Suriye'deki gelişmeler Rusya'nın çıkarlarını nasıl etkiliyor?

Moskova Hmeymim Üssü’ndeki teçhizatı tahliye ediyor ve askeri varlığının geleceği konusunda diyaloğa hazırlanıyor

Hmeymim Üssü’nün dışında bir Rus askeri aracı (Reuters)
Hmeymim Üssü’nün dışında bir Rus askeri aracı (Reuters)
TT

Suriye'deki gelişmeler Rusya'nın çıkarlarını nasıl etkiliyor?

Hmeymim Üssü’nün dışında bir Rus askeri aracı (Reuters)
Hmeymim Üssü’nün dışında bir Rus askeri aracı (Reuters)

Suriye'de rejimin çöktüğü ve muhaliflerin ülkenin kontrolünü ele geçirdiği geceden bu yana Rus çevrelerinde en sık sorulan soru Moskova'nın ülkedeki askeri varlığının geleceği oldu. Dün (Cumartesi) Lazkiye yakınlarındaki Hmeymim Hava Üssü’nden teçhizatın çekilmeye başlandığına dair haberler, Rus kaynakların Şam'daki yeni yönetimle bir anlaşmaya varılamaması halinde Moskova'nın Suriye topraklarından tamamen çekilmeye hazır olduğu yönündeki güvenceleriyle aynı zamana denk geldi. Ancak Rus uzmanlara göre bu çekilmenin Rusya'nın bölgedeki çıkarları açısından önemli sonuçları olacak.

Çekilmenin başlangıcı

Şarku’l Avsat'ın dün görüştüğü Rus kaynaklar, Hmeymim Üssü’ndeki askeri teçhizat ve teknolojilerin önemli bir kısmının geri çekilmeye başlandığına dair Batı medyasında yer alan bilgileri doğruladı, ancak bu gelişmenin şu anda üssün boşaltılması ve Suriye'deki askeri varlığın tamamen sona erdirilmesi anlamına gelmediğine dikkat çekti. Kaynaklar bu tedbiri, riskleri en aza indirmek ve ülkedeki yeni yetkililerle gelecekte yapılacak görüşmelere hazırlık olarak bu aşamada ihtiyaç duyulmayan teçhizatın geri çekilmesiyle ilişkilendirdi.

cukı
Lazkiye'deki Hmeymim Üssü’ne inmeye hazırlanan bir Rus kargo uçağı (Reuters)

Rus Hava Kuvvetleri’ne ait İlyuşin 76 askeri kargo uçağının dün Hmeymim Üssü’ne indiği bildirildi. Bazı platformlar uçaklardan birinin Rus bayrağı taşıdığını gösteren fotoğraflar yayınladı.

Rusya Savunma Bakanlığı kargo uçaklarının görevine ilişkin detayları açıklamasa da, açıklanmayan ekipmanlar yükledikleri biliniyor.

Bu hamle, Moskova'nın üssü hava saldırılarına karşı korumak üzere konuşlandırdığı S-400 füze sistemlerini söktüğüne ve helikopterler ile diğer araçları da nakil hazırlıkları için topladığına dair haberlerin hemen ardından geldi. Bu hamleler, Moskova'nın Suriye'deki çeşitli konuşlanma alanlarından birlik ve teçhizatını çekmesi ve nihai olarak ülkeden çekilmeye hazırlanmak üzere hava üssüne nakletmesiyle aynı zamana denk geldi.

Eldeki verilere göre Suriye'deki Rus güçleri, son gelişmelerin ardından kendilerini bazı bölgelerde militan gruplar tarafından kuşatılmış halde bulan çok sayıda Rus askeri personelinin tahliyesi için Suriye Kurtuluş Hükümeti temsilcileriyle anlaşmaya vardı. Bu bağlamda, son iki gün içerisinde internette Humus bölgesinde çekilen ve 100'den fazla Rus askeri aracından oluşan bir konvoyun batıya doğru ilerlediğini gösteren videolar yayınlandı.

vfthryj
Rusya Devlet Balkanı Vladimir Putin ve Suriye’nin devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Temmuz 2024'te Moskova'daki görüşmesinden (Sputnik - Reuters)

Ancak bu hamleler Suriye'den askerlerin tamamen çekilmesine yönelik nihai bir karar anlamına gelmiyor. Aksine, Suriye'de bulunan ve sayıları Savunma Bakanlığı tarafından resmi olarak açıklanmayan Rus güçlerinin güvenliğinin sağlanmasına yönelik geçici anlaşmaların ve Rus üslerinin güvenliğinin korunacağına ve bunlara yönelik saldırılara izin verilmeyeceğine dair garantilerin bir parçası gibi görünüyor.

