Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a konuştu: Suriye hiçbir Arap ülkesi için endişe kaynağı olmayacak

Suudi Arabistan ve Körfez'in kalkınma vizyonunu arzuladığını söyleyen eş-Şera, ülkesinin ‘tek bir görüşün egemenliği altına girmeyeceğini’ vurguladı

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
TT

Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a konuştu: Suriye hiçbir Arap ülkesi için endişe kaynağı olmayacak

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, “Suriye devrimi rejimin devrilmesiyle sona erdi… Bunun başka bir yere ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi. Eş-Şera ülkesinin ‘hiçbir Arap ya da Körfez ülkesine saldırmak ya da onları endişelendirmek için bir platform olmayacağını’ vurguladı.

Şam'daki eş-Şaab Sarayı'nda dün gerçekleştirilen röportajda eş-Şera, “Yaptıklarımızı ve başardıklarımızı mümkün olan en az hasar ve kayıpla gerçekleştirdik… İran'ın bölgedeki projesi 40 yıl geriye gitti” dedi.

Eş-Şera, “Körfez ülkelerinin ulaştığı gelişmişlik düzeyini takdir ediyoruz ve ülkemiz için de bunu arzuluyoruz. Suudi Arabistan çok cesur planlar yaptı ve bizim de arzuladığımız bir kalkınma vizyonuna sahip. Hiç şüphe yok ki, bizim arzuladığımız şeylerle birçok kesişme noktası var ve ister ekonomik ister kalkınma iş birliği açısından olsun, bu noktalarda bir araya gelebiliriz” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera ile yaptığı röportajın tam metni;

* Pek çok Batılı ve bölgesel ülkeye güvence verdiniz. Ancak Körfez ülkelerine ve etkili Arap ülkelerine doğrudan bir mesaj vermediniz. Onlara söyleyecek bir şeyiniz yok mu?

- Elbette Arap ülkelerine söyleyecek sözümüz var; Özellikle de Suriye'nin İran için bir platforma dönüştüğü ve buradan dört büyük Arap başkentini yönettiği ve girdiği ülkelerde savaş ve yolsuzluk çıkardığı için… Körfez'in güvenliğini istikrarsızlaştıran ve bölgeyi uyuşturucu ve Captagon ile dolduran da İran. Dolayısıyla tüm bölge için büyük çıkarlar anlamına gelen İranlı milislerin ortadan kaldırılması ve Suriye'nin İran silahları için bir platform olarak tamamen kapatılması konusunda mümkün olan en az hasar ve kayıpla yaptığımız ve başardığımız şey diplomatik yollarla, hatta baskıyla elde edilmemiştir.

x cvgfbnh
Ahmed eş-Şera dün Şam'da Bisan eş-Şeyh ile yaptığı röportaj sırasında

Eski rejimle Arap ilişkilerinin yeniden kurulduğuna ve bazı tavizler karşılığında Arap Birliği'ne geri döndüğüne dair işaretler geldiğinde, bunun başarısız olacağından emindik. Çünkü bu rejimin hiçbir taviz vermeyeceğini ve bu jesti iyi niyetle karşılamayacağını biliyorduk. Hatta Ürdün tarafıyla yapılan bir toplantıda, Captagon'u onlara ihraç etmekteki ısrarın nedeninin sorulduğu ve cevabın da “yaptırımlar kaldırılmadıkça durmayacağı” şeklinde olduğu bize sızdırıldı.

Bugün Körfez'in stratejik güvenliğinin daha emniyetli ve güvenli hale geldiğini söylüyoruz. Çünkü İran'ın bölgedeki projesi 40 yıl geriye gitti.

Ahmed eş-Şera: Varlığımız kimse için tehdit değil

* Söz konusu ülkelere Suriye'nin bu sorunlu kişiler için bir sığınak olmayacağı konusunda nasıl güvence veriyorsunuz?

