Yeni Suriye'de intikam alma hırsını dizginlemek için geçiş dönemi adaleti

Dosyalar ‘Allah affetsin’ yaklaşımıyla değil, medeni bir şekilde çözülmüş ve uzlaşıya varılmış şekilde kapatılmalı

Şam'ın merkezindeki bir caddeden kaldırılan Beşşar Esed resminin üzerinden yürüyen bir adam, 10 Aralık 2024 (Reuters)
Şam'ın merkezindeki bir caddeden kaldırılan Beşşar Esed resminin üzerinden yürüyen bir adam, 10 Aralık 2024 (Reuters)
TT

Yeni Suriye'de intikam alma hırsını dizginlemek için geçiş dönemi adaleti

Şam'ın merkezindeki bir caddeden kaldırılan Beşşar Esed resminin üzerinden yürüyen bir adam, 10 Aralık 2024 (Reuters)
Şam'ın merkezindeki bir caddeden kaldırılan Beşşar Esed resminin üzerinden yürüyen bir adam, 10 Aralık 2024 (Reuters)

Enver el-Bunni

Artık geçiş dönemi adaletinin (geçiş hukuku), ağır suçlarla noktalanan savaşlar ve şiddetli iç çatışmalardan kaynaklanan ikilemlerle başa çıkmanın en uygun yolu olduğu kabul ediliyor. Bunun için bir önceki dönemin kapatılması, iç barışın ve toplumsal birliğin yeniden tesis edilmesi ve içeride uzlaşının sağlanması, intikam alma hırsının yatıştırılması, mağduriyetlerin giderilmesi ve hakların sahiplerine teslim edilmesi gerekiyor.

Mağdurların zararlarının tazmin edilmesi, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması, yaşananlara ilişkin gerçeklerin gözler önüne serilmesi, sorumlulukların belirlenmesi ve ihlallerin ve ağır suçların faillerinin yasal ve adli kurumlar aracılığıyla hesap vermelerinin sağlanması bir ön koşul, bir görev ve bir gerekliliktir.

Mağdurlar, haklarının kaybolmayacağını ve failin cezasız kalmayacağını hissetmedikçe, intikam ve öç alma hırsı dizginlenemez ve olası kaos kontrol altına alınamaz. İnsanlar adaletin yerini bulacağından emin olmadıkça topluma olan aidiyetlerini besleyemez ve toplumun inşasına katkıda bulunamazlar.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre geçiş dönemi adaleti, hedefleri, kuralları, standartları, organları ve mekanizmaları açısından geleneksel adaletten farklıdır. Geleneksel adalet tarafından ele alınamayan istisnai durumları ele almak için oluşturulan geçiş dönemi adaleti, birbiriyle ilişkili hedefler dizisi de dahil olmak üzere kendine has bir özgünlüğe sahiptir.

Geçiş dönemi adaleti sadece suçluları mahkum etmek ve yasaları uygulamak değil, aynı zamanda iç barışı yeniden tesis etmek, ulusal uzlaşıyı sağlamak ve kontrol edilmediği takdirde yeniden alevlenme tehlikesi bulunan şiddetli çatışmaların etkilerini silmekle de ilgilenir. Örneğin, kişilik haklarının düşmesi ya da mağdurların kendilerine karşı işlenen suçlar için şikayette bulunamaması, geleneksel adaletin aksine tüm davanın düşmesine yol açabilirken, mağdurların devletin sorumluluğunda olan tazminat haklarını koruyabilir. Burada savcılık kurumunun, tüm toplumu etkileyen davalar dışında, toplumun savunucusu olarak bir rolü yoktur.

Geçiş dönemi adaleti, sadece failleri sorumlu tutmayı ve mağdurlara haklarının kaybolmayacağı konusunda güvence vermeyi, aynı zamanda fail olmayanlara da işlemedikleri suçlardan dolayı sorumlu tutulmayacakları ve cezalandırılmayacakları konusunda güvence vermeyi amaçlar. Bunun yanında faillere de misillemeye maruz kalmayacakları ve adalet kurumları ile yargının işledikleri suçlarla ilgili kanıtlarla ve delillerle onları sorumlu tutacakları konusunda önemli bir güvence verir.

