Doğu Kudüs'teki Filistin mahallesi yıkım tehdidi altında: Bizi buradan sürmek istiyorlar

Doğu Kudüs'ün el-Bostan Mahallesi’nde İsrail güçleri tarafından yıkılan evlerinin kalıntılarını inceleyen Filistinli Ebu Diyab ailesinin üyeleri (AFP)
Doğu Kudüs'ün el-Bostan Mahallesi’nde İsrail güçleri tarafından yıkılan evlerinin kalıntılarını inceleyen Filistinli Ebu Diyab ailesinin üyeleri (AFP)
TT

Doğu Kudüs'teki Filistin mahallesi yıkım tehdidi altında: Bizi buradan sürmek istiyorlar

Doğu Kudüs'ün el-Bostan Mahallesi’nde İsrail güçleri tarafından yıkılan evlerinin kalıntılarını inceleyen Filistinli Ebu Diyab ailesinin üyeleri (AFP)
Doğu Kudüs'ün el-Bostan Mahallesi’nde İsrail güçleri tarafından yıkılan evlerinin kalıntılarını inceleyen Filistinli Ebu Diyab ailesinin üyeleri (AFP)

Fahri Ebu Diyab yere diz çöküp İsrailli Kudüs Belediyesi tarafından işgal altındaki Doğu Kudüs'ün el-Bostan Mahallesi’nde izinsiz inşa edildiği gerekçesiyle yıkılan evinin enkazından bir taş alarak “Bizi buradan sürmek istiyorlar” dedi.

ABD’liler 5 Kasım'da başkanlarını seçerken Kudüs Belediyesi'ne ait buldozerler mahallenin doğu kesiminde aralarında aktivist Ebu Diyab'ın ikinci kez yıkılan evinin de bulunduğu yedi evi yıktı.

afdvbg
Kudüs'ün el-Bostan Mahallesi’nde Ebu Diyab ailesine ait bir evi yıkan İsrail güçleri (AFP)

Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Ebu Diyab, “İsrailliler buradaki varlığımıza son vermek ve bizi bölgeden sürmek istiyorlar. Bunun adı etnik temizliktir. Ama biz topraklarımızda, meyve bahçelerinde, çadırda ya da bir ağacın altında kalacağız” ifadelerini kullandı.

“Yeşil alanlar”

Yıkılan evler, Kudüs Belediyesi'nin hazırladığı ‘yasadışı yapılaşma sorununa çözüm getiren, mahalle sakinleri için uygun altyapı ve yeni kamu binaları inşa edilmesine olanak tanıyan ve bölgenin büyük bir kısmını mahalle halkının refahı için yeşil alan olarak asıl amacına geri döndüren’ plan çerçevesinde yıkım listesine alınan ve yaklaşık bin 500 Filistinlinin yaşadığı 115 konut arasında yer alıyor

Silvan semtinin merkezinde, Eski Şehir bölgesinin güneyinde bulunan el-Bostan Mahallesi’nin ağaçlar ve çitlerle kaplı sokaklarında duvar yazıları yer alıyor. Bu duvar yazılarından bazıları ‘Silvan'ın kurtarılması’ çağrısında bulunuyor.

İsrailli yerleşim karşıtı insanlar hakları örgütü Ir Amim, inşaat izni verilmeyen yeşil alanların ilan edilmesinin Doğu Kudüs'te ‘olağan’ bir durum olduğunu ve ‘Filistinlilerin konut inşa etmelerini engellerken topraklarının İsrail çıkarları için kullanılmasını sağlamayı’ amaçladığını belirtti. Bölge sakinlerinden Filistinliler, belediyenin mahalleyi, üzerinde yer alan Davut Şehri'ne ve mahallenin karşı tarafındaki Batn el-Hava Mahallesi’ndeki yerleşimci ileri karakollarına bağlamaya çalıştığını düşünüyor.

Silvan'daki yerleşim birimi inşaları 1980'li yıllarda başladı. Uluslararası toplum, İsrail'in 1967 yılından bu yana işgal altında tuttuğu ve 1980'de ilhak ettiği Kudüs'ün de dâhil olduğu bölgelerde yerleşim birimi inşalarını yasadışı kabul ediyor.

Yerleşimciler, Kral Davut'un 3 bin yıl önce şehrini burada inşa ettiği iddiasıyla bölgeyle İncil'de geçen bağları olduğunu söylüyorlar.

Silvan'da yaklaşık 50 bin Filistinlinin arasında yüzlerce yerleşimci yaşıyor. Evleri, çatılarındaki ve pencerelerindeki İsrail bayraklarından ve üzerlerine yerleştirilmiş güvenlik kameralarından tanınabiliyor.

Doğu Kudüs'teki Filistinliler konut sıkıntısı çekiyor. İsrailli belediye, inşaat izinlerini nüfus artışıyla orantısız olacak şekilde çok küçük oranlarda veriyor.

