Hizbullah'ın simyacısı Şeyh Naim Kasım

Hizbullah propaganda makinesi, “şeyh” ile “seyyid” arasındaki uçurumun genişliğinin farkında

Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
TT

Hizbullah'ın simyacısı Şeyh Naim Kasım

Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla

Badia Fahs

Hizbullah'ın yeni Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım hakkındaki bilgiler öyle sanıldığı gibi az değil, aksine gayet yeterli. Şeyh Kasım, adının öne çıktığı günden bu yana kamuoyunda ve medyada pek ilgi görmedi. Ne gözler onu aradı ne de kameralar onu takip etti. Selefi Hasan Nasrallah'ın karizmasına da sahip değil. Tüm bunlar, kimya alanında uzman olması ve on yılı aşkın bir süredir bu alanda ders vermesine rağmen, çevresiyle etkileşime girmesini engelleyen çok katı bir kişiliğe sahip olmasından kaynaklanıyor.

Uzmanlık alanı ile karakteri arasındaki bu çelişki son zamanlarda kamuoyu ve medya söyleminde başlıca gündem maddesi olmuş durumda. Öyle ki Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri’nin inandığı ve başarmaya çalıştıkları arasında tam bir uyum gösterdiği pek çok şeyi gölgede bırakıyor.

Lübnan'daki İslami hareketin kurucularından ve ilk liderlerinden biri olan Şeyh Kasım’ın muhafazakâr karakteri, onun gençliğinden itibaren dini akımlara ilgi duymasına neden olduç Şeyh Kasım henüz 18 yaşındayken Beyrut'taki camilerde ve hüseyniyelerde fıkıh ve akaid dersleri vermeye başladı.

Şeyh Kasım, 1970'li yılların başında bir grup arkadaşıyla birlikte Lübnan'da İslami düşünceyi yaymak amacıyla Müslüman Öğrenciler Birliği'ni kurdu ve bu birliğin başkent Beyrut'un Musaytbe bölgesinin sorumluluğunu üstlendi.

İmam Musa es-Sadr'ın ‘Mahrumlar’ hareketinin başlangıcında düzenlediği ilk toplantılarda (İran uyruklu) Mustafa Çamran ile birlikte aktif olarak yer alan Şeyh Kasım, Şii toplumunda İslami kültür, davranış ve dini tezahürlerin yayılmasıyla ilgilendiği için harekette kültürel ve dini alanlarda sorumluluklar üstlendi.

Dini fikirleri doğrultusunda, Şii toplumunu yavaş yavaş ‘mezhepçi cahiliyeden Velayet-i Fakih'e’ taşıyan İslami Dini Eğitim Derneği'ni kurdu. Dernek zamanla kendi kitaplarını yayınlamayı ve Şeyh Kasım’ın gözetiminde, okullarda dini eğitimin ve direniş kültürünün yayılmasında önemli bir rol oynayan öğretmenler yetiştirmeyi başardı. Daha sonra El-Mustafa Lisesi gibi liseler, okullar ve kız çocuklarının tesettüre girme yaşına geldiklerinde düzenlenen törenler ve ‘Aşura Meclisleri’ gibi bilinçlendirme faaliyetleri için merkezler kuruldu.

Şeyh Kasım, İran’daki İslam Devrimi'nden bir yıl sonra kendisini kimyaya bağlayan son ipleri de keserek Mahrumlar Hareketi’ndeki ve akademik alandaki tüm görevlerinden istifa etti. Derin eğitim deneyimi onu ‘önde gelen bir dini entelektüel’ haline getirdiği için ilahiyat alanında eğitime yönelmeye karar verdi. Beyrut'taki ilahiyat fakültelerinde dini ilimler okudu ve dini bilinçlendirme faaliyetini camilerde ve hüseyniyelerde sürdürdü.

Şeyh Kasım, İran'ın Lübnan'daki varlığı arttıkça, siyasi faaliyetlere katılmaya karar verdi.

Hizbullah içinde

İran'ın Lübnan'daki varlığının artmasıyla birlikte Şeyh Naim siyasi faaliyetlerde bulunmaya karar verdi. Lübnan'da İslam devrimini destekleyen bir grup kişiyle birlikte, 1980'li yılların başında sosyal ve kültürel olarak aktif olan ve İran’daki İslam Devrimi ile özdeşleşme çağrısında bulunan bir sivil dernek olan İslami Komiteler’i kurdu.

