Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a konuştu: Suriye hiçbir Arap ülkesi için endişe kaynağı olmayacak

Suudi Arabistan ve Körfez'in kalkınma vizyonunu arzuladığını söyleyen eş-Şera, ülkesinin ‘tek bir görüşün egemenliği altına girmeyeceğini’ vurguladı

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
TT

Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a konuştu: Suriye hiçbir Arap ülkesi için endişe kaynağı olmayacak

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, “Suriye devrimi rejimin devrilmesiyle sona erdi… Bunun başka bir yere ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi. Eş-Şera ülkesinin ‘hiçbir Arap ya da Körfez ülkesine saldırmak ya da onları endişelendirmek için bir platform olmayacağını’ vurguladı.

Şam'daki eş-Şaab Sarayı'nda dün gerçekleştirilen röportajda eş-Şera, “Yaptıklarımızı ve başardıklarımızı mümkün olan en az hasar ve kayıpla gerçekleştirdik… İran'ın bölgedeki projesi 40 yıl geriye gitti” dedi.

Eş-Şera, “Körfez ülkelerinin ulaştığı gelişmişlik düzeyini takdir ediyoruz ve ülkemiz için de bunu arzuluyoruz. Suudi Arabistan çok cesur planlar yaptı ve bizim de arzuladığımız bir kalkınma vizyonuna sahip. Hiç şüphe yok ki, bizim arzuladığımız şeylerle birçok kesişme noktası var ve ister ekonomik ister kalkınma iş birliği açısından olsun, bu noktalarda bir araya gelebiliriz” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera ile yaptığı röportajın tam metni;

* Pek çok Batılı ve bölgesel ülkeye güvence verdiniz. Ancak Körfez ülkelerine ve etkili Arap ülkelerine doğrudan bir mesaj vermediniz. Onlara söyleyecek bir şeyiniz yok mu?

- Elbette Arap ülkelerine söyleyecek sözümüz var; Özellikle de Suriye'nin İran için bir platforma dönüştüğü ve buradan dört büyük Arap başkentini yönettiği ve girdiği ülkelerde savaş ve yolsuzluk çıkardığı için… Körfez'in güvenliğini istikrarsızlaştıran ve bölgeyi uyuşturucu ve Captagon ile dolduran da İran. Dolayısıyla tüm bölge için büyük çıkarlar anlamına gelen İranlı milislerin ortadan kaldırılması ve Suriye'nin İran silahları için bir platform olarak tamamen kapatılması konusunda mümkün olan en az hasar ve kayıpla yaptığımız ve başardığımız şey diplomatik yollarla, hatta baskıyla elde edilmemiştir.

x cvgfbnh
Ahmed eş-Şera dün Şam'da Bisan eş-Şeyh ile yaptığı röportaj sırasında

Eski rejimle Arap ilişkilerinin yeniden kurulduğuna ve bazı tavizler karşılığında Arap Birliği'ne geri döndüğüne dair işaretler geldiğinde, bunun başarısız olacağından emindik. Çünkü bu rejimin hiçbir taviz vermeyeceğini ve bu jesti iyi niyetle karşılamayacağını biliyorduk. Hatta Ürdün tarafıyla yapılan bir toplantıda, Captagon'u onlara ihraç etmekteki ısrarın nedeninin sorulduğu ve cevabın da “yaptırımlar kaldırılmadıkça durmayacağı” şeklinde olduğu bize sızdırıldı.

Bugün Körfez'in stratejik güvenliğinin daha emniyetli ve güvenli hale geldiğini söylüyoruz. Çünkü İran'ın bölgedeki projesi 40 yıl geriye gitti.

Ahmed eş-Şera: Varlığımız kimse için tehdit değil

* Söz konusu ülkelere Suriye'nin bu sorunlu kişiler için bir sığınak olmayacağı konusunda nasıl güvence veriyorsunuz?

