Irak’taki bombalı saldırıda Irak ordusundan subaylar, askerler ve Kürt Peşmerge güçlerinin üyeleri öldü

Vadi Huran'da askeri bir savunma hattı kuruluyor.

Irak Ordusu-Peşmerge Ortak Operasyon güçleri (Basnews)
Irak Ordusu-Peşmerge Ortak Operasyon güçleri (Basnews)
TT

Irak’taki bombalı saldırıda Irak ordusundan subaylar, askerler ve Kürt Peşmerge güçlerinin üyeleri öldü

Irak Ordusu-Peşmerge Ortak Operasyon güçleri (Basnews)
Irak Ordusu-Peşmerge Ortak Operasyon güçleri (Basnews)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Peşmerge Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Selahaddin iline bağlı Tuzhurmatu bölgesinde yola yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu asker ve subaylardan ölen ve yaralananların olduğunu duyurdu.

Yazılı olarak yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“Bugün (pazar) saat 09.00 sularında Ortak Güvenlik Bölgesi içerisinde yer alan Tuzhurmatu bölgesi sınırında yol kenarına yerleştirilmiş bir bomba infilak etti. Bombalı saldırıda Irak Ordusu-Peşmerge Ortak Operasyon Güçleri 1. Tugayına bağlı 3. Tabur Komutanlığına ait araç konvoyu hedef alındı. Olayda Tabur Komutanı Binbaşı Saman Sabır Süleyman ile Irak Ordusu 9'uncu Zırhlı Tümen Albay İstihkam Subayı Albay Muhammed Rıza Kerim ve N.Z. Şerif Ahmed Muhammed Emin hayatını kaybederken üç asker de yaralandı."

İlk askeri bilgiler aynı yerde birden fazla cihazın patladığını gösteriyor. Askeri yetkililer tarafından yapılacak incelemeler, uzak mesafelerden duyulan patlamaya ilişkin bilgilere ulaşılmasını sağlayacak.

Edinilen bilgilere göre Bağdat'taki üst düzey yetkililer, patlayıcının yeni mi yerleştirildiğinin yoksa DEAŞ’ın kontrolü döneminde yerleştirilen mayınlardan biri mi olduğunun belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılması talimatı verdiler.

THYJUKI
Kerkük yakınlarındaki mevzilere doğru ilerleyen Kürt Peşmerge güçleri (Arşiv - Reuters)

Peşmerge Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Selahaddin ilinin doğusundaki Tuzhurmatu ilçesinde meydana gelen patlamanın, DEAŞ’ın uyuyan hücrelerini avlamak için düzenlenen ortak güvenlik operasyonu sırasında bir askeri konvoyu hedef aldığı belirtildi.

Bakanlık saldırıdan duyduğu üzüntüyü dile getirdiği açıklamada, “Olay, ortak olarak gerçekleştirilen geniş çaplı bir güvenlik operasyonu sırasında meydana geldi” ifadelerine yer verdi.

Barzani ve Savunma Bakanlığı’ndan başsağlığı mesajı

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesrur Barzani, patlamada hayatını kaybeden üç subay için başsağlığı mesajı yayınladı.

Barzani, mesajında güvenlik tehditleri ve sorunlarıyla mücadele etmek ve IKBY yönetimi dışındaki Kürt bölgelerinde barışın ve istikrarın tesis edilmesi için çalışmak üzere Peşmerge güçleri ile Irak ordusu arasındaki iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Irak Savunma Bakanlığı da patlamada hayatını kaybeden subaylar için başsağlığında bulundu.

DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun yayınladığı bazı askeri istatistiklere göre Irak ve Suriye topraklarında en az 5 bin DEAŞ üyesi hala aktif olarak faaliyet gösteriyor.

Bir terör hücresi çökertildi

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada Kerkük'e bağlı Vadi Zeytun bölgesinde düzenlenen hava saldırısında bir terör hücresinin çökertildiğini duyurdu.

Yazılı olarak yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin yenilgiye uğratılan DEAŞ’ın uyuyan hücrelerini avlamak için önleyici operasyonlarını yoğunlaştırdığı belirtildi.

