Sinvar'ın ölümünden kısa süre sonra ailesine bir mektup ulaştı

Hareketleriyle ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ı Gazze Şeridi'ndeki bir tünelde gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (X)
İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ı Gazze Şeridi'ndeki bir tünelde gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (X)
TT

Sinvar'ın ölümünden kısa süre sonra ailesine bir mektup ulaştı

İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ı Gazze Şeridi'ndeki bir tünelde gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (X)
İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ı Gazze Şeridi'ndeki bir tünelde gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (X)

Şarku’l Avsat’ın Hamas içinden ve Hamas'a yakın birçok kaynaktan edindiği güvenilir bilgiler, İsrail’in Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar’ı geçtiğimiz ay Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrinin Tel Sultan Mahallesi’nde İsrail ordusu tarafından düzenlenen rutin bir askeri operasyon sırasında ‘tesadüfen’ öldürüldüğü çatışmadan önce, en az beş kez onu yakalamaya çok yaklaştığını gösterdi.

Kaynaklar, Sinvar’ın ve Gazze Şeridi'nde bir yıldan fazla süren savaş sırasında ona eşlik edenlerin hareketliliğine dair detayları paylaştılar. Sinvar'ın kardeşinin ailesine, kendisine eşlik eden yeğeni İbrahim Muhammed Sinvar'ın öldürülmesinin ayrıntıları ve gömüleceği yerle ilgili bir mektup gönderdiği, ancak mektubun Yahya Sinvar'ın öldürülmesinden iki gün sonra aileye ulaştığı ortaya çıktı.

Han Yunus operasyonu

İsrail ordusunun bu yılın ocak ayında Han Yunus'ta gerçekleştirdiği askeri operasyon sırasında Sinvar'ın tünellerden birinde saklandığı tahmin ediliyordu.

Han Yunus'taki bazı tünellere giren İsrail askerleri, tünellere yerleştirilmiş kameralardan Sinvar'ın 7 Ekim 2023 tarihindeki saldırıya birkaç saat kala ailesiyle birlikte bu tünellerden birinde dolaştığını ve elinde bazı eşyaları taşıdığını gösteren kayıtlar buldular.

Ancak İsrail, Han Yunus’taki tünellerin üstünde olduğu gibi içinde de Sinvar'a ulaşmayı başaramadı. Şarku’l Avsat’a konuşan güvenilir kaynaklara göre Sinvar, askeri operasyon yerin altında ve üstünde genişledikçe devam eden takip nedeniyle eşi ve çocukları için kendisinden uzakta güvenli bir yer bulmak zorunda kaldı.

Yahya Sinvar (Reuters)Yahya Sinvar (Reuters)

Kaynaklar, Sinvar'ın eşi ve çocuklarının iyi olduğunu ve kendisinden en az ayda bir ya da bir buçuk ayda bir mektup aldıklarını belirttiler.

Han Yunus'taki askeri operasyon yoğunlaştıkça, Sinvar’ın burada kalmakta ısrar ettiğini söyleyen kaynaklar, “Savaşın başından beri zaman zaman güvenli evlerde ya da tünellerde buluştuğu kardeşi Muhammed'den ve Kassam'ın Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi Salame’den birkaç kez ayrı düştü. Selame, geçtiğimiz temmuz ayında kendisini ve (İzzettin el-Kassam Tugayları Komutanı) Muhammed ed-Dayf’ı hedef alan bir saldırıda öldürüldü” diye anlattılar.

Kaynaklar, bu dört ismin her zaman birlikte olmadığını, zaman zaman bir araya geldiklerini, birlikte saatler ya da günler geçirdikten sonra sahadaki duruma göre ayrıldıklarını aktardılar.

Kaynaklar, İsrail güçlerinin Sinvar'ın Han Yunus'taki G Blok'ta içinde bulunduğu evin onlarca metre uzağında, yanında saklanmasına yardım eden tek bir kişiyle, korumasıyla yalnız olduğu anlara ilişkin çok az kişinin bildiği sırlardan birini açıklığa kavuşturdular.

Kaynaklara göre Sinvar silahlıydı ve İsrail askerlerinin, bulunduğu eve olası bir saldırısına ve eve yaklaşmaları halinde onlarla çatışmaya hazırdı. Ancak Hamas savaşçılarının işgalci İsrail askerleriyle sokak çatışmalarına girmek için aralardaki duvarları yıkarak bir evden diğerine geçmesi, evin içindeki Sinvar'ı ifşa etti.

