Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a konuştu: Suriye hiçbir Arap ülkesi için endişe kaynağı olmayacak

Suudi Arabistan ve Körfez'in kalkınma vizyonunu arzuladığını söyleyen eş-Şera, ülkesinin ‘tek bir görüşün egemenliği altına girmeyeceğini’ vurguladı

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
TT

Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a konuştu: Suriye hiçbir Arap ülkesi için endişe kaynağı olmayacak

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera
Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera

Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, “Suriye devrimi rejimin devrilmesiyle sona erdi… Bunun başka bir yere ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz” dedi. Eş-Şera ülkesinin ‘hiçbir Arap ya da Körfez ülkesine saldırmak ya da onları endişelendirmek için bir platform olmayacağını’ vurguladı.

Şam'daki eş-Şaab Sarayı'nda dün gerçekleştirilen röportajda eş-Şera, “Yaptıklarımızı ve başardıklarımızı mümkün olan en az hasar ve kayıpla gerçekleştirdik… İran'ın bölgedeki projesi 40 yıl geriye gitti” dedi.

Eş-Şera, “Körfez ülkelerinin ulaştığı gelişmişlik düzeyini takdir ediyoruz ve ülkemiz için de bunu arzuluyoruz. Suudi Arabistan çok cesur planlar yaptı ve bizim de arzuladığımız bir kalkınma vizyonuna sahip. Hiç şüphe yok ki, bizim arzuladığımız şeylerle birçok kesişme noktası var ve ister ekonomik ister kalkınma iş birliği açısından olsun, bu noktalarda bir araya gelebiliriz” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye'deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera ile yaptığı röportajın tam metni;

* Pek çok Batılı ve bölgesel ülkeye güvence verdiniz. Ancak Körfez ülkelerine ve etkili Arap ülkelerine doğrudan bir mesaj vermediniz. Onlara söyleyecek bir şeyiniz yok mu?

- Elbette Arap ülkelerine söyleyecek sözümüz var; Özellikle de Suriye'nin İran için bir platforma dönüştüğü ve buradan dört büyük Arap başkentini yönettiği ve girdiği ülkelerde savaş ve yolsuzluk çıkardığı için… Körfez'in güvenliğini istikrarsızlaştıran ve bölgeyi uyuşturucu ve Captagon ile dolduran da İran. Dolayısıyla tüm bölge için büyük çıkarlar anlamına gelen İranlı milislerin ortadan kaldırılması ve Suriye'nin İran silahları için bir platform olarak tamamen kapatılması konusunda mümkün olan en az hasar ve kayıpla yaptığımız ve başardığımız şey diplomatik yollarla, hatta baskıyla elde edilmemiştir.

x cvgfbnh
Ahmed eş-Şera dün Şam'da Bisan eş-Şeyh ile yaptığı röportaj sırasında

Eski rejimle Arap ilişkilerinin yeniden kurulduğuna ve bazı tavizler karşılığında Arap Birliği'ne geri döndüğüne dair işaretler geldiğinde, bunun başarısız olacağından emindik. Çünkü bu rejimin hiçbir taviz vermeyeceğini ve bu jesti iyi niyetle karşılamayacağını biliyorduk. Hatta Ürdün tarafıyla yapılan bir toplantıda, Captagon'u onlara ihraç etmekteki ısrarın nedeninin sorulduğu ve cevabın da “yaptırımlar kaldırılmadıkça durmayacağı” şeklinde olduğu bize sızdırıldı.

Bugün Körfez'in stratejik güvenliğinin daha emniyetli ve güvenli hale geldiğini söylüyoruz. Çünkü İran'ın bölgedeki projesi 40 yıl geriye gitti.

Ahmed eş-Şera: Varlığımız kimse için tehdit değil

* Söz konusu ülkelere Suriye'nin bu sorunlu kişiler için bir sığınak olmayacağı konusunda nasıl güvence veriyorsunuz?