- Şu anda devlet inşası aşamasındayız. Suriye devrimi, rejimin devrilmesiyle sona erdi… Bunun başka bir yere ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz. Suriye herhangi bir Arap ya da Körfez ülkesine saldırmak ya da onları endişelendirmek için bir platform olmayacak. Suriye devrimine birçok insan katıldı ama bugün devlet inşasının yeni bir aşamasındayız. Bu ülkelerle etkili stratejik ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Suriye, savaşlardan ve başkalarının çıkarları için bir platform olmaktan yoruldu. Artık ülkemizi yeniden inşa etmemiz ve güven sağlamamız gerekiyor. Çünkü Suriye Arap olaylarının merkezinde yer alan bir ülke.

Şam'daki varlığımız kimseye tehdit anlamına gelmiyor. Körfez ülkelerinin ulaştığı gelişmişlik düzeyini takdir ediyoruz ve ülkemiz için de bunu arzuluyoruz. Suudi Arabistan çok cesur planlar yaptı ve bizim de arzuladığımız bir kalkınma vizyonuna sahip. Hiç şüphe yok ki bizim arzuladığımız şeylerle birçok kesişme noktası var ve ister ekonomik ister kalkınma iş birliği açısından olsun, bu noktalarda bir araya gelebiliriz.

* Eski rejimin güç ve kontrolüne tabi olan komşunuz Lübnan ile ilişkilerinizi nasıl görüyorsunuz?

- Gerçekten de Lübnanlı kardeşlerimiz Şam'a gelişimiz ve bunun Lübnan'da bir tarafı diğerine karşı güçlendireceği konusunda çok fazla endişe duydular. Aslında biz Lübnanlı komşumuzla otoriter bir ilişki değil, saygı ve alışveriş ilişkisi istiyoruz ve kendi ülkemizde yapacak yeterince işimiz olduğu için Lübnan'ın içişlerine karışmak istemiyoruz. İyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm Lübnanlılara aynı mesafede duracağız. Onları tatmin eden şey bizi de tatmin eder.

dvfrgbthy
Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde

Ahmed eş-Şera: Suriye, sahip olduğu zenginlikle tek bir görüşün hakimiyetine girmeyecektir

* Bir ulusal diyalog konferansından ya da kapsayıcı bir ulusal toplantıdan ve Suriye'de yeni bir aşamayı tesis edecek bir anayasadan bahsettiniz. Ancak hangi mekanizmayı benimseyeceksiniz? Suriye halkının tüm kesimlerinin, özellikle de halk ve askeri tabanınızın yeni ılımlı söyleminize katılmayabilecek bir kesiminin temsil edilmesini nasıl sağlayacaksınız?

- Son kısımda sizinle aynı fikirde olmayabilirim, ancak genel olarak Suriyelilere kişisel görüşlerimi empoze etmek istemiyorum. Bunu deneyimli ve uzman hukukçulara bırakıyorum, böylece hukuk, insanlar arasındaki ilişkiyi formüle etmede ayrım çizgisi olacaktır. Suriye büyüklüğünde ve zenginliğinde, farklı bileşenleri olan bir ülkenin tek bir görüşün hakimiyetinde olmasını bekleyemeyiz. Bu farklılık iyi ve sağlıklıdır. Bu zafer bir grubun diğerine karşı zaferi değil, tüm Suriyelilerin zaferidir. Önceki rejime sadık olduğunu düşündüğümüz kişilerin bile sevinçlerine şahit olduk. Çünkü insanların ne hissettiklerini ya da düşündüklerini söylemeleri mümkün değildi. Toplumun her kesiminden tüm Suriyelilerin ülkelerini koruyacak kadar bilinçli olduklarından eminim.

Kısacası benim arzum, farklılıklarımızı çözerken başvurabileceğimiz kapsayıcı bir anlaşmaya ve bir hukuk devletine ulaşmaktır.

Ahmed eş-Şera: İntikam peşinde koşmayacağız

* Sizi bekleyen pek çok çetrefilli dosyadan biri de zorla kaybedilenlerin, cezaevlerinde ve toplu mezarlarda kaybedilenlerin dosyası. Bu konuyu nasıl ele alacaksınız?

