Hizbullah'ın simyacısı Şeyh Naim Kasım

Hizbullah propaganda makinesi, “şeyh” ile “seyyid” arasındaki uçurumun genişliğinin farkında

Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
TT

Hizbullah'ın simyacısı Şeyh Naim Kasım

Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat/Al Majalla

Badia Fahs

Hizbullah'ın yeni Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım hakkındaki bilgiler öyle sanıldığı gibi az değil, aksine gayet yeterli. Şeyh Kasım, adının öne çıktığı günden bu yana kamuoyunda ve medyada pek ilgi görmedi. Ne gözler onu aradı ne de kameralar onu takip etti. Selefi Hasan Nasrallah'ın karizmasına da sahip değil. Tüm bunlar, kimya alanında uzman olması ve on yılı aşkın bir süredir bu alanda ders vermesine rağmen, çevresiyle etkileşime girmesini engelleyen çok katı bir kişiliğe sahip olmasından kaynaklanıyor.

Uzmanlık alanı ile karakteri arasındaki bu çelişki son zamanlarda kamuoyu ve medya söyleminde başlıca gündem maddesi olmuş durumda. Öyle ki Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri’nin inandığı ve başarmaya çalıştıkları arasında tam bir uyum gösterdiği pek çok şeyi gölgede bırakıyor.

Lübnan'daki İslami hareketin kurucularından ve ilk liderlerinden biri olan Şeyh Kasım’ın muhafazakâr karakteri, onun gençliğinden itibaren dini akımlara ilgi duymasına neden olduç Şeyh Kasım henüz 18 yaşındayken Beyrut'taki camilerde ve hüseyniyelerde fıkıh ve akaid dersleri vermeye başladı.

Şeyh Kasım, 1970'li yılların başında bir grup arkadaşıyla birlikte Lübnan'da İslami düşünceyi yaymak amacıyla Müslüman Öğrenciler Birliği'ni kurdu ve bu birliğin başkent Beyrut'un Musaytbe bölgesinin sorumluluğunu üstlendi.

İmam Musa es-Sadr'ın ‘Mahrumlar’ hareketinin başlangıcında düzenlediği ilk toplantılarda (İran uyruklu) Mustafa Çamran ile birlikte aktif olarak yer alan Şeyh Kasım, Şii toplumunda İslami kültür, davranış ve dini tezahürlerin yayılmasıyla ilgilendiği için harekette kültürel ve dini alanlarda sorumluluklar üstlendi.

Dini fikirleri doğrultusunda, Şii toplumunu yavaş yavaş ‘mezhepçi cahiliyeden Velayet-i Fakih'e’ taşıyan İslami Dini Eğitim Derneği'ni kurdu. Dernek zamanla kendi kitaplarını yayınlamayı ve Şeyh Kasım’ın gözetiminde, okullarda dini eğitimin ve direniş kültürünün yayılmasında önemli bir rol oynayan öğretmenler yetiştirmeyi başardı. Daha sonra El-Mustafa Lisesi gibi liseler, okullar ve kız çocuklarının tesettüre girme yaşına geldiklerinde düzenlenen törenler ve ‘Aşura Meclisleri’ gibi bilinçlendirme faaliyetleri için merkezler kuruldu.

Şeyh Kasım, İran’daki İslam Devrimi'nden bir yıl sonra kendisini kimyaya bağlayan son ipleri de keserek Mahrumlar Hareketi’ndeki ve akademik alandaki tüm görevlerinden istifa etti. Derin eğitim deneyimi onu ‘önde gelen bir dini entelektüel’ haline getirdiği için ilahiyat alanında eğitime yönelmeye karar verdi. Beyrut'taki ilahiyat fakültelerinde dini ilimler okudu ve dini bilinçlendirme faaliyetini camilerde ve hüseyniyelerde sürdürdü.

Şeyh Kasım, İran'ın Lübnan'daki varlığı arttıkça, siyasi faaliyetlere katılmaya karar verdi.

Hizbullah içinde

İran'ın Lübnan'daki varlığının artmasıyla birlikte Şeyh Naim siyasi faaliyetlerde bulunmaya karar verdi. Lübnan'da İslam devrimini destekleyen bir grup kişiyle birlikte, 1980'li yılların başında sosyal ve kültürel olarak aktif olan ve İran’daki İslam Devrimi ile özdeşleşme çağrısında bulunan bir sivil dernek olan İslami Komiteler’i kurdu.

