Suriye Savunma Bakanlığı, gönüllülere dayalı profesyonel bir ordu kuracak

Herhangi bir silahlı gruba mezhepsel, dini veya bölgesel özellik verilmesi reddedildi

Suriye Savunma Bakanlığı, silahlı grupların Savunma Bakanlığı'na entegre edilmesi sürecinin bir parçası olarak toplantılar düzenliyor. (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Savunma Bakanlığı, silahlı grupların Savunma Bakanlığı'na entegre edilmesi sürecinin bir parçası olarak toplantılar düzenliyor. (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Suriye Savunma Bakanlığı, gönüllülere dayalı profesyonel bir ordu kuracak

Suriye Savunma Bakanlığı, silahlı grupların Savunma Bakanlığı'na entegre edilmesi sürecinin bir parçası olarak toplantılar düzenliyor. (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Savunma Bakanlığı, silahlı grupların Savunma Bakanlığı'na entegre edilmesi sürecinin bir parçası olarak toplantılar düzenliyor. (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Savunma Bakanlığı, grupların Savunma Bakanlığı'na entegre edilmesi sürecinin bir parçası olarak askeri liderlerle oturumlar düzenlemeye devam ediyor. Medya kaynakları, bakanlığın zorunlu hizmet yerine gönüllülere dayalı profesyonel bir ordu kurmak için çalıştığını aktardı.

Karar, Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ve Genelkurmay Başkanı Tuğgeneral Ali Nurettin en-Nasan'ın yeni Savunma Bakanlığı'nın yapısı konusunda Suriyeli silahlı grupların çoğuyla anlaştığı sırada alındı.

Suriye'nin el-Vatan gazetesine dün (Pazartesi) konuşan kaynaklar, Suriye Milli Ordusu'nda (SMO) görev yapan ve devrik rejimin ordusundaki askerlik hizmetinden ayrılan subayların Savunma Bakanlığı'nın yapısında özel bir statüye sahip olacaklarını söyledi.

cdfvbgth
Suriye’deki yeni yönetimin Adalet Bakanı Şadi Muhammed el-Veysi, 29 Aralık 2024 tarihinde Suveyda kentinde yerel yetkililer, hakimler ve avukatlarla bir araya geldi. (AFP)

Suriye medyası Savunma Bakanlığı'nın aldığı kararlar arasında herhangi bir silahlı gruba mezhepsel, dini ya da bölgesel özellik kazandıran herhangi bir önerinin reddedilmesinin de yer aldığını bildirdi. Bakanlık, Suriye'nin kuzeyindeki SMO gruplarıyla orduya katılma planı üzerinde anlaşmaya varıldığını da bildirdi.

Kararda, Suveyda'daki grupların çoğunun kotalar olmaksızın ulusal temele dayalı bir orduya katılmaya hazır olduklarını ifade ettikleri belirtildi. Ayrıca Dera'daki bazı silahlı grupların kendi bölgesel özgüllüklerini kurma fikrini ortaya attıkları kaydedildi.

Suriye Kamu Güvenliği Departmanı pazar günü, ülkenin merkezindeki Humus'ta gözaltına alınan bir grup tutuklunun serbest bırakıldığını duyurdu.

Suriye resmi haber ajansı SANA, Humus'taki Kamu Güvenliği Departmanı’ndan bir kaynağa dayandırdığı haberinde şu ifadelere yer verdi: “Kamu Güvenliği Departmanı tarafından yakın zamanda gözaltına alınanlarla ilgili davaların koşul ve şartlarının tamamlanmasının ardından ve ön soruşturmanın tamamlanması, gözaltına alınanların silah bulundurmadığının teyit edilmesi ve yeni Suriye yönetimine karşı herhangi bir eylemde bulunmayacaklarına dair taahhütleri nedeniyle, Humus'ta gözaltına alınan bir grup kişinin, çağrıldıklarında gelmeyi taahhüt etmeleri koşuluyla serbest bırakıldığını duyuruyoruz.”

Şarku’l Avsat’ın DPA'dan aktardığına göre, ilgili prosedürlerin tamamlanmasının ardından, gözaltına alınan başka kişilerinde serbest bırakılacağını belirten kaynak, Kamu Güvenliği Departmanı'nın Humus vilayetinin tüm bölgelerinde güvenliği sağlamak ve istikrarı tesis etmek için sürekli çalıştığını vurguladı.

