İsrail Cibaliye’ye girdi: Gazze'de demografik ve siyasi değişim

İsrail, nihai olarak Filistinlileri insan tozuna dönüştürmeyi hedefliyor!

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)
TT

İsrail Cibaliye’ye girdi: Gazze'de demografik ve siyasi değişim

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)

Macid Kayali

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşının on üçüncü ayında, İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, Gazze’nin en büyük mülteci kampı olan ve 2,3 milyonluk toplam nüfusunun yaklaşık 400 bininin yaşadığı Cibaliye Mülteci Kampı’nı, Beyt Lahiye’yi ve Beyt Hanun'u kapsayan yeni bir savaş başlattı.

İsrail'in kuzey bölgesini Filistinliler için bir cehenneme çevirme hırsının altında intikamcı bir amaç da yatıyor. Çünkü burayı Aksa Tufanı Operasyonu’nun başlatıldığı merkez olarak görüyor ve bu yüzden izole edip Filistinlileri zorla ve baskıyla buradan uzaklaştırmayı hedefliyor. İsrail hükümetinin Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı üyelerinin yanı sıra, Başbakan Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere Gazze’nin kuzeyinde yeniden yerleşim birimleri inşa edilmesi çağrısında bulunan taraflar var.

Bölge, üç haftadır İsrail ordusunun girmesi sonucunda her gün kitlesel katliamların yaşandığı katliam, yıkım, aç bırakma, köklerinden sökme, yerinden etme, aşağılama ve tutuklama dahil olmak üzere büyük, acımasız ve yoğun bir savaşla karşı karşıya. İsrail, Filistinlileri güneye, yani Gazze Şeridi’ni ortadan kuzey ve güney olarak ikiye bölen Netzarim Koridoru’nun güneyine göç etmeye zorlamak amacıyla bölgeyi havadan ve karadan bombalıyor. Gazze'deki iki milyondan fazla Filistinli, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, 385 gündür ateş altında bir bölgeden diğerine gitmeye zorlanıyor.

İsrail'in Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun'da yaptıklarına bakılırsa, ne derse desin Gazze Şeridi'nin tamamının insani, coğrafi, güvenlik ve siyasi olarak yeniden yapılandırılmasına yönelik planını dayatmaya çalıştığı aşikâr. Bu ise Aksa Tufanı Operasyonu’na misillemede bulunma ya da Hamas’ın askeri yetenekleri ortadan kaldırma iddiasının ötesinde insanları, ağaçları ve taşları ortadan kaldırma sürecinden başka bir şey değil. Bu yok etme ve ortadan kaldırma savaşı, Filistinlileri nehirden denize kadar İsrail'in hegemonyası altına almayı ve Ortadoğu'da tartışmasız bir bölgesel güç olarak konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu da İran'ın bir dereceye kadar marjinalleştirilmesini gerektiriyor.

Batı Şeria'nın statüsünün Gazze'ye devredilmesi

İsrail, Gazze Şeridi'nin güneyinde güvenlik güçlerinin gözetimi altında, duruma göre koridorlar, hendekler ve muhtemelen duvarlarla bir ayrım bariyeri oluşturarak ve askeri üsler kurarak Gazze Şeridi’ni parçalamayı ve bağlantısız kantonlara dönüştürmeyi amaçlıyor. İsrail, İkinci İntifada’dan sonra Batı Şeria’da ayrım duvarı, tüneller, köprüler ve Filistinlilerin şehirleri, köyleri ve kampları arasındaki bağlantıları kesen yan yollarla bunun aynısını yaptı ve halen sürdürüyor.

İsrail, Gazze Şeridi'nin güneyinde güvenlik güçlerinin gözetimi altında, duruma göre koridorlar, hendekler ve muhtemelen duvarlarla bir ayrım bariyeri oluşturarak ve askeri üsler kurarak Gazze Şeridi’ni parçalamayı ve bağlantısız kantonlara dönüştürmeyi amaçlıyor.

Gazze Şeridi'nin kuzey, merkez ve güney olmak üzere üç ana bölgeden oluştuğu ve kuzeyde iki bölge bulunduğu biliniyor. Bunlardan birincisini Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun, ikincisi ise Gazze şehri, merkezde Deyr el-Belah, güneyde Han Yunus ve Refah’tan oluşuyor.

Salahaddin Caddesi'nin Gazze Şeridi'ni doğu ve batı olarak ikiye bölmesi ya da ortadan ikiye ayırması gibi doğal bölünmeler de söz konusu. Bu cadde, Erez Sınır Kapısı’nın ve Cibaliye’nin bulunduğu kuzeyden, Mısır sınırındaki Refah şehrinin ve sınır kapısının bulunduğu güneye doğru 45 kilometre boyunca uzanıyor.

