Ankara: Şam'ın normalleşmeye niyeti olmaması Rusya’yı nötr durmaya itti

TSK, SDG'ye yönelik askeri operasyona “hazır”

Rusya’ya göre Ankara ile Şam arasındaki normalleşmenin önündeki en büyük engelin Türk askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı (Fotoğraf: Milli Savunma Bakanlığı)
Rusya’ya göre Ankara ile Şam arasındaki normalleşmenin önündeki en büyük engelin Türk askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı (Fotoğraf: Milli Savunma Bakanlığı)
TT

Ankara: Şam'ın normalleşmeye niyeti olmaması Rusya’yı nötr durmaya itti

Rusya’ya göre Ankara ile Şam arasındaki normalleşmenin önündeki en büyük engelin Türk askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı (Fotoğraf: Milli Savunma Bakanlığı)
Rusya’ya göre Ankara ile Şam arasındaki normalleşmenin önündeki en büyük engelin Türk askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı (Fotoğraf: Milli Savunma Bakanlığı)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin çıkmaza girmesinden Şam yönetimini sorumlu tuttu. Bu durumun Rusya'yı hiçbir adım atmamaya ve nötr durmaya ittiğini belirtti. Fidan ayrıca Suriye'nin kuzeyindeki Kürtlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı her an askeri bir operasyon başlatmaya hazır olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Fidan, Şam yönetiminin belli kritik konularda adım atmak istemesi halinde Rusların buna ‘hayır’ diyeceğini düşünmediğini söyledi.

Fidan cumayı cumartesiye bağlayan akşam A Haber’e verdiği röportajda “Ama Rusların bu adımları atması için çok yoğun bir baskı yapacağını da düşünmüyorum ve görmüyorum da zaten, bu konuda biraz nötr duruyorlar açıkçası” ifadelerini kullandı.

Türkiye’yi taraf olsun ya da olmasın doğrudan ilgilendiren konularda bir numaralı meselenin irade beyanı olduğunu vurgulayan Fidan, “Burada Cumhurbaşkanımız kamuya açık bir şekilde irade beyanını en üst düzeyden yaptığı için demokratik bir ülkenin böyle liderinin bu türden bir açıklama yapması çok kıymetlidir. Problem, bizim muhataplarımız bunu anlamada biraz sıkıntı yaşıyorlar” şeklinde konuştu.

xcdvf
Fidan, geçtiğimiz eylül ayında New York'ta Suriye konulu üçlü toplantı için Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı)

Rusya geçtiğimiz günlerde Suriye hükümetiyle normalleşme sürecinin çıkmaza girmesinden Türkiye'yi sorumlu tuttu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksander Lavrentyev, Şam'ın ‘güçlerini geri çekeceğine dair garanti vermeden’ Ankara ile diyaloğa girmesinin ‘zor’ olduğunu söyledi. Lavrentyev, Türklerin Suriye'de ‘işgalci bir devlet gibi davrandığını’ da sözlerine ekledi.

Perşembe günü Rus haber ajansı Sputnik’e yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında bir görüşme ya da Astana Süreci’nde daha üst düzeyde bir toplantı beklemek için henüz çok erken olduğunu söyleyen Lavrentyev, neredeyse 18 ay önce olduğu gibi, iki ülkenin savunma bakanlıkları düzeyinde temaslar olduğunu belirtti.

xc
Rusya’ya göre Ankara ile Şam arasındaki normalleşmenin önündeki en büyük engelin Türk askerlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı (Fotoğraf: Milli Savunma Bakanlığı)

Suriye meselesinde çözüme ulaşmak için bazı adımların atılması gerektiğini vurgulayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Suriye rejiminin yurt dışındaki 10 milyon civarındaki Suriyeliyi tekrar Suriye’ye getirme konusunda bir tercih yapması gerekiyor artık” ifadelerini kullandı.

İsrail'in çatışmaları yayması uyarısı

Suriye rejiminin İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının etkileriyle her zamankinden daha fazla baş başa kalmaya başladığına dikkati çeken Fidan, “Son üç yıldır esas itibariyle biz çok sistematik bir şekilde İsrail Hava Kuvvetleri’nin İranlı milisleri sistemli bir şekilde vurduğunu hep görüyorduk haftada 1-2, bazen 3 operasyon yaparak. Ruslarla koordineli götürüyorlardı bunları. Şimdi Gazze savaşından sonra bunun daha da arttığını görüyoruz” dedi.

