İsrail Beyrut'un kalbine ve güney banliyölerine saldırdı: 4 ölü, 23 yaralıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5084586-i%CC%87srail-beyrutun-kalbine-ve-g%C3%BCney-banliy%C3%B6lerine-sald%C4%B1rd%C4%B1-4-%C3%B6l%C3%BC-23-yaral%C4%B1
İsrail Beyrut'un kalbine ve güney banliyölerine saldırdı: 4 ölü, 23 yaralı
Arama kurtarma görevlileri ve bölge sakinleri, Beyrut'ta İsrail saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları arıyor (AP)
İsrail ile Hizbullah arasındaki savaş üçüncü ayına girerken İsrail, Beyrut'un kalbindeki bir konut binasını ‘beş füze’ ile hedef aldı ve Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden Talal Hamiye'nin hedef alındığı haberlerinin ortasında binayı tamamen yerle bir etti.
Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Beyrut'un ‘korkunç bir katliama uyandığını, İsrail savaş uçaklarının el-Basta bölgesindeki el-Memun Caddesi'nde sekiz katlı bir konut binasını beş füzeyle tamamen yok ettiğini’ bildirdi.
Şarku’l Avsat’ın NNA’dan aktardığına göre arama kurtarma ekipleri, düşman savaş uçaklarının bir konut binasını hedef aldığı ve çok sayıda şehit ve yaralının olduğu el-Basta bölgesinde bulunan el-Memun Caddesi'ndeki enkazı kaldırmak için çalışıyor.
Hizbullah'a bağlı yerel bir kanal, Lübnan Sağlık Bakanlığı'na dayandırdığı haberinde Beyrut'un el-Basta bölgesine düzenlenen saldırıda en az dört kişinin öldüğünü ve 23 kişinin de yaralandığını bildirdi.
İsrail Yayın Kurumu'na (IBC) konuşan bir güvenlik kaynağı, İsrail'in bugün şafak vakti Beyrut'ta Hizbullah'ın operasyon şefi Muhammed Haydar'ın kaldığı bir binayı hedef aldığını söyledi.
Ebu Ali olarak da bilinen Haydar, Hizbullah'ın operasyonlar biriminin başı ve örgütün en üst düzey isimlerinden biriydi.
İsrail'in Beyrut'un merkezindeki el-Basta bölgesinde bir konuta düzenlediği saldırının yol açtığı geniş çaplı yıkımdan (AFP)
Banliyölere yeni saldırılar
Şafak vakti Beyrut'un merkezine yönelik saldırının ardından İsrail ordusu güney banliyölerine yeni saldırılar düzenledi. NNA, Lübnan Üniversitesi çevresindeki Hadath bölgesine şiddetli bir saldırı düzenlendiğini bildirdi.
Bu saldırı, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee'nin X platformu aracılığıyla güney banliyölerinde yaşayanlara yeni tahliye uyarılarında bulunmasının ardından geldi.
Adraee’nin yaptığı tahliye uyarısında şu ifadeler yer aldı: “Güney banliyöleri bölgesinde, özellikle ekteki haritalarda belirtilen binalarda ve Hadath ile Choueifat'taki komşu binalarda yaşayan tüm sakinlere uyarı: İsrail Savunma Kuvvetleri’nin yakın zamanda harekete geçeceği Hizbullah tesislerinin yakınında bulunuyorsunuz. Sizin ve aile fertlerinizin güvenliği için bu binaları derhal boşaltmalı ve en az 500 metre uzağa gitmelisiniz.”
Talal Hamiye kimdir?
İsrail medyası, Beyrut'un kalbindeki saldırının hedefinin Hizbullah komutanı Talal Hamiye olduğunu ve tahkimat delici füzelerin kullanıldığını, bunun da Lübnan'ın farklı bölgelerinde büyük bir patlama sesi duyulmasına yol açtığını bildirdi. Bu füzeler, Hizbullah eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin suikastlarında kullanılanlara benziyor.
Yedioth Ahronoth, Hamiye'nin ‘parlak askeri kariyere sahip biri’ olarak bilindiğini ve komutan Mustafa Bedreddin'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın askeri kolunun komutasını üstlendiğini kaydetti.