Hizbullah'ın bir fikir olarak İslami Komiteler’den ortaya çıktığı ve İran'a bağlı bir Şii siyasi partinin kurulması gerektiği konuşulan 1982 yılına gelindiğinde Şii toplumu içinde geniş bir siyasi gruplaşmaya dönüştüğü söylenebilir. Eski kimyacı ve yeni din adamı Şeyh Kasım, kurucu çizgideki en önde gelenlerden biriydi ve Hizbullah’ın düşünce ve ideolojisine ideolojik dokunuşlarını yaptı.

Hizbullah’ı örgütledikten sonra Beyrut'ta eğitim ve keşif alanlarında sorumluluklar üstlendi. Daha sonra Abbas Musevi'nin Hizbullah Genel Sekreteri olarak atanmasının ardından önce Genel Sekreter Yardımcısı, ardından da Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı oldu. Musevi’nin bir suikasta kurban gitmesinden sonra Hasan Nasrallah, genel sekreterliğe yükseldi, Şeyh Kasım ise görevine devam etti. Nasrallah’ın suikast sonucu öldürülmesinin ardındansa yerine Haşim Safiyuddin geçti. Şeyh Kasım yine aynı görevde kaldı. Nasrallah’ın hemen ardından Safiyuddin'in de suikasta uğramasıyla, Şeyh Kasım’ın 32 yıllık durağanlık sonrası terfi etmesi, tepki vermedeki yetersizliğinin reddedilemez bir kanıtıydı.

Ülke içinde

Hizbullah’ın ilk kez parlamentoya girdiği 1992 yılındaki savaş sonrası Lübnan’da yapılan ilk seçimlerde Şeyh Kasım, seçimler için genel koordinatörlük görevini üstlendi. Daha sonra Hizbullah üyesi milletvekillerinin çalışmalarını, açıklamalarını, siyasi faaliyetlerini, fonlarının hareketliliğini ve resmi maaşlarını izleyen Hükümet Çalışma Komisyonu'nu yönetmekle görevlendirildi.

Hizbullah'ın ilk kez hükümete katılmasından bu yana, birbiri ardına kurulan hükümetlerde karar alma süreçlerinde önemli roller üstelenen Şeyh Kasım, ‘Şii İkilisi’ni oluşturan Hizbullah ve Emel Hareketi üyesi bakanlar aracılığıyla, Lübnan'ın siyasi ve kültürel yüzüne, rolüne, Arap ve bölgesel ilişkilerine aykırı bir siyasi çizgi dayattı.

Şeyh Kasım’ın kimya öğretimi konusundaki akademik uzmanlığı ve Fransızcayı çok iyi bilmesi, Hizbullah ile Lübnan'daki siyasi partiler ve örgütler arasında siyasi bağlar kurmasına yardımcı oldu. Sorumluluklarından biri de partinin müttefik Lübnanlı bileşenlerle ilişkilerini geliştirmek ve daha fazla ittifak, anlaşma ve anlaşma yapmaktı.

“Birbiri ardına kurulan hükümetlerde karar alma süreçlerinde önemli roller üstelenen Şeyh Kasım, Şii İkilisi’ni oluşturan Hizbullah ve Emel Hareketi üyesi bakanlar aracılığıyla, Lübnan'ın siyasi ve kültürel yüzüne, rolüne, Arap ve bölgesel ilişkilerine aykırı bir siyasi çizgi dayattı.

Dolayısıyla Lübnan siyasi hayatında, resmi törenlerde, halka açık etkinliklerde, basın toplantılarında ve hatta siyasi olayları yorumlayan açıklamalarda neredeyse her gün yer aldı.

Nasrallah'ın doğrudan temastan kaçınması ve suikast korkusuyla sadece televizyon ekranlarında görünmesiyle birleştiğinde bu durumun, Şeyh Kasım’a iyi bir etkileşim fırsatı sunması gerekirdi, ama o, bir yedek oyuncunun yapması gerektiği gibi bundan tam olarak yararlanmadı.

