği saldırının ardından meydana gelen yıkım (Humus Medya Merkezi)

Lübnan'dan gelenlerden biri olan Ali Hamiyye, insanları para karşılığı taşıma zorbalığına boyun eğmeyi reddederek, bu durumu ‘şüpheli’ olarak tanımladı. Hamiyye, “Ailem ve ben, kriz anında ortaya çıkan bu işgüzarlar olmadan çantalarımızla iki kilometre yürüdük. Allah böyle bir yolculuğu düşmanımın bile başına vermesin. Suriye tarafında sağlığımızla ilgilenmek, bize yardım etmek ve bizi geçici barınaklara yönlendirmek ya da başka bölgelere gitme isteğimizi değerlendirmek için Suriye Kızılayı ve ambulans ekipleri tarafından karşılandık” diye konuştu.

Tuktuklar ve kaçakçılık

Suriyeli bir gurbetçi olan Abir Zemreyni, ülkesinin sınırlarında ilk kez ‘tuktuk’ denen araçlardan gördüğünü ve daha rahat seyahat ettiklerini söyledi. Motosikletlerin de olduğunu söyleyen Zemreyni, “Her şeyin de bir bedeli var” diye ekledi.

sacdvfb
Tuktuklar, sınır kapılarının çevresindeki yolların hasar görmesinden sonra yerinden edilmiş kişiler için bir ulaşım aracı haline geldi (Independent Arabia)

Zemreyni, şöyle devam etti:

“En çok dikkatimi çeken kaçak mallar, özellikle de yakıt taşınmasıydı. Her şeyin kontrolsüz ve serbest olduğu söylenemez, ama yolda gördüklerimiz dehşet vericiydi. Daha da dehşet verici olansa İsrail’in yeni bir hava saldırısı düzenlemesi ihtimaline karşı çukurların ve moloz yığınlarının arasında yürüyor olmanız.”

İsrail'in yeni bir saldırısı düzenlemesinden korkan Zemreyni, daha önceki iki saldırının Lübnan topraklarına yönelik olduğunu söyledi. Zemreyni’ye göre bu saldırıların amacı Hizbullah'ın tedarik yollarını kesmek değil, Suriye'yi karadan kuşatmaktı. İsrail saldırılarından hemen sonra bölgeyi inceleyen Suriyeli komutanların fotoğrafları da bunu kanıtlıyor.

Sınır kapılarının tahrip edilmesinin etkileri

Zemreyni’ye göre geçtiğimiz günlerde ve haftalarda yaşananlardan sonra Suriye'nin Irak’a açılanlar dışında karadan sınır kapısının kalmaması ve bu sınır kapılarına giden yolun da uzun ve tehlikeli olması, ABD üslerinin yakınlarından ve muhalif grupların kontrolündeki bölgelerden geçmesi nedeniyle Suriye içinde fiyatları daha da yükselebilir.

vfgtrhyju
Sınır kapılarının yıkılmasının ardından yerinden edilen kişiler büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyor (Independent Arabia)

Kara yolunun kapanması ve Lübnan’dan yerinden edilen ilk kişilerin gelişi, kiralık daire fiyatlarının birkaç yüz dolardan binlerce dolara yükselmesi demekti. Araba kiralama, karaborsada yakıt, benzin ve gaz fiyatlarında büyük bir artış oldu. Basit bir örnek olarak, çoğu Lübnan'dan gelen tütün ürünlerinde fiyatlar iki katına çıktı.



Rapor: İsrailli askerler Suriye'den keçi sürüsünü çalarak Batı Şeria yerleşimlerine kaçırdı

İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
TT

Rapor: İsrailli askerler Suriye'den keçi sürüsünü çalarak Batı Şeria yerleşimlerine kaçırdı

İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (Arşiv-AFP)

The Times of Israel gazetesi, iki hafta önce Suriye'deki İsrail askerlerinin yaklaşık 250 keçiden oluşan bir sürüyü çaldığını ve Batı Şeria yerleşim yerlerindeki çiftliklere kaçırdığını bildirdi.