“Misilleme yapılması korkusu”

Ebu Diyab'ın evi ilk olarak geçtiğimiz şubat ayında yıkıldı, ancak Ebu Diyab evini yeniden inşa etti.

Ebu Diyab, üzüntü içinde “Bu sefer beni yordular” dedi. Eski evin 1950'lilerde inşa edildiğini belirten Ebu Diyab, “Ben burada doğdum, büyüdüm, evlendim ve çocuklarım oldu” ifadelerini kullandı.

fvgrbthy
İsrail güçlerine ait bir buldozer el-Bostan Mahallesi’nde Filistinli Ebu Diyab ailesine ait evi yıkıyor (AFP)

Şu an evinin yıkıntılarının yanındaki bir karavanda yaşayan Ebu Diyab, “Karavanım bile yıkım tehdidi altında ve çocuklarım Silvan dışında bir ev kiraladı” diye konuştu.

Ebu Diyab, belediyenin Filistinlilere (kuzeydeki) Beyt Hanine Mahallesi’nde arazi teklif ettiğini, ancak onların bunu reddettiğini söyledi.

Ebu Diyab’ın evinin yakınlarında, Ömer er-Ruveydi oğluyla birlikte, belediyenin buldozerleri tarafından yıkılan evinin ve dört kardeşinin evlerinin enkazının yanında yaktıkları bir ateşin etrafında oturuyordu.

Yorgunluğu yüzünden okunan Ruveydi, “12'si çocuk olmak üzere yaklaşık 30 kişi evsiz kaldı” dedi.

Ruveeydi, söyle devam etti:

“2004 yılından beri mahkemelere gidiyoruz. On binlerce dolar ödedik, ama nafile.”

AFP, Kudüs Belediyesi’nden yıkım emri alan ailelerle iletişime geçmeye çalıştı. Ancak kendilerine misilleme yapılmasından korktuklarını belirterek bunu reddettiler.

Ir Amim, 7 Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi'nde savaşın patlak vermesinden bu yana Doğu Kudüs'teki yıkılan ev sayısının daha önce görülmemiş seviyelere ulaştığını ve ocak ile kasım ayları arasında 154 evin yıkıldığını belirtiyor.

“Suç”

Buldozerler 13 Kasım günü, çoğu genç olmak üzere çeşitli yaşlardan bin 500 Filistinliye ev sahipliği yapan el-Bostan Derneği'ni, çatısındaki mahalle dayanışma çadırı ve bir apartman dairesiyle birlikte yıktı.

Dernek Başkanı Kuteybe Avde’ye göre dernek, üyelerine becerilerini ve yeteneklerini geliştirebilecekleri spor ve kültürel eğitim gibi birçok hizmet sunuyordu. Aynı zamanda diğer hizmetlerin yanı sıra 21'den fazla Fransız şehri ve belediyesi ile ortaklık kuran bir fırsatlar platformuydu.

Avde, derneğin ‘mahallede herhangi bir toplum hizmeti merkezi olmadığından güvenli bir sığınak ve kültürel bir çıkış noktası’ olduğunu söyledi.

Avde, bölge sakinleri tarafından 2009 yılında yerleşimlerin durdurulması talebiyle kurulan, 20 yıl boyunca diplomatik heyetleri ve kendileriyle dayanışmalarını ifade eden kuruluşların heyetlerini ağırlayan ve el-Bostan Mahallesi sakinlerinin, evlerinin yıkılmasına “hayır” dediği bir yer olan derneğin yıkılmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

El-Bostan Derneği Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onlar sadece bir binayı yıkmadılar, anılarımızı, hayallerimizi, uğruna yorulduklarımızı yıktılar. Bugün bile okuldan eve yürüyen çocuklar, faaliyetleri arasında ahşap bir tiyatro ve eğitici oyunlar bulunan derneğin kalıntılarının önünden geçiyor.”

Avde, burada yapılanın ‘bir savaş suçu’ ve ‘zorla yerinden edilme’ olduğunu vurguladı.

Derneğin yıkılmasının ardından, kuruluşun faaliyetlerini finanse eden Fransa, İsrail makamlarından bir açıklama talep etti.

Derneğin üyelerinden biri olan Kinda Berakat (15), derneğin yıkılmasıyla birlikte 'güvenli evini’ kaybettiğini söyledi.

Berakat, “Derneğin yıkılmasından sonra evimi de yıkabileceklerini hissettim. Çok ağladım” diye anlattı.

Arkadaşlarıyla birlikte el-Bostan Mahallesi’nin ara sokaklarında yürümeye devam eden Berakat, ‘yerleşimciler için Filistinlilerin sayısını azaltmak ve Silvan'ı Yahudi nüfusun yoğun olduğu bir yer’ yapmak istedikleri için derneğin yıkıldığına ikna olduğunu belirtti.

Evi yıkılan Ruveydi, “Evden çıkmayacağız. Silvan'dan çıkmayacağız. Silvan'ın dışında boğuluruz” şeklinde konuştu.



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.