Askeri İstihbarat Müdürlüğü'nden gelen doğru bilgilere dayanarak, Ortak Operasyonlar Komutanlığı'ndaki hedefleme odasıyla koordineli ve yoğun takip yapılarak gerçekleştirilen özel bir operasyon olduğu belirtilen açıklamada, “Hava Kuvvetleri, F-16 uçağıyla Kerkük Operayonlar Komutanlığı bölgesinde yer alan Vadi Zeytun bölgesinde 4 kişilik terör hücresini etkisiz hale getirmeyi başardı” denildi.

Açıklamada, güvenlik ve istihbarat birimlerinin, uyuyan hücrelerin tamamı ortadan kaldırana kadar operasyonu sürdüreceği ifade edildi.

Vadi Huran

Enbar Operasyonlar Komutanlığı’ndan dün yapılan açıklamada ise Vadi Huran’dan sık sık geçen ve Suriye ile Irak arasında seyahat eden terörist grupların hareketliliğini sınırlamak için Vadi Huran’da bir savunma hattı kurulduğu duyuruldu.

CDFV
Elbukemal-el-Kaim sınır kapısında Irak-Suriye sınırı yakınındaki durumu izleyen Iraklı bir asker (Arşiv - Reuters)

Irak Haber Ajansı INA’ya konuşan Enbar Operasyonlar Komutanlığı 5. Piyade Eğitim Tugayı Komutanı Tuğgeneral Ahmed Kasım Hüseyin, terör yuvalarının ve terörist grupların güvenli bölgelere yönelik faaliyetlerini sınırlandırmak için Vadi Huran’da stratejik bir proje çerçevesinde bir savunma hattı kurulduğunu söyledi. Tuğgeneral Hüseyin, ortak savunma hattının 5. ve 7. tugayları birbirine bağladığını söyledi.

Savunma hattı çalışmalarının ileri aşamalarda olduğunu söyleyen Tuğgeneral Hüseyin, birkaç gün önce tamamlanan Vadi es-Sersar’dakine benzer şekilde önümüzdeki aylarda tamamlanacağını sözlerine ekledi.

Tuğgeneral Hüseyin, Vadi Huran'da terörist grupları hedef alan birçok operasyon gerçekleştirildiğini ve terör mevzilerini ortadan kaldırmak için Vadi Huran'a yönelik operasyonların devam ettiğini belirtti.

Vadi Huran'daki operasyonların savaş uçakları ve insansız hava araçlarıyla (İHA) yürütüldüğünü ifade eden Tuğgeneral Hüseyin, operasyonların Irak ordu birlikleri ile Halk Seferberlik Güçleri (Haşd, Şabi) ve bazen de Özel Kuvvetler ya da Hızlı Müdahale Ekibi gibi konuk birlikler arasındaki diğer ortak güvenlik operasyonlarına ek olarak gerçekleştirildiğini kaydetti.

Stratejik öneme sahip savunma hattının terörist çetelerin hareketlerini kısıtlamayı, faaliyetlerini felce uğratmayı ve operasyonlarını sürdürme gücünü ve kararlılığını sağlayan lojistik desteği kesmeyi amaçladığını söyleyen Tuğgeneral Hüseyin, Vadi el-Huzeymi'de DEAŞ’a bağlı terör hücrelerini hedef alan ve 14 DEAŞ liderinin öldürülmesiyle sonuçlanan son operasyonların 2014 yılından bu yana görülmemiş nitelikte operasyonlar olduğunun atlını çizdi. Bu operasyonların teyit edilmiş bilgilere dayanarak önceden planlandığını da sözlerine ekledi.

Haşdi Şabi

Öte yandan Haşdi Şabi dün, Enbar ilinin batısında geniş çaplı bir güvenlik operasyonu başlattığını duyurdu.