Gazete, Channel 12'nin kolluk kuvvetlerinden aldığı bilgiye göre askerlerin Golan Tepeleri'nde görev yapan birliklere mensup olduğunu ve Suriye topraklarında görev yaparken, Suriyeli çiftçilere ait olan keçi sürüsünü fark edip Batı Şeria'daki çiftliklere kaçırdıklarını belirtti.

Habere göre keçiler önceden hazırlanmış gibi görünen kamyonlara yüklendi ve hayvancılığın yaygın olduğu Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerlerindeki birkaç çiftliğe nakledildi.

Ordu, kanala yaptığı açıklamada, olayla bağlantılı olarak manga komutanının görevden alındığını, bölük komutanının kınama cezası aldığını ve askerlerin uzun süre görevden uzaklaştırıldığını belirtti.

İsrail askeri araçları, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde ateşkes hattına yakın bir noktadan Suriye'den geçiyor (Arşiv-Reuters)İsrail askeri araçları, işgal altındaki Golan Tepeleri'nde ateşkes hattına yakın bir noktadan Suriye'den geçiyor (Arşiv-Reuters)

Kanalın haberine göre olay, sürünün kaçırılmasından sonraki sabah, Golan Tepeleri'ndeki çiftçiler yol üzerinde dolaşan onlarca keçiyi fark edip orduya bildirdiklerinde ortaya çıktı ve soruşturma başlatıldı.

Haberlere göre keçilerin aranması halen devam ediyor. Yaklaşık 200 keçinin Batı Şeria'da damgasız ve aşısız olduğu düşünülürken, sürünün geri kalanı Suriye topraklarına dağılmış durumda.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre, İsrail güçleri, Beşar Esad rejiminin Aralık 2014'te devrilmesinden bu yana Suriye'nin güneyinde dokuz noktaya konuşlandırıldı, bunların çoğu iki ülke arasındaki sınır boyunca BM gözetimindeki tampon bölge içinde.

Güçler, Suriye topraklarının 15 kilometre (yaklaşık 9 mil) içindeki bölgelerde faaliyet gösteriyor ve İsrail'in “düşman güçlerin” eline geçmesi halinde ülkeye tehdit oluşturabileceğini söylediği silahları ele geçirmeyi hedefliyor.


Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Rihan Dağı zirvelerini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 9 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan Televizyonu’nun haberine göre Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın güneyinde İsrail'in düzenlediği iki hava saldırısında iki kişinin öldüğünü bildirdi.

Bakanlığın halk sağlığı acil durum operasyon merkezi açıklamasında, ölen iki kişiden birinin bu sabah Tire bölgesindeki Mansuri kasabasında bir kamyonu hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini belirtti.

Açıklamada, ikinci kişinin ise dün gece Nebatiye bölgesindeki bir arabayı hedef alan İsrail saldırısında öldürüldüğü belirtildi.


Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi yeniden inşanın yedi yıl içinde tamamlanmasını bekliyor... İsrail ikinci aşamayı ‘sembolik’ olarak görüyor

Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)
Gazze şehrindeki yıkımın ortasında yerinden edilmiş insanlar için kurulan geçici çadırlar, 15 Ocak 2026 (AP)

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı bir savaşın ardından Gazze Şeridi’nin 7 yıl içinde yeniden imar edilebileceğine dair dikkat çekici bir iyimserlik ortaya koydu. Bu açıklama, İsrail’in Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasının başlatıldığına ilişkin duyuruları ‘sembolik’ olarak nitelendirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.

ABD destekli bir anlaşma kapsamında Gazze Şeridi’nin yönetimiyle görevlendirilen Şaas, dün bir Filistin radyosuna verdiği demeçte, savaş enkazının Akdeniz’e taşınmasını ve tahrip edilen altyapının 3 yıl içinde yeniden inşa edilmesini öngören iddialı bir planı anlattı.

Eski Planlama Bakan Yardımcısı ve inşaat mühendisi olan Şaas’ın atanması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki İsrail savaşını sona erdirmeye yönelik planının bir sonraki aşamasına geçildiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Şaas, Hamas’ın yıllar süren yönetiminin ardından Gazze Şeridi’nin idaresinden sorumlu olacak 15 Filistinli uzmandan oluşan bir ekibe başkanlık edecek.