Öte yandan Fidan, terörle mücadelede taviz verilmeyeceğini vurgulayarak ABD'nin Kürt Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) verdiği desteği eleştirdi.

Amerikan halkının uzun ve yorucu bir seçim kampanyasının ardından tercihini yaptığını ve seçimlerin Trump’ın ‘gerçekten büyük bir zaferiyle’ sonuçlandığını belirten Fidan “Kimin orada olduğundan, kiminle iş tutulduğundan bağımsız bizim milletimize, bizim devletimize tehdit teşkil eden sınırımızın ötesindeki bu hedefle biz mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye, YPG'yi, Türkiye ve Batılı müttefikleri tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan PKK'nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor.

febf
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son haftalarda defalarca kez Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yeni bir askeri operasyon başlatabileceğinin sinyalini verdi (Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı)

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimi zaferini tebrik etmek aradığı Trump'tan ABD'nin Suriye'nin doğusunda YPG ve SDG’ye verdiği desteği kesmesini istediğini söyledi. Türkiye'nin sınırlarının ve halkının güvenliğini korumak için her türlü adımı atmaktan ve operasyonu gerçekleştirmekten çekinmeyeceğini vurgulayan Erdoğan, Suriye ile olan güney sınırında 30-40 kilometre derinliğe kadar oluşturulmaya çalışılan güvenlik koridorundaki eksik halkaları tamamlamak için çalışacaklarının altını çizdi.

Türkiye’nin askeri operasyonu

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise “Talimat verildiği anda TSK kara harekatına başlar” açıklamasında bulundu.

Cumayı cumartesiye bağlayan akşam, AK Parti Merkez Karar ve Yonetim Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında Çelik şu açıklamalarda bulundu:

“Bu bölgedeki hareketliliği takip ediyoruz. Terör örgütlerinin hareketlilikleri ya da birtakım odaklar tarafından hareketli hale getirilmelerine dair birtakım gelişmeleri yakından takip ettiğimizi söyleyebilirim. Fakat şöyle bir noktadayız; yıllar evvel işte bir kara harekatına karar veriliyordu ve bunun bir planlaması yapılıyordu. Bu planlama çerçevesinde işte 1 hafta, 10 gün, 1 ay, 3 ay sonra diyelim ki kara harekatı gerçekleşiyordu. Şimdi böyle bir durumda değiliz, bölgemizde gelişmeler son derece dinamiktir. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhurbaşkanımız tarafından verilen talimatlar çerçevesinde, talimat verildiği andan itibaren harekete geçecek şekilde hazır ve tetiktedir.”

xcd
ABD'nin SDG'ye desteği Ankara ve Şam arasında anlaşmazlık konusu (Arşiv)

En önemli meselenin Suriye’nin 30 kilometre derinliğine kadar sınırların korunması olduğunu söyleyen Çelik, "30 kilometre derinliğimizde esas olarak ve bizim için 'kırmızı çizgi' olarak Türk sınırlarından 30 kilometre derinliğe kadar Suriye’nin içinde ve Irak’ın içinde herhangi bir terör örgütü görmek istemiyoruz. 30 kilometre derinliğimizin içerisinde bir yapılanma, bu şekilde bir faaliyet gördüğümüz andan itibaren bunu birinci dereceden tehdit sayarız ve buna karşı gereken harekat gerçekleşir” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları tarafından perşembe günü, “Ülkemizin ve hudutlarımızın güvenliği için uluslararası hukuk ve meşru müdafaa açısından harekat yapmak Türkiye'nin en doğal hakkıdır. Yeri ve zamanı gelince gereken yapılır” dedi.

Ankara ise yeni Trump yönetiminin tutumunu, kendisini destekleyecek adımlar atıp atmayacağını ve ABD güçlerinin Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilmesine ilişkin kararını beklerkken Rusya, Türkiye'nin yeni bir askeri operasyon düzenlemesini reddettiğini açıkça ifade etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Lavrentyev, Türkiye'nin Suriye'de yeni askeri harekat düzenlemesini kabul edilemez bulduklarını söyledi.



Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
TT

Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Libya’daki devlet kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen çabaları destekleme’ konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Ankara'nın uluslararası çabaların koordinasyonunda rol oynama ve ‘Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan ABD girişimini destekleme’ arzusunu dile getirdi.