Karakteri

Şeyh Kasım, Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından dört konuşma yaptı. Bu konuşmaların üçünde Hizbullah'ın ateşkes müzakerelerindeki tutumunu ve sınırdaki askeri durumu hakkında konuşan Şeyh Naim, dördüncüsünde ise Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri olarak kaçınılmaz zaferini ilan etti. Ancak bu konuşmaların hiçbirinde selefinin karizmasını ve hitabet yeteneğini ortaya koyamadı.

Büyük olasılıkla, Şeyh Kasım kendi kimyasını harekete geçirmekle ilgilenmiyor. Daha çok kasıtlı olarak katı muhafazakar bir çizgi çizen vücut dilinin, somurtkan yüz hatlarının ve tiz sesinin sert karakterini, yalnızlığını ve dışlanmışlığını aktarmasına izin veriyordu. Hizbullah destekçileri onu ne kadar çok görür ve duyarsa, selefi Nasrallah’a olan özlemleri de o kadar artıyor.

rfvbrftbv
Şeyh Naim Kasım'ın İsrail tarafından öldürülen Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin ile birlikte katıldığı Aşura yürüyüşünden bir kare (Reuters)

Kimya, edebiyat alanında Paulo Coelho tarafından kaleme alınan Simyacı adlı kitap sayesinde Coelho’yu dünyanın en ünlü yazarlarından biri haline getirirken bir kimya profesörü olan Şeyh Kasım, ünlü olduğundan beri çevresiyle etkileşime giremedi.

Kendisinden önceki dört genel sekreter arasında akademik açıdan en başarılı olanı ve içlerinde araştırma ve yazma faaliyetlerinde bulunan tek kişi olan Şeyh Kasım, başta İran devriminin lideri Ruhullah Humeyni hakkında yazdığı ‘Özgünlük ve Yenilikçilik” başlıklı bir kitap ve İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney hakkında Farsça'ya çevrilen ‘Yenilenen Muhafız’ adlı bir başka kitap daha olmak üzere yirmiye yakın kitap kaleme aldı. Şeyh Kasım, genç Müslüman kadınlara hitaben yazdığı ‘Benim Başörtü ile Hikâyem” adlı kitabında, bir vaazında da ifade ettiği üzere ‘kadınların’, özellikle de boşanmış kadınların toplum için algılanan tehlikelerine ilişkin uyarılarda bulunduğu görüşlerine yer veriyor.

İlham verici olmayan bir seçim

Şeyh Kasım’ın Genel Sekreterliğe atamasıyla Şeyh Subhi et-Tufeyli'den sonra bu makama bir kez daha bir beyaz sarıklı gelmiş oldu. On iki İmam’a bağlı olan Şiiler arasında siyah ve beyaz sarıklar arasında fark var. Siyah olan sarığı Peygamber efendinizin soyundan gelenler takıyor. Sosyo-politik, sınıf temelli bir yorum olan beyaz sarık ise bazı Şii din adamlarını ‘onurlandıran’ bir mertebe verir. Ancak bu ayrıntının Hizbullah destekçileri arasında uyumu etkilemesi kaçınılmaz olacağı ve Şeyh Kasım’ı istisnai bir lider yapan nesnel bir gereklilik olarak simyacı özelliklerinin eksikliğine katkıda bulunacağı kesin.

Şeyh Kasım, bu yüzden çevresini kayıplar aşamasından duygusal ve maddi telafi aşamasına taşıyabilmek için sert tutumlarını harekete geçirmez ve okuma, topluluk önünde konuşma ve kontrol altında tutma konusunda dikkat çeken özellikler kazanmazsa, onu zorlu ve çetrefilli bir görev bekliyor demektir. Meseleden meseleye zarif bir şekilde geçebilmeli, Hizbullah üyeleriyle sorunsuz bir şekilde etkileşime girebilmeli ve yangınlara ve patlamalara neden olsa bile destekçilerinin hislerini tamamen içselleştirebilmeli.

Notlarda

Nasrallah’ın öldürülmesinden sonra Safiyuddin'in Hizbullah Genel Sekreterliği görevine seçilmesinin duygusal, Şeyh Kasım’ın ise İran'ın Hizbullah'ın doktrinel ve ideolojik yapısını yeniden inşa ettiği için onu seçtiğine dair bir mesaj ve tamamen siyasi bir seçim olduğu söyleniyor.

Hizbullah’ın kuruluşunda yer alan Şeyh Kasım, Meclis Başkanı Nebih Berri'ye kendisi ve Hizbullah adına müzakere etme yetkisi vererek Hizbullah’ı başladığı yere geri döndürdü.