Hizbullah'ın bir fikir olarak İslami Komiteler’den ortaya çıktığı ve İran'a bağlı bir Şii siyasi partinin kurulması gerektiği konuşulan 1982 yılına gelindiğinde Şii toplumu içinde geniş bir siyasi gruplaşmaya dönüştüğü söylenebilir. Eski kimyacı ve yeni din adamı Şeyh Kasım, kurucu çizgideki en önde gelenlerden biriydi ve Hizbullah’ın düşünce ve ideolojisine ideolojik dokunuşlarını yaptı.

Hizbullah’ı örgütledikten sonra Beyrut'ta eğitim ve keşif alanlarında sorumluluklar üstlendi. Daha sonra Abbas Musevi'nin Hizbullah Genel Sekreteri olarak atanmasının ardından önce Genel Sekreter Yardımcısı, ardından da Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı oldu. Musevi’nin bir suikasta kurban gitmesinden sonra Hasan Nasrallah, genel sekreterliğe yükseldi, Şeyh Kasım ise görevine devam etti. Nasrallah’ın suikast sonucu öldürülmesinin ardındansa yerine Haşim Safiyuddin geçti. Şeyh Kasım yine aynı görevde kaldı. Nasrallah’ın hemen ardından Safiyuddin'in de suikasta uğramasıyla, Şeyh Kasım’ın 32 yıllık durağanlık sonrası terfi etmesi, tepki vermedeki yetersizliğinin reddedilemez bir kanıtıydı.

Ülke içinde

Hizbullah’ın ilk kez parlamentoya girdiği 1992 yılındaki savaş sonrası Lübnan’da yapılan ilk seçimlerde Şeyh Kasım, seçimler için genel koordinatörlük görevini üstlendi. Daha sonra Hizbullah üyesi milletvekillerinin çalışmalarını, açıklamalarını, siyasi faaliyetlerini, fonlarının hareketliliğini ve resmi maaşlarını izleyen Hükümet Çalışma Komisyonu'nu yönetmekle görevlendirildi.

Hizbullah'ın ilk kez hükümete katılmasından bu yana, birbiri ardına kurulan hükümetlerde karar alma süreçlerinde önemli roller üstelenen Şeyh Kasım, ‘Şii İkilisi’ni oluşturan Hizbullah ve Emel Hareketi üyesi bakanlar aracılığıyla, Lübnan'ın siyasi ve kültürel yüzüne, rolüne, Arap ve bölgesel ilişkilerine aykırı bir siyasi çizgi dayattı.

Şeyh Kasım’ın kimya öğretimi konusundaki akademik uzmanlığı ve Fransızcayı çok iyi bilmesi, Hizbullah ile Lübnan'daki siyasi partiler ve örgütler arasında siyasi bağlar kurmasına yardımcı oldu. Sorumluluklarından biri de partinin müttefik Lübnanlı bileşenlerle ilişkilerini geliştirmek ve daha fazla ittifak, anlaşma ve anlaşma yapmaktı.

“Birbiri ardına kurulan hükümetlerde karar alma süreçlerinde önemli roller üstelenen Şeyh Kasım, Şii İkilisi’ni oluşturan Hizbullah ve Emel Hareketi üyesi bakanlar aracılığıyla, Lübnan'ın siyasi ve kültürel yüzüne, rolüne, Arap ve bölgesel ilişkilerine aykırı bir siyasi çizgi dayattı.

Dolayısıyla Lübnan siyasi hayatında, resmi törenlerde, halka açık etkinliklerde, basın toplantılarında ve hatta siyasi olayları yorumlayan açıklamalarda neredeyse her gün yer aldı.

Nasrallah'ın doğrudan temastan kaçınması ve suikast korkusuyla sadece televizyon ekranlarında görünmesiyle birleştiğinde bu durumun, Şeyh Kasım’a iyi bir etkileşim fırsatı sunması gerekirdi, ama o, bir yedek oyuncunun yapması gerektiği gibi bundan tam olarak yararlanmadı.

Karakteri

Şeyh Kasım, Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından dört konuşma yaptı. Bu konuşmaların üçünde Hizbullah'ın ateşkes müzakerelerindeki tutumunu ve sınırdaki askeri durumu hakkında konuşan Şeyh Naim, dördüncüsünde ise Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri olarak kaçınılmaz zaferini ilan etti. Ancak bu konuşmaların hiçbirinde selefinin karizmasını ve hitabet yeteneğini ortaya koyamadı.

