Gazze'de savaşın ertesi günü… Hamas'ın Toplum Destek Komitesi önerisini kabul etme daveti ‘çekinceyle’ karşılandı

El-Fetih, Toplum Destek Komitesi’nin Filistin coğrafyasını birleştirmediğini vurguluyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)
TT

Gazze'de savaşın ertesi günü… Hamas'ın Toplum Destek Komitesi önerisini kabul etme daveti ‘çekinceyle’ karşılandı

İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)

Hamas'tan savaşın ertesi günü için Gazze Şeridi Yönetim Komitesi’ne ilişkin yeni çağrılar geldi. El-Fetih Hareketi ile Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi'nin bu komiteyi kurma çabalarına karşılık vermeleri talep edildi. Hamas çekincelerini dile getirerek Gazze Şeridi'ni Batı Şeria'dan ayıran herhangi bir komiteyi kabul etmeden yönetimin hükümette olmasını istedi.

Ekim ve kasım aylarındaki iki turun ardından Kahire'nin desteklediği, teknokratlardan oluşması ve Filistin Devlet Başkanı'nın kararnamesiyle Gazze Şeridi'ni ve Mısır sınır kapısını yönetecek bir Toplum Destek Komitesi kurulmasına ilişkin ön anlaşmadan yaklaşık bir ay sonra ortaya çıkan bu farklılık, Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanların tahminlerine göre yönetim arasında anlaşmazlıkların ve ilan edilmemiş retlerin varlığını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, bu fikrin temelde savaşın ertesi günü İsrail'in Hamas'ın iktidardaki varlığını reddetme bahanesiyle Gazze Şeridi'nden çekilmesini engelleyecek herhangi bir bahanesini önlemeye dayandığını düşünüyor. Uzmanlar, bunu göz önünde bulundurarak Mısır'ın ek çaba göstermesini bekliyor.

Hamas, cuma günü yaptığı basın açıklamasında son aylarda Araplar ve Müslümanlar tarafından desteklenen ‘Mısır'ın Gazze Şeridi'nin işlerini geçici olarak yönetecek bir Toplum Destek Komitesi kurma girişimine’ olumlu yaklaştı.

sd
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki ez-Zevayide'ya düzenlediği hava saldırısının ardından bir Filistinli yaralı bir çocuğu tahliye ediyor. (AP)

Aralık ayı başında komiteyi kurmayı kabul ettiğini duyuran Hamas, komiteyi kurmak için Mısır'daki kardeşlerin himayesinde El-Fetih Hareketi mensuplarıyla uzun bir yol kat ettiklerini duyurdu. Hamas tarafından yapılan açıklamada ayrıca, ulusal ve profesyonel yetkinliklere sahip bir dizi güç, hizip ve ulusal figürle önerilen bir grup isim üzerinde iletişim kurulduğu, anlaşmaya varıldığı ve bunların Mısır'daki kardeşlere teslim edildiği belirtildi.

Aynı açıklamada Hamas, Toplumsal Destek Komitesi'nin Filistin siyasi sistemi çerçevesinde oluşturulması çabalarına El-Fetih Hareketi’nin ve siyasi otoritenin karşılık vermesini, komitenin ulusal uzlaşı ve siyasi meşruiyet yoluyla çalışmasını umduğunu ifade etti.

Filistin Yönetimi’ne yakın bir kaynak dün Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Filistin Devlet Başkanı Gazze'nin bölünmesine yol açacağı endişesiyle bu komiteyi kurmaktan kaçınıyor. Bu nedenle, geçen Aralık ayının başından bu yana bu komite ile ilgili anlaşmaların tamamlanmasına rağmen bu konuda bir kararname imzalamadı. Kararnameyi yayınlama konusundaki çekincelerini dile getirdi. Kahire yönetiminden Filistin halkının haklarını koruyacak şekilde bölünmeyi sona erdirmeye devam etmek için ek çabalar bekledi” ifadelerini kullandı.

Bu arada El-Fetih Hareketi Sözcüsü Munzir el-Hayek, dün Filistin medyasında yer alan açıklamalarında, ‘Filistin coğrafyasını ya da demografisini birleştirmeyen herhangi bir komitenin kurulmasının yanlış olduğunu’ belirtti. El-Hayek, “Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve onun yürütme kolu Filistin Yönetimi, Batı Şeria ve Gazze Şeridi üzerinde yasal yargı yetkisine sahiptir” diyerek Hamas'ın açıklamasına ilişkin çekincelerini dile getirdi.