Mutabakat ayrıca Rus üslerinin güvenliğinin korunması ve bu üslere yönelik saldırılara izin verilmeyeceğine dair garantileri de içeriyor.

Kalıcı bir varlık mı?

Bu bağlamda Moskova, Kremlin'in daha önce bu konunun ülkeyi istikrara kavuşturacak yetkililerle görüşülmek üzere ertelendiğine dair verdiği güvenceye rağmen, Suriye'deki askeri varlığının gelecekteki statüsünü belirlemek üzere son iki günde yoğun bir faaliyet başlattı. Medya organları Rusya'nın Suriye'deki yeni yönetimle ülkedeki iki hayati askeri üssünü muhafaza etme konusunda bir anlaşmaya varmaya ‘çok yakın’ olduğunu bildirdi. Ancak Rusya Savunma Bakanlığı bunu doğrulamadı.

Hmeymim'deki Rus hava üssü 26 Ağustos 2015 tarihinde imzalanan ve Rus askeri varlığının 49 yıl süreyle kalmasını ve bu sürenin karşılıklı rıza ile uzatılabilmesini öngören bir anlaşmaya dayanarak kurulmuştu. O tarihten bu yana üs, Rus hava kuvvetlerinin sadece Suriye'deki değil tüm bölgedeki hareketleri için kilit bir merkez haline geldi.

Diğer yandan Tartus Deniz Üssü, 1971 yılında Beşşar'ın babası Hafız Esed ile Sovyetler Birliği arasında Tartus Limanı’nda yapılan bir anlaşmayla kuruldu. Yıllarca Rus Donanması için yakıt ikmali, bakım ve lojistik merkezi olarak hizmet verdi. Ancak Aralık 2017'de imzalanan yeni bir anlaşmanın ardından tamamen modernize edildi ve dev gemileri ve savaş gemilerini alabilecek genişlikte bir rıhtım inşa edilerek Moskova'nın Akdeniz bölgesindeki tek kalıcı üssü haline getirildi.

xscv
Rus fırkateyni Amiral Grigorovich'in cuma günü Tartus Deniz Üssü önündeki uydu görüntüsü (Maxar Technologies - Reuters)

Rus askeri yetkililer daha önce, Hmeymim ve Tartus üslerinin misyonlarının, özellikle bu ülkede ateşkes sağlandıktan sonra, Suriye'nin çok ötesine geçtiğini ve Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki Rus askeri hareketleri için geniş stratejik işlevlere sahip olduğunu söylemişlerdi. Bu durum, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçmişte birden fazla kez ülkesinin ‘ihtiyaç duyulması halinde bu varlığı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmeye hazır olduğunu’ ima etmesine rağmen, Moskova'nın, Rusya'nın bu bölgedeki varlığını kalıcı hale getirecek nihai anlaşmalara varılmasına verdiği önemin derecesini yansıtıyor.

Her ne kadar şu anda, özellikle de Batı ile tırmanan çatışmalar ışığında, Rusya'nın Suriye'deki varlığının stratejik askeri boyutuna odaklanılsa da Moskova'daki uzmanlar, Rusya'nın çekilmesi halinde bunun sonuçlarının Kremlin ve diğer birçok taraf için çok önemli olan dosyaları etkileyebileceğini savunuyor.

Dünya Ekonomi ve Siyaset Bilimi Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi'nde kıdemli araştırmacı olan Nikolay Kozhanov'a göre Suriye'de Beşşar Esed rejiminin düşmesi pek çok ülkeyi enerji nakil yollarını yeniden yapılandırma konusunda düşünmeye zorlayacak.

xc svfbg
Lazkiye yakınlarındaki Hmeymim Üssü’nde bulunan büyük bir Rus Antonov 124 kargo uçağının uydu görüntüsü (Maxar Technologies - Reuters)

Kozhanov, Suriye'deki gelişmelerle ilgili tüm ekonomik unsurlar arasında Moskova için en hassas olanın ‘Afrika'daki Rus varlığını sürdürmek için yeni yollar bulma ihtiyacı’ olduğunu söyledi. Kozhanov, “Gerçek şu ki Hmeymim üzerinden sivil ve askeri-teknik nitelikte mal akışı oldu. Dahası, öncelikle Kuzey ve Orta Afrika'dan ve daha spesifik olarak Libya, Mali, Nijer, Mali, Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı. Alternatif güzergâhların da kullanıldığını belirten Kozhanov sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak bunlar çok zor. Bazı durumlarda doğrudan Rus havacılığını devreye sokamadık. Çünkü güzergahlar, siyasi nedenlerle askeri kargolarla uçamadığımız ülkelerin topraklarından geçiyordu. Yüklenicileri kullanmak zorunda kaldık.”