- Şu anda devlet inşası aşamasındayız. Suriye devrimi, rejimin devrilmesiyle sona erdi… Bunun başka bir yere ihraç edilmesine izin vermeyeceğiz. Suriye herhangi bir Arap ya da Körfez ülkesine saldırmak ya da onları endişelendirmek için bir platform olmayacak. Suriye devrimine birçok insan katıldı ama bugün devlet inşasının yeni bir aşamasındayız. Bu ülkelerle etkili stratejik ilişkiler kurmaya çalışıyoruz. Suriye, savaşlardan ve başkalarının çıkarları için bir platform olmaktan yoruldu. Artık ülkemizi yeniden inşa etmemiz ve güven sağlamamız gerekiyor. Çünkü Suriye Arap olaylarının merkezinde yer alan bir ülke.

Şam'daki varlığımız kimseye tehdit anlamına gelmiyor. Körfez ülkelerinin ulaştığı gelişmişlik düzeyini takdir ediyoruz ve ülkemiz için de bunu arzuluyoruz. Suudi Arabistan çok cesur planlar yaptı ve bizim de arzuladığımız bir kalkınma vizyonuna sahip. Hiç şüphe yok ki bizim arzuladığımız şeylerle birçok kesişme noktası var ve ister ekonomik ister kalkınma iş birliği açısından olsun, bu noktalarda bir araya gelebiliriz.

* Eski rejimin güç ve kontrolüne tabi olan komşunuz Lübnan ile ilişkilerinizi nasıl görüyorsunuz?

- Gerçekten de Lübnanlı kardeşlerimiz Şam'a gelişimiz ve bunun Lübnan'da bir tarafı diğerine karşı güçlendireceği konusunda çok fazla endişe duydular. Aslında biz Lübnanlı komşumuzla otoriter bir ilişki değil, saygı ve alışveriş ilişkisi istiyoruz ve kendi ülkemizde yapacak yeterince işimiz olduğu için Lübnan'ın içişlerine karışmak istemiyoruz. İyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm Lübnanlılara aynı mesafede duracağız. Onları tatmin eden şey bizi de tatmin eder.

dvfrgbthy
Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde

Ahmed eş-Şera: Suriye, sahip olduğu zenginlikle tek bir görüşün hakimiyetine girmeyecektir

* Bir ulusal diyalog konferansından ya da kapsayıcı bir ulusal toplantıdan ve Suriye'de yeni bir aşamayı tesis edecek bir anayasadan bahsettiniz. Ancak hangi mekanizmayı benimseyeceksiniz? Suriye halkının tüm kesimlerinin, özellikle de halk ve askeri tabanınızın yeni ılımlı söyleminize katılmayabilecek bir kesiminin temsil edilmesini nasıl sağlayacaksınız?

- Son kısımda sizinle aynı fikirde olmayabilirim, ancak genel olarak Suriyelilere kişisel görüşlerimi empoze etmek istemiyorum. Bunu deneyimli ve uzman hukukçulara bırakıyorum, böylece hukuk, insanlar arasındaki ilişkiyi formüle etmede ayrım çizgisi olacaktır. Suriye büyüklüğünde ve zenginliğinde, farklı bileşenleri olan bir ülkenin tek bir görüşün hakimiyetinde olmasını bekleyemeyiz. Bu farklılık iyi ve sağlıklıdır. Bu zafer bir grubun diğerine karşı zaferi değil, tüm Suriyelilerin zaferidir. Önceki rejime sadık olduğunu düşündüğümüz kişilerin bile sevinçlerine şahit olduk. Çünkü insanların ne hissettiklerini ya da düşündüklerini söylemeleri mümkün değildi. Toplumun her kesiminden tüm Suriyelilerin ülkelerini koruyacak kadar bilinçli olduklarından eminim.

Kısacası benim arzum, farklılıklarımızı çözerken başvurabileceğimiz kapsayıcı bir anlaşmaya ve bir hukuk devletine ulaşmaktır.

