İsrail Cibaliye’ye girdi: Gazze'de demografik ve siyasi değişim

İsrail, nihai olarak Filistinlileri insan tozuna dönüştürmeyi hedefliyor!

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)
TT

İsrail Cibaliye’ye girdi: Gazze'de demografik ve siyasi değişim

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in saldırıları sonucu yıkılan bir evin enkazı üzerinde bir Filistinli, 4 Kasım 2024 (Reuters)

Macid Kayali

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşının on üçüncü ayında, İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, Gazze’nin en büyük mülteci kampı olan ve 2,3 milyonluk toplam nüfusunun yaklaşık 400 bininin yaşadığı Cibaliye Mülteci Kampı’nı, Beyt Lahiye’yi ve Beyt Hanun'u kapsayan yeni bir savaş başlattı.

İsrail'in kuzey bölgesini Filistinliler için bir cehenneme çevirme hırsının altında intikamcı bir amaç da yatıyor. Çünkü burayı Aksa Tufanı Operasyonu’nun başlatıldığı merkez olarak görüyor ve bu yüzden izole edip Filistinlileri zorla ve baskıyla buradan uzaklaştırmayı hedefliyor. İsrail hükümetinin Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı üyelerinin yanı sıra, Başbakan Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere Gazze’nin kuzeyinde yeniden yerleşim birimleri inşa edilmesi çağrısında bulunan taraflar var.

Bölge, üç haftadır İsrail ordusunun girmesi sonucunda her gün kitlesel katliamların yaşandığı katliam, yıkım, aç bırakma, köklerinden sökme, yerinden etme, aşağılama ve tutuklama dahil olmak üzere büyük, acımasız ve yoğun bir savaşla karşı karşıya. İsrail, Filistinlileri güneye, yani Gazze Şeridi’ni ortadan kuzey ve güney olarak ikiye bölen Netzarim Koridoru’nun güneyine göç etmeye zorlamak amacıyla bölgeyi havadan ve karadan bombalıyor. Gazze'deki iki milyondan fazla Filistinli, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana, 385 gündür ateş altında bir bölgeden diğerine gitmeye zorlanıyor.

İsrail'in Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun'da yaptıklarına bakılırsa, ne derse desin Gazze Şeridi'nin tamamının insani, coğrafi, güvenlik ve siyasi olarak yeniden yapılandırılmasına yönelik planını dayatmaya çalıştığı aşikâr. Bu ise Aksa Tufanı Operasyonu’na misillemede bulunma ya da Hamas’ın askeri yetenekleri ortadan kaldırma iddiasının ötesinde insanları, ağaçları ve taşları ortadan kaldırma sürecinden başka bir şey değil. Bu yok etme ve ortadan kaldırma savaşı, Filistinlileri nehirden denize kadar İsrail'in hegemonyası altına almayı ve Ortadoğu'da tartışmasız bir bölgesel güç olarak konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu da İran'ın bir dereceye kadar marjinalleştirilmesini gerektiriyor.

Batı Şeria'nın statüsünün Gazze'ye devredilmesi

İsrail, Gazze Şeridi'nin güneyinde güvenlik güçlerinin gözetimi altında, duruma göre koridorlar, hendekler ve muhtemelen duvarlarla bir ayrım bariyeri oluşturarak ve askeri üsler kurarak Gazze Şeridi’ni parçalamayı ve bağlantısız kantonlara dönüştürmeyi amaçlıyor. İsrail, İkinci İntifada’dan sonra Batı Şeria’da ayrım duvarı, tüneller, köprüler ve Filistinlilerin şehirleri, köyleri ve kampları arasındaki bağlantıları kesen yan yollarla bunun aynısını yaptı ve halen sürdürüyor.

İsrail, Gazze Şeridi'nin güneyinde güvenlik güçlerinin gözetimi altında, duruma göre koridorlar, hendekler ve muhtemelen duvarlarla bir ayrım bariyeri oluşturarak ve askeri üsler kurarak Gazze Şeridi’ni parçalamayı ve bağlantısız kantonlara dönüştürmeyi amaçlıyor.

Gazze Şeridi'nin kuzey, merkez ve güney olmak üzere üç ana bölgeden oluştuğu ve kuzeyde iki bölge bulunduğu biliniyor. Bunlardan birincisini Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun, ikincisi ise Gazze şehri, merkezde Deyr el-Belah, güneyde Han Yunus ve Refah’tan oluşuyor.

Salahaddin Caddesi'nin Gazze Şeridi'ni doğu ve batı olarak ikiye bölmesi ya da ortadan ikiye ayırması gibi doğal bölünmeler de söz konusu. Bu cadde, Erez Sınır Kapısı’nın ve Cibaliye’nin bulunduğu kuzeyden, Mısır sınırındaki Refah şehrinin ve sınır kapısının bulunduğu güneye doğru 45 kilometre boyunca uzanıyor.