Hamiye, hakkında bilgi verenlere 7 milyon dolara kadar ödül veren ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Rewards for Justice (Adalet İçin Ödül) programının duyurulmasıyla yeniden gündeme gelene kadar ilgi odağı olmaktan uzak kaldı.
Hamiye, Hizbullah'ın Lübnan toprakları dışındaki operasyonlarını yürütmekten sorumlu olan dış operasyon birimi Birim 910'un komutanıdır.
Ciddi hasar
Yerel bir televizyon kanalı tarafından yayınlanan görüntülerde en az bir binanın çöktüğü ve birkaç binanın da ağır hasar gördüğü görülüyor.
Reuters'a konuşan görgü tanıkları, patlamaların Beyrut'u sabaha karşı 04:00 sularında sarstığını bildirdi. Güvenlik kaynakları saldırıda en az dört bombanın ateşlendiğini söyledi.
Bu, İsrail'in son günlerde Beyrut'un merkezindeki bir bölgeyi hedef alan dördüncü hava saldırısı olurken, İsrail saldırılarının çoğunu Hizbullah'ın kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerine düzenledi. Geçtiğimiz pazar günü Ras en-Nebe mahallesine düzenlenen bir İsrail hava saldırısında Hizbullah'ın medya ilişkileri sorumlusu öldürülmüştü.
İsrail, Gazze Şeridi'ndeki savaş nedeniyle sınır ötesi çatışmaların patlak vermesinden neredeyse bir yıl sonra eylül ayında Hizbullah'a karşı büyük bir saldırı başlatarak Lübnan'ın büyük bir bölümünü hava saldırılarıyla vurdu ve güneye kara birlikleri gönderdi.
Arama kurtarma görevlileri ve bölge sakinleri, Beyrut'ta İsrail saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları arıyor. (AP)
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, Hizbullah'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'in güneyine saldırı düzenleyen Hamas ile dayanışma amacıyla ateş açmasının ardından patlak verdi.
ABD'nin Lübnan Özel Temsilcisi Amos Hochstein ateşkes anlaşmasına varmak amacıyla geçtiğimiz hafta Lübnan ve İsrail'i ziyaret etti. Hochstein, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz ile görüşmek üzere İsrail'e gitmeden önce salı ve çarşamba günleri Beyrut'ta yaptığı görüşmelerin ardından ‘ilerlemeden’ söz etti.
ABD diplomasisi dün (Perşembe) Beyaz Saray’da dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Başkan Donald Trump, Lübnan ve İsrail’in ateşkesi “3 hafta” daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu adımın, 17 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan “Nisan mutabakatı”nın çökmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. Açıklama, Trump’ın iki ülkenin büyükelçilerini Beyaz Saray’da kabul ederek bizzat katıldığı “kritik” görüşmelerin ardından geldi. Görüşmeler, Beyrut’un güneydeki kırılgan sükûneti pekiştirmek amacıyla ateşkesin uzatılması talebi üzerine yapıldı.
Siyasi düzeydeki bu görece rahatlamaya rağmen sahada gerilim sürüyor. İsrail ordusu, roket platformlarını imha ettiğini ve Hizbullah’tan 3 unsurun öldürüldüğünü açıkladı. İsrail Kamu Yayın Kurumu ise, Hizbullah’ın gönderdiği bir insansız hava aracı saldırısında bir askerin yaralandığını bildirdi. Hizbullah da, İsrail’in “ihlallerine” karşılık olarak Ştula kasabasını hedef aldığını duyurdu.
Sahada bir diğer kritik cephe ise Hürmüz Boğazı. ABD ile İran arasındaki gerilim “bilek güreşi” aşamasına ulaşmış durumda. Trump, ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrol” sağladığını ve buranın “sıkı şekilde kapalı kalacağını” belirtirken, mayın döşeyen unsurlara “ateş açılması” talimatı verdiğini açıkladı. ABD güçlerinin İran’a ait hedeflerin yaklaşık yüzde 75’ini vurduğunu da öne sürdü. İran’ın ateşkes sürecinde askeri kapasitesini artırabileceğinden şüphe duyduğunu dile getiren Trump, buna rağmen “kalıcı” olması şartıyla bir anlaşmaya açık kapı bıraktı.