Ancak İsrail, Gazze Şeridi'ni (adını eski bir yerleşim biriminden alan) Netzarim Koridoru ile ortadan başlıca iki bölgeye ayırdı. Bu koridor, kuzeyde Cibaliye, Beyt Lahiye, Beyt Hanun’nun olduğu Gazze, güneyde ise Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah’a kadar Gazze Şeridi'nin geri kalanını içeren, Akdeniz’in doğusundan batısına yaklaşık 7 kilometre uzunluğunda ve 1 kilometre genişliğinde olan Gazze Şehri. Ancak İsrail ordusu burayı askeri üsler bölgesine dönüştürmüş durumda. Öyle ki, Mef Salem Askeri Kampı’ndaki caddenin genişliği şu an özel bir askeri bölge olarak yaklaşık üç kilometre genişliğinde.   

sxcdfevrg
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye'de yıkılmış binaların arasından geçen Filistinliler, 3 Kasım 2024 (AFP)

Bu bölünmelerle yetinmeyen İsrail, Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerini askeri koridorlarla ayırarak kuzeyi Cibaliye ve Gazze olarak ikiye böldü. Güneyi ise Kissufim Koridoru ile Han Yunus'tan ayrılan Deyr el-Belah, Sufa Koridoru ile Refah'tan ayrılan Han Yunus ve doğuda Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) Sınır Kapısı, batıda Akdeniz'e uzanan 14 kilometre uzunluğundaki Philadelphia Ekseni ile sınırlanan bölge olarak üçe böldü.

Öte yandan İsrail, Mısır sınırındaki Philadelphia Ekseni’nin kontrolünü ele geçirmesinin yanı sıra, Gazze Şeridi'ni mutlak bir kuşatma altında tutmak için Gazze Şeridi sınırları boyunca bir kilometre derinliğinde tampon bölgeler oluşturmaya çalıştı.

Burada öncelikle bu coğrafi bölünmelerin İsrail’in hegemonyası altında güvenlik, askeri ve siyasi nitelikte olduğuna dikkat edilmesi gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken ikinci nokta ise bu bölünmelerin nüfusun yerinden edilmesini ya da belirli bölgelerde toplanmalarını amaçlıyor olması. Bu ise Gazze Şeridi'nin alanını her yönden küçültmek, Filistinlileri kontrol edilmesi kolay meydanlarda veya güneyde ve batıda yoğunlaşan bloklarda toplamak ve tüm Gazze şehirlerinin tarihini silmek anlamına geliyor. Bu da İsrail'in Cibaliye'deki Filistinlileri neden güneye doğru itmeye çalıştığını açıklıyor.

İsrail'in güvenlik ve siyasi olarak kontrolü, Filistinlilerin Gazze'nin güneyine ve batısına doğru yerinden edilmeleri, yerleşim birimlerinin ve yerleşimcilerin Gazze'nin kuzeyine ve doğusuna geri dönme riskini de beraberinde getiriyor. Daha önce de bahsettiğimiz üzere, İsrail hükümetinin pek çok üyesi bunu istediklerini açıkça ifade ettiler.

Gazze Şeridi'nin geometrisindeki tüm bu değişikliklere göre koridorların ve tampon bölgelerin alanı 150 kilometrekareye ulaşabilir. Şarku’l Avsat’ın Majalla'dan aktardığı analize göre İsrail bu alanı, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yaklaşık 365 kilometre olan toplam alanından düşmeyi planlıyor. Başka bir deyişle, Gazze'deki Filistinliler kendilerini sıkı bir abluka ve güvenlik koridorları ile eski Gazze Şeridi'nin yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir alanda bulabilirler.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, daha önce ‘Gazze'de abluka ve bölünme’ başlıklı haberinde bu konuya değindi. Haberde ablukanın ve bölünmenin, çatışmaların bu aşamasını özetleyen iki terim olduğu, kuşatmanın Gazze Şehri boyunca uzanan, Gazze Şeridi'nin kuzeyini merkezinden ayıran ve ne çıkışı ne de girişi olan bir bölünme hattına dönüşüyor gibi göründüğünü yazdı. Gazze'yi yatay olarak bölme planlarının daha önceki çatışmalarda da önerildiğini aktaran gazete, o zamanlar bunun çeşitli nedenlerle uygulanamadığını, ancak bu kez yapıldığını vurguladı. (Yediot Aharonot – 27 Ekim 2023)

İmha ve yok etme planları

Gazze'nin kuzeyini izole etmeye ve ele geçirmeye yönelik çeşitli planlar sızdırıldı. Bunlardan belki de en ünlüsü, her ne kadar İsrail bunu reddetse de birçok kişinin İsrail'in Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun'da pratikte uyguladığına inandığı ‘Generaller Planı’ diye anılan plandır. İsrail ordusunda eski Operasyonlar Bölümü Başkanı General Giora Eiland’ın fikir babası olduğu, geçtiğimiz eylül ayında geliştirilen plan, Gazze'nin Netzarim Koridoru’nun kuzeyindeki bölgesinin Filistinlilerden tamamen boşaltılmasını ve bu koridorun güneyindeki koridorlardan güç kullanarak, aç bırakarak ve kuşatmaya tabi tutarak çıkmaya zorlanmalarını, uluslararası yardımın kendilerine ulaşmasının engellenmesini ve Gazze'nin kuzeyinin İsrail’in askeri kontrolü altında, Filistinlilerden arındırılmış bir bölge olarak kabul edilmesini öngörüyor. Plana göre bu durum, İsrail'in Hamas'ın kuzeydeki varlığını, Gazze sınırındaki yerleşim birimlerinde yaşayan İsraillilere yönelik herhangi bir tehdit teşkil etmeyecek ve geri dönüşlerini engellemeyecek şekilde tamamen sona erdirmesini, Hamas savaşçılarını ‘ya teslim olmak ya da ölmek’ arasında seçim yapmak zorunda bırakmasını sağlıyor.