- Şu anda devlet inşası aşamasındayız. Suriye devrimi, rejimin devrilmesiyle sona erdi… Bunun başka bir yere ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz. Suriye herhangi bir Arap ya da Körfez ülkesine saldırmak ya da onları endişelendirmek için bir platform olmayacak. Suriye devrimine birçok insan katıldı ama bugün devlet inşasının yeni bir aşamasındayız. Bu ülkelerle etkili stratejik ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Suriye, savaşlardan ve başkalarının çıkarları için bir platform olmaktan yoruldu. Artık ülkemizi yeniden inşa etmemiz ve güven sağlamamız gerekiyor. Çünkü Suriye Arap olaylarının merkezinde yer alan bir ülke.

Şam'daki varlığımız kimseye tehdit anlamına gelmiyor. Körfez ülkelerinin ulaştığı gelişmişlik düzeyini takdir ediyoruz ve ülkemiz için de bunu arzuluyoruz. Suudi Arabistan çok cesur planlar yaptı ve bizim de arzuladığımız bir kalkınma vizyonuna sahip. Hiç şüphe yok ki bizim arzuladığımız şeylerle birçok kesişme noktası var ve ister ekonomik ister kalkınma iş birliği açısından olsun, bu noktalarda bir araya gelebiliriz.

* Eski rejimin güç ve kontrolüne tabi olan komşunuz Lübnan ile ilişkilerinizi nasıl görüyorsunuz?

- Gerçekten de Lübnanlı kardeşlerimiz Şam'a gelişimiz ve bunun Lübnan'da bir tarafı diğerine karşı güçlendireceği konusunda çok fazla endişe duydular. Aslında biz Lübnanlı komşumuzla otoriter bir ilişki değil, saygı ve alışveriş ilişkisi istiyoruz ve kendi ülkemizde yapacak yeterince işimiz olduğu için Lübnan'ın içişlerine karışmak istemiyoruz. İyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm Lübnanlılara aynı mesafede duracağız. Onları tatmin eden şey bizi de tatmin eder.

dvfrgbthy
Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde

Ahmed eş-Şera: Suriye, sahip olduğu zenginlikle tek bir görüşün hakimiyetine girmeyecektir

* Bir ulusal diyalog konferansından ya da kapsayıcı bir ulusal toplantıdan ve Suriye'de yeni bir aşamayı tesis edecek bir anayasadan bahsettiniz. Ancak hangi mekanizmayı benimseyeceksiniz? Suriye halkının tüm kesimlerinin, özellikle de halk ve askeri tabanınızın yeni ılımlı söyleminize katılmayabilecek bir kesiminin temsil edilmesini nasıl sağlayacaksınız?

- Son kısımda sizinle aynı fikirde olmayabilirim, ancak genel olarak Suriyelilere kişisel görüşlerimi empoze etmek istemiyorum. Bunu deneyimli ve uzman hukukçulara bırakıyorum, böylece hukuk, insanlar arasındaki ilişkiyi formüle etmede ayrım çizgisi olacaktır. Suriye büyüklüğünde ve zenginliğinde, farklı bileşenleri olan bir ülkenin tek bir görüşün hakimiyetinde olmasını bekleyemeyiz. Bu farklılık iyi ve sağlıklıdır. Bu zafer bir grubun diğerine karşı zaferi değil, tüm Suriyelilerin zaferidir. Önceki rejime sadık olduğunu düşündüğümüz kişilerin bile sevinçlerine şahit olduk. Çünkü insanların ne hissettiklerini ya da düşündüklerini söylemeleri mümkün değildi. Toplumun her kesiminden tüm Suriyelilerin ülkelerini koruyacak kadar bilinçli olduklarından eminim.

Kısacası benim arzum, farklılıklarımızı çözerken başvurabileceğimiz kapsayıcı bir anlaşmaya ve bir hukuk devletine ulaşmaktır.

Ahmed eş-Şera: İntikam peşinde koşmayacağız

* Sizi bekleyen pek çok çetrefilli dosyadan biri de zorla kaybedilenlerin, cezaevlerinde ve toplu mezarlarda kaybedilenlerin dosyası. Bu konuyu nasıl ele alacaksınız?

