ABD'nin Fırat'ın doğusundaki Kürtlere verdiği güvenceler

Şam'daki yeni yönetimle müzakere edecek bir Kürt heyetinin oluşturulması için Fransız arabuluculuğu

Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)
Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)
TT

ABD'nin Fırat'ın doğusundaki Kürtlere verdiği güvenceler

Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)
Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)

Kürt kaynaklar, Kamışlı kentini ziyaret eden bir Fransız heyetinin, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi temsilcileriyle, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonraki geçiş aşaması konusunda Heyetu Tahriru’ş-Şam’la (HTŞ) müzakere etmek üzere Şam'a gidecek birleşik bir Kürt heyetinin oluşturulmasını görüşmek üzere toplantılar yaptığını açıkladı.

Bu gelişme, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi'nin, kontrol ettikleri bölgelerde bağımsızlık bayrağını göndere çekmelerinin Suriye'nin bir parçası olduklarına dair inançlarının bir işareti olduğunu ve geçiş sürecine katılımlarının ülkenin sorunlarına kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunacağını düşündüklerini söylediği bir dönemde oldu.

Bir Kürt askeri yetkili, DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu ve ABD ordusunun, HTŞ heyeti ve Türkiye yanlısı grupları SDG'den ayıran Fırat Nehri kıyısını koruma ve ülke için kapsamlı siyasi çözüme ulaşılana kadar herhangi bir ihlali önleme sözü verdiğini belirtti.

Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından gönderilen özel Fransız heyetiyle yapılan görüşmelere katılan Kürt kaynaklar, Fransızların Demokratik Birlik Partisi (PYD) liderliğindeki Özerk Yönetim'in parçası olan partilerin liderleriyle görüşmeler yaptığını bildirdi. Görüşmelerde SDG Lideri Mazlum Abdi başkanlığında tüm Kürt parti ve gruplarından oluşan birleşik bir Kürt heyetinin başkent Şam'a giderek HTŞ liderliğindeki muhalif gruplar tarafından yönetilen geçici hükümetle müzakere etmesi olasılığı ele alındı.

Aynı kaynaklar, Fransız heyetin Kürt Ulusal Konseyi partileri, İlerici Parti ve Birlik Partisi liderleri ve teknokrat isimlerle bir araya geleceğini, tüm parti ve siyasi tarafları kapsayacak bir Kürt heyeti oluşturarak, HTŞ ve muhalif gruplarla ülkenin geleceği ve geçiş dönemine katılım konusunda müzakerelerde bulunacağını bildirdi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi, Suriye'nin doğusundaki Haseke kentinde gazetecilere konuşuyor. (AFP)Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi, Suriye'nin doğusundaki Haseke kentinde gazetecilere konuşuyor. (AFP)

SDG Lideri Mazlum Abdi, Kürt güçlerinin pozisyonunu birleştirme ve Şam ile güçlü bir şekilde müzakere etme çağrısında bulunarak, Suriye'deki tüm Kürt halkı için tehdit oluşturan mevcut duruma karşı uyarıda bulundu. Abdi, çarşamba akşamı Özerk Yönetim'e yakın Ronahî TV’de yayınlanan röportajında, Kürt güçlerini bir araya gelmeye ve görüşlerini birleştirmeye çağırarak şunları söyledi: “Kürt pozisyonu birleşik olmalı. Kürdistan Bölgesi'nin güneyindeki halkımızın Irak hükümetiyle yaşadığı deneyimi tekrarlamamalıyız. İçeride ne sorunumuz olursa olsun, Şam'da birlik olalım.”

Kapsamlı ateşkes

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, resmi internet sitesinde yayınladığı açıklamada, Esed döneminin sona erdiğine işaret ederek, Fırat Nehri'nin doğusundaki etki alanlarında bulunan tüm birim ve kurumlarına Suriye bağımsızlık bayrağını çekme kararı aldı.

Televizyonda yayınlanan röportajında Abdi, Özerk Yönetim'in Suriye'deki geçiş sürecine katılımının siyasi çözümlere yol açacağını ve yıllardır devam eden krize kapsamlı bir çözüm getireceğini kaydetti. Halep'in doğu kırsalındaki Münbiç ve Ayn el-Arap (Kobani) kentlerindeki ateşkes anlaşmasının Türkiye yanlısı silahlı gruplarla kapsamlı bir anlaşmaya dönüşmesini umduğunu belirten Abdi, “Çatışmalar Tişrin Barajı’nda devam ediyor, ancak Karakozak Köprüsü’nde ve Münbiç kentinde durdu. Anlaşma, askeri güçlerin Münbiç'ten ayrılmasını ve Münbiç'in sivil bir güç tarafından yönetilmesini öngörüyor. Ancak ben Türkiye destekli tarafın bu konudaki kararlılığından şüpheliyim” ifadelerini kullandı.

