Uluslararası avukatlar Esed ailesinin servetinin peşine düştü

ABD gazetesi WSJ: Ailenin servetinin tam büyüklüğünü ve kimin yönettiğini kimse bilmiyor

Esed ve eşi Esma'nın Paris'teki Elysee Sarayı'nda çekilmiş arşiv fotoğrafı, 14 Temmuz 2008 (AFP)
Esed ve eşi Esma'nın Paris'teki Elysee Sarayı'nda çekilmiş arşiv fotoğrafı, 14 Temmuz 2008 (AFP)
TT

Uluslararası avukatlar Esed ailesinin servetinin peşine düştü

Esed ve eşi Esma'nın Paris'teki Elysee Sarayı'nda çekilmiş arşiv fotoğrafı, 14 Temmuz 2008 (AFP)
Esed ve eşi Esma'nın Paris'teki Elysee Sarayı'nda çekilmiş arşiv fotoğrafı, 14 Temmuz 2008 (AFP)

ABD gazetesi Wall Street Journal (WSJ), uluslararası insan hakları avukatlarının, Esed ailesinin yarım asırlık otoriter yönetimi boyunca biriktirdiği serveti Suriye halkının yararına geri kazanmak amacıyla bulma çabalarına öncülük ediyor.

Esed ailesi, baba Hafız Esed'in 1970 yılında iktidarı ele geçirmesinden bu yana, on yıllar boyunca geniş bir yatırım ve ticari çıkar ağı kurdu. ABD’li eski yetkililere, avukatlara ve eski iktidar ailesinin servetini araştıran araştırma kuruluşlarına göre devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in akrabalarının Rusya'da birinci sınıf gayrimenkuller, Viyana'da butik oteller ve Dubai'de özel bir jet gibi uluslararası satın almaları tespit edildi.

ABD yaptırımları üzerinde çalışarak Esed ailesi üyelerinin mal varlıklarını tespit eden eski bir Beyaz Saray yetkilisi olan Andrew J. Tabler değerlendirmesinde, “Rejimin mal varlıkları için uluslararası bir insan avı başlatılacak. Devrimden önce paralarını aklamak için bolca zamanları oldu. Her zaman bir B planları vardı ve şimdi sürgün için iyi bir donanıma sahipler” ifadelerini kullandı.

Esed ailesinin servetinin tam büyüklüğünü ve bu servetin tam olarak hangi aile üyesinin kontrolünde olduğunu kimse bilmiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 2022 yılında yayınlanan bir raporda, servetin büyüklüğüne dair bir rakam vermenin zor olduğu, ancak tahminlere göre Esed ailesinin servetinin en az 1 milyar dolar, en çok 12 milyar dolar olduğu belirtildi.

dsfvgbr
Ele geçirilen Captagonlardan bir paket (AFP)

Değerlendirmeye göre bu para genellikle devlet tekelleri ve başta amfetamin ve Captagon olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığından elde edildi ve kısmen uluslararası hukukun dışında yeniden yatırıma dönüştürüldü. Esed ailesinin serveti artmaya devam ederken, Suriye’deki sıradan vatandaşlar ülkede 2011 yılında başlayan iç savaşın etkileriyle boğuşuyordu. Dünya Bankası'na göre 2022 yılında nüfusun yaklaşık yüzde 70'i yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Başta Beşşar Esed'in eski bir JP Morgan bankacısı olan İngiltere doğumlu eşi Esma (el-Ahras) olmak üzere, güvenlik rejiminin en güçlü isimlerinin çoğu iş dünyasından geliyordu. Londra'da yaşayan, insan hakları alanında uzman bir avukat olan ve Esed ailesinin servetinin kökenlerini araştıran uluslararası adalet örgütü Uluslararası Adalet Odaları’nda (Guernica 37) çalışan Toby Cadman, “İktidardaki aile mali suçlarda olduğu kadar kriminal şiddet konusunda da uzmandı.”

vfgbh
Esma Esed'in Halk Sarayı'nın odalarından birinde yere atılmış bir fotoğrafı (Reuters)

Bu mal varlıklarını bulmak ve dondurmak muhtemelen zor olacak. ABD, Esed rejimine karşı uzun yıllar yaptırımlar uyguladı. Adamlarını servetlerini Batı dışında ve vergi cennetleri aracılığıyla saklamaya zorladı.