- Aslında biz siyasi bir rejimle değil, kelimenin tam anlamıyla bir suçlular ve haydutlar çetesiyle savaşıyorduk. Hem barışta hem de savaşta tutuklamalar, zorla kaybetmeler, öldürmeler, yerinden etmeler, aç bırakmalar, kimyasal silahlar, sistematik işkence... Bugün davanın bittiğini söylüyoruz. Dolayısıyla, insanların Sednaya Hapishanesi’nden sorumlu olanlardan, varil bombaları ve kimyasal silahlar atanlardan ve bilinen zulümleri işleyenlerden hesap sorma hakkını saklı tutarak, olaylara intikam açısından bakamayız. Bu kişiler sorumlu tutulmalı ve yargılanmalıdır. İsimleri bilinmeyen kişilere gelince, insanların bu kişileri de sorumlu tutmak için haklarında suç duyurusunda bulunma hakları vardır.

scvdfb
Ahmed eş-Şera, Şam'da BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile görüştü

Önemli olan, kısıtlamaları kırmış olmamız ve uzman kuruluşların bu göreve yardımcı olmak üzere gelmiş olmalarıdır. Kayıp kişilerin dosyalarını takip etmek hem yaşayan hem de ölü olan kişilerin akıbetlerini belirlemek ve ailelerinin ölüm belgeleri, miras gibi işlerini kolaylaştırmak üzere uzmanlaşmış bir bakanlık kurulacaktır. Bu çok iş demek, ancak hakikate ulaşmalıyız.

* Beşar Esad'ın oturduğu yerde, Halk Sarayı'nda bizi ağırlamak nasıl bir duygu?

- (Gülüyor) Dürüst olmam gerekirse, hiç rahat değilim. Ancak burası halka açık olması gereken bir yer. Böylece halk burayı ziyaret edebilir ve çocuklar bu avlularda oynayabilir.



Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire'de "Gazze Şeridi Yönetim Komitesi"nin kurulmasının üzerinden yaklaşık 3 ay geçti ve üyeleri, geçen ekim ayında Gazze Şeridi'nde imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Refah sınır kapısının açılmasına rağmen, çalışmalarına başlamak ve "Hamas" hareketinden sorumluluğu devralmak için Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah sınır kapısından geçemediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklara göre, komitenin Gazze Şeridi'ne ulaşmasını engelleyen dört ana neden var; bunların başında bugün bile devam eden İsrail yasağı, Hamas ile devir teslim konusunda nihai bir mekanizmanın olmaması, komitenin çalışmalarını destekleyecek mali bütçenin bulunmaması veya Gazze Şeridi dışında uluslararası güçlerin ya da içinde polis güçlerinin komitenin çalışmalarını destekleyememesi geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında, “Gazze Yönetim Komitesi”nin kurulmasının ardından, İsrail gazetesi Haaretz, kaynaklara dayanarak Binyamin Netanyahu hükümetinin komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeyi reddettiğini, Kahire'de görüşmelerine devam ettiklerini ve arabulucuların, özellikle Mısır'ın temsilcilerinin, komitenin aynı ayın sonuna kadar Gazze'ye girmesi konusunda ABD ile anlaşmaya varmak için çalıştıklarını belirtti.

grf
Gazze Yönetim Komitesi'nin Kahire'deki Toplantısı (Arşiv- Mısır Devlet Enformasyon Servisi)

İsrail'in komiteye yönelik yasağı değişmedi ve dün Şihab Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre Filistin medyası, BM Gazze Şeridi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'u, Dr. Ali Şit başkanlığındaki komitenin Gazze Şeridi'ne girişinin engellenmesinin ve insani görevlerini yerine getirmesinin önlenmesinin arkasında olmakla suçladı.