Geçiş dönemi adaletini düzenleyen ilkelerin ve standartların belki de en önemli özelliği evrensel ilkelere ve yasalara dayanmaları olabilir. İstisnai iç çatışma durumlarında işlenen suçların birçoğunun iç hukukta yer almayabileceği ve bir metinle ele alınamayabileceği gözden kaçmamalı. Bu tür suçlar istisnai nitelikte olduklarından, benzer durumların ve olayların ortaya çıkardığı uluslararası bir referansa ihtiyaçları vardır.

Kişilik haklarının düşmesi ya da mağdurların kendilerine karşı işlenen suçlar için şikayette bulunamaması, tüm davanın düşmesine yol açabilir.

Bir diğer ayrım ya da fark, geleneksel adalet kurumunun doğal yargıya dayanması ve sadece yargıçlar tarafından yönetilmesidir. Geçiş dönemi adaleti kurumu ise yargı yapısından farklı bir modele sahiptir. Toplumun bazı temsilcilerini ve çeşitli organlarını içerir ve adaletin sağlanmasında hakimler ve mahkemelerle ortak olan çeşitli organlardan oluşur.

Suriye’de Suriyeliler 50 yılı aşkın bir süredir en çok adaletin olmamasından dolayı acı çektiler. Devlet Başkanı, Anayasa'nın 117’nci maddesiyle kendisine karşı soruşturma açılmasına ve ceza verilmesine karşı tam anayasal dokunulmazlık sağladı. Savunma Bakanı ya da Devlet Güvenlik Dairesi Başkanı izin vermediği sürece güvenlik görevlilerine, ordu personeline ve polise soruşturma açılmasına ve ceza verilmesine karşı da yasal dokunulmazlık sağladı.

Tüm bunlar da onlara 2011 yılından önce istedikleri ihlalleri, bu tarihten sonra da savaş suçları ve insanlığa karşı suçları denetimsiz bir şekilde işleme yetkisi verdi.

Devlet Başkanlığının yargı üzerindeki kontrolü

Esed döneminde Devlet Başkanı, Yüksek Yargı Konseyi'nin başı olarak yargıyı kontrol etti, Yargının içi boşaltıldı, atamalar sadece sadakate dayandırıldı ve yargı Suriyelilerin haklarına yönelik bir baskı ve sindirme aracı haline geldi. Suriyelileri 2011 yılında rejime karşı ayaklanmaya iten ilk ve en önemli nedenlerden birinin adalet eksikliği olduğuna inanıyorum.

csdvfgtbr
Suriye'nin başkenti Şam'ın dış mahallelerinden Adra'da devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed yanlısı milislerden olduğu şüphesiyle tutuklanan bir kişi, 30 Aralık 2024 (AP)

Suriye'de 2011 yılından bu yana işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar, iğrençlik ve canilik açısından tarihte eşine az rastlanır nitelikte suçlar. Şimdiye kadar ortaya çıkarılanlar, Suriye halkının tüm kesimlerine karşı işlenen bu vahşetin buzdağının sadece görünen kısmını oluşturuyor. Bu durum kaçınılmaz olarak her Suriyeliyi etkilemiş ve adalet meselesini yeni Suriye'nin üzerine inşa edileceği yapı taşı ve temel taşı haline getirdi.

Tüm bu suçlar ve on yılı aşkın bir süredir devam eden adaletsizlikler, toplumsal bir gerilim durumu yaratmış ve Suriye toplumunda mezhepsel, bölgesel ve hatta ailesel çizgiler boyunca enlemesine ve boylamasına uzun çatlaklar oluşturdu. Hiçbir Suriyeli, ailelerini öldüren, evlerini yıkan ve onları terk edenlerin hiçbir şey olmamış gibi yanlarında aileleriyle birlikte yaşadığını gördüğü sürece kendini bir daha güvende hissedemez.