Haşdi Şabi tarafından yapılan açıklamada güvenlik güçlerinin, 57. Tugay’ın yer aldığı Enbar ilindeki Haşdi Şabi Operasyonlar Komutanlığı, 13., 17., 18. ve 19. tugayların yer aldığı Batı Enbar Operasyonlar Komutanlığı ve Haşdi Şabi’den diğer üst yetkililerin katılımıyla Batı Enbar’da geniş çaplı bir güvenlik operasyonu başlattığı belirtildi.

AS
Irak Ordusu ve Haşdi Şabi Ortak Operasyon güçleri, Ninova ilinde DEAŞ üyelerini ararken (AFP)

Operasyonun el-Kaim bölgesinde, el-Kaara ve Vadi el-Malsi gibi sorumluluk bölgesini kapsadığı belirtilen açıklamada, operasyonun, uyuyan hücrelerin peşine düşme ve bu bölgelerdeki tüm güvenlik açıklarını kapatarak teröristlerin kendilerine sığınacak liman bulmalarını önleme stratejisi çerçevesinde gerçekleştiği vurgulandı.



Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
TT

Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera bugün Almanya’da Alman yetkililerle görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu ziyaret, Şera’nın ülkeye ilk ziyareti olurken, temaslarda Ortadoğu’daki savaş, Suriye’nin yeniden inşası ve Berlin yönetiminin Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne yönelik çabalarının ele alınması bekleniyor.

Beşşar Esed’in 2024 yılında devrilmesinin ardından Almanya’ya ilk kez giden Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya geldi. Şera’nın günün ilerleyen saatlerinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesi planlanıyor.

Geçtiğimiz yıl, 14 yıl süren yıkıcı çatışmanın ardından yeniden inşa sürecini desteklemek amacıyla Suriye’ye yönelik birçok uluslararası yaptırım kaldırılmıştı.

Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, Merz ile Şera arasındaki görüşmelerde Ortadoğu’daki savaş, Suriye’deki siyasi durum, yeniden inşa çabaları ve Suriyelilerin ülkelerine dönüşü konularının ele alınacağını açıkladı.

Şera ayrıca Berlin’de, Suriye’nin ekonomik toparlanma ve yeniden inşa perspektiflerinin ele alınacağı bir foruma katılacak. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Esed rejiminin sona ermesinin ardından Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere birçok yaptırımın kaldırıldığını ve bunun ekonomik toparlanmanın temellerini oluşturduğunu ifade etti.

ergfrt
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı önünde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Ziyaret öncesinde Almanya İçişleri Bakanlığı, Suriye Afet Yönetimi Bakanlığı’na destek sağlanması ve acil durum birimlerinin eğitilmesine yardımcı olunmasını öngören yeni bir girişim açıkladı. Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suriye’de kaybolan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann konusunun da görüşmelerde ele alınıp alınmayacağı yönündeki soruya, Berlin yönetiminin meseleyi değerlendirdiği yanıtını verdi.

Sığınma talebinin gerekçeleri

Suriye’deki çatışma yıllarında yaklaşık 1 milyon Suriyeli Almanya’ya sığındı. Bu kişilerin önemli bir bölümü, 2015-2016 yıllarında göç akınının zirve yaptığı dönemde ülkeye ulaştı. Suriye’deki çatışmalar, 2011 yılında eski yönetimin protestolara yönelik kanlı müdahalesi sonrası başlamıştı.

Almanya’da geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve gelen muhafazakâr Başbakan Friedrich Merz ise aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yükselişiyle mücadele ederken düzensiz göçü sınırlama çabalarını artırdı.

Merz, geçen yıl yaptığı açıklamada, Suriye’de savaşın sona ermesiyle birlikte Suriyelilerin Almanya’ya sığınma talebinde bulunmaları için ‘artık herhangi bir gerekçe kalmadığını’ ifade etmişti.

gthyju
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın yanında duruyor. (AP)

Alman hükümeti geçtiğimiz aralık ayında, suç işleyen bazı Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi uygulamasını yeniden başlattı. Ancak bu uygulama şu ana kadar yalnızca çok sınırlı sayıda vaka için gerçekleştirildi.

Başbakan Friedrich Merz, birçok Suriyelinin gönüllü olarak ülkelerine dönmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ülkede devam eden hak ihlalleri ve güvensiz koşullara dikkat çeken aktivistler tarafından eleştirildi.