Hamas, Kahire ziyaretinin ardından yaklaşık bir hafta önce, hareketin temsilcilerinden ve Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını tamamlamak ve savaşın bölge üzerindeki etkilerini ele almayı sürdürmek amacıyla Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Sorun İsraillilerde

 Şarku’l Avsat'a dün konuşan iki Filistinli kaynak, Kahire'deki toplantıların genellikle komitenin gerçekliği ve görevlerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik çabalar hakkında müzakereleri içerdiğini belirtti. Kahire'deki yaklaşan görüşmeler, özellikle Tahran-Washington çatışmasında ateşkes döneminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyacak ve ateşkes anlaşmasını çevreleyen bazı krizlerin, özellikle de komitenin çalışmalarının çözümüne yönelik çabaları güçlendirebilir.

Kaynaklardan biri, asıl sorunun iddia edildiği gibi Mladenov'da değil, İsraillilerde olduğunu ve şu ana kadar geçişlerine izin vermediklerini açıkladı. Ayrıca Netanyahu'nun "barış konseyi" veya Trump'ın planıyla ilgilenmediğini, "eğer bölgede Filistin polisi kurulursa, İsrail'in Amerikan baskısı altında konseyin girişine izin verebileceğini, özellikle de konseyin kararlarını uygulamak ve başarısını sağlamak için sahada bir kolu olmadan başarılı olamayacağını" belirtti.

Hamas, yılın başlarında komitenin kurulmasıyla birlikte Gazze'deki hükümet yetkililerinin Ulusal Komite'nin çalışmalarını kolaylaştırmak ve yönetimi devretmek için önlemler almaya başladığını, ancak çalışmalarına başlaması için herhangi bir ön koşul öne sürmediğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

efrvfe
"Gazze Yönetim Komitesi" kurulmasına karar verilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hâlâ Kahire'de bulunuyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli siyasi analist Dr. Abdulmehdi Mutava, komitenin görevine başlamasındaki gecikmenin üç ana nedeni olduğuna inanıyor. Birincisi, Hamas ile silahların teslimi mekanizmaları ve çalışma düzenlemeleri konusunda bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. İkincisi, özellikle yardım ve insani acil durum planları için gerekli olan mali bütçelerin yetersizliğidir. Bu nedenle, komite gerekli çalışma araçlarına sahip olmadan Gazze'de sorumluluk üstlenemez.

Mutava, uluslararası güçlerin olmayışının, komitenin bölgeye girişindeki gecikmenin üçüncü bir nedeni olarak değerlendirilebileceğine inanıyor; zira komite bu güçleri istikrara katkıda bulunan ve İsrail'in herhangi bir ihlalde bulunmasını önleyen faktör olarak görüyor.

Mutava, komitenin çalışmalarının gecikmesinden yalnızca İsrail'i sorumlu tutmuyor, aynı zamanda Hamas'ı da sorumlu tutarak şu değerlendirmede bulundu: "Hamas sürekli olarak komiteye görevlerini devretmeye hazır olduğunu ilan etse de gerçekte buna uygun önlemler almadı. Aksine, hareketin Gazze’nin odak noktaları üzerindeki kontrolünü dolaylı yoldan yeniden ele geçirdiğini, hakimiyetini daha da güçlendirdiğini ve komiteyi hareket için çalışan bir varlığa dönüştürdüğünü görüyoruz."

Mutava, "özellikle Amerikan iradesi varsa, komitenin çalışmaları için fonlar mevcutsa ve Hamas çözüm yolunun gerçek tavizler içermesi gerektiğine ikna olursa, Gazze Şeridi yönetim komitesinin krizinin çözümüne katkıda bulunabileceği için yaklaşan Kahire toplantısının önemini" vurguluyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."


Lübnan, Washington'daki toplantıya katılmayı planlıyor... İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırısını durdurması için baskı artıyor

Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)
TT

Lübnan, Washington'daki toplantıya katılmayı planlıyor... İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırısını durdurması için baskı artıyor

Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)

Lübnanlı yetkili bugün, Lübnan'ın önümüzdeki hafta Washington'da ABD ve İsrail temsilcileriyle ateşkesi görüşmek üzere bir toplantıya katılmayı planladığını, ancak görüşmelerin tarihinin henüz belirlenmediğini söyledi.

