Esed rejiminin düşmesinden sonraki ilk gecede sükunet hakim olurken Suriye, tarihinde bir sayfa açtı

TT

Esed rejiminin düşmesinden sonraki ilk gecede sükunet hakim olurken Suriye, tarihinde bir sayfa açtı

Esed rejiminin düşmesinden sonraki ilk gecede sükunet hakim olurken Suriye, tarihinde bir sayfa açtı

Ülkenin farklı bölgelerinde ve yurtdışında binlerce Suriyeli dün Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düşmesini kutladı. Devlet Başkanı Beşar Esad'ın düşüşü, silahlı muhalif grupların Şam'da sona eren ve Esed ailesinin Suriye'deki yarım asrı aşan hâkimiyetini sona erdiren yıldırım saldırısının ardından dün ülkenin çeşitli yerlerinde ve yurtdışında binlerce Suriyeli tarafından kutlandı.

Muhalif gruplar tarafından ‘özgür’ ilan edilen Şam'ın merkezinde onlarca kişi, 1971 yılından 2000 yılındaki ölümüne kadar ülkeyi demir yumrukla yöneten eski başkan Hafız Esed'in heykelini devirdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre Beşşar Esed Cumartesi gecesi bir uçakla Suriye'den ayrıldı.

Rusya basını, Kremlin'den bir kaynağın Esed ve ailesinin Moskova'da olduğunu söylediğini aktardı.

Cadde ve sokaklar boş

Esed rejiminin düşmesinden sonra Şam'da ilk gün güneş batarken motosikletleri ve araçlarıyla birkaç silahlı muhalif dışında başkente giden yolların çoğunda yaya yoktu.

Şam'a giden yol üzerindeki kontrol noktalarında güvenlik personeli bulunmuyordu. Şehre giden yol üzerinde Esed'in yırtılmış resimleri ve Suriye ordusuna ait yanmış bir kamyon görülüyordu.

Muhalefet tarafından uygulanan sokağa çıkma yasağı çerçevesinde dükkanlar ve restoranlar erkenden kapatıldı. Karar yürürlüğe girmeden önce insanların çok sayıda ekmekle hızla evlerine yürüdüğü görüldü.

Tampon bölgenin devralınması

Fransız Haber Ajansı AFP’ye ve SOHR'a göre dün akşam Şam'daki güvenlik merkezlerinde çıkan yangınlara İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısı neden oldu.

İsrail ordusu, Suriye'nin güneyinde, 1967 yılından bu yana İsrail tarafından işgal edilen Golan Tepeleri'nin bir kısmına komşu olan tampon bölgede yer alan beş beldenin sakinlerine sokağa çıkma yasağı getirdi.

Karar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun dün Suriye ile Golan Tepeleri konusunda 1974 yılında yapılan ‘ayrılma’ anlaşmasının Esed rejiminin düşmesinin ardından çöktüğünü ve orduya Birleşmiş Milletler (BM) gücünün konuşlandığı tampon bölgeyi ‘ele geçirme’ emri verdiğini açıklamasından kısa bir süre duyuruldu.

Devlet Başkanlığı Sarayı’na saldırılması ve heykellerin devrilmesi

Dün onlarca Suriyeli Esed'in Şam'ın lüks bir mahallesinde bulunan ve yağmalandıktan sonra boş kalan konutunu gezdi. Yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki Devlet Başkanlığı Sarayı’nın ana kabul salonunun yakıldığı görüldü.

Suriyeliler, Suriye’nin orta kesimlerindeki Hama, kuzeyindeki Halep ve güneyindeki Dera gibi ülkenin çeşitli bölgelerinde Beşşar Esed ve babasının heykellerini devirdi, portrelerini yaktı.

Şam'ın Emevi Meydanı'nda kutlama ateşi yakıldı, sevinç zılgıtları tebriklere karıştı.

Bir videoda, aralarında muhalif grupların üyelerinin de bulunduğu bir grup insanın meydanın yanındaki bir tankın üzerine çıktığı, yumruklarını havaya kaldırıp zafer işareti yaparken görüldüler. Arka planda silah sesleri duyuluyordu.

Silahlı muhalif gruplar, Suriye devlet televizyonundan Şam’ın kurtarıldığını, zalim Beşşar Esed'in devrildiğini ve rejimin hapishanelerindeki tüm mazlum tutukluların serbest bırakıldığını’ duyurdu.

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) Lideri Ebu Muhammed el-Cevlani dün Şam'daki Emevi Camii'ni ziyaret ederek ‘tarihi zaferi’ selamladı.

Gruplar tarafından Telegram'da yayınlanan bir videoda, gerçek adı Ahmed eş-Şara’yı kullanmaya başlayan Cevlani, Emevi Camii'nde bir konuşma yaparken ve etrafındaki kalabalık sloganlar atarken görüldü.

Cevlani'nin bir ana yolun yanındaki yeşil alanda secde ettiği ve yeri öptüğü bir video Telegram kanalında yayınlandı. Video “Komutan Ahmed eş-Şara Şam'a vardığında secdeye kapandı” başlığını taşıyor.

Suriye devlet televizyonunda Cevlani adına bir yayıncı tarafından okunan açıklamada, “Onur, haysiyet ve özgürlük için başlayan devrimimizin hedeflerine ulaşmak için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Geri adım atmayacağız. 2011 yılında başladığımız yolu tamamlamaya kararlıyız” ifadeleri kullanıldı.

Suriye rejiminin çok hızlı bir şekilde çökmesi, 2011 yılından bu yana yaklaşık yarım milyon insanın ölümüne neden olan ve farklı ülkeler tarafından desteklenen grupların yer aldığı bir iç savaşla parçalanmış halde olan ülkede bilinmezliğe kapıyı aralıyor.

İhtiyatla karşılandı

Netanyahu Esed rejiminin düşüşünü ‘Ortadoğu'da tarihi bir gün’ olarak nitelendirdi. İran'ın başını çektiği ‘şer ekseninin başlıca halkasının’ parçalanmasını memnuniyetle karşıladı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye'de Esed'in ‘diktatörlük rejiminin’ düşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, muhalif grupların Şam'ın kontrolünü ele geçirmesinin ardından ‘temkinli bir umutla’ açıklamalarda bulundu. Bunu bir ‘dönüm noktası’ olarak nitelendiren Pedersen, ‘tüm Suriyeliler için barış, uzlaşı, onurlu bir yaşam ve kapsayıcılık sayfasının’ açılması çağrısında bulundu.

Öte yandan BM Savaş Suçları Komisyonu müfettişleri, Esed rejiminin düşmesini Suriyeliler için ‘tarihi yeni bir başlangıç’ olarak nitelendirdiler. BM müfettişleri, Suriye’nin yeni liderlerini, Esed dönemindeki ‘zulümlerin’ tekrarlanmamasını sağlamaya çağırdılar.

Diğer taraftan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB'nin tüm azınlıkları koruyan bir Suriye devletinin yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı.

Suudi Arabistan, Suriye'nin ‘kaosa ve bölünmeye’ sürüklenmesini önlemek için ortak çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.

Muhalif grupları desteklediği Suriye'de önemli bir nüfuza sahip olan Türkiye ise bölge ülkelerine ‘iyi ve yumuşak bir geçiş süreci olması ve sivillerin daha fazla zarar görmemesi’ için çağrıda bulundu.

Esed rejiminin başlıca destekçisi olan Rusya, Esed'in ‘istifa ettiğini’ doğruladı. Beşşar Esed ile Suriye topraklarındaki silahlı çatışmalara müdahil olan bazı taraflar arasında yapılan görüşmelerin ardından, Esed'in Devlet Başkanlığı görevinden istifa etmeye ve ülkeyi terk etmeye karar verdiğini ve iktidarın barışçıl olarak devredilmesi için çalışmaların başlatılması talimatını verdiğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Esed'in ‘Tahran'dan hiçbir zaman yardım istemediğini’ vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Suriye'deki ‘barbar’ olarak nitelendirdiği rejimin çöküşünden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Paris'in bölgedeki ‘herkesin güvenliği’ konusundaki kararlılığının altını çizdi.

Ürdün Kralı 2. Abdullah ülkesinin Suriyelilere desteğini ve onların ‘iradelerine’ saygısını ifade ederken ülkeyi ‘kaosa’ sürüklenmekten kaçınılması çağrısında bulundu.

Biden, Esed'in hesap vermesi gerektiğini vurguladı

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Washington'da yaptığı açıklamada, Esed'in hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak rejiminin düşmesini Suriyeliler için ‘tarihi bir fırsat’ olarak nitelendirdi.

Biden’ın halefi Donald Trump ise Esed'in Rusya'nın desteğini kaybettikten sonra kaçtığını söyledi.

Rusya’nın bir yandan Ukrayna'daki savaş yürütürken 27 Kasım'da başlayan son saldırı karşısında Esed güçlerine yeterli desteği sağlayamadığı açıktı. İsrail'in yıkıcı saldırılarının ardından İran ve Lübnan Hizbullahı’nın desteği de Suriye rejimini kurtaramaya yetmedi.

Sednaya Askeri Cezaevi'ndeki tüm kapılar açıldı

HTŞ ve müttefiki olan gruplar, ülkenin kuzeyinde başlayıp orta kesimlerine ve Şam'a kadar uzanan bir operasyon çerçevesinde hızla ilerledi.

Yerel muhalif gruplar, hükümetin askeri ve güvenlik güçlerinin çekilmesinin ardından güneydeki Dera ve Kuneytra ile doğudaki Deyrizor gibi diğer bölgelerin kontrolünü ele geçirdi.

Muhalif gruplar ve SOHR, dün sabah, sivil toplum kuruluşlarının mahkûmların işkenceye maruz kaldığını söylediği Suriye'nin en büyük hapishanelerinden biri olan Şam yakınlarındaki Sednaya Askeri Cezaevi’nin kapılarının açıldığını bildirdi.

Diğer taraftan Suriye Başbakanı Muhammed Gazi el-Celali, iktidarı Suriye halkı tarafından seçilecek herhangi bir ‘yönetime’ devretmeye hazır olduğunu açıkladı.

Çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) komutanı Mazlum Abdi, ‘zalim’ rejimin düşmesiyle birlikte Suriyelilerin ‘tarihi anlara’ tanık olduğunu söyledi.

BMGK toplantısı

Fransız Haber Ajansı AFP'nin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre BM Güvenlik Konseyi (BMGK) bugün öğleden sonra, Esed rejiminin düşmesinin ardından Suriye konusunda kapalı kapılar ardında acil bir toplantı gerçekleştirecek.

Bu arada ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Amerikan savaş uçaklarının dün Suriye'deki 75'ten fazla DEAŞ hedefini ‘terör örgütünün dış operasyonlar düzenlemesini engellemek ve mevcut durumdan yararlanarak Suriye'nin merkezinde yeniden yapılanmaya çalışmasını önlemek amacıyla’ vurduğunu açıkladı.

Bir başka gelişmede ise SOHR, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) gruplarının dün, Suriye'nin kuzeyindeki Münbiç’te SDG’nin kontrolündeki mahallelere düzenlediği saldırıda en az 26 silahlı unsurun öldüğünü bildirdi.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.