Fidan, bu açıklamaları, Libya ziyaretinin ikinci gününde Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter ve Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında yaptı.

Ziyaretine salı günü Trablus'tan başlayan Fidan, ülkenin doğusundaki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Bingazi'ye geçmeden önce, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekale ile bir araya gelmişti.

Ziyaret, Libya'da yürütme erki ile ülkedeki bölünmüş kurumların birleştirilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilmesini amaçlayan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un öncülük ettiği ABD girişimi etrafında temasların yoğunlaştığı hassas bir dönemde gerçekleşti.

Girişimin detaylarına dair basına yansıyan bilgilere göre bu plan, ülkenin doğusu ile batısındaki başlıca güç merkezlerini bir araya getirmeyi hedefleyen bir formül çerçevesinde yürütme erkinin yeniden şekillendirilmesini, Başkanlık Konseyi Başkanlığı'nın LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'e verilmesini ve Dibeybe'nin başbakan olarak görevde kalmasını öngörüyor.

LUO Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fidan, Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede onun üstlendiği role duyduğu takdiri dile getirerek, bu ziyaretin Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri geliştirme sürecinin bir uzantısı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakan Fidan ayrıca, yeni bir Türk konsolosun atanmasının ardından Bingazi'deki Türk Konsolosluğu'nun faaliyetlerine başladığına da dikkati çekti.

Fidan, pazartesi günü Bingazi'nin el-Havari mahallesinde aracını hedef alan bombalı bir saldırıyla suikasta uğrayan Libya'nın doğusundaki Askeri İstihbarat İdaresi Müdürü Korgeneral Fevzi el-Mansuri'nin vefatı dolayısıyla Hafter'e taziyelerini iletti.

Hafter ise ‘Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve kaydettiği gelişimi’ vurgulayarak, Türk şirketlerinin yeniden imar projelerindeki katkısına ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin yükselişine işaret etti.

LUO Genel Komutanlığından yapılan açıklamaya göre taraflar, ikili ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde pekiştirilmeye ve güçlendirilmeye devam edilmesinin önemini teyit etti.

Anadolu Ajansı'nın (AA) bildirdiğine göre görüşmenin ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Hakan Fidan’ı Bingazi'deki meclis binasında bulunan makamında kabul etti.

sdgs
Saddam Hafter, dün Bingazi’de Fidan’ı karşıladı (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Fidan'ın Libya'nın doğusuna ve batısına gerçekleştirdiği ziyaret, 2019 ve 2020 yıllarındaki Trablus savaşı sırasında Türkiye'nin üstlendiği rolün Libya'nın batısındaki eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sıkı ilişkilerinin ardından, Ankara'nın ülkedeki muhtelif güç merkezlerine yönelik artan açılımını yansıtıyor.

Libya’daki devlet kurumlarının birleştirilmesi dosyası, Fidan'ın salı günü Trablus'ta Dibeybe ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ana gündem maddesiydi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fidan ile görüşmesinde muhtelif çabaların devlet kurumlarının birleştirilmesine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Menfi, geçiş süreçlerini sona erdirecek ve sürdürülebilir bir istikrar tesis edecek seçimlere ulaşmak maksadıyla, her türlü girişimin veya mutabakatın devlet kurumlarına ve ulusal egemenliğe saygı duyulması ile ‘siyasi sürecin Libyalılar tarafından sahiplenilmesi’ esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Fidan ayrıca Tekale ile de görüştü. Görüşmeye dair fazla detay paylaşılmazken, görüşmede siyasi süreçte uzlaşıyı ve istikrara doğru ilerletmeyi hedefleyen çabalar ele aldı.


İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
TT

İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)

İsrail, Batı Şeria’da dördüncü haftasına giren tırmanışı sürdürürken, ordu dün çok sayıda bölgeye baskın düzenledi. Baskınlarda aramalar ve saha soruşturmaları gerçekleştirilirken, çok sayıda Filistinli gözaltına alındı, çok sayıda ev ve yapı yıkıldı. Yahudi yerleşimciler de farklı bölgelerde saldırılarını sürdürdü.

İsrail ordusu, geçen ayın sonlarından bu yana kuşatma altında bulunan Nablus’a baskın düzenleyerek kentin doğu kesimi ile Balata Mülteci Kampı’na girdi. Baskınlar çatışmalara ve gözaltılara yol açtı. Ordu ayrıca Cenin’e bağlı el-Yamun, Sile el-Harisiyye ve Arrabe beldelerine baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Bölgedeki başka köyler de baskınların hedefi oldu.