Şera’nın Almanya ziyareti, başlangıçta ocak ayında planlanmıştı. Ancak ziyaret, Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmaları sonlandırma çabaları nedeniyle ertelenmişti.

Bu arada, Suriye’deki Süryani Hristiyan azınlığın temsilcileri, ‘ülkenin tarihi çeşitliliğini tanıyan ve kurumsal olarak güçlendiren kapsayıcı bir siyasi yaklaşım’ çağrısında bulundu. Öte yandan Berlin’de mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesi planına karşı bir gösteri düzenlendi.


Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Suriye, İran'daki savaştan kazançlı mı çıkıyor, yoksa kayıp mı veriyor? Şam, kendini yeni bir sınavın eşiğinde buldu. Batı sınırında Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında süren çatışmalar ve doğuda Irak'ta milisler ile devlet arasında tırmanan gerginlik arasında sıkışmış durumda. Hava sahasında ise İsrail uçakları ile İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) arasında çatışmalar yaşanıyor.

Kayıplar açısından bakıldığında, Suriye’nin yeniden inşası projeleri ve ülkeye yönelik yatırım akışı askıya alınmış görünüyor. Yeniden inşanın temel dayanağını oluşturan müttefik ülkeler, artık kendi güvenlik ve ekonomik öncelikleri ile meşgul. İyileşme sürecinde vazgeçilmez bir ortak olan Avrupa ülkeleri ise, artan savaş masraflarının yol açtığı sonuçlarla boğuşuyor. Tüm bunlar, Suriye'deki ekonomik krizi ve bunun sosyal ve güvenlik alanındaki etkilerini daha da şiddetlendirirken radikalizm ve DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışına zemin hazırlar.

İran'ın, İHA’lar, sızmalar ve milisler yoluyla Suriye'yi savaşa sürüklemeye ve kaos yaratmaya çalışması ise diğer bir zorluk. İran, ‘Esed Suriye’sini’ kaybetmesini ve bunun ‘Direniş Ekseni’nin nüfuzunun azalmasına olan etkisini henüz kabullenebilmiş değil.

Eğer Savaş Tel Aviv'in zaferiyle sonuçlanırsa, bu durum İsrail'i bölgede hâkim bir güç olarak konumunu pekiştirecek ve ona Şam üzerinde ek baskı araçları kazandıracak. Ayrıca bölgeyi Tel Aviv ile Suriye'nin yeni müttefiki Ankara arasında bir çatışma sahnesine dönüştürecek. Bu da İsrail’in 2024 yılı sonlarında Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yönündeki baskıyı üzerinden kaldıracak ve Suriye'nin güneyindeki müdahalesini artıracak. İsrail, birkaç gün önce savaş sırasında Suveyda’yı bombalamıştı.

Savaşın başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’yi bölgesel çatışmanın dışında tutmayı ve Arap eksenine yakın durmayı tercih etti. Yangının yayılmasını önlemek için orduyu batı sınırlarına konuşlandırdı. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Şara’dan Lübnan'a müdahale etmesini istedi, ancak o ‘beklemeyi’ tercih etti. Çünkü Suriye hâlâ kendi yaralarını sarmaya ve kurumlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Böyle bir müdahale, vesayet döneminin hayaletlerini canlandıracak ve ‘Esed'in Suriye'si’ ile dolu anıları akıllara geri getirecekti. Ayrıca Sünniler ve Şiiler arasında mezhepsel gerginliği alevlendirerek, Hizbullah'ın Suriye'deki kanlı olaylara karıştığı imajını yeniden canlandıracaktı. Daha da tehlikelisi, Suriye güçlerini sanki İsrail'in kara koluymuş gibi gösterecekti ki bu, ne bugün ne de gelecekte Suriye'nin çıkarlarına hizmet etmez.

İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin, Tahran ve milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan’daki durumun kötüye gitmesi ve bölgesel sahnede Arap ve Müslüman ülkelerin altında buluştuğu bir şemsiyenin oluşması, hesapları değiştirebilir. Ancak bu sefer, önceki vesayet döneminden farklı bir mantıkla. Doğu’da ise Şam, Iraklı milislerin Arap komşularına yönelik tehditlerini frenlemede ve devlete bir Suriye penceresi açmada rol oynayabilir. Bu rol, onu doğrudan çatışmanın ortasına sürüklemeden bölgesel ağırlık kazandırır. Güneydoğuda ise Ürdün ile koordinasyon için ‘operasyon odaları’ kurulması, milislerin, silahların ve uyuşturucu ticaretinin Ürdün ve Körfez sınırlarına akınını durdurur.

İran savaşı, pek çok denklemi değiştirirken göz ardı edilmemesi gereken fırsatlar ve riskler ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’na yönelik tehdit, enerji ve ticaret haritasını yeniden çizdi. Petrol ve doğal gaz ihracatı ile tedarik zincirlerinde bu iki noktaya olan bağımlılığın yarattığı açıkları ortaya çıkardı. İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin öncelikle İran'ın saldırganlığını durdurmayı ve Tahran ile milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal. Bu noktada Suriye, Körfez'den Ürdün üzerinden Türkiye ve Akdeniz'e uzanan ve dünyanın dört bir yanına ulaşan boru hatları, iletişim ve demiryolu projeleriyle olası bir coğrafi seçenek olarak öne çıkıyor.

Suriye, birçok ülke gibi, bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın tarafı değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Asıl zorluk, bunu bir itici güce dönüştürmekte yatıyor.

Bu gelişmeler gerçekleşirse, Suriye’ye yeni jeopolitik konumu sayesinde küresel sistemde bir rol kazandıracak ve yıpranmış ekonomisine hayati önem taşıyan ekonomik getiriler sağlar.

Kabloların ana hatları Kızıldeniz'den geçtiği için, savaş Suudi Arabistan ile Suriye arasında Ürdün üzerinden hatları birbirine bağlayacak bir projeyi güçlendirdi; bu da mevcut duruma kıyasla çok daha hızlı iletişim imkânı sunacak ve dijital istikrar için güvenli bir alternatif sunar. Bu seçeneklerin ve senaryoların artık fiilen gündeme geldiğine ve fikir sandıklarından karar masalarına taşındığına şüphe yok.

Suriye, birçok ülke gibi bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın taraflarından biri değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Öncelik, zorlu sınavlar ve bölünmelerle uyanmakta olan iç düzeni sağlamlaştırıyor. Asıl zorluk, iç güvenliği sağlamlaştırmak ve dış gelişmeleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor. Çünkü bölge, bu savaşın ritmine göre yeniden şekilleniyor.


Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
TT

Irak'taki hava üssünde füze saldırısıyla bir uçak imha edildi

Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)
Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü'nde imha edilen uçak (Irak Savunma Bakanlığı)

Irak Savunma Bakanlığı, «Şehit Muhammed Alâ» Hava Üssü'nün roket saldırısına uğradığını ve bu saldırı sonucunda bir uçağın imha edildiğini, ancak can kaybı yaşanmadığını duyurdu.

Bakanlık, bugün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Gece yarısını 01:55'te, Şehit Muhammed Alâ Hava Üssü, başkent Bağdat'ın dış mahallelerinden fırlatılan 122 mm'lik Grad füzeleriyle saldırıya uğradı. Bu saldırı sonucunda Irak Hava Kuvvetlerine ait bir Antonov-132 uçağı imha edildi, ancak can kaybı yaşanmadı" denildi.

Bakanlık, “Yetkili makamlar, hasarı değerlendirmek ve füzelerin atıldığı yerleri tespit etmek için gerekli önlemleri almaya başladı” ifadelerini kullandı.

Bakanlık, «ülkenin mülklerine zarar vermenin yıkıcı bir eylem ve güvenliği sarsma girişimi olarak değerlendirildiğini» vurgulayarak, «Irak’ın güvenliğini ve egemenliğini ihlal etmeye cüret eden herkesi takip etmekten geri durmayacağını» ifade etti.