Büyük olasılıkla, Şeyh Kasım kendi kimyasını harekete geçirmekle ilgilenmiyor. Daha çok kasıtlı olarak katı muhafazakar bir çizgi çizen vücut dilinin, somurtkan yüz hatlarının ve tiz sesinin sert karakterini, yalnızlığını ve dışlanmışlığını aktarmasına izin veriyordu. Hizbullah destekçileri onu ne kadar çok görür ve duyarsa, selefi Nasrallah’a olan özlemleri de o kadar artıyor.

rfvbrftbv
Şeyh Naim Kasım'ın İsrail tarafından öldürülen Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin ile birlikte katıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare (Reuters)

Kimya, edebiyat alanında Paulo Coelho tarafından kaleme alınan Simyacı adlı kitap sayesinde Coelho’yu dünyanın en ünlü yazarlarından biri haline getirirken bir kimya profesörü olan Şeyh Kasım, ünlü olduğundan beri çevresiyle etkileşime giremedi.

Kendisinden önceki dört genel sekreter arasında akademik açıdan en başarılı olanı ve içlerinde araştırma ve yazma faaliyetlerinde bulunan tek kişi olan Şeyh Kasım, başta İran devriminin lideri Ruhullah Humeyni hakkında yazdığı ‘Özgünlük ve Yenilikçilik” başlıklı bir kitap ve İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney hakkında Farsça'ya çevrilen ‘Yenilenen Muhafız’ adlı bir başka kitap daha olmak üzere yirmiye yakın kitap kaleme aldı. Şeyh Kasım, genç Müslüman kadınlara hitaben yazdığı ‘Benim Başörtü ile Hikâyem” adlı kitabında, bir vaazında da ifade ettiği üzere ‘kadınların’, özellikle de boşanmış kadınların toplum için algılanan tehlikelerine ilişkin uyarılarda bulunduğu görüşlerine yer veriyor.

İlham verici olmayan bir seçim

Şeyh Kasım’ın Genel Sekreterliğe atamasıyla Şeyh Subhi et-Tufeyli'den sonra bu makama bir kez daha bir beyaz sarıklı gelmiş oldu. On iki İmam’a bağlı olan Şiiler arasında siyah ve beyaz sarıklar arasında fark var. Siyah olan sarığı Peygamber efendinizin soyundan gelenler takıyor. Sosyo-politik, sınıf temelli bir yorum olan beyaz sarık ise bazı Şii din adamlarını ‘onurlandıran’ bir mertebe verir. Ancak bu ayrıntının Hizbullah destekçileri arasında uyumu etkilemesi kaçınılmaz olacağı ve Şeyh Kasım’ı istisnai bir lider yapan nesnel bir gereklilik olarak simyacı özelliklerinin eksikliğine katkıda bulunacağı kesin.

Şeyh Kasım, bu yüzden çevresini kayıplar aşamasından duygusal ve maddi telafi aşamasına taşıyabilmek için sert tutumlarını harekete geçirmez ve okuma, topluluk önünde konuşma ve kontrol altında tutma konusunda dikkat çeken özellikler kazanmazsa, onu zorlu ve çetrefilli bir görev bekliyor demektir. Meseleden meseleye zarif bir şekilde geçebilmeli, Hizbullah üyeleriyle sorunsuz bir şekilde etkileşime girebilmeli ve yangınlara ve patlamalara neden olsa bile destekçilerinin hislerini tamamen içselleştirebilmeli.

Notlarda

Nasrallah’ın öldürülmesinden sonra Safiyuddin'in Hizbullah Genel Sekreterliği görevine seçilmesinin duygusal, Şeyh Kasım’ın ise İran'ın Hizbullah'ın doktrinel ve ideolojik yapısını yeniden inşa ettiği için onu seçtiğine dair bir mesaj ve tamamen siyasi bir seçim olduğu söyleniyor.

Hizbullah’ın kuruluşunda yer alan Şeyh Kasım, Meclis Başkanı Nebih Berri'ye kendisi ve Hizbullah adına müzakere etme yetkisi vererek Hizbullah’ı başladığı yere geri döndürdü.