El-Hayek, ‘Hamas'ı Gazze'ye karşı bir komplo olduğunu anlamaya ve durumun ciddiyetinin farkına varmaya’ çağırarak şu soruyu yöneltti: “Hamas neden bir açıklama yayınlayıp Filistin hükümetinin tüm Filistinlileri temsil ettiğini söylemiyor? Neden tüm Filistinlilere hizmet etmeyen komiteler oluşturuyoruz? Neden Filistin, Arap dünyası ve uluslararası toplum tarafından tanınan bir Filistin hükümeti varken Batı Şeria ve Gazze diye bölünüyor?”

juık89op0
Han Yunus'ta İsrail bombardımanında hayatını kaybeden bir aile üyesinin yasını tutan Filistinli bir kadın (AFP)

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab'a göre bu fikir Kahire tarafından geçtiğimiz ekim ayında bir ‘komite’ kurulması için sunuldu. Er-Rakab, İsrail'in iktidarı Hamas ya da El-Fetih'e devretmemek ve Gazze Şeridi'nde kalmak için öne sürdüğü gerekçeleri ve bahaneleri ortadan kaldırmak amacıyla kasım ayında tartışılan ve aralık ayında olgunlaştırılan bu fikri ‘ezber bozan bir fikir’ olarak nitelendirdi.

Er-Rakab’a göre komite üzerinde bir anlaşmaya varılamamasının nedeni, ‘Filistin Devlet Başkanı tarafından bir kararname çıkarılmaması ve bu çekincenin nedeni ya da anlaşmazlıkların niteliği hakkında resmi bir açıklama yapılmamasıdır.’

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mutava, Toplum Destek Komitesi’nin kurulmasıyla ilgili bir sorun olmadığını, Hamas'ın Gazze Şeridi'nde iktidar partisi olarak kalmak istediğini ve komiteyi bir kılıf olarak kullandığını düşünüyor. Mutava, “Hamas eğer ciddi olsaydı, Filistin birliğini tehdit eden ya da Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nde kalma planlarını uzatan bahaneleri engellemek için Gazze Şeridi'nin yönetiminden çekildiğini resmen açıklar ve konuyu Filistin Yönetimi’ne devrederdi” dedi.

Meselenin Filistin Yönetimi ile Hamas arasında kapatılması gereken uçurumlarla ilgili olmadığına inanan Mutava, Hamas'ın ‘savaşın ertesi günü iktidarda kalmak için son ana kadar bir garanti elde etmek istediğini, Binyamin Netanyahu'nun da son ana kadar iktidarda kalmak istediğini’ vurguladı.

scdvfgtb
Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)

Hamas liderleri Şarku’l Avsat'ın yorum talebine yanıt vermediği gibi Kahire de El-Fetih ve Hamas arasındaki görüşmelerin arabuluculuğunun sonuçlarına ilişkin resmi bir tutum açıklamadı.

Şarku’l Avsat'a daha önce konuşan Filistinli kaynaklara göre, onaylanması halinde komite Filistin Yönetimi'ne bağlı olacak ve bağımsız kişilerden oluşacaktı; Sivil işleri yönetmek, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere insani yardım sağlamak ve dağıtmak, Mısır ile Refah Sınır Kapısı’nı yeniden açmak ve İsrail savaşında yıkılan yerleri yeniden inşa etmeye başlamakla görevlendirilecekti.

Komitenin izleyeceği yol konusundaki bu belirsizlik, İsrail Başbakanı'nın Hamas'ın kalıcı olarak iktidarda kalmasını reddeden tutumu ışığında, Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesinin ertesi günü konusunun İsrail'in tartışma masasında yeniden yer alması ışığında ortaya çıkıyor.

cdfvrgth
Han Yunus'taki İsrail askeri operasyonunun ardından yıkılan evlerin enkazı arasından geçen Filistinliler (EPA)

Yedioth Aharonoth gazetesi, İsrail güvenlik teşkilatındaki üst düzey yetkililerin Hamas yönetimine bir alternatif bulunmaması halinde İsrail'in 7 Ekim 2023'ten önceki duruma döneceği uyarısında bulunmasından günler sonra, perşembe günü yapılan ve başta savaşın ertesi günü olmak üzere çeşitli konuların ele alındığı bakanlar toplantısını ‘insani yardım dağıtımı meselesi’ başlığı altında haberleştirdi.

Mutava’nın değerlendirmesine göre savaşın ertesi günü, özellikle ateşkes anlaşması olasılığı ile birlikte, tüm taraflar için ana endişe kaynağı olacak. Kahire'nin bölünmeyi sona erdirmek ve çözüm aramak için çabalarını sürdürmesini beklediğini de sözlerine ekleyen Mutava, “Hamas ve Netanyahu'nun çıkarları her türlü süreci kontrol ediyor ve sekteye uğratıyor” dedi.

Er-Rakab'a göre top şu anda Filistin Yönetimi'nin sahasında ve Kahire'nin savaşın ertesi günü ortaya çıkabilecek İsrail bahanelerini engellemek amacıyla Toplum Destek Komitesi anlaşmasındaki olası boşlukları kapatmak için çabalarını sürdüreceğini umuyor.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.