Bu baskıya karşılık İran da tansiyonu yükseltti. Daha fazla mayın döşendiği ve iki konteyner gemisinin alıkonulduğu bildirildi. Bu hamlelerin, ABD’nin bir İran petrol tankerine yönelik operasyonuna karşılık olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.
Washington’da varılan “üç haftalık anlaşma” ile Hürmüz’de tırmanan kriz arasında kalan bölge, sınır hattında sükûnet arayışı ile denizlerdeki nüfuz mücadelesinin iç içe geçtiği son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor.
Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5265988-irak%E2%80%99ta-ba%C5%9Fbakan-adayl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-konusunda-karar-an%C4%B1-yakla%C5%9F%C4%B1yor
Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Irak’ta başbakan adayının belirlenmesiyle ilgili anayasal süre yarın doluyor. Sürenin dolmasına kısa bir süre kala (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleri arasında başbakan adayının belirlenmesi konusunda yoğun görüşmeler yaşandı.
Şarku’l Avsat’a konuşan çeşitli kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden Nuri el-Maliki, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Hamam Hamudi arasında gerçekleşen görüşmelerde, Basem el-Bedri'nin adaylığı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığının ele alındığını söyledi.
Hesap Verebilirlik ve Adalet Kurulu Başkanı Bedri, başbakan adayının 8 oy çoğunluğuyla seçilmesi konusunda mutabık kalan Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin 12 oyundan 7'sini almıştı.
Kaynaklar, Şii ittifakın üzerinde uzlaştığı aday konusunda kararını ertelemesinin, bazıları mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adaylığını destekleyen kararsız oylar olmasından kaynaklandığını açıkladı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre son saatlerdeki görüşmeler Koordinasyon Çerçevesi güçlerini başbakanlık için nihai bir aday üzerinde anlaşmaya yaklaştırsa da olası sürpriz gelişmeler, Koordinasyon Çerçevesi masasında yer alan 6 kişilik listeden başka bir adaya geri dönülmesine neden olabilir.
Suriye, Hizbullah'a karşı kırmızı çizgilerini çiziyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5265979-suriye-hizbullaha-kar%C5%9F%C4%B1-k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1-%C3%A7izgilerini-%C3%A7iziyor
Suriye, Hizbullah'a karşı kırmızı çizgilerini çiziyor
Fotoğraf: Al Majalla/AFP
Subhi Franjieh
Suriye-Lübnan sınırı, Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihindeki çöküşünün ardından eşi ve benzeri görülmemiş bir gerilime sahne oldu. Suriye hükümeti, Lübnan’daki Hizbullah'ın gerçekleştirdiği kaçakçılık faaliyetlerine karşı koymak amacıyla sınıra yoğun takviye güçler sevk ederken Hizbullah da Şam'ın Lübnan topraklarına olası askeri müdahalesini engelleme gerekçesiyle yüzlerce üyesini sınır bölgelerine konuşlandırıyor. Tüm bunlar, Hizbullah'ın sınırın her iki yakasından silah ve savaşçı transfer etme girişimlerini sürdürdüğü bir ortamda yaşanıyor. Al Majalla’nın çeşitli saha kaynaklarından edindiği bilgilere göre Hizbullah’a bağlı hücreler, Esed dönemi Hizbullah saflarında ve İran destekli milislerde görev yapmış Suriyeli savaşçıları yeniden bünyelerine katmak için aktif bir şekilde faaliyet yürütüyor.
Suriye hükümeti, özellikle geçtiğimiz şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmalarıyla son haftalarda Suriye-Lübnan sınırındaki kuvvetlerini belirgin biçimde artırdı. Şam'ın bu hamlesi, sınırı kontrol altına almak ve Hizbullah'ın silah sevkiyatı ile milislerin geçişini sağlamak amacıyla sınırı kullanmasının önüne geçmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Suriye hükümeti sınır güvenliğini büyük ölçüde sağlamış olsa da Al Majalla'ya konuşan kaynaklara göre kaçakçılık faaliyetlerinin tümüyle önüne geçilemiyor. Aynı kaynaklar, Suriye hükümetinin aldığı tüm tedbirlere karşın son iki hafta içinde Suriye'den Lübnan'a yönelik birçok kaçakçılık operasyonunun başarıyla gerçekleştirildiğini belirtiyor. Kaynaklara göre sınırın tamamen kontrol altına alınması mümkün değil. Bunu zorlaştıran etkenler arasında lojistik güçlükler, sınırın her iki yakasındaki toprakların ve ailelerin iç içe geçmiş yapısı ve Esed rejimi ile Hizbullah'ın uzun yıllar boyunca inşa ettiği karmaşık tünel ağı sayılabilir.