Ağır kargo uçakları

Kozhanov, “Rusya, Suriye üslerindeki varlığının sağladığı lojistiği kullanmayı bıraktığında, hemen büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak. Zira bildiğim kadarıyla ağır kargo uçakları yakıt ikmali yapmadan Kuzey Afrika'ya ulaşmakta zorlanıyor ya da hiç ulaşamıyor” dedi.

Lojistiği yeniden inşa etmeyi düşünmeye başlamanın önemini vurgulayan Kozhanov, bunun zaman alacağını ve ulaşım yollarını uzatacağını belirtti.

Kozhanov, Moskova'nın şu anda Suriye'deki askeri varlığını mümkün olduğunca uzatmaya çalıştığını, ancak er ya da geç Suriye topraklarını terk etmek zorunda kalacağının farkında olduğunu düşünüyor.

Kozhanov sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “Bu varlığın kaybedilmesi, özellikle de Batı ile zor ilişkiler ve Ukrayna'da devam eden askeri harekât bağlamında, sadece Suriye veya Ortadoğu'da değil, özellikle de Afrika'daki Rus stratejisi açısından Rus pozisyonlarında büyük bir zayıflama anlamına geliyor. Suriye olayları bir dizi uluslararası meselenin altını çizdi: Transit durumu, malların Akdeniz üzerinden taşınması, Avrupa'ya enerji tedariki, özellikle de doğal gaz tedarikinin organizasyonu... Bu zorlu geçiş aşamasında Suriye sınırları yakınında uygulanacak her türlü altyapı projesi şüphe altındadır. Doğu Akdeniz'deki ekonomik etki alanlarının paylaşımı konusu bir kez daha gündeme geliyor.”



Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz vugün yaptığı açıklamada, güçlerinin Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi"ni kontrol edeceğini duyurdu.

 Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'deki bir askeri komuta merkezini ziyaretinde konuşan Katz, "Hizbullah'ın teröristleri ve silahları geçirmek için kullandığı Litani Nehri üzerindeki beş köprünün tamamı havaya uçuruldu ve İsrail Savunma Kuvvetleri kalan köprüleri ve Litani'ye kadar uzanan güvenlik bölgesini kontrol edecek" dedi.

Bu bölge,İsrail sınırından otuz kilometre boyunca uzanmaktadır.

Katz, yerinden edilmiş sakinlerin "İsrail'in kuzeyindeki sakinlerin güvenliği garanti altına alınana kadar Litani Nehri'nin güneyine geri dönmeyeceklerini" de ifade etti.

İsrail ordusu pazar günü, açıkça bombalayacağına dair tehditlerin ardından Lübnan'ın güneyinde sahil yolundaki el-Kasımiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu, Litani Nehri'nin güneyini Sur kentine bağlayan en önemli ulaşım arterlerinden birini doğrudan etkileyen gerginlik artışı olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, İsrail'in hedeflerini güneydeki altyapı ve konut alanlarını da kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.

Katz geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya, İsrail bölgelerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için cephe hattındaki köylerde bulunan Lübnan evlerinin yıkımını hızlandırma talimatı verdiklerini ve Litani Nehri üzerindeki tüm köprülerin yıkılacağını söylemişti.


Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamaya göre Lübnan, İran'ın atanmış büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyonunu geri çekti ve kendisinden pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini istedi.

Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İran'ın Lübnan'daki Maslahatgüzarı Tevfik Samadi ve Genel Sekreter Büyükelçi Abdul Settar Isa çağrılmış, kendisiyle görüşmüş ve Lübnan devletinin atanan İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyon onayını geri çekme ve onu istenmeyen kişi ilan etme kararını bildirmiştir. Bakanlık, Şeybani'nin en geç 29 Mart 2026 Pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini talep etmiştir.

Aynı bağlamda, Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın iki ülke arasında uygulanan diplomatik ilişkilerin norm ve ilkelerini ihlal ettiği yönündeki Lübnan devletinin açıklaması üzerine, İran'daki Lübnan Büyükelçisi Ahmed Sveydan'ı istişare için çağırdı.