Hiçbir iktidar, insanları sakinleştirmeden hükmedemez. Geçiş dönemi adaleti, gerilimleri azaltmak ve bireysel ve kolektif intikamı önlemek için tam da bu anlama geliyor. Suriye toplumu, adaletin yerini bulacağını, kendilerine yapılan tüm bu zulümlerin faillerinin adalet karşısına çıkmasını ve cezalandırılmasını sağlayacak somut tedbirler alınacağını hissetmeden istikrara kavuşamaz ve geleceğe doğru adım atamaz.

Tüm bu suçlar ve on yılı aşkın bir süredir devam eden adaletsizlikler, toplumsal bir gerilim durumu yaratmış ve Suriye toplumunda mezhepsel, bölgesel ve hatta ailesel çizgiler boyunca enlemesine ve boylamasına uzun çatlaklar oluşturdu.

Ancak Suriye'deki yeni otoritenin bunu gerçekleştirmesinin önünde bir takım yasal engeller var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1- Yargı kurumlarının, tüm yargı sistemini saran yolsuzluklar, yetersizlikler ve mevcut yapısı sebebiyle geçiş dönemi adaletindeki rolünü yerine getirememesi.

2- Suriye Ceza Kanunu'nda savaş suçları ve insanlığa karşı suçların cezalandırılmasını öngören yasal hükümlerin bulunmaması, suçluların bu tür suçlarla itham edilmesini engelleerken suçlamalar, suçun ciddiyetini asla yansıtmayan ve suçun gerçek hikayesini anlatmayan şahsi cinayet suçlamalarına indirgeniyor.

3- Başta üst düzey isimler olmak üzere savaş suçlularının çoğu başka ülkelere kaçtığından, Suriye Ceza Kanunu'nda öngörülen ve uluslararası hukukta yasaklanan ölüm cezasıyla karşı karşıya kalmaları halinde bu ülkelerden bazılarının onları iade etmesi pek olası görünmüyor.

Yapısal adaletin önemi

Bu yüzden anayasal adalet yoluyla geleceği inşa etmeye başlamak için, bağımsız bir geçiş dönemi adaleti organının kurulması gerekiyor. Bu geçiş dönemi adaleti organının görevleri arasında şunlar yer alıyor:

1- Tüm dünyanın gözü bu mahkemenin üzerinde olacağından, tarafsızlığı ve adil ve şeffaf yargılamaların olması için Suriyeli ve uluslararası yargıçlardan oluşan özel bir ya da birkaç mahkeme kurulması. Bu mahkeme ya da mahkemeler, 2011 yılından bu yana işlenen suçları kovuşturmak, suçluları yargılamak ve tutuklamak, yağmalanan ve çalınan fonlara ve val valıklarına el koymak ve gerektiren durumlarda mevcut durumu eski haline getirmek için Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) mekanizmalarını ve UCM Roma Tüzüğü’nün ceza kanunlarını benimseyecektir. Bu mahkeme ya da mahkemelerin yargıçları dürüst, tarafsız ve bağımsız oldukları kabul edilmiş kişiler olmalıdır.

2- Devlet, uluslararası ve yerel hibeler ve suçluların el konulan taşınır ve taşınmaz malları tarafından finanse edilen, kişisel olarak yaralanan yahut ailelerinden ve sevdiklerinden bir ya da daha fazlasını kaybeden vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararı telafi etmek, yaralılar ve engelliler ile evleri, işyerleri ve mülkleri tamamen ya da kısmen zarar görenlere tazminat ödemek için özel bir fon kurulması. Bu adım, ülkenin dört bir yanında saha araştırması yapacak, mağdurların ve kayıp kişilerin isimlerinin bir listesini oluşturacak, maddi hasarın değerini değerlendirecek, yaralıların ve engellililerin sayısını belirleyecek ve tedavilerinin devamını sağlayacak uzman teknik komiteler aracılığıyla atılabilir. Bu fonun yetkisi daha sonra 2011 yılından önce meydana gelen ihlalleri de kapsayacak şekilde genişletilebilir.