Ancak İsrail, Gazze Şeridi'ni (adını eski bir yerleşim biriminden alan) Netzarim Koridoru ile ortadan başlıca iki bölgeye ayırdı. Bu koridor, kuzeyde Cibaliye, Beyt Lahiye, Beyt Hanun’nun olduğu Gazze, güneyde ise Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah’a kadar Gazze Şeridi'nin geri kalanını içeren, Akdeniz’in doğusundan batısına yaklaşık 7 kilometre uzunluğunda ve 1 kilometre genişliğinde olan Gazze Şehri. Ancak İsrail ordusu burayı askeri üsler bölgesine dönüştürmüş durumda. Öyle ki, Mef Salem Askeri Kampı’ndaki caddenin genişliği şu an özel bir askeri bölge olarak yaklaşık üç kilometre genişliğinde.   

sxcdfevrg
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye'de yıkılmış binaların arasından geçen Filistinliler, 3 Kasım 2024 (AFP)

Bu bölünmelerle yetinmeyen İsrail, Gazze Şeridi'nin tüm bölgelerini askeri koridorlarla ayırarak kuzeyi Cibaliye ve Gazze olarak ikiye böldü. Güneyi ise Kissufim Koridoru ile Han Yunus'tan ayrılan Deyr el-Belah, Sufa Koridoru ile Refah'tan ayrılan Han Yunus ve doğuda Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) Sınır Kapısı, batıda Akdeniz'e uzanan 14 kilometre uzunluğundaki Philadelphia Ekseni ile sınırlanan bölge olarak üçe böldü.

Öte yandan İsrail, Mısır sınırındaki Philadelphia Ekseni’nin kontrolünü ele geçirmesinin yanı sıra, Gazze Şeridi'ni mutlak bir kuşatma altında tutmak için Gazze Şeridi sınırları boyunca bir kilometre derinliğinde tampon bölgeler oluşturmaya çalıştı.

Burada öncelikle bu coğrafi bölünmelerin İsrail’in hegemonyası altında güvenlik, askeri ve siyasi nitelikte olduğuna dikkat edilmesi gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken ikinci nokta ise bu bölünmelerin nüfusun yerinden edilmesini ya da belirli bölgelerde toplanmalarını amaçlıyor olması. Bu ise Gazze Şeridi'nin alanını her yönden küçültmek, Filistinlileri kontrol edilmesi kolay meydanlarda veya güneyde ve batıda yoğunlaşan bloklarda toplamak ve tüm Gazze şehirlerinin tarihini silmek anlamına geliyor. Bu da İsrail'in Cibaliye'deki Filistinlileri neden güneye doğru itmeye çalıştığını açıklıyor.

İsrail'in güvenlik ve siyasi olarak kontrolü, Filistinlilerin Gazze'nin güneyine ve batısına doğru yerinden edilmeleri, yerleşim birimlerinin ve yerleşimcilerin Gazze'nin kuzeyine ve doğusuna geri dönme riskini de beraberinde getiriyor. Daha önce de bahsettiğimiz üzere, İsrail hükümetinin pek çok üyesi bunu istediklerini açıkça ifade ettiler.

Gazze Şeridi'nin geometrisindeki tüm bu değişikliklere göre koridorların ve tampon bölgelerin alanı 150 kilometrekareye ulaşabilir. Şarku’l Avsat’ın Majalla'dan aktardığı analize göre İsrail bu alanı, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yaklaşık 365 kilometre olan toplam alanından düşmeyi planlıyor. Başka bir deyişle, Gazze'deki Filistinliler kendilerini sıkı bir abluka ve güvenlik koridorları ile eski Gazze Şeridi'nin yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir alanda bulabilirler.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, daha önce ‘Gazze'de abluka ve bölünme’ başlıklı haberinde bu konuya değindi. Haberde ablukanın ve bölünmenin, çatışmaların bu aşamasını özetleyen iki terim olduğu, kuşatmanın Gazze Şehri boyunca uzanan, Gazze Şeridi'nin kuzeyini merkezinden ayıran ve ne çıkışı ne de girişi olan bir bölünme hattına dönüşüyor gibi göründüğünü yazdı. Gazze'yi yatay olarak bölme planlarının daha önceki çatışmalarda da önerildiğini aktaran gazete, o zamanlar bunun çeşitli nedenlerle uygulanamadığını, ancak bu kez yapıldığını vurguladı. (Yediot Aharonot – 27 Ekim 2023)

İmha ve yok etme planları

Gazze'nin kuzeyini izole etmeye ve ele geçirmeye yönelik çeşitli planlar sızdırıldı. Bunlardan belki de en ünlüsü, her ne kadar İsrail bunu reddetse de birçok kişinin İsrail'in Cibaliye, Beyt Lahiye ve Beyt Hanun'da pratikte uyguladığına inandığı ‘Generaller Planı’ diye anılan plandır. İsrail ordusunda eski Operasyonlar Bölümü Başkanı General Giora Eiland’ın fikir babası olduğu, geçtiğimiz eylül ayında geliştirilen plan, Gazze'nin Netzarim Koridoru’nun kuzeyindeki bölgesinin Filistinlilerden tamamen boşaltılmasını ve bu koridorun güneyindeki koridorlardan güç kullanarak, aç bırakarak ve kuşatmaya tabi tutarak çıkmaya zorlanmalarını, uluslararası yardımın kendilerine ulaşmasının engellenmesini ve Gazze'nin kuzeyinin İsrail’in askeri kontrolü altında, Filistinlilerden arındırılmış bir bölge olarak kabul edilmesini öngörüyor. Plana göre bu durum, İsrail'in Hamas'ın kuzeydeki varlığını, Gazze sınırındaki yerleşim birimlerinde yaşayan İsraillilere yönelik herhangi bir tehdit teşkil etmeyecek ve geri dönüşlerini engellemeyecek şekilde tamamen sona erdirmesini, Hamas savaşçılarını ‘ya teslim olmak ya da ölmek’ arasında seçim yapmak zorunda bırakmasını sağlıyor.

