Rusya Esed'in yardım talebine ne yanıt verdi?

Gözlemcilere göre Moskova'daki karar alıcılar, Halep ve İdlib'de muhaliflerin tasfiyesi konusunda farklı düşünüyor

Esed, daha önceki Moskova ziyareti sırasında Putin tarafından kabul edildi (AFP)
Esed, daha önceki Moskova ziyareti sırasında Putin tarafından kabul edildi (AFP)
TT

Rusya Esed'in yardım talebine ne yanıt verdi?

Esed, daha önceki Moskova ziyareti sırasında Putin tarafından kabul edildi (AFP)
Esed, daha önceki Moskova ziyareti sırasında Putin tarafından kabul edildi (AFP)

İsmail Derviş

Suriyeli muhalif grupların Halep ve çevresini ele geçirmesine, Suriye rejim güçleri ve İran destekli milislerin silahlarını bırakarak kaçması nedeniyle gerçek bir güç tarafından karşı konulmadığı herkes tarafından biliniyor. Bu durum geçtiğimiz cuma akşamından bu yana yayınlanan onlarca videoyla belgelendi.

Suriye savaş uçakları, Halep’e hava saldırısı düzenledikten sonra gruplar bu uçaklardan birini düşürmeyi başardı. Daha sonra Rusya, Halep ve İdlib’e hava saldırıları düzenleyerek yaklaşık 22 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına neden oldu. Ancak bu, Rusya'nın 2015 yılında Suriye'ye yaptığı müdahale ile kıyaslanamaz. Yine de bu müdahale, grupların Suriye kıyıları ile Şam arasında yer alan Hama'ya doğru ilerlemesini engellemedi.

Rusya'nın 'teröristlere' karşı duruşu

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Rusya uzmanı Nizar el-Buş, Rusya'nın Suriye'ye desteğinin aynı şekilde devam ettiğini belirterek “Moskova bu olaylarda da Şam'ın yanında olacak” dedi. Rusya'nın 2015 yılında Suriye'ye müdahale ederek denklemi değiştirdiğini ve Suriye rejiminin zafer kazanmasını sağladığını belirten Buş, “Suriye'de rejimi devirmeye çalışan terör örgütlerine karşı da müdahalede bulunacaklar” değerlendirmesinde bulundu.

Buş, yoğun nüfuslu Halep’te silahlı grupların hedef alınması sonucunda sivil kayıpların yaşanma olasılığı konusunda “Nerede olurlarsa orada vurulacaktır” dedi.

Sınırlı vaat

Rusya'nın siyasi meseleleri üzerine siyasi analist ve araştırmacı Dmitry Bridzhe, Rusya'nın Halep ve kırsalındaki saldırıya karşı soğuk tutumunun Moskova'nın Suriye'deki siyasi krizi siyasi bir çözüme kavuşturma niyetine işaret ettiğini düşünüyor.

Kremlin'e yakın bir Rus kaynak yaptığı özel açıklamada şunları söyledi:

“Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Halep'in batı kırsalındaki çatışmaların başlamasından yaklaşık 24 saat sonra perşembe sabahı Moskova'ya geldi. Ancak Devlet Başkanı Vladimir Putin'in programı Esed ile görüşmesine izin vermedi. Görüşme, cuma günü öğleden sonraya ertelendi. Esed, Putin'den teröristlerin ilerlemesini ve Halep ile diğer bölgeleri işgal etmesini önlemek için acil askeri yardım sağlamasını istedi. Ancak Putin, 2015 yılında olduğu gibi tam müdahale sözü vermeden gönderilebilecek olanı gönderme sözü verdi. Görüşmenin ardından Esed cuma akşamı Şam'a geri döndü.”

scdvfg
İdlib'e yönelik saldırıların neden olduğu yangını söndürmeye çalışan siviller (AFP)

Kimliğinin gizli tutulması koşuluyla konuşan kaynak, şöyle devam etti:

“Cuma ve cumartesi günleri Moskova'da çeşitli güvenlik toplantıları yapıldı. İlkinde Suriye muhalefetinin tamamen ezilmesi ve Halep ile İdlib'in yeniden ele geçirilip Şam'ın tüm Suriye toprakları üzerindeki kontrolünün dayatılması görüşü üzerineydi. İkincisinde ise Suriye hükümeti lehine ciddi bir müdahalede bulunulmaması, zira bunun bir yandan Rusya için maliyetli olacağı, diğer yandan da çıkarlarını tehdit edebileceği görüşü üzerineydi. Dolayısıyla Rusya'nın şimdiye kadarki tutumu sınırlı müdahale yönünde oldu.”

Daha geniş kapsamlı müdahaleyi engelleyen nedenler

Rusya'nın güçlü bir müdahalede bulunmasını engelleyen nedenler olduğunu söyleyen kaynak, “Bunlardan ilki, Rusya ordusunun Ukrayna savaşından sonra askeri teçhizatlarının çoğunu Suriye'den çekmesi, ikincisi, Suriye'de yeni bir cephe açılmasının Ukrayna cephesini zayıflatacağı, ancak Moskova için Kiev’in Şam'dan daha önemli olması ve üçüncüsü, Rusya'nın muhalefetin rejimi devirmesi halinde Suriye'deki çıkarlarını korumak istemesi. Çünkü Ruslar muhalefetle anlaşabileceklerine inanıyor. Bu da Rusya için İran'ın sahip olmadığı bir avantaj. Dolayısıyla Tahran, Suriye muhalefetinin Rusya ile böyle bir anlaşmayı kabul edeceği ve İran ile herhangi bir şekilde anlaşmayı reddedeceği için askeri bir çözüm istiyor. Suriye muhalefetinin bu tutumunun nedeni ise Tahran'ın aksine Moskova'nın Suriye'de demografik bir değişim yaratma hedefinin olmaması.”

Dmitry Bridzhe, Moskova'daki karar alıcıların, kendi çıkarlarını dikkate alan bir alternatif olması halinde, Suriye'de rejim değişikliğiyle bir sorunu olmadığının altını çizdi. Ancak Moskova'nın henüz uygun bir alternatif bulamadığını düşünen Bridzhe, “Bugün muhalefeti ezmenin mümkün olmadığına inanıyorum. Çünkü Ukrayna Rusya için büyük önem taşıyor. Rusların önceliği, savaşı hangi taraf kazanırsa kazansın kendi çıkarlarını korumak” yorumunda bulundu.

Rusya ordusunun Suriye'deki komutanı görevden alındı

Reuters'ın Rusya basınından aktardığına göre Rusya Savunma Bakanlığı, Halep’in Suriyeli muhalif grupların eline geçmesi üzerine Suriye'deki Rus güçlerinin komutanı 53 yaşındaki General Sergey Kisel’i görevden aldı. Ancak Rusya Savunma Bakanlığı, basında yer alan haberle ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.

İran hem askeri hem de siyasi müdahalede bulunuyor

İran, grupların ‘Saldırganlığı Caydırma’ adını verdiği operasyonun ilk anlarından itibaren üst düzey yetkililerinin dilinden ‘Suriye’deki terör örgütlerinin hareketliliğinin arkasında Siyonistlerin ve ABD'nin olduğu’ açıklamasında bulundu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından pazar günü yapılan açıklamada, ‘bu grupların Suriye muhalefeti değil, Siyonizm ve ABD ile bağlantılı gruplar olduğu’ belirtildi.

Suriye'nin başkenti Şam'ı ziyaret eden İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile bir araya geldikten sonra Şam'da yerel bir restoranda akşam yemeği yedi. Hemen ardından Ankara’yı ziyaret eden Arakçi, burada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü. Görüşmede Suriye dosyası ele alındı. Ardından bir basın toplantısı düzenleyerek ‘İran’ın Suriye'nin yanında olduğunu’ söyledi.

zsacdf
Suriye'nin kuzeyindeki Halep Havaalanı’nda mevzilenen Suriyeli muhalif savaşçılar (AFP)

Rusya'nın siyasi meseleleri üzerine siyasi analist Dr. Hakam Amhaz, Suriye'ye yönelik kozmik savaşın başlamasından bu yana İran'ın Suriye'nin yanında yer aldığını ve Suriye’ye bazıları öldürülen askeri danışmanlar gönderdiğini belirtti. Dr. Amhaz “Ayrıca Suriye ordusuna askeri destek ve kendilerini muhalif olarak adlandıran terörist gruplara karşı istihbarat sağladığını" belirtti.

Hizbullah da dahil olmak üzere Direniş Ekseni’ndeki tarafların desteğinin durmayacağını söyleyen Dr. Amhaz, “Suriye'nin güvenliği Lübnan ve Irak da dahil olmak üzere komşu ülkelerin güvenliği olduğu için insani yardımlar ve diğer teçhizatları sağlayacaklar. Hizbullah, Şam hükümetinin meşru talebi üzerine Suriye'de. Direniş Ekseni grupları Suriye'de olup bitenlere seyirci kalamaz” ifadelerini kullandı.

Özellikle Hizbullah'ın son savaşta İsrail'e karşı kazandığı zaferden sonra İran ve Hizbullah'ın Suriye'ye desteğinin devam edeceğini belirten Dr. Amhaz, ‘ellerinde Şam'ı destekleyebilecek çok geniş imkânlar bulunduğunu, uzman bir kadroya sahip olduklarını, Esed'i desteklemek için Irak ve Yemen'den gelecek müttefik güçlere yardımcı olabileceklerini ve ABD-Siyonist projesine karşı koyacak ve Suriye'yi de kapsayan yeni Ortadoğu projesini engelleyeceklerini’ söyledi.

Uluslararası Koalisyonun müdahalesi

Uluslararası Koalisyona ait savaş uçakları Suriye'nin doğusunda Irak sınırına yakın Elbukemal’de İranlı milisleri hedef alan hava saldırıları düzenledi. Suriye medyasında yer alan haberlere göre hava saldırılarından ikisi, Irak Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran destekli Fatımiyyun Tugayı'na ait bir askeri konvoyu hedef aldı.

xthyj
Halep'in dış mahallelerindeki askeri havaalanında bir savaş uçağına binen muhalifler (AP)

Sahadan bir kaynak, konvoyların Irak'tan Suriye topraklarına girip Suriye'nin kuzeyine doğru ilerledikten sonra hedef alındığını söyledi. Kaynak, İran destekli milislerin yaklaşık 180 üyesinin cumartesi gecesi Irak sınırından Suriye'ye geçtiğini belirtti.

Muhalefet: Bu bir kan davası değil

Suriye'de hız kazanan olayları yorumlayan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Hadi el-Bahra yaptığı özel açıklamada, “Muhalif grupların askeri operasyonlarının amacı, siyasi süreci canlandırmak, mültecileri ve yerlerinden edilen kişileri topraklarına ve evlerine geri döndürmek” dedi.

Bahra, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bir kan davası değil. Açık siyasi hedeflere ulaşmayı ve Suriye'de barışı tesis etmeyi amaçlayan bir operasyon. Operasyona sadece HTŞ katılmıyor, aynı zamanda Suriye Milli Ordusu (SMO) ve diğer muhalif gruplardan güçler de yer alıyor. Suriyeliler askeri operasyonu başlatan tarafları değil, kendi bölgelerini yöneten tarafı seçmeli. Öncelik, inanç ve dini ibadet özgürlüğü de dahil olmak üzere sivillerin güvenliğinin ve haklarının sağlanması. SMDK, uluslararası yasalara ve insan haklarına uygun hareket etmeye kararlı. Mahkumlara insanca muamele edilmesini ve ihlallerde bulunan tarafların hesap vermesini sağlamak için çaba sarf ediyoruz. Bazı SMDK üyelerimiz Halep'te ailelerle iletişim kurmak ve sorunlarını çözmek için çalışıyor.”



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.