Şeyh Kasım’ın suikasta uğramayacağına dair garanti almak için İran'a uçtuğu, muhtemelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ya da Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın uçağıyla seyahat ettiğini söyleyenler var.

Öte yandan bazıları da ‘Şeyh’ ile ‘Seyyid’ arasındaki uçurumun genişliğinin farkında olan Hizbullah propaganda makinesinin ‘Ya Allah Ya Allah... Kurtar bizi Nasrallah’ sloganından sonra ‘Ya Allah Ya Kerim… Kurtar bizi Şeyh Naim’ sloganını dolaşıma soktuğunu söylüyor.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Hizbullah komutanlarının öldürülmesine yol açan bilgileri sızdıran “tehlikeli bir İsrail ajanı” yakalandı

İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)
İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)
TT

Hizbullah komutanlarının öldürülmesine yol açan bilgileri sızdıran “tehlikeli bir İsrail ajanı” yakalandı

İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)
İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)

Lübnan'daki güvenlik ve yargı makamları, İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad ile bağlantılı olduğu şüphesiyle bir Lübnanlının gözaltına alınmasının ardından İsrail lehine casusluk dosyalarından yeni bir dava açtı. Gözaltına alınan kişinin, Hizbullah'a bağlı üst düzey isimler ve hedeflere ilişkin hassas güvenlik bilgilerini aktardığı öne sürüldü.

İçişleri Güvenlik Güçleri bünyesindeki İstihbarat Şubesi'nin ön soruşturmasını tamamlamasının ardından dava, askeri yargıya devredildi. Konuya ilişkin bilgi sahibi Lübnanlı bir yargı kaynağı gözaltına alınan kişinin ‘hareketin üst düzey yetkililerine yakınlığı ve ön soruşturmalara göre önde gelen liderlere yönelik hedef alma operasyonlarında kullanılan hassas bilgilere ulaşabilme kapasitesi nedeniyle en tehlikeli ajanlardan biri olarak değerlendirildiğini’ belirtti.

Beyrut'un güney banliyösüne düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından İbrahim Akil'in cenaze töreninden, 22 Eylül 2024 (Reuters)Beyrut'un güney banliyösüne düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından İbrahim Akil'in cenaze töreninden, 22 Eylül 2024 (Reuters)

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynak, güvenlik birimlerinin, gözaltına alınan kişinin Halife ailesine mensup olduğunu, önceden tespit edilmesi ve yurt dışındaki şüpheli numaralarla iletişim kuran telefon numaralarının izlenmesi ve İsrail ile temasına dair kesin bilgilere ulaşılmasının ardından, geçtiğimiz hafta Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nda gözaltına alındığını açıkladı. Kaynak, şüpheliyi ‘üst düzey ve yüksek risk taşıyan bir İsrail ajanı’ olarak nitelendirdi.

Şüpheli gözaltına alındığı sırada, Lübnan'dan ayrılıp Irak'a gitmeye hazırlanıyordu. Kaynağa göre şüpheli, Iraklı bir kadınla evli olması nedeniyle Beyrut ile Irak arasında sık sık seyahat ediyordu. Soruşturmanın ön verilerine göre şüpheli, Irak'tan Türkiye'ye geçerek Mossad ile bağlantılı kişilerle buluşuyor ve burada Beyrut'ta belirli hedeflere ilişkin topladığı bilgileri onlara teslim ediyordu.

Yargı kaynağı, gözaltına alınan kişinin İsrail tarafına aktardığı bilgilerin, 2024 yılı içinde aralarında 4 üst düzey güvenlik komutanının da bulunduğu Hizbullah yetkililerinin öldürülmesine yol açan hedeflerin belirlenmesine katkı sağladığını belirtti.

Bu isimler arasında, 2024 yılının ağustos ayında öldürülen Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür ve 2024 yılının eylül ayında öldürülen İbrahim Akil'in de bulunduğu düşünülüyor.

Bu kişinin gözaltına alınması, özellikle Hizbullah komutanları ve tesislerini hedef alan karmaşık güvenlik ve istihbarat operasyonlarının yaşandığı son savaşın ardından, İsrail lehine casusluk ağları oluşturan onlarca kişiyi kapsayan gözaltılar kapsamında gerçekleşti.