Eiland’ın planı, eski Savunma Bakanı General Yoav Gallant'ın Gazze Şeridi'ni 24 idari bölgeye ayırmayı ve Gazze'nin kuzeyinde yardım dağıtmak için yerel bir güç oluşturmayı öngören planı ile çelişiyor. Zira Geneller Planı, ABD ve ılımlı Arap ülkelerin askerlerinden oluşan ortak bir güç tarafından denetlenecek geçici bir yönetim öneriyor. Plan, Gazze Şeridi'ni 2 bin 300'den fazla küçük bloğa bölmeyi ve her bloğa bin kişi yerleştirmeyi öngörüyor.

Ayrıca Eiland ve Gallant'ın planları, Netanyahu'nun Hamas ve El Fetih'e atıfla, “Gazze ne Hamasistan ne de Fetihistan olacak” dediği ve Gazze Şeridi'ni Batı Şeria'dan ayrı, yani Filistin Yönetimi'nin kontrolü altında olmayan bir bölgesel varlık haline getirme fikriyle de örtüşüyor. Haaretz Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Noa Landau’a göre farklı mesajlar veren, kasıtlı olarak ‘çizgileri bulanıklaştıran’ ve ‘Batı Şeria'nın büyük bölümünü etkili bir şekilde parça parça ilhak eden’ Netanyahu, Gazze Şeridi'nde de önce Gazze’deki geniş alanları işgal ederek, Gazzelileri yerinden ederek, evleri yıkarak, yeni yollar inşa ederek ve uzun vadede ileri karakollar ve diğer altyapıları inşa ederek tam olarak bunu yapıyor. Netanyahu’nun şu an Gazze Şeridi'ndeki sivil kontrolü ücretli özel askerlere devretme planını da uygulamaya koyduğunu belirten Landau, Gazze'deki askeri yönetimin özelleştirilmesi ve özel ekonomik çıkarları olan özel taraflara devredilmesinin konuşulduğunu vurguladı. (Haaretz, 23 Ekim 2024)

Gazze'deki Filistinliler kendilerini sıkı bir abluka ve güvenlik koridorları ile eski Gazze Şeridi'nin yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir alanda bulabilirler.

İsrailli Siyonizm karşıtı Profesör Maya Rosenfeld, 25 Ekim 2024 tarihinde Haaretz gazetesinde yayınlanan bir makalesinde Gazze'de yaşananları şöyle özetledi:

“Gerçekte uygulanan savaş bir soykırım ve topyekûn yıkım stratejisiydi. Gazze'deki saldırının neden olduğu soykırım ve bölge sakinlerinin bekalarına yönelik yıkım, Hamas’ın 7 Ekim'deki saldırısına verilen yanıtın istenmeyen bir sonucu değil, başlı başına bir hedeftir. İsrail'in genel stratejisinin bir parçası olan bu saldırının nihai hedefi, Filistinlilerin öngörülebilir gelecekte kendi anavatanlarında, kendi kaderlerini tayin etmelerini engellemek ve Batı Şeria’da ve Gazze Şeridi'nde bir Filistin devletinin kurulmasını önlemektir. Nihai hedef ise Filistinlileri insan tozuna dönüştürüp Filistin'i yok ederek siyasi bir çözümün sadece siyasi değil, fiziki olasılığını da ortadan kaldırmaktır.”

tyhn
Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah'ta bulunan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yardım dağıtım merkezinde dağıtılan un çuvallarını alabilmek için mücadele eden Filistinliler, 3 Kasım 2024 (AFP)

Buraya birkaç not düşelim:

1- İsrail tüm gücüne rağmen, direnişle karşılaşmaya ve kayıplar vermeye devam ediyor. Bu direniş, İsrail'in Gazze'deki vahşetine eşit değil, onu örtmüyor ya da -göreceli olarak bile- hafifletmiyor.

2- Gidecek hiçbir yeri olmayan Filistinliler kuzeyde kalmakta ısrar ediyorlar. Baskıyla Cibaliye’yi terk etmeye zorlandıklarında, Gazze şehrinin batısı gibi Gazze'nin başka yerlerine gidiyorlar. İsrail ordusunun tekrar dönmelerine izin vermeyeceği korkusuyla, Netzarim Koridoru’nu geçmeyi reddediyorlar. (Haaretz, 23 Ekim 2024)



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.