3- Hem aralarında hem de kendi içlerinde yaşanan kanlı çatışmalar da dahil olmak üzere ihlallere tanık olan köylerdeki ve ilçelerdeki geçici bölünmeleri ele almak için sivil barış ve ulusal uzlaşı komiteleri oluşturulmalı. Bu komitelerde, intikam duygularını dizginlemek, uzlaşı sağlamak, şüpheleri ortadan kaldırmak ve toplumun farklı kesimleri arasındaki güveni yeniden tesis etmek için dini, mezhepsel ya da ulusal çatışmalara yahut anlaşmazlıklara tanık olan bölgelere giden kültür, bilim, hukuk, sanat, din ve sosyal alanlardan saygın isimler yer almalı. Bu komiteler aynı zamanda kayıp kişilerin, kaçırılanların ve alıkonulanların bulunmasına ve ailelerine iade edilmesine yardımcı olmakla görevlidir. Suçluların ceza alması ve mağdurlara tazminat ödenmesinin yanında mağdurların desteklenmesi ve psikolojik tedavi hizmeti verilmesi için komiteler ve dernekler kurulması için de çalışırlar.

4- Geçiş dönemi adaleti kavramını, araçlarını, organlarını ve rolünü açıklamak için kapsamlı bir kampanya yürütmekle görevli bir medya ofisi kurulması. Bu medya ofisi, misyonunu yerine getirmek için tüm görsel, işitsel ve yazılı medyayı kullanmalı. Hukuk ve sosyal uzmanlar tarafından yönetilmeli. Onlara gönüllü gençlerden oluşan komiteler yardımcı olur. Sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) iş birliği içinde oluşturulan gönüllü gençlik komiteleri, geçiş dönemi adaleti kavramını tüm vatandaşlara iletmek ve geçiş dönemi adaleti kurumlarıyla etkileşime girmelerine, onlara güvenmelerine, taleplerini onlara iletmelerine ve takip etmelerine yardımcı olmak için eğitilirler.

5- Geçmiş olayları belgelemek, açıklığa kavuşturmak ve unutulmaz hale getirmek olan bir hafıza merkezinin kurulması. Hafıza merkezi, kurbanların isimlerinin anıtlar aracılığıyla ölümsüzleştirilmesini ya da katledikleri coğrafi bölgelerdeki okullara, mekanlara ve meydanlara isimlerinin verilmesiyle de ilgilenir. Bu bilgiler okullarda okutulan tarih kitaplarına dahil edilmeli. Böylece ülkenin yaşadıkları herkes için bir ders olsun ve gelecek nesillere örnek teşkil etsin. Yapılan büyük fedakarlıklar unutulmaz ve onların örnekliği toplumun hafızasında her zaman var olur, ulusun hafızasında ölümsüzleşir.

Af meselesinden ve affın adaletsizlikten değil, uzlaşının sağlanmasındaki rolünden bahsetmek mümkündür. Bu yol kullanılmalı, ancak yaralar hala kanarken üstünü kapatacak kadar genelleştirilemez.

x cvfgbr
Suriye'nin Kasiyun Dağı'ndaki bir askeri üssünde, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in yırtılmış bir posterinin yanında, önceki Devlet Başkanı Hafız Esed'in bir heykelinin başını gösteren muhalif grupların bir üyesi, 29 Aralık 2024 (Reuters)

Burada af meselesinden ve adaletsizlikten değil, uzlaşının sağlanmasındaki rolünden bahsedebiliriz. Bu yol kullanılmalı, ancak yaralar henüz kanarken üstü kapatılacak ve dolayısıyla küllerin altında her an tutuşabilecek bir ateş oluşturacak kadar genelleştirilemez. Sınırlı ve spesifik olmalı. Dosyaların ‘Allah affetsin’ yaklaşımıyla değil, medeni bir şekilde çözülmüş ve uzlaşıya varılmış olarak kapatılması için kullanılmalı.