Ahmed eş-Şera: İntikam peşinde koşmayacağız

* Sizi bekleyen pek çok çetrefilli dosyadan biri de zorla kaybedilenlerin, cezaevlerinde ve toplu mezarlarda kaybedilenlerin dosyası. Bu konuyu nasıl ele alacaksınız?

- Aslında biz siyasi bir rejimle değil, kelimenin tam anlamıyla bir suçlular ve haydutlar çetesiyle savaşıyorduk. Hem barışta hem de savaşta tutuklamalar, zorla kaybetmeler, öldürmeler, yerinden etmeler, aç bırakmalar, kimyasal silahlar, sistematik işkence... Bugün davanın bittiğini söylüyoruz. Dolayısıyla, insanların Sednaya Hapishanesi’nden sorumlu olanlardan, varil bombaları ve kimyasal silahlar atanlardan ve bilinen zulümleri işleyenlerden hesap sorma hakkını saklı tutarak, olaylara intikam açısından bakamayız. Bu kişiler sorumlu tutulmalı ve yargılanmalıdır. İsimleri bilinmeyen kişilere gelince, insanların bu kişileri de sorumlu tutmak için haklarında suç duyurusunda bulunma hakları vardır.

scvdfb
Ahmed eş-Şera, Şam'da BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile görüştü

Önemli olan, kısıtlamaları kırmış olmamız ve uzman kuruluşların bu göreve yardımcı olmak üzere gelmiş olmalarıdır. Kayıp kişilerin dosyalarını takip etmek hem yaşayan hem de ölü olan kişilerin akıbetlerini belirlemek ve ailelerinin ölüm belgeleri, miras gibi işlerini kolaylaştırmak üzere uzmanlaşmış bir bakanlık kurulacaktır. Bu çok iş demek, ancak hakikate ulaşmalıyız.

* Beşar Esad'ın oturduğu yerde, Halk Sarayı'nda bizi ağırlamak nasıl bir duygu?

- (Gülüyor) Dürüst olmam gerekirse, hiç rahat değilim. Ancak burası halka açık olması gereken bir yer. Böylece halk burayı ziyaret edebilir ve çocuklar bu avlularda oynayabilir.



İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında biri çocuk 6 Filistinli öldü

Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
TT

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında biri çocuk 6 Filistinli öldü

Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)

Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, yaptığı açıklamada, Gazze kentinin batısına düzenlenen İsrail saldırısında aralarında bir çocuğun da bulunduğu 6 kişinin hayatını kaybettiğini, 13 kişinin yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre İsrail ordusu ise saldırıda, Gazze Şeridi’ndeki güçlerine yönelik saldırılar planladığını öne sürdüğü Hamas “liderlerini” hedef aldığını açıkladı.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Gazze Limanı’ndaki yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan İsrail saldırısında aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az 6 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı” dedi.

Şifa Tıp Kompleksi de saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazelerinin yanı sıra yaralanan 13 kişinin hastaneye getirildiğini doğruladı.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, “Şati bölgesinde, güçlerimize yönelik terör planları hazırlayan Hamas terör örgütünün liderlerine saldırı düzenlendiğini” bildirdi. Açıklamada, söz konusu kişilerin orduya karşı “terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladığı” ve “tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla havadan hedef alındıkları” ileri sürüldü.

Saldırının görgü tanıklarından Muhammed el-Gul, “İşgal güçlerine ait uçaklar bir anda Gazze kentinin batısında balıkçı limanındaki bir kafeye iki füze fırlattı” dedi. El-Gul, “Çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Limanda da bazı insanlar enkaz altında kaldı ve onları çıkarmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Liman bölgesinde, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının ardından başlayan İsrail-Hamas savaşı nedeniyle yerlerinden edilen binlerce kişinin kaldığı çadırlar bulunuyor.