Reuters'e konuşan yetkili, Lübnan'ın ateşkesi, İsrail ile daha geniş kapsamlı anlaşmaya varmayı amaçlayan görüşmeler için bir ön koşul olarak gördüğünü belirtti.

Beyrut'a yönelik saldırıları durdurma baskısı

Bu arada, Batılı bir diplomatik kaynağın AFP'ye bugün verdiği bilgiye göre, Lübnan başkentine düzenlenen ölümcül İsrail saldırılarından iki gün sonra, Avrupa ve Arap ülkeleri İsrail'in Beyrut'a yönelik baskınlarını yenilemesini engellemek için diplomatik baskı uyguluyor.

İsrail ordusu perşembe günü Beyrut'un güneyindeki ve güney banliyölerindeki büyük, yoğun nüfuslu mahallelerin sakinlerine tahliye uyarısı verdi, ancak bugün öğleden sonrasına kadar tehdidini uygulamadı.

İsmini açıklamak istemeyen Batılı diplomatik kaynak, "Avrupa ülkeleri, Körfez ülkeleri ve Mısır'dan, Kara Çarşamba'dan sonra İsrail'in Beyrut'a yönelik hava saldırılarının yeniden başlamasını önlemek için İsrail'e yönelik devam eden diplomatik baskı var" ifadelerini kullandı.

Bu baskı, Lübnan'a yönelik İsrail saldırılarının ardından bir gün sonra geldi. Bu saldırılar, 2 Mart'ta Hizbullah ile savaşın başlamasından bu yana en büyük ve en yoğun saldırılar oldu ve Lübnan yetkililerine göre 300'den fazla kişi öldü, en az bin kişi yaralandı.

Yoğun saldırılar, İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında varılan bölgesel ateşkes anlaşmasına rağmen gerçekleşti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İki hastanenin tahliye edilmeyeceğine dair güvenceler verildi

Dün yayınlanan İsrail uyarısı, Beyrut'un güney banliyölerine ek olarak, sakinleri tarafından büyük ölçüde terk edilmiş Hizbullah kalesi olan bölgeyi, iki hastane de dahil olmak üzere hâlâ yoğun nüfuslu birkaç mahalleyi ve havaalanı yolunu da kapsıyordu.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dün İsrail'i tahliye uyarısını geri çekmeye çağırdı. WHO  Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, bölgenin Refik Hariri Üniversitesi Hastanesi ve el-Zehra Hastanesi'ni kapsadığını ve yaklaşık 450 hastayı barındırdığını söyledi.

Refik Hariri Üniversitesi Hastanesi Genel Direktörü Muhammed Zatari AFP'ye yaptığı açıklamada, "Sağlık Bakanlığı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi de dahil olmak üzere ilgili yetkililerle temas halindeyiz... Hedef alınmadığımıza dair güvenceler aldık" dedi.

Hastanenin şu an için tahliye edilmeyeceğini açıkladı

Lübnan Ulaştırma Bakanı Fayiz Resmani dün yaptığı açıklamada, resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, "Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'na giden yolun ve havalimanı arazisinin, yolcu, mal ve sivil faaliyetlerin havalimanına gidiş-dönüş taşımacılığıyla sınırlı kaldığı sürece, devam eden çatışma bağlamında herhangi bir şekilde hedef alınmayacağına dair yabancı diplomatik kaynaklardan ve ilgili makamlardan güvence aldığını" söyledi.

Ulusal Haber Ajansı, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde gece ve bu sabah birçok köyü hedef alan hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. AFP fotoğrafçısı, Nabatiye yakınlarındaki Habuş kasabasında, geceki hava saldırısı sonucu hasar gören bir binada çıkan yangını söndürmek için çalışan sivil savunma personelini görüntüledi.

Hizbullah ise kuzey İsrail'e yönelik birkaç roket fırlatmasının yanı sıra sınır bölgesinde ilerleyen İsrail güçlerini hedef alan saldırılar düzenleyeceğini duyurdu.