Tehdidin yalnızca Suriye-Lübnan sınırıyla sınırlı olmadığını, Suriye şehirlerinin içlerine kadar uzandığını değerlendiren hükümet, Şam ve çevresi, Humus, Deyrezzor, Dera, Tartus, Zebedani, Kusayr ve diğer şehirlerdeki güvenlik önlemlerini yoğunlaştırdı. Suriye’de Hizbullah ve diğer İran destekli milislerle bağlantısını sürdüren hücrelere karşı haftalık bazda güvenlik operasyonları ve baskınlar düzenleniyor. Suriye İçişleri Bakanlığı, 19 Nisan Pazar günü ülkedeki istikrarı ve kamu güvenliğini tehdit etmeyi hedefleyen girişimlerin engellendiğini açıkladı. Bu girişimlerin arkasında eski rejimden kişilerle Hizbullah'a bağlı hücrelerin bulunduğunu belirten bakanlık ayrıca engellenen girişimlerden birinin Kuneytra’da gerçekleştiğini, burada Hizbullah bağlantılı ve sınır dışındaki bölgeden saldırı planlamakta olan bir hücrenin tutuklandığını duyurdu. Bu açıklama, söz konusu hücrenin Suriye topraklarından İsrail'i hedef almaya çalıştığına işaret etti. İçişleri Bakanlığı'na göre ele geçirilen silahlar arasında ‘profesyonelce hazırlanmış ve bir sivil araçta gizlenmiş’ roketler ve roket fırlatma rampaları da bulunuyor.
Suriye hükümeti aynı zamanda Esed rejiminin çöküşünün ardından Suriye'den Irak'a geçen Hizbullah üyelerinin ve İran destekli milislerin Suriye'deki hücre yapılanmalarını yeniden oluşturmak amacıyla yürüttüğü adam toplama ağlarını çözmeye yönelik kapsamlı istihbarat çalışmaları da sürdürüyor. Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre üye kazanma faaliyetleri, aylık 300 dolara kadar ulaşabilen maaş teklifleriyle söz konusu milislerin eski savaşçılarını hedef alıyor.
Suriye hükümeti, özellikle geçtiğimiz şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmalarıyla son haftalarda Suriye-Lübnan sınırındaki kuvvetlerini belirgin biçimde artırdı. Şam'ın bu hamlesi, sınırı kontrol altına almanın yanı sıra Hizbullah'ın silah sevkiyatı yapmasını ve milislerin geçişini engellemeyi amaçlıyor.
Suriye hükümeti, güçlerini ve kaynaklarını seferber etti
Suriye-Lübnan sınırında Al Majalla ile görüşen Suriyeli güvenlik kaynakları, Suriye ordusunun son iki hafta içinde sınır bölgesine yüzlerce personel sevk ettiğini doğruladı. Bu takviyeye Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçler, sınır güvenliği, terörle mücadele ve kaçakçılıkla mücadele ekipleri de eşlik ederken tüm bu adımlar sınır denetimini sıkılaştırmayı ve kaçakçılık operasyonlarını engellemeyi amaçlıyor.
Kaynaklara göre bu takviyeler, Hizbullah'ın kendi adına çalışan Suriyeli unsurları sınırdan Lübnan'a geçirmeye çalıştığına dair istihbarat bilgileriyle eş zamanlı olarak hayata geçirildi. Öte yandan Hizbullah, Suriye'de bıraktığı ve henüz Suriye hükümetinin eline geçmemiş silahları Lübnan topraklarına taşımaya çalışıyor. Bu amaçla yıllardır güvendiği kaçakçılara başvuran Hizbullah, Suriyeli ve Lübnanlı ailelerin iç içe geçtiği ve Hizbullah'a hizmet ettiği bazı sınır noktalarını da kullanıyor.