Cenin ve Nablus’un yanı sıra İsrail ordusu Ramallah ve el-Bire kentlerine de baskın düzenledi ve aralarında bir gazetecinin de bulunduğu üç Filistinliyi gözaltına aldı. Beytüllahim, El-Halil ve Tulkerim de baskınlardan etkilendi.

İsrail ordusu, Batı Şeria kentlerine neredeyse her gün baskın düzenliyor. Ancak geçen ayın 24’ünde bölgede operasyon başlatmasının ardından baskınların yoğunluğu arttı. Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesinde yerleşimcilerin düzenlediği bir saldırının ardından çıkan çatışmaların sonrasında başlatılmıştı. Söz konusu çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

sdfrgth
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinin batısındaki Tel kasabasında bir evin yıkılmasının ardından yükselen duman, 11 Ağustos 2026 (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geniş çaplı operasyon düzenlenmesi talimatı verdi. Ordu, Batı Şeria’nın bağlantısını keserek kentleri, beldeleri ve köyleri kontrol noktaları, bariyerler ve çeşitli kısıtlayıcı uygulamalarla kuşatmasının ardından bir dizi baskın gerçekleştirdi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı ve çok sayıda evi yıktı.

Cenin’de 27 yapı yıkıldı

Kentlere, mülteci kamplarına ve köylere yönelik baskınlarını ve Filistinlilerin gözaltına alınmasını sürdüren İsrail ordusu dün ev ve yapı yıkımlarını da yoğunlaştırdı. Ordu, Cenin’in doğusundaki bölgeye baskın düzenleyip bölgeye ulaşan yolları kapattıktan sonra 27 yapıyı yıktı.

Aba Köy Meclisi Başkanı Burhan Azmuti, Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin yapıların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkıma başladığını söyledi. Azmuti, söz konusu yapıların bulunduğu arazilerin tapu kayıtlarıyla sahiplerine ait olduğunu belirtti.

vdfghyj
Filistinli bir adam, salı günü Nablus yakınlarındaki Tel kasabasında İsrail güçleri tarafından yıkılan bir eve bakıyor. (Reuters)

İsrail ordusu yaklaşık 10 gün önce bölgede bulunan 40’a yakın yapının yıkılacağına dair tebligatta bulunmuştu. Bu durum, bölgede yeni yıkımlar gerçekleştirilebileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Ev ve yapıların yıkılması, İsrail’in Batı Şeria’da uzun süredir uyguladığı cezalandırma politikalarının bir parçasını oluşturuyor. Uygulama, İsrail içinde dahi etkinliği konusunda tartışmalara yol açıyor. Yıkımlar genellikle saldırı düzenleyen Filistinlilere veya ailelerine misilleme amacıyla ya da ruhsatsız ve yasa dışı yapılaşma gerekçesiyle gerçekleştiriliyor. Bazı yıkımlar ise arazilerin niteliği ve sınıflandırmasına ilişkin gerekçelere dayandırılıyor.

Smotrich: Gerekli bir adım

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’nın kuzeyindeki yıkım operasyonlarının bölgede yerleşim faaliyetlerini yeniden başlatmayı amaçladığını söyledi. Smotrich, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşimleri tehdit eden yasa dışı yapıların yıkılması, yerleşim faaliyetlerini ve İsrail devleti için koruyucu bir duvar oluşturan güvenliği güçlendirmek açısından gerekli bir adımdır” ifadesini kullandı.

fgthy
Aşırı sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesini gösteren bir haritayı inceliyor. (Arşiv – AFP)

Yıkım operasyonları dün Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kentinde içinde insanların yaşadığı bir evi de kapsadı.

Evin sahibi Hikem ez-Zuru, 300 metrekarelik iki katlı evinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve önceden bildirimde bulunulmadan yıkıldığını söyledi. Zuru, 70 yılı aşkın süredir ayakta olan evin yıkılacağını, ekiplerin çalışmaya başlamasıyla öğrendiğini belirtti.

İsrail ordusu ayrıca Beytüllahim’in güneyindeki el-Masara köyünde üç katlı bir evi yıktı.

Yıkım operasyonları son birkaç haftada yoğunlaştı.