Dünkü saldırı, Hamas Sözcüsü’nün, ABD’nin desteklediği Gazze anlaşmasına bağlı olduklarını açıkladığı gün gerçekleşti. Açıklama, ABD’li özel temsilci Jared Kushner ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’a silah bırakması yönünde baskı yapmak amacıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından geldi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, “Hamas, üzerinde anlaşmaya varılan bu sürece bağlıdır” dedi. Kasım ayrıca, “İşgal güçlerinin şu ana kadar arabuluculara yol haritasını kabul ettiğine ilişkin açık bir onay vermediği ortada” ifadelerini kullandı.

Kushner, pazar günü Mısır’da Hamas yöneticileriyle görüştükten sonra İsrail’e geçerek Netanyahu ile bir araya geldi. Netanyahu, kısa süre önce plana karşı olduğunu açıklamıştı.

İsrail Başbakanı, Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrailli bir yetkiliye göre taraflar Kushner ile yaptıkları görüşmede, silahların teslim edilmesini denetleme görevini Amerikalı bir subayın üstlenmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Anlaşmanın uygulanmasından sorumlu olan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi” de Netanyahu’ya, ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması kapsamında Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail’in Gazze’den çekilmeye başlamasının gerekmediğini bildirdi. Ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten bu yana yürürlükte.


Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını, uluslararası hukukun ve Suriye’nin egemenliğinin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırının kesin bir şekilde reddedildiği belirtilerek uluslararası topluma İsrail’in uluslararası hukuk ve teamülleri ihlal etmesine son vermesi çağrısı yinelendi. Açıklamada ayrıca Suriye ile dayanışma içinde olunduğu ve ülkenin egemenliğini koruyacak, toprak bütünlüğünü ve birliğini güvence altına alacak, Suriye halkının güvenlik ve istikrarını sağlayacak her türlü çabanın desteklendiği vurgulandı.

Körfez ülkelerinin yanı sıra Arap ve İslam ülkeleri de İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan İsrail saldırılarını kınadı. Saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün “açık bir ihlali” ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın hükümlerine aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamalarda Suriye ile dayanışma mesajı verilirken, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bütün çabaların desteklendiği belirtildi.

Körfez ve Arap ülkelerinden dayanışma

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini cezasız olarak ihlal etmeyi sürdürmesinin, güç kullanarak yeni fiili durum dayatmaya yönelik “tehlikeli bir yaklaşımı” ve uluslararası meşruiyeti sistematik biçimde hiçe saymayı ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, İsrail’in çevresinde yeni bir fiili durum oluşturmaya çalışması halinde, uluslararası toplumun buna kararlı bir şekilde karşılık vermesi gerektiği vurgulandı. İsrail’in, uluslararası hukukun üzerinde hareket ettiği bir ortamın oluştuğu ve uluslararası toplumun bu ihlalleri engellemekte sessiz ve yetersiz kaldığı ifade edilerek, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.

Katar Dışişleri Bakanlığı ayrıca hesap verebilirlik ve caydırıcılığın olmamasının İsrail’i ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiği, bunun ise güvenlik ve istikrarı tehdit ederek bölgeyi daha geniş bir gerilim döngüsüne sürüklediği uyarısında bulundu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını durdurma ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın kurallarına uyulmasını sağlama sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye topraklarındaki ihlallerinin sürmesini tamamen reddettiğini belirtti. Açıklamada, bu saldırıların Suriye ve bölgedeki istikrar çabalarını sekteye uğratabilecek, bölgesel güvenlik ve barışı tehdit eden “tehlikeli bir tırmanış” olduğu ifade edildi.

Mısır, uluslararası toplumun İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verilmesi ve güç kullanarak fiili durum dayatma politikasının durdurulması için sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bunun, bölgede yaşanan peş peşe gerilim döngülerinin kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Fuad el-Mecali de Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm tekrarlanan İsrail saldırıları ve uygulamalarının durdurulması gerektiğini söyledi. Mecali, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, İsrail’i Suriye’ye yönelik yasa dışı ve provokatif saldırılarını durdurmaya ve Suriye topraklarının bir bölümündeki işgaline son vermeye zorlama çağrısında bulundu. İsrail’in uluslararası hukuk kurallarına, uluslararası meşruiyet kararlarına, devletlerin egemenliğine ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine uyması gerektiğini belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi de İsrail işgal güçlerinin düzenlediği saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Konsey Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İsrail’in Suriye topraklarını hedef almasının, ülkenin egemenliğine ve topraklarının dokunulmazlığına yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu söyledi.