Şam yakınlarındaki bir tünelin girişini açan Suriyeli bir asker (AFP)
Al Majalla'ya konuşan Suriyeli bir güvenlik yetkilisi, Suriye hükümetinin Suriye-Lübnan sınırında haftalık bazda birden fazla kaçakçılık operasyonunu engellediğini açıkladı. Sınırın tam anlamıyla kontrol altına alınmasının son derece güç bir iş olduğunu, bunun için daha büyük kuvvetlere, daha gelişmiş teçhizata ve Lübnan tarafıyla güvenli ve güvenilir iletişim kanallarına ihtiyaç duyulduğunu belirten yetkili, bazı kaçakçılık faaliyetlerinin başarıya ulaşmış olabileceğini de sözlerine ekledi. Ancak aynı yetkili, Suriye ordusu, İstihbarat Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerin kaçakçılığa dair kendilerine ulaşan her bilgiyi kararlı ve anında bir tutumla değerlendirdiğinin de altını çizdi.
Al Majalla, birkaç gün önce Hizbullah'ın Suriye'de bıraktığı ve henüz müsadere edilmemiş silahlarını, geçtiğimiz haftalarda İsrail saldırılarının hedef aldığı silah depolarındaki eksiği kapatmak amacıyla Lübnan'daki kontrolündeki bölgelere kaçırmaya çalışmayı sürdürdüğünü öğrendi.
Edinilen bilgilere göre Hizbullah'ın kaçırmaya çalıştığı silahlar arasında roketler, makineli tüfekler ve mayınlar yer alıyor. Öte yandan Hizbullah’ın hafif ve bireysel silahları kaçırmak gibi bir girişimi söz konusu değil. Çünkü bu tür silahların kaçırılmasının getireceği risk, sağlayacağı faydanın çok daha üzerinde olarak değerlendiriliyor.
Şam hükümeti, her hafta Suriye-Lübnan sınırındaki birçok kaçakçılık girişimini engelliyor.
Suriye hükümeti, sadece kaçakçılıkla mücadele ve hücrelere baskın düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda yakın vadede Suriye içinde ya da Suriye topraklarından İsrail'e yönelik eylem gerçekleştirebilecek hücrelerin bir an önce tespit edilip tutuklanması amacıyla sorgu operasyonlarını yoğunlaştırıyor ve istihbarat bilgileri topluyor. Edinilen bilgilere göre geçtiğimiz mart ayı sonlarında Deyrizor'da tutuklanan Hizbullah hücresiyle yürütülen soruşturmalar, akabinde farklı Suriye bölgelerine yayılmış ve birbirleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen dörtten fazla hücrenin daha çökertilmesini sağladı. Söz konusu hücrelerin tamamının Hizbullah adına faaliyet yürüttüğü belirlendi.
Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından 18 Nisan Cumartesi günü yapılan açıklamada güvenlik birimlerinin ‘birleşik bir güvenlik operasyonu’ gerçekleştirerek ‘birçok köy ve kasabada’ faaliyet yürüten bir ‘terör hücresini’ çökerttiklerini duyurdu. Bakanlık, söz konusu hücrenin ‘araçlara bomba yerleştirme, patlayıcı düzenek hazırlama ve mayın döşeme’ eylemlerine karıştığını belirtti. Suriye İçişleri Bakanlığı soruşturmalarına göre hücre üyeleri, yurt dışında uzman eğiticiler tarafından patlayıcı yerleştirme ve imalatı konularında özel eğitim almıştı.
Hizbullah sınır yakınlarında varlığını yoğunlaştırırken Suriyelileri kendi saflarına katıyor
Şarku'l Avsat Al Majalla'dan aktardığı analize göre Hizbullah liderlerinin rejimin çöküşünün ardından örgütün Suriye’nin iç işlerine karışmayacağını defalarca kez dile getirmesine karşın sahadaki faaliyetleri bu açıklamaların tersini yansıtıyor. Suriye hükümeti, Suriye'nin iç bölgelerinde ve sınırlarında Hizbullah bağlantılı hücrelerin tutuklandığını sürekli olarak kamuoyuyla paylaşıyor. Bunun yanı sıra eski rejimin çöküşünden önce İran destekli milislerin saflarında yer alan bazı kişilerin, Suriye'deki İran destekli milisler ve Hizbullah'a bağlı grupların eski liderleri tarafından arandığı da biliniyor. Al Majalla'nın iki ayrı kaynaktan edindiği bilgilere göre bu temas girişimleri, söz konusu kişileri yeniden saflarına kazanmaya yönelik bir çabadan ibaret.