Birkaç gün önce İçişleri Bakanlığı, Suriye'deki Askeri Operasyonlar Dairesi ile iş birliği içinde, silahlarını teslim etmeyi ve yerleşim merkezlerine gitmeyi reddeden ‘savaş suçlularını ve suça karışanları’ aramak için Humus şehrinin mahallelerinde geniş çaplı bir tarama operasyonu başlattı.

scdfgrth
Suriye’deki yeni yönetimde Kamu Güvenliği Departmanı, güvenlik unsuru kartının iki yüzünü ve Adalet Bakanlığı mensuplarının herhangi bir işlem yapma yetkisine izin veren örnek belgeyi paylaştı. (Kamu Güvenliği Departmanı)

Diğer yandan Suriye İçişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak dün yaptığı açıklamada, güvenlik kartlarının Kamu Güvenliği Departmanı çalışanlarına tahsis edileceğini ve bir kişinin gözaltına alınmasının Adalet Bakanlığı tarafından yetkilendirilen bir misyon aracılığıyla yapılacağını söyledi.

Söz konusu karar, Esed rejiminin düşmesinin ardından Suriye'nin çeşitli bölgelerinde hüküm süren kaos ve güvensizlik durumu ile suçların işlenmesine ve güvenlik veya askeri kurumlara ait olduğunu iddia eden çetelerin ortaya çıkmasına neden olan birçok silahlı grubun varlığına yönelik olarak alındı.

İçişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, vatandaşları güvenlik kartı ve Adalet Bakanlığı tarafından verilen tutuklama emrinin türü gösterilmeden yapılan tutuklamaları bildirmeye çağırdı. Söz konusu ihbarın, Suriye güvenliğine ait olduğunu iddia eden kişilerle ilgili olarak, beraberindeki aracın türü ve numarası ile kişi sayısı gibi diğer bilgilerle birlikte ilgili makamlara yapılması gerektiğini sözlerine ekleyen kaynak, Suriyelilere önceki iki koşul yerine getirilmedikçe kimseye teslim olmamaları çağrısında bulundu.



Bağdat, saldırıların kaynaklarını takip etmek için Suudi Arabistan ve BAE’ye heyet gönderiyor

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)
TT

Bağdat, saldırıların kaynaklarını takip etmek için Suudi Arabistan ve BAE’ye heyet gönderiyor

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi (AFP)

Iraklı bir hükümet yetkilisi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef alan saldırıların güzergâhı ve çıkış noktalarına ilişkin istihbarat bilgileri talep etmek üzere üst düzey bir güvenlik heyetinin kısa süre içinde iki ülkeye gönderileceğini doğruladı. Heyetin, saldırılarla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında temaslarda bulunacağı belirtildi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Iraklı yetkili, “Silahlı Kuvvetler Başkomutanı ve Başbakan Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirilen son Ulusal Güvenlik Bakanlar Konseyi toplantısında, saldırılarla ilgili soruşturma komisyonu kurulması kararlaştırıldı. Komisyon kapsamında oluşturulan iki ekipten biri Suudi Arabistan ve BAE’ye gidecek” dedi.

Irak hükümeti çarşamba günü yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve BAE’yi hedef alan saldırılarda Irak topraklarının kullanıldığının kanıtlanması halinde, olayla bağlantılı kişilere karşı “tüm gerekli adımların atılacağını” duyurmuştu. Açıklamada ayrıca, iki ülkenin ilgili makamlarıyla koordinasyon sağlamak ve soruşturmaları takip etmek amacıyla özel bir komite kurulduğu belirtilmişti.

Iraklı yetkili, “Soruşturma ekibi, saldırılardan sorumlu tarafları takip etmek amacıyla radar haritaları ve çeşitli delillerden yararlanacak. Komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra nihai raporunu Başbakan Ali ez-Zeydi’ye sunacak” ifadelerini kullandı.

Daha önce Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Sözcüsü Sabah en-Numan da yayımladığı açıklamada, “Ulusal Güvenlik Bakanlar Konseyi toplantısında Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef alan saldırılara ilişkin soruşturmaların sürdürülmesi ele alındı. Bu kapsamda, iki ülkenin ilgili makamlarıyla temas kurulması için özel bir komite oluşturuldu. Başbakan, Irak topraklarının saldırılar için kullanıldığının tespit edilmesi halinde ilgili tüm kişilere karşı gerekli işlemlerin yapılması talimatını verdi” dedi.

Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çarşamba gecesi yayımladığı basın açıklamasında, komşu ülkeleri veya Arap ülkelerini hedef alan her türlü saldırı ve saldırganlığı reddettiğini yineledi. Açıklamada, “Ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesinin ve bölgenin daha fazla gerilimden uzak tutulmasının önemi” vurgulanırken, güvenlik kurumlarına da “devam eden soruşturmaların tamamlanması ve Irak’ın güvenliği ile egemenliğini koruyacak gerekli önlemlerin alınması” çağrısı yapıldı.

Birleşik Arap Emirlikleri, Barakah nükleer enerji santralini hedef alan İHA saldırısının ardından Irak hükümetinden, kendi topraklarından kaynaklanan “tüm düşmanca faaliyetleri acilen ve koşulsuz biçimde engellemesini” talep etti.

Suudi Arabistan ise BAE’ye yönelik saldırıyı “en sert ifadelerle” kınayarak, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden saldırıları kesin şekilde reddettiğini açıkladı. Suudi Dışişleri Bakanlığı, Krallığın BAE ile tam dayanışma içinde olduğunu ve egemenliği, güvenliği ile toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tüm tedbirleri desteklediğini vurguladı.

Güvenlik alanında ise Irak Terörle Mücadele Birimi, “istihbarat kapasitesini güçlendirmek ve farklı istihbarat birimleri arasındaki çabaları birleştirmek” amacıyla Terörle Mücadele Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde bir İstihbarat Koordinasyon Merkezi açıldığını duyurdu.

Terörle Mücadele Birimi’nin açıklamasında, kurum başkanı Korgeneral Kerim et-Temimi’nin Terörle Mücadele Kuvvetleri Komutanlığı karargâhını ziyaret ederek İstihbarat Koordinasyon Merkezi’nin açılışını yaptığı belirtildi.

Açıklamada ayrıca merkezin, “istihbarat çalışmalarını güçlendirmek ve birleştirmek, teşkilat personelinin istihbarat kapasitesini artırmak ve farklı istihbarat birimleri arasında koordinasyon ile iş birliğini geliştirmek” amacıyla kurulduğu ifade edildi.


ABD’den Lübnan’da Hizbullah bağlantılı yetkililere yaptırım

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
TT

ABD’den Lübnan’da Hizbullah bağlantılı yetkililere yaptırım

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AFP)

ABD yönetimi, aralarında Lübnan’daki Hezbollah mensubu dört milletvekili, Amal Movement yetkilileri, Lübnanlı güvenlik görevlileri ve bir İranlı diplomatın bulunduğu dokuz kişiye yaptırım uyguladı. Söz konusu isimler, Lübnan’daki “barış sürecini engellemek” ve İran destekli örgütün silahsızlandırılmasını zorlaştırmakla suçlandı.

ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), yaptırım kararının, Lübnan parlamentosu, ordu ve güvenlik kurumlarına sızdığı belirtilen Hizbullah yanlısı yetkilileri kapsadığını açıkladı. OFAC açıklamasında, bu kişilerin “İran destekli terör örgütünün devletin temel kurumları üzerindeki nüfuzunu korumaya çalıştığı” ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Hizbullah’ın silahlı faaliyetlerini sürdürmesi ve Lübnan devleti üzerindeki baskıcı etkisinin, hükümetin devlet kurumları üzerindeki otoritesini tesis etmesini ve örgütün silahsızlandırılmasını engellediği belirtildi.

Yaptırım listesinde Hizbullah’ın parlamentodaki milletvekilleri Muhammed Fneiş, Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan yer aldı.

Karar kapsamında ayrıca, Lübnan Dışişleri Bakanlığı tarafından “istenmeyen kişi” ilan edilen İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani ile Amal Hareketi’nin güvenlik sorumluları Ahmed Esad el-Baalbeki ve Ali Ahmed Safavi’ye de yaptırım uygulandı.

ABD Hazine Bakanlığı, Hizbullah’ın Lübnan’daki meşru güvenlik kurumları içinden de yasa dışı destek aldığını savunarak, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasreddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade’yi de yaptırım listesine ekledi. İki yetkilinin Hizbullah’a önemli istihbarat bilgileri aktardığı öne sürüldü.

İran gündemi vurgusu

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırımlarla ilgili açıklamasında, “Hizbullah bir terör örgütüdür ve tamamen silahsızlandırılmalıdır” dedi.