Kaynak, gözaltına alınan kişinin taşıdığı riskin yalnızca kendisine yöneltilen suçlamaların niteliğiyle değil, aynı zamanda konumu ve ilişkileriyle de bağlantılı olduğunu belirtti. Soruşturmalara göre şüpheli, Hizbullah’ın birçok üst düzey yetkilisine yakındı ve bu durum kendisine hassas bilgilere ve iç hareketliliğe erişim imkânı sağladı.

Kaynak, gözaltına alınan kişinin ön soruşturmalardan geçtiğini ve yargılanma sürecinin başlatılması için askeri mahkemeye sevk edildiğini vurguladı. Toplamayı başardığı düşünülen bilgilerin hacmi ve temas halinde olduğundan şüphelenilen taraflar göz önüne alındığında, dosyanın daha ayrıntılı bir incelemeden geçmesi bekleniyor.

İsrail’in Beyrut’un güney banliyösündeki el-Mureyce bölgesine düzenlediği hava saldırıları sonucu geniş çaplı yıkım meydana gelirken fotoğrafta Hizbullah’ın eski komutanlarından Fuad Şükür görülüyor (AFP)İsrail’in Beyrut’un güney banliyösündeki el-Mureyce bölgesine düzenlediği hava saldırıları sonucu geniş çaplı yıkım meydana gelirken fotoğrafta Hizbullah’ın eski komutanlarından Fuad Şükür görülüyor (AFP)

Lübnan güvenlik birimleri, izleme operasyonlarındaki teknik gelişmelerin istihbarat çalışmalarında insan kaynaklarının oynadığı rolü ortadan kaldırmadığı gerçeği çerçevesinde, güvenlik ve askeri operasyonlarda kullanılan sahaya ilişkin bilgi toplamak amacıyla insan sızmalarının istismar edilmesine dair endişeler nedeniyle bu tür dosyalara özel önem veriyor.

Adli kaynak, gözaltına alınan kişi hakkında başlatılacak soruşturmaların, kendisine verilen görevlerin niteliği ve Lübnan içinde veya dışında başka ağlarla bağlantısının boyutuna ilişkin daha fazla ayrıntının ortaya çıkmasına yol açmasını bekliyor.


Ürdün ordusu, İran'dan fırlatılan üç füzenin düşürüldüğünü duyurdu

Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)
Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)
TT

Ürdün ordusu, İran'dan fırlatılan üç füzenin düşürüldüğünü duyurdu

Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)
Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)

Ürdün ordusu, hava savunma sistemlerinin çarşamba sabahı İran'dan fırlatılan üç balistik füzeyi düşürdüğünü, olayda herhangi bir can kaybı ya da maddi hasar meydana gelmediğini açıkladı.

Ordudan yapılan açıklamada, sorumlu bir askeri kaynağın, "Hava savunma sistemleri bu sabah (çarşamba) İran topraklarından gelerek Ürdün hava sahasına giren üç balistik füzeyi engelledi ve düşürdü." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, füzelerin herhangi bir yaralanmaya veya maddi hasara yol açmadığı belirtildi.


İsrail'in Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlediği saldırıda aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetti

Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)
Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)
TT

İsrail'in Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlediği saldırıda aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetti

Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)
Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde, bugün sabaha karşı İsrail'in düzenlediği hava saldırısında, aralarında bir çocuğun da bulunduğu aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan başka bir çocuk ise saldırıdan sağ kurtuldu.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre Filistinli sağlık ve yerel kaynaklar, bir helikopterin El-Berake Kavşağı yakınlarında Ebu Kasım ailesine ait eve saldırı düzenlediğini bildirdi. Saldırı sonucu binada büyük hasar meydana gelirken, geniş çaplı bir yangın çıktı.

Ambulans ve sivil savunma ekipleri olay yerine sevk edildi. Ekipler, yangını söndürmek ve hayatını kaybedenleri enkazdan çıkarmak için çalışma yürüttü. Hedef alınan dairede yangının bir süre devam ettiği bildirildi.

İsrail ordusu henüz olayla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.

Saldırı, geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen bölgede devam eden gerilim ortamında gerçekleşti. Filistinli resmi kaynaklar, ateşkesten bu yana Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail'in hava ve topçu saldırıları sonucu binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.