Trump’ın planı kapsamında İsrail, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısından çekildi. Ancak İsrail güçleri, neredeyse tüm binaların yerle bir edildiği diğer kısmı kontrol etmeyi sürdürüyor. Trump daha önce Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun Rivierası’na’ dönüştürme fikrini gündeme getirmişti.

68 milyon ton moloz

Ali Şaas’ı bekleyen görev ise belirsizliklerle çevrili. Bu görev, İsrail ile Hamas arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu ve karşılıklı çatışmaların sürdüğü bir ortamda, Gazze Şeridi’nde yıkılan altyapının yeniden inşa edilmesini ve yaklaşık 68 milyon ton olduğu tahmin edilen enkaz ile patlamamış mühimmatın temizlenmesini kapsıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, İsrail ile önceki çatışmaların ardından savaş enkazını, Gazze kentindeki tarihi limanın inşasında ve çeşitli projelerde temel malzeme olarak kullanmıştı. Şaas, benzer bir yaklaşımın yeniden uygulanabileceğini dile getirdi. Şaas, “Buldozerleri getirip enkazı denize döker, denizde yeni adalar oluşturursak yeni bir toprak kazanırız; Gazze için alan yaratır ve enkazı temizleriz. Bu iş üç yıldan fazla sürmez; enkazın tamamı ortadan kalkar” ifadelerini kullandı.

xsdcf
İsrail hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de meydana gelen yıkımdan (Reuters)

Şaas, kendisi açısından en acil önceliğin insani yardımın sağlanması olduğunu belirterek, bunun yerinden edilmiş Filistinliler için geçici barınma alanlarının kurulmasını da kapsadığını söyledi. İkinci önceliğin ise ‘temel ve hayati altyapının’ rehabilitasyonu olacağını, bunun ardından konutların ve diğer binaların yeniden inşasına geçileceğini ifade etti. Şaas, “Gazze 7 yıl içinde eskisinden daha iyi bir duruma gelecek” dedi.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) 2024 tarihli bir raporuna göre, Gazze Şeridi’nde yıkılan konutların yeniden inşasının en erken 2040 yılına kadar sürebileceği, sürecin onlarca yıl devam edebileceği belirtiliyor.

Zorluklar ve engeller

Şaas’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin iyimser takvim değerlendirmesinin ciddi zorluklarla karşılaşmasının neredeyse kesin olduğu belirtiliyor. Bu süreçte arabulucular, silah bırakmayı reddeden Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’ne barış gücü konuşlandırılması gibi konularda uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan Şaas başkanlığındaki komitenin yeniden imar sürecini hangi koşullarda ve nasıl yürüteceği, ayrıca İsrail’in genellikle yasakladığı ağır iş makineleri ve ekipmanların ithalatı ile kullanımına ilişkin izinlerin nasıl temin edileceği de belirsizliğini koruyor.

sdefrt
Geçtiğimiz yıl şubat ayında Refah Sınır Kapısı’ndan geçmek için beklerken, Gazze Şeridi'ne giden yeniden inşa ekipmanlarıyla dolu tırının yanında oturan bir şoför (EPA)

Şaas, komitenin yetki alanının başlangıçta Hamas’ın kontrolündeki bölgelerle sınırlı olacağını, İsrail ordusunun kademeli çekilmesini öngören Trump planı doğrultusunda bu alanın zamanla genişleyeceğini söyledi. Şaas, “İkinci aşama başlar başlamaz, Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarına doğru kademeli bir askeri çekilme süreci başlayacak. Çekilme ilerledikçe, komitenin Filistin topraklarındaki yetki alanı da genişleyecek. Şu anda yetkilerimiz, sarı hattın batısında kalan ve yaklaşık yüzde 50’yi oluşturan alanla sınırlı. Diğer anlaşmalar tamamlandıkça sarı hat aşamalı olarak geri çekilecek ve komisyonun yetkisi, denizden doğu sınırına kadar 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi’nin tamamını kapsayacak” ifadelerini kullandı.

Sembolik bir adım

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeye yönelik planın ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. İsrail hükümetiyle tam koordinasyon içinde yapılmasına rağmen, Başbakan Binyamin Netanyahu bu açıklamanın önemini küçümsemeye çalışarak, bunu ‘sembolik bir adımdan ibaret’ olarak nitelendirdi.