Sinvar'ın hemen evden çıkarıldığını, Hamas savaşçılarının komşu evlerde açtığı gediklerden geçirildiğini, ardından diğer evden kardeşi Muhammed ve Barafa Salame ile buluştuğu üçüncü bir yere taşındığını belirten kaynaklar, Sinvar’ın daha sonra bulunduğu yerden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki güvenli bir eve nakledildiğini söylediler. Kaynaklara göre Sinvar, diğer evden üçüncü bir yere nakledilmeden önce kardeşi Muhammed ve Barafa Salame ile buluştu. Ancak İsrail ordusunun askeri operasyonu Nasır Tıp Kompleksi'nin onlarca metre yakınlarına kadar genişleyince üçü birbirinden ayrıldı.

İsrail güçleri tarafından yayınlanan bir videodan alınan ve Yahya Sinvar'ın öldürülmeden birkaç dakika önce bir koltukta yaralı halde otururken görüldüğü kare (İsrail ordusu - AP)İsrail güçleri tarafından yayınlanan bir videodan alınan ve Yahya Sinvar'ın öldürülmeden birkaç dakika önce bir koltukta yaralı halde otururken görüldüğü kare (İsrail ordusu - AP)

Sinvar'ın geçtiğimiz şubat ayında kardeşinin, Salame’nin ve Hamas savaşçılarının baskısıyla Han Yunus'tan Refah'a gitmeye zorlandığını aktaran kaynaklar, o sırada İsrail güçlerinin Han Yunus'un kontrolünü neredeyse tamamen ele geçirmiş olduklarını ve fiili bir kuşatma uyguladıklarını, ancak Sinvar’ın yer altında tünellerde hem de yerin üstünde hareket ederek güvenli bir şekilde Refah'a geçtiğini belirttiler.

Yeğeni yanından hiç ayrılmadı

Kaynaklar, savaş boyunca Yahya Sinvar'ın yanından hiç ayrılmayan kişinin, İzzettin el-Kassam Tugayları’nın üst düzey komutanlarından biri olan kardeşi Muhammed'in oğlu İbrahim Muhammed Sinvar olduğunu aktardılar. Kaynaklara göre Yahya ve Muhammed, en büyük oğullarına aynı ismi vermişlerdi.

Kaynaklar, İbrahim Muhammed Sinvar'ın geçtiğimiz ağustos ayında Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrinde amcasına eşlik ederken işgalci İsrail askerlerinin hareketliliğine ilişkin bilgi toplamak amacıyla tünellerden birinden çıktığı sırada İsrail tarafından düzenlenen bir baskında öldürüldüğünü açıkladılar.

Sinvar'ın kardeşinin ailesine İbrahim'in öldürülmesinin ayrıntılarını açıklayan bir mektup gönderdiğini belirten kaynaklar, ailenin bu mektubu Sinvar’ın ölümünden iki gün sonra alabildiğini, yani mektubun ulaşmasının iki aydan fazla sürdüğünü söylediler.

Kardeşi Muhammed Sinvar'ın ailesine en büyük oğullarının ölüm haberinin Yahya Sinvar’ın ölümünden iki gün sonra ulaşması, Hamas'ın Siyasi Büro Başkanı’nın İsrail'in peşine düşmesi ve arkasında İsrail'i kolayca kendisine ulaştırabilecek bir boşluk bırakmamak için sıkı önlemler almasından ötürü ne denli zorlu ve karmaşık güvenlik koşulları altında olduğunu gösterdi. Bu aynı zamanda onun ‘tesadüfen’ öldürüldüğü görüntüyü de açıklıyor.

Hamas'ın Gazze'deki lideri Yahya Sinvar ve eski Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin 2017 tarihli fotoğrafı (Reuters)Hamas'ın Gazze'deki lideri Yahya Sinvar ve eski Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin 2017 tarihli fotoğrafı (Reuters)

Sinvar'ın Refah'ta olması ve rehinelerin öldürülmesi

Yahya Sinvar'ın birkaç ay boyunca Refah'ta kaldığını ve çeşitli bölgelere seyahat ettiğini ortaya koyan kaynaklara göre Sinvar, geçtiğimiz mayıs ayı sonlarından bu yana batı bölgelerinde, bazen yerin altında tünellerde bazen de yerin üstünde evlerde kaldı.

Kaynaklar, Sinvar’ın kardeşi Muhammed'in yanı sıra Muhammed ed-Dayf ve Rafi Salame’den ayrı kaldığı süre boyunca onlarla zaman zaman yazılı mesajlaştığını, ancak bunu periyodik olarak ve özel güvenlik yöntemleri kullanarak yaptığını söylediler. Kaynaklar, aynı durumun Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki ya da dışındaki liderleriyle ve özellikle de ateşkes ve esir takası konularında önerilen herhangi bir anlaşmayla ilgili olarak arabulucularla kurduğu iletişim için de geçerli olduğunu vurguladılar.