Resmi bir kurum olan Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu’nun verilerine göre, İsrail güçleri temmuz ayında 80 yıkım operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonlarda 165 yapı yıkılırken bunların 80’ini içinde insanların yaşadığı evler, 8’ini boş evler, 63’ünü tarımsal yapılar ve 11’ini geçim kaynakları oluşturan işletmeler oluşturdu.

Yıkım sürecinden sorumlu Sivil İdare’nin başındaki Smotrich, Batı Şeria’nın İsrail devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor. Filistin yönetimi ise İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Filistin yönetiminin varlığını zayıflatmak istediğini belirtiyor.

BM uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, salı günü işgal altındaki Batı Şeria’daki durumun ‘tehlikeli bir dönüm noktasına’ ulaştığı uyarısında bulundu.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov, BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, İsrail işgalinin derinleşmesinin “Filistin yönetimini çöküşün eşiğine getirdiğini, bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflattığını” söyledi.

dfghjuk
Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında bir binanın yıkılması sonucu ortaya çıkan yıkımı inceleyen Filistinliler, 12 Ağustos 2026 (Reuters)

İsrail merkezli Peace Now (Şimdi Barış) hareketi ise Netanyahu hükümetini, Batı Şeria’da Filistin yönetimini devirmek ve 33 yıl önce imzalanan Oslo Anlaşması’ndan kurtulmak amacıyla sistematik bir politika yürütmekle suçladı. Örgüt, İsrail hükümetinin ateşle oynadığını, Filistin yönetimini fiilen dağıtmaya ve Batı Şeria’yı resmen ilan etmeksizin ilhak etmeye başladığını belirtti.

İsrail medyasının salı günü ayrıntılarını yayımladığı rapora Smotrich’ten de yanıt geldi. Smotrich, söz konusu raporun ‘İsrail hükümetinin başarılarının bir kanıtı’ olduğunu savunarak, “Ülkenin kalbinde bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek için öncülük ettiğim yerleşim devrimiyle gurur duyuyorum. Bu sadece başlangıç” ifadelerini kullandı.


Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var
TT

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İran destekli Husilerin sergilediği tutumun ‘Yemen’i, halkının çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini, bölgenin ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı. Dr. Zube, ‘saldırıların hiçbir bedel ödenmeden devam etmesine izin veren bir zeminden sürdürülebilir bir çözüme ulaşılamayacağına’ dikkati çekerek, ‘bedel ödenmeyen her ihlalin bir sonrakini cesaretlendirdiğini’ belirtti.

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, göreve gelmesinden bu yana verdiği bu ilk röportajda, Husilerin çıkarlarının, ‘İran'ın nüfuzunu genişletmeye ve emrivakiler dayatmaya hizmet ettiği her noktada İran projesiyle kesiştiğini’ söyledi. Yemenli Bakan, ülkesini ve coğrafi konumunu komşu ülkeleri, gemileri, limanları ve deniz koridorlarını tehdit eden bir platforma dönüştürme girişimlerine işaret ederek, bu durumun Muha Limanı'nın hedef alınmasına, Kızıldeniz, Bab’ul-mendep ve Aden Körfezi'nin birer baskı ve şantaj sahasına dönüştürülmesine kadar vardığını ifade etti.

Husilerin Marib ve Hadramevt'te konuşlu ordu güçlerini, sığınmacı kamplarını, Marib ve Muha'daki sivil hedefleri vurarak gerilimi tırmandırmasının, (Suudi Arabistan'ın güneyindeki) Necran'a yönelik saldırılarının, Kızıldeniz ve Babülmendep'teki gemilere ve deniz koridorlarına yönelik tehditlerinin, ‘siyasi çabaların, bilhassa Suudi Arabistan'ın siyasi sürece dönme girişimlerinin halen devam ettiği bir dönemde gerçekleştiğini’ açıkladı.

Dr. Zuba’nın açıklamalarına göre Yemen hükümeti, Suudi Arabistan'ın öncülüğünde hayata geçirilen ‘Çok Uluslu Savunma Odaklı Deniz Koalisyonu’nu ‘önemli bir adım’ olarak değerlendiriyor. Zira bu hamle, deniz taşımacılığının korunmasını ‘dağınık tepkiler verilmesinden çıkarıp kurumsal bir iş birliğine’ taşıyor. Bu kurumsal iş birliği, gemilerin korunmasını, bilgi paylaşımını, denizcilik farkındalığının artırılmasını, eğitimi ve tehditlerle başa çıkma kapasitesinin güçlendirilmesini kapsıyor.