İsrail basınına sızan bir talimat notunda, bakanlardan konuya ilişkin yorum yapmamalarının istendiği, kamuoyuna ise ‘bu sürecin sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önünde çok uzun bir yol olduğu’ mesajının verilmesinin talep edildiği belirtildi.

Söz konusu belgede, Amerikan tarafının açıklamasının etkisini azaltma amacıyla, planın ikinci aşamasına geçildiğini bizzat Başkan Trump’ın değil, danışmanını görevlendirerek bu duyurunun sosyal medya üzerinden ve daha düşük profilli bir şekilde yapılmasını sağladığına dikkat çekildi.

cdfrgt
Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

İsrailli yorumcular, Witkoff’un açıklamalarında İsrail’in sahadaki uygulamalarına değinmediğine ve Tel Aviv’den, Gazze Şeridi’nde her gün Filistinli sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan günlük bombardımanları durdurmasını beklemediğine dikkat çekti. Yorumlarda, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana geçen üç ayda 446 Filistinlinin öldürüldüğü, bin 200’den fazlasının da yaralandığı hatırlatıldı.

Witkoff’un açıklamasına İsrail’den gelen ilk tepkinin ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, cenazesi hâlâ Gazze’de bulunan asker Ran Gvili’nin ebeveynleri ile temasa geçmesi olduğu belirtildi. Washington’da bulunan aile, aralarında Witkoff’un da yer aldığı ABD’li yetkililerle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Ailenin, oğullarının cesedi teslim edilene kadar Trump planının uygulanmasının durdurulmasını talep ettiği ifade edildi.

Netanyahu’nun, Ran’ın cesedinin iadesinin önceliklerinin başında geldiğini ilettiği ve ‘teknokrat bir komite kurulmasına ilişkin sembolik medya adımının, Ran’ın İsrail’de defnedilmesi için yürütülen çabaları etkilemeyeceğini’ söylediği aktarıldı.

Netanyahu ayrıca, “Hamas bugün, anlaşmanın gereklerini yerine getirerek kaçırılan tüm kurbanların geri getirilmesi için yüzde 100 çaba göstermek zorundadır; İsrail’in kahramanı Ran Gvili de buna dahildir” ifadelerini kullandı.

Tel Aviv’den gelen ikinci tepki ise Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas’ın, komitenin Kahire’de yapılacak ilk toplantısına katılmak üzere Ürdün’e çıkışının engellenmesi oldu. İsrail’in bu kararını, Witkoff’un devreye girmesinin ardından değiştirdiği belirtildi.

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Netanyahu hükümetinin Amerikan planına karşı geleneksel tutumunu koruduğunu ortaya koydu. Buna göre hükümet, planın ilerlemesini mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor, ancak Başkan Trump ile bu konuda açık bir çatışmaya girmeye cesaret edemiyor.

İsrail medyasının büyük bölümü dün, yönlendirilmiş haberlerle Hamas’ın Filistin sahnesinden çekilme konusunda samimi olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verdi. Yorumlarda, Hamas’ın Şaas liderliğindeki geçiş komitesini kabul ederek bir adım geri attığı, ancak bununla iki adım ileri gitmeyi hedeflediği öne sürüldü.

İsrailli Hamas uzmanlarından Eyal Ofer, Gazze Şeridi’nde yürütülen sürecin Hamas’ın stratejik planının temel unsurlarından biri olduğunu iddia etti. Ofer’e göre Hamas, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde, Gazze ve Batı Şeria dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin tamamını kontrol altına almayı hedefliyor ve bugün yaşanan gelişmeler bu amaca hizmet ediyor.

Yediot Aharonot ve Maariv gazeteleri ise silahların teslimi gündeme geldiğinde Hamas’ın çıkmaza gireceğini savundu. Gazetelere göre Hamas silahlarını bırakmayacak ve bu durumda İsrail’in müdahale ederek savaşı yeniden başlatması gerekecek.

Söz konusu kaynaklar, İsrail ordusunun, hükümetten talimat alması halinde Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılmasını öngören kapsamlı bir askeri planı hazır tuttuğunu da belirtti.