Bessent, bakanlığının “Lübnan hükümetine sızarak Hizbullah’ın Lübnan halkına karşı yürüttüğü anlamsız şiddet kampanyasını sürdürmesine ve kalıcı barışı engellemesine yardımcı olan yetkililere karşı gerekli adımları atmayı sürdüreceğini” söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott da yaptığı açıklamada, Hizbullah’a destek veren kişilerin “İran rejiminin Lübnan’daki kötü niyetli gündemini güçlendirdiğini” ve Lübnan halkının barış ile toparlanma sürecini aktif şekilde engellediğini ifade etti.

Pigott, Hizbullah’ın teröre desteğini sürdürmesi ve silah bırakmayı reddetmesinin, Lübnan hükümetinin halkın hak ettiği barış, istikrar ve refahı sağlamasını engellediğini belirtti.

Açıklamada, yaptırımların Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını engelleyen kişileri hedef aldığı, bunlar arasında parlamenterler, Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden İranlı bir diplomat ve görevlerini bir terör örgütü lehine kötüye kullanan Lübnanlı güvenlik yetkililerinin bulunduğu kaydedildi.

ABD yönetimi ayrıca, “Rewards for Justice” programı kapsamında Hizbullah’ın mali ağlarının çökertilmesine yardımcı olacak bilgi sağlayanlara 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Bu sadece başlangıç” denilerek, Hizbullah’ı koruyan, onunla iş birliği yapan veya Lübnan’ın egemenliğini herhangi bir şekilde zayıflatan herkesin hesap vereceği uyarısında bulunuldu.

Açıklamada, “İstikrarlı, güvenli ve bağımsız bir Lübnan için Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması ve güvenlik alanındaki yetkinin tamamen Lübnan devletine geri dönmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

ABD’nin, Lübnan halkı ve hükümetine “daha barışçıl, daha müreffeh ve daha istikrarlı bir gelecek” inşa etme yolunda destek vermeye hazır olduğu da vurgulandı.


Lübnan ABD’de yapılacak güvenlik toplantılarına katılmakta kararsız

Dün Güney Lübnan'daki Deyru'l-Kanun en-Nehr köyünde İsrail’in düzenlediği saldırıda yerle bir olan bir evin enkazında kurtarma ekipleri tarafından yürütülen arama çalışmaları (AP)
Dün Güney Lübnan'daki Deyru'l-Kanun en-Nehr köyünde İsrail’in düzenlediği saldırıda yerle bir olan bir evin enkazında kurtarma ekipleri tarafından yürütülen arama çalışmaları (AP)
TT

Lübnan ABD’de yapılacak güvenlik toplantılarına katılmakta kararsız

Dün Güney Lübnan'daki Deyru'l-Kanun en-Nehr köyünde İsrail’in düzenlediği saldırıda yerle bir olan bir evin enkazında kurtarma ekipleri tarafından yürütülen arama çalışmaları (AP)
Dün Güney Lübnan'daki Deyru'l-Kanun en-Nehr köyünde İsrail’in düzenlediği saldırıda yerle bir olan bir evin enkazında kurtarma ekipleri tarafından yürütülen arama çalışmaları (AP)

Lübnan, İsrail'in ateşkese yönelik ihlallerinin devam etmesi nedeniyle 29 Mayıs'ta ABD Savunma Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail orduları temsilcileri arasında yapılması planlanan güvenlik toplantılarına katılmakta kararsız.

Lübnan şu an iki seçenekle karşı karşıya: Ya bu görüşmelere katılımını askıya alacak ya da teknik gündemin birinci maddesine ateşkesin eklenmesini ön koşul olarak öne sürerek toplantılara katılacak. Çünkü ateşkesin sağlanamaması, Litani Nehri’nin kuzeyinde artan ihlaller göz önünde bulundurulduğunda, görüşmelere katılımı müzakerelerin başlamasıyla ilişkilendiren Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevvaf Selam'ı zor duruma düşürüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, Lübnan'ın İsrail'in askeri güçle uyguladığı baskı ve Hizbullah'ın buna verdiği yanıt altında müzakereleri yeniden başlatmaya istekli olmadığını bildirdi.

Öte yandan İsrail dün güneyde ‘sarı hat’ yakınlarındaki Hadase beldesine yönelik üçüncü bir ilerleme ekseni açması yeni bir gerilime işaret etti. Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, saldırının püskürtülerek girişimin başarısız olmasının sağlanmasının ardından İsrail askerlerinin Reşaf beldesine geri çekilmeye zorlandığını duyurdu.