Irak’ın devrik Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ve Libya’nın devrik Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin sakladığı milyarları arayan müfettişler yıllarca diktatörlerle bağlantılı kişilerin peşinde koştu, paravan şirketler arasında mekik dokudu ve parayı geri almak için uluslararası davalar açtı, ancak elde edilen başarı sınırlıydı. WSJ'ye göre örneğin Libya’nın eski rejimi tarafından biriktirilen tahmini 54 milyar dolarlık varlığın çok azı geri alındı. Buna Londra'daki 12 milyon dolarlık bir mülk ve Malta'daki 100 milyon dolarlık nakit de dahil.

Ancak hukuk ekipleri Esed ailesinin servetiyle ilgili bazı varlıkların dondurulmasını sağlamayı başardı. Paris'teki bir mahkeme 2019 yılında, Beşşar Esed'in 1982 yılında muhalefete yönelik acımasız baskı kampanyasını yürüten amcası Rıfat Esed'e ait Fransa'daki 90 milyon euro (95 milyon dolar) değerindeki mal varlığını dondurdu. Mahkeme, söz konusu varlıkların zimmete geçirilen kamu fonlarının organize bir şekilde aklanması yoluyla elde edildiğine hükmetti.

rgt
Suriyeli iş adamı Rami Mahluf (Facebook)

Hafız Esed, o zamanlar sıradan bir havayolu çalışanı olan damadı Muhammed Mahluf'u ülkenin kârlı tütün ithalatını tekeline almakla görevlendirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre Muhammed Mahluf'un oğlu Rami Mahluf daha sonra bankalar, medya, gümrüksüz satış mağazaları, havayolları ve telekomünikasyon alanlarındaki varlıkları ve 10 milyar dolara varan servetiyle rejimin başlıca finansörü haline geldi. ABD hükümeti 2008 yılında Mahluf’a Suriye rejim yetkililerinin yolsuzluklarından yararlandığı ve bunlara yardım ettiği gerekçesiyle yaptırım uyguladı.

Esed'in mal varlığını araştıran Parisli bir avukat olan William Bourdon, Mahlufların Devlet Başkanı adına para kazanarak rejimi ve gerektiğinde iktidar ailesini finanse etmelerinin beklendiğini belirterek “Mahluflar Esed ailesinin kara kutusuydu” değerlendirmesinde bulundu.

Kar amacı gütmeyen bir yolsuzlukla mücadele kuruluşu olan Organize Suç ve Yolsuzluk Raporlama Projesi’nin (OCCRP) ulaştığı bilgilere göre Rami Mahluf, Avusturya vatandaşlığı başvurusunda, Mahluf ailesinin Viyana'da 20 milyon euro değerinde butik otel ve Paris'te bulunan lüks ve saygın bir restoran-bar olan Buddha-Bar ile bağlantılı bir franchise satın aldığını belirtti.

frtbghyj
Esed ailesinin, kendilerine ait lüks konutların ve şirket merkezlerinin bulunduğu Moscow City’de yaşadığı düşünülüyor

Yolsuzlukla mücadele grubu Global Witness tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre Mahluf ailesinin üyeleri Moskova'daki lüks gökdelenlerde yaklaşık 40 milyon dolar değerinde mülklere de sahip. 2020 yılında Suriye rejimi içindeki ekonomik ilişkiler bozuldu ve Beşşar Esed, Rami Mahluf'u alenen dışladı. Aralarındaki anlaşmazlığın sebepleri halen belirsizliğini koruyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Esma Esed ve ailesinin Avrupa, Körfez ve başka ülkelerdeki bağlantılarıyla geniş bir yasadışı ağı kontrol ederek Suriye halkının zararına yasadışı servet biriktirdiğini belirtti. Fransız insan hakları avukatı Bourdon, “Parayı Suriye halkına iade etmek bizim görevimiz” diye konuştu.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.