SDG Komutanı, Türkiye yanlısı grupların Halep kırsalındaki Kürt kenti Kobani'yi kuşatmak istediğini, ancak tüm saldırıları püskürttüklerini söyledi. Abdi, “Türkiye'nin bu tür saldırılar yapmasını engellemek için hatta olan arkadaşlarımız var. Bizi destekleyen birçok uluslararası güç var ve Münbiç'teki ateşkesi kapsamlı bir ateşkes haline getirmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Fırat'ın doğusundaki Kürtler için ABD koruması

Bu bağlamda Rakka, Haseke ve Deyrizor aşiretlerinin ileri gelenleriyle SDG, Uluslararası Koalisyon ve ABD ordusu arasındaki toplantılara katılan bir Kürt askeri yetkili, Fırat Nehri'nin bir tarafta SDG bölgeleri, diğer tarafta HTŞ ve üçüncü tarafta da Türkiye yanlısı gruplar arasında ayrım çizgisi olacağını açıkladı. Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan kaynak şunları söyledi: “Koalisyon komutanları, tüm ülkede tüm bileşenlerin, azınlıkların ve etnik grupların haklarını koruyan kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılana kadar, nehrin her iki tarafında da herhangi bir ihlali önlemek için ana garantör olacaklarını teyit ettiler.”

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynağa göre 10 Aralık Salı günü Suriye'deki ABD üslerini ziyaret eden ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla, SDG liderleriyle bir araya geldi. Kurilla, ABD'nin Suriye'de DEAŞ'la mücadele misyonunun devamlılığı konusunda güvence verdi. Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “General Kurilla güvenlik önlemleri, hızla değişen durum ve DEAŞ'ın Suriye'deki mevcut durumdan faydalanmasını önlemeye yönelik devam eden çabalar hakkında ilk elden bir değerlendirme aldı ve Washington'un DEAŞ'ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılması konusunda kararlı olduğunu vurguladı.”

Sahada ise SDG'nin bir parçası olan Münbiç Askeri Konseyi dün yaptığı açıklamada, Türkiye yanlısı grupların Münbiç kırsalının güneyindeki Tişrin Barajı ve Karakozak Köprüsü'ne yönelik tüm saldırılarını engellediğini duyurdu. Açıklamada, “ABD arabuluculuğundaki ateşkese rağmen, Şam'daki Baas rejiminin devrilmesinin ardından Türk gruplar, 20'den fazla Türk insansız hava aracının (İHA) hava desteğiyle Münbiç şehrinin güneydoğusundaki Karakozak Köprüsü ve Tişrin Barajı'na her türlü silah, tank ve zırhlı araçla saldırdı” denildi.

Saldırı, dört günlük ateşkesin ardından perşembe sabahı yürürlüğe giren Münbiç Anlaşması’ndan bu yana gerçekleşen en şiddetli saldırı oldu. Münbiç Askeri Konseyi'ne göre saldırıda Türkiye yanlısı gruplardan 210 kişi öldü, 39 askeri araç ve 6 Türk tankı imha edildi, ayrıca 5 kamikaze İHA düşürüldü.

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde Özerk Yönetim İç Güvenlik Güçleri (Asayiş), bazı kişilerin rastgele ateş açması sonucu göstericilerden ve güçlerinden yaralananlar olduğunu duyurdu. Asayiş tarafından dün yayınlanan açıklamada, “Bazı kişiler bağımsızlık bayrağının göndere çekilmesini fırsat bilerek güçlerimizi kışkırttı ve Rakka'da kutlama yapanlara rastgele ateş açarak kutlama yapanlar ve iç güvenlik güçleri mensupları arasında yaralanmalara yol açtı” ifadesi yer aldı.

Sivillerin ve güvenlik güçleri mensuplarının öldürülmesini kınayan Asayiş güçleri, isim vermeden bazı tarafların fitne çıkarma girişimlerine karşı uyarıda bulunarak, bölge sakinlerine ‘dikkatli olmaları ve Rakka'da güvenlik ve istikrarı baltalama çağrısı yapan seslerin etkisinde kalmamaları’ çağrısında bulundu.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.