Şeyh Kasım’ın suikasta uğramayacağına dair garanti almak için İran'a uçtuğu, muhtemelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ya da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın uçağıyla seyahat ettiğini söyleyenler var.

Öte yandan bazıları da ‘Şeyh’ ile ‘Seyyid’ arasındaki uçurumun genişliğinin farkında olan Hizbullah propaganda makinesinin ‘Ya Allah Ya Allah... Kurtar bizi Nasrallah’ sloganından sonra ‘Ya Allah Ya Kerim… Kurtar bizi Şeyh Naim’ sloganını dolaşıma soktuğunu söylüyor.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Suriye hükümeti cumartesi günü SDG mensuplarından oluşan üçüncü grubu serbest bırakacak

Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, Suriye’nin doğu ve kuzeyindeki saha gezisi kapsamında Haseke vilayetini ziyaret etti. (Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı)
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, Suriye’nin doğu ve kuzeyindeki saha gezisi kapsamında Haseke vilayetini ziyaret etti. (Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı)
TT

Suriye hükümeti cumartesi günü SDG mensuplarından oluşan üçüncü grubu serbest bırakacak

Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, Suriye’nin doğu ve kuzeyindeki saha gezisi kapsamında Haseke vilayetini ziyaret etti. (Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı)
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, Suriye’nin doğu ve kuzeyindeki saha gezisi kapsamında Haseke vilayetini ziyaret etti. (Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı)

Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü, Haseke vilayetinde yeni bir tutuklu grubunun serbest bırakılması için hazırlıkların sürdüğünü ve bu adımın, tutuklular dosyasını çözmeye yönelik çabalar kapsamında önümüzdeki cumartesi günü hayata geçirilmesinin planlandığını açıkladı.

Kürt medya kaynakları, söz konusu grubun üçüncü aşamayı oluşturduğunu ve yaklaşık 300 tutukluyu kapsadığını bildirdi. Serbest bırakma sürecinin, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın uygulanması çerçevesinde gerçekleştiği, tarafların anlaşma maddelerini hayata geçirmeyi sürdürdüğü ifade edildi.

rb
Haseke Valisi Nureddin Ahmed, 11 Mart’ta cezaevlerindeki mahkûm ve tutukluların aileleriyle bir araya geldi. (Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) Dış İlişkiler Komitesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Haseke’de Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat’ın da katıldığı bir toplantıda, tutuklular dosyasının hâlâ zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Hawar Haber Ajansı’ndan (ANHA) aktardığına göre Ahmed, yaklaşık 300 tutuklunun serbest bırakılacağına dair sözler verildiğini ancak bu sözlerin henüz yerine getirilmediğini ifade ederek, dosyanın takibinin kolektif bir ahlaki sorumluluk olduğunu ve konunun önümüzdeki toplantılarda yeniden gündeme getirileceğini söyledi.

Bu gelişmeler, Haseke kırsalındaki Til Birak beldesinden bazı ailelerin, Irak makamları nezdinde girişimde bulunulması için Suriye hükümetine acil çağrı yaptığı bir dönemde yaşandı. Aileler, Musul’daki çocuk cezaevinde terör suçlamasıyla tutulan oğullarının serbest bırakılmasını talep etti. Aileler, oğullarının iş bulmak amacıyla Irak’a gittiğini ve burada gözaltına alındığını belirtti. Öte yandan Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü daha önce, Til Birak beldesinde düzenlenen bir gösteride protestocuların, SDG cezaevlerinden Irak’taki cezaevlerine nakledilen yakınlarının geri getirilmesi için Suriye hükümetine çağrıda bulunduğunu bildirmişti.

rffrgbrf
Suriye hükümetinin, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Haseke’den çekilmesinin ardından kontrolü ele geçirdiği el-Hol Kampı’ndaki bir grup tutuklu (Reuters)

ABD güçleri, Suriye ordusunun ocak ve şubat aylarında ülkenin doğu bölgelerinde ilerleme kaydetmesiyle birlikte, Haseke’de SDG’nin kontrolündeki cezaevlerinden Irak’taki cezaevlerine 5 bin 700’den fazla DEAŞ mensubunu sevk etti.

