Suriye’de Askeri Operasyonlar Dairesi Esed'le ilişkileri olan savaş ağalarını hedef alıyor

SOHR’dan kıyı bölgesi, Hama ve Humus'taki güvenlik operasyonlarına dair son gelişmeler

TT

Suriye’de Askeri Operasyonlar Dairesi Esed'le ilişkileri olan savaş ağalarını hedef alıyor

Suriye’de Askeri Operasyonlar Dairesi Esed'le ilişkileri olan savaş ağalarını hedef alıyor

Hama Merkez Hapishanesi’nde tutulan ve devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düştüğü çatışmalarda Askeri Operasyonlar Dairesi güçlerine teslim olan yahut Askeri Operasyonlar Dairesi tarafından tutuklanan kişiler bugün yargılanacak. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu kişiler gruplar halinde mahkeme karşısına çıkacak.

SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu kişilerin Heyet Tahrir Şam (HTŞ) tarafından kurulan geçici hükümetteki Adalet Bakanlığı'na bağlı bir yargı komitesi tarafından yargılanacağını söyledi.

SOHR'un aktardığına göre Askeri Operasyonlar Dairesi, Suriye'nin sahil bölgeleri, Hama ve Humus'ta ‘Suriye'nin evlatlarının kanıyla ticaret yapan savaş ağalarına, devrik Devlet Başkanı Esed’in eşi Esma Esed'le ilişkili kişiler ve önceki rejim döneminde insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işleyen eski yetkililer de dahil olmak üzere rejimin nüfuzlu liderlerine karşı’ baskınlar düzenliyor, tutuklama kampanyası yürütüyor.

Suriyelilere karşı suç işleyen subaylar, askeri personeller, Şebbahalar ve güvenlik hizmetleriyle ilişkili olan herkes de tutuklama kampanyasını hedefinde yer alıyor.

Eski rejimin çökmesi ve askeri operasyonların yoğunlaşmasıyla birlikte yüzlerce subay ve askeri personel silahlarını teslim etti. Birçoğu tutuklandı. Savaş esiri olarak muamele görecekler.

tg5hy
Şam'ın kuzeyindeki Sednaya Hapishanesi’nin ana kapısında asılı kayıp kişilerin fotoğrafları (AFP)

SOHR, Askeri Operasyonlar Dairesi’nden tutuklulara ‘uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna uygun olarak muamele etmesini, aileleriyle temas kurmalarını sağlamasını ve tutukluları bağımsız, tarafsız ve yasal olarak oluşturulmuş bir mahkeme karşısına çıkarmasını’ istedi. Ayrıca, ‘hüküm giymiş kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için mevcut adli prosedürler ve her bir prosedür için zaman sınırları hakkında bilgi verilmesi’ talebinde bulundu.

htnyjumk
Suriye'de sivil savunma faaliyetleri yürüten Beyaz Baretliler ekipleri Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesindeki bir ilaç deposunda kimliği belirsiz yaklaşık 20 cesede ait kalıntılar buldu (AFP)

Öte yandan Suriye Sivil Savunma Yönetim Kurulu Üyesi Ammar Selmo, Beyaz Baretliler ekiplerinin Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesindeki bir ilaç deposunda kimliği belirsiz yaklaşık 20 cesede ait kalıntılar bulunduğunu açıkladı.

Şam'ın güneyinde yer alan Seyyide Zeynep bölgesi 2012 yılından bu yana ‘devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'e karşı halk ayaklanmalarının başlamasının ardından buradaki türbeyi savunmaya geldiklerini’ söyleyen Lübnan Hizbullah’ının ve İran destekli diğer grupların kalesiydi.

Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre bölgede artık Hizbullah ve İran destekli milis gruplar tamamen ortadan kaybolurken yerlerini yerel silahlı unsurlar aldı.

Seyyide Zeynep türbesi yakınlarında AFP'ye konuşan Selmo, “Bu yerde cesetlerin, iskeletlerin ve kötü kokuların olduğuna dair bir ihbar aldık. Buradaki ceset sayısı 20’yi geçmez, ama kemikler her yere dağılmış durumda. İskeletleri toplayıp kurbanların sayısını belirlemeye çalışıyoruz” dedi.

AFP’nin olay yerine ulaşan foto muhabiri, Seyyide Zeynep türbesinin hemen yanındaki depoda gördüklerini şöyle aktardı:

İçeride küçük bir buzdolabının bulunduğu bir ilaç deposu vardı ve burada yaklaşık 10 cesedin yanı sıra yere saçılmış kafatasları ve kemikler bulundu. Yiyecek kutuları da yere saçılmıştı.

Sivil savunma ekipleri ceset kalıntılarını çıkararak kimlik belirleme işlemine başlamak üzere torbalara yerleştirdi.

Buranın bir ilaç deposu olması gerektiğini söyleyen Selmo, “Ancak depoda, kabaca iki ya da bir buçuk yıl önce ölmüş insanlara ait olduğu anlaşılan çürümüş cesetlerin ve iskeletlerin bulunduğu bir soğuk hava deposu bulduk” diye aktardı.

Üzerinde ‘Halep - Hraytan’ yazan torbalarda numaralar olduğunu söyleyen Selmo, “Bu cesetlerin kime ait olduğunu bilmiyoruz. Kimliklerini tespit etmemize yardımcı olabilecek her türlü detayı bulmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Selmo, şu an yapılabileceklerin, bu cesetlerin önce yaşlarını, daha sonra kimliklerini belirlemek amacıyla DNA testi için örnekler almak olduğunu söyledi.

AFP, bu cesetlerin neden orada olduğunu ve kimliklerini bağımsız olarak teyit etmeyi başaramadı.

Beşşar Esed, bu yüzyılın en kanlı savaşlarından birine yol açan demokrasi yanlısı protestoları 13 yılı aşkın bir süre bastırdıktan sonra, Heyet Tahri Şam (HTŞ) öncülüğündeki muhalif grupların ani saldırısının ardından 8 Aralık'ta Suriye'den kaçtı.

SOHR’un kaynakları, Askeri Operasyonlar Dairesi güçlerinin ‘halkın talepleri ve yargılananların ülkede kan dökülmesine karıştığına dair kanıtlar neticesinde suçlular hakkında soruşturma başlatılması ve ayrıca kişilerin önceki rejim döneminde kendilerine ya da aile üyelerine zarar verenlere karşı bireysel olarak intikam güdülü misillemede bulunmamaları için çeşitli bölgelerde istikrarı sağlamak’ amacıyla kampanyalar yürüttüğünü teyit ettiler.

Suriyelilerin attıkları sloganlarda ve söylemlerinde vurguladıkları gibi, Suriye devriminin temel taleplerinden biri, adaletin sağlanması. Katiller ve durumu kendi menfaatleri için kullanan suçlular da dahil olmak üzere, elleri masum insanların kanına bulanmış herkesin hesap vermesi gerekiyor.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.