Hizbullah'ın son iki hafta içinde yüzlerce üyesini Şam kırsalı ve Humus'a karşı cephede yer alan Suriye sınır bölgelerine sevk etmesinin ardından Suriye ordusunun Lübnan topraklarına girerek örgütün silahlarını ele geçirebileceğine dair haberleri ciddiye aldığı anlaşılıyor. Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre bölgeye gönderilen üyeler arasında eski rejim saflarında ve Hizbullah ile İran bağlantılı milislere katılan ve Beşşar Esed'in 2024 yılının aralık ayında ülkeden kaçmasının ve rejimin çökmesinin ardından Suriye'den firar eden Suriyeliler de bulunuyor. Bu kişilerin Suriye-Lübnan sınırına yakın bölgelerdeki varlıkları, Suriye hükümetinin Lübnan topraklarında herhangi bir askeri operasyon başlatmaya karar vermesi ihtimaline karşı ‘önleyici bir tedbir almayı’ ve ‘karşılık vermeye hazır olmayı’ amaçlıyor.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 13 Nisan'da yayımlanan görüntülü konuşmasında şunları söyledi:
“İsrail'in Lübnan'a saldırı halinde olduğu bir dönemde, Suriye ordusunun ya da Suriye'den birinin Lübnan'ın sorununa müdahil olması için sorun çıkarmak amacıyla zehir saçanlar büyük bir suç işliyor. Suriye liderliğinin ve Suriye halkının, ABD, İsrail ve bu ülkelerin Suriye ile Lübnan arasında sorun çıkarmak istediğinin farkında olduğuna inanıyorum."
Hizbullah'ın Suriye ile bir sorunu olmadığını ve tek düşmanlarının ‘ABD himayesi altındaki İsrail’ olduğunu vurgulayan Kasım, kendi saflarındaki savaşçıları İsrail sınırı yakınlarındaki Suriye bölgelerine sevk etmesinin olağan bir durum olup olmadığına ve bunun Hizbullah'ı doğrudan karşısına almaya yönelik bir kışkırtma olmayıp Suriye hükümetinin kendi güvenliğini koruma çabası çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ise değinmedi.
Suriye hükümeti şimdiye kadar Hizbullah ile herhangi bir doğrudan çatışmaya girmekten kaçınarak daha çok sınırlarını koruma ve Suriye'yi İsrail ile savaşa sürüklemeye çalışan Hizbullah hücrelerini çökertmeye yöneldi. Al Majalla'nın edindiği bilgilere göre Suriye hükümeti, çeşitli Lübnanlı liderlerle yaptığı görüşmelerde Hizbullah ile doğrudan bir çatışma istemediğini ve Suriye'nin Lübnan'a müdahalesinin Şam'ın gündeminde yer almadığını defalarca kez teyit etti. Aynı zamanda, Lübnan hükümetinin Suriye ile olan sınırını güvence altına almak ve Hizbullah'ın gündemini hayata geçirmesinin ve saldırılarını Suriye sınırından yürütmesinin önüne geçmek için elinden gelen her türlü çabayı göstermesi gerektiğini de vurguladı. Lübnan ordusu ve hükümetine sınır güvenliğinin sağlanması konusunda her türlü desteği sunmaya hazır olduğunu da bildiren Şam, sınırlarını ve güvenliğini korumak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını da teyit etti. Öte yandan birçok analiste göre Lübnan ordusu şu an sınırı kontrol altına alabilecek kapasiteden yoksun. Bunun başlıca nedeni, Lübnan hükümeti ve ordusunun İsrail ile olası bir anlaşmanın hayata geçirilmesi ve Güney Lübnan'da güvenliğin tesisi için tüm güçlerini seferber etmiş olması. Bunun yanında Hizbullah, Şam ve Humus’a karşı cephede yer alan sınır bölgelerinde tam kontrol sağlıyor. Lübnan ordusunun bu bölgelerdeki kontrolü ele geçirebilmesi ise büyük zaman, çaba ve kaynak gerektiriyor. Analistlere göre silahların yalnızca Lübnan devletinin elinde toplanması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması, bölgedeki pek çok düğümün çözülmesinde vazgeçilmez bir anahtar olmaya devam ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة