Suriye güney ve doğudaki sınır kapılarını kaybetti ve Humus'ta ‘belirleyici savaş’ bekleniyor

Kürtler Deyrizor'da rejim ordusunun çekildiği bölgelere yayılırken, Rusya askeri müdahalede bulunmayacak

Şehrin kontrolünü ele geçirdikten sonra Hama'da kutlama yapan muhalifler (AFP)
Şehrin kontrolünü ele geçirdikten sonra Hama'da kutlama yapan muhalifler (AFP)
TT

Suriye güney ve doğudaki sınır kapılarını kaybetti ve Humus'ta ‘belirleyici savaş’ bekleniyor

Şehrin kontrolünü ele geçirdikten sonra Hama'da kutlama yapan muhalifler (AFP)
Şehrin kontrolünü ele geçirdikten sonra Hama'da kutlama yapan muhalifler (AFP)

Moskova: Raid Ceber, Şam: Şarku’l Avsat

Suriyeli muhalif gruplar, Devlet Başkanı Beşşar Esed güçlerinin yerleşik olduğu Şam'a ulaşma umuduyla Hama'dan Humus'a doğru ilerlemeye devam ederken, Suriye'nin çeşitli bölgeleri hızlı gelişmelere sahne oldu. Söz konusu gelişmelerden bazıları ülkenin doğusunda bulunan Deyrizor'da olduğu gibi hükümet güçlerinin geri çekilmesi ya da Ürdün ile Nasib Sınır Kapısı gibi güneydeki stratejik yerlerin muhalifler tarafından ele geçirilmesiydi.

Bu, bir Rus diplomatik kaynağın Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Rusya'nın yaşanan hızlı gelişmelere rağmen Suriye'ye askeri müdahalede bulunmayacağını söylediği bir zamanda geldi. Diplomat, ‘Aşılması Rusya'nın büyük bir müdahalesini tetikleyecek kırmızı çizgiler nelerdir?’ şeklindeki soruya cevaben “Kırmızı çizgilerimiz yok” dedi ve muhalif grupların Humus'un kontrolünü ele geçirip Şam'a doğru ilerlemesini beklediklerini belirtti. Diplomat, Rusya'nın Türk ve İranlı taraflarla yürüttüğü aktif görüşmelerin, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini koruyan ve durumun geniş çaplı bir iç savaşa doğru kaymasını önleyen siyasi bir çözümün başlatılması için uzlaşmaya varılmasıyla sonuçlanmasını umduğunu ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) dün yaptığı açıklamada, rejim güçlerinin muhalif grupların ilerleyişi karşısında Suriye'nin üçüncü büyük kenti olan Humus'un merkezinden çekildiğini duyurdu. Bu haber Suriye Savunma Bakanlığı tarafından yalanlandı. SOHR, Suriye'nin kuzeybatısındaki muhalif grupların Askeri Operasyonlar İdaresi Komutanı Hasan Abdulgani'nin rejim güçlerinin ‘çöküşünden’ söz etmesinin ardından “Rejim güçleri Humus kentinden kuzeydoğu eteklerine çekildi” açıklamasını yaptı. Ancak Suriye Savunma Bakanlığı’nın bunu yalanlayarak yaptığı açıklamada, “Suriye ordusu, Humus ve kırsalında bulunmaktadır... İlave büyük kuvvetlerle takviye edilmiştir” denildi.

Hama kentinde muhaliflerin dün çekilen fotoğrafı(AFP)Muhaliflerin dün Hama'da çekilen fotoğrafı,(AFP)

Diğer yandan Reuters'a konuşan iki üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı, Hizbullah'ın Lübnan'dan Suriye'ye az sayıda güç göndererek muhalif savaşçıların stratejik öneme sahip Humus kentini ele geçirmesini engellemeye çalıştığını söyledi. Ancak muhalifler şimdiden Telbise ve Rastan'ın kontrolünü ele geçirerek Humus'a epey yaklaştılar. Bu arada Humus'ta Alevi ve Şiilerin çoğunlukta olduğu köylerin yanı sıra en-Nuzha, Akrame ve Vadi ez-Zeheb gibi mahallelerden siviller, İran ve Hizbullah'a bağlı grupların varlığı nedeniyle büyük bir savaş çıkacağı korkusuyla Suriye kıyılarına doğru kaçmaya devam ediyor. Humus savaşının, Deyrizor, Tedmür ve Humus'tan geçen İran ve Hizbullah'a bağlı milislerin ikmal rotasını birbirine bağlayan bir düğümü içeren ve Şam ile Halep'i birbirine bağlayan ekonomik arter olan uluslararası M5 karayolunun kontrolünü sağlaması ve buradan sahile ya da Şam'a ulaşması nedeniyle yoğun ve belirleyici olacağına inanılıyor.

Suriye Devlet Başkanı'nın kuzeni Rami Mahluf, muhalif grupların Hama'nın kontrolünü ele geçirmesinden sonra ortaya çıkarak özellikle Alevi toplumu üyeleri arasında korkuları körükleyen açıklamalar yaptı. Mahluf, perşembe akşamı Facebook hesabından yayınladığı bir videoda, “Bunlar sizi öldürmek isteyen teröristler. Eğer size ulaşırlarsa, namusunuzu çiğneyecek ve paranızı çalacaklar” ifadelerini kullandı. Mahluf Alevileri, Hama'nın kuzeyindeki çatışmalarda savaşan Moskova destekli Suriye ordusu generali Suheyl el-Hasan'ın etrafında toplanmaya çağırdı ve onu ‘birçok zafer kazanmış bir komando’ olarak tanımladı.

Hama'da muhalifler tarafından ele geçirilen bir askeri havaalanındaki uçakların havadan görünümü (AFP)Hama'da muhalifler tarafından ele geçirilen bir askeri havaalanındaki uçakların havadan görünümü (AFP)

Humus'taki gelişmeler, kutlamalar sırasında ana meydanlarda yoğun silah seslerinin duyulduğu bir gecenin ardından dün sabah sokakları sakin olan Hama şehrinin muhaliflerin kontrolüne geçmesinden bir gün sonra meydana geldi. Hama vilayetinin Hıristiyan kasabalarındaki din adamları perşembe günü yerlerinden edilen halka, muhalif gruplardan kendilerine zarar verilmeyeceğine dair güvence aldıktan sonra evlerine dönmeleri çağrısında bulundu.

Yerel kaynaklar, muhalif grupların Hama şehri yakınlarındaki Kafr Buhum, Sukeylebiye ve Muharde köylerindeki Hıristiyan kasabalarına girmediklerini ve Humus'un güneyine doğru ilerlemeye devam ettiklerini söyledi.

Reuters'a konuşan üç Suriyeli kaynak, Suriyeli Kürt savaşçıların öncülüğündeki ABD destekli koalisyonun, bir hafta içinde Devlet Başkanı Esed'in kontrolünden çıkan üçüncü kent olan doğudaki Deyrizor'u ele geçirdiğini söyledi. Suriye'nin doğusunda bulunan iki güvenlik kaynağı, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak bilinen koalisyonun dün öğleden sonra Deyrizor'un kontrolünü tamamen ele geçirdiğini bildirdi.

Deyrizor 24'ten bir aktivist olan Ömer Ebu Leyla, rejim güçleri ve İran destekli Iraklı savaşçıların, SDG tarafından ele geçirilmeden önce Deyrizor'dan çekildiğini söyledi. Iraklı bir güvenlik kaynağı da SDG'nin Suriye'nin Irak sınırındaki Elbukemal’e doğru ilerlediğini ve kenti önümüzdeki 24 saat içinde ele geçirebileceğini belirtti. Daha sonra iki Suriyeli askeri kaynak Irak'la olan Elbukemal Sınır Kapısı’nın çoktan SDG'nin eline geçtiğini kaydetti.

Hama belediye binasının önü (AFP)Hama kentindeki belediye binası önü (AFP)

Suriye'nin doğusundaki gelişmeler, üst düzey bir İranlı yetkilinin Reuters'a yaptığı açıklamada, Tahran'ın Suriye'ye füze, insansız hava aracı (İHA) ve daha fazla danışman göndereceğini söylemesinin hemen ardından geldi. Rejim güçleri, Esed'in başlıca müttefiklerinin (Rusya, İran ve Hizbullah) desteğiyle ülkenin büyük bölümünde kontrolü ele geçirmişti. Ancak bu müttefiklerin odağı son zamanlarda tamamen başka krizlere kaydı ve bu da hizip güçlerine savaşa devam etme fırsatı verdi. Rejim güçlerine karşı topyekûn saldırıya geçen Heyetu Tahriru’ş-Şam'ın (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani CNN'e verdiği röportajda, grubunun Suriye'de ‘bir yönetim kurumu inşa etmeyi’ ve Lübnan ve Avrupa'daki Suriyeli mültecileri ülkelerine geri getirmeyi hedeflediğini söyledi.

Röportaj, HTŞ’nin 27 Kasım'da rejim güçlerinden toprak ele geçirmeye başlamasından bu yana verdiği ilk röportaj. Muhalif güçler şimdiye kadar iki büyük şehri ele geçirdi ve şu an Humus'a doğru ilerliyor. Ürdün İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ürdün'ün Suriye ile olan tek sınır kapısını insan ve ticaret geçişlerine kapattığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre Suriye ordusundan bir kaynak yaptığı açıklamada, muhalif grupların Suriye ile Ürdün arasındaki Nasib Sınır Kapısı’na ateş açtığını ve daha sonra sınır kapısının kontrolünü ele geçirdiklerini söyledi. Ülkenin güneyindeki Suveyda'da da rejim güçlerine karşı bir hareket olduğuna dair haberler geldi. İsrail ordusu, Suriye'nin güneybatısında bulunan işgal altındaki Golan Tepeleri'nde hava ve kara kuvvetlerini takviye ettiğini ve tüm senaryolara hazırlıklı olduğunu bildirdi.



Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir
TT

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Kurban Bayramı, üst üste üçüncü kez Gazze sakinlerinin hac ibadetinden mahrum kaldığı bir dönemde karşılanıyor. 2023 yılındaki Hamas saldırısı ve ardından başlayan savaş nedeniyle, Gazze halkı 2023’ten bu yana hac farizasını yerine getiremiyor. Geçtiğimiz yıl ekim ayında ateşkes konusunda anlaşma sağlandığının duyurulmasına rağmen İsrail, çeşitli gerekçeler öne sürerek Gazzelilerin sınır kapılarından çıkışını engellemeyi sürdürdü.

İsrail’in Gazze halkına yönelik kısıtlamalarının yalnızca bölgeden çıkışları engellemekle sınırlı kalmadığı, sınırlı sayıdaki tıbbi tahliyeler dışında geçişlere izin verilmediği ifade ediliyor. Ayrıca kurban etlerinin girişinin de engellendiği, ticari ürünler ile insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının ise yavaşlatılıp zorlaştırıldığı kaydediliyor.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesi sakinlerinden 61 yaşındaki Ramazan Ebu Ziyade, savaş öncesinde hacca gitmeyi umut ettiğini ancak her yıl yapılan kura çekimlerinde adının bir türlü çıkmadığını söyledi. Ebu Ziyade, 2023 yılında Hac için Gazze’den çıkan son kafilenin ardından her yıl yeniden bu fırsatı beklediğini dile getirdi.

xsacvdvf
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda bir otobüse binen Filistinli hacılar, 12 Haziran 2023 (AFP)

Ebu Ziyade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ateşkes ilanı ve Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açılmasının ardından İsrail’in Gazze halkının Hac ibadetini yerine getirmesine izin vereceğini umut ettiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ebu Ziyade, “Bayram atmosferine dair her şeyden mahrum bırakıldık. Allah’ın evini ziyaret etmemize bile izin verilmedi. Sanki nefes almamızın ve en temel insani haklarımızın engellendiği bir hapishanede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi’ne her yıl 2 bin 508 kişilik hac kotası ayrılıyor. Bu durum, son üç yılda 7 bin 500’den fazla Filistinlinin hac ibadetini yerine getiremediği anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca, 2023 yılındaki kura çekiminde isimleri belirlenen 2 bin 473 hacı adayının o tarihten bu yana seyahat etmeyi beklediğini, ancak şimdiye kadar bölgeden çıkamadıklarını açıkladı. Açıklamada, söz konusu kişilerden 31’inin doğal nedenlerle ya da savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtildi.

Ebu Ziyade, Gazze halkının gelecek yıl Hac ibadetini yerine getirebilmesini umut ettiğini ifade etti. Kişisel beklentisinin ise son üç yılda kurada adı çıkan ancak hayatını kaybeden kişilerden birinin yerine Hac hakkı elde etmek olduğunu söyledi.

Az sayıda kurban

Gazze halkının Hac ibadetinden mahrum bırakılmasıyla başlayan sıkıntılar, üçüncü yıl üst üste kurban kesememe sorunuyla daha da derinleşiyor. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin doğusunda yoğunlaşan hayvancılık çiftliklerini hedef alması sonucu bölgedeki binlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Savaşın başlamasıyla birlikte düzenlenen saldırılarda çok sayıda besi çiftliğinin yok edildiği, bunun da Gazze’de kurbanlık hayvan sıkıntısını ağırlaştırdığı ifade ediliyor.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında bulunan küçük bir çiftlikte yaşayan genç Ahmed en-Neccar, geçmişte babasına özellikle Kurban Bayramı döneminde satışa sunulmak üzere koyun yetiştiriciliğinde yardım ettiğini anlattı. Ancak Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kendileri gibi yüzlerce çiftlik sahibinin savaş süresince düzenlenen İsrail bombardımanları nedeniyle tüm hayvanlarını kaybettiğini söyledi.

v cd v
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan nadir küçük çiftliklerden biri kurbanlık hayvan sağlıyor, ancak fiyatları yüksek (Şarku’l Avsat)

Neccar, ellerinde yalnızca savaş sürecinde çoğalan birkaç küçük koyunun kaldığını belirterek, kendisi ve babasının mevcut hayvanları korumaya çalıştığını söyledi. Bu sayede şu anda ellerinde iyi durumda çok sayıda koyun bulunduğunu ifade eden Neccar, çevresel koşulların zorluğuna ve yem sıkıntısına rağmen hayvanların sağlıklı kalabildiğini dile getirdi. Neccar, hayvanların bakımının ciddi maliyet oluşturduğunu, bunun da Gazze genelinde kurbanlık fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti.

İsrail’in, Kurban Bayramı öncesinde satış ya da yetiştiricilik amacıyla canlı hayvan girişine izin vermediğini belirten Neccar, yalnızca dondurulmuş et ürünlerinin sınırlı aralıklarla bölgeye girişine müsaade edildiğini ve bu ürünleri taşıyan tırların geçiş koordinasyonu için yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.

Gazze’de bir koyunun fiyatının kalite ve ağırlığına göre değişmekle birlikte ortalama 5 bin dolar civarında olduğu ifade ediliyor.

Neccar ayrıca, ailesinin geçmişte Han Yunus’un doğusunda büyük bir çiftliğe sahip olduğunu, ancak mevcut durumda yalnızca yaşadıkları çadırların yakınında küçük bir çiftliklerinin kaldığını anlattı. Söz konusu çiftliğin ‘bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini’ söyledi.

Piyasa kaynakları ise İsrail’in yem ile canlı hayvan girişine yönelik süregelen kısıtlamaları nedeniyle Gazze’de faaliyet gösteren hayvancılık çiftliklerinin sayısının ciddi biçimde azaldığını, bölgede kalan çiftlik sayısının 10’u geçmediğini belirtiyor.

Neccar, “İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle fiyatlar çok yüksek. Buna karşılık gerçek anlamda bir talep de yok. Sadece bazı kurumlar alım yapıyor ancak onlar da artık kurbanlık yerine halka dağıtmak üzere dondurulmuş et satın alma gibi alternatif çözümler aramaya başladı” dedi.

Müşterisi olmayan mallar

Gazze’de bayram döneminde düşük alım gücü yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Bölgenin farklı pazarlarında, geçen yıl ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze’ye giren çeşitli ticari ürünler bulunmasına rağmen, fiyatların hâlâ oldukça yüksek olduğu ve halkın acil ihtiyaç duyduğu ürünleri dahi satın almakta zorlandığı belirtiliyor.

Gazze kentinde bir mağazada çalışan Halil Bekir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı atmosferinin savaş nedeniyle tamamen kaybolduğunu söyledi. Bekir, savaş öncesinde halkın bayram dönemlerinde kıyafet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığını, ancak bugün hem ekonomik koşulların hem de piyasadaki ürün fiyatlarının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.

xsdcdsv
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir gösteride, su sıkıntısını ifade etmek için boş bidonları havaya kaldıran Filistinliler, 25 Mayıs 2026 (AFP)

Bekir, savaş öncesindeki bayram dönemlerini hatırlatarak, “Bu günlerde iş yoğunluğu çok yüksek olurdu. Satış ve alışveriş hareketlenir, çok sayıda müşteri ağırlardık. Bayram hazırlıkları bir hafta önceden başlardı” dedi. Ancak savaşla birlikte durumun tamamen değiştiğini belirten Bekir, geçmişte 100 şekel ile bir kişinin temel giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, bugün ise aynı miktarın neredeyse hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi. Bekir, savaş öncesinde yaklaşık 30 şekele satılan bir gömleğin bugün 70 şekel veya daha yüksek fiyatlara ulaştığını, bunun temel nedeninin ise ticari geçiş ve koordinasyon maliyetlerindeki artış olduğunu kaydetti.

İsrail, sınırlı miktarda ticari mal ithalatına izin verilen tüccarlara, ‘koordinasyon’ adı altında bazı mallar için astronomik rakamlara ulaşan meblağlar ödemelerini zorunlu kılıyor; bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Hayat artık farklı

Han Yunus sakinlerinden İbrahim Ebu Cami, Gazze Şeridi’ndeki durumu ‘zor ve felaket boyutunda’ olarak nitelendirdi. Bölge halkının, su sıkıntısı, çadırlarda yaşam ve evlerle tarım arazilerinin kaybı nedeniyle artık insanca bir yaşam hissini yitirdiğini söyledi.

Ebu Cami, her yıl imkânları ölçüsünde kurban kesebildiğini ancak son üç yıldır ağır ekonomik koşullar ve aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtti. Ebu Cami, “Üç yıl önce hayat farklıydı, bayramları heyecanla beklerdik. Bugün ise insanlar ailelerine bir kilo et dahi almakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinlerinden Teysir el-Ağa da Ebu Cami’nin görüşlerine katılarak, bölgede yaşamın tamamen değiştiğini ve bayram atmosferinin kaybolduğunu söyledi. El-Ağa, geçmişte zengin ya da yoksul ayrımı olmaksızın herkesin kurban etine ulaşabildiğini, ancak bugün herkesin aynı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

sdcsvc
Gazze’de küçük bir dükkân sahibi olan Abdurrauf Safi, bayramda bölge sakinlerine sattığı çikolataları sergiliyor. (Şarku’l Avsat)

Gazze sakini Vela Ebu’l Hayr ise savaş öncesinde halkın bayramı güzel bir atmosfer içinde karşıladığını, çocuklar için yeni kıyafetler alındığını ve sokaklarda dolaştırılan kurbanlık hayvanların bayram coşkusunun bir parçası olduğunu anlattı. Ebu’l Hayr, bugün ise insanların bayramın geldiğini yalnızca tekbir seslerinden anlayabildiğini belirterek, savaşla birlikte koşulların ağırlaştığını ve çok sayıda ailenin çocuklarını kaybettiğini söyledi. Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesini ve bölge halkının dünyanın geri kalanındaki insanlar gibi yaşayabilmesini umut ettiğini ifade etti.

Tüccar Abdurrauf Safi de savaş öncesinde kurbanlıklar ve ticari ürünlerin uygun fiyatlarla kolayca bulunabildiğini, ancak bugün fiyatların ciddi şekilde arttığını kaydetti. Buna rağmen insanların bayram şartlarına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Safi, savaş öncesinde 90 şekel olan çikolatanın kilogram fiyatının bugün 150 şekele yükseldiğini, bunun da birçok kişinin bu ürünlerden uzak durmasına yol açtığını söyledi.

Bayram ve gerginlik

Kurban Bayramı, üçüncü yıl üst üste Gazze’de aralıksız süren İsrail saldırılarının gölgesinde karşılanıyor. Ateşkes ilanından bu yana 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgede insani krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.

İsrail’in son günlerde yeniden yoğun yerleşim alanlarını hedef aldığı, bunun da sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığı kaydediliyor. Saldırılar nedeniyle, evleri tamamen yıkılmayan ya da kısmen hasar gören bazı ailelerin geri dönerek yaşamaya çalıştıkları konutlarını yeniden terk etmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Gazze’de çok sayıda ailenin, çadırlarda süren zorunlu göç yaşamı yerine kısmen ayakta kalan evlerinde kalmayı tercih ettiği, ancak son saldırılarla birlikte bu seçeneğin de ortadan kalktığı ifade ediliyor.

ascsdcs
 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’nde bir baba, kızının cenazesinin başında ağlıyor, 25 Mayıs 2026 (EPA)

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı sakini Edhem el-Hams, iki gün önce evini kaybettiğini belirterek, İsrail ordusunun yaşadıkları bölge için tahliye çağrısı yapmasının ardından yakınlardaki bir evin hedef alındığını söyledi. El-Hams, düzenlenen saldırıda en az sekiz evin yıkıldığını, çok sayıda konutun da ağır hasar alarak yaşanamaz hale geldiğini ifade etti. Saldırıların yüzlerce ailenin yeniden yerinden edilmesine neden olduğunu belirten el-Hams, insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Daha önce evlerinin güvenli olması nedeniyle göç yaşamından uzak kalabildiklerini söyleyen el-Hams, son saldırılarla birlikte bu imkânı da kaybettiklerini dile getirdi.

El-Hams, “Hangi bayramdan, hangi ateşkesten söz ediyorlar? Biz burada hâlâ savaşın içindeyiz. İsrail işgali ve sivillere yönelik saldırıları nedeniyle artık ne bayramlarımızı ne de acılarımızı hissedebiliyoruz. Bu savaşta hiçbir payımız olmamasına rağmen bütün yükünü biz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.


Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
TT

Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)

II. Abdullah, Ürdün’ün tüm zorluklara rağmen sınırlarını ve güvenliğini koruduğunu, demokratik sürecini sürdürdüğünü ve ekonomisini krizlerin etkilerinden uzak tutmayı başardığını söyledi.

Ürdün Krallığı’nın 80. Bağımsızlık Günü kutlamalarında halka hitap eden Kral Abdullah, “Özgüven, zorlukları inkâr etmek ya da görmezden gelmek değil; onları bilinç ve sorumlulukla karşılamaktır” dedi.

Kral Abdullah, “Yol ne kadar uzun ve zor olursa olsun bizi çalışmaktan alıkoyamayacaktır. Her aşamada her türlü engeli aşabilecek güce sahibiz” ifadelerini kullandı. Bu yılki kutlamaların yalnızca elde edilen başarılarla değil, ülkenin sahip olduğu irade ve kapasiteyle ilgili olduğunu belirten Abdullah, “Amacımız övünmek değil, bu vatana olan güvenimizi pekiştirmektir” diye konuştu.

Ürdün’ün kendi kimliğini, yönünü ve tercihlerini bildiğini söyleyen Kral Abdullah, “Karşılaşılan zorluklar ülkemizi daha dirençli ve kararlı hale getirdi. Bu topraklardan doğan insanlar yenilmez ve yılmaz” ifadelerini kullandı.

Ürdün halkına seslenen Abdullah, “Bağımsızlığımızın dokuzuncu on yılına Allah’a güvenerek birlikte ilerliyoruz. Kendimize daha çok inanıyor, Ürdün ve halkına yakışır bir gelecek inşa etme konusunda daha güçlü hissediyoruz” dedi.

Kral Abdullah, Ürdün’ün insanlık tarihinde hiçbir zaman sıradan bir ülke olmadığını belirterek, “Bu topraklar medeniyetlerin yurdu ve uyumun merkezi oldu. Hazreti İsa Ürdün Nehri’nde vaftiz edildi; sahabeler ve onları takip edenler bu topraklarda yaşadı. Burada kurulan medeniyetler dünyaya direnç ve dayanıklılık dersleri verdi” diye konuştu.

Duygusal ifadeler de kullanan Ürdün Kralı, “Bu vatan yüce değere sahip, cömert, Arap kimliğine bağlı bir ülkedir. Halkı, talep gelmeden ‘baş üstüne’ demeyi bilir ve evlatlarının omuzlarının hiçbir zaman küçülmeyeceğine inanır” dedi.

Abdullah ayrıca, “Seksen yıldır umut, köklü değerlere bağlı güçlü bir halka dayanıyor. Bu yürüyüşün her adımında vatan bizim için bir sığınak ve yön olmuştur” ifadelerini kullandı.

Bu yılki bağımsızlık kutlamalarının, Ürdün ve Körfez ülkelerinde son dönemde yaşanan gelişmeler ile İran’ın hayati tesisler ve askeri üsleri hedef alan saldırıları nedeniyle ayrı bir sembolik önem taşıdığı belirtildi.

Savaş günlerinde İran’dan doğrudan gelen tehditlerle karşı karşıya kalan Ürdün’ün hava savunma sistemleri, ülke hava sahasına giren çok sayıda füze ve insansız hava aracını (İHA) düşürmüştü.

Ürdün yönetimi ayrıca bölgedeki gerilimin artmasının, İsrail’in Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve Filistinlilerin haklarını daha fazla kısıtlamasına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Açıklamada, Gazze Şeridi’nde insani yardımın yavaş ulaşması nedeniyle insani krizin sürdüğüne de dikkat çekildi.


El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
TT

El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce

Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.

Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.

Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.