- Aslında biz siyasi bir rejimle değil, kelimenin tam anlamıyla bir suçlular ve haydutlar çetesiyle savaşıyorduk. Hem barışta hem de savaşta tutuklamalar, zorla kaybetmeler, öldürmeler, yerinden etmeler, aç bırakmalar, kimyasal silahlar, sistematik işkence... Bugün davanın bittiğini söylüyoruz. Dolayısıyla, insanların Sednaya Hapishanesi’nden sorumlu olanlardan, varil bombaları ve kimyasal silahlar atanlardan ve bilinen zulümleri işleyenlerden hesap sorma hakkını saklı tutarak, olaylara intikam açısından bakamayız. Bu kişiler sorumlu tutulmalı ve yargılanmalıdır. İsimleri bilinmeyen kişilere gelince, insanların bu kişileri de sorumlu tutmak için haklarında suç duyurusunda bulunma hakları vardır.

scvdfb
Ahmed eş-Şera, Şam'da BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile görüştü

Önemli olan, kısıtlamaları kırmış olmamız ve uzman kuruluşların bu göreve yardımcı olmak üzere gelmiş olmalarıdır. Kayıp kişilerin dosyalarını takip etmek hem yaşayan hem de ölü olan kişilerin akıbetlerini belirlemek ve ailelerinin ölüm belgeleri, miras gibi işlerini kolaylaştırmak üzere uzmanlaşmış bir bakanlık kurulacaktır. Bu çok iş demek, ancak hakikate ulaşmalıyız.

* Beşar Esad'ın oturduğu yerde, Halk Sarayı'nda bizi ağırlamak nasıl bir duygu?

- (Gülüyor) Dürüst olmam gerekirse, hiç rahat değilim. Ancak burası halka açık olması gereken bir yer. Böylece halk burayı ziyaret edebilir ve çocuklar bu avlularda oynayabilir.



ABD’nin himayesiyle Irak ve Suriye’yi birbirine bağlayacak yeni bir petrol boru hattı

Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)
Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)
TT

ABD’nin himayesiyle Irak ve Suriye’yi birbirine bağlayacak yeni bir petrol boru hattı

Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)
Vantive şirketinin CEO’su Chris Toth (sağdan ikinci), Excelerate Energy Başkanı ve CEO’su Steven Kobos, Commercis CEO’su Alan Afrasiab ve General Electric’in kurumsal işlerden sorumlu başkanı ve ABD-Irak İş Konseyi Başkanı Roger Martella ile birlikte 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD Ticaret Odası İş Zirvesi’nde (AP)

Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hudayyir dün Suriye tarafıyla yeni bir petrol boru hattının inşasına ilişkin anlaşma imzaladı. Anlaşma, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin ABD ziyareti sırasında varılan ekonomik mutabakatlar paketinin bir parçası olarak hayata geçirildi.

Daha önce Şarku’l Avsat, Suriyeli, Batılı ve Iraklı kaynaklara dayandırdığı haberinde, Bağdat ile Şam’ın ABD’nin himayesinde petrol bağlantısı kurulmasına yönelik bir anlaşma imzalamaya hazırlandığını ortaya koymuştu. Zeydi’nin Washington ziyareti kapsamında gündeme gelen bu girişim, kaynaklar tarafından Arap Maşrıkı’nda yeni bir ekonomik ittifakın başlangıcı olabilecek bir adım olarak değerlendirilmişti.

Yeni proje, yıllardır hizmet dışı olan tarihi Kerkük-Baniyas boru hattına alternatif oluşturacak şekilde Irak petrolünün Suriye toprakları üzerinden yeniden ihraç edilmesini hedefliyor.

Suriye petrol sektöründen bir yetkili, iki ülke arasında varılan ön anlaşmanın kısa süre içinde resmen imzalanacağını belirtti. Yetkili, yeni hattın günlük yaklaşık 2 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olacağını ve nihai anlaşmanın imzalanmasının ardından inşasının yaklaşık 30 ay süreceğini ifade etti.

ABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (APABD’nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, 17 Temmuz 2026’da Washington’da düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. (AP)

İhracat kanallarının çeşitlendirilmesi

Bu gelişme, Irak’ın petrol ihracatında güzergâh çeşitliliğini artırma ve özellikle Irak petrolünün ana çıkış noktası olan Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri nedeniyle Arap Körfezi’ndeki deniz rotalarına bağımlılığı azaltma çabalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Irak ile imzalanan ekonomik anlaşmalar paketinin imza töreninde yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ortadoğu’yu çatışma bölgesi olmaktan çıkarıp ticaret ve yatırım merkezi haline getirmeyi hedefleyen bir vizyon benimsediğini söyledi. Yatırımların artırılmasının istikrar, barış ve bölge halkları için istihdam oluşturmanın en etkili yolu olduğunu belirtti.

Wright, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin göreve başlamasının yaklaşık 60 gün ardından ilk yurt dışı ziyaretini ABD’ye gerçekleştirme kararını da övdü. Bunun, önümüzdeki dönemde ABD-Irak ortaklığının önemine yönelik güçlü bir farkındalığı yansıttığını ifade etti.

Wright, Irak enerji sektörünün geliştirilmesi ve petrol üretiminin artırılmasının, Amerikan şirketlerinin yatırım yapması ve teknoloji ile uzmanlıklarını Irak’a taşımasıyla mümkün olacağını söyledi. Bunun, sektörün verimliliğini artıracağını ve Irak’ın bazı komşu ülkelere olan bağımlılığını azaltacağını kaydetti.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 17 Temmuz 2026 tarihinde Washington’da ABD Ticaret Odası’nda düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’ne katıldı. (AP)Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 17 Temmuz 2026 tarihinde Washington’da ABD Ticaret Odası’nda düzenlenen ABD-Irak İş Zirvesi’ne katıldı. (AP)

Irak’ta ABD’li şirketlerin yaptığı anlaşmalar

Irak ile Suriye arasında petrol boru hattı bağlantısına yönelik anlaşmayla eş zamanlı olarak, ABD’li enerji şirketi ConocoPhillips, İngiliz BP’nin Irak’taki dev Kerkük petrol sahaları kompleksindeki projesinin yüzde 42 hissesini satın almayı kabul ettiğini açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamada, söz konusu işlemin Zeydi’nin ABD ziyareti sırasında imzalanan anlaşmalar paketinin bir parçası olduğu belirtildi. Anlaşmanın, 3 milyar varilden fazla petrol rezervine sahip bir projeyi ve gelecekteki arama faaliyetlerine yönelik fırsatları kapsadığı ifade edildi. Anlaşmanın mali detayları açıklanmazken, işlemin değerinin yaklaşık 400 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Söz konusu anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın Zeydi’nin Beyaz Saray ziyareti sırasında işaret ettiği büyük petrol yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Bağdat yönetimi ise enerji sektörünü geliştirmek amacıyla yeni yabancı yatırımlar çekmeye çalışıyor.


Lübnan: ABD'nin sürpriz kararı "pilot bölgeler" uygulamasını erteledi

Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)
Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)
TT

Lübnan: ABD'nin sürpriz kararı "pilot bölgeler" uygulamasını erteledi

Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)
Lübnan ordusuna ait araçlar, güney Lübnan'da devriye görevinde (AFP)

ABD, Lübnan, İsrail ve ABD askeri heyetleri arasında dün çevrim içi yapılması planlanan ve Güney Lübnan'daki "pilot bölgeler" kapsamında ilk aşamanın uygulanma mekanizmalarının ele alınacağı toplantıyı sürpriz bir şekilde erteledi. Bu gelişme, uygulamada "çerçeve anlaşması"nın hayata geçirilmesinin de gecikmesi anlamına geliyor.

Konuya yakın kaynaklar, erteleme kararını teknik hazırlıkların ve uygulama planlarının tamamlanma sürecine bağladı. Aynı kaynaklar Şarku’l Avsat’a,, toplantının ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ın 23 Temmuz'da Beyrut'a gerçekleştireceği ziyaret sırasında yapılmasının beklendiğini belirtti.

Buna karşılık askeri kaynaklar, İsrail'in ertelemeyi sınır köylerindeki yıkım faaliyetlerini artırmak ve Lübnan topraklarından çekilmeyi reddederken zaman kazanmak için kullandığını savundu.