Budeyvi, saldırıların devletlerin egemenliğine yönelik müdahaleyi yasaklayan uluslararası kural ve teamüllere aykırı olduğunu belirterek, bu uygulamaların sürmesinin gerilimi ve tırmanmayı artırabileceği, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları baltalayabileceği uyarısında bulundu.

Konsey Genel Sekreteri uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve bu ihlallere karşı kararlı bir tutum alma çağrısı yaparak, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulmasını ve Suriye’nin güvenlik ve istikrarının korunmasını istedi. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin Suriye Cumhuriyeti, egemenliği ve toprak bütünlüğüyle dayanışma içinde olduğunu yineledi.

Gerilimden İsrail sorumlu tutuldu

Suriye devlet medyası daha önce Suriyeli bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçaklarının dün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini sekiz hava saldırısıyla hedef aldığını” bildirmişti. Saldırının can kaybına yol açmadığı, ancak hava üssünün altyapısında maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in hava saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak bunları “haksız bir saldırı, egemenliğin açık bir ihlali ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir gerilim” olarak nitelendirdi.

Bakanlığın açıklamasında, İsrail’in 8 Aralık 2024’ten bu yana düzenlediği saldırıların, Suriye’nin itidal politikası izlediği, istikrarı güçlendirmeye ve gerilimden kaçınmaya çalıştığı bir dönemde sürdüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, bu durumun İsrail işgalinin söz konusu çabaları baltalama ve bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürükleme girişimlerini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Suriye, tırmanıştan İsrail’i sorumlu tutarak uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne saldırıyı açıkça kınama ve İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik tekrarlanan ihlallerine karşı kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu.

Şam ayrıca, “uluslararası hukuk ve teamüller tarafından güvence altına alınan meşru yollarla haklarını ve ulusal çıkarlarını savunmayı sürdüreceğini” bildirdi.


Suriye, İsrail’i İdlib’teki Ebu’z Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombalamakla suçladı

2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.
2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.
TT

Suriye, İsrail’i İdlib’teki Ebu’z Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombalamakla suçladı

2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.
2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.

Suriye, İsrail’i ülkenin kuzeybatısında bulunan ve yıllardır hizmet dışı olan Ebu’z Zuhur Askeri Havalimanı’na sekiz hava saldırısı düzenlemekle suçladı. Suriye resmi medyası, saldırılara ilişkin bilgiyi bir askeri kaynağa dayandırdı.

Kaynak, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçakları bugün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu’z Zuhur Askeri Havalimanı’nın pistini sekiz saldırıyla hedef aldı” dedi. Kaynak, saldırının ‘havalimanının altyapısında maddi hasara yol açtığını, herhangi bir yaralanma olmadığını’ belirtti.

AFP’ye konuşan güvenlik kaynaklarına göre, 2012’den bu yana hizmet dışı olan havalimanında Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı koruma birlikleri bulunuyor.

İsrail güçleri, Suriye’deki önceki yönetimin 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından, ‘askeri hedefler’ olarak nitelendirdiği noktalara yüzlerce saldırı düzenledi.

Öte yandan Washington öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçleri de Suriye’de hava saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar çoğunlukla DEAŞ’ın önde gelen isimlerini hedef alıyor.

Suriye’deki yeni yönetim, çatışma yılları boyunca ağır hasar gören havalimanında iktidara gelmesinin ardından kontrolü sağladı.

Eski rejim güçleri, İdlib vilayetinin büyük bölümünün muhalif grupların kontrolüne geçmesinin ardından Eylül 2015’te kaybettiği havalimanının kontrolünü 2018’in sonlarında yeniden ele geçirmişti.