Eiland’ın planı, eski Savunma Bakanı General Yoav Gallant'ın Gazze Şeridi'ni 24 idari bölgeye ayırmayı ve Gazze'nin kuzeyinde yardım dağıtmak için yerel bir güç oluşturmayı öngören planı ile çelişiyor. Zira Geneller Planı, ABD ve ılımlı Arap ülkelerin askerlerinden oluşan ortak bir güç tarafından denetlenecek geçici bir yönetim öneriyor. Plan, Gazze Şeridi'ni 2 bin 300'den fazla küçük bloğa bölmeyi ve her bloğa bin kişi yerleştirmeyi öngörüyor.

Ayrıca Eiland ve Gallant'ın planları, Netanyahu'nun Hamas ve El Fetih'e atıfla, “Gazze ne Hamasistan ne de Fetihistan olacak” dediği ve Gazze Şeridi'ni Batı Şeria'dan ayrı, yani Filistin Yönetimi'nin kontrolü altında olmayan bir bölgesel varlık haline getirme fikriyle de örtüşüyor. Haaretz Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Noa Landau’a göre farklı mesajlar veren, kasıtlı olarak ‘çizgileri bulanıklaştıran’ ve ‘Batı Şeria'nın büyük bölümünü etkili bir şekilde parça parça ilhak eden’ Netanyahu, Gazze Şeridi'nde de önce Gazze’deki geniş alanları işgal ederek, Gazzelileri yerinden ederek, evleri yıkarak, yeni yollar inşa ederek ve uzun vadede ileri karakollar ve diğer altyapıları inşa ederek tam olarak bunu yapıyor. Netanyahu’nun şu an Gazze Şeridi'ndeki sivil kontrolü ücretli özel askerlere devretme planını da uygulamaya koyduğunu belirten Landau, Gazze'deki askeri yönetimin özelleştirilmesi ve özel ekonomik çıkarları olan özel taraflara devredilmesinin konuşulduğunu vurguladı. (Haaretz, 23 Ekim 2024)

Gazze'deki Filistinliler kendilerini sıkı bir abluka ve güvenlik koridorları ile eski Gazze Şeridi'nin yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir alanda bulabilirler.

İsrailli Siyonizm karşıtı Profesör Maya Rosenfeld, 25 Ekim 2024 tarihinde Haaretz gazetesinde yayınlanan bir makalesinde Gazze'de yaşananları şöyle özetledi:

“Gerçekte uygulanan savaş bir soykırım ve topyekûn yıkım stratejisiydi. Gazze'deki saldırının neden olduğu soykırım ve bölge sakinlerinin bekalarına yönelik yıkım, Hamas’ın 7 Ekim'deki saldırısına verilen yanıtın istenmeyen bir sonucu değil, başlı başına bir hedeftir. İsrail'in genel stratejisinin bir parçası olan bu saldırının nihai hedefi, Filistinlilerin öngörülebilir gelecekte kendi anavatanlarında, kendi kaderlerini tayin etmelerini engellemek ve Batı Şeria’da ve Gazze Şeridi'nde bir Filistin devletinin kurulmasını önlemektir. Nihai hedef ise Filistinlileri insan tozuna dönüştürüp Filistin'i yok ederek siyasi bir çözümün sadece siyasi değil, fiziki olasılığını da ortadan kaldırmaktır.”

tyhn
Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah'ta bulunan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yardım dağıtım merkezinde dağıtılan un çuvallarını alabilmek için mücadele eden Filistinliler, 3 Kasım 2024 (AFP)

Buraya birkaç not düşelim:

1- İsrail tüm gücüne rağmen, direnişle karşılaşmaya ve kayıplar vermeye devam ediyor. Bu direniş, İsrail'in Gazze'deki vahşetine eşit değil, onu örtmüyor ya da -göreceli olarak bile- hafifletmiyor.

2- Gidecek hiçbir yeri olmayan Filistinliler kuzeyde kalmakta ısrar ediyorlar. Baskıyla Cibaliye’yi terk etmeye zorlandıklarında, Gazze şehrinin batısı gibi Gazze'nin başka yerlerine gidiyorlar. İsrail ordusunun tekrar dönmelerine izin vermeyeceği korkusuyla, Netzarim Koridoru’nu geçmeyi reddediyorlar. (Haaretz, 23 Ekim 2024)



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.