Öte yandan Hizbullah, "çerçeve anlaşması"na yönelik eleştirilerini sürdürerek, bu sürecin Lübnan'ın iç istikrarını ve ulusal birliğini tehdit ettiğini ileri sürdü. Örgüt ayrıca, "direnişin her türlü senaryoya hazır olduğunu" ifade etti.

Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörlüğü Ofisi Başkan Vekili Jean Arnaud, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, Lübnan'da devlet otoritesinin ordu öncülüğünde ülke geneline yayılmasının BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının uygulanmasının temelini oluşturduğunu vurguladı. Arnaud, Lübnan'ın toparlanma ve istikrar sürecine uluslararası desteğin sürdürülmesi çağrısında bulundu.


İsrail'in Gazze'de bir cenaze törenine düzenlediği saldırılarda 8 Filistinli öldü

Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
TT

İsrail'in Gazze'de bir cenaze törenine düzenlediği saldırılarda 8 Filistinli öldü

Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)

Gazze’deki sağlık yetkilileri, İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir cenaze törenine düzenlediği hava saldırısında en az 8 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Söz konusu tören, bölgeye günün erken saatlerinde düzenlenen bir başka saldırıda yaşamını yitiren bir Filistinliyi uğurlamak için düzenleniyordu.

Sağlık ekipleri, bu can kayıplarının bölgenin farklı noktalarında düzenlenen diğer İsrail hava saldırılarında ölen 3 kişiyle birlikte, dün toplam ölü sayısını en az 12’ye yükselttiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Hamas saldırıyı kınayarak, taziye sahiplerine yönelik bu eylemi "vahşi bir katliam" olarak nitelendirdi. Hamas, arabuluculara ve Birleşmiş Milletler'e (BM) Gazze’deki İsrail saldırılarını durdurmaları çağrısında bulundu.

Nuseyrat’taki saldırıya ilişkin açıklama yapan İsrail ordusu ise hedef alınan bölgede İslami Cihad örgütüne ait bir hücrenin bulunduğunu öne sürdü. İsrail ordusu, "olaya karışmayan bazı kişilerin saldırı sonucunda zarar gördüğüne dair iddialardan haberdar olduklarını" belirtti.

İsrail’den tahliye emri

Ateşkes sürecine rağmen, Gazze’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ın doğusunda yaşayan bölge sakinleri, İsrail güçlerinin insansız hava araçları (İHA) aracılığıyla gönderdiği sesli mesajlarla evlerini terk etmeleri konusunda uyarıldığını belirtti. Bu durum, bazı ailelerin güvenlik arayışıyla yeniden yerinden edilmesine yol açtı.

Gazze’deki sağlık yetkililerine göre, Ekim ayında Hamas ve İsrail arasında varılan ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 100’ü aştı; kurbanların büyük çoğunluğunu siviller oluşturuyor. Hamas, saflarındaki kayıplara ilişkin genellikle resmi bir sayı paylaşmıyor.

Ateşkes, büyük çaplı çatışmaları durdurmuş olsa da neredeyse her gün düzenlenen İsrail hava saldırılarına engel olamadı. İsrail, saldırıların hedefinde silahlı militanların olduğunu savunuyor. Aynı dönemde 4 İsrail askeri, bölgedeki silahlı gruplar tarafından öldürüldü.

ABD merkezli çatışma izleme kuruluşu ACLED, İsrail’in Hamas ve diğer silahlı gruplara yönelik hava saldırılarının haziran ayında 40’ın üzerine çıktığını ve bunun ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana görülen en yüksek aylık rakam olduğunu açıkladı. Kuruluş, sınır hattına yakın bölgelerde gerçekleştirilen saldırılarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere sivillerin de öldüğünü veya yaralandığını ifade etti.

7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğündeki grupların İsrail’in güneyine düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta, İsrail verilerine göre yaklaşık 250 kişi rehin alındı ve bin 200 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise savaşın başlangıcından bu yana 73 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Hamas kontrolündeki bölgede yaşayan yaklaşık 2 milyon Filistinlinin tamamı, şu anda sahil şeridi boyunca uzanan dar bir alana sıkışmış durumda ve çoğu ya geçici çadırlarda ya da ağır hasar görmüş binalarda yaşam mücadelesi veriyor.