Suriye halkının en şiddetli diktatörlükten özgürlüğe kavuşmak için kurbanlar vererek ve fedakarlıklar yaparak ödediği çok yüksek bedel, geçiş dönemi adaletini, kurumlarının ve organlarının kurulmasını bu aşamada en önemli görev haline getiriyor. Geçiş dönemi adaletini Yeni Suriye’nin yeniden inşasının ilk yapı taşını ve temel taşını oluşturmak üzere derhal tesis edilmeye başlamalı, kavramını yaygınlaştırmak ve halkı bu kavrama alıştırmak için toplumsal bir kampanyası yürütmeliyiz.



Lübnan, Mısır'dan "uzun sürecek bir İsrail savaşı" hakkında istihbarat aldı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan, Mısır'dan "uzun sürecek bir İsrail savaşı" hakkında istihbarat aldı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ve Mısır Büyükelçisi Alaa Musa ile görüştü (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan, Mısır'dan İsrail savaşının uzun süreceğine dair olumsuz bilgiler aldı; bu bilgiler, yakın bir ateşkesin kesin işaretlerinin olmaması ve İsrail'in güney Lübnan'a yeni bir askeri birlik konuşlandırarak çatışma alanını kademeli olarak tırmandırma niyetini teyit etmesiyle eş zamanlı olarak geldi.

Beyrut'ta yetkililerle bir araya gelen Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, "ülkesinin, gerilimi azaltmak ve bölgedeki çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında mesaj iletimi de dahil olmak üzere yoğun temaslar yürüttüğünü, aynı zamanda İsrail tarafıyla da iletişim halinde olduğunu" açıkladı. Ancak Abdulati'nin Beyrut'taki görüşmelerine yakın kaynaklar, atmosferin "cesaret kırıcı" olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, siyasi ve askeri verilerin Lübnan meselesine olumlu bir yaklaşımı yansıtmadığını, özellikle de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Lübnan savaşına Amerika ve İran arasındaki müzakerelerin bir parçası olmasına izin vermeyi reddettiğini ve "Hizbullah'ı ortadan kaldırma" konusundaki tutumunu sertleştirdiğini, bunun da Lübnan savaşının uzun vadeli olacağının göstergesi olduğunu belirtti.


İsrail'in güney Lübnan ve Beyrut'un güney banliyölerine yönelik hava saldırıları

 26 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail'in Mansuri köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman görülüyor (AP)
26 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail'in Mansuri köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman görülüyor (AP)
TT

İsrail'in güney Lübnan ve Beyrut'un güney banliyölerine yönelik hava saldırıları

 26 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail'in Mansuri köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman görülüyor (AP)
26 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail'in Mansuri köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman görülüyor (AP)

İsrail savaş uçakları bu sabah, Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman, Qalila kasabaları ve Mansuri'nin banliyölerini hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Hava saldırıları Hanin'deki bir evi, Kfar Rumman'daki açık bir alanı, güneydeki Qalila kasabası yakınlarındaki Amriye bölgesindeki bir binayı ve Mansuri'nin banliyölerini vurdu.

Bununla bağlantılı olarak, resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, İsrail topçularının bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Beyt Lif kasabasının girişlerini ve Dibil, Kuzah, Nakura kasabalarının ve Hamul bölgesinin dış mahallelerini bombaladığını bildirdi.

Ajans ayrıca, İsrail insansız hava araçlarının (İHA) şafak vakti güneydeki Kfar Rumman kasabasında bir evi hedef aldığını, batı kesimdeki bir dizi köyün yoğun topçu bombardımanına maruz kaldığını ve şafak vakti Beyrut'un güney banliyölerindeki Havita el-Gadir bölgesine hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi.

İsrail ordusu, bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Sajd köyü sakinlerine acil bir uyarıda bulunarak, evlerini derhal boşaltmalarını ve Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmalarını istedi.


Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.