Kaynaklar, Sinvar'ın Refah'taki bazı tünellerde bulunduğunu, İsrailli altı esirin öldürüldüğü tünelin de bunlardan biri olduğunu ve geçtiğimiz eylül ayı sonlarında İsrail askerlerinin kendisine yaklaşmalarının ardından onları öldürme kararı almış olabileceğini söylediler.

Son üç gün boyunca hiç yemek yemediler

Sinvar ve arkadaşlarının ölmeden önce, özellikle son üç gün boyunca hiç yemek yemediklerini ve ellerinde çok az miktarda yiyecek kaldığını aktaran kaynaklar, İsrail güçleriyle çatışmaya hazırlandıklarını ve bundan dolayı hasar görmüş birkaç komşu binaya konuşlanıp, bu binaların aralarında hareket ettiklerini kaydettiler.

Sinvar'ın ölümünden bir gün sonra öldürülen Kassam Tugayları'nın Tel El Sultan Taburu komutanı Mahmud Hamdan’ın olaydan önceki son on beş gün boyunca onu bölgeden çıkarmak ve güvenli bir bölgeye ulaştırmak için bazı girişimleri olduğunu söyleyen kaynaklar, ancak bölgedeki askeri operasyonların yoğunluğu nedeniyle bu girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığını aktardılar.

İşgalci İsrail güçlerinin, 3 kez yer üstünde ve 2 kez yer altında olmak üzere en az 5 kez Sinvar'ın bulunduğu yere yaklaştıklarını belirten kaynaklar, Sinvar’ın her seferinde çatışmalara katılmakta ısrar etmesine rağmen farklı koşullardan dolayı başka bölgelere nakledildiğini ve çatışmalardan uzaklaştırılmadan önce de bunu birkaç kez yaptığını ifade ettiler.

Hamaslı kaynaklara, Sinvar’ın öldürüldüğü yerin Philadelphia (Salahaddin) Ekseni’nden yüzlerce metre uzakta olması nedeniyle, son ana kadar Refah'ta bulunmasının eksendeki durumu takip etmeyi istemesiyle ilgili olup olmadığı sorulduğunda, kaynaklar bunu reddetti. Ancak Hamas’a yakın kaynaklar, bunun aslında Sinvar’ın İsrail'in Philadelphia Ekseni’nden kademeli olarak çekilmesini kabul etme olasılığını ve bunun bir yandan esir takası anlaşması süreci, diğer yandan da sahadaki gerçeklik üzerindeki etkisini değerlendirdiği bir planın parçası olabileceğini belirttiler.

Hamas ve Muhammed ed-Dayf’in akıbeti

Öte yandan Hamas, cumartesi günü bir basın açıklaması yayınlayarak İzzettin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf'ın akıbetiyle ilgili haberleri yalanladı. Şarku’l Avsat cumartesi günü, Hamas’ın Dayf'ın İsrail tarafından temmuz ayında Han Yunus'a düzenlenen hava saldırısında öldürüldüğüne dair yeni işaretlerin olduğunu haberleştirmişti. Haberde, Hamas yetkililerinin, Dayf'ın hayatta olduğunu tekrarlamaya devam ettiği, buna karşın İsrailli üst düzey yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda Dayf’ı öldürdüklerini vurguladıkları belirtiliyordu.

Gazze'deki güvenilir kaynaklar Şarku'l Avsat'a, İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir yıl süren savaş boyunca Hamas Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ı ortadan kaldırmak için düzenlediği ve geçen ay Refah'taki Tel es-Sultan mahallesinde rutin bir askeri operasyon sırasında ‘tesadüfen’ ölümüyle sonuçlanan operasyonların ayrıntılarını açıkladı.

Hamas içinden ve Hamas'a yakın birçok kaynak Sinvar'ın ailesine, kendisine eşlik eden yeğeni İbrahim Muhammed Sinvar'ın öldürülmesinin ayrıntıları ve gömüleceği yerle ilgili bir mesaj gönderdiğini, ancak mesajın Yahya Sinvar'ın öldürülmesinden iki gün sonra ulaştığını söyledi.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı’nın ve ona eşlik edenlerin Gazze Şeridi'nde bir yılı aşkın süredir devam eden savaş sırasındaki hareketlerinin ayrıntılı bir resmini çizerek İsrail'in Sinvar'ı en az beş kez yakalamaya çok yaklaştığını belirttiler.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.