Öte yandan, entegrasyon anlaşmasının uygulanmasının takibi kapsamında, Suriye Enerji Bakanlığı dün Haseke kırsalındaki Resulayn kentinde bulunan Allouk Su İstasyonu’nu resmen devraldı. Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü, bakanlık ekiplerinin anlaşmanın uygulanmasını izlemekle görevli başkanlık ekibinin gözetiminde tesise giriş yaptığını, değerlendirme çalışmalarının başlatıldığını ve kısa süre içinde rehabilitasyon ile işletme planlarının hazırlanacağını bildirdi.

Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat da dün Haseke’yi ziyaret ederek bir dizi temasta bulundu. Kabavat, programına Haseke Valisi Nureddin Ahmed ile yaptığı görüşmeyle başladı. Toplantıya, Haseke Valiliği Siyasi İşler Dairesi Müdürü Abbas Hüseyin, Afrin seçim bölgesini temsilen Halk Meclisi üyesi Zenkin Abdo ve bakanlık heyeti de katıldı. Görüşmede vilayetin hizmet alanındaki durumu ele alındı.

Toplantılarda ayrıca mevcut kurumların etkinleştirilmesi ve Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesine yönelik adımlar değerlendirildi. Bu kapsamda hizmet seviyesinin artırılması ve ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra, ilgili kurumlar ile kuruluşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik mekanizmalar da ele alındı. Açıklamaya göre, bu adımların bölgede istikrar ve sürdürülebilir kalkınma çabalarına katkı sağlaması hedefleniyor.

Kabavat ile Kürt siyasetçi İlham Ahmed arasında, kadın örgütleri, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, entegrasyon süreci ve kadınların rolü ele alındı. Toplantıda söz alan Ahmed, ‘özgünlükleri koruyan entegrasyon ile erimeye yol açan entegrasyon arasında ayrım yapılması’ gerektiğini vurguladı. Kadınlara karar alma mekanizmalarında temel bir rol verilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Ahmed, bunun göz ardı edilemeyecek bir adım olduğunu ifade etti. Ahmed, benimsenen mekanizmaya göre her kurumdan biri erkek, ikisi kadın olmak üzere üç adayın gösterildiğini ve bu adaylar arasından liyakat ve eğitim durumuna göre seçim yapıldığını belirterek, bu çerçevede sürdürülen entegrasyon sürecinin kadınların ve hak savunucularının adalet sürecindeki varlığını güçlendirdiğini ve kurumsal hayattaki rollerini pekiştirdiğini söyledi.

Kabavat, Haseke Kültür Merkezi’nde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle yaptığı bir diğer toplantıda ise iş birliğinin geliştirilmesi ve bu kuruluşların sosyal hizmetlerin sunumuna katkısının artırılması konularını görüştü. Toplantıda, ihtiyaç sahibi kesimlere sağlanan desteğin iyileştirilmesine yönelik öneriler ele alındı.

dfvfv
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, salı günü Deyrizor vilayetine yaptığı ziyaret sırasında, yıkılan mahallelerin durumu hakkında bilgilendirildi ve ailelerin koşullarını inceledi. (Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı)

Kabavat salı günü Deyrizor vilayetinde saha incelemelerinde bulunarak yıkıma uğramış mahalleleri ziyaret etti. Ziyaret kapsamında yerinden edilmiş ve zarar görmüş ailelerin durumunu yerinde inceleyen Kabavat, vatandaşların yaşam ve hizmet ihtiyaçlarını dinledi.

Kabavat ayrıca, görme engellilere hizmet veren Nur Merkezi’ni ziyaret ederek, merkezde sunulan hizmetlerin niteliğini inceledi ve yararlanıcıların ihtiyaçlarına ilişkin bilgi aldı. Bu ziyaretin, bakanlığın sosyal koruma ağını güçlendirme ve desteğe ihtiyaç duyan kesimlere yönelik hizmetleri geliştirme planı kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.


İsrail: Hizbullah lideri Naim Kasım öldürüldü

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv – AFP)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv – AFP)
TT

İsrail: Hizbullah lideri Naim Kasım öldürüldü

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv – AFP)
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Arşiv – AFP)

İsrail ordusu, Hizbullah lideri Naim Kasım’ın gece saatlerinde Beyrut’a düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğünü açıkladı.

Ayrıca İsrail güçleri, dün Hizbullah Genel Sekreteri’nin özel kalem müdürü Ali Yusuf Harşi’nin de öldürüldüğünü duyurdu.

Naim Kasım kimdir?

Hizbullah içinde deneyimli bir isim olan Kasım, 1991'den beri genel sekreter yardımcılığı görevini yürütüyor. Kasım, 1992 yılında bir İsrail helikopter saldırısında öldürülen eski Hizbullah Genel Sekreteri Abbas el-Musavi döneminde genel sekreter yardımcısı olarak atandı ve Nasrallah liderliği devraldığında da bu görevde kaldı.

Kasım siyasi faaliyetlerine 1974 yılında kurulan Şii Emel Hareketi’nde başladı. Birçok genç Lübnanlı Şii aktivistin siyasi ideolojisini şekillendiren İran İslam Devrimi'nin ardından 1979'da Emel'den ayrıldı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından 1982 yılında kurulan Hizbullah'ın kurulmasına yol açan toplantılara katıldı.

Uzun süre Hizbullah'ın önde gelen sözcülerinden biri oldu ve yabancı medyaya çok sayıda röportaj verdi. Gazze Şeridi'ndeki savaş sırasında İsrail ile sınır ötesi çatışmalar yoğunlaştığında, haziran ayında Al Jazeera'ye verdiği demeçte, Hizbullah'ın kararının savaşı genişletmek olmadığını, ancak dayatılması halinde savaşacağını söyledi.

Kasım, Hizbullah'ın 1992'deki ilk seçiminden bu yana parlamento seçim kampanyalarının genel koordinatörlüğünü yürütüyor. 2005 yılında Hizbullah'ın tarihini anlatan ve ‘Hizbullah’ın içine nadir bir bakış’ olarak tanımlanan bir kitap yazdı. 1953 yılında Beyrut'un Basta al-Tahta bölgesinde doğan Kasım'ın ailesinin kökenleri Şii ağırlıklı Güney Lübnan’daki Kafr Fila'ya dayanıyor. Kasım, evli ve altı çocuk babasıdır.

Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'in güneyine saldırmasının ve Gazze Şeridi'nde savaşın başlamasının ardından Hizbullah, Gazze Şeridi için bir ‘destek cephesi’ açtığını duyurdu.

Hizbullah ile İsrail arasında bir yıl süren sınır ötesi bombardımanın ardından İsrail ordusu, askeri operasyonlarının ağırlık merkezini Lübnan'la olan kuzey cephesine kaydırdığını açıkladı ve o zamandan beri Beyrut'un güney banliyöleri ile doğu ve güney Lübnan'daki Hizbullah kalelerine odaklanan yıkıcı bir hava harekâtı başlattı. Ardından Güney Lübnan'da sınırlı kara operasyonları başladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Lübnan Sağlık Bakanlığı, 23 Eylül'den bu yana Lübnan'da en az bin 700 kişinin İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu.

 


Hamas, İran’ın ‘silahlar’ konusundaki müzakerelerine güvenmiyor

Gazze'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'nda, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv-EPA)
Gazze'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'nda, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv-EPA)
TT

Hamas, İran’ın ‘silahlar’ konusundaki müzakerelerine güvenmiyor

Gazze'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'nda, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv-EPA)
Gazze'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'nda, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv-EPA)

Hamas Hareketi’nden çeşitli kaynaklar, Hamas’ın Washington ve Tel Aviv’in uygulanması için baskı yaptığı Gazze Şeridi’ndeki milis grupların silahsızlandırılması krizinde kendi konumunu desteklemek için İran’la yapılacak olası müzakerelerin sonuçlarına güvenmediğini ortaya koyan değerlendirmelerde bulundular.

İranlı yetkililer, ABD ve İsrail ile savaşın durdurulmasının, özellikle Lübnan'daki Hizbullah’a odaklanarak, ‘Direniş Ekseni’nin tüm cepheleriyle bağlantılı olduğunu söylerken, Hamas ve diğer gruplar, bazı silahlarını ellerinde tutmayı sağlayacak değişiklikler yapmaya çalışacakları müzakerelere hazırlanıyor.

Hamas Hareketi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a, “Hamas liderliği, İsrail ve ABD'nin cepheleri ayırmaya çalıştığını anladığı için (cephelerin birleştirilmesine) güvenmiyor” dedi.

Gazze içindeki ve dışındaki Hamas’tan üç kaynak, hareketin İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaş ve İran'a yönelik geçtiğimiz haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında ‘cephelerin birleştirilmesine’ güvendiğini, ancak ‘koşulların o zaman farklı bir gerçeklik dayattığını’ vurguladı.